EKONOMİ
Yabancı yatırımcılar yerli girişim avında!
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Geçen yıl yerli girişimlere yabancı yatırımcıların ilgisi büyük oldu. Bunlar arasında Balderton Capital, Elevator Ventures, Global Founders Capital, Goldman Sachs, Index Ventures da bulunuyor.
Dünya Gazetesi’nden Selenay Yağcı’nın haberine göre; Girişim ekosisteminde geçen yıl tüm dünyada yatırım, değerleme, fon kuruluş rekoru kırıldı. Startups.watch raporuna göre Türkiye’de de girişimcilere, 294 yatırım turunda 1 milyar 552 milyon dolar yatırım yapıldı. Getir ve Dream Games’in aldığı büyük yatırımlardan dolayı 2021 yılında miktar olarak yatırımların yüzde 89’unda yabancı yatırımcı bulunurken, adet olarak bakıldığında ise 294 yatırımın 44’ünde yabancı yatırımcı vardı. 2021 yılında yatırım yapan yabancı yatırımcılar arasında Balderton Capital, Elevator Ventures, Global Founders Capital, Goldman Sachs, Index Ventures, Sequoia Capital, Silver Lake, Speedinvest, Startup Wise Guys ve Tiger Global gibi bilinen fonlar bulunuyor.

Yatırımcı daha erken davranıyor
Geçen yıl yapılan yatırımların yüzde 59’u henüz ilk yatırımını alan girişimlere yapıldı. Bu girişimlerin ise neredeyse yarısı son 2 yılda kurulmuş girişimlerden oluşuyor. İlk yatırımını almak için 4 yıl veya daha uzun süre beklemiş olan girişimlerin oranı ise yüzde 28.
Yatırımlar aşamalarına göre değerlendirildiğinde tohum aşamasındaki yatırım adedi tüm zamanların rekorunu kırdı. Tohum aşamasındaki yatırım adedi bir önceki yıla göre yüzde 48 artarak 264’e ulaştı. Tohum aşaması yatırım miktarı 2020 yılında yaklaşık 61 milyon dolar iken 2021 yılında 105 milyon dolara çıktı. Erken aşama yatırımları da 2020 yılında 50 milyon dolar olurken 2021’de 591 milyon dolar oldu. Geçen yıl tohum aşamasında en büyük yatırım alan 10 girişimin 4’ü oyun girişimi olurken geç aşama yatırımlardaki tek girişim ise Getir oldu.
10 milyon doların üzerindeki yatırımlar da arttı
Özel sermaye fonlarının daha erken aşamalara ilgi göstermesi global arenada 2021 yılındaki en büyük trendlerden biriydi. Türkiye’deki öncü Özel sermaye fonlardan Actera Group, oyun başta olmak üzere erken aşamalarda 5 yatırım yaparak benzer bir eğilim gösterdi. Bu da hem yüksek miktarlı yatırım turlarının hem de yüksek değerlemelerin yolunu açtı. Geçen yıl 10 milyon dolar üzeri yatırımlar da arttı. 2021 yılında 10 milyon dolar ve üzerinde 13 yatırım turu gerçekleşti. Önceki 4 yılda 10 milyon dolar üzerinde yılda en fazla 2 yatırım turu gerçekleşmişti. 2020 yılında Insider ve Martı, 2019 yılında Getir, 2018 yılında Tiko, 2017 yılında ise iyzico 10 milyon doların üzeri yatırım almıştı. 2021 yılında ise Getir, Dream Games, Tiko, Colendi, Libra Softworks, Picus Security, Akinon, RS Research, Servislet ve Martı.Yatırım turunun 105’i ise 100 bin dolar ve altında kaldı. 2021 yılında en aktif VC’ler sırasıyla TechOne, 500 Istanbul, Earlybird Digital East Fund, Boğaziçi Ventures, Collective Spark ve hiVC oldu. En aktif CVC’ler ise sırasıyla Alesta Yatırım, APY Ventures (Albaraka Türk), Bilişim Vadisi GSYF, Ak Portföy ve Türk Telekom Ventures oldu.
Türkiye startup ekosistemindeki en aktif melek yatırım ağı ise, 2021 yılında 20 girişime yatırım yapan Keiretsu Forum Türkiye oldu. Onu sırasıyla TRANGELS, Galata Business Angels, Angel Effect ve Geometry Venture Development takip etti. Oyun alanında en aktif yatırımcılar WePlay Ventures (8) ve Ludus (8) olurken, fintech alanındaki en aktif yatırımcılar 500 Istanbul (3) ve Earlybird Digital East Fund (3) oldu. Derin teknoloji alanında ise DCP 6 yatırımla en aktif yatırımcı olarak öne çıktı.
Girişimcilik ekosisteminde rekor
Geçen yılın Girişimcilik ekosisteminde rekorlarla dolu bir yıl olduğunu söyleyen Keiretsu Forum Türkiye Genel Müdürü Duygu Eren, Girişimcilik ekosisteminin 2022’de de hızla büyümeye devam edeceğini söyledi.
Keiretsu Forum Türkiye olarak 2021 yılında kendi rekorlarına imza attıklarını da ekleyen Eren, “Portföyümüzdeki girişimlerden 2 tanesinin exit gerçekleştirdiği 2021 yılında, en çok yatırım alan Türkiye çıkışlı 10 girişimden birisi de yatırımlarımız arasında yer alan Servislet oldu. 2022’de de bu büyümeyi devam ettireceğiz” dedi.
Yapay zekanın geleceği parlak
hiVC CEO’su Bora Şahinoğlu bu yıl da ekosistemin daha da büyüyeceğini ve yeni rekorlara imza atılacağı, 3 yıl içinde Türkiye girişimcilik ekosisteminde 10 unicorn daha olmasını beklediğini belirtti. Yatırımcı tarafında ise ilginin gün geçtikçe arttığını kaydeden Şahinoğlu, “Dünyada ve Türkiye’de SaaS girişimleri ölçeklenebilirlik barındırdığı için yatırım alma potansiyelinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında sizlerin de bildiği üzere siber güvenlik sorunu günden güne artarken, basit çözüm bulan girişimler de çok hızlı büyüme performansı gösterebiliyor. Dolayısıyla hem ihtiyaç hem de kazanç olarak bakıldığında siber güvenlik özelindeki girişimler öne çıkan girişimler arasında yer alıyor. Rutin işlerde çok büyük tasarruf sağlamasının yanında gelişme alanı sonsuz olan yapay zekâ temelli girişimlerin de geleceği parlak” diye konuştu.
“Kuluçka merkezi sayısı artmalı”
Hem girişimcilere yapılan yatırımların hem ortaya çıkacak unicorn’ların katlanarak artacağını ifade eden Angel Effect Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Akar, “Herkes şu anda teknolojik altyapısı sağlam olan bu alanlara ilgi duyuyor. Finansal teknolojiler, lojistik, e-ticaret, sağlık teknolojileri, büyük veri, robotik teknolojiler/ yapay zekâ algoritmaları ve sürdürülebilir gıda ve tarım teknolojileri gibi alanlar önümüzdeki yıllarda yatırım için daha da cazip olacak. Ağırlıklı genç nüfusa sahip bir ülke olarak hâlâ potansiyelin çok altında. Bu konuda devletimizin ekosisteme daha tanımlı doğrudan fon desteği sağlamasının yanı sıra üniversitelerimizin Ar-Ge çalışmalarına kaynak ayırması, kuluçka merkez sayısını artırmaları gerek” şeklinde konuştu.
Dünya 600 milyar dolara ulaştı
ScaleX Ventures Kurucu Ortağı Dilek Dayınlarlı da “Globalde girişim sermayesindeki yatırımların tarihindeki en yüksek olduğu dönemindeyiz. 2021’de dünyada girişim sermayesi yatırımları 600 milyar dolara ulaşarak, geçen yıla göre yaklaşık 2 kat arttı. Önümüzdeki yıllarda artan yatırımlar, değerlemeler ve rekabetle birlikte ekosistemin daha da olgunlaşacağına ve yeni fırsatlarla dolu olacağına inanıyoruz” dedi.
Türkiye’de exitlerin asıl potansiyelinin şimdi başladığını belirten Dayınlarlı, şunları anlattı: “2016’dan itibaren Türkiye’de 4,7 milyar dolar exit gerçekleşti. Son birkaç yıl içindekilere bakarsak, 2018’de Alibaba’nın Trendyol’un yüzde 82’sini 728 milyon dolara, Zynga’nın Peak Games’i 2020’de 1,8 milyar dolara, Rollic’in ise kuruluşundan sadece 21 ay sonra aynı yıl 180 milyon dolar karşılığında yüzde 80’ini satın alması ve bu sene Hepsiburada’nın Nasdaq’ta 3,9 milyar dolar değerlemeyle halka arzını gerçekleştirmesi Türkiye’de startup ekosisteminde exit potansiyelinin büyük bir göstergesi. Çünkü iyi bir şirket yaratmak erken aşamadan itibaren ortalama olarak yaklaşık 8 yıl ve 1 çeyrek alıyor. Buna böyle baktığımızda ilk VC yatırımlarının destekleriyle büyüyen girişimlerin exit aktiviteleri bu dönemlerde daha da ortaya çıkmaya başlayacak.”
Kurumsal yatırım fonları atağa geçti
Geçen yıl 178 milyon dolar tutarında 18 fon kuruldu. Son 2 yıldaki toplam fon büyüklüğü 576 milyon dolara, son 5 yıldaki tutar ise 850 milyon dolara ulaştı. 2021 yılında 294 yatırım turunun 87’sinde ise bir kurum veya kurumsal yatırım fonu vardı. Her ne kadar adet olarak şu ana kadarki en yüksek sayıya ulaşılmış olsa da oran olarak 2020’nin gerisinde kaldı. Kurumlar önceki yıllardan farklı olarak büyük yatırım turlarına da katılmaya başladı. Esas Holding, Getir’in 128 milyon dolarlık yatırım turuna ve Libra Softworks’ün 30 milyon dolarlık yatırım turuna katılırken, Eczacıbaşı Momentum de RS Research’ün 12 milyon dolarlık yatırım turuna katılan kurumlar arasında yer aldı.
Alesta Yatırım, APY Ventures (Albaraka Türk), Bilişim Vadisi GSYF, Ak Portföy ve Türk Telekom Ventures’ın 2021 yılında en aktif CVC’ler oldu ve 49 yatırım turuna katıldılar. 2021 yılında yatırımlara başlayan Bilişim Vadisi GSYF ilk yılında toplamda 7 girişime yatırım yaptı. Deniz Ventures, Eksim Ventures, Lonca GSYF, Logo Ventures (II) , 1905 Ventures, Kalyon Venture Capital ve Ödeal Capital 2021 yılında kurulan ve yatırımlara başlayan CVC’ler oldular. 1905 Ventures Türkiye’de bir spor kulübü tarafından kurulan ilk CVC olarak kayıtlara geçti.
İlginizi Çekebilir
EKONOMİ
Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir?
Kriz Dönemlerinde Küçük Lükslerin Büyük Hikâyesi
Yayınlanma:
2 gün önce|
20/07/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Tüketici Psikolojisi, Davranışsal Finans ve Ekonomiye Etkileri
Ekonomik krizler, yüksek enflasyon, gelir kaybı ve belirsizlik dönemlerinde insanların harcama davranışları tamamen değişir. Ancak bu değişim her zaman “daha az harcamak” anlamına gelmez.
Tam tersine, insanlar büyük harcamaları ertelerken kendilerini mutlu edecek küçük lükslere yönelmeye başlar.
Ekonomi literatüründe bu davranış biçimi “Lipstick Effect” (Ruj Etkisi) olarak adlandırılır.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde; kozmetik, kişisel bakım, kahve zincirleri, premium çikolata, küçük elektronik ürünler, online eğlence ve uygun fiyatlı lüks ürünlerin kriz dönemlerinde satışlarının artmasının arkasında yatan temel psikolojik mekanizmalardan biri budur.
Peki gerçekten “Ruj Etkisi” var mıdır?
Yoksa sadece pazarlama dünyasının ürettiği bir efsane midir?
Ruj Etkisi Nedir?
“Ruj Etkisi”, ekonomik daralma dönemlerinde tüketicilerin;
- otomobil,
- konut,
- beyaz eşya,
- tatil,
- lüks saat,
- mücevher
gibi pahalı harcamalarını azaltırken,
kendilerini psikolojik olarak iyi hissettirecek nispeten ucuz lüks ürünlere yönelmesini ifade eder.
Buradaki temel mantık şudur: “Büyük mutluluğu satın alamıyorum; küçük mutluluklar satın alıyorum.”
Bu nedenle;
- ruj,
- parfüm,
- cilt bakım ürünleri,
- kaliteli kahve,
- küçük teknolojik aksesuarlar,
- markalı ayakkabı,
- premium çikolata
gibi ürünlerin satışları ekonomik durgunlukta beklenenden daha güçlü kalabilir.
Kavram Nasıl Ortaya Çıktı?
Bu kavram özellikle 2001 yılında dönemin Leonard Lauder tarafından gündeme getirildi.
Lauder, ABD ekonomisi durgunluğa girerken Estée Lauder’in ruj satışlarının arttığını gözlemledi.
Bunun üzerine şu yorumu yaptı: “Kadınlar büyük lükslerden vazgeçiyor ancak küçük lükslerden vazgeçmiyor.”
Bu gözlem daha sonra davranışsal ekonomi çalışmalarında sıkça incelenmeye başladı.
Davranışsal Ekonomi Bunu Nasıl Açıklıyor?
İnsan beyni kriz dönemlerinde üç temel ihtiyaca yönelir.
1. Kontrol Hissi
Ekonomik kriz bireyin hayatındaki kontrol algısını azaltır.
İnsanlar kontrol edemedikleri büyük sorunlar karşısında küçük kararlarla psikolojik denge kurmaya çalışırlar.
Örneğin;
- yeni bir ruj almak
- kaliteli kahve içmek
- saçını yaptırmak
kişiye “hala hayatımı yönetebiliyorum” hissi verir.
2. Kendini Ödüllendirme
Uzun süre ekonomik baskı altında yaşayan bireyler kendilerini ödüllendirmek ister.
Fakat bütçe sınırlıdır.
Bu nedenle; 50 bin TL’lik tatil yerine 500 TL’lik parfüm tercih edilir.
3. Moral Koruma
Psikologlara göre kriz dönemlerinde insanların ruh sağlığı da bozulmaktadır.
Küçük lüksler;
- umut,
- motivasyon,
- özgüven
üretmeye yardımcı olur.
Toplum Psikolojisi Nasıl Etkileniyor?
Ekonomik krizlerde toplumda genellikle şu süreç yaşanır:
Önce; “Harcamaları azaltmalıyım.” Ardından; “Hiç mutlu olamıyorum”
Sonra ise; “Kendime küçük bir şey alayım”
İşte Ruj Etkisi tam burada devreye girer.
Toplum; büyük harcamaları keserken, küçük mutlulukları korumaya çalışır.
Ruj Etkisinin Görüldüğü Ülkeler
ABD (2001)
Dot-com krizinde kozmetik satışları yükseldi.
Lüks otomobil satışları düştü.
ABD (2008 Finans Krizi)
Birçok araştırmada;
- uygun fiyatlı kozmetik,
- kahve zincirleri,
- hızlı moda ürünleri
güçlü satış gerçekleştirdi.
Güney Kore (1997 Asya Krizi)
Kişisel bakım ürünlerinde beklenmeyen artış görüldü.
Japonya
Uzun deflasyon döneminde premium ama küçük tüketim ürünleri büyümesini sürdürdü.
Brezilya
Resesyon dönemlerinde kozmetik sektörü birçok sektörden daha iyi performans gösterdi.
Türkiye’de Ruj Etkisi Görülüyor mu?
Aslında evet.
Türkiye’de son yıllarda;
- kozmetik,
- kişisel bakım,
- kahve zincirleri,
- premium kahve,
- online yemek,
- dijital abonelik,
- küçük teknolojik ürünler
birçok ağır sanayi sektöründen daha hızlı büyüyebildi.
Yüksek enflasyon döneminde; insanlar; ev değiştirmedi, otomobil almadı,
ancak;
- kaliteli kahve içmeye,
- kişisel bakım ürünlerine,
- küçük elektroniklere,
- kozmetiğe
harcama yapmaya devam etti.
Bu durum klasik bir “Lipstick Effect” örneğidir.
Hangi Toplumlarda Daha Güçlü Görülür?
En belirgin olarak;
✔ şehirleşmiş toplumlarda
✔ orta gelir grubunda
✔ kadın istihdamının yüksek olduğu ekonomilerde
✔ tüketim kültürünün geliştiği ülkelerde
✔ sosyal medya kullanımının yoğun olduğu toplumlarda
daha güçlü ortaya çıkar.
Çünkü bireyler sosyal görünürlüğünü tamamen kaybetmek istemez.
Sosyal Medyanın Etkisi
Eskiden insanlar kriz yaşarken harcamayı tamamen kesebiliyordu.
Bugün ise;
Instagram,
TikTok,
YouTube,
influencer ekonomisi kişileri sürekli tüketmeye teşvik ediyor.
Bu nedenle artık; “mikro lüks” kavramı çok daha güçlü hale gelmiştir.
Ruj Etkisinin Ekonomiye Olumlu Tarafları
1. İç Talep Tamamen Çökmez
Ekonomide belli sektörler ayakta kalır.
2. İstihdam Korunabilir
Kozmetik, perakende, kişisel bakım, kafe zincirleri çalışmaya devam eder.
3. Vergi Geliri Devam Eder
KDV ve ÖTV gelirleri tamamen düşmez.
4. Psikolojik Çöküş Biraz Azalır
Tüketim tamamen durmadığı için moral korunabilir.
Olumsuz Tarafları
1. Tasarruf Azalabilir
Geliri düşen birey yine de harcama yapmaya devam eder.
2. Borçlanma Artabilir
Kredi kartı kullanımı yükselir.
3. Enflasyon Baskısı Sürebilir
Talep tamamen kaybolmadığı için fiyatlar direnç gösterebilir.
4. Yanıltıcı Ekonomik Görünüm
Perakende satışlar güçlü görünür.
Fakat; sanayi, yatırım, üretim, makine siparişleri gerilemeye devam eder.
Ruj Etkisinden Nasıl Çıkılır?
Bunun yolu yalnızca bireysel tasarruf çağrıları değildir.
Asıl çözüm;
- fiyat istikrarı,
- düşük enflasyon,
- güven veren ekonomi yönetimi,
- öngörülebilir para politikası,
- reel gelir artışı,
- istihdam güvenliği,
- üretim ve verimlilik artışı
ile mümkündür.
Gelir güvencesi yeniden sağlandığında tüketiciler psikolojik telafi harcamalarına daha az ihtiyaç duyar.
Türkiye İçin Çıkarılacak Dersler
Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde Ruj Etkisi; ekonominin güçlü olduğunun değil, çoğu zaman tüketicinin psikolojik uyum mekanizmasının göstergesidir.
Bu nedenle yalnızca AVM yoğunluğu, kozmetik satışları veya kahve zincirlerindeki hareketlilik üzerinden ekonomik canlılık yorumu yapmak yanıltıcı olabilir.
Sağlıklı büyümenin göstergesi;
- üretim yatırımlarının artması,
- makine-teçhizat yatırımlarının güçlenmesi,
- ihracat kapasitesinin yükselmesi,
- verimlilik artışı,
- sürdürülebilir gelir büyümesi
olmalıdır.
Sonuç
“Ruj Etkisi”, kriz dönemlerinde insanların umudunu tamamen kaybetmediğini gösteren önemli bir davranışsal ekonomi olgusudur. Ancak bu etki, tek başına ekonomik iyileşmenin işareti değildir. Aksine, büyük yatırımların ertelendiği, gelir baskısının sürdüğü ve tüketicinin psikolojik dengeyi küçük harcamalarla korumaya çalıştığı dönemlerin yansımasıdır.
Türkiye açısından da değerlendirme yapılırken yalnızca perakende tüketim verilerine değil; yatırım iştahına, üretim kapasitesine, istihdama ve hane halkının reel gelirindeki değişime birlikte bakılması gerekir. Ruj Etkisi, ekonominin nabzını tutan ilginç bir gösterge olsa da, kalıcı refahın yerini tutamaz.
EKONOMİ
Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı
Yayınlanma:
5 gün önce|
17/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Sanayi Krize Karşı Savunmasız Kaldı: Reel Sektörün En Büyük Sorunu Artık Talep Değil, Finansmana Erişim
Türkiye ekonomisinde uzun süredir uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadele açısından önemli bir araç olarak görülse de, bu politikanın reel sektör üzerindeki yan etkileri artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştı.
Bugün sanayicinin en büyük problemi sipariş eksikliği kadar, hatta ondan daha fazla nakit akışını yönetememesi haline geldi. Finansmana erişimin zorlaşması, ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi ve işletme sermayesinin hızla erimesi, üretim yapan şirketleri tarihinin en zorlu dönemlerinden biriyle karşı karşıya bırakıyor.
Kriz Dönemlerinde “Nakit Kraldır”
Finans dünyasının en bilinen sözlerinden biri olan “Cash is King” (Nakit Kraldır) ifadesi bugün Türkiye sanayisi açısından hiç olmadığı kadar anlam kazanmış durumda.
Normal dönemlerde şirketler;
- satış yaparak,
- stoklarını yöneterek,
- bankalardan uygun maliyetli kredi kullanarak,
- tedarikçi vadeleri ile müşteri vadeleri arasında denge kurarak
işletme sermayelerini çevirebilirler.
Ancak bugün bu mekanizmaların neredeyse tamamı aynı anda bozulmuş durumda.
Merkez Bankası’nın sıkılaştırıcı politikaları sonucunda kredi büyümesinin ciddi biçimde sınırlandırılması, bankaların ticari kredi kullandırmakta son derece seçici davranmasına neden oldu.
Sonuç olarak birçok firma krediye ulaşamıyor, ulaşabilenler ise sürdürülebilir olmayan maliyetlerle borçlanabiliyor.
Nakit Akışı Bozulunca Bütün Finansal Sistem Çöküyor
Bir şirketin finansal sağlığı sadece bilançosuna bakılarak anlaşılmaz.
Asıl kritik gösterge nakit akışıdır.
Bugün birçok firma;
- üretmeye devam ediyor,
- satış yapıyor,
- cirosunu artırıyor,
ancak kasasına zamanında para girmediği için faaliyetlerini finanse edemiyor.
Nakit döngüsü uzadıkça;
- tedarikçi ödemeleri gecikiyor,
- maaş yükü ağırlaşıyor,
- vergi ödemeleri baskı oluşturuyor,
- kredi geri ödemeleri aksıyor.
Sonrasında ise domino etkisi başlıyor.
Maliyet Hesabı Yapmak Neredeyse İmkânsız Hale Geldi
Sanayicinin ikinci büyük sorunu ise maliyet yönetimi.
Yüksek enflasyon ortamında;
- enerji fiyatları,
- işçilik maliyetleri,
- kira giderleri,
- finansman maliyetleri,
- kur hareketleri,
- hammadde fiyatları
aynı anda değişiyor.
Bu nedenle bugün verilen bir fiyat teklifinin maliyeti birkaç hafta sonra tamamen değişebiliyor.
Artık birçok sanayici ürününü satarken gerçek maliyetini bile tam olarak hesaplayamıyor.
Muhasebe kârı ile ekonomik kâr arasındaki fark her geçen gün açılıyor.
Vadeli Satışlar Kâr Değil, Zarar Yazdırıyor
Geçmiş yıllarda rekabet avantajı sağlayan uzun vadeli satışlar bugün birçok sektör için ciddi bir risk unsuruna dönüştü.
90, 120 hatta 180 gün vadeli yapılan satışlarda;
- enflasyon,
- finansman maliyeti,
- kur değişimi,
- işletme giderleri
satış anındaki hesapları tamamen geçersiz hale getiriyor.
Tahsilat günü geldiğinde firma nominal olarak para kazanmış görünse bile reel olarak zarar etmiş olabiliyor.
Bu durum özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek sektörlerde daha da belirgin hissediliyor.
Ticari Kredi Faizleri Yönetilebilir Seviyenin Üzerinde
Bugün ticari kredi faizlerinin %50-60 bandına yerleşmesi birçok yatırımın finansal fizibilitesini ortadan kaldırıyor.
Bu seviyelerde kullanılan krediler;
- yatırım finansmanını,
- işletme sermayesi yönetimini,
- kapasite artırımlarını,
- ihracat hazırlıklarını
ciddi biçimde zorlaştırıyor.
Üstelik krediye erişim de kolay değil.
Birçok firma için sorun artık faiz oranı değil; kredi bulabilmek.
Sanayici Belki de Hiç Bu Kadar Çaresiz Hissetmedi
Türkiye sanayisi geçmişte;
- 1994 krizini,
- 2001 finans krizini,
- 2008 küresel krizini,
- pandemi dönemini,
- büyük kur şoklarını
atlattı.
Ancak bugünkü tabloyu farklı kılan unsur, aynı anda birçok riskin üst üste gelmiş olmasıdır.
Şirketler;
- yüksek faiz,
- düşük talep,
- finansmana erişim sorunu,
- artan maliyetler,
- bozulan nakit akışı,
- belirsiz fiyatlama ortamı
ile aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bu nedenle birçok sanayici kendisini önceki krizlerden daha kırılgan hissediyor.
Açıklanan Kredi Paketleri Neden Yeterli Olmuyor?
Son dönemde açıklanan çeşitli kredi destek paketleri piyasaya moral vermekle birlikte, reel sektörün toplam finansman ihtiyacı düşünüldüğünde oldukça sınırlı kalıyor.
Sorun sadece yeni kredi verilmesi değildir.
Asıl ihtiyaç;
- işletme sermayesini güçlendirecek uzun vadeli finansman,
- üretime yönelik seçici kredi mekanizmaları,
- ihracatçıya uygun maliyetli kaynak,
- yatırım kredilerinde öngörülebilir faiz yapısı,
- KOBİ’lere hızlı erişilebilir finansman modelleri
oluşturulmasıdır.
Aksi halde açıklanan paketler yalnızca belirli firmalara kısa süreli nefes aldırırken, sektörün genelindeki finansman sorununu çözmeye yetmeyecektir.
Sözün özü
Enflasyonla mücadele, makroekonomik istikrar açısından vazgeçilmezdir. Ancak üretim ekonomisinin sürdürülebilirliği de aynı derecede önem taşımaktadır.
Bugün reel sektörün karşı karşıya olduğu temel sorun yalnızca yüksek faiz değildir; işletme sermayesinin erimesi, kredi kanallarının daralması, maliyet hesaplarının öngörülemez hale gelmesi ve nakit akışının bozulmasıdır.
Ekonomide üretim kapasitesini koruyacak, yatırım iştahını canlı tutacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak daha dengeli politikalar oluşturulmadığı sürece, sadece enflasyon göstergelerindeki iyileşmeye odaklanmak uzun vadede üretim, istihdam ve ihracat üzerinde kalıcı hasarlar bırakabilir.
Bugün sanayicinin talebi ayrıcalık değil; üretmeye devam edebileceği öngörülebilir, erişilebilir ve sürdürülebilir bir finansman ekosistemidir.
EKONOMİ
Talep Enflasyonu Biterken Türkiye “Yokluk Enflasyonu” Riskine mi Giriyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
13/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Son iki yıldır ekonomi yönetiminin temel yaklaşımı, talep enflasyonunu kontrol altına almak üzerine kuruldu.
Faizler artırıldı, kredi büyümesi sınırlandı, tüketim baskılanmaya çalışıldı.
Varsayım şuydu: Talep azalırsa fiyat artışları da yavaşlar.
Ancak bugün reel sektörden gelen sinyaller farklı bir riskin büyüdüğünü gösteriyor.
Özellikle yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan zorluklar, artan işletme sermayesi ihtiyacı ve daralan iç talep nedeniyle birçok sanayi işletmesi kapasitesini düşürüyor, vardiya azaltıyor veya üretimini tamamen durduruyor.
Bu durum devam ederse önümüzdeki dönemde farklı bir enflasyon türüyle karşılaşabiliriz.
Talep Enflasyonundan Arz Kaynaklı Enflasyona
Ekonomide fiyatlar sadece aşırı talepten yükselmez.
Üretimin azalması, arzın daralması ve piyasada mal bulunabilirliğinin düşmesi de fiyatları yukarı iter.
Bugün birçok sektörde yaşanan gelişmeler bu riski artırıyor:
- Üretim kapasiteleri düşüyor.
- Yeni yatırımlar erteleniyor.
- İşletme sermayesi hızla eriyor.
- KOBİ’ler finansmana ulaşamıyor.
- Konkordato başvuruları artıyor.
- Bazı fabrikalar üretimi geçici olarak durduruyor.
Talep zayıf görünse bile üretim daha hızlı küçülürse piyasadaki mal arzı da daralmaya başlar.
İşte bu noktada fiyatlar yeniden yukarı yönlü hareket edebilir.
Yeni Risk: “Yokluk Enflasyonu”
Buna halk arasında “yokluk enflasyonu” denilebilir. Ekonomik literatürde ise bunun karşılığı daha çok arz yönlü enflasyon (cost-push/supply-side inflation) veya arz şoku kaynaklı enflasyon olarak tanımlanır.
Yani insanlar çok fazla tükettiği için değil, piyasada yeterince ürün üretilemediği için fiyatlar yükselmeye başlar.
Özellikle;
- Sanayi üretimindeki daralma,
- İthal girdilere bağımlılık,
- Finansmana erişim güçlüğü,
- Enerji ve lojistik maliyetleri
aynı anda etkili olduğunda arz tarafı hızla bozulabilir.
Bugünün En Büyük Riski
Bir ekonomide üretici para kazanamaz hale gelirse önce yatırımlar durur. Ardından kapasite küçülür. Sonrasında üretim azalır. Üretim azaldığında ise piyasadaki mal miktarı düşer. Mal azaldığında fiyatların yeniden yükselmesi kaçınılmaz hale gelir.
Bu nedenle sadece talebi baskılayan politikalar uzun süre tek başına uygulanırsa, bir süre sonra arz tarafında kalıcı hasar oluşturma riski ortaya çıkar.
Dengeli Politika Şart
Enflasyonla mücadele elbette önemlidir.
Ancak bunu yaparken üretim kapasitesinin korunması, sanayinin finansmana erişiminin sağlanması ve işletme sermayesinin sürdürülebilir seviyede tutulması da en az fiyat istikrarı kadar önemlidir. Aksi halde ekonomi, talep enflasyonunu kontrol altına alırken bu kez üretim yetersizliğinden kaynaklanan yeni bir fiyat baskısıyla karşı karşıya kalabilir.
Asıl soru artık şudur: Talebi gerçekten kontrol altına mı alıyoruz, yoksa üretim kapasitesini zayıflatarak geleceğin arz sorunlarını mı hazırlıyoruz?
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
