Connect with us

ŞİRKETLER

ZİNCİR MARKETLER KİME AİT?

Yayınlanma:

|

Zincir marketlerle ilgili yürütülen “fahiş fiyat” tartışması derinleşerek devam ediyor.

Hükümet yetkilileri ve Milliyetçi Hareket Partisi, bu tür marketleri ürünlerine çok sık zam yapmakla eleştirirken şirketler yüksek enflasyon oranlarına işaret ediyor.

Aslında tartışmalar yeni değil.

Örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Eylül 2021’deki ABD gezisinde, “Bu beş tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor” açıklamasını yapmıştı.

Konu son günlerde ise Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin zincir marketleri hedef alan açıklamalarıyla gündeme taşındı.

Bahçeli, 22 Kasım’daki konuşmasında “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ ile irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Yaklaşık bir hafta sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu marketleri eleştirdi ve fiyat farklılıklarını gidermek için Fiyat İstikrar Komitesi kuracaklarını söyledi.

BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç ise Gıda Perakendecileri Derneği başkanlığı görevinden istifa etmeden önce eleştirileri reddederek üretimde maliyet enflasyonuna dikkat çekti.

Aykaç, Bahçeli’ye gönderme yaparak, “FETÖ örgütü ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler” dedi.

Son günlerde zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

Açıklama, MHP’nin tepkisini çekti.

Bu süreçte ŞOK Marketler’in, Galip Aykaç’ı dernek başkanlığından istifaya çağırdığına dair bir yazışma basına sızdı.

Galip Aykaç, 4 Aralık günü Gıda Perakendecileri Derneği Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Son günlerde farklı kentlerde bazı zincir marketlere yönelik denetimler artırıldı.

6 Aralık’ta Rekabet Kurulu, zincir marketler hakkında, ‘Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri yönündeki iddialar üzerinden soruşturma başlattı.

7 Aralık’ta, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, zincir marketlere ilişkin yeni bir düzenleme geldi.

Bu yönetmelik değişikliğiyle 200’den fazla şubesi olan zincir marketlere fiyat takibi ve şube bilgilerine yönelik verileri Bakanlıkla paylaşma zorunluluğu getirildi.

Peki bütün tartışmaların odağındaki zincir marketlerle ilgili neler biliniyor?

BBC Türkçe, söz konusu marketlerden en büyük beşinin sahiplik yapısı, son dönemdeki kâr bilgileri ve piyadaki büyüklüklerini inceledi.

BİM

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

Kurucuları arasında Mustafa Latif Topbaş, Cüneyt Zapsu, Aziz Zapsu, Yasin Kadı gibi isimlerin olduğu BİM, 1995 yılında 21 mağaza ile faaliyete başladı.

Zaman içinde sermaye sahipliği ve yönetim kurulu yapısı değişti.

Şirketin internet sitesinde yer alan bilgilere göre grup, 2021 sonu itibariyle 9 bin 451 market sayısına ulaştı.

File Marketleri de BİM’in bir projesi olarak faaliyet gösteriyor.

File ile birlikte mağaza sayısı 9 bin 611.

Birleşik Mağazalar A.Ş. (BİM), günümüzde organize perakende sektöründe pazar payı en yüksek şirket.

BİM, yurt dışında Fas ve Mısır’da faal durumda.

Fas’ta 2021’de 578, Mısır’da ise 300 mağazası bulunuyor.

Türkiye, Fas ve Mısır’daki toplam mağaza sayısı 10 bin 489 yapıyor.

BİM sitesinde, 2021 yıl sonu itibariyle 3 bin 723’ü ofis, 6 bin 437’si depo ve 60 bin 37’si mağazalarda olmak üzere toplam 70 bazı 197 kişinin çalıştığını bildiriyor.

Kamu Aydınlatma Platformu’nun (KAP) verilerine göre BİM’in hisselerinin yüzde 15,15’i Merkez Bereket Gıda şirketine ait.

Naspak Gıda şirketi ise BİM hisselerinin yüzde 11,30’unu elinde tutuyor.

Bu iki şirket Topbaş ailesinin farklı üyelerinin yönetiminde bulunuyor.

BİM hisselerinin yüzde 71,03’ü halka açık, yüzde 2,52’si halka kapalı.

Yönetim Kurulu’nun başında Mustafa Latif Topbaş bulunuyor.

BİM, 2022’nin ilk dokuz ayında yaklaşık yüzde 109 oranında bir artışla, 4,8 milyar TL kâr elde etti.

A101

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.

2008 yılında kuruldu.

BİM’in kurucuları arasında yer alan ancak daha sonra BİM’den ayrılan Cüneyt ve Aziz Zapsu, A101’in kuruluşunda da önemli rol oynadı.

Turgut Aydın’ın kurucusu olduğu Aydın Grup’un 2009’da A101’e dahliyle yeni bir süreç başladı.

2014’te Aydın Grup A101 şirketindeki payını yüzde 79’a yükseltti.

Ağustos 2016’da, Gülen yapılanmasına finansal destek sağlama iddiasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında, dönemin A101 Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Aydın ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Yaşar Aydın gözaltına alındı.

İş insanları kısa süre sonra serbest bırakıldı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre A101’in, 2021 yıl sonu itibariyle 11 binin üzerinde mağazası bulunuyor.

A101, Türkiye’nin en yaygın market zinciri.
 

Yine sitedeki bilgilere göre 61 binden fazla çalışanı ve 600’ün üstünde tedarikçisi var.

A101’in Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yaşar Aydın, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ise Turgut Aydın.

Halka açık olmadığı, Borsa İstanbul’da işlem görmediği için A101’in mali verileri kamuya kapalı.

ŞOK Marketler

ŞOK Marketler zinciri, 1995’te 13 mağaza ile faaliyet başladı.

Sitesinde yer alan bilgilere göre 2011 yılında 1.255 mağaza ve yedi depo ile Ülker ailesinin elindeki Yıldız Holding bünyesine katıldı.

2013’te Dia S.A., Onurex, Dim mağaza zincirini satın aldı ve 2014’te tüm mağazalar ŞOK mağazalarına dönüştürüldü.

Kurumsal sitesinde yer alan bilgiye göre, zincirin Türkiye’nin 81 ilinde 9 bin 523’ü aşan mağazası, 31 dağıtım merkezi ve 40 bini aşan çalışanı var.

ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.

KAP’taki bilgilere göre ŞOK Marketler zincirinin hissedarları ve sahip oldukları hisse yüzdeleri şöyle:

  • Turkish Retail Investments B.V: Yüzde 24,27
  • Gözde Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı: Yüzde 23,66
  • Small Cap World For Reconstruction and Develeopment: Yüzde 5,72
  • İstanbul Portföy Yıldız Serbest Özel Fon: Yüzde 5,13
ŞOK’un her yıl yaklaşık bin mağaza açma hedefi bulunuyor.
 

ŞOK Marketler’in Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu.

Ali Ülker yönetim kurulu başkan yardımcısı, Murat Ülker ise yönetim kurulu üyesi.

Market zinciri, 2022 ilk dokuz yayında yaklaşık yüzde 282 artışla 1,8 milyar TL kâr elde etti.

Migros

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1954 yılında aldığı bir kararla İsviçre’deki Migros’a benzer bir organizasyon kurmaya karar verdi ve belediye kontrolünde gıda ve ihtiyaç malzemelerini seyyar satış kamyonlarıyla satan bir sistem kurdu.

Koç Grubu, 1975 yılında Migros’taki çoğunluk hisselerini aldı ve mağazalar İstanbul’dan Türkiye’ye yayılarak yaygınlaştı.

2005’te Migros, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir projesi olarak doğmuş olan Tansaş’ı bünyesine kattı.

Sitesinde yer alan bilgiye göre 2008’de hisselerin Moonlight Perakende ve Ticaret A.Ş.’ye devri tamamlandı.

2015’te ise Migros’un hisselerinin yüzde 40,25’ini Anadolu Endüstri Holding satın aldı.

Migros'un Türkiye'deki kuruluşu 1954'e uzanıyor.
 

KAP’taki verilere göre Migros Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı, Tuncay Özilhan.

Özilhan, Anadolu Grubu’nun da Yönetim Kurulu Başkanı.

KAP’ın verilerinde, sermaye yapısında yüzde 49,18 oranı ile “MH Perakendecilik ve Ticaret Anonim Şirketi” yüzde 50,82 ise “diğer” görülüyor.

Macrocenter da Migros Ticaret A.Ş. bünyesinde bulunuyor.

Sitesinde yer alan bilgiye göre şirket.; 2.714 Migros ve 131 Macrocenter olmak üzere yurt içinde 81 ilde 2.843 mağazayla hizmet veriyor.

2022’nin ilk dokuz ayında net dönem kârı, yüzde 282,8 artışla yüzde 1,4 milyar oldu.

CarrefourSA

Carrefour, çalışmalarına 1963’te Fransa’da başlamış ve dünya çapında faaliyet gösteren bir perakende zinciri.

Carrefour’un Türkiye’deki ilk marketi ise 1993’te İstanbul İçerenköy’de açılışını yaptı.

1996’da Sabancı Holding ile Carrefour Grubu’nun gerçekleştirdiği ortaklık sonucu CarrefourSA ismi doğdu ve bu isimle ilk market Adana’da açıldı.

CarrefourSA 1999’da Continent, 2005’te ise Gima ve Endi marketlerini satın alarak market ağını büyüdü.

2015 yılında CarrefourSA, İsmar ve 1e1 marketlerinden toplam 55 marketin yanı sıra Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ninyüzde 85 hissesini satın aldı.

CarrefourSA 2022’nin ilk dokuz ayını zararla kapattı.
 

Şirketin yönetim kurulu başkanı Nusret Orhun Köstem, yönetim kurulu başkanvekili ise Laurent Charles René Vallée.

KAP’ta yer alan sermaye payları şöyle: Hacı Ömer Sabancı Holding Anonim Şirketi (Yüzde 57,12), Carrefour Nederland BV (Yüzde 32,16), diğer (Yüzde 10,72).

Sitesindeki bilgilere göre CarrefourSA’nın bugün, 52 ilde 643 marketi ile dokuz deposu bulunuyor ve bu işyerlerinde 10 bin 500 kişi çalışıyor.

CarrefourSA, 2022’nin ilk dokuz ayını toplam yaklaşık 184 milyon TL net zarar ile kapamış durumda.

BBC

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Firmalar neden aynı hataları tekrar ediyor?

Yayınlanma:

|

RCA (Kök Neden Analizi) Nedir? Firmaların Geleceğini Nasıl Şekillendirir?

Birçok firma sorun ortaya çıktığında semptomları tedavi eder, ancak hastalığın nedenini araştırmaz.

Makine durur, tamir edilir.

Müşteri şikayet eder, ürün değiştirilir.

Çalışan ayrılır, yerine yenisi alınır.

Tahsilat gecikir, yeni kredi bulunur.

Ancak aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanıyorsa, aslında çözüm değil geçici müdahale yapılmıştır.

İşte bu noktada RCA (Root Cause Analysis – Kök Neden Analizi) devreye girer.

RCA Nedir?

Kök Neden Analizi, ortaya çıkan bir problemin görünen sonucunu değil, problemi oluşturan temel nedeni bulmayı amaçlayan sistematik bir yöntemdir.

Amaç: “Ne oldu?” sorusundan çok “Neden oldu?” sorusunun cevabını bulmaktır.

Çünkü gerçek neden ortadan kaldırılmadan yapılan her çözüm geçicidir.

Firmalar Neden RCA Yapmalıdır?

Bir işletmede yaşanan sorunların büyük bölümü aslında sonuçtur.

Örneğin:

  • Kalite problemi
  • Karlılık düşüşü
  • Müşteri kaybı
  • Nakit sıkışıklığı
  • İş kazaları
  • Üretim hataları
  • Yüksek çalışan devri

Bunların her biri başka bir problemin sonucudur. RCA yapılmazsa firma sadece belirtilerle mücadele eder.

RCA yapılırsa hastalığın kaynağı bulunur.

Toyota Örneği

Toyota’nın dünyaca ünlü üretim sisteminde kullanılan “5 Neden” yaklaşımı bunun en iyi örneklerinden biridir.

Örnek:

Makine durdu.

Neden?

➡ Elektrik motoru yandı.

Neden?

➡ Aşırı ısındı.

Neden?

➡ Yağlama yapılmadı.

Neden?

➡ Bakım planı uygulanmadı.

Neden?

➡ Sorumlu personel tanımlanmamıştı.

Sorun motor değilmiş.

Sorun bakım yönetim sistemiymiş.

Finansal Problemlerde RCA

Birçok şirket finansal sorunlarını yanlış teşhis eder.

Örnek: “Satışlarımız düştü.”

Gerçek nedenler:

  • Yanlış fiyatlama
  • Rakip baskısı
  • Ürün kalitesi
  • Tahsilat problemi
  • Müşteri memnuniyetsizliği
  • Zayıf pazarlama

Satış düşüşü aslında sonuçtur.

RCA ile gerçek sebep ortaya çıkar.

Bankacılık ve Finans Sektöründe RCA

Bankalar artık sadece zarar oluştuğunda değil, oluşmadan önce RCA yapıyor.

Örnek: Takibe düşen kredi arttı.

İlk bakışta sorun müşteri gibi görünür.

Ancak kök nedenler şunlar olabilir:

  • Yanlış kredi tahsisi
  • Yetersiz istihbarat
  • Hatalı sektör seçimi
  • Zayıf teminat yapısı
  • Eksik nakit akış analizi

Bu nedenle modern risk yönetimi sistemlerinin temelinde RCA bulunur.

RCA Yapmayan Firmaların Karşılaştığı Riskler

1. Aynı Hataların Tekrarlanması

Sorun çözülmüş gibi görünür ancak tekrar ortaya çıkar.

2. Artan Maliyetler

Her tekrar eden hata yeni maliyet üretir.

3. Müşteri Kaybı

Kalite ve hizmet problemleri müşteri sadakatini azaltır.

4. Çalışan Motivasyonunun Bozulması

Sürekli aynı sorunlarla uğraşan ekiplerde motivasyon düşer.

5. Karlılığın Erozyona Uğraması

Gizli maliyetler zamanla şirket kârını yok eder.

RCA Firmaların Geleceğini Nasıl Etkiler?

Geleceğin şirketleri yalnızca veri toplayan değil, veriyi anlamlandıran şirketler olacak.

RCA sayesinde:

✅ Sürekli iyileştirme kültürü oluşur

✅ Verimlilik artar

✅ Operasyonel riskler azalır

✅ Karlılık yükselir

✅ Nakit akışı güçlenir

✅ Kurumsal hafıza oluşur

✅ Hatalar tekrar etmez

Yapay Zekâ Çağında RCA’nın Önemi Daha da Artıyor

Yapay zekâ ve büyük veri sistemleri sayesinde firmalar artık milyonlarca veriyi analiz edebiliyor.

Ancak veri tek başına yeterli değildir.

Asıl değer; “Bu sonuç neden oluştu?” sorusuna cevap verebilmektedir.

Bu nedenle RCA, yapay zekâ destekli karar sistemlerinin de temel yapı taşlarından biri haline gelmiştir.

Sonuç

Başarılı şirketler sorunları çözen şirketler değildir. Başarılı şirketler, sorunların neden oluştuğunu anlayan şirketlerdir. Çünkü semptomları tedavi etmek günü kurtarır.

Kök nedenleri ortadan kaldırmak ise şirketin geleceğini kurtarır.

Bugünün rekabet ortamında RCA artık bir kalite aracı değil; risk yönetimi, sürdürülebilir büyüme ve kurumsal dayanıklılık için stratejik bir yönetim zorunluluğudur.

Gülbeyaz GERGÜN – Ekonomist

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Tavuk sektörü günah keçisi ilan edildi, peki maliyetleri kim konuşacak?

Beyaz ette fiyat tartışması: Asıl sorun üretici mi, maliyetler mi?
Tavuğun görünmeyen faturası: Yem, aşı, enerji ve iade yükü
Raf fiyatına bakıp karar vermek yanıltıyor: Tavuk sektörünün maliyet gerçeği

Yayınlanma:

|

Son dönemde tavuk eti fiyatları üzerinden yürütülen tartışmalar, beyaz et sektörünü kamuoyunda adeta “fırsatçı sektör” konumuna taşıdı. Rekabet soruşturmaları, ihracat kısıtlamaları, fiyat denetimleri ve kamuoyu baskısı derken sektör sürekli sanık sandalyesine oturtuluyor.

Ancak madalyonun diğer yüzüne bakan pek yok.

Bir kilogram tavuk etinin tüketiciye ulaşana kadar geçtiği üretim zinciri incelendiğinde, sektörün son yıllarda karşı karşıya kaldığı maliyet artışlarının önemli bölümü kamuoyunda yeterince tartışılmıyor.

Bir kilogram tavuğun maliyetinin yüzde 68’i yem

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Kümes Hayvancılığı Durum ve Tahmin Raporu‘na göre broiler üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 68’i yemden oluşuyor. Civciv maliyeti yüzde 14 seviyesinde bulunurken enerji, işçilik, bakım, amortisman ve diğer giderler geri kalan kısmı oluşturuyor.

Bu tablo tek başına sektörün neden sürekli yem fiyatlarını takip ettiğini açıklıyor. Çünkü tavuk üreticisinin kaderi büyük ölçüde mısır ve soya fiyatlarına bağlı.

Mısır ve soya bağımlılığı sektörün kırılgan noktası

Türkiye’nin kanatlı sektöründe kullanılan yem hammaddelerinin temelini mısır ve soya oluşturuyor.

Sorun şu ki;

  • Soya tedarikinde ithalat bağımlılığı yüzde 90’ın üzerinde.
  • Mısırda da önemli ölçüde dış kaynak kullanılıyor.
  • Yem sektörünün toplam dışa bağımlılığı yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda.

2026 yılında yem sektörünün kullandığı hammaddeler içerisinde yaklaşık:

  • 5 milyon ton soya ve türevleri
  • 4,9 milyon ton mısır ve ürünleri

ithalatla karşılanıyor.

Dolayısıyla döviz kuru yükseldiğinde, küresel emtia fiyatları arttığında veya lojistik maliyetleri bozulduğunda tavuk üreticisinin maliyeti otomatik olarak yükseliyor.

Devlet neden mısır ithalatında vergi indirimi yaptı?

2026 yılında Ticaret Bakanlığı’nın mısır ithalatında tarife kontenjanı açması tesadüf değil.

Kararın gerekçesinde mısırın kanatlı eti başta olmak üzere birçok gıda ürününün temel girdisi olduğu vurgulandı. Üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla belirli miktarda mısır ithalatında düşük vergi uygulanmasına karar verildi. Eğer sektör gerçekten aşırı kârlı ve maliyet baskısı yaşamıyor olsaydı, yem maliyetlerini düşürmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulur muydu?

Bu soru önem taşıyor.

Kimse aşı, ilaç ve biyogüvenlik maliyetlerinden bahsetmiyor

Kanatlı sektörü sıradan bir üretim alanı değil. Bir otomotiv fabrikasında üretim hattı durabilir. Bir tekstil işletmesi sipariş bekleyebilir. Ancak tavuk sektöründe üretim canlı organizmalar üzerinden yürür.

Bu nedenle;

  • Veteriner ilaçları,
  • Aşılar,
  • Yem katkıları,
  • Biyogüvenlik ekipmanları,
  • Hastalık önleme sistemleri,

üretimin vazgeçilmez parçalarıdır. Sektör raporları da aşı ve veteriner ilaçlarının üretimin temel girdileri arasında yer aldığını göstermektedir. Küresel ilaç ve veteriner sağlık ürünlerinin büyük bölümü ithal edildiği için kur artışları bu kalemleri de doğrudan etkiliyor.

Soğuk zincir maliyetini görmezden gelmek mümkün değil

Tavuk eti üretildikten sonra iş bitmiyor.

Ürün;

  • Kesimhane,
  • Paketleme,
  • Depolama,
  • Soğuk hava tesisleri,
  • Nakliye araçları,
  • Market dolapları

arasında kesintisiz soğuk zincir içerisinde taşınmak zorunda.

Soğuk zincirin bir saat bile bozulması ürünün tamamen kaybedilmesine neden olabiliyor. Sektörün gıda güvenliği açısından soğuk zincire yaptığı yatırımlar BESD-BİR tarafından da sürekli vurgulanıyor. Elektrik fiyatlarındaki artış, akaryakıt maliyetleri ve lojistik giderleri doğrudan nihai maliyetleri etkiliyor.

En az konuşulan maliyet: İadeler ve zayiat

Sektörün en büyük görünmeyen maliyetlerinden biri de geri dönüşler.

Marketlerde son kullanma tarihi yaklaşan ürünler, satılamayan tavuk ürünleri, bozulan ürünler, kampanya iadeleri çoğu zaman üreticiye geri dönüyor. Gıda sektöründe bu oran bazı dönemlerde ciddi seviyelere ulaşabiliyor. Kamuoyunda fiyatlar konuşulurken bu ürünlerin maliyetinin kim tarafından karşılandığı pek sorgulanmıyor.

İşçilik ve finansman yükü de büyüyor

Asgari ücret artışları, enerji giderleri, finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı, özellikle entegre üretim yapan firmaların bilançolarında ciddi baskı oluşturuyor. Yüksek faiz ortamında yem stoklamak bile finansman maliyeti yaratıyor.

Birçok üretici bugün yalnızca tavuk yetiştirmiyor; aynı zamanda yüksek faizle çalışan devasa bir işletme sermayesini de yönetmeye çalışıyor.

Tavuk fiyatı mı artıyor, yoksa maliyetler mi?

Kamuoyunda çoğu zaman yalnızca raf fiyatı görülüyor.

Ancak maliyet zinciri incelendiğinde;

  • Yem,
  • Soya,
  • Mısır,
  • Döviz kuru,
  • Elektrik,
  • Akaryakıt,
  • Soğuk zincir,
  • Aşı ve ilaç,
  • İşçilik,
  • Finansman,
  • İade ve zayiat

gibi çok sayıda unsurun fiyat üzerinde etkili olduğu görülüyor. Bu nedenle tavuk sektörünü yalnızca fiyat artışları üzerinden değerlendirmek eksik bir yaklaşım olabilir.

Sorun sadece üreticide değil, sistemde

Türkiye’nin beyaz et sektörü bugün milyonlarca kişinin en erişilebilir hayvansal protein kaynağını üretiyor. Ancak sektörün en büyük açmazı, maliyetlerinin önemli bölümünün ithal girdilere bağlı olması. Soya ve mısırda dışa bağımlılık azaltılmadan, yerli yem hammaddesi üretimi artırılmadan, enerji ve lojistik maliyetleri düşürülmeden, yalnızca üreticiyi suçlayarak fiyat sorununu çözmek mümkün görünmüyor.

Tavuk sektörünü günah keçisi ilan etmek kolay.

Asıl zor olan ise maliyetlerin gerçek nedenleriyle yüzleşmek.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

Beyaz et sektörüne kayyum şoku

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’nin en büyük beyaz et üreticilerini kapsayan soruşturma, sektörde son yılların en büyük operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında, beyaz et sektöründe rekabeti bozarak fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdikleri ve haksız fiyat artışlarına neden oldukları iddia edilen şirketlere yönelik 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, 13 şirkete denetim kayyumu atandı.

Kayyum atanan şirketler arasında sektörün devleri var

Soruşturma kapsamında denetim kayyumu atandığı belirtilen şirketler arasında sektörün en büyük üreticileri yer aldı:

  • Banvit
  • Şenpiliç
  • Lezita
  • Erpiliç
  • Keskinoğlu
  • Hastavuk
  • Akpiliç
  • Bakpiliç
  • Aspiliç
  • Bupiliç
  • Gedik Pazarlama
  • Orvital
  • Aypi

Bu şirketler Türkiye beyaz et üretiminin önemli bölümünü temsil ediyor.

Suçlama ne?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre soruşturma, beyaz et sektöründe serbest rekabet ortamının ihlal edildiği, fiyatların tüketici aleyhine yönlendirildiği ve piyasa işleyişinin bozulduğu iddialarına dayanıyor. Operasyon kapsamında arama, el koyma ve gözaltı işlemleri gerçekleştirildi.

Yetkililer, temel gıda tedarik zincirinde herhangi bir aksama yaşanmaması amacıyla şirketlerin faaliyetlerinin devam etmesi için “denetim kayyumu” modelinin tercih edildiğini açıkladı.

Denetim kayyumu ne anlama geliyor?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, atanan kayyumların şirket yönetimini tamamen devralan “yönetim kayyumu” değil, şirket faaliyetlerini ve mali işlemleri denetleyen “denetim kayyumu” olmasıdır.

Bu uygulama ile:

  • Üretimin devam etmesi sağlanır.
  • Çalışanların iş sözleşmeleri etkilenmez.
  • Tedarik zinciri korunur.
  • Şirket kararları ve mali işlemler denetlenir.
  • Delillerin korunması amaçlanır.

Bu nedenle tavuk üretiminde veya market raflarında kısa vadede arz sorunu yaşanması beklenmiyor.

Sektör ve ekonomi açısından olası etkiler

1. Beyaz et fiyatları yakından izlenecek

Soruşturmanın temel gerekçesi fiyatlama davranışları olduğu için önümüzdeki dönemde sektörün fiyat politikaları daha sıkı denetlenecek. Rekabet Kurumu ve ilgili kurumların yeni incelemeler yapması beklenebilir.

2. Sektörde konsolidasyon gündeme gelebilir

Türkiye beyaz et sektöründe üretim büyük ölçüde birkaç büyük oyuncunun elinde bulunuyor. Soruşturma sonrasında sektörde yeni düzenlemeler ve rekabet kurallarında sıkılaşma gündeme gelebilir.

3. Halka açık şirketler açısından risk

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şirketlere yönelik idari para cezaları, rekabet cezaları veya ek yaptırımlar gündeme gelirse finansal tablolar üzerinde etkiler oluşabilir.

4. Bankacılık sistemi de süreci izleyecek

Sektörde faaliyet gösteren firmaların kullandığı krediler, yatırım finansmanları ve işletme sermayesi limitleri bankalar tarafından yeniden değerlendirilebilir. Özellikle yeni kredi tahsislerinde ilave teminat ve risk analizleri gündeme gelebilir.

Bundan sonra ne olacak?

Soruşturmanın ilk aşamasında gözaltılar ve denetim kayyumu kararı uygulanırken, savcılık incelemeleri sonrasında;

  • İddianame hazırlanması,
  • Rekabet ihlali tespitleri,
  • İdari para cezaları,
  • Şirket yöneticilerine yönelik adli süreçler,

gündeme gelebilecek. Ancak mevcut aşamada şirketler hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor; soruşturma süreci devam ediyor.

Bankavitrini yorumu

Beyaz et sektörü operasyonu, yalnızca gıda sektörünü değil, Türkiye’de son dönemde artan yaşam maliyetleri ve gıda enflasyonu ile mücadele politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Devlet, temel tüketim ürünlerinde fiyat oluşumlarını daha sıkı izleme mesajı verirken, soruşturmanın sonucu hem sektörün geleceği hem de tüketici fiyatları açısından önemli bir emsal oluşturabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.