Connect with us

GÜNDEM

TÜSİAD & KalDer: Topyekûn kurtuluş; topyekûn eşitliğe ve adalete ulaşmaya bağlıdır

Yayınlanma:

|

Mükemmellik kültürünü bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefleyen Türkiye Kalite Derneği (KalDer), TÜSİAD iş birliğiyle 31’incisini düzenlediği Kalite Kongresi ile yine Türkiye’nin alanında uzman isimlerini bir araya getirdi. Bu yıl bir ilke imza atarak oturumu yapılan konulardan elde edilen çıktılar sonucunda KalDer Kongre Bildirgesi yayınladı. Risklere karşı çözüm önerilerinin yer aldığı bildirgeyi, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bayraktar ve KalDer Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Filiz Öztürk kamuoyuyla paylaştı.

Yaşam şekli ve iş anlayışındaki dönüşümün bir değişimden ibaret olmadığına dikkat çeken KalDer Kongre Bildirgesi, küresel hedeflerin çevresel, sosyal ve ekonomik alandaki başarı ölçütlerini de değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bu noktada karşı karşıya olunan riskleri aşmanın temel koşulunun, insanlık olarak hep birlikte bu dönüşüm çabasına destek vermekten geçtiğine vurgu yapılan bildirgede, herkesin katılabileceği sürdürülebilir dünya çabasında başarıya ulaşmanın bilimde, sektörlerde ve toplumda özgür olmamıza ve bu özgürlüğü sağlayacak bir adalet zemini oluşturmamıza bağlı olduğu savunuldu.

Bildirgenin titiz bir çalışma sonucunda ortaya çıktığına değinen KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Bayraktar; “Bu seneki temamızı belirleyen risk konusunun sonucunu kongremize katılan herkesin içinde bulunduğu ortak bir akılla değerlendirmek istedik. Bildirgemizi; binlerce kişinin katıldığı anket sonucu ile alınan bilgiler ışığında akademisyenlerimiz, iş profesyonelleri ve KalDer yönetim kurulunca değerlendirerek hazırladık. Ortak aklın çalışması olan kapanış bildirgemizde, riskler karşısında sürdürülebilir bir dünya yaratmak için gereken eşitlik, etik değerler ve bunların tümünü tek bir çatı altında toplayan adalet kavramının önemi vurgulandı. Kongre boyunca ele alınan gıda, enerji, istihdam, göç, teknoloji ve daha fazlası için riskin ötesine odaklanıp konuları bütünüyle değerlendirerek bildirge komitemizle birlikte değerli çıktılara ulaştık. Bu çıktıların yaşamın içinde karşılık bulması, hayatımızı düzenleyen politikalarda yol gösterici olması ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için ilham vermesi en önemli temennimiz” şeklinde konuştu.

Risklere karşı ortak akıl, insanlığa yaşanabilir bir gelecek sunacak

Bildirgede “Bilimsel Temelli Akılcı Yaklaşım” başlığı altında işlenen ‘Riskleri Görmek ve Anlamak’ konusu kapsamında, riskleri görebilmek için insanlığın hemen her alanda, çok daha doğru ve kanıta dayalı bilimsel temelli tespitlerde bulunabildiği ve hedefler koyabildiğine dikkat çekildi. Bu yetkinliğin, yaşanabilecek riskleri de aynı kesinlikte görebilmeyi sağlayacağı ortaya konuldu. Riskleri çözümlemek, anlamak, gerçek kök nedenlerini analiz etmek ve bilimsel dayanakları olan akılcı çözümler üretmek noktasında insanlığın başarılı olacağının savunulduğu bildirgede, ortak aklın riskler karşısında galip geleceğinin ve insanlığa yaşanabilir bir gelecek sunacağının altı çizildi.

Enerji, gıda, kaynak ve tedarik sorununun anahtarı sürdürülebilir politikalar

“Yaşadığımız Riskler” başlığı kapsamında enerji, gıda, kaynak ve tedarik konularına da değinilen KalDer Kongre Bildirgesi, bu üç konu özelinde önemli çıktılar sunuyor. Bildirgede, ‘Enerjide Dönüşüm ve Erişilebilirlik’ konusunda enerjinin daha temiz ve sürdürülebilir olma zorunluluğu vurgulanırken, bu noktada insanlığın temel meselesinin temiz enerji çözümlerini küresel ölçekte yaygınlaştırmak ve ortak geleceğimizde herkes için erişilebilir kılmak olduğu belirtildi. ‘Gıda Sisteminin Güvenliği’ ile ilgili olarak ise sistemin gözden geçirilmesi gerekliliğine değinilen bildirgede, doğru üretim ve dağıtım ile eşitlikçi tüketimin önemine vurgu yapıldı. Buna göre insanoğlu günlük olarak ihtiyacının yaklaşık 2,5 katı daha fazla kalori üretiyor, üretilen gıdanın ise sadece dörtte biri tabağa geliyor. Gıda krizinin önlenmesi ve sağlıklı bir gıda sistemine sahip olunması ise ancak doğru bir planlama ile mümkün. “Yaşadığımız Riskler” başlığının üçüncü maddesi olan ‘Kaynak ve Tedarik Sürekliliği’ konusunda ise ihtiyacımız olanı geleceği düşünerek kullanmanın gerekliliğine dikkat çekildi. Bu kapsamda kaynaklarımızın küresel ortak değerimiz olduğunu algılamanın, daha verimli kullanmanın, adil bir şekilde paylaşmanın ve bu paylaşım için gerekli olan altyapıyı her türlü riske karşı dirençli ve küresel hedeflerimiz ile uyumlu bir altyapı üzerine tesis etmenin önemi üzerinde duruldu.

Eşit teknoloji, herkes için ulaşılabilir imkanlar, eşitlikçi büyüme anlayışı

KalDer Kongre Bildirgesi’nde “Kapımızdaki Riskler” başlığı altında teknoloji, sosyal değişimler ve istihdam konularına da yer verildi. ‘Teknolojik Eşitsizliğin Azaltılması’ konusunda teknolojik gelişimin tüm insanlığın erişebileceği bir değer olarak kabul edilmesi gerektiğinin vurgulandığı bildirgede, bu noktada yapılması gerekenin her bölgede ve herkes için bu erişime olanak sağlayacak altyapıyı tesis etmek, yetenekleri yaygınlaştırmak, desteklemek ve korumak olduğu yönünde ortak karara varıldı. Bu konu ile ilgili toplumsal yapılara ışık tutan ‘Sosyal Değişimlerin Yönetimi’ konusunda ise 2050 yılına ulaştığımızda iklim değişikliği kaynaklı nedenlerden dolayı 200 milyon insanın yaşadığı coğrafyadan ayrılmak zorunda olacağı bilgisine yer verildi. Olası senaryonun gerçekleşmesi halinde hem doğayı hem de insan yaşamını korumak için ülkeler arası çatışmaların ve antidemokratik uygulamaların topluca önlenmesi adına herkesin samimi çaba göstermesi gerektiği belirtildi. 2050 yılında 10 milyar kişiye ulaşması beklenen insan nüfusunun istihdamı sorununa değinilen ‘Herkes İçin İstihdam Yaratmak’ konusunda ise herkesin çalışma olanağına ve eşit ücret hakkına sahip olduğu bir iş dünyası için akılcı ve eşitlikçi bir büyüme anlayışının yaygınlaşması ve yeteneklerin desteklenmesi gerektiği belirtildi.

Riskin ötesini aydınlatacak çözüm önerileri paylaşıldı

Bildirgenin en önemli kısmını oluşturan “Riskin Ötesi İçin Çözümler” başlığı altında ‘İklim Uyumlu ve Dirençli Ekonomi’, ‘Riskleri Aşmak için Kaliteli Düşünce’ ve ‘Yönetim ile Eşitlik, Kapsayıcılık ve Adaletin Önemi’ alt konu başlıkları yer aldı. ‘İklim Uyumlu ve Dirençli Ekonomi’ çıktılarına göre; gezegen ile uyumluluğu merkeze alan, paydaşlarının varlığını önemseyen, iklim değişikliğine karşı dirençli, kaynakları verimli kullanan, doğru planlama yapabilen, akılcı hedeflere tutku ile bağlı bir ekonomi oluşturulması gerekliliğinin altı çizildi. ‘Riskleri Aşmak için Kaliteli Düşünce ve Yönetim’ konusunun çıktılarına göre ise karşı karşıya olunan tüm risklerin, bir KalDer önermesi olan kaliteli düşünce ve yönetim anlayışı ile anlaşılması, tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi ve bu riskleri bertaraf edecek yetkinlikte çözümlerin iş anlayışının odağına yerleştirilmesi gerektiği görüşünde hem fikir olundu. Bildirgede son olarak ‘Eşitlik, Kapsayıcılık ve Adaletin Önemi’ konu başlığının çıktılarına yer verildi. Bu çıktıya göre, sekiz milyarlık nüfusa sahip olan dünyamızın riskleri aşabilmesinin yine bu sekiz milyarın ortak çaba göstermesine, bu çabayı gösterebilmek içinse eşit koşullara, haklara ve güce sahip olmasına bağlı olduğu kararlaştırıldı. Bildirgenin temel düşünce ve söylemi ise “topyekûn kurtuluş, topyekûn eşitliğe ve adalete ulaşmaya bağlıdır” oldu.

KalDer Hakkında

Türkiye Kalite Derneği (KalDer), çağdaş kalite felsefesinin ülkemizde etkinlik kazanması ve yaygınlaştırılması amacıyla 1991 yılında kurulmuştur. İnsana, topluma ve doğaya saygı, güvenilir olmak, yenilikçilik ve sürekli iyileştirme ve gönüllülük değerleriyle 31 yıldır çalışmalarını sürdürmektedir. KalDer’in vizyonu, ülkemizde sürdürülebilir iş ve yaşam kalitesine yön gösteren, dönüşüme liderlik eden bir sivil toplum kuruluşu olmaktır. Bu hedefe ulaşmak için “Mükemmellik kültürünü yaşam biçimine dönüştürerek ülkemizin rekabet gücünün ve refah düzeyinin yükseltilmesine katkıda bulunmak” amacı ile çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye’nin rekabet gücünü artırarak toplumsal refahı sağlama yolunda kurum ve kuruluşlara rehber olmayı hedefleyen kuruluş, Ulusal Kalite Hareketi ile bu anlayışı ülkemizdeki tüm iş ekosistemine entegre etmek istemektedir. KalDer; Avrupa Kalite Yönetim Vakfı’nın (EFQM) Ulusal İş birliği Ortağı, Amerika Kalite Derneği’nin (ASQ) Küresel İş birliği Ortağı ve Orta Doğu Kalite Organizasyonu’nun (MEQA) kurucu üyesidir. KalDer’in ana faaliyetleri arasında; Türkiye Mükemmellik Ödülleri, Ulusal Kalite Hareketi Programı, Kalite ve Yönetim Alanındaki Eğitimler, Kurumsallaşma Ölçümü ve Çevik Yönetim Programı, KOBİ’ler için Stratejik Plan Rehberliği, Özdeğerlendirme ve Dış değerlendirme hizmetleri, Mevcut Durum Analizleri, Rehberlikler, Kalite Kongresi ve etkinlikler yer almaktadır.

Okumaya devam et

GÜNDEM

PROF. DR. ÖVGÜN AHMET ERCAN: “GÖÇÜK ALTINDA TAHMİNİM 200 BİNE YAKIN ”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Deprem bilimci, jeofizik yüksek mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Deprem Fonu’nda bugüne kadar 37 milyar dolar toplandığının söylediğini belirterek, “Deprem vergisini Bülent Ecevit 2 yıl için koymuştu. O zaman için öncelikle yarası sarılması gereken yer Gölcük’tü. Ama yönetimi yitirdiler. Bugünkü yönetim geldi. Deprem vergileri nerede diye sorguladım. O günkü başbakan bugünkü Cumhurbaşkanı ‘Biz onlarla duble yol yaptık’ dedi. Evet duble yollar yapıldı ama şu anda millet göçüntü altında” dedi.

Kahramanmaraş merkezli 10 şehirde yıkıma neden olan 7,7 ve 7.6’lık depremler için “Bu dünya çapında bir afet. Yani dünya böyle bir afeti çok az gördü” değerlendirmesi yapan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, tahminlerinin 200 bine yakın kişinin göçük altında kaldığı yönünde olduğunu belirtti. Aslında iyi bir Deprem yönetmeliği bulunduğunu belirten Ercan, “Bu yönetmeliğe uysalardı göçmeyecek yapıları yaparlardı. İşin kötü tarafı yeni yapılan yapılar da göçtü” dedi.

ANKA AJANS’ın haberine göre; Türkiye’nin yaşadığı büyük depremlerden gerekli dersleri alıp almadığı ve kayıpları azaltmak için bugüne kadar neler yapıldığı ve bundan sonra nelerin yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini ANKA Haber Ajansı’na anlatan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, şu değerlendirmeleri yaptı:

“HER ŞEY SİYASİ ERKEĞE BAĞLI: Biz jeofizik mühendisleri Türkiye’de nerelerde hangi aralıklarla aşağı yukarı hangi büyüklükte deprem olacağını biliriz. 2001 yılında Türkiye ve İstanbul’da ‘Depreme Çağrı’ diye bir kitap yazdım. Orada Türkiye’de deprem olacak, öncelikli deprem beklenen 33 yeri saydım. Bunların içinde Van, Isparta, Sisam, Midilli ve Kahramanmaraş, Adana ve Ceyhan da var. Henüz depremini beklemekte olan yerler de var. Bunları siyasileri de yolluyoruz tabii. Yani ‘böyle bir kitap var. Alın okuyun’ diye. Bilim insanın ve herkesin bir yaşam anlayışı tutumu vardır. Ama depremin siyaseti, sağcısı, solcusu, dincisi, dinsizi olmaz. Biz daima bilgi veririz. Bizim görevimiz bu. Dolayısıyla her şey siyasi erkeğe bağlı. Bilgi üretme üniversitenin görevi ama biz eylem yapamayız. Eylemi yürütme yapar. Yürütme Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’dir. Neler yapılacağının emrini onlar verir.

EMİN ŞİRİN DEPREM FONUNDA 37 MİLYAR DOLAR TOPLANDIĞINI SÖYLEDİ: Deprem için alınacak önlemler için yasa ve yönetmelikleri çıkardığınızda bunu eyleme sokarken para gerekiyor. Finansal bir kaynak olmalı. Bunun ilk ayırdına varan benim. Bu yaşımda görmüş olduğum Cumhuriyet’in en başarılı Hükümet Başkanı olan sayın Ecevit oldu. 1999 depremi onun Devlet Bahçeli’yle koalisyon yaptığı bir döneme denk geldi. O dönemde baktı ki Türkiye’de sürekli depremler oluyor ve bunlarla baş etmek çok zor. O zaman dedi ki ‘Bir Deprem Fonu oluşturalım. İnsanlar içtiği sigaradan, gazozdan, gittiği sinemadan çok ufak bir pay koysunlar.’ Geçen gün ben (eski siyasetçi) Emin Şirin ile birlikteydim. Dedi ki ‘Hocam bugüne kadar oradan toplanan para 37 milyar dolar.’

DEPREM VERGİLERİ NEREDE DİYE SORGULADIM. BUGÜNKÜ CUMHURBAŞKANI “BİZ ONLARLA DUBLE YOL YAPTIK” DEDİ: Bu Deprem Fonu’yla, deprem olmadan önce öncelikli olarak, deprem görecek yerlerde konutlar iyileştirilecek, kötüler yıkılıp yerine yeniler yapılacaktı. Sonuçta Deprem Vergisi’ni Ecevit 2 yıl için koymuştu. Çünkü; o zaman için öncelikle yarası sarılması gereken yer Gölcük depreminde göçen evlerdi. Ama yönetimi yitirdiler. Bugünkü yönetim geldi. Sonra ilk kez ben televizyonda canlı yayında Deprem Vergileri nerede diye sorguladım. O günkü Başbakan bugünkü Cumhurbaşkanı dedi ki ‘Biz onlarla duble yol yaptık’ cevabını verdi. Ben 85 milyonluk Türkiye içinde sadece bir kişiyim. Gerçekleri ortaya koyarken ve halkın çıkarı için konuşurken eğer sen kendi çıkarını peşinde durmuyorsan ve dayatmıyorsan ne olur? O orada kalır. Dolayısıyla bu böyle söylenince hiçbir tepki çıkmadı.

DÜNYA BÖYLE BİR AFETİ ÇOK AZ GÖRDÜ: Duble yollar yapıldı ama şu anda millet göçüntü altında. Göçüntü altında kalınan yer yaklaşık 330 kilometrelik bir kuşak. 10 tane ili etkiliyor. Yaklaşık 4 milyon konutun bulunduğu bir yer. 13 milyon kişi bu konutlarda otururken şu anda yaklaşık 7 bin konut göçmüş durumda ve insanlar çaresiz. Elinde yeterli miktarda kurtarmacılar yok. Kurtarma araç gereçleri yok. Bu dünya çapında bir afet. Yani dünya böyle bir afeti çok az gördü. Yani bu kadar yapının yıkıldığı yerde halen ölümler bu seviyedeyse bu işte bir yanlışlık var.

HESAPLARIMA GÖRE YAKLAŞIK 200 BİN KİŞİ GÖÇÜK ALTINDA: Göçen bina sayısı belli. Benim hesaplarıma göre 4 kat üzerinden ve 8 daire olarak hesapladığımda yaklaşık 200 bin kişi göçük altında. Göçükten çıkarılan insan sayısı yaklaşık 8 bin kişi. Eğer hesap doğruysa yani bunun bir garantisi yok. Ama yetkili ağızlar diyorlar ki ‘Biz her yapının altında kalan insanların adını, soyadını, kimliğini biliyoruz.’ O zaman açıklaması gerekiyor gerçekten kaç kişi var? Kim bunlar? Kurtulanlar kimler? Çünkü insanlar kaygıyla bekliyorlar. Şimdi bu dönemin siyaseti olmaz.

KURTARILAN, HALEN DİRİ KALAN İNSAN SAYISI BENİ SEVİNDİRİYOR: Depremde en önemli olan olay ilk 6 saattir. İlk altı saatte ne kadar insan kurtarabilirsen o kadar başarılısın. İlk 6 saatte genellikle kurtarılacakların yüzde 80 kurtarılması gerekiyor. Ondan sonra geriye yüzde 5 kalır. Dolayısıyla şu anda üçüncü güne girdik. Kurtarılan, halen diri kalan insan sayısı beni şaşırtıp sevindiriyor. Çünkü hava sıcaklığı eksi 5 derece. Deprem en kötü zamanda gece uyurken saat 04.17’de oldu. Belki şanslı olunan şey şuydu; hava soğuk olması nedeniyle insanlar yorgan ve battaniyeye sarılarak uyudular. Deprem o durumda bunları karşıladığı için şu anda göçük altında olanlar battaniye veyahut yorganlarına sarınarak ancak diri kalmış olabilirler. Bulundukları ortamda su yok. Aynı zamanda gıda yok. Bu çok büyük bir kıran. Afet yani.

BİZİM YENİDEN BİR ÜLKE KURMAMIZ GEREKİYOR: Bunun toplumsal, ruhsal boyutta ve akçalı çok sorunları olacaktır. Akçalı sorunları çok önemli. Burası Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Beyaz Rusya, İsveç, Finlandiya’dan büyük bir yer. Dolayısıyla bizim yeniden bir ülke kurmamız gerekiyor.

YAPILAR DEPREM YÖNETMELİĞİ’NE UYGUN OLSAYDI GÖÇMEZDİ: Biz çok şey yaptığımızı sandık. 1982 yılından beri ben yazıyorum, çiziyorum. Bilim insanı olarak bizim yapabileceğimiz bürokratik kadroları uyarmak ve yol göstermek. Bunları da yaptık. Bizim uyarılarımızı doğrultusunda bir Deprem Yönetmeliği çıkarıldı. Bu Deprem Yönetmeliği gerçekten çok uygun bir yönetmelikti ama önemli olan daha sonra yapılan yapıların bu yönetmelikteki kurallara uyup uymadıkları. Yani bu yönetmeliğe uysalardı göçmeyecek yapıları yaparlardı. İşin kötü tarafı yeni yapılan yapılar da göçtü.

YAPI DENETİM KURULUŞLARI, ‘YER YAPI DENETİM KURULUŞU’ ADIYLA YENİDEN DÜZENLEMELİ: Demek ki yapı denetim kuruluşları iyi çalışmıyor. Denetçinin de denetçisi mi olur? Olmaz. Bu durumda öncelikle yapı denetim kuruluşları ‘Yer yapı denetim kuruluşu’ adıyla yeniden düzenlemeli. Kadrolarında mutlaka bir jeofizik mühendisi, jeoteknik mühendisi, bunun yanı sıra bir inşaat ve mimar bulundurma şartını getirmek gerekiyor. En önemlisi de bunların bir sigorta şirketi gibi çalışması gerekiyor. Yani eğer yapı denetim kuruluşunun denetlediği bir yapı göçerse burada olduğu gibi göçük altında kalan her kişinin tazminatını ondan almak gerekiyor. Ayrıca çöken yapının bütün maliyetini ondan almak, yapı denetim belgesinin de iptal edilmesi gerekiyor sonsuz olarak. Eğer bunu böyle yaparsanız işler düzelir.”

ANKA

Okumaya devam et

GÜNCEL

2023’ün En İyi Ücretsiz VPN Uygulamalarıyla Erişim Engeli Ortadan Kalkıyor!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Geçtiğimiz günlerde yaşanan Kahramanmaraş depremi sonrasında pek çok vatandaş internete erişim sorunu yaşıyor. İnternette erişimi engellenen sosyal medya sitelerine giriş yapabilmesi için farklı uygulanmalar kullanmak gerekilebiliyor.  VPN uygulamaları ise erişim engeli sorununda başvurulacak çözümlerin en başında geliyor. Hem ücretli hem de ücretsiz pek çok VPN uygulaması bulunuyor. Peki en iyi VPN uygulamaları hangileri? Nasıl çalışır? İşte detaylar…

Uyarı: İçeriğimiz illegal ve yasa dışı siteler için bir rehber niteliğinde değildir. Kumar, warez, cinsel içerikli ve kullanılması sakıncalı olan yasaklı sitelere giriş yapmamanız hem kişisel verilerinizin güvenliğini sağlamak hem de yasalara uymak için önemlidir.

Kahramanmaraş'ta yaşanan büyük depremden sonra, vatandaşlar internetteki birçok siteye erişmekte sorun yaşıyor.

İnternette, erişimi engellenen siteler için ise çeşitli uygulamalar bulunuyor. Bu uygulamaların başında ise VPN’ler geliyor. Sanal Özel Ağ anlamını taşıyan VPN, genel ağların kullanımında korumalı bir şebeke bağlantısı oluşturmaya yarıyor.

Çevrimiçi veri trafiğini gizleyen VPN uygulamalar, ziyaret edilen sitelerin ve veri bağlantılarının üçüncü kişiler ya da İnternet Servis Sağlayıcıları tarafından görülmemesini sağlar.

Hem ücretli hem ücretsiz pek çok VPN uygulaması bulunuyor. İşte size ücretsiz VPN uygulamaları👇

Hotspot Shield
Hotspot Shield

Ücretsiz VPN uygulamalarından biri olan Hotspot Shield, kullanıcılara 15 GB bir veri sunuyor. 15 GB ile kullanıcılar, her gün 500 MB veri kullanarak istedikleri sitelere erişim sağlayabiliyorlar.

TunnelBear

TunnelBear

Hem ücretli hem de ücretsiz olarak bulunan TunnelBear isimli VPN uygulaması, kullanıcılara aylık 500 MB veri sunuyor. Uygulama hem masaüstü bilgisayarda hem de mobillerde rahatlıkla kullanılıyor.

Speedify

Speedify

Hem ücretli hem de ücretsiz olarak bulunan Speedify uygulamasında ücretsiz kullanıldığında aylık 5 GB veri hakkı sunuyor. Ancak ABD merkezli bir uygulama olduğu herhangi federal aramalarda kullanıcıların bilgileri ortaya çıkabiliyor.

Windscribe VPN

Windscribe VPN

Ücretsiz sürümü de bulunan Windscribe VPN, her kullanıcıya aylık 10 GB veri hakkı tanıyor. Bu veri hakkı trafik için yeterli gelmediği durumlarda Twitter sosyal medya hesabından freeVPN linki paylaşarak veri miktarı yükseltilebiliyor.

Proton VPN

İşletim sistemlerinde en çok kullanılan Proton VPN uygulaması, kullanıcılar sınırsız hizmet sunuyor. Ancak sayılı cihazlarda kullanım sağlıyor. Ayrıca ücretsiz sürünüm üzerinden video izlenemiyor.

Hideme VPN

Hideme VPN

Diğer ücretsiz VPN uygulamalarından biri olan Hideme, aylık 2 GB veri hizmeti sunuyor. Ayrıca uygulamanın ücretsiz sürünüm sadece bir bağlı cihaza ve 5 sunucu konuma izin veriyor.

onedio.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

Bugünün parasıyla 685 milyar lira… Nereye harcandı?

Yayınlanma:

|

Yazan:

17 Ağustos ve 12 Kasım 1999’da yaşanan depremlerden sonra kamuoyunda deprem vergisi olarak bilinen bir vergi getirildi. Vergi, iletişim hizmetlerine uygulanacaktı ve adı da özel iletişim vergisiydi. Başlangıçta 2000 sonuna kadar uygulanması öngörülen bu verginin süresi önce iki kez uzatıldı, AKP de vergiyi kalıcı hale getirdi.

2003-2022 döneminde, yani tam yirmi yılda bu vergideki tahsilat 86.2 milyar lira oldu. Ama Türkiye gibi çok yüksek enflasyon yaşayan bir ülkede bu tutarı günümüze getirmek gerekir. İlgili yılların ortalama kuruyla hesapladığımızda 86.2 milyar liranın karşılığı 36.5 milyar dolar ediyor. 36.5 milyar dolar, büyük para… Bu parayı da çarpalım bugünkü kurla, alın size 685 milyar lira.

Vergiler bir havuzda toplanır ve her amaçla kullanılabilir, bu doğru. Yani deprem harcaması için oluşturulmuş özel iletişim vergisi de aynı şekilde her harcama için kullanılabilir. Ama bu verginin bir getiriliş amacı var, deprem…

Şimdi iki soru sormak gerek:

1999 depremlerinin yaraları tümüyle sarılmışsa bu vergi niye kalıcı hale getirildi?

Türkiye’de depremlerin hiç bitmeyeceği bilindiği için bu vergi kalıcı hale getirilmişse, ki öyle olmalı, şu durumda bu para belli ki başka yerlere harcandı, öyleyse nerelere harcandı?

Yol, köprü, tünel!

Aslında çoğu kez sorular havada kalıyor.

Bu paranın nerelere harcandığı zamanında itiraf da edildi zaten.

Eski Maliye Bakanlarımızdan biri bu paranın akıbeti sorulduğunda “Sağlık için harcandı, yol, tünel, köprü yapıldı” demişti.

Düşünebiliyor musunuz, bugünün parasıyla 685 milyar liradan söz ediyoruz. Yirmi yılda toplanan ve harcanan para…

Ama yapılan o yolların bir kısmının kağıt helva gibi çöktüğünü, kırıldığını gördük.

Bari iyi yapsaydınız, iyi yaptırsaydınız, işe yarasaydı bu harcama.

Parayı deprem amaçlı topla; başka yerlere, yol yapmaya harca, yaptığın yol depremde çöksün ve geçit vermez hale gelsin, yolun bir tarafında enkaz altında can çekişen insanlar, bir tarafında yardım için çırpınanlar bekleşip dursun!

BU PARA DEPREM İÇİN NASIL KULLANILABİLİR?

Toplanan bir verginin yalnızca tek bir amaç için kullanılmasının söz konusu olmadığını belirttim. Dolayısıyla deprem vergisi olarak bilinen özel iletişim vergisi de vergi havuzuna aktarılmış ve oradan her yere harcanmış. O paranın izini sürmek de mümkün değil zaten.

Öyleyse ne yapmalı, bu para deprem amaçlı toplandığına göre bu amaca hizmet edecek şekilde kullanılması nasıl sağlanmalı?

Bu sorunun yanıtını Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Murat Batı, Para Analiz’de yer alan yazısında veriyor.

“Çare, Deprem Fonu”

Deprem amacıyla toplanan bu paranın deprem için kullanılmasını sağlamanın yolunun bir Deprem Fonu oluşturmaktan geçtiğine dikkat çeken Prof. Batı, Para Analiz’deki değerlendirmesinde şu görüşler dile getiriyor:

“Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre, belirli gelirlerin belirli giderlere tahsisi söz konusu olamaz. Bu, literatürde ‘adem tahsisi’ ilkesi olarak da bilinir. Genel bütçeye doğrudan gelir kaydedilen bu vergiler, Hazinenin havuzuna aktarılır ve toplandığı yer ya da konusuna bakılmaksızın bütçe kanununun izin verdiği ölçüde her türlü kamu hizmeti için harcanabilir.

İşte genel bütçeye gelir kaydedilen ve depremin yaralarını sarmak amacıyla getirilen özel iletişim vergisinin de sadece deprem için kullanılması mümkün değildir.

Bunun çözümü, özel iletişim vergisini genel bütçeye gelir kaydedilen bir vergi türü olmaktan çıkarıp bir fona dönüştürmektir. İşsizlik Fonu gibi denetimi güçlendirilmiş bir fona dönüştürmek bu yaraya merhem olacaktır.

Özel iletişim vergisi bir vergi olarak kaldığı sürece deprem için ilk anda doğrudan kullanılacak bir bütçemiz olmayacak ve deprem durumunda finansman sorumumuz çözümsüz kalacaktır.”

Keşke bu depremden ders çıkarılsa…

Güneydoğu’daki depremler biliyoruz ki son olmayacak. Ne zaman yaşanacak bilinmez, kapıda çok daha büyük bir tehlike olarak İstanbul duruyor.

Bundan sonra toplanacak paraları kullanarak depreme daha hazırlıklı yakalanabiliriz. Yapar mıyız, umalım yaparız.

Alaattin AKTAŞ – Ekonomim

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.