Connect with us

BORSA

BORSANIN ZOMBİ ŞİRKETLERİ

Yayınlanma:

|

‘Zombi Şirketler: Anatomisi ve Yaşam Döngüsü’ başlıklı BIS raporunda, 1980’li yıllarda toplamdaki payı % 4 olan zombi şirketlerin oranının 2017 yılına gelindiğinde % 15’e yükseldiği vurgulanıyordu. Zombi şirketler; BIS’in raporundaki ifadelerle “daha küçük, daha verimsiz, daha borçlu, fiziksel ve gayri maddi sermayeye daha az yatırım yapan şirketlerdi.” Tabi aradan yıllar geçti. ABD faizleri artırdıkça Zombi şirket sayısı hızla da artıyor. Muhtemelen 2023’de % 25’i geçmiştirler.

Genelde zombi şirket tanımlarında ortak nokta; faaliyetlerinden elde ettiği kazancı finansal giderlere yediren, hatta faiz giderini karşılayamayan fakat muhtelif imkanlar vasıtasıyla (kredi yapılandırma, borç erteleme vergi affı veya vergi silme gibi) ayakta tutulan firmalara denildiği görülmektedir.

Bizim borsada kaç ZOMBİ var? Cevap: Türk borsasındaki ZOMBİ şirket sayısını bilemeyiz. Ama faaliyet karlarının tamamını finansman giderlerine yediren şirketleri bulabilir ve gelişimlerine bakabiliriz. ISO bunu her yıl en büyük 500 firma için yapıyor zaten.

2022 sonu mali verileri tamamlandığından bir çalışma yaptım. Yatırımcılara bir ışık tutması açısından bu çalışmayı paylaşıyorum.

Buna göre; Bankalar, sigortalar, leasingler, sporcular dışındaki 441 şirketin 2021 – 2022 esas faaliyet karı (EFK) ile finansman giderlerinin ne kadarını karşıladığını ölçtüm.

  • Net olarak 2022’DE İYİLEŞME VAR. 441 şirketin toplam EFK’sı 311 milyar TL’den 773 milyar TL’ye % 149 artmışken toplam net finansal giderleri 98 milyar TL’den 170 milyar TL’ye % 74 artmış. Yani EFK artışı finansman giderlerindeki artışı ikiye katlamış.
  • 2022’de 67 şirketin EFK karında azalma olsada 2021’de 58 şirket EFK’dan zarar ederken 2022’de bu rakam 51’e düşmüştür (Toplam 441 şirketin %11.5’i) 2021’de 317 şirketin net finansman gideri varken 2022’de 331’e çıktı (Toplam 441 şirketin %75’i) Ancak tam 162 şirket 2022’de net finansman giderinde önceki yıla göre iyileşme yaşadı. Örneğin #THY 6.8 milyar TL’den 4.8 milyar TL’ye, #TRCAS 245 milyon TL’den 55 milyon TL’ye indirdi.
  • EFK-Net Finansman Giderleri=0’dan küçük olan şirket sayısı yani faaliyet kazancının tamamını ve fazlasını finansman giderine yediren şirket sayısı 2021’de 123 iken 2022’de 91’e inmiştir. Bunların 42’si EFK’dan zarar eden şirketler. (hani toplamı 51 olan) Her iki yılda da bu rakamı eksi olup faaliyet kazancının tamamını finansmana yediren şirketler arasında #ULKER, #SASA, #TCELL, #ZOREN, #AKENR, #BTCIM, #AKSGY, #SNGYO rakamları ile öne çıkıyor. Aşağıda bu listenin tamamını paylaşıyorum. 91 şirketin yanısıra en yüksek artı yazan 12 şirketi de ekledim. İlk 2 sırada #KCHOL ve #SAHOL var. (Biraz zoom yaparak bakmanız gerekecek sadece. )
  • Tabi iş modelleri gereği EFK’sı düşük ama diğer gelirleri yüksek şirketler de olabiliyor. O yüzden tabloya şirketin 2022 diğer gelirlerini, net karını, 2022 yılında işletme faaliyetlerinden elde ettiği net nakit akışını ve 2022 sonundaki net borcunu (Toplam finansal borcu – Elindeki nakit değerler) da ekledim ki daha doğru analiz yapılabilsin.
  • Türkiye’nin en büyük 500 sanayi firmasının verilerine göre 2021’de ISO 500’de 342 milyar TL faaliyet karı oluşurken 209 milyar TL finansman gideri oluşmuştu. Yani faaliyet karının % 61’ini finansman giderlerine yedirmişlerdi. Dolayısı ile Borsada işlem gören 441 şirketin 2021’de % 31 seviyesinde kalması bir başarı olarak kabul edilebilir. Ancak 123 şirketin yani % 28’inin tamamını yedirdigini de gözden kaçırmayalım. 2022 borsa şirketleri için iyi geçti. Tamamını yediren şirketlerin toplama oranı % 20’ye indi. Dolayısı ile Mayıs sonunda açıklanacak ISO 500 için de iyi bir işaret olarak kabul edebiliriz.

Resim

Yunus KAYA

Okumaya devam et

BORSA

Borsada görünmeyen sulandırma: PDT ile borçlanma

PDT ile borçlanma: Kim kazanıyor, küçük yatırımcı neden kaybediyor?
SPK neden izin verdi? PDT ile finansman modelinin perde arkası
Şirketler PDT ile nasıl finansman sağlıyor? Borsadaki satış baskısının anatomisi
PDT tartışması büyüyor: Şirket, banka, yatırımcı ve SPK cephesinde neler yaşanıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firma PDT ile borçlanıp piyasaya pay verdiğinde kim nasıl etkilenir?

1. Şirket (ihraççı)

  • Elindeki veya ilişkili taraflardan sağlanan payları teminat veya ödünç mekanizması içinde kullanarak finansman sağlayabilir.
  • Nakit ihtiyacını karşılayabilir.
  • Yeni pay ihraç edilmediği için teknik olarak sermaye artmaz.
  • Ancak piyasadaki satış baskısı nedeniyle hisse fiyatı düşerse şirketin piyasa değeri olumsuz etkilenebilir.

2. Payı ödünç veren

  • Elindeki paylardan ödünç komisyonu kazanır.
  • Payların geri teslim edilmesini bekler.
  • Teminat mekanizması ile korunur.

3. Payı ödünç alan

  • Aldığı hisseleri piyasada satabilir.
  • Daha sonra piyasadan geri alıp iade etmeyi hedefler.
  • Fiyat düşerse kazanç sağlayabilir.
  • Fiyat yükselirse zarar riski oluşur.

4. Küçük yatırımcı

En fazla etkilenen taraf genellikle budur.

  • Artan satış baskısı nedeniyle fiyat gerileyebilir.
  • Hisse üzerindeki arz arttığı hissi oluşabilir.
  • Güven kaybı yaşanabilir.
  • Özellikle PDT kaynaklı satışların yeterince şeffaf izlenemediği dönemlerde manipülasyon tartışmaları ortaya çıkabilir.

SPK buna neden izin verdi?

SPK’nın amacı şirketlerin fiyatını düşürmek değildir.

İzin verilmesinin temel gerekçeleri şunlardır:

  • Piyasada likiditeyi artırmak
  • Açığa satış işlemlerinin kayıtlı ve teminatlı yapılmasını sağlamak
  • Takas riskini azaltmak
  • Fiyat oluşumunun daha etkin gerçekleşmesini sağlamak
  • Uluslararası piyasalardaki menkul kıymet ödünç verme sistemleriyle uyum sağlamak.

Yani düzenleyicinin teorik yaklaşımı: “Ödünç piyasası olursa piyasa daha derin ve daha sağlıklı çalışır.”

Peki neden tartışılıyor?

Sorun sistemin varlığı değil, kullanım şeklidir.

Eğer;

  • çok büyük miktarda ödünç pay piyasaya satılırsa,
  • dolaşımdaki gerçek arz olduğundan fazla hissedilirse,
  • yatırımcı bunun kaynağını göremezse,

fiyat üzerinde ciddi baskı oluşabilir.

Bu nedenle son dönemde fiili dolaşım hesaplaması ve kilitli/ödünç payların değerlendirilmesine ilişkin düzenlemeler gündeme gelmiş, piyasadaki arzın daha doğru yansıtılması hedeflenmiştir.

Şeffaflık olmayınca Küçük Yatırımcı ciddi zarar görüyor

Ekonomik açıdan bakıldığında PDT sistemi tek başına kötü değildir. Dünyanın gelişmiş borsalarında da uygulanır. Ancak;

  • şeffaflığın yetersiz olması,
  • yoğun ödünç satışları,
  • kurumsal yönetim eksiklikleri,

yatırımcı güvenini zedeleyebilir. Bu nedenle önemli olan PDT’nin yasaklanması değil, şeffaf, izlenebilir ve kötüye kullanımı önleyecek kurallarla uygulanmasıdır.

Bu konu özellikle son dönemde tartışılan SASA ve benzeri örnekler üzerinden incelendiğinde, teorik fayda ile uygulamadaki yatırımcı algısı arasında ciddi bir fark olduğu görülmektedir.

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye sert şeffaflık uyarısı

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI’dan Türkiye’ye Şeffaflık Uyarısı: Borsa İstanbul İçin Alarm Zilleri mi Çalıyor?

Uluslararası endeks devi MSCI, 18 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Global Market Accessibility Review raporunda Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Raporda özellikle şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım (free float) yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.

MSCI Tam Olarak Ne Dedi?

MSCI raporunda Türkiye’nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekildi.

Öne çıkan başlıklar:

  • Açığa satış yasağının yeniden uygulanması
  • Piyasa kurallarında sık değişiklik yapılması
  • Yabancı yatırımcıların fiyat oluşumuna güven duymasını zorlaştıran uygulamalar
  • Serbest dolaşımdaki payların gerçek durumuna ilişkin soru işaretleri
  • Bilgi akışında ve piyasa şeffaflığında zayıflama
  • Döviz piyasasına yönelik müdahalelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilemesi

MSCI özellikle piyasa erişilebilirliğini değerlendirirken sadece işlem hacmine değil, yatırımcıların piyasa verilerine ne kadar güvenebildiğine de bakıyor. Bu nedenle raporun ana mesajı şu: “Piyasanın büyüklüğü kadar şeffaflığı da önemlidir.”

Manipülasyon ve Şeffaflık Konusu Neden Gündemde?

MSCI’nin değerlendirmesinin arka planında son yıllarda Borsa İstanbul’da yaşanan bazı tartışmalar bulunuyor.

Yabancı yatırımcıların sık dile getirdiği başlıca konular:

1. Gerçek Serbest Dolaşım Sorunu

Bazı hisselerde teorik olarak yüksek görünen halka açıklık oranlarının gerçekte işlem gören lot miktarını yansıtmadığı eleştirileri yapılıyor.

Özellikle:

  • Emanet hisseler
  • Grup içi sahiplik yapıları
  • Dolaylı kontrol edilen paylar

nedeniyle serbest dolaşım rakamlarının yatırımcıyı yanıltabildiği savunuluyor.

Bu konu SPK’nın 15 Haziran 2026’da yürürlüğe giren fiili dolaşım düzenlemesinin de temel gerekçelerinden biri olarak görülüyor.

2. Koordineli İşlemler ve Fiyat Oluşumu

MSCI’nin başka ülkeler için kullandığı değerlendirme kriterlerinde de “koordineli işlemler”, “fiyat oluşumunu bozan davranışlar” ve “gerçek yatırımcı davranışının izlenememesi” önemli risk unsurları arasında sayılıyor.

Yabancı fonlar açısından soru şu: “Fiyat gerçekten piyasa tarafından mı belirleniyor, yoksa belirli grupların etkisi altında mı oluşuyor?”

Türkiye İçin En Kritik Tehlike Ne?

MSCI raporunda Türkiye’nin statüsünün değiştirilmesine ilişkin doğrudan bir karar bulunmuyor.

Ancak yatırımcıların dikkat ettiği konu notun kendisinden çok şu: “Yatırım Yapılabilirlik Algısı”

MSCI değerlendirmeleri;

  • Küresel emeklilik fonları,
  • ETF’ler,
  • Endeks fonları,
  • Egemen varlık fonları

tarafından yakından takip ediliyor.

Bir ülke hakkında negatif değerlendirmelerin artması;

  • yeni yabancı girişlerini azaltabiliyor,
  • mevcut yatırımcıların pozisyon küçültmesine yol açabiliyor,
  • ülke risk primini yükseltebiliyor.

Türk Borsası ve Hisseler Nasıl Etkilenebilir?

Kısa Vadede

  • Yabancı yatırımcı ilgisi zayıflayabilir.
  • MSCI endekslerinde ağırlığı yüksek hisseler baskı görebilir.
  • Bankacılık ve büyük sanayi hisselerinde yabancı talebi sınırlanabilir.

Orta Vadede

Eğer eleştiriler dikkate alınırsa tam tersi sonuç da oluşabilir.

Çünkü MSCI’nin eleştirileri aslında bir yol haritası niteliğinde:

  • Şeffaflığın artırılması
  • Fiili dolaşımın gerçekçi hesaplanması
  • Kurallarda öngörülebilirlik
  • Manipülasyonla mücadele
  • Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi

halinde Türkiye yeniden yabancı sermaye çekme kapasitesini artırabilir.

BIST Yönetimi ve Düzenleyiciler Nasıl Bir Tavır Aldı?

Borsa İstanbul ve düzenleyici kurumlar son dönemde özellikle:

  • fiili dolaşım oranlarının yeniden hesaplanması,
  • piyasa gözetiminin artırılması,
  • yatırımcı koruma tedbirleri,
  • manipülasyon soruşturmaları,

gibi adımları öne çıkarıyor. Ayrıca SPK, açığa satış yasaklarını “piyasa istikrarını koruma” amacıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak MSCI tarafı, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında sık değişen kuralların erişilebilirliği azalttığını düşünüyor.

Bankavitrini Yorumu

MSCI raporu doğrudan bir “kriz raporu” değil; ancak Türkiye sermaye piyasaları için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Asıl mesaj şu: Sorun işlem hacminde değil, güven endeksinde.

Borsa İstanbul son yıllarda yerli yatırımcı sayısında rekor kırarken, yabancı yatırımcı payı tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor.

MSCI’nin raporu da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: “Yabancı yatırımcı sadece getiri aramaz; şeffaflık, öngörülebilirlik ve adil fiyat oluşumu da ister.”

Türkiye’nin önündeki kritik soru artık şu: Borsa İstanbul, yerli yatırımcı ağırlıklı büyüme modelinden uluslararası güven modeline geçişi başarabilecek mi?

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.