Connect with us

ŞİRKETLER

ZİNCİR MARKETLERDE İFLASLAR BAŞLADI

Yayınlanma:

|

Dolardaki önlenemez yükseliş, bir çok işyerinin kepenk kapatmasına neden oluyor. İşçilerin maaşlarını veremediği için Mağaza Market-Sen, Tanzim Market’in aylarca ücretini ödemediği işçilerin alacaklarının Ücret Garanti Fonu’ndan ödenmesi gerektiği konusunda açıklama yaptı.

Mağaza Market-Sen Örgütlenme Koordinasyonu Üyesi Doğan Can Aras’ın, davaya ilişkin yaptığı açıklamada şöyle konuştu Biz Tanzim Market işçilerinin hakkını alabilmesi için konkordato davasına İstanbul’dan buraya kalkıp geldik. Hepimizin bildiği gibi bir Ücret Garanti Fonu var.

İşçiler çalıştığı sürede maaşından kesinti yapılıp oluşturulan bir fon bu. Böylesi zor zamanlarda işçiler mağdur olmasın diye işçilerin yararlanabileceği bir fon ama ne yazık ki konkordato komiserleri Tanzim Market işçilerinin bu fondan yararlanmasını engelledi. Sadece idari personellerin bu fondan yararlanabileceğini söylediler.

Biz bunu bütün kamuoyuna anlattık. Şimdi geldiğimiz nokta da şunu tekrar ediyoruz: İflasta da konkordatoda da işçilerin yanında olun.”

“HAKKIMIZI BIRAKMAYACAĞIZ” Tanzim Market işçisi Gizem Gül ise şöyle konuştu “Biz hakkımızı kesinlikle yerde bırakmayacağız. İşçiler burada bu kadar toplanabiliyorsa diğerleri de üstüne düşen görevleri yapsın artık.

Sadece evimize ekmek götürmek istiyoruz. Başka bir amacımız yok. Patronlar rahatça kafelerinde otururken altında son model jeepler ile gezerken bizler iş yerine saatlerce yürüyerek gidiyorduk.

Bunlar neden görülmüyor?” İşçi Hareketi Koordinasyonu adına konuşan bir yetkili “Konkordato ilan etmek devlet garantisi altında. İflas ilan etmek devlet garantisi altında” dedi.

Tanzim Market yüzlerce işçiyi 2 ay maaş ödemeden çalıştırdıktan sonra 37 şubesini kapatarak merkezini İstanbul Yalova’ya taşımış hemen ardından da konkordato ilan etmişti. 2020 yılında kurulan Tanzim Market’le ilgili dün görülen davada iflas kararı verildi

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalarda 30 Haziran alarmı: Batık kredilerde yeni dalga mı?

Yayınlanma:

|

30 Haziran alarmı: Faiz ödemeleri şirketleri zorluyor, takipteki kredilerde yeni dalga riski

Haziran ayının sonu, reel sektör açısından sadece bir muhasebe dönemi kapanışı değil; aynı zamanda ciddi bir nakit akışı sınavı anlamına geliyor.

30 Haziran itibarıyla çok sayıda şirketin;

  • Banka kredi faiz ödemeleri,
  • Rotatif kredi yenilemeleri,
  • Ticari kredi taksitleri,
  • Çek ve senet yükümlülükleri,
  • Vergi ve SGK ödemeleri,
  • Maaş ve işletme sermayesi ihtiyaçları

aynı döneme denk geliyor.

Zaten yüksek faiz, daralan iç talep ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle zorlanan birçok firma için bu dönem, adeta “bardağı taşıran son damla” olabilir.

Takipteki kredilerde yeni sıçrama ihtimali

Son aylarda BDDK verileri alarm vermeye başlamıştı.

Özellikle;

  • KOBİ kredilerindeki takipteki alacaklar,
  • Ticari kredilerdeki bozulma,
  • Yakın izlemedeki (2. Grup) kredi hacmindeki büyüme,

şirketlerin ödeme gücünün giderek zayıfladığına işaret ediyor.

30 Haziran’daki yoğun faiz ödemeleri sonrasında ödeme zincirinin kırılması halinde, temmuz ayı itibarıyla bankacılık sektöründe yeni bir takipteki kredi artışı görülebilir.

Sorun sadece faiz değil

Bugün birçok firma için problem kredi faizi ödemek değil.

Asıl sorun;

  • Nakit akışının bozulması,
  • Tahsilat sürelerinin uzaması,
  • Karlılıkların erimesi,
  • İç talepteki zayıflama,
  • Finansmana erişimin giderek zorlaşması.

Şirketler kredi bulsalar bile maliyetler oldukça yüksek.

Bulamayanlar ise mevcut kredilerini çevirmekte zorlanıyor.

Zincirleme etki başlayabilir

Bir firmanın ödeme yapamaması yalnızca bankayı etkilemiyor.

Arkasından;

  • Tedarikçiler,
  • Bayiler,
  • Alt yükleniciler,
  • Çalışanlar,
  • Çek-senet piyasası

aynı anda baskı altına giriyor.

Bu nedenle olası kredi bozulmaları domino etkisi oluşturabiliyor.

Bankalar açısından kritik dönem

30 Haziran sonrasında bankalar özellikle şu göstergeleri yakından izleyecek:

  • Yakın izlemedeki krediler
  • Takibe dönüşüm oranı
  • Kredi yeniden yapılandırma talepleri
  • Teminat tamamlama istekleri
  • Nakit akışı bozulan sektörler

Özellikle KOBİ segmentinde yeni yapılandırma taleplerinin artması sürpriz olmayacaktır.

Temmuz verileri belirleyici olacak

30 Haziran ödeme döneminin ardından açıklanacak ilk BDDK verileri, reel sektörün finansal dayanıklılığı açısından önemli bir gösterge olacak.

Eğer ödeme güçlüğü yaşayan şirket sayısı beklenenden yüksek çıkarsa;

  • Takipteki kredi hacmi hızlanabilir,
  • Bankaların karşılık giderleri artabilir,
  • Yeni kredi iştahı daha da azalabilir,
  • Reel sektörün finansmana erişimi daha da zorlaşabilir.

Bu nedenle 30 Haziran sadece bir bilanço tarihi değil, aynı zamanda hem bankacılık sektörü hem de reel ekonomi açısından kritik bir stres testi niteliği taşıyor.

Değerlendirme: Son dönemde takipteki KOBİ ve ticari kredi alacaklarında görülen artış eğilimi dikkate alındığında, 30 Haziran’daki yoğun faiz ve nakit çıkışlarının ödeme güçlüğü yaşayan firmalar üzerindeki baskıyı artırması olasıdır. Bununla birlikte, yaşanacak etkinin boyutu; bankaların kredi yenileme yaklaşımı, yeniden yapılandırma imkanları ve şirketlerin nakit yönetimi gibi faktörlere bağlı olacaktır. Temmuz ayında açıklanacak BDDK verileri, bu riskin ne ölçüde gerçekleştiğini daha net gösterecektir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

İSO’dan kamu bankalarına finansman çağrısı: “Sanayi oksijensiz kaldı, özel kredi paketi şart”

Yayınlanma:

|

Yazan:

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Haziran Ayı Meclis Toplantısı’nda Türkiye sanayisinin en kritik gündem maddesi olan finansmana erişim sorunu, kamu bankalarının en üst düzey yöneticileriyle masaya yatırıldı.

Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye’ye Sahip Çıkmaktır” ana temasıyla gerçekleştirilen toplantıya;

  • Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar
  • VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan
  • Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil
  • Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney

katılarak sanayicilerin sorularını yanıtladı.

Toplantının moderatörlüğünü BloombergHT Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen yaptı.

Sanayicinin ortak şikâyeti: “Kredi ya çok pahalı ya da hiç yok”

Toplantının açılışında konuşan İSO Meclis Başkan Yardımcısı Yüksel Özyurt, sanayicilerin son dönemde yaşadığı finansman sıkıntısını net ifadelerle dile getirdi.

Özyurt’un öne çıkan mesajları şöyle oldu:

  • Kredilere ulaşmak her geçen gün zorlaşıyor.
  • Faiz oranları üretimi zorlayacak seviyelere ulaştı.
  • Kredi vadeleri kısa kaldı.
  • Teminat talepleri ciddi ölçüde arttı.
  • KOBİ’lerin yanında büyük ölçekli sanayi kuruluşları da işletme sermayesi bulmakta zorlanıyor.
  • Kamu bankalarının özel bankalar gibi davranmaya başladığı yönünde piyasada güçlü bir algı oluştu.

Özyurt, kamu bankalarının yalnızca ticari değil aynı zamanda kalkınma misyonu bulunduğunu belirterek üretim ve istihdamı önceleyen daha esnek kredi politikaları beklediklerini söyledi.

Erdal Bahçıvan: “Sanayici oksijensiz kaldı”

Toplantının en dikkat çeken konuşmasını İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan yaptı.

Bahçıvan’ın kullandığı en çarpıcı ifade ise şu oldu: “Sanayicinin oksijeni finansmandır. Geldiğimiz noktada sanayicimiz ciddi ölçüde oksijensiz kalmıştır.”

Bahçıvan’a göre;

  • yüksek faizler,
  • krediye erişimde yaşanan zorluklar,
  • artan finansman maliyetleri,

yatırım yapan, üreten ve ihracat gerçekleştiren sanayi kuruluşlarını nefessiz bırakıyor.

İSO’dan hükümete açık çağrı

Bahçıvan, mevcut şartlarda sanayinin ayakta kalabilmesi için özel bir sanayi kredi paketinin hızla devreye alınmasını istedi.

İSO Başkanı; “Sanayicilerimiz için çok özel bir kredi paketine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu çağrı son dönemde sanayi kesiminden gelen en güçlü finansman taleplerinden biri olarak dikkat çekti.

Eximbank kredilerinde kritik sorunlar

Toplantının önemli başlıklarından biri de Türk Eximbank reeskont kredileri oldu.

İSO’nun dile getirdiği başlıca sorunlar şunlar: Günlük limitler yetersiz

Firma başına kredi kullanımının 60 milyon TL ile sınırlı olması nedeniyle birçok ihracatçı sıra bekliyor.

Bazı firmalar ihtiyaç duyduğu krediye ancak 5-6 ay sonra ulaşabiliyor.

Teminat yükü ağır

Sanayiciler;

  • peşin faiz ödemelerine rağmen,
  • kredi tutarının tamamı kadar teminat mektubu vermek zorunda kalıyor.

Bu durum;

  • teminat limitlerini tüketiyor,
  • komisyon maliyetlerini artırıyor,
  • yeni kredi kullanımını daha da zorlaştırıyor.

İSO, günlük kredi limitlerinin artırılmasını istedi.

“Sadece ucuz kredi değil, uzun vadeli sermaye gerekiyor”

Bahçıvan konuşmasında önemli bir yapısal soruna da dikkat çekti.

Türkiye’de şirket finansmanının büyük ölçüde banka kredilerine dayandığını belirten Bahçıvan;

gelişmiş ülkelerde ise;

  • sermaye piyasaları,
  • özel sektör tahvilleri,
  • girişim sermayesi fonları,
  • menkul kıymetleştirme

gibi alternatif finansman araçlarının çok daha etkin kullanıldığını söyledi.

Kamu bankalarının bu dönüşümde öncü rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

meclis_manset_01

Kamu bankaları sanayicinin sorularını yanıtladı

Toplantıda;

  • Ziraat Bankası
  • VakıfBank
  • Halkbank
  • Türk Eximbank

genel müdürleri sanayicilerin;

  • krediye erişim,
  • yatırım finansmanı,
  • ihracat kredileri,
  • KOBİ destekleri,
  • yeniden yapılandırmalar

başlıklarındaki sorularını cevapladı.

Toplantının sonunda İSO Meclis üyeleri de finansman konusunda yaşadıkları sorunları doğrudan kamu bankalarının üst yönetimine aktarma fırsatı buldu.

Bankavitrini Analizi

İSO’nun Haziran Meclisi, aslında son iki yıldır reel sektörün yaşadığı finansman krizinin en açık fotoğrafını ortaya koydu.

Sanayicilerin temel beklentisi artık sadece faiz indirimi değil.

Öne çıkan talepler şöyle sıralanıyor:

  • Üretime özel kredi paketleri
  • Daha uzun vadeli finansman
  • İşletme sermayesi destekleri
  • Eximbank limitlerinin artırılması
  • Teminat sisteminin sadeleştirilmesi
  • Kamu bankalarının kalkınma bankacılığı misyonuna daha fazla odaklanması

Özellikle enflasyonla mücadele sürecinde uygulanan sıkı para politikası nedeniyle kredi büyümesinin sınırlandığı bir dönemde, üretim yapan işletmeler finansmana erişimin ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik hale geldiğini vurguluyor.

İSO’nun “Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye’ye Sahip Çıkmaktır” mesajı da bu nedenle yalnızca bir slogan değil; üretim, ihracat ve istihdamın korunmasına yönelik güçlü bir politika çağrısı niteliği taşıyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Sorunlu krediler bir yılda ikiye katlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Takipteki kredilerde kırmızı alarm: KOBİ’ler yükü taşıyamıyor

BDDK verileri, bankacılık sektöründe kredi kalitesindeki bozulmanın hızlandığını gösteriyor. Mart 2025’te 351 milyar TL olan toplam takipteki alacaklar, Mart 2026 itibarıyla 679 milyar TL’ye yükselerek yaklaşık %93 artış kaydetti. Bir başka ifadeyle sorunlu kredi stoku son bir yılda neredeyse iki katına çıktı.

Veriler ne söylüyor?

Mart 2026 itibarıyla takipteki alacakların dağılımı:

  • Tüketici kredileri ve kredi kartları: 276 milyar TL (%41)
  • KOBİ kredileri: 240 milyar TL (%35)
  • Ticari krediler: 163 milyar TL (%24)

Toplam takipteki kredi tutarı 679 milyar TL seviyesine ulaşmış durumda.

Asıl risk KOBİ tarafında büyüyor

Grafiklerde en dikkat çekici unsur KOBİ kredilerindeki bozulma.

Mart 2025’te 106 milyar TL olan takipteki KOBİ kredileri, Mart 2026’da 240 milyar TL’ye çıktı.

Bu;

  • Yaklaşık %126’lık artışa,
  • Başka bir ifadeyle 2,3 kat büyümeye,
  • Yaklaşık 5,3 milyar dolar seviyesinde sorunlu kredi stokuna

işaret ediyor.

KOBİ’ler açısından tabloyu ağırlaştıran başlıca nedenler:

✓ Yüksek TL kredi faizleri

✓ İşletme sermayesi ihtiyacındaki artış

✓ Finansmana erişimde yaşanan zorluklar

✓ Daralan iç talep

✓ Artan enerji, işçilik ve finansman maliyetleri

Özellikle üretim yapan sanayi KOBİ’leri, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle faaliyet kârı elde etseler bile nakit akışı yönetiminde zorlanıyor.

Ticari kredilerde de bozulma hızlandı

Ticari kredilerdeki takipteki alacaklar da dikkat çekici şekilde yükseldi.

  • Mart 2025: 98 milyar TL
  • Mart 2026: 163 milyar TL

Artış oranı yaklaşık %66.

Bu oran KOBİ segmentinin altında olsa da, büyük şirketlerin de finansal baskı altında olduğunu gösteriyor.

Ancak büyük ölçekli şirketler;

  • Döviz kredisine erişebilme,
  • İhracat gelirleri yaratabilme,
  • Sermaye piyasalarından fonlama sağlayabilme,
  • Bankalarla yeniden yapılandırma gücüne sahip olabilme

gibi avantajlar nedeniyle krizlere karşı daha dayanıklı kalabiliyor.

Tüketici tarafında tablo daha da düşündürücü

Takipteki alacakların en büyük bölümü artık tüketici kredileri ve kredi kartlarından oluşuyor.

276 milyar TL ile toplamın %41’ini oluşturan bu segment, hane halkının da ciddi finansal baskı altında bulunduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle:

  • Kredi kartı borçlarının büyümesi,
  • Asgari ödeme alışkanlığının yaygınlaşması,
  • Gelir artışlarının enflasyonun gerisinde kalması,
  • Tüketici kredilerindeki yüksek faizler

sorunlu kredi oluşumunu hızlandırıyor.

Dezenflasyonun görünmeyen maliyeti

Ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkı para politikası enflasyonla mücadele açısından gerekli görülse de, ortaya çıkan yan etkiler reel sektör üzerinde giderek daha belirgin hale geliyor.

Yüksek faiz ortamı;

  • Yatırımları yavaşlatıyor,
  • İşletme sermayesi maliyetini artırıyor,
  • Nakit döngüsünü bozuyor,
  • KOBİ’lerin finansal dayanıklılığını azaltıyor.

Bugün görülen takipteki kredi artışı, aslında şirket bilançolarındaki finansman baskısının bankacılık sistemine yansımaya başlamış hali olarak okunabilir.

Sonuç

Veriler, kredi kalitesindeki bozulmanın yalnızca bireysel müşterilerde değil, reel sektörün tamamında hissedildiğini gösteriyor. Ancak riskin ağırlık merkezi açık şekilde KOBİ segmentine kayıyor.

Büyük şirketler alternatif kaynaklara ulaşabilirken, KOBİ’ler yüksek faizli TL kredilerine bağımlı kalıyor. Bu nedenle takipteki alacaklarda yaşanan sert yükseliş, önümüzdeki dönemde üretim, istihdam ve büyüme üzerinde ilave baskılar oluşturabilir.

Ez cümle: Dezenflasyon sürecinin faturası giderek daha fazla reel sektör tarafından ödeniyor. Bu faturanın en ağır kısmını ise şu aşamada KOBİ’ler üstlenmiş görünüyor.

Onur ÇELİK

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.