Connect with us

GÜNCEL

Bir Bankanın hikâyesi: Likidite ve Durasyon Riski; Bankaya hücum

Yayınlanma:

|

  • SVB Financial Group, Cuma günü 2008 mali krizinden bu yana batan (fona devredilen) ABD’nin en büyük bankası oldu. Silikon Vadisi Bankası (SVB) ABD banka büyüklükleri listesinde 16. sırada yer alırken, aynı zamanda büyüklük itibariyle de en büyük ikinci batık olarak tarihe geçti.
  • SVB’nin Cuma günü çöküşü küresel mali piyasalarda ciddi bir çalkantı ve endişe yaratırken, Pazar gece geç saatlerde ağırlıklı olarak kripto para işlemlerine aracılık eden liste sıralamasında 33. büyük banka konumunda Signature Bank da kapatıldı. ABD otoriteleri, hafta sonu yaşanan türbülansı  kontrol etmek adına çaba göstermek suretiyle tüm sorunlu yapıları kontrollü bir şekilde ele alarak sistemik bir soruna sebebiyet vermemeye özen gösterdiklerini anlıyoruz. Bu bağlamda, FED ve Amerikan Hazinesi, SVB’nin tüm mevduat sahiplerinin bugün mevduatlarına erişebileceğini duyurdu. Sigortasız mevduatların da bu kapsama alınması, kapsamlı bir kurtarma anlamı taşıyor.
  • Yaşanan baş döndürücü 72 saati ya da adım adım çöküşün giden yolun ayak izlerini gelin hep birlikte analiz ederek bültenimize başlayalım. SVB’nin Cuma günü kapatılması ve bankacılık düzenleyicileri tarafından devralınmasının ardında, FED’in faiz oranlarını yükseltmesinin büyük bir payı olduğunu peşinen söylemem gerekiyor. Enflasyonla mücadele kapsamında geçen yılın başında rekor düşük seviyelerde olan politika faizini 450 baz puan yükselten FED, hâliyle krediyi ulaşımı daha da pahalı hâle getirince, risk iştahı da hızlı bir şekilde azalıyor. Bankanın birincil müşterilerinin, adından da anlaşılacağı üzere girişim odaklı borç (start-up) müşterileri olduğunun altını bir kez daha çizelim.
  • Yükselen faiz oranları, birçok yeni girişim için ilk halka arz piyasasının kapanmasına ve özel kaynak yaratmayı daha maliyetli hâle getirmesine neden olduğundan, SVB müşterileri likidite ihtiyaçlarını karşılamak adına son dönemlerde Bankadan para çekmeye başladıklarını görebiliyoruz. Aşağıdaki grafikten de açık bir şekilde görülebileceği üzere, Bankanın son güncel bilançosuna göre, mevduat tabanında kompozisyon değişikliği ve beraberinde son bir yılda azalma görüyoruz. Bunu biraz açalım… Sigortalı mevduat (bizdeki karşılığı ile sigorta mevduat fonuna tabii) (ABD’de bu rakam $250bin) yani tabana yaygın mevduat azalmaya başlarken, sigortasız (büyük mevduatlar) ise artmaya başlamış. Daha somut verilerle, sigortasız mevduatın oranı toplam içerisinde %84!
  • SVB geçen hafta müşterilerinin para çekme işlemlerini karşılamanın yollarını aramaya başlaması ile, yine aşağıda grafiken de görüleceği alım satım amaçlı portföyünde bulunan çoğunluğu da ABD Hazine tahvilinden oluşan yaklaşık 21 milyar dolarlık portföyü satıyor. Söz konusu portföy, mevcut 10 yıllık ABD Hazine getirisinin (şu anda getiri ~ %4) çok altında ve ortalama %1,79 getiri sağlıyordu. Satılan bu portföy, sermaye artırımı yoluyla doldurması gereken 1,8 milyar dolarlık bir zararı da Bankanın kabul etmesine neden oldu.
  • Akabinde, SVB Perşembe günü, fon açığını doldurmak adına 2,25 milyar dolar büyüklüğünde adi öz sermaye ve tercihli dönüştürülebilir hisse senedi satacağını duyurdu. Yatırımcılar, mevduat çekme işlemlerinin Bankayı daha da fazla sermaye arttırmaya yöneltebileceği endişesi ile hızla SVB hisselerinde satıcı konuma geçerken, SVB’nin hisse fiyatı da saatler içinde %60 düştü!
  • SVB, şirketin satışı da dâhil olmak üzere alternatif finansman bulmak için Cuma günü çabalasa da, günün ilerleyen saatlerinde Federal Mevduat Sigorta Kurumu (FDIC), SVB’nin kapatıldığını ve kayyum atandığı duyurdu. Bankanın bugün açılacağı ve ‘sigortalı’ mevduat sahiplerine ödeme yapılacağını okusak da, gece geç saatlerde gelen haberlere göre, FED ve Amerikan Hazinesi, SVB’nin tüm mevduat sahiplerinin bugün mevduatlarına erişebileceğini duyurdu. ‘Sigortasız’ mevduatlara da bu imkânın sağlanması, kapsamlı bir kurtarma anlamına geliyor.
  • Şimdi işin magazin boyutunu bir kenara bırakarak, bankacı kimliğimle tesbitlerimi sıralamak isterim. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, pandemi süresince uygulanan ultra-gevşek para ve maliye politikalarının neden olduğu acı tablo ile bir kez daha yüzleşiyoruz. SVB’nin mevduatları ve hâliyle tahvil portföyü pandemi döneminde (!) hızla büyümüş. Mevduatlar 3 kattan fazla artarken, tahvil portföyü neredeyse 4 kat artmış. Elbette bu noktada, pandemi sonrası yaşanan kolay para döneminde (ultra-gevşek para politikaları) Amerikan bankacılık sisteminin genelinde sert bir büyüme yaşandığını göz ardı etmesek de, SVB’nin çok daha hızlı ‘koştuğunun’ altını çizmemiz gerekiyor.
  • Pekâlâ, çok hızlı büyüme kötü bir şey mi? Cevap kesinlikle hayır olsa da, SVB büyürken risk yönetimi ilkelerini göz ardı etmiş! FED faizleri kocaman adımlarla artırırken, SVB’nin risk yönetim takımı, koca bilançoyu hiç hedge etmeden (faiz riskini swaplamadan) süreci âdeta izlemiş. Kısa vadeli, tabana yaygın olmayan ve hatta büyük mevduatlarla yönelen bankanın uzun vadeli tahvil portföyünde yaşanan vade uyumsuzluğu (maturity mismatch) ve son bir senede sert artan faizler (faiz arttıkça, tahvilin fiyatı düşüyor) Bankanın alım satım amaçlı portföyün ciddi bir zarar yazmasına neden oluyor. En son tahlilde yaşanan mevduat çıkışları da bank-run (bankaya hücum) yaratınca, SVB’nin uzun vadeli tahvil portföyünde zarar kes (S/L) uygulayarak satması, sermaye açığını ortaya çıkıyor.
  • Sermaye açığını kapamak için hisse satış yoluyla sermaye artırmak istiyor ama bunu da başaramıyor. California bankacılık düzenleyicileri, 2022’nin sonunda 209 milyar dolarlık varlığa sahip olan bankanın, mudilerin tek bir günde 42 milyar dolar çekip iflas etmesiyle bankaya hücum görünce (bank-run) Cuma günü Silikon Vadisi Bankası’nı kapattı. Kaçınılmaz son bu şekilde gerçekleşiyor. Likidite/durasyon riski ve sonucunda ortaya çıkan “bankaya hücum” olgusunu birlikte büyük bir risk yönetim zafiyeti olarak okuyoruz.
  • Bu arada not etmeliyim ki, SVB’nin 48 saatten daha kısa bir sürede uçurumdan aşağıya sürüklemesi tamamen sürpriz bir durum. Neden mi dersiniz, banka için sadece bir kurum ‘sat’ tavsiyesi verirken, onlarca kurum ‘al’ hatta ‘ağırlık artır’ tavsiyesi vermiş. Dahası, ağırlık artır tavsiyesi veren kurumlar arasında, son dönemde USDTRY kuru için seçim sonrası Millet İttifakı’nın zafer durumunda 14 kur seviyesi öngören ABD’nin en büyük 4. bankası Wells Fargo da var!
  • Herkesin ortak sorusu, yaşananlar diğer bankalara sirayet edebilir mi? Acaba Lehman Brothers tarzı bir durumla mı karşı karşıyayız? Konu çok sıcak olsa da ve sorunun cevabını ‘zannetmiyorum’ olarak vermek isterim. Keza, bu defa sorun 2008 küresel mortgage krizine göre çok farklı. Yine de, bank-run kavramına göre bu riskin sıfır da olmadığının altını çizmek isterim. ABD yönetimi, 2008 tarzı bir mali krize dair çok az işaret gördüklerini söylerken, ABD Hazine Bakanı Yellen ve Beyaz Saray, ABD bankacılık sisteminin 2008 mali krizinde olduğundan daha dayanıklı olduğunu kaydetti.
  • Şimdi gelelim piyasa yansımasına. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500 endeksi geçen hafta %4,6 düşerek bu yılki kazanımlarını neredeyse silerken, Wall Street’in korku göstergesi olarak bilinen VIX (CBOE Oynaklık Endeksi) son 4 ayın en yüksek seviyesine geldi. İki yıllık ABD tahvil getirisi, geride bıraktığımız haftanın son 2 iş gününde 50 baz puan geriledi! Bu hareketi çok açık bir şekilde, güvenli limana kaçış olarak da okuyabiliriz.  Yatırımcılar, SVB’nin sıkıntıya girmesi ve beraberinde ABD tahvil faizlerinin sert gerilmesi ile Cuma günü altına hücum edince, ons altın yaklaşık bir ayın en yüksek seviyesi olan 1,900 dolara kadar neredeyse yükseldi. Dijital altın, nam-ı diğer Bitcoin, her ne zaman bankacılık sektörü ile ilgili bir sorun baş gösterse (!) yükseldiğini biliyoruz. Bu minvalde bu sabah Bitcoin’in de yeniden 22bin doların üzerine çıktığını not etmemiz gerekiyor.
  • ABD tahvil faizlerinde görülen aşağı yönlü bu sert hareketi, FED’in bundan sonra aynı agresiflikte sıkılaştırma yapmasının da önüne geçeceğini düşünüyoruz. Piyasa fiyatlamasına göre, FED’den beklenen en yüksek faiz oranı da hızla %5,7 seviyesinden %5,0’e kadar geriledi. Piyasa, net bir şekilde ‘bulaşma’ riskinin FED’in hesabını etkileyebileceği sinyalini verirken, FED’in de faiz artırımlarında hızını yavaşlatmaya tekrar yöneleceğini düşünüyoruz. Yatırımcılar, FED’in bu ay sonunda faiz oranlarını 50 baz puan artıracağı neredeyse artık ihtimal de vermiyor.
  • Yeni gün başlangıcında Asya borsalarında ‘kurtarma’ haberleri ardından iyimser bir seyir görüyoruz. Hong Kong borsası %2,2 yükselirken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %1,5 civarında yükselişler görülüyor. Tahvil faizleri ise FED’in bu nazik ortamda artık faiz artıramayacağı beklentisi ile gerilemeye devam ediyor. Yukarıda da söz ettiğim üzere, son 3 günden 2 yıllık ABD devlet tahvil getirisi yaklaşık 75 baz puan geriledi. Bu olayların gölgesinde bu haftanın en önemli verisi ABD’de Salı açıklanacak TÜFE enflasyonu olacak.

>16. Büyük Banka

Ligin en büyük 16. bankası konumundaydı.

1678684585f13b3abd74af43926d74876af2c7228a_1_1200.jpg

>Pandemi döneminde hızla büyüdü!

Pandemi süresince uygulanan ultra-gevşek para ve maliye politikalarının neden olduğu acı tablo ile bir kez daha yüzleşiyoruz. SVB’nin mevduatları ve hâliyle tahvil portföyü pandemi döneminde hızla büyümüş. Mevduatlar 3 kattan fazla, tahvil portföyü ise neredeyse 4 kat büyümüş.

1678684585032784396e2248ef6f8c55ef14aed242_2_1200.jpg

>ABD’de Batık Bankalar

Silikon Vadisi Bankası (SVB), 2008 mali krizinden bu yana batan (fona devredilen) ABD’nin en büyük bankası oldu. SVB, ABD banka büyüklükleri listesinde 16. sırada yer alırken, aynı zamanda  büyüklük itibariyle en büyük ikinci batık olarak tarihe geçti.

1678684586adf72d679bed5a56120a9244f497ef6a_3_1200.jpg

>Güvenli Limana Kaçış!

S&P500 endeksi geçen hafta %4,6 düşerek bu yılki kazanımlarını neredeyse silerken, Wall Street’in korku göstergesi VIX son 4 ayın zirvesine yükseldi. İki yıllık ABD tahvil getirisi, son 2 iş gününde 50 baz puan geriledi! Bu hareketi çok açık bir şekilde, güvenli limana kaçış olarak da okuyabiliriz.

1678684586e46560947a7c52bccdaa703e23debb30_4_1200.jpg

>Terminal Rate

Piyasa fiyatlamasına göre, FED’den beklenen en yüksek faiz oranı da hızla %5,7 seviyesinden %5,2’ye kadar geriledi. Piyasa, net bir şekilde bulaşmanın FED’in hesabını etkileyebileceğini sinyalini veriyor ve bu da muhtemelen FED’i faiz artırımlarının hızını yavaşlatmaya sevk edebilir.

167868458602775e557bbb2cec98afc27c7b60f000_5_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.