Connect with us

ŞİRKETLER

DİMES hedef büyüttü

Dünyanın önde gelen içecek üreticilerinden DİMES, 100’den fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla toplam ciro hedefini 5 milyar TL olarak belirledi.

Yayınlanma:

|

DİMES, ürün yelpazesi ve kapasitesiyle Türkiye için katma değer oluşturmaya devam ediyor. Şirket açıklamasına göre Tokat, Aydın ve İzmir’de yer alan üretim tesislerinde, 100 bin ton meyve işleme, 300 bin ton meyve suyu, 100 bin ton süt ve süt ürünleri üretim kapasitesine sahip firma, yaklaşık 850 kişiye doğrudan istihdam sağlayan firma satın aldığı meyvelerle 65 binin üzerinde üretici için de geçim kapısı oldu. 100’den fazla ülkeye ihracat yaparak ülke ekonomisine ciddi katkıda bulunan DİMES, bu yıl ki toplam ciro hedefini 5 milyar TL olarak belirlediğini açıkladı.

Toplam ciro hedefi 5 milyar TL

DİMES’in CEO’su Ozan Diren, firmanın 2023 yılı hedeflerinden bahsederek, 2022 yılında toplam ciroda 3 milyar Türk Lirası hedefine ulaştıklarını belirtti. Diren açıklamasında, “DİMES, Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu markası ve ülkemizin önde gelen içecek şirketlerindendir. 2022 yılında hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarımızda istikrarlı büyümemizi sürdürdük. İhracat olumlu etkisinin yanı sıra, pazarlama stratejilerimiz, iletişimlerimiz ve satış ekiplerimizin de başarılı çalışmalarıyla iç pazarda da büyümemizi sürdürdük. İhracat ve iç pazar dahil toplam tonajımızda yüzde 23 düzeyinde bir artış elde ettik. İhracat ve iç pazar toplam olmak üzere toplam ciromuz, 3 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Tüketici beklentilerini ve pazar trendlerini dikkate alarak çalıştığımız yeni ürünlerle 2023 yılında da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarımızda istikrarlı büyüme performansımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. İhracat gelirlerimizi yaklaşık yüzde 90 artırmayı öngörüyoruz. Toplam ciro hedefimiz ise, yaklaşık 5 milyar TL düzeyinde” diye konuştu.

Üreticiye 220 milyon TL’lik katkı

DİMES’in 2023 yılında 200 milyon TL’lik yeni yatırım yapacağını söyleyen Ozan Diren, bunun yanı sıra üreticilerden 220 milyon TL düzeyinde alım gerçekleştirmeyi planladıklarını belirterek, “2023 yılında farklı alanlarda yatırımlar yapmaya da devam edeceğiz. Yıl içerisinde pazarlama yatırımlarımız hariç olmak üzere, 200 milyon TL’ye yaklaşan düzeyde yatırım planlıyoruz. Kooperatif iş birlikleri, ücretsiz fidan dağıtımı ve düzenli zirai bilgi paylaşımıyla meyve üreticilerine desteğimizi, 2023 ve sonrasında da artan bir ivmeyle sürdüreceğiz ve yatırımlarımızın yanı sıra, ülkemiz meyve üreticilerinden meyve alımımızın, yaklaşık 220 milyon TL düzeyinde gerçekleşmesini ön görüyoruz” dedi.

“Soğuk kahvede de iddialı”

Diren, Z kuşağına hitap eden ürünler geliştirmeyi sürdüreceklerini ifade ederek, “Meyve suyunun tüm kategorilerinde farklı tüketici tercihlerine hitap eden ürünlerimizle yer alıyoruz. Öte yandan, bilinirlik oranımızın yüzde 99 olduğu meyve suyu, dünya genelinde genç tüketiminin az, rekabetin yoğun olduğu bir pazar. Kollektif inovasyon kültürümüz ve Ar-Ge gücümüzle hayat bulan ‘İçecek Şirketi’ vizyonumuzla bir içecek markasına dönüşüyoruz. Dünyadaki bütün içecek kategorilerini inceliyoruz, hızlı büyüyen, geliştirilmesi, üretimi uzmanlık isteyen, katma değerli, ithal ürünlere yerli marka alternatifi oluşturabileceğimiz kategorileri belirliyoruz. Türkiye’de bizim var ettiğimiz uzun ömürlü Sıkma kategorisi, soğuk kahvemiz OBSESSO, DİMES Milkshake ve DİMES Smoothie ürünlerimiz, yenilikçi ruhumuzun ve Ar-Ge gücümüzün yansımasıdır. Pazarlama ekibimiz, alanında çok birikimli genç yeteneklerden oluşuyor. Gençlerin beklentilerini, dinamizmini hissediyoruz; bunu ürünlerimize ve pazarlama iletişimlerimize yansıtıyoruz ve gençlerle bir arkadaşlık bağı kuruyoruz. Her yıl birçok araştırma yapıyor ve Z kuşağını dinliyor onların kararlarına göre ürün planlarımızı şekillendiriyoruz. Yatırımlarımızı yenilikçi ürünlere ve gençlere, yani geleceğe yoğunlaştırıyoruz” dedi.

“Soğuk kahvede pazarın üzerinde büyüdük”

Ozan Diren, soğuk kahve ürünleriyle piyasanın liderliğine oturduklarını vurgulayarak, “2022 yılında önce Milkshake ve Smoothie yaz lezzetlerimizi gençlerin seçimiyle belirledik, sonrasında da kendi hayatlarında dinamikleri değiştirmiş ve kendini hayata kabul ettirmiş genç isimlerin yer aldığı Manifesto filmimizle, oluşturmayı hedeflediğimiz gençlik platformumuzun ilk adımını attık. Kampanyamızın satışlarımıza da büyük etkisi oldu. Kendi seçtiği ürünlerin üretildiğini gören Z kuşağının gücü, raflara yansıdı. Milkshake yüzde 52, Smoothie yüzde 69 pazar payı ile liderliğini daha da güçlendirdi. Uzun ömürlü Sıkma kategorisindeki liderliğimiz de bu kategoriyi Türkiye’de var ettiğimiz günden bu yana kesintisiz sürüyor. Hasat zamanı sıkılıp şişelenen meyve suyundan oluşan Sıkma kategorisinde yüzde 53 Pazar payına sahibiz. 2018 yılında giriş yaptığımız soğuk kahve pazarında, OBSESSO markamızın bilinirliği yüzde 93’e ulaştı. Soğuk kahve pazarının üzerinde bir büyüme elde eden OBSESSO, pazardaki konumunu, artan pazar payı ile daha da güçlendirdi. Yatırım ve büyüme hedeflerimizin ana kanalı Milkshake, Smoothie, İçecek ve Soğuk Kahve kategorilerimiz olacak. Brüt karlılığımızın dörtte birini oluşturan bu kategorilerdeki istikrarlı büyümemizi, 2023 yılında da sürdürmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

“Amerika ve Avrupa’dan sonra hedefte Ortadoğu var”

Soğuk kahve ürünleriyle Avrupa ve Amerika pazarından sonra Orta Doğu pazarını da hedefleri arasına aldıklarını belirten Diren, “Obsesso yoğunluklu olarak Avrupa ve Amerika’da çok sevilen bir marka. Buna ek olarak farklı ülkelere de önemli ölçüde ihracat yapılıyor. 2023 yılında da ihracatı yapılan ülkelerin sayısının artması hedefleniyor. Soğuk kahve, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da büyüme kaydeden bir trend ve bu trend Avrupa ve Amerika pazarlarında büyüme evresindeyken, Japonya gibi Asya pazarlarında ise yılda 24 litreye kadar ulaşan bir kişi başı tüketime sahip. Keyif ve deneyime yönelik bu trende farklı lezzetler sunan OBSESSO soğuk kahve portföyümüzle cevap veriyoruz. OBSESSO markamız ihracat pazarlarımız arasında Maldivler, Avrupa ve Amerika’nın yanı sıra, Irak ve Filistin gibi ülkeler de yer alıyor” dedi.

“100’den fazla ülkeye ihraç ediliyor”

Yüzden fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Diren, “100’ü aşkın ülkeye, DİMES markamızla ihracat yapıyoruz; besleyici ve keyifli ürünlerden oluşan marka portföyümüzü global pazarlarda da büyütüyoruz. Meyve suyu sektöründe markalı ürün ihracatının lideriyiz ve yatırımlarımızla marka portföyümüzü global pazarlarda büyütüyoruz. İhracatta istikrarlı agresif büyüme için stratejik yönetim benimsemiş durumdayız. 2023 yılı hedefimiz ihracatımızı, 15,7 milyon dolar düzeyine çıkarmak. Türkiye’mizin tarım ürünlerini, katma değerli bir şekilde işleyip, yenilikçi, yüksek kaliteli, keyifli ve besleyici ürünler olarak dünya pazarlarına sunuyoruz. Asya ve Avrupa kıtalarında belirlediğimiz hedef ülkelerde tüketicilerin ihtiyaçlarını, iç görülerini ve motivasyonlarını daha detaylı anlamak için gerçekleştirdiğimiz araştırmalarımızda elde edeceğimiz ihtiyaçlara ve motivasyonlara göre segmente edeceğimiz hedef kitlelerimize doğru ve katma değerli yeni ürünler sunacağız” diye konuştu.

“Hedef; sağlık, fayda, keyif ve lezzet”

Diren, DİMES olarak geliştirdikleri ürünlerde; sağlık, fayda, keyif ve lezzeti ön palana aldıklarını söyleyerek, “DİMES ve OBSESSO markalarımızın global pazarlardaki kısa ve orta vadedeki planları kapsamında belirlediğimiz yeni hedef ülkelerimizde inovatif katma değerli ürünlerimizle yer almaya devam edeceğiz. Hedeflerimiz doğrultusunda yeni trend oluşturacak ürünlerimizle sağlıklı ve besleyici bir fayda sağlarken aynı zamanda keyif, haz ve lezzet üzerine odaklanıyoruz. Yine 100 meyve içeren-şeker ilavesiz besleyici ve keyifli içecek olan DİMES Smoothie’lerimizle gün içerisinde ara öğünlerde ihtiyacımız olan enerji konseptini sahipleniyoruz ve yer alacağımız yeni pazarlarda da bu konumlamayı sahiplenmeye devam edeceğiz. Türkiye’de Pazar liderliğini sahiplendiğimiz Milkshake kategorisindeki yenilikçi ve eğlenceli ürünlerimizle yeni pazarlara da açıldık Bir diğer hedefimiz de orta vadede, Asya gibi tüketimin yüksek olduğu pazarlarda fonksiyonel faydalar sunarak farklılaşan bir portföy ile raflarda yer almak” şeklinde konuştu.

“Yerli tüketici şeftali ve vişne yabancı ise elma ve nar suyunu tercih ediyor”

Diren, yerli tüketicinin daha çok şeftali ve vişne sularını, yabancı tüketicilerin ise elma ve nur suyunu tercih ettiğini belirterek, “Ülkemizde özellikle şeftali ve vişne en çok tercih edilen lezzetler arasında yer alıyor. Öte yandan son dönemlerde şeftali, vişne, karışık gibi varyantlardan ayrışan farklı ürün beklentilerinin ve tüketim sıklığının da arttığı görülüyor. Öncü marka olduğumuz içecek kategorisindeki Ekşi Elma, Ananas gibi farklı varyantlar tüketici tarafından çok seviliyor. İhracat tarafında her ülkenin lezzet tercihi değişiyor. Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlere ve tüketim alışkanlıklarına hitap ediyoruz; çoğunlukla portakal ve elmanın sevildiğini görüyoruz. Kore sıkma nar ve vişne tercih ederken Çin yüzde 100 portakal suyunu seviyor. Amerika’nın öncelikli tercihi yüzde 100 elma suyu iken İtalya’da yüzde 100 nar suyu tercih ediliyor. Nar, vişne, portakal, elma suları ile ananas ve mangolu içecekler en fazla ihraç ettiğimiz ürünler arasında yer alıyor” dedi.

“Annelerin en güvendiği meyve suyu”

Diren, dünyada meyve suyu tüketimi kişi başı ortalama 8 litre olarak açıklayarak gelişmiş ülkelerde ise bu oranın 19 litrenin üzerinde olduğunu söyledi. Diren ayrıca bağımsız araştırmalar sonucunda annelerin en güvendiği meyve suyu markasının DİMES olarak belirlendiğine de dikkat çekti. Diren konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’de yaklaşık 10 -11 litre düzeyinde gerçekleşen yıllık kişi başı meyve suyu tüketimi, 8 litre olan dünya ortalamasından yüksek gözükse de, 19 litrelerde seyreden Batı Avrupa ortalamasının yarısına yakındır. Gıda kültüründe içeceklerin çok ağır bastığı Almanya’da tüketim, 30 seviyelerinin üzerine çıkıyor. Yaş meyve sebzelerin düzenli tüketiminin Türkiye kadar yaygın olmadığı Nordik ülkelerde de yüksek tüketim rakamları söz konusu. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde Avrupa’daki kişi başı tüketimin 18 litre seviyelerinde devam edeceğini, Türkiye’de ise tüketimin 11-11,5 litre düzeyine yükseleceğini öngörmek gerçekçi olacaktır. Meyve suyunun besleyici özelliği ile ilgili farklı bilimsel çalışmalar mevcuttur. Çocukların günlük tüketimine uygun, 200 ml karton ambalajda sunulan ve besleyici yönü ön plana çıkan, yüzde 100 meyve suyu ürünleri, çocuk kategorisi olarak tanımlanmaktadır. Bağımsız araştırma sonuçlarına göre annelerin en güvendiği meyve suyu olan DİMES, bu kategorinin lideridir. Yüzde 100 meyve suyu ürünleri, sadece meyve suyundan oluşur, ilave şeker içermez ve 200 ml yüzde 100 meyve sularının okul kantinlerinde satışına izin verilmektedir. Anne gibi düşünmek, markamızın çok değer verdiğimiz özelliklerinden biridir ve kurucumuz, dedem merhum Vasfi Diren’in bundan 60 yıl önce söylemiş olduğu ‘Soframıza koymayacağımız meyveyi işleyemeyiz, çocuğumuza içirmeyeceğimiz meyve suyunu üretmeyiz’ sözü, bugünlerimiz de ışık tutmaktadır.”

Uluslararası hava yolları şirketleri DİMES’İ tercih etti

Diren, birçok uluslararası yolcu taşımacılığı yapan havayolu şirketinin DİMES’İ tercih ettiğini ifade ederek şunları söyledi. “Pegasus Havayolları ile aktif iş birliğimizin yanı sıra, Singapur Havayolları, Endonezya Havayolları, Malezya Havayolları gibi dünyanın önde gelen havayollarının da tedarikçileri arasında yer alıyoruz. Geçtiğimiz dönemlerde THY ve Çin Havayolları gibi firmalarla da düzenli iş birlikleri gerçekleştirdik.”

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM!

Yayınlanma:

|

Ticaret Bakanlığının yönetmelik değişikliğiyle taksitli satışlarda genel 12 ay sınırı kaldırıldı. Ancak kredi kartıyla yapılan alışverişlerde bütün taksit sınırları ortadan kalkmış değil. Yeni dönemde gözler BDDK’nın kararlarında.

BANKAVİTRİNİ.COM | EKONOMİ

Taksitli alışverişte yeni dönem başladı. Ticaret Bakanlığının hazırladığı yönetmelik değişikliği, 15 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle konut satışları dışındaki taksitli mal ve hizmet satışlarında taksit sürelerini belirleme ve ilave sınırlamalar getirme yetkisi Ticaret Bakanlığına verildi.

Düzenleme, perakende sektöründe uzun süredir uygulanan taksit sınırlarının yeniden belirlenmesinin önünü açarken kredi kartı kullanıcıları açısından da yeni bir tartışma başlattı: Kredi kartıyla alışverişte 12 ay taksit sınırı tamamen kalktı mı?

Ticaret Bakanlığının açıklaması, bu soruya temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.

Kredi kartlarında bütün sınırlar kalkmadı

Taksitli satışlara ilişkin düzenlemelerde iki ayrı yetki alanı bulunuyor. Kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansmanı yoluyla gerçekleştirilen satışların taksit süreleri BDDK tarafından belirleniyor. Bu yöntemlerin dışında kalan senetli satışlar gibi taksitli satış yöntemleri ise Ticaret Bakanlığının düzenleme alanında bulunuyor.

Yeni yönetmelik değişikliği, Bakanlığın kendi yetki alanındaki satış yöntemlerini BDDK kararlarıyla uyumlu biçimde düzenlemesini amaçlıyor.

Bu nedenle yönetmelikteki genel 12 aylık sınırın kaldırılmasını, kredi kartıyla yapılan bütün alışverişlerde sınırsız taksit uygulamasının başladığı şeklinde yorumlamak doğru değil. Elektronik eşya, beyaz eşya, mobilya, turizm, taşıt ve kuyum gibi ürün gruplarındaki kredi kartı taksit sınırları bakımından BDDK düzenlemeleri önemini koruyor.

Cep telefonlarında dikkat çeken değişiklik

Yeni düzenlemeyle cep telefonu alımlarında da taksit koşulları güncellendi.

  • Sıfır cep telefonları: 40 bin TL ve altındaki telefonlarda 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
  • 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlar: 3 aylık vade sınırı korunuyor.
  • Yenilenmiş cep telefonları: Herhangi bir tutar sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit imkânı getirildi.

Buna karşılık elektronik eşya, tablet, televizyon, elektrikli ev aletleri, mobilya, yurt içi turizm ve seyahat, taşıt ve kuyum satışlarında mevcut taksit tutarı ve vade sınırlarında değişikliğe gidilmedi.

Taksit süresinin uzaması tüketimi artırır mı?

Taksitli alışverişte vade seçeneklerinin genişlemesi, tüketicilerin yüksek tutarlı ürünlere erişimini kolaylaştırabilir. Perakende işletmeleri açısından da satışları destekleyebilecek bir esneklik oluşturabilir.

Ancak Türkiye’de yüksek faiz oranları, kredi kartı borçlarının maliyeti ve hane halkının satın alma gücü dikkate alındığında, taksit sayısının artırılması tek başına tüketimi canlandırmaya yetmeyebilir.

Tüketicinin aylık taksit tutarına odaklanırken toplam ödeme miktarını, varsa vade farkını ve bütçesi üzerindeki yükü de hesaplaması gerekiyor.

Gözler BDDK’nın yeni kararlarında

Ticaret Bakanlığı, BDDK tarafından alınacak yeni kararların ardından gerekli düzenlemelerin hızlı biçimde hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Bu durum, taksitli alışverişte yeni değişikliklerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor; ancak kredi kartlarında bütün ürünler için 12 ay sınırının kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

Bankavitrini.com’un değerlendirmesi: 12 aylık genel taksit sınırının kaldırılması, perakende satışların düzenlenmesinde önemli bir değişiklik. Ancak tüketicilerin kredi kartıyla alışverişte daha uzun vadeli ödeme yapabilmesi, ilgili ürün grubu için geçerli BDDK düzenlemesine bağlı. Yeni dönemin asıl etkisi, mevzuattaki yetki değişikliğinin kredi kartı uygulamalarına nasıl yansıyacağıyla netleşecek.

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 15 Ekim 2026 tarihli açıklamaları ve Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Teknoloji devleri kâr rekorları kırarken, borç cephesinde alarm zilleri çalıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapay zekâ yatırımlarında yaşanan patlama, teknoloji dünyasında daha önce görülmemiş kâr rakamlarını da beraberinde getiriyor. Bu sabah haber akışında Güney Kore devi Samsung’un üçüncü çeyrekte faaliyet kârının geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 9 kat artarak 80 milyar dolara ulaşmasını beklediğini okuduk. Bu rakamın, bir teknoloji şirketinin tek çeyrekte elde ettiği en yüksek faaliyet kârı olarak tarihe geçeceğinin altını çizmek isterim. Yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan bellek çiplerine yönelik güçlü talep kâr beklentisinin arkasında yatarken, üretimin talebe yetişememesi nedeniyle fiyatların da hızla yükseldiğini görüyoruz. Samsung ve Micron, çip piyasasındaki arz sıkıntısının 2028 yılına kadar devam edebileceğini öngörüyor.

Samsung’un rekor kâr beklentisine rağmen hisselerinin haziran ayındaki zirvesinden %25’in üzerinde gerilemiş olması ise dikkat çekiyor. Yatırımcılar artık yapay zekâ yatırımlarının ne kadar hızlı büyüdüğünden ziyade, bu büyümenin ne kadar sürdürülebilir olduğunu sorgulamaya başladıklarını pek çok kez bültenlerimizde işlemiştik. Yükselen maliyetlerin Samsung’un akıllı telefon bölümünü de olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bir tarafta yapay zekâ sayesinde rekor kârlar, diğer tarafta bu kârların sürdürülebilirliğine ilişkin artan soru işaretleriyle teknoloji hisselerinde bu sabah satıcılı bir havanın egemen olduğunu görüyoruz.

Japonya’nın Nikkei endeksi %1 gerilerken, Güney Kore borsası %1,3 düşüşle başı çekiyor. ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamlamasının ardından bu sabah vadeli endekslerde de hafif de olsa kırmızı renk gözüme çarpıyor. Yapay zekâ yatırımları için şirketlerin daha çok borçlanması da faiz oranlarını daha da yukarıya iterken, Broadcom’un 50 milyar dolar, SpaceX’in ise 40 milyar dolar civarında kaynak sağlamaya hazırlandığını okuyoruz. Bu kaynakların önemli bölümü Nvidia çiplerinin satın alınmasında kullanılacak. Yapay zekâ yatırımlarından beklenen gelirler henüz gerçekleşmeden şirketlerin borç yükü ise devamlı bir şekilde artıyor. Yapay zekâ yatırımlarının giderek daha fazla borçla finanse edilmesi, bu yatırımların ne zaman meyve vereceğine yönelik endişeleri artırmaya başladı. Uzun bir süredir borsaları yukarıya taşıyan rüzgâr olan yapay zekâ temasının büyük bir hikâye olduğunu kabul etsek de, yatırımcıların sabrının zorlanmaya başladığını da not etmemiz gerekiyor.

Yapay zekâ tarafından artan borçlanma ihtiyacı, zaten yüksek kamu borçları ve enflasyon endişeleriyle baskı altında olan tahvil piyasası açısından da büyük önem arz ediyor. ABD ve Avrupa devletleri artan bütçe açıklarını finanse etmek için yoğun şekilde borçlanırken, kervana büyük teknoloji şirketlerinin de katılması, borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Biraz daha geniş açıdan bakmak gerekirse, küresel borç stoku 366 trilyon dolara ulaşırken, bu rakam dünya ekonomisinin bir yılda ürettiği toplam mal ve hizmetin yaklaşık 3,1 katına denk geliyor. Başka bir ifadeyle, dünyada yıllık her 1 dolarlık üretime karşılık 3,1 dolarlık birikmiş borç bulunuyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de de durum pek farklı değil. Kamu borcu 40 trilyon doları aşarken, devletin topladığı her 5 dolarlık verginin yaklaşık 1 doları artık borç faizlerinin ödenmesine gidiyor. Üstelik tahvil faizleri yükseldikçe mevcut borçların yeniden finansmanı da giderek pahalılaşıyor.

Amerikan 30 yıllık tahvil getirisi dün gün içerisinde %5,73 seviyesine yükselerek son 24 yılın zirvesini bir adım daha yukarıya taşıdı. Yatırımcıların tahvil riskini üstlenmek için daha yüksek getiri talep ettiğini görüyoruz. Bu gelişmelere ilaveten, Avrupa’da artan siyasi belirsizlikler ve Fransa’nın mali sorunlarının İtalya ve Yunanistan gibi borçlu ülkelere de sirayet edebileceği endişesi, ortak para birimi euro üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. EURUSD paritesi dün sabah saatlerinde bir miktar soluklanmasının ardından bu sabah yeniden 1,12 seviyesinin altına sarktı. Dolar endeksi 102,50 seviyesinin kıyısında ve son altı ayın zirvesinde yer aldığını da not edelim. Dün gün içerisinde altının ons fiyatı 4,065 dolar seviyesine kadar gerilerken, gümüş de 59 dolar seviyesinin altını test etti. Dün gece düzenlenen ABD 10 yıllık tahvil ihalesine endişe edilenin aksine alım gelmesiyle, bu sabah kıymetli metaller soluklandı: altının ons fiyatı 4,140 dolar, gümüşün ise 60 dolar seviyelerine yükseldi.

Yemen’deki İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanını hedef almasıyla üç kişi hayatını kaybederken, 36 kişi yaralandı. Husiler ayrıca Yemen’in Aden Havalimanı’na füze ve İHA’larla saldırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise misilleme olarak Yemen’de 80’den fazla Husi askerî hedefini vurduğunu açıkladı. Çatışmaların özellikle Bab el-Mandeb Boğazı çevresinde yoğunlaşması dikkat çekiyor. İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol taşımacılığı zaten aksarken, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli geçiş noktalarından Bab el-Mandeb’in de tehdit altında olması küresel enerji arzı ve taşımacılık maliyetleri açısından riskleri yukarıda tutuyor.

Çatışmaların Yemen ve Suudi Arabistan sınırlarını aşarak bölgesel bir boyut kazanmaya başladığını görüyoruz. Reuters haberlerinde, Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ağırlıklı olarak savunma ve teknik destek sağladığını okuyoruz. Bir taraftan ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temaslar sürerken, diğer taraftan Yemen cephesinde çatışmaların genişlemesi jeopolitik riskleri artırıyor. Enerji üretim tesislerinin yanı sıra petrolün dünyaya taşındığı kritik geçiş noktalarının da tehdit altında olması, petrol fiyatlarının yüksek kalmasına ve küresel enflasyonla mücadelenin zorlaşmasına neden olabilir. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselişle yeniden 102 doların üzerine yükseldi.

Jeopolitik riskler ve yapay zekâ tarafındaki gelişmeler yatırımcıların odağında bulunurken, Fed’in dün gece yayımlanan 15-16 Eylül toplantı tutanakları da yakından takip edildi. ABD Merkez Bankası’nın eylül ayında yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımına tüm üyelerin destek verdiğini, ancak bu kararın arkasındaki gerekçelerin farklılaştığını görüyoruz. Bazı üyeler enerji fiyatları ve gümrük tarifelerinden kaynaklanan enflasyonist baskıların kalıcı hâle gelmesini önlemek amacıyla faiz artırımını gerekli görürken, diğerleri güçlü iç talebin de enflasyonu beslediğini ve daha sıkı bir para politikasına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Tutanaklarda asıl dikkat çeken nokta ise üyelerin çoğunun yıl sonuna kadar bir faiz artırımını daha uygun görmesi oldu. Bu sabah itibariyla, ekim toplantısında faiz oranlarının sabit bırakılacağına yönelik beklenti %81 seviyesinde bulunurken, aralık toplantısına yönelik artırım beklentisi ise %88 seviyesinde fiyatlanıyor. Son dönemde beklentilerin altında kalan istihdam ve enflasyon verilerinin ardından Fed’in aralık ayında nasıl hareket edeceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

Türkiye cephesinde ise fon krizi yakından takip edilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomi yönetiminin gerekli adımları attığını ve sürecin sonunda sermaye piyasalarının daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Erdoğan, “Meselenin idari ve siyasi cephesinde yük bizlerin omzunda; ne gerekiyorsa yapılacak” derken, “Biz neler gördük neler, bizim için bu çözülemeyecek bir sorun değildir” ifadelerini kullandı. Fon krizinin yansımalarına paralel sorunlu şirketler tahvil ödemelerini yapamazken, zorlu tasfiye süreci hisse senetleri üzerinde baskı kuruyor. En gözde şirketlerin yer aldığı BİST30 endeksi dün günü %2,4 düşüşle tamamlarken, ana endeks ise %2 geriledi. USDTRY kuru yarın valörlü işlemlerde 49,22 seviyesine yükselirken, TCMB’nin net yabancı pozisyonu 6 Ekim valörlü işlemlerde 3,9 milyar dolar gibi şaşırtıcı bir artış kaydetmiş! CDS risk primi ise 251 baz puan ile düne nazaran önemli bir değişim göstermezken, ABD tahvil faizlerinin seyrine istinaden, Türkiye’nin 10 yıllık eurobond verimi %8 eşiğinin kıyısında seyretmeye devam ediyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.