BORSA
Borsanın ateşi 10’da birine düşen bankalardan
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Bankalarda yabancı alımları ile tetiklenen sert yükseliş borsada genele yayıldı. Temmuz ortasında başlayan hareket henüz iki aya bile varmadan banka hisselerinde yüzde 137, borsanın genelinde yüzde 48 değer artışına yol açtı.
➔Canlanan borsa temmuzdan ağustosa ortalama endeks bazında yüzde 18.1 prim yaptı. Bu prim aylık enflasyondan arındırıldığında geriye yüzde 16.3’lük reel getiri kaldı.

➔Borsa yüzde 16.3’lük primiyle hem ağustos ayında hem de bu yıl içinde en çok kazandıran yatırım aracı oldu. Bu düzeyde bir reel getiri bundan önce Ağustos 2018’de dolar ve Euroda yaşanmıştı. Borsada ise Ağustos 2009’un getirisi geçildi.
➔Temmuz ortasından itibaren tırmanışa geçen borsada şirketlerin toplam piyasa değeri 144.5 milyar dolardan 198.2 milyar dolara yükseldi. Dolar bazındaki 53.2 milyarlık artış yüzde 37’lik büyümeye denk geliyor.
➔Borsa değerinde bu artış 56 gün gibi kısa bir sürede yakalandı. Hemen her güne 1 milyar dolarlık değer artışı düşüyor.
➔Bu düzeyi ile borsanın piyasa değeri 200 milyar dolara, borsa endeksinin dolar bazındaki değeri de 1.93 dolara çıkarak 2 dolara dayandı.
➔Borsa endeksinin 22 Mayıs 2013’te geride bıraktığı son rekor düzeyi 5.10 dolardı. Gerçekte borsa son yükselişi ile rekora giden yolu yarılamamış bile. Henüz yüzde 38’ı düzeyinde.
EN KARLI SEKTÖRE BATAK MUAMELESİ ÇEKMEK
➔Borsayı havalandıran ise bankalar. Borsa Endeksi içindeki ağırlığı uzun yıllar yüzde 50’den fazlayken yüzde 10 civarına düşmüştü. Bankaların toplam piyasa değerleri 10’da birine inmişti.

➔Kasım 2010’da 142.4 milyar dolar piyasa değerine yükselen bankalar aradan geçen zamanda değer kaybettikçe kaybetti.
➔En son 20 Aralık 2021’de dolar kurunun çok hızlı artmasının da etkisiyle bankaların piyasa değeri 11.2 milyar dolara kadar geriledi. Böylece bankalar 2001 krizinden bu yana en düşük düzeyine 20 yıl sonra indi.
➔14 Temmuz’da ise bu değer 14.1 milyar dolardı. Oradan başlayan tırmanışla bankaların değeri 9 Eylül’de 32.9 milyar dolara yükseldi. 56 güne 18.8 milyar dolarlık piyasa değeri ve yüzde 133.4’lük artış sığdı.
➔Bankaların bu ölçüde prim yapmasının gerisinde ne olup bittiğinin çok da önemi yok. Önemli olan eğrisinin doğrusuna denk gelmesi ve bankaların batak muamelesi görmesinin son bulması.
➔Değeri yüzde 90 kaybolan bir sektöre normalde piyasa batak fiyatlaması çekiyor, demektir.
➔Ancak bankalar bu yılın en çok kar artışı sağlayan kuruluşları. 7 aylık dönemde karları yüzde 505 artış gösterdi.
BORSANIN MANİVELASI
➔Gerçi bu karın yanlarına kalıp kalmayacağını bilmiyoruz. Herhangi bir düzenlemeyle bu karlar pekala budanabilir.
➔Diyelim ki hiçbir şey yapılmadı ve yılı yüksek karlılıkla bitirdiler. BDDK kar dağıtmalarına ne ölçüde izin verecek, onu da bilmiyoruz. 2008’den başlayarak ve küresel krizde sermaye takviyesi yapılması gerektiği öne sürülerek kar dağıtımı kısıtlanıyor.
➔Banka hisselerini tetikleyen 274 milyon dolarlık yabancı alımı hız kesti ama bankalar bir kere hareketlenince yerliler de işin içine gerdi.
➔Bankaların son dönemde tam olarak borsayı harekete geçiren manivela fonksiyonu gördüğünü söylemek mümkün.
➔Piyasa değerinde meydana gelen artışın yüzde 35’i banka kaynaklı olsa da yüzde 65’ı banka dışı hisselerden meydana geldi.
➔Bankalardan diğer sektörlere yayılan alım dalgasının sonunda borsanın toplam piyasa değerinin 53 milyar dolar arttığını gördük.
BANKA VE BORSA ÇIKIŞINA 4 NEDEN
➔Bankaların tüm borsayı ateşlemesinde geçmişteki fiyatının 10’da birine düşmüş olması yatıyor. Alım için en uygun durumdaki hisse senetleri.
➔Bunun yanında şirketler tarihinin en yüksek karlarını elde ediyor. Bankalar da bu yıl aynı karlılığı yaşamaya başladı.
➔Borsa İstanbul ile gelişmekte olan diğer borsalar arasında ciddi bir negatif ayrışma söz konusuydu. Borsa İstanbul diğer borsalardan ortalamada yarı yarıya iskontolu işlem görüyordu.
➔Bir de seçim fiyatlaması söz konusu. Hemen her seçim öncesinde bizim borsa canlanmış.
➔Bütün bu nedenlerden dolayı bankalardaki alım borsayı ateşledi. Banka hisseleri dolar bazında 10’da birine düşmüş olmasına karşılık temmuz ortasından beri yaptığı çıkışla eski fiyat düzeyinin dörtte birine yaklaştı. 2010 yılı değeri 100 dolarsa 9 Eylül 2022 değeri 23 dolar.
➔Bankalar defter değerinin yüzde 40 düzeyinde borsada değer bulurken bu oran yüzde 68’e çıktı. Henüz gelişmekte olan ülke bankaları değerliliğini veya defter değerlerini yakalayabilmiş değil.
DEVAMI GELİR Mİ?
➔Bankacılık sektörü 10 yılı aşkın bir zamandır ilk kez böyle bir yatırımcı ilgisini yakaladı.
Değerleme üzerinden gidilirse bankacılık sektörünün daha alacak epeyce yolu var denilebilir.
➔Ancak sektör için en karlı geçecek dönem içinde bulunduğumuz üçüncü çeyrek olabilir.
➔Çünkü kredi politikasında yapılan değişiklikle bankalar alıma mecbur tutulduğu için Hazine faizlerinde dramatik düşüşler yaşandı.
➔Faiz düşüşleri yüklü kamu kağıdı portföyü olan bankalar için bir kereliğine yüksek sermaye kazancı yazmaları demek.
➔Yalnız faizler de yüzde 11-12’ye geldi. Enflasyon yüzde 80-140 bandındayken, Türkiye dünyanın ve cumhuriyet tarihinin en derin negatif faizini uygulamaya daha ne kadar devam edebilecek?
➔Sonraki çeyrekte faizleri daha düşürecek pek bir alan kalmadı. Bir aşamada faizler düzeltme yaşadığında bugün bankalara yüksek kar yazdıran tahvil portföyü zarar yazdırmaya başlayacak.
GÖZLER ABD ENFLASYONU VE FAİZİNDE
➔Küresel piyasalarda ise üç konu öne çıkıyor. Salı günü ABD TÜFE açıklanacak. Beklenen rakam yüzde 8.5’ten yüzde 8.1’e inmesi yönünde. İster yüksek ister düşük gelsin her iki yönün de taraftarları var. Yani piyasalarda dalgalanma kaçınılmaz.
➔Ayrıca Fed 1 Haziran’dan beri bilançosunu aylık 47,5 milyar dolar küçültüyor. Eylül ayından itibaren bu rakam aylık 95 milyar dolara çıkıyor.
➔Bu hız tahvil piyasasını nasıl etkileyecek? Uzmanlar bilançodaki her 1 trilyon dolarlık erimenin 25 baz puanlık faiz artışına denk geldiğini savunuyor.
➔Bu durumda devam eden ve edecek olan bilanço daralması ekonomiyi nasıl etkileyecek? Resesyon olmasa bile yavaşlamaya başlayacak bir ekonomide borçlanmak ve yatırım yapmak iştahı giderek azalacak.
➔ECB faizleri artırdığı ve artırmaya devam edeceği için Euronun kısa vadeli değer kaybı duruldu gibi, hatta değerlenme yönünde hareket edebilir de.
➔Euro’nun değerlenmesi doların zayıflaması anlamına da geliyor. Doların zayıflaması ise borsalar bakımından çok hayırlı. Son günlerde endekslerde gözlemlenen hareketlenme de bunun belli bir payı olabilir.
➔Powell’ın ardından Lagarde’ın da lafı uzatmayıp “harbi” konuşması piyasalara iyi geldi. Ancak her iki başkan için bir soru güncelliğini koruyor, özellikle Lagarde için: Ne kadar süreyle harbi kalabilecekler?
Abdurrahman YILDIRIM – htgazete
İlginizi Çekebilir
BORSA
Hürmüz için anlaşma umudu: Petrol geriledi, risk iştahı artıyor
Yayınlanma:
2 saat önce|
05/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Katar, ABD ile İran arasında yürütülen arabuluculuk görüşmelerinde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Bu açıklamanın ardından, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlayabileceği beklentisiyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün %5, son iki haftada ise yaklaşık %20 gerileyerek 78 dolar seviyesini test etti. Katar Emiri ile telefonda görüşen ABD Başkan Trump diplomatik çabaların sürdüğünü belirtirken, ABD Hazine Bakanı Bessent ile Dışişleri Bakanı Rubio da Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmelerde ilerleme sağlandığını ve anlaşmanın kısa sürede sonuçlanabileceğini ifade etti. Buna karşın Tahran yönetimi, ABD ile doğrudan görüşmelerin başladığı yönündeki açıklamaları yalanladı. Ancak Umman ile Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına yönelik temasların olumlu ilerlediğini duyurdu.
Haber akışının piyasaları mutlu etmesine paralel bu sabah Asya borsaları, Wall Street’teki rekor kapanışın ardından teknoloji hisselerine yönelik alımların desteğiyle güne güçlü yükselişlerle başladı. Japonya’nın Nikkei endeksi ve Tayvan borsası %3’ten fazla yükselirken, son dönemlerde tahterevalli tarzında bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI ise bu sabah %4,5 yükselerek eski günlerini yeniden hatırladı. ABD cephesinde ise en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi tarihî zirvesini yenilerken, endekste yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri de ilk kez 70 trilyon doların üzerine yükseldi. Öte yandan, güçlü bilanço açıklayan AMD ve SpaceX hisselerinde seans sonrası kâr realizasyonları görüldü. SpaceX’te özellikle yüksek yapay zekâ yatırımlarının nakit akışı üzerindeki baskısı yatırımcıları temkinli olmaya yöneltti.
SpaceX, halka arz sonrası açıkladığı ilk bilançosunda ikinci çeyrek gelirini geçen yılın aynı dönemine göre 4,1 milyar dolardan 7,8 milyar dolara yükseltirken, faaliyet zararı da 970 milyon dolardan 143 milyon dolara geriledi. Güçlü sonuçlarda Starlink ve yapay zekâ faaliyetlerindeki hızlı büyüme etkili olurken, şirketin AI altyapısına yaptığı yatırım harcaması 15,8 milyar dolara ulaşarak dikkat çekti. Yönetim, bu yüksek yatırım temposunun önümüzdeki çeyreklerde de devam edeceğini belirtirken, Starlink ile mobil iletişim pazarına girerek geleneksel telekom operatörlerinden müşteri kazanmayı hedeflediklerini açıkladı. Güçlü finansal sonuçlara rağmen, SpaceX hisseleri seans sonrası işlemlerde yaklaşık %7,5 değer kaybetti. Şaşırdık mı? Aslında hayır. Yapay zekâ tarafında milyarlarca dolarlık yatırımlar sürüyor. Ancak yatırımcılar artık bu harcamaların ne zaman nakit akışına ve kârlılığa dönüşeceğini sorgulamaya başladı. Sabır giderek azalıyor.
ABD ile İran arasında diplomatik ilerleme sağlanabileceğine yönelik beklentilerin ışığında gerileyen enerji fiyatları, küresel tahvil piyasalarını destekledi. Piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD’nin gösterge niteliğindeki 10 yıllık tahvil faizi %4,60 seviyesinin altına inerken, 30 yıllık tahvil faizi de %5,15 seviyesini test etti. Bu ılımlı gelişmelere paralel Fed’in eylül ayında faiz artırma ihtimali %54 seviyesine gerilerken, sene sonuna kadar artırım beklentisi de 31 baz puana gevşedi. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise dün itibariyle ayağa kalkmaya istekli bir seyir izlediklerini gördük. Dolar endeksinin (DXY) 99,80 seviyesine gerilemesinin de yardımıyla, altının ons fiyatı bu sabah 4,130 dolar seviyesine yükselirken, gümüş ise 61 dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda, altın gümüş rasyosunun gümüş lehine ilerlemeye başladığını, yukarı yönlü hareket şayet başlamışsa gümüşün daha hızlı koşacağını düşünüyoruz. Uzun pozisyon açmadan bir iki gün daha gelişmeleri takip etme niyetindeyiz. Gümüşte hareketin devam etmesi durumunda yukarıda ilk etapta 80 dolar seviyesini hedefleyeceğiz (bakınız grafik). Bitcoin 64 bin dolar seviyelerinde salınarak enerji biriktirmeye devam ettiğini de not edelim.
Küresel piyasalarda risk iştahı artarken, içeride ise gündem tamamen hayat pahalılığı ve enflasyon olmaya devam ediyor. KKTC İstatistik Kurumu dün Temmuz ayı resmî enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE aylık bazda %2,90 artış kaydederken, yıllık enflasyon ise %38,10 seviyesinde gerçekleşti. Aylık bazda en yüksek fiyat artışı %9,79 ile eğitim grubunda görülürken, lokanta ve oteller (%5,46) ile sağlık (%4,80) kalemleri de dikkat çekti. Geçen senenin Temmuz ayında %3,17 artış kaydeden enflasyon nedeniyle (baz etkisi) yıllık enflasyon hafif de olsa gerilerken, Ağustos ve Eylül ayı gerçekleşmelerinin sırası ile %3,35 ve %5,39 olduğunu not düşelim.
KKTC’de 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin hayat pahalılığı oranı %16,95 olarak belirlenmişti. Bu oran, yılın ikinci yarısında uygulanacak asgari ücret ile kamu çalışanları ve emeklilerin maaş artışlarının hesaplanmasında esas alındı. Her gün öğle saatlerinde hem babama hem de kendime aynı yerden yemek alıyorum. Hayat pahalılığı oranının açıklanmasının hemen ardından işletme artan maliyetleri gerekçe göstererek fiyatlarını yaklaşık %20 artırdı. Bunun benzer örneklerini günlük hayatın hemen her alanında görmek mümkün. Rahmetli Süleyman Demirel’in yıllar önce söylediği gibi enflasyonun yalnızca ekonomik bir pahalılık meselesi olmadığını, derin bir sosyal ve ahlakî çöküntü yarattığını savunmuştur. Enflasyon meselesinin sadece toplumsal mutabakat ile çözüleceğini düşünüyorum. Herkesin enflasyonun düşeceğine inanması ve ikna olması gerekir. Aksi takdirde işimiz gerçekten çok zor…
Türkiye cephesinde ise bir süredir tatsız bir seyir izleyen hisse senetleri dün nihayet yurt dışı olumlu havadan faydalandı. Borsa İstanbul 100 endeksi günü %2 yükselişle tamamlarken, USDTRY kuru kendi hâlinde bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederek 47,57 seviyesini test etti. Beş yıl vadeli CDS risk primi 232 baz puan seviyesine gerilerken, 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de %41,63 seviyesine gevşedi.
Dün TCMB Temmuz ayı fiyat gelişmeleri raporunu yayımladı. Raporda temmuz ayında aylık bazda tüketici enflasyonunun ana eğilimi bir önceki aya kıyasla gerilemiştir ifadesi dikkatimizden kaçmadı. Zaten bir süredir iç talepteki yavaşlamadan söz ediyoruz. Mesela dün açıklanan ODMD verilerine göre Temmuz ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına göre %25 azalış kaydetti. TCMB’nin liralaşma stratejisini başardığını, kredi kanallarını kıstığını ve talebi yavaşlatarak üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını görüyoruz. Pekâlâ en kritik soruyu soralım. Neden enflasyon düşmüyor? Neden benim yemek aldığım yer %20 zam yapmak zorunda kaldı? Demirel’in sözleri hafızalarda derin bir yer tutarken, biz TCMB’nin para politikası tarafında elde ettiği başarıya ve Ortadoğu’da tansiyonun düşeceğine paralel Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) kademeli olarak %40 seviyesinden %37 seviyesine doğru gevşeyeceğini düşünüyoruz. Bu minvalde 13 Ağustos tarihindeki Enflasyon Raporu sunumu dikkatle takip edeceğiz.
Mali piyasaların gündeminde bugün Almanya, Euro bölgesi ve ABD’de açıklanacak hizmetler PMI verisi takip edilecektir. Özellikle her ayın ilk cuması açıklanan ve ABD ekonomisinin sağlığı açısından en kritik bilgiyi sunan tarım dışı istihdam verisi öncesinde ADP özel sektör istihdamı (öncü veri) bugün yakından takip edilecektir.
Gümüş
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti
Yayınlanma:
2 gün önce|
03/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, son günlerde sık sık dile getirdiği İran’a yönelik yeni askerî operasyon ihtimalini şimdilik rafa kaldırdı. Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandıracak ve savaş nedeniyle büyük ölçüde kapanan Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası deniz trafiğine açacak bir anlaşmanın kısa sürede sağlanabileceğini düşündüğünü belirtti. Trump, İran ile görüşmelerin bugün başlayacağını da açıkladı. Görüşmelerin nerede yapılacağı ve kimlerin katılacağına ilişkin bilgi paylaşılmazken, olası bir anlaşma için herhangi bir süre sınırı da verilmedi. Hafta sonu İran’a yönelik yeni bir askerî operasyonu erteleyen Trump’ın bu adımı, tarafların diplomatik çözüm arayışına bir kez daha şans tanıdığı şeklinde değerlendirildi. Masadaki en önemli başlıklar İran’ın nükleer programı ile Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanması olacak. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin hafta sonu Suudi Arabistan ve Pakistanlı yetkililerle temaslarda bulunması da diplomatik trafiğin hız kazandığını gösteriyor
Haber manşetlerini ise bu sabah Japonya’nın süslediğini peşinen belirtelim. Japonya, 1986’dan bu yana en düşük seviyesine gerileyen para birimi yen için ABD ile birlikte döviz piyasasına müdahâle ettiğini resmen açıkladı. Böylece iki ülke, 2011’den bu yana ilk kez koordineli döviz müdahâlesi gerçekleştirmiş oldu. Japonya Maliye Bakanlığı, gerekmesi hâlinde ABD ile birlikte yeniden müdahâleye hazır olduklarını da duyurdu. Ortak müdahalenin arkasında yalnızca yenin değer kaybı bulunmadığının da altını çizmek isteriz. Japon yenindeki zayıflığın Japon tahvillerinde satış baskısını artırması, bunun da ABD tahvil faizlerini yukarı taşıma riski yaratması ABD’yi de sürecin içine çekti.
Daha da basit bir anlatımla, Japonya’nın yeni desteklemek amacıyla elindeki ABD tahvillerini satarak dolar likiditesi yaratması, zaten yükseliş eğiliminde olan ABD tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabileceği için ABD Hazinesi de sürece destek verdi. Öte yandan Japonya’nın Fed’in repo imkânı üzerinden dolar likiditesine erişebilecek olması, tahvil satışı ihtiyacını azaltarak hem tahvil hem de döviz piyasalarındaki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir. Diğer bir deyişle, Japonya, müdahâlelerde ihtiyaç duyduğu dolar likiditesini elindeki ABD tahvillerini satmadan sağlayabilecek. Müdahalenin ilk etapta başarılı olduğu görülüyor. Müdahale öncesinde 164 seviyesine kadar yükselen USDJPY paritesi bu sabah 156’lı seviyelere kadar geriledi. Lâkin hiçbir otoritenin piyasayı yenecek gücü olmadığının alını kalınca çizmek isteriz! Gelişmeler ardından gözlerin üzerine çevrilmiş olduğu ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi ayı %5,28 seviyesinden kapatarak 2007 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etmesi sonrası yeni ay ve haftaya %5,23 seviyesine gerileyerek başladı.
Trump’un ilk önce çok sert vuracağız yönünde açıklamasının ardından alışık olduğumuz üzere geri adım atmasıyla petrolün varil fiyatı geçen hafta içinde test ettiği 102 dolar seviyelerinden bu sabah 83 dolar seviyelerine kadar geriledi. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %0,6 civarında artılar dikkatimizi çekerken, yeni ay ve hafta başlangıcına ise Asya genelinde hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. KOSPI endeksinde sekiz yüzden fazla hisse senedi olmasına rağmen endeksin neredeyse yarısını Samsung ve SK Hynix’in oluşturuyor. Bu sabah KOSPI %5’e yakın gerilerken, Temmuz ayında yaşanan %22 düşüş ardından kan kaybının devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, gösterge endeks Tokyo borsası son 12 yılın en güçlü PMI verisine rağmen %1’e yakın değer kaybetti. Genellikle havanın iyimser ve teknoloji hisselerinin alımlarla karşılaştığı günlerde teknoloji ağırlıklı endeksler sert bir şekilde yukarıya giderken, aksi durumda ise sert bir şekilde gerileyebiliyorlar. Bu sabahın hikâyesi ise biraz farklı: ABD vadeli endeksleri, İran ile müzakerelerin başlayacağı ve petrol fiyatlarının sert gerilediği haberleriyle yükselirken, Japonya’da ortak döviz müdahâlesi sonrası güçlenen yen ihracatçı şirketlerin hisseleri üzerinde baskı kurdu.
Fed’in faizleri sabit bırakmasına rağmen şahin mesajlar vermesi, Orta Doğu’da devam eden jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki sert dalgalanmaların ardından yeni haftanın gündemi oldukça yoğun görünüyor. Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de Temmuz ayı tarım dışı istihdam verisi yakından takip edilecektir. Piyasa beklentisi Temmuz ayında 83 bin kişilik istihdam edildiği ve işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde kalması yönünde. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir veri, Fed’in eylül ayında faiz artırabileceği beklentilerini güçlendirebileceği gibi, son aylarda olduğu üzere zayıf bir veri ise beklentileri daha da zayıflatabilir. Her ne kadar Fed’in faiz artıracağı ihtimalini en başından beri düşük görsek de, piyasanın fiyatladığı beklentileri aktarmakta fayda görüyoruz. Bu sabah vadeli kontratlar yıl sonuna kadar Fed’den 35 baz puan faiz artırımı beklerken, Eylül toplantısına yönelik beklenti ise %67 artırım yönünde.
Fed Başkanı Warsh’ın, tabir caizse “Trump’ın adamı” olarak görünmek istememesinin de etkisiyle, kamuoyu önüne çıktığı hemen her ortamda oldukça şahin bir üslup benimsediğini görüyoruz. Bu söylem, piyasa faizlerini yukarı iterken, geçen hafta sonuçlanan Fed toplantısında faiz artırımı yönünde oy kullanmaması ise dikkat çekici bir ayrıntı oldu. Öte yandan, ABD’nin toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon doları aşmış durumda. Artan borç stoku, Hazine’nin önümüzdeki dönemde daha fazla tahvil ihraç etmesi anlamına gelirken, yüksek faiz ortamında bu borcun çevrilmesinin giderek zorlaşacağını da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu nedenle yükselen ABD tahvil faizleri yalnızca ABD ekonomisi açısından değil, küresel finansal koşullar, hisse senetleri, kıymetli metaller ve gelişmekte olan ülke piyasaları açısından da yakından izlenmesi gereken en önemli risklerden biri olmayı sürdürüyor.
Fed’in gerekli rehberliği sunamadığı bir ortamda 30 yıllık ABD tahvil faizi Aralık 2024’ten bu yana en sert aylık yükselişini kaydederken, son 19 yılın da en yüksek seviyesine ulaştı. Fed’in faiz artıramadığı bir ekosistemde, hâliyle dolar da (DXY) değer kaybetti. DXY uzun bir aradan sonra tehlikeli sular olarak gördüğümüz 100,50 seviyesinin altına gerileyerek ayı ve haftayı da 99,91 seviyesinden kapattı. Ortak para birimi EUR dolar karşısında 1,1527 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesine geldi. Faiz getirisi olmayan altın 4 aydır devam eden düşüş serisine son vererek Temmuz ayını hafif de olsa yükselişle tamamlarken, bu sabah ilk işlemlerde 4,060 seviyesine hafif de olsa toparladı. Gümüşün ons fiyatı ayı 57,63 dolar seviyesinden tamamlaması ardından 58 seviyesinin üzerine yükselirken, kripto cenahında amiral gemisi Bitcoin ise son zamanlarda sıkıştığı banttan kurtulamayarak 63 bin dolar seviyelerine hafif de olsa geri çekidi. Henüz kıymetli metaller cephesinde bizi heyecanlandıracak teknik bir kırılım göremiyoruz bu nedenle kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Her ne kadar gözler Fed’in faiz kararında önemli bir yer tutan istihdam raporunda çevrilse de, şirket bilançoları da piyasaların yönü açısından belirleyici olacağı bir haftaya başlıyoruz. S&P 500 şirketlerinin yaklaşık dörtte biri sonuçlarını açıklarken, AMD, Eli Lilly, Palantir, Caterpillar ve Merck gibi dev şirketler ile SpaceX’in halka arz sonrası ilk çeyrek finansalları yakından takip edilecektir. Hatırlanacağı üzere geçen hafta açıklanan Microsoft’un güçlü bilançosu AI temasına desteğini sürdürürken, Meta’nın zayıf nakit akışı yatırımcıları temkinli olmaya yöneltti. Bu hafta açıklanacak bilançolar, AI temasının gücünü koruyup koruyamayacağı konusunda önemli sinyaller verecek.
Türkiye cephesinde ise döviz kurunun bebek adımlarıyla yukarı yönlü hareketi devam ederken, yeni ayın ilk kotasyonları 47,54 seviyelerinden eşleşiyor. EURUSD paritesinde yaşanan yükselişin de yardımıyla EURTRY kuru 55 seviyelerine doğru adım adım ilerliyor. Hisse senetlerini cephesinde ise bankacılık endeksi ayı %16,50 oranında ciddi bir düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %5’e yakın değer kaybetti. Bir tarafta NATO Zirvesi sonrası yeşeren umutların zayfılamsı, öte yandan endekse yönelik kredibilite kaygıları ve devam eden jeopolitik belirsizliklerin gölgesinde petrol fiyatlarının dalgalı seyri, TCMB’nin de elini kolunu bağlıyor. Her ne kadar TCMB üzerine düşen görevi fazlasıyla yaparak ekonominin soğuması, iç talebin yavaşlaması, liralaşma stratejisini yerine getirse de, tüm hastalığı tek başına tedavi etmesi, hele hele başı ucunda devam eden savaşın gölgesine pek de kolay görünmüyor. Yüksek faizler sanayi çarklarının yavaşlamasına neden olurken, hisse senetlerinin performansını da bir yere kadar anlayabiliyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ayı %42,11 seviyesine yükselerek tamamlarken, CDS risk primi ise 240 baz puan seviyesinde salınmaya devam ettiğini görüyoruz.
Türkiye cephesinde bugün gözler TÜİK’in açıklayacağı resmî enflasyon verisinde olacak. Piyasa beklentileri aylık enflasyonun %2’nin hemen altında gerçekleşeceğine işaret ederken, hafta sonu İTO tarafından açıklanan İstanbul enflasyonu aylık %2,06, yıllık ise %35,20 olarak gerçekleşti. Alt kalemlerde, giyim ve ayakkabı grubu dışında kalan tüm ana harcama gruplarında fiyat artışı görülürken, en sert yükseliş %9,77 ile sağlık grubunda kaydedildi. Bugün açıklanacak TÜİK verisinde manşet enflasyon kadar çekirdek göstergeler de yakından izlenecek. İTO verisinin ardından, resmî enflasyonun da piyasa beklentilerinin bir miktar üzerinde gerçekleşme ihtimalini göz ardı etmiyoruz.
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta, Avrupa’nın son yıllarda gördüğü en büyük düzensiz göç dalgalarından birine sahne oldu. Yaklaşık 60 bin kişinin sınırı aşmaya çalıştığı olaylarda en az 72 kişi hayatını kaybederken, İspanya sınır güvenliğini artırmak için bölgeye asker sevk etti, deniz bariyeri kurmaya başladı ve göçmenlerin büyük bölümünü kısa sürede Fas’a geri gönderdi. Kriz, Avrupa’da göç politikaları ve Schengen rejimine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, 22 AB ülkesi dış sınırların korunmasına yönelik acil koordinasyon çağrısında bulundu. İspanya hükûmeti insan kaçakçılığı şebekeleri ile sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin kitlesel hareketi tetiklediğini belirtirken, olayın arkasında farklı bir organizasyon bulunduğuna dair şu ana kadar resmî ve doğrulanmış bir bulgu paylaşılmadı.
Ceuta’da hareketli seyir herkesin dikkatini çekerken, Kıbrıs adasında ise BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 16 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ziyaret, somut bir çözüm üretmese de tarafların yeni bir 5+1 konferansı düzenlenmesi konusunda prensipte uzlaşmasıyla diplomatik sürecin yeniden canlanmasına zemin hazırladı. Ancak Guterres, yeni bir konferansın ancak güven artırıcı önlemler ve temel konularda ilerleme sağlanması hâlinde yapılacağını vurguladı. KKTC, ziyareti ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılarken, Türkiye, çözümün Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği temelinde mümkün olduğunu yineledi. BM ise iki toplumlu, iki bölgeli federasyon modelini korumaya devam ederek taraflar arasındaki temel görüş ayrılığının sürdüğüne işaret etti.
Mali piyasaların gündemin bugün Türkiye cephesinde resmî enflasyon verilerin yanı sıra, büyümenin öncü göstergesi olan PMI verilerinin de bulunduğunu not edelim. Yurt dışında ise Almanya PMI verileri ve perakende satışların yanı sıra, Euro bölgesi ve ABD’de PMI verileri ile ABD ISM imalat endeksi de yakından takip edilecektir.
Emre Değirmencioğl
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Jeopolitik yine gergin
Yayınlanma:
1 hafta önce|
29/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Güne yine yapay zekâ (AI) haberleri ile başlıyoruz. Sektörün ağır sikleti SK Hynix, rekor düzeyde kâr açıklamasına rağmen piyasanın yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseleri yaklaşık %10 değer kaybetti. Şirket, AI sunucularında kullanılan yüksek bant genişlikli bellek çiplerine yönelik talebin güçlü kalmaya devam ettiğini, büyük müşterilerle uzun vadeli tedarik anlaşmaları imzaladığını ve yatırım harcamalarını artıracağını açıklasa da, piyasalar artık güçlü sonuçlardan ziyade beklentinin ne kadar aşıldığına odaklanmayı tercih ediyor. Piyasa aktörlerinin rekor kâr açıklanmasına rağmen satışa yönelmesi, artık AI hisselerinde çıtanın ne kadar yükseldiğini açıkça gösteriyor.
SK Hynix’in beklentilerin altında kalan sonuçları, yapay zekâ temasına ilişkin soru işaretlerini daha da artırırken, satış baskısı kısa sürede Asya geneline yayıldı. AI çip üreticilerinde başlayan kâr realizasyonu teknoloji hisselerini aşağı çekerken, son dönemlerde volatilitesi Bitcoin’i de geçen Güney Kore borsası KOSPI dün %10,5 değer kaybetmesinin ardından bu sabah da bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %12’nin üzerinde geriledi. Son 40 günde tepeden %44 gerileyen KOSPI teknik mânâda önemli bir gösterge olan 200 günlük ortalamasının altını test etmeye başladı. KOSPI’nin tahterevalli tarzında sergilediği performansın yanı sıra, gösterge endeks Tokyo borsası %3 gerileyerek son 9 haftanın en düşük seviyesine gelirken, Tayvan borsasında da satışların sertleştiğini (-%5) not edelim.
ABD borsaları dün geceyi ılımlı bir seyirle kapatarak bu akşam saat 21.00’de sonuçlanacak olağan Fed FOMC toplantısını beklerken, sabah saatlerinde vadeli işlemlerde çok şiddetli olmasa da kırmızı renk dikkatimizi çekiyor (Nasdaq vadelisi -%0,75). Fed’in yanı sıra bu akşam açıklanacak Microsoft ve Meta bilançoları da, yapay zekâ yatırımlarının hız kesip kesmediğini gösterecek kritik bir sınav olarak görülüyor. Geçtiğimiz hafta Alphabet ve Tesla bilançolarının ardından artan endişeler nedeniyle piyasalar artık güçlü büyümeden çok, bu büyümenin sürdürülebilirliğine odaklanmış durumda. AI hikâyesi artık ilk kez ciddi biçimde sorgulanıyor.
ABD ile İran arasında diplomasi umutlarının güçlenmesiyle geride bıraktığımız hafta Perşembe günü 102 dolar seviyesini test eden Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, dün 84 dolar seviyelerine kadar gerilemişti. Bu sabah Brent’in %4 yükselişle 87 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. ABD ordusu, İran’ın Orta Doğu’daki ABD güçlerine yönelik balistik füze saldırısının hava savunma sistemleri tarafından başarıyla engellendiğini açıklarken, İran ise Ürdün’deki ABD üssünü hedef aldığını duyurdu. Ardından ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’ta İran destekli milis gruplarına yönelik ortak operasyon düzenlemesi, jeopolitik risk algısını yeniden yükseltti.
Bu gelişmelerin yanı sıra, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin üzerinde azalması ve OPEC+ grubunun Ekim ayından itibaren üretim artışlarına üç ay ara verebileceği yönündeki haberlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. Jeopolitik tarafta her ne kadar temkinli iyimserlik korunsa da ABD Başkanı Trump, İran ile görüşmelerin olumlu seyrettiğini belirtse de, müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda yeniden askerî seçeneğin masada olduğunu da söyledi. İran ise bu açıklamaları doğrulamadı. Öte yandan, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini normalleştirmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı haberleri de olumsuz ortamı kısmen de olsa sakinleştirebileceğini düşünüyoruz. Petrol piyasasında jeopolitik gelişmeler yön belirlemeye devam ederken, arz tarafına ilişkin her haber fiyatlarda sert dalgalanmaları da beraberinde getiriyor. Hatırlayacağınız üzere son günlerde mütemadiyen yüksek volatilitenin artık yeni normal olduğunu anlatmaya çalışıyoruz.
Enerji fiyatlarında yaşanan tahterevalli tarzı hareket hâliyle enflasyon endişelerini de canlı tutuyor. Bu tablonun gölgesinde piyasalar dün başlayan ve bu akşam sonuçlanacak Fed’in olağan FOMC toplantısı öncesinde temkinli duruşunu korumaya çalışıyor. Her ne kadar bu akşam için faiz oranlarının sabit bırakılması ana senaryo olmaya devam etse de, olası bir faiz artışı ihtimali de tamamen göz ardı edilmiyor. Bu bağlamda, Fed vadeli faiz kontratlarına göre, bu akşam 25 baz puan faiz artışına %31 ihtimal tanırken, yıl sonuna kadar ise 42 baz puan (neredeyse iki kez 25 baz puan) artırım fiyatlanıyor. Petrol fiyatlarında geçen haftaya nazaran yaşanan geri çekilme kısa vadede piyasalara nefes aldırsa da, jeopolitik gelişmeler nedeniyle enerji fiyatlarında görülen yüksek oynaklık ve bunun kontratlar üzerinden gecikmeli yansıması, enflasyon görünümüne ilişkin belirsizlikleri maalesef canlı tutuyor.
Fed’in karar metni ile Başkan Warsh’un 21.30’da başlayacak basın toplantısında vereceği mesajlar da bu akşam piyasalar açısından büyük bir merakla takip edilecektir. Dün de belirttiğimiz üzere, küresel finansal sistemi bir uçağa benzetirsek, kokpitte Fed başkanı Warsh oturuyor. Ancak yeni başkanın (pilotun) kredibilitesini tesis etmek adına şahin bir duruş sergileme isteği ile para politikasının bundan sonraki rotasına ilişkin belirsizlik, zaten kırılgan olan piyasa algısını daha da zorluyor. Daha basit bir anlatımla, uçağın rotasını bu aşamada kestiremediğimiz gibi, Warsh’un da şahin söylemleri piyasaları huzursuz ediyor. Biz şahin duruşu beklenti yönetiminin bir parçası olarak yorumlarken, devamının agresif bir faiz artırımı döngüsüne dönüşmeyeceğini düşünüyoruz. Faizlerin yükselmesi, 348 trilyon dolar küresel borcun servis edilmesini daha da güçleştireceği gibi, Başkan Trump’ın faizlerin düşürülmesine yönelik baskısını da göz ardı etmek kolay görünmüyor.
Bu sabah doların piyasa kuru (DXY) hafif de olsa gerileyerek 101,30 seviyelerinden işlem görürken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil getirisi geçen hafta test ettiği %4,70 seviyelerine göre %4,61 seviyesine geri çekildi. Riskten kaçışın hızlandığı günlerde güvenli liman kimliğini unutan kıymetli metaller yatırımcısını mutlu etmekten uzak bir performans sergilemeye devam ediyor. Bu bağlamda, altının ons fiyatı hafta başı test ettiği 4,115 dolar seviyesinden bu sabah 4,020 dolar seviyelerine geri çekilirken, benzer bir şekilde 60 doların üzerini test eden gümüşün ons fiyatı da 57 dolar seviyesinin diplerinde işlem görüyor. Kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin ise olumsuz havanın etkisiyle 64 bin dolar seviyesinin altına gerilediğini görüyoruz.
Çip sektörüne yönelik kaygılar tırmanırken, buna Fed’in faiz artırma ihtimalinin de eklenmesi küresel mali piyasaları âdeta diken üstünde tutuyor. Dün Türk mali piyasaları da yurt dışındaki temkinli havaya paralel limoni bir seyir izledi. USDTRY kuru, kamunun da desteğiyle, bir başka ifadeyle bebek adımlarıyla ve enflasyonun altında artmaya devam ederek reel anlamda değer kazanmaya devam ederken, bu sabah 43,39 seviyesine kadar yükseldi.
TCMB, talebi yavaşlatıp kredi kanallarını sıkılaştırarak ve liralaşma stratejisini güçlendirerek üzerine düşen görevi yerine getiriyor. Ancak bebek adımlarıyla ilerleyen kur politikasından nasıl ve hangi noktada çıkılacağı sorusunun cevabını biz de henüz bilmiyoruz. Seçim atmosferi giderek yaklaşırken, reel değerlenmeye dayalı mevcut kur stratejisinin seçimlere kadar korunacağını, sonrasında ise bebek adımlarının yerini daha uzun adımların alacağını düşünüyoruz. Eğer piyasa da benzer bir beklenti içindeyse, seçim öncesinde döviz talebinin artması yeni bir kırılganlık yaratabilir. Bu önemli başlığı ise başka bir gün daha enine boyuna değerlendireceğiz.
Türk hisse senetleri düşüşünü dün itibariyle dördüncü güne taşırken, son yedi haftanın da en düşük seviyesine indi. Her ne kadar endeks mühendisliği ana performansı zaman zaman gölgelse de, teknik bir bakış açısıyla BIST100 endeksinde 13,885 seviyesinin altında haftalık kapanışta dikkatli olmak gerektiğini hatırlatalım (bakınız grafik). CDS risk primi 241 baz puan seviyesine gerileyerek hafif de olsa toparlanırken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ise petrol fiyatlarının da yardımıyla %41,41 seviyesine kadar geriledi. Türkiye’de Temmuz ayı resmî enflasyon rakamları Pazartesi günü açıklanacak. Anketlere göre aylık TÜFE artışının %1,87 olması beklenirken, bu sonuçla yıllık enflasyon %31,86’ya gelecek. TCMB’nin bir sonraki hamlesi için gözler çekirdek verilerde olacaktır.
Bültenimizi bitirmeden, biraz da bizim taraftan haber vereyim. Sizlerin de takip edeceği üzere Kıbrıs’ta diplomasi yeniden hareketlendi. BM Genel Sekreteri Guterres, 2017’den bu yana çıkmaza giren çözüm sürecini yeniden canlandırmak amacıyla adada Rum lider Nikos Hristodulidis ve KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile ayrı ayrı görüştü. Bugün iki lideri BM ara bölgesinde bir araya getirecek olan Guterres, ortak bir müzakere zemini ararken, tarafların çözüm modeli ve siyasi eşitlik konularındaki temel görüş ayrılıklarının ise devam ettiği görülüyor.
Benim dikkatimi çeken asıl nokta ise, henüz somut bir çözüm beklentisi oluşmamış olsa da, 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde sonuçsuz kalan Kıbrıs Konferansı’nın ardından yaklaşık dokuz yıldır ilerleme kaydedilemeyen müzakere sürecinin yeniden gündeme taşınması oldu. Bu nedenle önümüzdeki haftalarda garantör ülkelerin de katılımıyla daha geniş formatlı bir toplantının düzenlenebileceği beklentisi canlılığını koruyor. Bununla birlikte, adadaki genel kanaat bu girişimin de önceki denemeler gibi kalıcı bir sonuç üretmekte zorlanacağı yönünde.
Borsa İstanbul 100 endeksi
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (584)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.546)
- GÜNDEM (3.561)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.728)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.470)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (115)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Hürmüz için anlaşma umudu: Petrol geriledi, risk iştahı artıyor 05/08/2026
- Beyaz yaka nasıl çöktü, mavi yaka nasıl yükseldi? 05/08/2026
- 40 trilyon dolarlık soru: Piyasayı Fed mi, kamu borcu mu yönetiyor? 04/08/2026
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


