Çalıştığınız Şirkete Vefa Borcunuz Yok; Kariyerinizi Profesyonelce Yönetmek Zorundasınız
“Hiç kimse vazgeçilmez değildir.”
Bu cümleyi işverenler yıllardır çalışanlara söyler.
Ancak aynı cümlenin diğer tarafı da vardır: Hiçbir şirket de çalışanı için vazgeçilmez değildir.
İş hayatında en sık yapılan hatalardan biri, çalışılan şirketi bir aile, patronu ise hayat boyu yanında olunması gereken bir kişi olarak görmektir. Elbette güçlü kurum kültürü, aidiyet duygusu ve uzun yıllar aynı kurumda çalışmak değerlidir. Ancak bunların tamamı karşılıklı olduğu sürece anlam taşır.
Günümüz iş dünyasında kariyer yönetimi, duygularla değil; yetkinlik, performans ve fırsatlar üzerinden yapılmaktadır.
Dolayısıyla çalışanların da aynı profesyonellikle hareket etmeleri gerekir.
İş Sözleşmesi Duygusal Değil, Profesyonel Bir İlişkidir
İşveren size maaş öder.
Siz de bilgi, zaman, emek ve tecrübenizi sunarsınız.
Aslında yapılan şey son derece basittir.
Bir taraf ücret öder.
Diğer taraf hizmet üretir.
Bu nedenle iş ilişkisini romantikleştirmek çoğu zaman çalışanların zararına sonuçlanır.
Şirketler;
- Karlılık düştüğünde,
- Ekonomik kriz başladığında,
- Teknoloji değiştiğinde,
- Satışlar azaldığında,
- Yeni yönetim geldiğinde,
binlerce çalışanıyla yollarını ayırabiliyor.
Çünkü şirketler kararlarını duygularla değil, finansal gerçeklerle alıyor.
O halde çalışanların da kariyer kararlarını aynı profesyonellikle vermeleri gerekir.
Sadakat Tek Taraflı Olduğunda Sömürüye Dönüşebilir
Türkiye’de birçok çalışan yıllarca aynı şirkette kalmayı “vefa” olarak görüyor.
Ancak aynı süre içerisinde;
- maaşı piyasanın altında kalıyor,
- terfi alamıyor,
- eğitim yatırımı yapılmıyor,
- yeni sorumluluklar yükleniyor,
- iş yükü artıyor,
- satın alma gücü düşüyor.
Buna rağmen sadece “vefa” duygusuyla iş değiştirmeyen çok sayıda çalışan bulunuyor.
Ne yazık ki işverenlerin önemli bir kısmı bunu sadakat olarak değil, alternatifsizlik olarak değerlendirebiliyor.
Profesyonel iş hayatında sadakat ödüllendirildiği sürece değerlidir.
Aksi halde kariyer gelişiminin önündeki en büyük engellerden biri haline gelir.
En Büyük Sermayeniz Çalıştığınız Şirket Değil, Kendinizsiniz
Bir şirket kapanabilir. Satılabilir. Birleşebilir. Patron değişebilir. CEO değişebilir.
Yönetim anlayışı tamamen farklılaşabilir.
Ancak sizin bilgi birikiminiz, tecrübeniz ve yetkinlikleriniz sizinle birlikte kalır.
Bu nedenle kariyer boyunca yapılacak en doğru yatırım;
- yabancı dil öğrenmek,
- dijital yetkinlik kazanmak,
- finans okuryazarlığını geliştirmek,
- liderlik becerilerini artırmak,
- iletişim kabiliyetini güçlendirmek,
- sürekli eğitim almaktır.
Şirketler gelir geçer.
Yetkinlik ise ömür boyu sizinle kalır.
Kariyerinizin CEO’su Sizsiniz
Birçok çalışan kariyerini şirketine bırakıyor.
Oysa hiç kimse sizin kariyerinizi sizden daha fazla düşünmez.
İşveren; şirketin geleceğini planlar. Siz ise kendi geleceğinizi planlamak zorundasınız.
Her yıl kendinize şu soruları sormalısınız:
- Bugün işten ayrılsam piyasada aynı maaşı alabilir miyim?
- Yerime kaç kişi bulunabilir?
- Ben kaç şirkette çalışabilecek bilgiye sahibim?
- Son bir yılda hangi yeni yeteneği kazandım?
- CV’m geçen yıla göre daha mı güçlü?
Bu soruların cevapları kariyerinizin gerçek performans göstergeleridir.
İş Değiştirmek İhanet Değildir
Bazı çalışanlar iş değiştirirken suçluluk hissediyor.
Oysa daha iyi;
- maaş,
- çalışma ortamı,
- kariyer fırsatı,
- yan hak,
- yönetici,
- kurum kültürü
sunulan bir şirkete geçmek son derece doğal bir kariyer kararıdır.
Nasıl ki şirketler daha iyi yönetici bulduklarında transfer edebiliyorsa, çalışanların da kendileri için en doğru fırsatı değerlendirmesi profesyonel hayatın doğal sonucudur.
Sürekli İş Değiştirmek de Doğru Değildir
Elbette bunun da bir dengesi vardır.
Her altı ayda bir şirket değiştirmek;
- güven problemi,
- adaptasyon sorunu,
- istikrarsızlık,
- düşük bağlılık algısı
oluşturabilir.
Önemli olan sık iş değiştirmek değil, doğru zamanda doğru değişimi yapabilmektir.
İyi Şirketler Çalışanı Tutmaya Çalışır
Başarılı kurumlar bilir ki; en pahalı yatırım makine değildir. En değerli sermaye insandır.
Bu nedenle güçlü şirketler;
- rekabetçi ücret sunar,
- eğitim yatırımı yapar,
- kariyer planı oluşturur,
- performansı ödüllendirir,
- çalışanını dinler,
- kurumsal kültürü güçlendirir.
Çalışanını elde tutabilen şirketler uzun vadede rakiplerine göre çok daha sürdürülebilir büyüme sağlar.
Sonuç
İş hayatında ne körü körüne sadakat ne de fırsatçılık doğru yaklaşımdır. Doğru olan; karşılıklı güvene, adil ücretlendirmeye, gelişim fırsatlarına ve profesyonelliğe dayalı bir çalışma ilişkisidir. Çalıştığınız kuruma elbette emeğinizin karşılığı olarak en iyi katkıyı sunun.
Ancak kariyerinizi tek bir şirkete emanet etmeyin. Çünkü bir gün şirketiniz değişebilir. Yönetiminiz değişebilir. Sektörünüz değişebilir. Hatta mesleğiniz bile değişebilir.
Değişmemesi gereken tek şey ise kendinize yaptığınız yatırımdır.
Unutmayın: En güvenli kariyer, tek bir şirkete bağlı olan değil; her koşulda değer üretebilen insanın kariyeridir.