Connect with us

GÜNCEL

Yapay zeka, mavi yakalılardan sonra beyaz yakalıları tehdit ediyor!

Yapay zekanın ve robotlaşmanın olduğu dünyada önümüzdeki zaman içinde insanların gereksizleşmeye başlayacağına ilişkin öngörülerin olduğuna dikkat çeken uzmanlar, teknoloji yeni işler üretirken birçoğunu da yok ettiğini söylüyor.

Yayınlanma:

|

Yapay zekanın iş modellerini değiştirdiğini kaydeden Sosyolog Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Mavi yakalıların gitgide sayıları azalıyor. Eksile eksile gidiyorlar. İkinci tehdit dalgası da beyaz yakalılar için olacak. Ofis işlerinin çoğunu yapay zeka yapacak.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, yapay zekanın insan hayatına etkilerini değerlendirdi.

Yapay zekanın yok ettiği işler var…

Yapay zekanın ve robotlaşmanın olduğu dünyada önümüzdeki zaman içinde insanların gereksizleşmeye başlayacağına ilişkin öngörülerin olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bu gereksizlik mevzusu gerçekten çok önemli. Teknoloji konusunda özellikle insanlar iyimserler, diyorlar ki; ‘Teknoloji bütün sorunlarımıza çözüm bulacak’. Buluyor, ama teknolojinin ürettiği işle, yok ettiği işler de var. Birçok yeni iş alanı üretiyor, ama birçoğunu yok ediyor. Yok ettiği daha fazla.” dedi.

Beyaz yakalılar da tehlikede

Yapay zekanın iş modellerini de değiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bir tarafta 100 tane iş kayboluyor, yerine 5 tane yeni iş geliyor. 95 kişi ne olacak? Nasıl uyum sağlayacağız? Daha az nitelik gerektiren sektörlerde çalışan binlerce kol işçisi ne olacak? Mavi yakalıların gitgide sayıları azalıyor. Eksile eksile gidiyorlar. İkinci tehdit dalgası da beyaz yakalılar için olacak. Ofis işlerinin çoğunu, bankadaki, analiz işlerinin büyük bir çoğunluğunu yapay zeka yapacak, şu anda bile yapmaya başladılar.” diye konuştu.

Beyaz yakalıların da önemli bir kısmı gereksizleşmiş…

Yapay zekanın otomatik olarak maillere cevap verdiğini de dile getiren Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Bu da yavaş yavaş şunu gösteriyor, beyaz yakalıların da önemli bir kısmı gereksizleşmiş… Yarın, öbür gün büyük bir çoğunluğu ‘Biz ne yapacağız?’ diye düşünecekler. Para nasıl kazanılacak, kim harcayacak? İşte gereksizlik buradan başlıyor. Üretemiyorsun, çalışıp para kazanamıyorsun, kazanamadığın için de tüketemiyorsun. O zaman ne oluyor? Sistem için gereksiz birisi oluyorsun. Gereksizler aslında bunun nazikcesi… Aslında sınıf altı denilen bir kavram var.” diye anlattı.

Gereksizleşen insanların nasıl eyleneceği önemli bir soru!

Gereksizleşen insanların nasıl eyleneceğinin önemli bir soru haline geldiğini de ifade eden Prof. Dr. Barış Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ne yapacaksınız? Oyun oynayacaksınız. Gitgide dünyada uyuşturucu kullanımı artıyor. Sosyal medyada saatlerce kaydırma yapılarak bakılıyor. Niye bakılıyor? Can sıkıntısından, yapacak iş gitgide azalıyor. Aslında bir sürü distopya romanında, bir sürü filmde bunun izlerini görüyoruz. Nasıl görüyoruz? Bir fanusun içinde gerekliler yaşıyor. Üretenler ve tüketenler. Bir de şehrin kıyısında, duvarın arkasında, fanusun dışında itilmiş kakılmış bir gereksiz ordusu var. Dünya aslında ona gitgide dönüşüyor. Nasıl dönüşüyor? Gettolar oluşuyor. Bakın bugün şehre; şehrin içinde gerçekten çok lüks yaşamların olduğu mekanlar var. Bir de onun dışarısında kalmış henüz o nimetlerden faydalanamayan bir grup var.

Gitgide o çalışanların işleri de robotlar tarafından yapılıyor. Yerleri temizleyen birileri çıkıyor. Servis yapan birileri çıkıyor. Tabii ki insana ihtiyaç olacak. Gerekli kadar olanını kendilerine kadar tutacaklar ama o gereksizler ne olacak? Çok büyük bir soru.”

“Şimdi de gereksizleşen, işi gücü olmayanlara saatlerce oynayacağı oyunlar icat ediliyor”

Komplo teorilerine de atıfta bulunan Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Covid zamanı da söylenmişti. Acaba gereksiz olanları bir şekilde öldürüyorlar mı? ‘Mesela en fazla yaşlılar ölmüştü. Çünkü sistem tarafından elendiler. Yük görünüyorlardı.’ Bu şekilde komplo teorisi… Olur mu olmaz mı orası ayrı bir konu. Ayaklanma çıkmaması için bunları bir şekilde eylemen lazım. Ne ile? Oyunla. Ve bu oyunlarda zaman diye bir mefhum da yok. Eski zamanlarda işçilerin oynadığı oyunların hep bir süresi vardır. Futbol 90 dakikadır. Niye buna bir süre koymuşlar? Çünkü işçi arada bir mola veriyor, rahatlıyor. Peki zenginlerin oyunu ne? Golf mesela. Bir süre yok… Saatlerce oynayabilir. Aynı şekilde şimdi de gereksizleşen, işi gücü olmayanlara saatlerce oynayacağı oyunlar icat ediliyor.” diye yorumda bulundu.

“Geleceğin toplumunu yönlendirebilir ve orada gereksiz olmayabiliriz”

Prof. Dr. Barış Erdoğan, kendini tekrarlamamak için hayal etmek gerektiğine işaret ederek, “Hayal etmeyen tekrarlar. Çünkü hayal etmeniz gerekiyor ama hayal etmeniz için ne yapmanız gerekiyor? Okumanız gerekiyor. Mitoloji okumanız gerekiyor. Oyunlara dönecek olursak aslında oyunların sırrı ne? Hint mitolojisi var içinde. Yunan mitolojisi var. Çin var. Eski ahitten hikayeler var. Yeni ahitler, dinler var. Dinler tarihi var. Hepsini bilmek gerekiyor ki yaratıcı oyunlar ortaya çıksın. O zaman işte milyar dolarlık sektörler oluyor. Bu sadece oyun için değil. Sinemada da aynısı. Hepsinin alt metinlerinde edebiyat, sanat, kültür, tarih var. O yüzden insanlar olarak hepimizin geçmişi çok iyi bilerek geleceğin toplumunu yönlendirebilir ve orada gereksiz olmayabiliriz.” diye konuştu.

“Gereksiz olmamak için hayal edelim…”

Nasıl öğreneceğini de öğrenmek gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Erdoğan, “Öğrenen ayakta kalabiliyor. Bir şeyi iyi bilmek bir mesele değil. Ama ona nasıl ulaşacağınız önemli. Bir de onun üstüne ne ekleyebilirim? Onun için de hayal kurmak önemli. Hayal etmezsek gereksiziz. Gereksiz olmamak için hayal edelim.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

21. yüzyılda şirketlerin yeni sermayesi: Güven, itibar ve bilgi

Yayınlanma:

|

Şirketler Sadece Kâr Makinesi Mi? 21. Yüzyılın En Büyük Yönetim Yanılgısı

Uzun yıllar boyunca işletme okullarında, ekonomi kitaplarında ve finans çevrelerinde şirketlerin temel amacı tek bir cümleyle açıklandı: “Şirketlerin varlık nedeni hissedar değerini ve kârı maksimize etmektir.”

Bu yaklaşım, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanımın modern şirketleri açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha net görülüyor.

Çünkü artık şirketlerin değeri yalnızca sahip oldukları fabrika, makine, bina veya nakit miktarıyla ölçülmüyor.

Asıl değer;

  • İnsan sermayesinde,
  • Kurumsal kültürde,
  • Bilgi birikiminde,
  • Marka gücünde,
  • Güvende,
  • İtibarda,
  • Yenilik üretme kapasitesinde oluşuyor.

Bugünün en değerli şirketlerine baktığımızda bunun açık örneklerini görüyoruz.

Apple’ın piyasa değerinin büyük bölümü fabrikalarından değil marka gücünden geliyor.

Google’ın değeri veri işleme kapasitesi ve algoritmalarında yatıyor.

Microsoft’un gücü sahip olduğu binalardan değil, geliştirdiği ekosistemden kaynaklanıyor.

Dolayısıyla modern şirketler artık fiziksel sermaye kuruluşları olmaktan çok bilgi ve güven kurumları haline dönüşmüş durumda.

Ürünleri Seviyoruz Ama Şirketlere Güvenmiyoruz

Modern ekonominin en dikkat çekici çelişkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tüketiciler şirketlerin ürünlerini kullanıyor.

Bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor.

Teknoloji şirketlerinin hizmetlerinden vazgeçemiyor.

Ancak aynı tüketiciler şirketlere karşı giderek daha fazla güvensizlik hissediyor.

Bunun temel nedeni şirketlerin yalnızca finansal performans üzerinden değerlendirilmesi.

Kâr arttığında başarı kabul ediliyor.

Ancak çalışan memnuniyeti, müşteri güveni, toplumsal etki veya etik davranışlar ikinci plana atılabiliyor.

Bu durum şirketlerin ekonomik olarak büyürken toplumsal meşruiyet kaybetmesine yol açıyor.

Meşruiyet Krizi Neden Derinleşiyor?

Bugün birçok kurumun yaşadığı temel sorun finansal değil, güven sorunudur.

Kısa vadeli kârlılık baskısı;

  • Çalışan bağlılığını azaltıyor,
  • Müşteri sadakatini zayıflatıyor,
  • Kurumsal itibarı aşındırıyor,
  • Yenilik kapasitesini düşürüyor.

Sonuçta ortaya dışarıdan güçlü görünen ancak içeriden zayıflayan organizasyonlar çıkıyor.

Özellikle sosyal medya çağında şirketlerin bilançosundan önce itibarı sorgulanıyor.

Bir güven krizi bazen yıllarca oluşturulan finansal değeri birkaç gün içinde yok edebiliyor.

Geleceğin Şirketi Nasıl Olacak?

  1. yüzyılın başarılı şirketleri yalnızca para kazanan kurumlar olmayacak.

Aynı zamanda;

  • Güven üreten,
  • Yetenek geliştiren,
  • Bilgi biriktiren,
  • Topluma değer sunan,
  • Uzun vadeli ilişkiler kurabilen organizasyonlar olacak.

Artık şirketlerin rekabet avantajı sadece finansal kaynaklardan değil, görünmeyen sermayelerden oluşuyor.

Bu nedenle yöneticilerin yalnızca bilanço okumayı değil, kurum kültürünü, güven mekanizmalarını ve itibar yönetimini de stratejik bir varlık olarak görmeleri gerekiyor.

Sözün Özü

Şirketleri hâlâ yalnızca kâr makinesi olarak tanımlamak, bu yüzyılın ekonomik gerçekliğini anlamamaktır.

Modern şirketler;

Para üretir.

Ama aynı zamanda güven üretir.

Bilgi üretir.

İlişki üretir.

Toplumsal değer üretir.

Geleceğin kazananları da sadece bilançosu güçlü olanlar değil, toplum nezdinde güvenilirliğini koruyabilen kurumlar olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir başarı artık yalnızca finansal performansın değil, kurumsal meşruiyetin de sonucudur.

Mustafa AKPINAR

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kartlı Harcamalarda Rekor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kartlı Ödemelerde Rekor Büyüme: Türkiye Nakitten Uzaklaşıyor, Kredi Kartına Yaklaşıyor

BKM Verileri Ne Söylüyor?

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Mayıs 2026 verileri, Türkiye’de ödeme alışkanlıklarının hızla dijitalleştiğini ve tüketimin büyük ölçüde kartlar üzerinden gerçekleştiğini ortaya koydu. Mayıs ayında toplam 2,63 trilyon TL tutarında 1,92 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşirken, mağaza içi ödemelerde her 5 işlemin 4’ü temassız yapıldı.

Veriler, sadece ödeme sistemlerindeki büyümeyi değil, aynı zamanda tüketici davranışlarındaki dönüşümü ve ekonomideki kredi kartı bağımlılığını da gözler önüne seriyor.

Kartlı Ekonomi Devasa Boyuta Ulaştı

Mayıs ayında kartlı ödeme hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 2,63 trilyon TL’ye yükseldi. Bunun:

  • 2,21 trilyon TL’si kredi kartları,
  • 412,8 milyar TL’si banka kartları,
  • 7,9 milyar TL’si ön ödemeli kartlarla gerçekleşti.

Bu tablo Türkiye’de tüketimin finansmanında kredi kartlarının açık ara lider konuma geldiğini gösteriyor.

Dikkat Çeken Nokta

Kartlı ödeme hacmindeki büyüme (%32), işlem adedindeki büyümenin (%7) çok üzerinde gerçekleşti.

Bu durum:

  • İşlem başına harcama tutarlarının yükseldiğini,
  • Enflasyon etkisinin devam ettiğini,
  • Tüketicilerin daha büyük harcamaları kart üzerinden finanse ettiğini gösteriyor.

Kredi Kartı Sayısı 149 Milyona Dayandı

Mayıs 2026 itibarıyla Türkiye’de:

Kart Türü Adet
Kredi Kartı 149 milyon
Banka Kartı 216,6 milyon
Ön Ödemeli Kart 99,1 milyon
Toplam 464,7 milyon

Kredi kartı sayısı son bir yılda yüzde 11 artarken banka kartlarında artış yalnızca yüzde 2 seviyesinde kaldı. Ön ödemeli kartlarda ise düşüş yaşandı.

Bu Ne Anlama Geliyor?

Vatandaşın ödeme tercihi giderek:

Nakit → Banka Kartı → Kredi Kartı

şeklinde evriliyor.

Özellikle yüksek enflasyon ortamında kredi kartları vatandaş açısından fiili bir kısa vadeli finansman aracı haline gelmiş durumda.

Banka Kartları Sessiz Ama Güçlü Yükseliyor

BKM verilerindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri banka kartlarında görüldü.

Ödeme tutarı bazında büyüme:

  • Kredi kartlarında %30
  • Banka kartlarında %50 oldu.

Bu tablo birkaç önemli gelişmeye işaret ediyor:

1. Hesaptan Harcama Eğilimi Artıyor

Faiz yükünden kaçınmak isteyen tüketiciler doğrudan hesap bakiyelerini kullanmaya yöneliyor.

2. Dijital Maaş Ekonomisi Güçleniyor

Maaş hesaplarının dijital kullanım oranı yükseliyor.

3. QR ve Mobil Bankacılık Etkisi

Banka kartları artık sadece ATM kartı değil; mobil ödeme, QR ödeme ve dijital cüzdanların da temel taşı haline geliyor.

Ön Ödemeli Kartlarda Alarm Veren Düşüş

Verilere göre:

  • Ön ödemeli kart işlem tutarı %59 düştü.
  • İşlem adedi ise %55 geriledi.

Bu gerilemenin arkasında:

  • Regülasyon değişiklikleri,
  • Bazı fintech modellerindeki dönüşüm,
  • Kullanıcıların banka kartlarına yönelmesi,
  • Dijital cüzdan çözümlerinin yaygınlaşması

olduğu değerlendiriliyor.

E-Ticarette Büyüme Devam Ediyor Ama Hız Kesti

İnternetten kartlı ödeme tutarı:

  • 624,5 milyar TL’den
  • 740,4 milyar TL’ye çıktı.
  • Yıllık büyüme %19 oldu.

Ancak önemli bir detay bulunuyor:

2025 Mayıs ayında toplam kartlı ödemelerin yüzde 31’i internetten yapılırken bu oran 2026 Mayıs’ta yüzde 28’e geriledi.

Neden?

Bu durum e-ticaretin küçüldüğünü değil, fiziksel mağaza harcamalarının daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor.

Özellikle:

  • Gıda,
  • Market,
  • Restoran,
  • Akaryakıt,
  • Seyahat

harcamalarında mağaza içi kart kullanımının hızla arttığı görülüyor.

Temassız Ödeme Artık Standart Haline Geldi

Mayıs ayında:

  • 1,3 milyar adet temassız işlem yapıldı.
  • Temassız ödeme tutarı 961,8 milyar TL’ye ulaştı.
  • Mağaza içi ödemelerin yüzde 81’i temassız gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle:

Türkiye’de her 5 mağaza içi kartlı ödemenin 4’ü artık temassız.

Bu oran birçok Avrupa ülkesindeki seviyelerle yarışabilecek düzeyde.

Bankavitrini Analizi

BKM verileri yalnızca ödeme sistemlerindeki büyümeyi göstermiyor.

Veriler aynı zamanda:

1. Tüketimin Hala Güçlü Olduğunu

2,6 trilyon TL’lik hacim iç talebin canlı kaldığını gösteriyor.

2. Kredi Kartının Ekonomideki Rolünün Büyüdüğünü

149 milyon kredi kartı ve 2,2 trilyon TL’lik hacim, kredi kartlarının artık klasik ödeme aracı olmaktan çıkıp tüketim finansmanı mekanizmasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

3. Nakit Kullanımının Gerilediğini

Temassız ödeme oranları ve kart kullanımındaki büyüme, kayıt dışılığın azaltılması açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

4. Dijital Türkiye Hedefine Yaklaşıldığını

Temassız ödeme, internetten alışveriş, mobil ödeme ve açık bankacılık uygulamaları ödeme ekosisteminin hızla dijitalleştiğini gösteriyor.

Sonuç

BKM’nin Mayıs 2026 verileri Türkiye’nin ödeme alışkanlıklarında tarihi bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Kartlı ödeme hacmi 2,6 trilyon TL’yi aşarken, kredi kartları tüketimin ana finansman aracı haline geliyor. Temassız ödeme artık standartlaşmış durumda, internet alışverişleri büyümeyi sürdürüyor ve banka kartları beklenenden daha güçlü bir yükseliş sergiliyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.