BANKA HABERLERİ
Türkiye’de uygulanan politikalar krizi derinleştiriyor
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yazının amacı, Türkiye’nin içinde bulunduğu kriz ortamı ile ilgili düşüncelerimi aktarmak ve durumu daha çok para politikası açısından değerlendirmektir.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi, 2021 Mayıs ayına kadar kur 7.30-8.30 civarında dalgalanırken, enflasyon %15-%17 dolaylarında seyretmiştir. Haziran ayında “faiz neden enflasyon sonuç” tezi ortaya atılmış ve tezin gerektirdiği faiz indirimleri Eylül 2021’de başlamıştır. Merkez Bankası (TCMB) Para Piyasası Kurulu (PPK) bir haftalık repo ihale faiz oranını (politika faizi) 23 Eylül’de %19’dan %18’e, Ekim ayında %16’ya, Kasım ayında %15’e, ve Aralık ayında %14’e indirmiştir. (Halbuki 2021 yılı başında PPK yılın ilk toplantısında politika faizini %15’ten %17’ye, 18 Mart’ta da %19’a yükseltmişti. O sıralarda enflasyon oranı %15-16 düzeyinde seyrediyordu.)
Laboratuvar olarak kullanılan Türkiye’de test edilen hipotezin öngörüsünün aksine, hem enflasyon, hem kur yükselmeye başlamış, Aralık 2021’den itibaren enflasyonun artış hızı yükselmiştir. Kur ise örtülü müdahaleler sayesinde 2022 Mayıs ayına kadar 15 TL’nin altında kalmıştır. Tabii bu gelişmelerde Türkiye’nin üretimden uzaklaşıp daha çok dışa bağımlı hale gelmesi, 20 Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve neden olduğu petrol ve gıda ürünlerinde fiyat artışları, ve diğer global faktörlerin de önemli rolü vardır. Ancak Türkiye’de gerek enflasyon oranı, gerek kur artış oranı diğer ülkelerde olduğundan çok daha yüksek seyretmektedir (Ocak 2001-Ocak 2022 arası Türkiye’de dolar %95 değer kazanmıştır.) Bu farkın başlıca nedeni, Türkiye’de izlenen yanlış para politikalarıdır. Benzer sorunlarla karşılaşan diğer ülkeler önlem amaçlı faiz artırımına ve parasal daralmaya giderken, Türkiye tam aksini yapıp, ekonomi biliminin kabul etmediği bir hipotez doğrultusunda, faiz oranını düşürmüştür (Eylül-Aralık döneminde politika faizi 5 puan düşürülmüştür).
Bankaya yatırılan mevduata verilen negatif reel faiz (%14 faiz oranı-%36 Aralık enflasyonu = -%22 reel faiz), birikimlerinin satınalma gücünü korumak saikiyle insanları döviz, altın gibi farklı yatırımlara yöneltmiştir. Aralık 2021’de Kur Korumalı Mevduat (KKM) çıkarılmıştır. Ters dolarizasyonu sağlamak amacıyla çıkarılan KKM, kura endeksli olduğu için kurdan doğrudan etkilenen bir enstrüman niteliğindedir. Bu nedenle “örtülü dolarizasyon” şeklinde de düşünülebilir. 27 Mayıs 2022 itibarıyla “açık ve örtülü dolarizasyon”un toplam banka mevduatındaki payı %72’ye ulaşmıştır. TL’nin payı ise %28’e gerilemiştir. 27 Mayıs haftasında yalnız KKM’nin toplam mevduat içindeki payı %14 civarındadır. Döviz kurundan etkilenen mevduatların toplam mevduat içindeki payının yüksek olması, para politikasının etkinliğini kısıtlamaktadır.
Kur Korumalı Mevduat (KKM)
KKM’ye ilk girişler 22 Aralık 2021 tarihinde, 1 Dolar 11.3 TL iken başlamıştır. 24 Aralık itibarıyla katılım 29 milyar düzeyine gelmiştir. 3 aylık KKM’ın vadesi dolduğunda dolar kuru 14.84’e yükselmiştir. KKM’ın bu dönemdeki getirisi %27 olmuştur. (Vadeli mevduata stopaj uygulanırken, KKM’ler vergiden muaf tutulmaktadır.)
KKM getirisinin nasıl hesaplandığını bir örnekle gösterelim..
Örnek
10 000 TL tutarındaki KKM, 22 Aralık 2021 tarihinde, kur 11.63 TL iken açılıyor.
Banka %14 faiz veriyor. Bu 3 ayda %3.5 faiz demek.
Yatırılan 10 000 TL; başlangıçta, 10 000/11.3 = 860 dolar’a tekabül ediyor.
3 ay sonra dolar kuru 14.84 TL olunca 860 dolar, 860 x 14.84 = 12 750 TL’ye alınabiliyor.
Bu durumda mevduat sahibine 2750 TL ödemek gerekiyor. Bunun 350 TL’si (10 000 x 0.035 = 350) banka, 2400 TL’si Hazine tarafından karşılanıyor.
(Not: Kurun sabit kalması veya düşmesi halinde, mevduata ödenen getiri bankanın verdiği faiz oranı ile sınırlı kalıyor. KKM’nin vadesinden önce bozdurulması halinde, kur düşmüşse ana para kaybı söz konusu.)
KKM Uygulamasında Hazine’nin Yükünün Artmasında Bankaların Rolü
Aslında Hazine’nin yükünün artmasında bankaların da rolü var. Örneğin, 200.000 TL’ye yakın bir KKM’a banka %14 veriyor. Halbuki normal bir vadeli mevduata aynı tarihte, aynı vade, aynı miktar için %16 veriyor. Mevduat sahibi kur riskine karşı KKM’yi tercih ediyor. Kur artıyor ve diyelim KKM’ın getirisi %20 oluyor. Banka bunun sadece %14’ünü, Hazine ise %6’sını karşılıyor. Halbuki banka normal vadeliye verdiği %16’yı KKM’a da uygulasa, Hazine’ye düşen kısım sadece %4 olacak. Hazine’ye yansıyan yükün azaltılması için hükümet en azından bankaların KKM’a uygulayacağı faize bir alt sınır getirebilir diye düşünüyorum. (Aslında KKM’ye verilecek faiz oranı politika faizi + 3 puan olarak belirlenmiştir. Ancak bu sadece döviz bozdurarak açılan KKM’ler için geçerlidir.)
Haziran 2022’nin ilk haftasında, KKM hesapları 848.9 milyar TL’ye ulaşmıştır. KKM’lerin vade hitamında %90 oranında yenilendiği ifade edilmektedir. Aynı tarihte Merkez Bankası net rezervleri, swap hariç, eksi 52.2 milyar dolar düzeyindedir. Bu durumda döviz satışı ile kurları baskı altında tutmaya devam etmek mümkün olamayacaktır. Kur artışları kaçınılmaz görülmektedir. Bunun sonucunda da KKM’nin Hazine üzerindeki yükü giderek artacak, bütçe açıkları olumsuz etkilenecek, para basma gereksinimi artacaktır. KKM uzun vadede enflasyonu körükleyecek bir uygulamadır. İlâveten, uygulama gelir transferine, bu yolla da gelir dağılımındaki adaletsizliğin artmasına neden olacaktır.
Kur artışları ile ilgili bir öngörü yapmaya çalışalım. (Örnekte ABD doları kullanılmıştır.)
Serbest kambiyor rejiminde, kura müdahale olmadığı/gerekmediği bir ortamda, kur artış oranı kabaca, ”Türkiye’nin enflasyon oranı eksi ABD enflasyon oranı” şeklinde belirlenir. Türkiye için iki ayrı şekilde hesaplanan enflasyon oranını kullanarak kur tahmininde bulunalım.
TUİK , Mayıs 2021-Mayıs 2022 yıllık TÜFE enflasyon oranını %73.50 olarak açıklamıştır. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise, enflasyonu %160.76 olarak hesaplamıştır.
Mayıs 2021’de 1 Dolar = 8.30 TL.
ABD enflasyonunu %9 kabul edelim.
Kur Tahmini
Kabaca tahmin için aşağıdaki formülü kullanacağız.
30 Mayıs 2022 kur tahmini = ((Türkiye enflasyon oranı-ABD enflasyon oranı)+1) x Mayıs 2021 dolar kuru
TUİK enflasyon oranını kullandığımızda 30 Mayıs 2022 kur öngörümüz;
((0.735-0.09) + 1) x 8.30 = 13.65 TL olarak hesaplanmaktadır.
ENAG’ın enflasyon oranı kullanıldığında ise; 30 Mayıs 2022 tarihinde kurun kabaca,
((1.6076-0.09) + 1) x 8.30 = 20.89 TL olacağı öngörülebilir.
Haziran’ın ilk haftası itibarıyla Merkez Bankası net rezervlerinin swap hariç eksi 52.2 milyar dolar düzeyinde olduğunu belirtmiştik. Bu da Merkez Bankası’nın kura müdahale imkânının kalmadığını göstermektedir. Bu durumda daha gerçekçi olduğu düşünülen ENAG enflasyon oranı kullanılarak elde edilen 1 Dolar = 20 TL öngörüsünün gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Bir de kısaca 2022 Haziran ayında açıklanan Gelire Endeksli Senet’ten (GES) bahsedelim.
GES UYGULAMASI (1)
10 Haziran 2022 tarihinde ilan edilen Gelire Endeksli Senet (GES), 3 ayda bir kupon ödemeli, 6 ay vadeli bir Devlet iç borçlanma senedidir.. Üç ayda bir kupon ödemesi hesaplamasında, 2022 Yılı Bütçe Kanunu’nda 2022 yılı için, Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) ve Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü (KEGM)’ne ait gelir tahmini, baz olarak kullanılmaktadır. Kupon getirisi ile ilgili olarak bir de asgari ve azami sınırlar belirlenmiştir. İlan edilen kupon oranına baz teşkil edecek olan endeks değeri, asgari 95 ve azami 110 düzeyinde olabilecektir. İlan edilen kupon oranının asgari %95’ine denk gelen getiri garantisi verilmektedir. Hazine senet için 3 aylık dönemsel getiriyi %5.32, yıllık bileşik getiriyi ise %23.04 olarak belirlemiştir. Hasılat payı gerçekleşmesinin projeksiyonun üzerinde olması halinde daha yüksek getiri elde edilebilecektir. Ancak bu getiri, ilan edilen kupon getirisinin 1.10 katını geçemez. Bu durumda azami dönemsel getiri = %5.32 x 1.10 = %5.85 (yıllık %25.5) olmaktadır. Diğer bir deyişle dönemsel getiri %5.85’i (yıllık %25.5) geçemez.
GES’in dolarizasyonu önleyebilecek bir enstrüman olabileceğini düşünmüyoruz.
Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durumun kısmen dolarizasyon menşeli olduğu düşünülüyor. Tasarruflarını dolar veya dolardan etkilenen enstrümanlarda tutan insanlar, olumsuz gidişattan sorumlu tutuluyor. Bunun büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Küçük tasarruf sahipleri de var bu suçlanan grupta. Tasarruflarının değerini korumaya çalışmak bu insanların en doğal hakkı. Türkiye’de yaşanan göreceli aşırı enflasyon ve kur artışlarının nedeni büyük ölçüde politika yapıcılarının yanlış kararlarıdır. Suçu kendilerinde arayıp, gelişmelerin gerçek nedenini doğru teşhis edip, ekonominin emrettiği doğru politikalara dönmeleri gerekmektedir. Halbuki yönetim inatla yanlış hipotezinde israr etmekte, günü palyatif tedbirlerle kurtarmaya çalışmaktadır. KKM gibi, GES gibi uygulamaların Hazine’ye getireceği yük, uzun vadede enflasyonu körükleyebilecek niteliktedir. GES’lerin bir sonucu da paranın banka mevduatından çekilip, Hazine finansmanına yönlendirilmesi şeklinde olacaktır.
Politika faizinin ısrarla düşük tutulması, insanları yanıltmaktan başka birşey değildir. Politika faizi %14 iken, bazı bankalar mevduata %22 faiz vermekte, aynı şekilde kredi faiz oranları da yüksek seyretmektedir. Yeni çıkarılan GES üzerinden bile Hazine, asgari %23.04 getiriyi garanti etmiştir.
Kriz dönemlerinde gerek içerde gerek dışarda “güven” ortamı çok önemli bir rol oynamaktadır. İçte ve dışta güven kazanmak için yönetim gayret sarfetmelidir. Burada şeffaflık ve hesap verebilirlik önemlidir. Şayet siz faizi düşürüyorum deyip, çıkardığınız senetler üzerinde %23’lerde faiz garantisi verirseniz, “gelire endeksliyorum” deyip sonra GES getirisine üst sınır koyup (%25.5), gelirin etkisini çok aza indirirseniz, şeffaflığı önleyerek pek çok verinin halka ulaşmasını engellerseniz, adrese teslim ihaleler düzenlerseniz, gereken güven maalesef geri gelmeyecek, insanlar dolarizasyondan vazgeçmeyeceklerdir.
Aralık ayında bir de halk arasında “keriz silkeleme operasyonu” diye tanımlanan bir olay yaşandı. 17 Aralık 2021 Cuma günü dolar kuru 17.14 TL. 20 Aralık Pazartesi günü saat 19:40’da kur 18 TL’ye tırmanıyor ve bu yükselişe göz yumuluyor. Aynı gün Cumhurbaşkanı KKM’yi açıklıyor ve arka kapıdan dolar satılarak gecikmeli bir müdahale ile kurda aşırı bir düşme sağlanıyor. 21 Aralıkta kur 12.18 TL … Bu “keriz silkeleme operasyonu”, özellikle, korunmaya muhtaç küçük yatırımcıyı büyük kayıplara uğratmış, güvenin daha da sarsılmasına neden olmuştur.
Türkiye çok zor zamanlardan geçmekte. 2001 krizini hatırlatıyor gidişat. Ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak için büyük çaba sarfedilmesi gerekecek. Yüksek bütçe açıkları, yüksek cari açık, yüksek düzeyde iç ve dış borç, dış borçlanmada zorluk ve Kredi Risk Priminin (CDS) %8’lere yükselmesi, hayati ürünlerde dışa bağımlılık, üretimin ihmal edilmiş olması, çok önemli fabrikaların ve kuruluşların yabancılara satılmış olması, yetişmiş elemanların ülkeyi terketmesi, itibara verilen önem nedeniyle ertelenebilir yatırımlara devam edilmesi, teşviklerin doğru yere ulaşmaması ve bir de göçmen sorunu.. Bunlar Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı güçlüklerden sadece birkaçı. Hastane, hava meydanları, paralı yollar gibi yatırımlar ülke için önemli kazanımlar. Ancak bunlarla ilgili yapılan anlaşmalarda Türkiye’nin menfaatinin ön planda tutulmamış olması ilâve bir sorun.
İşimiz zor, ama başarı imkânsız değil.
Tarıma elverişli topraklarımız, iklimimiz var. İşi bilen kişilerin önderliğinde, planlı bir üretim seferberliğine en kısa zamanda başlanmalıdır. Turizm potansiyeli de unutulmamalı.
Hak-hukuk-adalet ile başlayıp, demokrasi-özgürlük ile devam edip, kaybedilen zenginlikleri yeniden inşa edebiliriz. Bilim odaklı eğitim, israfa son, liyakata öncelik, milleti kucaklayan, birleştiren bir yönetim, yapısal reformların hayata geçirilmesi, Merkez Bankası’nın yeniden bağımsızlığına kavuşması ve doğru politikalar izlemesi, yapılması gereken işlerden sadece birkaçı.. Hepsi mümkün, yeter ki isteyelim, inanalım, azmedelim…
Prof. Dr. Nur KEYDER – ODTÜ emekli öğretim üyesi.
(1)GES hakkında etraflı bilgi ve getirisinin hesaplanması için bkz. Nur Keyder, “Gelire Endeksli Devlet İç Borçlanma Senedi”, BİRGÜN Gazetesi, 12 Haziran 2022.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
KGF Akbank Mobil’de
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Yayınlanma:
3 gün önce|
20/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
5 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
