BANKA HABERLERİ
Seçimin ve bütçe açığının yükü bankaların üzerinde
Bankacılık sektörünü menkul kıymet alımına zorlayan makroihtiyati önlemler Hazine’nin sabit getirili borçlanma payının yüzde 58’e yükselmesini sağlarken bankacılar risk uyarısı yapıyor. Uzmanlar da zorunlulukla hem seçimin hem de bütçe açığının finansmanının bankalara kaldığını vurguladı.
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yüksek bütçe açığı ve yüksek enflasyon ortamında Türkiye 2023 seçim yılını karşılayacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı hem bütçe açığını hem de seçim ekonomisinin finansmanını sağlamak için yüksek iç borçlanma hedeflerini belirledi. Önümüzdeki üç ay 173.6 milyar lira iç borçlanma öngören Hazine’nin 2023 yılı hedefi ise 918.3 milyar lira. Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aldığı makroihtiyati önlemler ise bankaları kredilendirme ve mevduat politikasında zorunlu sabit getirili menkul kıymet alımına yönlendirirken Hazine’nin de düşük maliyetli borçlanmasını sağlıyor. Bankacılık sektörünün yüksek risk uyarıları yaptığı zorunlu menkul kıymet alımları uzmanlara göre hem seçimin hem de bütçe açığının finansmanının bankacılık sektörüne yüklenmesi sonucunu doğuracak.
Yüksek mevduat faizine uyarı
Merkez Bankası’nın TL mevduatın artırılmasına ilişkin düzenlemede yaptığı son değişikliğin ardından bankacılık sektöründe TL mevduat için yüzde 30’a varan faiz oranları gündeme geldi. Bankalar yüzde 10 civarı faizlerden menkul kıymet alımı yapmak yerine kur korumalı mevduat hariç TL mevduatları artırmak için faiz oranlarını yükseltti. Ancak buna da Merkez Bankası’ndan uyarı geldi. Merkez Bankası bankaların faiz artırımının yaptıkları düzenlemelerin ‘ruhuna aykırı’ olduğunu ve uygulamadan vazgeçilmesini istedi.
Öte yandan Hazine ve Maliye Bakanlığı da kasım-ocak dönemini kapsayan üç aylık iç borçlanma stratejisini yayımladı. Bu dönemde yüksek miktarda iç borçlanma öngören Hazine, bu ay 31.2 milyar liralık iç borç servisine karşılık 57 milyar TL’lik iç borçlanma yapılması programlandı. Aralıkta 24.2 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık 49.4 milyar TL’lik, ocakta 46.7 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 69.9 öngörüldü. Eylül sonundaki planda kasım için 31.2 milyar liralık iç borçlanma öngörülmüştü. Yeni planla kasım ayı artırıldığı gibi toplam üç ayda 1 liralık ödemeye karşılık yaklaşık 1.7 liralık bir borçlanma öngörülmüş oldu. Kasımda düzenlenecek 7 ihalenin ilki 7 Kasım’da olacak.
Borçlanmada sabit getirilinin payı yüzde 58’e yükseldi
Yine Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre bankaları sabit getirili menkul kıymet alımına yönelten makroihtiyati önlemler sonunda 2022 yılı başında yüzde 24,6 olan sabit getirili TL cinsi iç borçlanmanın ortalama maliyeti, 2022 Ekim ayına gelindiğinde yüzde 10,9’a geriledi. 2022 Ocak – Ekim döneminde ise yüzde 17,6 seviyesinde gerçekleşti. 2019-2021 döneminde toplam iç borçlanmanın yüzde 38’i sabit getirili TL cinsi senetler ile sağlanmışken, 2022 Ocak – Ekim döneminde sabit getirili TL cinsi senetlerin iç borçlanmadaki payı yüzde 58’e yükseldi.
Hazine’nin 2023 planı da 2022’deki yaşananlara ve politikaya uyumlu şekillendi. 2022 başında Hazine iç borçlanma hedefini 397.1 milyar lira olarak açıklamışken gerçekleşme tahmini 643.7 milyar liraya yükseltildi. Yani yüzde 62,1 artırıldı.
Yukarı yönlü revizyonlar eylül itibariyle yıllık 176.6 milyar liraya yükselen bütçe açığının finanse etme çabalarının bir sonucu olarak yorumlandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre eylül ayında merkezi yönetim bütçe dengesi 78.6 milyar lira açık verdi. 9 aylık bütçe açığı 45.5 milyar dolara ulaşırken eylül itibariyle yıllık bütçe açığı da 176.6 milyar TL’ye yükseldi.
Vatandaşın tasarrufu da negatif getiride 2022 bütçe açığına yönelik Hazine’nin adımları izlenirken uzmanlar 2023 bütçe hedeflerinde de seçim bütçesinin izlerinin görüldüğünü vurguladı. Harcamalarda ve bütçe açığında artışın da finansmanı için de Hazine’nin iç borçlanma hedefi 918.3 milyar liraya çıktı.
Makroihtiyati önlemler sadece bankacılık sektörüne yük getirmiyor. Hazine’nin düşük maliyetli borçlanmasını sağlayan düşük faiz politikası TL mevduatın getirisinin negatif olması sonucunu doğuruyor. Merkez Bankası’nın faiz indirimleri sonrasında TL mevduat faizi yüzde 15,4 seviyesine gerilemiş durumda. Üç ay önce yüzde 18 seviyelerinde olsa da mevduat faizi yüksek enflasyonla getiri yine negatifdeydi. Aynı şekilde kurun baskılanması da kur korumalı mevduatın getirisinin düşük kalmasına neden oluyor. Önceki dönemlerde yatırımcısını memnun eden KKM tercihi de son dönemde kurdaki baskı nedeniyle yatırımcısına düşük mevduat faizi kazandıracak. Öte yandan BDDK’nın ve Merkez Bankası’nın aldığı makroihtiyati önlemler tahvil faizlerinde sert düşüşe neden oldu. Bankaların menkul kıymet tutma zorunluluğu hem kredilerde hem de mevduatlarda uygulanıyor. Alınan kararların başında bankaların yabancı para mevduatın yüzde 5’ine kadar tahvil tutulması zorunluluğu geliyor. Bankalar yeni yıldan itibaren TL mevduat oranı yüzde 50 ve yüzde 60’ın altında kalırsa ilave 2 ve 7 puan tahvil tutma yükümlülüğü altındalar. Ayrıca KOBİ, esnaf, mali kesim, KİT, tarım, ihracat ve yatırım kredileri, kurumsal kredi kartları hariç kullandırılan ticari kredilerin yüzde 30’u oranında tahvil tutma şartı bulunuyor. Temmuz-aralık arasında söz konusu kredilerin stok tutarının artış oranı yüzde 10’u aşarsa, aşan tutan kadar tahvil tutulması gerekiyor. Bunun yanı sıra kullandırılan ticari kredi faizi referans oranının 1,4 katını aşarsa yüzde 20, 1,8 katını aşarsa yüzde 90 tahvil tutma şartı da var.
5 yılda bankacılık sektörünün iç borçtaki payı yüzde 65 arttı
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre eylül ayı itibariyle iç borç stokun yüzde 99,1’i yurtiçi yerleşiklerin elinde bulunuyor. Stokun yüzde 76’sı ise bankacılık sektöründe. Bundan 5 yıl önce bankacılık sektörünün iç borç stokundaki payı yüzde 46,1 seviyesindeydi. 5 yılda sektörün elindeki iç borç stoku yüzde 65 artış gösterdi. Dikkat çekici artış kamu bankalarında. Kamu bankaları neredeyse iki katı iç borç stoku bulunduruyor 5 yıl öncesine göre. 2017 Eylül’de kamu bankaları iç borç stokundaki elinde bulundurma oranı yüzde 17,7 iken Eylül 2022 itibariyle yüzde 37’ye çıktı. Özel bankalarda da 5 yıl önce yüzde 17,1 olan pay şu an yüzde 21,2 seviyesinde. Yabancı yatırımcıların ise 5 yılda iç borç stokundaki payı yüzde 95,6 azaldı ve yüzde 20,4’ten yüzde 0,9’a indi.
UZMANLAR NASIL YORUMLADI
ZORLAMAYLA FİNANSMAN SAĞLANIYOR
TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Zaten bütçe açığı verince Hazine’nin başka finansman yolu yok, tahvil satacak. Bankalar da bu tahvillerin bir kısmını portföyünde tutacak bir kısmını satacaklar. Ancak miktarlar çok yükseldi. Ve normal koşullarda bu döngü bankaların kendi isteğiyle oluyor, Hazine ihaleye çıkıyor, bankalar teklif veriyorlar Hazine de ne kadar teklifi karşılamak istiyorsa karşılıyor. Ama şimdi bir zorlama var. Onun dışında faiz çok düşük ve tahvilin fiyatı artıyor sonuçta ilerde faizlerin artırıldığını düşünelim bankalar buradan zarar yazacaklar. İşlerini zorlaştırıyor. Bu bankaların ne kadar etkiler portföy yapılarına bağlı bilemiyorum. Faiz yükseldiğinde ellerindeki tahvillerin değeri düşecek. Önemli olan başta bir yanlış karar alıyorsunuz faizi indiriyorsunuz, o önce kuru sıçratıyor, sonra enflasyon sıçrıyor, kur sıçramasından ürküyorsunuz bir sürü dolu karar alıyorsunuz dövize talep olmasın diye ama bir sürü düzenleme yapıyorsunuz yetmiyor. Ardından kredi ve mevduata sıra geliyor. Bunların hepsi zorluyor ve başka kırılganlıklar yaratıyor. Hiçbir ülkede faizler hep düşük olmaz ki düşük ve yüksek olduğu dönemler vardır. Bu mevcut sistem içinde başka sistem tasarlanırsa, ekonomiyi kapatıyor, sermaye hareketlerini yasaklıyorsunuz ve her şeyi tek merkezden kontrol ederseniz olabilir. Faiz şudur, bunlara kredi açabilirsiniz olabilir bu başka bir dünya ama o dünyada mıyız onu da bilmiyoruz. İkisinin arasındayız. Her şey merkezden kontrol edildiği dönemler vardı, 70’lerde kredi mevduat faizlerine sınır vardı. Bu ikisinin ortasında bir yerdeyiz onun için karışıklar çıkıyor. Onu da savunanlar olabilir ama o sistemi tasarlamak lazım bir ayağı burada diğeri başka yerde karışıyor işler.
BİLANÇOLARDA VADE VE FAİZ RİSKİ OLUŞTURUYOR
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara: Bankalara ilave olarak uzun vadeli tahvil tutma yükümlülüğünün getirilmesi bilançolarında vade ve faiz riski oluşturuyor. Bankalar bunu kredi vadelerini kısaltarak telafi etmeye çalışıyorlar. Şu an itibarıyla yönetebiliyorlar ancak ilerde faizler beklenenden çok daha yüksek seviyelere çıkarsa bankacılık sektörünün sermayesi ciddi anlamda aşınabilir. Faiz artınca ekonomi zaten yavaşlayacak, bazı şirketler iflas edecek ve bankaların aktif kalitesi bozulacak. Bunun üzerine bir de uzun vadeli devlet tahvillerinden gelecek kayıpların eklendiği bir durumda bankacılık sisteminin zorlanabileceğini söyleyebiliriz.
SEÇİM ÖNCESİNDE HARCAMA FIRTINASI GELECEK
TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç, Dr. Atılım Murat: Orta vadeli programdaki 2021 bütçesine bakınca muazzam bir seçim bütçesinin olduğu görülüyor ve açık konuşmak gerekirse hayatımda hiç görmediğim bir harcama fırtınası gelecek seçim öncesinde. Bir şekilde bunun finanse edilmesi gerekiyor. Son dönemde açıklanan düzenlemeler tedbirlere baktığımız zaman da bu maliyetin bankacılık sektörüne yıkılacağı görülüyor. Bankacılık sektörünün şikayetleri var ama seçime kadar bu şekilde devam edecek. Ama KKM’den gelen yükü, ama seçim için yapılacak bütçe harcamalarının bir kısmı bankacılık sektörü tarafından karşılanacak bu çok net. Yüzde 10 tahvil faiziyle risk alacağıma mevduatta yüzde 30 vereyim diyen bankalar vardı Merkez Bankası uyarısıyla yine bunun önüne geçildi. Politika yapıcıların aklındakiler çok net anlaşılıyor seçime kadar bankalardan finanse edecekler. Bankalar da düşük faizli tahvilleri düşük faizli menkul kıymetleri bilançolarında taşıyarak ciddi şekilde risk almış olacaklar.
HALININ ALTINA SÜPÜRMEK GİBİ BANKALARA SÜPÜRÜLÜYOR
Fortuna Capital CEO’su Dr. Altuğ Özaslan: Menkul kıymet alımı bankacılık sektörünün tercihlerini kendi inisiyatifinden çıkaran ve serbest piyasa dinamiklerinin aksine bir zorlamadır. Bu baskı ile yüksek enflasyon sebebiyle artan vergi gelirlerine rağmen 2022 yılında %180 çevirme oranıyla borçlanan Hazine, tarihi yüksek enflasyon döneminde tarihi düşük reel faiz ile ve ortalama fonlama vadesi yükseltilerek fonlanıyor. Bunun iktisat biliminde adı borç monetizasyonudur. Ama borç monetizasyonu bile genelde serbest piyasa dinamikler içinde gerçekleşirken, bu durum borç monetizasyonunu dahi 1 seviye öteye taşıyarak Türkiye’de bankacılık sektörünü -65% reel faiz ile 5 yıl ve üzere tahvil almak zorunda bırakıyor. Bu da demek oluyor ki, KKM gibi ortodoks ekonomi politikası araçlarının kamuya maliyeti ve seçim ekonomisinin maliyeti, halının altına süpürülür gibi bankacılık sektörünün bilançosuna doğru süpürülüyor. Bu orta ve uzun vadede, en sağlam sektörümüz olan bankacılık sektörü için istenmeyen riskleri doğurmaya gebe bir politikadır. Umarım bu politikalar neticesinde 90’lı yılların tarihinin kafiyeli olduğunu görmeyiz.
KAMU FİNANSMANI İÇİN ANGARYA SALINIYOR
Ekonomist Uğur Civelek: Konu şu enflasyon yüzde 80’nin üzerinde kalırken yüzde 50’nin altına düşmesi beklenmezken yüzde 10,5 referans faiz var, yüzde 20’lerden kamu finansmanını nasıl sürdürecekler? Bankalara kamu finansmanı için angarya salınıyor. Bütçe açığı yüksek ve finansman lazım ve bunu düşük faizle yapmak istiyorlar. Eki açıdan bakılmalı, bankalar tek başına bu yükü çekemez. Bankalar aracıdır. Bankalardan yüksek bütçe açığında ortaklık istiyorlar. Düşük faizle seçim finansmanını karşılasınlar istiyorlar bankalardan ve bunu yapmaya zorluyorlar. Bankalar aracıdır bu finansman yine vatandaştan gelecek. Bankalarda risklerini azaltma konusunda adımları olduğunu görüyoruz. Yeni kredi vermek isteksizliği var, bir takım kurumsal kredilerin geri alabilmesi için menkul kıymet tavsiyesi var, halka açılsın tahvil ihraç etsin bankaya olan borcu ödesin isteniyor. Bankalar büyümek istemiyor, iki ateş altında sıkışmış vaziyetteler. Bu kötü bir yol bu yolun sonu yok. BDDK, Merkez Bankası ve siyaset de o yola sürmeye çalışıyor. O yola giren bankalar çıkamaz bu gidiş kredi kalitesini çökertiyor.
Şebnem TURHAN – Dünya
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
KGF Akbank Mobil’de
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Yayınlanma:
2 gün önce|
20/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
4 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu



