Connect with us

GÜNDEM

Sri Lanka : Halk Başkanlık sarayını bastı, başkan son anda kaçabildi

Yayınlanma:

|

Sri Lanka’da hükümet kriz nedeniyle sokağa dökülen binlerce protestocu Devlet Başkanı’nın konutuna akın etti, Rajapaksa’nın donanmaya ait bir gemiyle kaçtığı iddia edildi. Göstericilerin sarayın koridorlarında slogan attığını, devlet başkanının havuzunda yüzdüğünü ve mutfaktaki yemekleri yediğini gösteren videolar sosyal medyada hızla yayıldı.

Tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşayan Sri Lanka’da aylardır süren protestoların ardından öfkeli göstericiler bu sabah Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın başkent Colombo’daki sarayını bastı.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Krizlerin ötesini görmek: Gidişatı okumak ve sonrasına hazırlanmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Krizleri okumak, “tahmin etmekten” çok erken sinyalleri izlemek, senaryo kurmak ve dayanıklılık planı yapmak demektir.

Krizi okumak için temel model

1. Erken uyarı göstergeleri
Kur, faiz, CDS, kredi büyümesi, kredi/mevduat makası, takipteki kredi artışı, konkordato-iflas verileri, stok artışı, tahsilat süresi, kapasite kullanım oranı ve tüketici güveni birlikte izlenir. BIS, finansal krizler için özellikle kredi/GSYH açığı, borç servis oranı ve varlık fiyatı sapmalarını erken uyarı göstergesi olarak öne çıkarıyor.

2. Senaryo planlama
Tek tahmin yerine 3 senaryo hazırlanır:

Senaryo Varsayım Hazırlık
Baz senaryo Kontrollü yavaşlama Nakit akışı korunur
Kötümser senaryo Kur-faiz- talep şoku Maliyet, stok, borç vadesi yeniden planlanır
Kriz senaryosu Finansmana erişim durur Acil likidite, tahsilat, küçülme ve varlık satışı planı devreye girer

OECD stratejik öngörü yaklaşımında “ufuk tarama, megatrend analizi ve senaryo planlama” krizleri bugünden test etmek için temel yöntemler arasında sayılıyor.

3. Stres testi
Şirket veya banka kendine şu soruları sorar:

“Kur %20 artarsa ne olur?”
“Faiz 10 puan yükselirse nakit akışı dayanır mı?”
“Satışlar %25 düşerse kaç ay ayakta kalırım?”
“Tahsilat süresi 60 günden 120 güne çıkarsa ödeme zinciri kırılır mı?”

Fed ve IMF gibi kurumlar stres testlerini, kurumların ağır ekonomik şoklarda sermaye, gelir, zarar ve likidite dayanıklılığını ölçmek için kullanıyor.

Kriz sürecinde yapılması gerekenler

Bir işletme için ilk öncelik kâr değil, nakit akışıdır. Krizde bilanço değil kasa konuşur.

Yapılması gerekenler:

  1. Nakit akışı haftalık izlenmeli.
  2. Döviz, faiz ve vade riski ayrı ayrı ölçülmeli.
  3. Stok şişmesi ve tahsilat gecikmesi erken alarm kabul edilmeli.
  4. Tek banka, tek tedarikçi, tek müşteri bağımlılığı azaltılmalı.
  5. Kredi limiti ihtiyaç doğmadan önce hazır tutulmalı.
  6. Fiyatlama modeli kur, enerji, lojistik ve finansman maliyetine göre güncellenmeli.
  7. Kriz iletişimi hazırlanmalı: banka, tedarikçi, çalışan ve müşteri ayrı ayrı bilgilendirilmeli.

Kriz sonrasına hazırlık

Krizden çıkan şirketler genelde en büyük sıçramayı, kriz sırasında hazırlık yapanlardır. Dünya Bankası da kriz yönetiminde reaktif müdahale yerine risk azaltma, erken uyarı, finansal dayanıklılık ve toparlanma planının birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Kriz sonrası için şirket şu hazırlığı yapmalı:

Borç yapısı: Kısa vadeli borç azaltılmalı, vade uzatılmalı.
Likidite: En az 3-6 aylık zorunlu gider tamponu oluşturulmalı.
Maliyet: Sabit giderler esnek hale getirilmeli.
Pazar: Tek pazara bağımlılık azaltılmalı.
Dijitalleşme: Tahsilat, stok, risk ve nakit akışı anlık izlenmeli.
Strateji: Kriz bitince yatırım yapacak alanlar önceden belirlenmeli.

Yazı için ana fikir

Krizleri aşanlar, krizi tahmin edenler değil; krizin hangi kanaldan geleceğini, bilançoyu nereden vuracağını ve kriz sonrası hangi fırsatların doğacağını önceden modelleyenlerdir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Orta Doğu gerilimi gölgesinde gözler ABD istihdam ve Türkiye enflasyonunda

Yayınlanma:

|

Yazan:

İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda sağlanan ateşkes umutları, Hizbullah’ın anlaşmayı reddetmesi ve İsrail’in Lübnan’dan çekilmeyeceğini açıklamasıyla zayıfladı. İran, Washington ile yapılacak herhangi bir anlaşma için Lübnan’daki çatışmaların sona ermesini ön koşul olarak görürken, Hizbullah’ın direnişin süreceği yönünde mesajı bölgede tansiyonun düşmesini zorlaştırıyor. İsrail ise güney Lübnan’daki operasyonlarına devam ederek sahadaki baskıyı sürdürüyor.

Gelişmeler, ABD ile İran arasında aylardır süren savaşın diplomatik yollarla sonlandırılması umutlarını da hâliyle gölgeledi. Her ne kadar ABD Başkanı Trump bir anlaşmanın yakın olduğunu söylese de, bölgede saldırıların devam etmesi ve bir türlü somut bir ilerleme sağlanamaması küresel mali piyasaların sabrını zorlarken, en kötünün geride kaldığı yönünde inancın da henüz kaybolmadığını belirtmemiz gerekiyor.

Lübnan’da eğer kalıcı bir ateşkes sağlanırsa, daha geniş çaplı bir uzlaşmanın önünün açabileceği beklentisiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 95 dolar seviyelerinde işlem görürken, kıymetli metallerde ise genel hatları ile tatsız seyrin korunduğuna şahitlik ediyoruz. Risk iştahının zayıf seyretmesine paralel gümüş dördüncü haftayı da peş peşe düşüşle tamamlama yönünde ilerliyor. Gümüş bu sabah 72,6 dolar seviyelerine kadar gerilerken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,440 dolar seviyesine kadar gerilemek suretiyle 4,427 dolar seviyesinden geçen 200 günlük ortalamaların kıyısında âdeta bekliyor. Teknik açıdan kritik bir eşikte bulunan kıymetli metaller için haftalık kapanışların yanı sıra hafta sonu yaşanacak jeopolitik gelişmelerin de yön tayini açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.

Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin, sadece bu hafta %15 gerileyerek 62 bin dolar seviyelerine kadar gelmek suretiyle 200 haftalık hareketli ortalama seviyelerine kadar gevşedi. Öte yandan, gelecek hafta gerçekleşmesi beklenen SpaceX’in halka arzı, Wall Street’in en büyük gündem maddesi hâline geldiğinin de altını çizmek gerekiyor. Yaklaşık 75 milyar dolarlık kaynak yaratması ve 1,75 trilyon dolar değerlemeye ulaşması beklenen şirket için geri sayım başlarken, halka arzın büyüklüğü ve şirketin piyasa değeri, SpaceX’i dünyanın en değerli şirketleri arasına taşıyacağını hatırlatalım. SpaceX’in mevcut faaliyetlerinden ziyade, Mars kolonizasyonu ve uzay tabanlı veri merkezleri gibi uzun vadeli büyüme hikâyeleri yatırımcı ilgisinin yüksek olmasına neden oluyor. Kıymetli metaller ve kripto paralar cephesinde bu hafta etkili olan satış baskısını biraz da SpaceX, Anthropic ve OpenAI halka arzlarına yönelik likidite yaratmak isteğine bağlıyoruz.

Yapay zekâ temasıyla yükselen teknoloji hisselerinde kâr satışları görülürken, dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere Broadcom’un beklentileri tam olarak karşılayamayan finansalları özellikle yarı iletken sektöründe satış baskısını artırdı. Dün geceyi Broadcom hisseleri %12,5 düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer ucunda da hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Güney Kore borsası %5’in üzerinde gerilerken, gösterge endeks Tokyo borsasında da düşüş %1,5’i aştı. ABD borsalarının vadeli endekslerinde de düşüş isteği göze çarparken, son dönemde oldukça yükselen yapay zekâ hisselerinde beklentilerin çok yüksek seviyelere ulaşmasının ardından Nasdaq vadelisi %1 geriledi.

Lübnan’daki ateşkes umutlarının zayıflaması ve ABD ile İran arasında barış görüşmelerinin çıkmaza girmesi güvenli liman talebini de artırırken, doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur DXY 99,5 seviyelerine gelerek son bir ayın zirvesine yükseldi. Gözlerin üzerinde olduğu Japon yeni, dolar karşısında üst üste üçüncü işlem gününde de kritik 160 seviyesini test ederek piyasalarda yeni bir müdahâle beklentisini canlı tutuyor.  Japon yetkililer aşırı oynaklığa karşı kararlı adımlar atabilecekleri uyarısını yinelerken, Japonya’nın döviz rezervlerinin Mayıs ayında 70 milyar dolardan fazla azalarak 1,3 trilyon dolara gerilediğini ve bunun tarihteki en büyük aylık düşüş olduğunu görüyoruz.

Son bir ayda ABD tahvili satarak dolar yaratmak suretiyle piyasaya müdahâle eden ve Yen’in değer kaybını durdurmaya çalışan Japonya ekonomi takımının açıkçası başarılı olduğunu söylemek çok zor. Yüksek ABD tahvil faizleri ve güçlü dolar karşısında Japonya’nın tek başına kalıcı sonuç almakta zorlanacağını, operasyonun da git gide daha da maliyetli bir hâl alacağını düşünüyoruz. Japonya’nın da er ya da geç faiz artırmak zorunda kalacağını öngörüyoruz. Lâkin, olası faiz artışlarının bile Yen üzerindeki baskıyı azaltmak için tek başına yeterli olup olmayacağından emin olamıyoruz.

Orta Doğu’da artan jeopolitik riskler güvenli liman talebini destekleyerek doları güçlü tutmaya devam ederken, petrol fiyatlarının yükselmesi ve ABD ekonomisinin dirençli görünümü doların avantajını artırıyor. Gözler bugün her ayın ilk cuması olduğu üzere dünyanın en büyük ekonomisinin gidişatı hakkında en sağlıklı bilgiyi verdiğine inanılan ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi. Fed’in fiyat istikrarı (enflasyon) kadar tam istihdam görevi de olduğunu (dual mandate) hatırlatalım. Reuters anketine göre, Mayıs ayında 85 bin yeni istihdam yaratıldığını ön görülürken, işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde sabit kalması bekleniyor.

Piyasalar açısından bugünkü verinin önemi, Fed’in bir sonraki adımına ilişkin beklentileri şekillendirecek olmasından kaynaklanıyor. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir istihdam verisi, ABD ekonomisinin yüksek faiz ortamına rağmen dayanıklılığını koruduğunu teyit ederek, zaten büyük ölçüde gündemden düşen faiz indirimi beklentilerini daha da zayıflatabilir. Böyle bir senaryo, piyasalarda yeniden faiz artışı ihtimalinin konuşulmasına ve dolar ile tahvil faizleri üzerindeki yukarı yönlü baskının artmasına yol açabilir. Fed vadeli kontratları 2027 başında faiz artırım ihtimaline %50’den fazla şans tanırken, bu yılın Aralık ayına yönelik artırım beklentisinin ise bu sabah %44 seviyesine gerilediğini görüyoruz. Elbette, madalyonun diğer tarafında ise, zayıf bir veri, büyümede yavaşlama sinyali vererek Fed’in daha erken faiz indirimi yapabileceği beklentilerini de artırabilir. Warsh başkanlığında Fed’in ilk olağan faiz toplantısının 16-17 Haziran tarihinde yapılacağını hatırlatalım. Büyük bir merakla FOMC’den çıkacak politika metnini ve Başkan Warsh’un konuşmasını takip edeceğiz.

Türk mali piyasalarında ise dün karmaşık bir günü geride bıraktık. Hisse senetleri önderliğinde son günlerde zigzaglar dikkat çekiyor. Bankacılık endeksinde dün günü %2,2 yükselişle tamamlarken, ana endeks ise %0,7 geriledi. USDTRY kuru pazartesi günü valörlü işlemlerde (hafta sonu etkisi üç günlük TL fonlama faizinin de yardımıyla) 46,05 seviyesine yükselirken, CDS risk priminin ise 240 baz puan seviyesinin hemen üzerinde yatay bir seyir izlemeye devam ettiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %43,30 seviyesine hafif de olsa gerilerken, içeride siyasi gelişmeler takip edilmeye devam ediyor. Dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, son günlerde bültenlerimizde yer verdiğimiz üzere, ABD-Türkiye ilişkilerinde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını tekrar çizmek isteriz. Dün, her hafta Perşembe günü olduğu üzere, bayram tatili nedeniyle TCMB’den kısa haftanın bülteni geldi. Yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatında, parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,5 milyar dolar artış olurken, aslan payı tüzel kişilerin Euro mevduatında kaynaklanmış. TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 3 Haziran valörlü işlemler 21,7 milyar dolar seviyesine toparlanırken, butlan kararı sonrasında yaşanan erozyon rakamının da 7 milyar USD düzeyine kadar gerilediğini görüyoruz.

Gözler bugün her ne kadar dışarıda ABD istihdam verisine çevrilmiş olsa da, TÜİK tarafından saat 10.00’da açıklanacak enflasyon rakamı da yakından takip edilecek. Mayıs ayında aylık TÜFE artışının %1,5 civarında gelmesi beklenirken, KKTC İstatistik Kurumu’nun da KKTC için açıklayacağı enflasyon rakamları paralelde takip edilecektir. Haftaya Perşembe günü sonuçlanacak olağan TCMB PPK toplantısından da hazır yeri gelmişken faiz artırımı beklemediğimizi not edelim.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.