Connect with us

BANKA HABERLERİ

Vatandaş da finansmana erişemiyor!

Kredi kısıtlamaları ve reel gelir kayıplarının yarattığı geri ödeme güçlükleri, bireysel kredilerin toplam krediler içindeki payını rekor dip seviyeye geriletti.

Yayınlanma:

|

İş dünyasının yanı sıra tüketiciler de rekor negatif faize rağmen finansmana erişim zorlukları yaşıyor. Olağan dönemlerde yüzde 30-35 arasında bulunan bireysel krediler ve kredi kartlarının toplam krediler içindeki payı, BDKK verilerine göre uzun yılların ardından ilk kez yüzde 20’nin altına indi. Bir yandan kredi kullanımı yavaşlarken, diğer yandan da borcunu ödeyemeyelerin sayısı artıyor. Ağustos itibariyle, ağırlığı kredi borcu olmak üzere son bir yılda ödeme yükümlülüğünü vadesinde yerine getiremeyen bireysel kredi ve kredi kartı borçlularına 516 bin kişi daha eklendi ve sayı 4 milyon 160 bine ulaştı.

Vatandaşın finansmana erişim sorunu daha da büyük

Kredi mekanizması bozuldu… Faiz oranlarının rekor negatif seviyelere gelmesine rağmen, sanayici, ihracatçı ve KOBİ’lerin özellikle son bir yıldan bu yana giderek daha yüksek sesle dile getirdiği finansmana erişim sorunu, sadece ticari krediler tarafında yaşanmıyor. Tüketici tarafında da aynı sorun var; hem de daha şiddetli biçimde. BDDK verilerine göre, bireysel krediler ve kredi kartı bakiyesinin bankacılık sektörünün toplam kredileri içindeki payı son yıllarda dramatik bir düşüş gösteriyor. Olağan dönemlerde yüzde 30-35 bandı içinde seyreden bireysel krediler ve kredi kartlarının toplam kredilere oranı, 2022 yılında yüzde 20’nin altına geriledi. Kredi gelişmelerinde ortaya çıkan tablo ve nedensonuç ilişkisi ana hatlarıyla şöyle:

■ Reel ücretler geriledi: Yüksek enfl asyonla birlikte yaşanan pahalılık, tüketici kredilerinin ana kalemlerini oluşturan konut, otomobil ve ihtiyaç maddelerinde fiyatları birçok kişi için ödeme kapasitesinin üzerine taşıdı. Yüksek enfl asyon karşısında reel olarak gerileyen alım gücü, satın alma eğilimini ve buna yönelik kredi talebini de aşağı çekiyor.

■ Krediler baskılanıyor: Tüketici kredileri ve kredi kartıyla yapılan satın almalara taksit sınırlaması uygulanıyor. Bir yandan taksit sayısı azaltılırken, bir yandan da bankalara, kullandıracakları bireysel kredilere yüksek oranda düşük faiz getirili devlet tahvili tutma zorunluluğu getirilmesi, bankaların bireysel kredi kullandırma iştahını azaltıyor.

■ Bankalar seçici davranıyor: Yaşanan ödeme güçlüğü, bankaların bireysel kredilerde daha seçici davranmasına yol açıyor. Düşük gelirli ve kredi notu zayıf tüketicilerin kredi talepleri kabul edilmiyor ya da sınırlı miktarda kredi veriliyor.

■ Kompozisyon değişti: Yüksek enfl asyon ve reel ücretlerdeki erozyon, bireysel kredilerin kompozisyonunu da önemli ölçüde değiştirdi. Toplam bireysel krediler içinde konut kredilerinin payı yüzde 40’lardan yüzde 28’e gerilerken, ağırlığını kısa vadeli nakit borçlanmanın oluşturduğu ihtiyaç kredilerinin payının 5 puanlık artışla yüzde 44’ün üzerine çıktığı gözleniyor. Kredi kartı bakiyesinin payındaki artış ise çok daha yüksek; son bir yılda 6,5 puan artışla yüzde 26,5’e ulaşarak tarihi zirvesini görmüş durumda. Tüketici tarafındaki tablo, vatandaşın diğer kredi türlerine göre daha pahalı olmasına rağmen zor da olsa erişebildiği ihtiyaç kredilerine yöneldiğini ve kredi kartı limitlerini zorladığına işaret ediyor.



Bireysel kredi ve kredi kart borcunda olumsuzluk artıyor

Bireysel tüketicinin yüksek enflasyon ve TL’nin değer kaybı karşısında eriyen alım gücü borçlarına da yansıyor. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre Ağustos 2022’de borcundan takibe düşen sayısı 181.2 bin kişiye çıkarken borcu devam edenlerin sayısı ise tarihi en yüksek seviyeye geldi.

Yüksek enfl asyon ve hızla değer kaybeden Türk Lirası eşliğinde alım gücü çok ciddi şekilde gerileyen bireylerin kredi ve kredi kartı borçlarını ödeyememe sorunu artıyor. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre ağustos itibariyle bireysel kredi ve kredi borcunu ödeyemediği için takibe düşen gerçek kişi sayısı 181 bin 299 oldu. Bu kişilerin 120 bin 453’ü kredi borcunu, 87 bin 264’ü ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için zorda. Bireysel kredi ve kredi kartı borcu devam edenlerin sayısı ise ağustos itibariyle 4 milyon 158 bin 602 gerçek kişiye ulaştı. Geçen yıl ağustosa göre yüzde 14,2’lik bir artış yaşanırken gerçek kişi sayısında yükseliş ise 516 bin 695 oldu.

Takibe düşende sıçrama Ekim 2021’de yaşandı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 2020’da pandemi döneminde bankalara yönelik devreye aldığı alacakların takibe atma süresindeki esneklik uygulaması Eylül 2021’den itibaren kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. Ocak 2022 itibariyle ise tüm esnekliklere son verildi. Esnekliklerin kademeli olarak kaldırılmaya başlanması Merkez Bankası’nın faiz indirim döngüsünü başlattığı ve yeni Türkiye Ekonomi Modeli’nin devreye alındığı Eylül 2021 ile de aynı döneme denk geldi.

Hem esnekliklerin kaldırılması hem de politika faizindeki indirimlerle TL’nin değer kaybındaki hızlanma kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe düşenlerin sayısında önemli bir sıçramaya neden oldu. Eylül 2021’de Merkez Bankası ilk 100 baz puanlık faiz indirimi yaptığında bireysel kredi ve kredi kartı borcundan dolayı takibe düşen gerçek kişi sayısı 150 bin kişi seviyelerindeyken 200 baz puan indirimin geldiği ekim ile birlikte bu rakam önce 300 bine dayandı ve ardından 382 bin kişiyi aştı. 2022 ile birlikte yeniden 200 binli seviyelere düşen kredi ve kredi kartı borcundan yasal takibe düşen kişi sayısı haziranda 153 bine inse de ağustosla birlikte yeniden 181.3 bin kişiye çıkarak yükseliş trendine geri döndü. Ağustosta Merkez Bankası Aralık 2021’den sonra ilk kez politika faizinde 100 baz puan indirim yapmıştı. Eylül toplantısında da 100 baz puanlık indirim devam etti.

Ayrıntılara bakıldığında ise bireysel kredi borcunu ödeyememiş ve yasal takibe düşen kişi sayısı geçen yıl sonundaki 200 binli seviyelerinden haziranda 95 bine gerilese de ağustosta 120.5 bine yükseldi. Bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı da 155 bini Kasım 2021’de aşmışken bu yıl nisanda 73.1 bin seviyelerine kadar inmişti. Ağustos 2022’de ise yeniden 87.3 bine yükseldi.

Geçen yılın yüzde 65’ine 8. aydan ulaşıldı

Yıllara göre bakıldığında bu yıl ağustos itibariyle bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişi sayısı 1 milyon 91 milyona ulaştı. Bu rakam 2021’in tamamında 1 milyon 704 bin kişi idi. Yani bu yılın 8 ayında geçen yıl borcundan dolayı takibe düşenlerin yüzde 65’ine ulaşılmış oldu. 2020 yılında pandemi nedeniyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun devreye aldığı önlemlerle borçların takibe atılması zorlaştırılmıştı. Bu rakamlara da yansıdı ve 2020’nin tamamında bireysel borcundan dolayı takibe düşen sayısı 690 bin kişide kaldı. 2019 yılında 1 milyon 404 bin kişi, 2018 yılında ise 1 milyon 389 bin kişi bireysel kredi ve kredi kart borcundan dolayı takibe düştü. Küresel krizin etkilerinin hissedildiği 2009 yılında ise bu rakam 1.5 milyon seviyelerindeydi.

Borcu devam edenlerin sayısı tarihi zirvede

Aylık ve yıllık olarak takibe düşenlerin yanı sıra Türkiye Bankalar Birliği borcunu ödeyememe durumunun devam ettiği kişi sayılarını da yayımlıyor. Bu yıl ağustos itibariyle bireysel kredi borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan kişi sayısı 3 milyon 48 bin 104 kişi oldu. Bireysel kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan kişi sayısı da 2 milyon 725 bin 288 olarak hesaplandı. Böylece bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan toplam kişi sayısı ise 4 milyon 158 bin 602 kişiye ulaştı.

Yine geçen yıl faiz indirimlerinin ilk başladığı eylülde 3 milyon 641 bin 907 kişi seviyesinde olan borcunu ödeyememişler içinde borcu devam etmekte olanların sayısı ekimde 158.8 bin, kasımda 166.8 bin, aralıkta 103.2 bin kişi birden attı. 2022 ile birlikte aylık artış tek hanelere düşerken nisan ve haziranda ise önceki aya göre düşüş gözlendi. Ağustosla birlikte ise borcunu ödememiş ve borcu devam edenlerin sayısı tarihi en yüksek seviyesine ulaşmış oldu.

Bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacak oranı %2,5

TBB verilerine göre Ağustos 2022 itibariyle tasfiye olunacak alacaklar ise 203 milyar lira oldu. Tasfiye olunacak alacakların 192 milyar TL’si bankalara; 7.6 milyar TL’si finansal kiralama şirketlerine, 2.1 milyar TL’si faktoring şirketlerine ve 1.3 milyar TL’si de finansman şirketlerine ait bulunuyor. Tasfiye olunacak alacakların toplam kredilere oranı Ağustos 2022 itibarıyla, bir önceki yıla göre 1.3 puan azalarak yüzde 2,8’e geriledi. Öte yandan bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlar tarafından kullandırılan bireysel krediler yüzde 40 artarak 1 trilyon 346 milyar TL’ye yükseldi. Bireysel kredilerin yüzde 43’ünü ihtiyaç kredileri, yüzde 27’ini konut kredileri, yüzde 24’sini kredi kartları ve yüzde 6’sını taşıt kredileri oluşturdu. Bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacak oranı bir önceki yıla göre 0.1 puan artarak yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşti. Bireysel kredi kullanan kişi sayısı (takipteki krediler hariç) son bir yılda yaklaşık 2 milyon kişi artarak 36,5 milyon kişi olurken, ortalama kredi bakiyesi ise 37 bin TL düzeyinde gerçekleşti. Ağustos ayında 264 bin kişi ilk defa kredi kartı, 107 bin kişi tüketici kredisi kullanırken, konut kredisi kullanan kişi sayısı 16 bin oldu. 168 bin kişi ise ilk defa kredili mevduat hesabı kullandı.

Talip AKTAŞ – Şebnem TURHAN – DÜNYA

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.