Connect with us

GÜNDEM

İsim isim yeni bakanlar kurulunda kimler var?

Yayınlanma:

|

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinedeki sürpriz isimler ve detaylar:

Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay yerine Cevdet Yılmaz getirildi.

CEVDET YILMAZ KİMDİR?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 1967 yılında doğdu. ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümü’nü birincilikle bitirdi. Yüksek lisansını ABD Denver Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde, doktorasını Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde tamamladı. Başbakanlık DPT Müsteşarlığı, AB ile İlişkiler Genel Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Ulusal Ajans, ATAUM ve Sümer Halı’da yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. 23, 24, 26 ve 27’inci dönemlerde Bingöl, 25. Dönem’de Diyarbakır milletvekili seçildi. Parlamentolararası Birlik (PAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı. 60. Hükümet’te devlet bakanı, 61, 62 ve 64’üncü hükümetlerde kalkınma bakanı, 63. Hükümet’te başbakan yardımcısı olarak görev aldı. AK Parti MKYK Üyesi, Tanıtım ve Medya, Dış İlişkiler ve Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu. 2020 yılı Kasım ayında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı görevini üstlenirken, 14 Mayıs seçimlerinde 3 dönem kuralı nedeniyle milletvekili adayı olmadı.

Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yerine Yılmaz Tunç getirildi.

YILMAZ TUNÇ KİMDİR?

1 Şubat 1971’de Bartın Ulus’ta doğdu. Babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı. İlkokula köyünde gitti. Orta ve lise öğrenimini Kastamonu Göl Öğretmen Lisesi’nde tamamladı. 1995’te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mali Hukuk Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaptı. ‘Bankacılık Kanuna Aykırı Eylemler, Vergi Hukukuna İlişkin Suçlar, Ödeme Gücüne Göre Vergileme, Vergi Yargısı, Ekonomik Suçlar’ konularında araştırmalarda bulundu. Avukatlık yaptı ve İstanbul Barosu CMK servisinde çalıştı. AK Parti Pendik Kurucu İlçe Başkanı ve Pendik Belediye Meclis Üyesi olarak görev aldı. AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcılığı, sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu. 23, 24, 25, 26 ve 27. dönemde Bartın milletvekili seçildi. 2020-2022 yılları arasında Adalet Komisyonu Başkanlığı yaptı. Orta düzeyde İngilizce biliyor, evli ve üç çocuk babası.

Eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık yerine Mahinur Özdemir Göktaş getirildi.

MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ KİMDİR?

Mahinur Özdemir Göktaş, 1982 yılında Belçika’da doğdu. Konya ve Emirdağ asıllı göçmen bir Türk ailenin Belçika’daki üçüncü nesil fertlerinden olan Göktaş, Brüksel ULB Üniversitesi İnsan Kaynakları Mühendisliği Bölümü’nde lisans, kamu yönetimi alanında da master yaptı. 24 Haziran 2009 tarihinde Hıristiyan Demokrat çizgideki CDH’den Brüksel Meclisi’ne seçildi. Böylece Avrupa Parlamentosu’na vekil seçilen ilk başörtülü oldu. 2015 yılında sözde Ermeni soykırımı iddiasını reddetmesi nedeniyle partisinden ihraç edildi ve siyasete bağımsız milletvekili olarak devam etti. 12 Eylül 2019 tarihinde açıklanan “Büyükelçi ve daimi temsilci atamaları” ile Cezayir Büyükelçisi olarak atandı. Türkiye’nin Kuzey Afrika’ya atadığı ilk kadın büyükelçi olan Göktaş, evli ve iki çocuk annesi. Türkçe ve Fransızca’nın yanı sıra ileri düzeyde Felemenkçe, İngilizce ve Latince biliyor. Göktaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni kabinesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı olarak görev yapacak.

Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin yerine Vedat Işıkhan getirildi.

VEDAT IŞIKHAN KİMDİR?

5 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirilecek devir teslim töreni ile görevine resmen başlayacak olan Işıkhan, 1966 yılında Mardin Artuklu’da doğdu. İlk, orta ve lise eğimini İzmir’de tamamlayan Işıkhan, Hacettepe Üniversitesi sosyal hizmet alanında lisans, yüksek lisans, doktora, doçentlik ve profesörlük süreçlerini tamamladı.

Akademik hayatı boyunca alanında başarılı çalışmalar yapan Işıkhan; Hacettepe Üniversitesi Aile Hizmetleri Uygulama Merkezi Müdür Yardımcılığı, Sosyal Hizmet Bölüm Başkanlığı, İktsadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Akademik yaşantısında uzmanlaştığı önemli alanlar; çalışma hayatı, iş sağlığı ve güvenliği, işçi hakları, çocuk işçiliği ile mücadele, sosyal politika, sosyal sorunlar, sosyal hizmet, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, dezavantajlı gruplar, endüstri ilişkileri, sendikalar, aktif yaşlanma, yaşlı bakım sigortası ve emeklilik sonrası sorunlar yer almaktadır.

2012 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Hükümet Programı kapsamında hayata geçirdiği Aile Sosyal Destek Programı’nın (ASDEP) ilk saha çalışmasında ASDEP Genel Koordinatörü olarak görev yapmış ve programın başarılı bir şekilde icra edilmesinde etkin rol almıştır.

Işıkhan, 8 Ekim 2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyeliği’ne ve 17 Aralık 2021’de Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Başkanvekilliğine atandı. Bu görev süresince Türkiye genelinde sosyal politika alanıyla ilgili saha çalışmaları, ilgili kurumların çalışmaları, illerin mevcut sosyal politika alanlarının gelişmesine yönelik yerinde incelemeler yaparak politika stratejileri geliştirmiştir. Çok iyi düzeyde İngilizce, iyi düzeyde Fransızca ve Arapça bilmekte olan Işıkhan evli ve 3 çocuk babasıdır.

Eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yerine Mehmet Özhaseki getirildi.

MEHMET ÖZHASEKİ KİMDİR?

1957 yılında Kayseri’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de tamamladı. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. O günkü siyasi şartlar ve öğrenci olayları sebebiyle buradaki eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı ve ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Mezuniyetten sonra Kayseri Adliyesi’nde avukatlık stajını tamamladı. Eğitim hayatı sonrası tekstil üzerine iş yapan aile şirketinin başına geçti. 1994 yılına kadar tekstil başta olmak üzere farklı sektörlerde başarılı bir ticari hayat yürüttü. 1980 sonrasında uzun yıllar dezavantajlı guruplara hizmet etmeyi gaye edinen vakıf ve derneklerin kuruluşunda görev aldı. Kayseri’de ilk aşevi faaliyeti, öğrencilere karşılıksız burslar ve kış aylarında yakacak fonu gibi faaliyetlerin hayata geçmesinde öncü rolü üstlendi. 27 Mart 1994’te yapılan Mahalli İdareler Seçimleri’nde Melikgazi Belediye Başkanı oldu. Ardından 23 Haziran 1998 tarihinde Kayseri Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan oylama ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 1999, 2004, 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde rekor oylar alarak Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttü.

Öz kaynakların doğru kullanımı ve ortak akıl ile hareket etmeyi referans alan ‘Haseki Modeli Belediyecilik’ modeliyle yerel yönetimler anlayışına damgasını vurdu. Özellikle kamu kaynakları kullanmadan sıfır maliyetle devasa projelerin hayata geçtiği belediyecilik yatırımları Türkiye’ye örnek oldu. UEFA standartlarında Kayseri Stadyumu ve yine 70 kilometre uzluğunda enerji üretimi ve tarımsal sulamaya hizmet verecek olan Yamula Barajı dikkat çeken projeler arasında yer aldı. Uluslararası kriterlere göre yapılan ve Alpler standartlarında Erciyes’e bir turizm ve kayak merkezi yine yerel yönetim örneği olarak Türkiye’de ilk defa Mehmet Özhaseki’nin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde hayata geçmiştir. Türkiye’de kentsel dönüşüm mevzuatı yok iken kendine has yöntemlerle hayata geçirdiği dönüşüm projeleriyle, kentsel dönüşüm mevzuat ve uygulamalarının sistemleşmesine ve yaygınlaşmasına ışık tuttu.

Büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinin üyesi olduğu Tarihi Kentler Birliği’nin (TKB) 2004 – 2011 yılları arasında 7 yıl başkanlığını yaptı. TKB’nin yurtiçinde ve yurtdışında kurumsal kimlik kazanmasında ve yurt genelinde birçok tarihi eserin restorasyonu ve fonksiyon yüklenerek yeniden hayat bulmasına büyük katkılar sağladı. 10 Şubat 2015 tarihinde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan istifa etti ve AK Parti’den milletvekili adayı oldu. 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimlerde 25. Dönem Kayseri Milletvekili olarak seçildi. 12 Eylül 2015 tarihinde yapılan AK Parti Olağan Büyük Kongresi’nden sonra Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak görev aldı. 1 Kasım 2015 tarihinde yinelenen genel seçimlerde, tekrar Kayseri Milletvekili olarak seçildi ve 26. Dönem Kayseri Milletvekili oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle, 65. Dönem Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaptığı dönemde, Türkiye’nin şehircilik çalışmalarında tarihe geçecek pek çok proje ve uygulamaya imza attı.

Şehircilik Şurası, Bizim Şehir Projesi, Sıfır Atık gibi projeler, Özhaseki’nin bakanlığı döneminde hayata geçti. Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütlerinin çukur eylemleri nedeniyle harap ettiği bölgeler, olağanüstü bir hızla yine Özhaseki’nin bakanlığı döneminde kültürel dokuya uygun olarak yeniden imar ve inşa edildi. Ankara’da; Mogan Gölü’nün temizlenmesi, Saraçoğlu Mahallesi’nde tarihi ve kültürel dokuya uygun şekilde kentsel dönüşüm çalışmalarının başlatılması aynı dönemde başladı. İstanbul’un tarihi kent bölgesinin yenilenmesi ve dünyanın en önemli tarihi ve kültürel boyutlu turizm destinasyon bölgesi olması yanında; depremle mücadele stratejisinin belirlenmesini temellendiren teknik çalışmalar, Özhaseki’nin bakanlık yaptığı dönemde önemli bir gündem olarak masaya yatırıldı. Yol haritaları çıkartıldı, stratejileri belirlendi. Yaptığı vurgularla Türkiye’de deprem farkındalığın oluşmasını sağlayan devlet ve siyaset adamı olarak dikkat çekti. Bu sebeple Kahramanmaraş depreminden sonra Özhaseki’nin yıllar önce yaptığı uyarılar, vizyon bir devlet adamı görüşü olarak sıkça gündeme geldi ve takdir topladı.

24 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde Kayseri Milletvekili olarak seçildi ve 27. Dönem Kayseri Milletvekili oldu. 18 Ağustos 2018 tarihinde yapılan AK Parti Olağan Büyük Kongresi’nde, Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak ikinci kez yer aldı. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın görevlendirmesiyle; 2019 Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın Yerel Seçim düzeyinde kurulmasında AK Parti adına tam yetkili olarak görüşmeleri yürüttü. 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu. 24 Mart 2021 tarihinde yapılan AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nin ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı olarak parti yönetiminde tekrardan görev aldı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle, Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek bakanlıklar arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı olarak önemli bir sorumluluk üslendi. Av. Neşe Sarıgül Özhaseki ile evli olan Mehmet Özhaseki’nin Elif, Enes, Merve ve Zeynep adında 4 çocuğu bulunmaktadır. Özhaseki, İngilizce ve Arapça bilmektedir.

İşte Türkiye Yüzyılı Kabinesi - Bizim Yaka Kocaeli Gazetesi

Eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yerine Hakan Fidan getirildi. Hakan Fidan, 2010’dan beri MİT Başkanı olarak görev yapıyordu.

HAKAN FİDAN KİMDİR?

Hakan Fidan, 1968 yılında Ankara’da doğdu. Kara Kuvvetleri Muhabere Okulu (1986) ve Kara Kuvvetleri Dil Okulu mezunu olan Fidan, akademik tahsilinin büyük kısmını TSK’daki görevi esnasında yaptı. Almanya’da bulunan NATO Süratli Reaksiyon Kolordusu İstihbarat ve Harekât Başkanlığı’nda yurtdışı görevde bulundu. Bu dönemde, University of Maryland University College’dan Siyaset ve Yönetim Bilimi alanında lisans dereceleri, yurda döndükten sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden yüksek lisans ve doktora dereceleri aldı. TSK’daki astsubaylık görevinden mecburi hizmetini müteakip istifa etti. Daha sonra Büyükelçilik Siyasi ve Ekonomik Danışmanlığı, Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Başkanlığı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı (Dış politika ve uluslararası güvenlikten sorumlu) görevlerinin yanı sıra Başbakanlık Özel Temsilciliği de yaptı. Bu görevlere paralel olarak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu Üyeliği, Birleşmiş Milletler Kalkınma İşbirliği Platformu Danışma Kurulu Üyeliği, Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliği, Yunus Emre Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve OYAK Genel Kurul Üyeliği görevlerini yürüttü. Uluslararası güvenlik, uluslararası kalkınma ve Türk Dış Politikası konularında akademik çalışmalarda bulunan Hakan Fidan, Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde yarı zamanlı olarak uluslararası ilişkiler alanında dersler verdi. Kısa bir süre MİT Müsteşar Yardımcılığı görevinin ardından, 27 Mayıs 2010 tarihinde MİT Müsteşarı olarak atandı ve 10 Şubat 2015 tarihinde bu görevinden ayrıldı, 10 Şubat 2015 tarihinden geçerli olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekili aday adayı olmak için istifa etti. Ancak, 9 Mart 2015 tarihinde yazılı açıklama yaparak aday adaylığı başvurusunu geri çekti. 10 Mart 2015’te görevine geri döndü.

Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yerine Alparslan Bayraktar getirildi.

ALPARSLAN BAYRAKTAR KİMDİR?

Alparslan Bayraktar 1975 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 2016-2018 yılları arasında ETKB Müsteşar Yardımcılığı ve Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü; 2010-2016 yılları arasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nda Kurul Üyeliği yapan Alparslan Bayraktar kamu görevlerinden önce ise yurtiçinde ve yurtdışında özel sektörde çalıştı.

Uluslararası kuruluşlar bünyesinde enerji yönetimi ve düzenlemeleri alanında çalışmaları bulunan Bayraktar, Enerji Düzenleyicileri Konfederasyonu (ICER) ve Enerji Düzenleyicileri Bölgesel Birliği (ERRA) Başkanlığı yapmıştır. Bayraktar halen Dünya Enerji Konseyi Türkiye Başkanlığını yürütmektedir.

Alparslan Bayraktar lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümünde tamamlamıştır. Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Ekonomi Hukuku alanında ve Fletcher School of Law and Diplomacy’den Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans derecelerine sahiptir. Doktorasını ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi Yer Sistem Bilimleri Bölümünde Enerji Ekonomisi ve Politikası alanında yapmıştır.

Eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu yerine Osman Aşkın Bak getirildi.

OSMAN AŞKIN BAK KİMDİR?

Osman Aşkın Bak, 11 Ekim 1966 yılında Rize’nin Pazar ilçesinin Derinsu köyünde dünyaya geldi. Lise öğrenimini Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi’ni bitirdi. İngiltere’de Nottingham Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi ve Endüstri Mühendisliği alanında yüksek lisans, İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Endüstri Mühendisliği Programı’nda doktora yaptı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Türk-İran İş Konseyi Yürütme Kurulu üyeliği ve İstanbul Ticaret Odası’nda meclis üyeliği görevlerinde bulundu. Çeşitli spor kulüplerinde genel sekreterlik ve başkanlık görevleri ile federasyonlarda yönetim kurulu üyeliği, kurul üyeliği, genel kurul delegeliği ve başkanlık yaptı. 24. Dönem’de İstanbul, 25, 26 ve 27’nci dönemlerde Rize’den milletvekili seçildi. NATO Parlamenterler Asamblesi Türk Grubu Üyesi ve Dışişleri Komisyonu Sözcülüğü yaptı. NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Siyasi Komite Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. Dopingle Mücadele Araştırma Komisyonu Başkanlığı yaptı. 65. Hükümet’te de Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev aldı. Evli ve 4 çocuk babası.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati yerine Mehmet Şimşek getirildi. Mehmet Şimşek, 2009-2015 yıllarında da Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı.

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yerine Ali Yerlikaya getirildi. Yerlikaya, son 5 yıldır İstanbul Valisi olarak görev yapıyordu.

ALİ YERLİKAYA KİMDİR?

1968 tarihinde Konya’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Konya’da tamamladı. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi “Kamu Yönetimi” bölümünden mezun oldu. 1990-2003 yılları arasında Erzin, Felehiye, Derabucak, Hilvan ve Sarıkaya Kaymakamlığı görevlerinde bulundu. 2003-2004 tarihleri arasında İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliği, 2004-2007 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 13.12.2007 – 17.05.2010 tarihleri arasında Şırnak Valiliği, 23.05.2010 – 09.08.2012 tarihleri arasında Ağrı Valiliği, 17.08.2012 – 03.03.2015 tarihleri arasında Tekirdağ Valiliği,
05.03.2015 – 03.11.2018 tarihleri arasında Gaziantep Valiliği ve 26 Ekim 2018 tarihinden itibaren İstanbul Valiliği görevlerinde bulundu. Hatice Nur Yerlikaya ile evli, dört çocuk babasıdır.

Eski Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer yerine Yusuf Tekin getirildi. Yusuf Tekin, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörüydü.

YUSUF TEKİN KİMDİR?

Yarın gerçekleştirilecek devir teslim töreniyle görevine resmen başlayacak olan Tekin, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü 1994’te bitirmesinin ardından kariyerine aynı yıl Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak başladı.

Siyaset ve sosyal bilimler alanında 1997’de yüksek lisans ve 2002’de doktorasını tamamlayan Tekin, Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’ne öğretim üyesi olarak atandı. Söz konusu fakültede 2007’ye kadar yardımcı doçent olarak görev yapan Tekin, aynı yıl Siyaset ve Sosyal Bilimler (Siyasal Hayat ve Kurumlar) alanında doçent oldu. Tekin, 2009 yılına kadar Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünde çalıştıktan sonra, Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi’ne atandı.

Öğretim üyeliği süresince bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, üniversite senato üyeliği, fakülte ve enstitü yönetim kurulu üyeliği gibi idari görevlerde de bulunan Tekin, 2011 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığına Bakan Yardımcısı olarak atandı.
Tekin, 2013’te Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevine başladı. Müsteşarlık makamının kaldırılması sonrası Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümüne profesör olarak atanan Tekin, 15 Eylül 2018 tarihinde Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi rektörlüğü görevine başladı. Evli ve üç çocuk babası Tekin, iyi derecede İngilizce biliyor.

Eski Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar yerine Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler getirildi.

YAŞAR GÜLER KİMDİR?

1954 yılında Ardahan’da doğan Güler, teğmen rütbesiyle 1974 yılında Kara Harp Okulundan, 1975 yılında ise Muhabere Okulundan mezun olmuştur. Özgeçmişinde pek çok görev yeri bulunan Güler, kurmay subay olarak; 1986-1988 yılları arasında Yurt İçi Bölge Komutanlığında Harekat Başkanlığı, 1988-1991 yıllarında Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığında Plan Subaylığı, 1991-1992 yılları arasında 12’nci Piyade Tümen Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğü, 1992-1994 yılları arasında Silopi’de İç Güvenlik Tabur Komutanlığı, 1994-1995 yılları arasında Bosna-Hersek Türk Tugay Komutan Yardımcılığı, 1995-1997 yılları arasında Başbakanlık Askerî Başdanışmanlığı Proje Subaylığı, 1997-1999 yılları arasında Napoli/İtalya’da konuşlu NATO Güney Bölge Komutanlığı Muhabere Başkan Yardımcılığı, 1999-2000 yılları arasında Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkez Komutanlığı, 2000-2001 yılları arasında Gnkur. Tatbikatlar Şube Müdürlüğü görevlerini yürüttü.

2001 yılında Tuğgeneralliğe terfi eden Güler, 2001-2003 yılları arasında 10’uncu Piyade Tugay Komutanlığı, 2003-2005 yılları arasında Gnkur. MEBS Plan Koordinasyon Daire Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2005 yılında tümgeneralliğe terfi eden Güler, 2005-2007 yılları arasında MEBS Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı, 2007-2009 yılları arasında Gnkur. Eğitim Daire Başkanlığı görevlerinde bulunan Güler, 2009 yılında Korgeneralliğe terfi etti. Korgeneral rütbesiyle; 2009-2010 yılları arasında Harita Genel Komutanlığı, 2010-2011 yılları arasında 4’üncü Kolordu Komutanlığı, 2011-2013 yılları arasında Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2013 Yüksek Askeri Şura Kararları ile Orgeneralliğe terfi ederek 2013-2016 yılları arasında Genelkurmay İkinci Başkanlığı, 2016-2017 yıllarında Jandarma Genel Komutanlığı, 2017-2018 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevlerini yürüttü. Orgeneral Yaşar Güler Cumhurbaşkanlığının 9 Temmuz 2018 tarihli kararnamesiyle Genelkurmay Başkanlığı görevine atanmıştı.

TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası’na sahip olan Güler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni kabinesini açıklamasıyla birlikte yeni Milli Savunma Bakanı oldu. Demet Güler ile evli olan Orgeneral Yaşar Güler bir çocuk ve iki torun sahibidir ve İngilizce bilmektedir.

Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank yerine Mehmet Fatih Kacır getirildi.

MEHMET FATİH KACIR KİMDİR?

Kacır, 1984 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayan Kacır, 2003 yılında üniversite giriş sınavlarında Türkiye 12’ncisi oldu. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümündeki lisans eğitimini 2008 yılında Onur Derecesi’yle tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında öğrenci temsilciliği yaptı, Proje ve Araştırma Kulübü’nün kurucu başkanlığını üstlendi, öğrenci projelerine öncülük etti.

Üniversite mezuniyeti sonrası farklı sektörlerde girişimci olmayı seçen Kacır, kurucusu ve yöneticisi olduğu şirketlerle simülasyon yazılım ve donanımları, dijital açık hava reklamcılığı, sanal gerçeklik uygulamaları ve gıda sektörlerinde faaliyet gösterdi. Şirketlerinde faydalı model ve endüstriyel tasarımlar geliştirerek yenilikçi uygulamalara imza attı. Ticari hayatın yanında sivil toplum kuruluşlarında da aktif rol aldı. Kurucuları arasında yer aldığı Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Kacır, T3 Vakfı bünyesinde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurulmasının, özel yetenekli öğrencilere yönelik sürdürülen Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı’nın, Bilim Merkezleri ve Girişim Merkezi programlarının, Türkiye’nin ilk Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali olan Teknofest İstanbul’un öncüleri arasında yer aldı.
Profesyonel iş yaşamında yöneticilik yapan Mehmet Fatih Kacır, evli ve 2 çocuk babasıdır.

Eski Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci yerine İbrahim Yumaklı getirildi.

İBRAHİM YUMAKLI KİMDİR?

Yarın gerçekleştirilecek devir teslim töreniyle görevine resmen başlayacak olan Yumaklı, 1992 yılında Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olmasının ardından 1993 yılında Marshall Boya A.Ş.’de ithalat işlemleri uzmanı olarak iş hayatına adım attı. 2011 yılına kadar Akzo Nobel Türkiye bünyesinde bulunan Marshall Boya A.Ş. ile bağlı grup şirketlerinin mali gruplarında yöneticilik yapan Yumaklı, 2011 yılında Aljazeera Türkiye’de çalışmaya başladı. Yumaklı, 2012-2015 yılları arasında Aljazeera Türkiye’nin sahip olduğu televizyon kanalını yönetmesi sonrası Ocak-Ekim 2016 tarihleri arasında Anadolu Ajansı Uluslararası Operasyonlar Direktörlüğü görevini yürüttü. Ekim 2016 tarihinden itibaren GÜBRETAŞ’ta Genel Müdür ve İcracı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevini sürdüren Yumaklı, 7 Nisan 2022 tarihinde Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı görevine getirildi. Yumaklı, 3 Haziran 2023’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Tarım ve Orman Bakanı olarak atandı. İngilizce bilen Yumaklı, evli ve iki çocuk babasıdır.

Eski Ticaret Bakanı Mehmet Muş yerine Ömer Bolat getirildi.

ÖMER BOLAT KİMDİR?

1963 yılında İstanbul’da doğan Bolat, Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası Ekonomik İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Avrupa entegrasyonu alanında Hollanda-Amsterdam Üniversitesi’nde tamamladı. 2015’ten itibaren İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde uluslararası ekonomi, yönetim, işletme ve girişimcilik alanında Yüksek Lisans dersleri veren Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları
Derneği (MÜSİAD) başkanlığı yaptı.

2000 yılından 2020 yılına kadar Albayrak Holding’te CEO olan Bolat, 2012-2015 yılları arasında 3 yıl AK Parti MKYK üyesi ve Ekonomik İşler Başkan Yardımcısı oldu. 2015’ten itibaren AK Parti’de Siyasi Erdem ve Etik Kurulu asıl üyesi olarak görevini sürdürüyordu.

Eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu yerine Abdulkadir Uraloğlu getirildi.

ABDULKADİR URALOĞLU KİMDİR?

Bürokrasinin içerisinden gelen Uraloğlu 1966 yılında Trabzon’da doğdu. Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden 1988 yılında mezun olan Uraloğlu, aynı yıl özel sektörde Saha Mühendisi olarak görev yaptı. Karayolları Genel Müdürlüğündeki çalışma hayatına 1989 yılında Karayolları Erzurum 12. Bölge Müdürlüğünde Etüt Ekip Mühendisi olarak başlayan Uraloğlu, 1990-1998 yılları arasında Karayolları Ankara 4. Bölge Müdürlüğünde Etüt Ekip Mühendisi, Kontrol Mühendisi ve Kontrol Şefliği görevlerinde bulunduktan sonra 1998 yılında Erzurum Bölge Müdürlüğü Yapım Başmühendisliği görevine getirildi. 2003 yılında Trabzon 10. Bölge Müdür Yardımcısı olan Uraloğlu, 2005 yılında Kayseri 6. Bölge Müdürü, 2006 yılında da Samsun 7. Bölge Müdürü olarak atandı. 2009 yılında kısa bir süre Karayolları Bursa 14. Bölge Müdürü olarak görevlendirilen Uraloğlu, tekrar Samsun’a dönerek, toplam 6,5 yıl Samsun’da Bölge Müdürlüğü görevini yürüttü. 2012 yılında İzmir 2. Bölge Müdürlüğü görevine getirilen Uraloğlu, 23 Temmuz 2018 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Karayolları Genel Müdürü olarak atandı. Uraloğlu, 2003 yılında başlatılan Acil Eylem Planı kapsamında yoğunluk kazanan Bölünmüş Yollar, Bitümlü Sıcak Karışım kaplamalı yollar, tek platformlu yolların iyileştirilmesi ve Yap-İşlet-Devret Otoyol projelerinin hayata geçirilmesine katkı sağladı.

Türkiye’nin karayolu ağına önemli kazanımlar sağlayacak yeni otoyol, bölünmüş yol, köprü, tünel projelerinin yapım, plan ve projelendirme çalışmalarını da yürüten Uraloğlu aynı zamanda Karayolları Makine Parkı’nın yenilenmesi, yerli ve milli araç kullanım oranının artırılması için araştırma geliştirme faaliyetlerine de özel önem vermekteydi. Aynı zamanda Yollar Türk Milli Komitesi (YTMK) ve Karayolları Vakfı (KAV) Başkanlığı görevlerini de yürüten Abdulkadir Uraloğlu evli ve üç çocuk babasıdır.

DEĞİŞMEYEN BAKANLAR

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Sağlık Bakanı Fahrettin Koca yeni Kabine’de de görevlerine devam edecek.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy

MEHMET NURİ ERSOY KİMDİR?

Mehmet Nuri Ersoy 1968 yılında İstanbul’da doğdu. Alman Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

1985 yılında, lise öğrenimine devam ederken, rehberlik yaparak turizm sektörüne ve iş dünyasına atıldı.

1991 yılında, üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra, paket tur ve otel konaklama hizmetleri veren şirketini kurdu.

2000 yılında otelcilik alanına giriş yapan Mehmet Nuri Ersoy, turizm sektöründe geçirdiği 33 yılın sonunda, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde Kültür ve Turizm Bakanı olarak görevlendirildi.

Mehmet Nuri Ersoy, 9 Temmuz 2018 tarihinde Bakanlık görevine başlamasıyla birlikte, şirketindeki bütün görev ve unvanlarını devretti.

Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce bilen Mehmet Nuri Ersoy, Pervin Ersoy ile evli ve iki çocuk babasıdır.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca

FAHRETTİN KOCA KİMDİR?

Dr. Fahrettin Koca, 2 Ocak 1965’te Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini doğduğu kentte, liseyi Bursa Erkek Lisesi’nde bitirdi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1988’de tamamlayarak tıp doktoru unvanını aldı. İhtisasını İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı’nda tamamlayarak 1995’te Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu.

Çeşitli sağlık kurumlarında hekimlik ve medikal direktörlük görevlerinde bulundu. Kurduğu ve başkanlığını yürüttüğü sağlık kurumlarında Türkiye’nin sağlıkta dönüşüm politikaları doğrultusunda önemli atılımlar gerçekleştirdi. Başkanı olduğu Türkiye Eğitim Sağlık ve Araştırma (TESA) Vakfı tarafından 2009 yılında kurulan İstanbul Medipol Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanlığını yürüttü.

Evli ve dört çocuk babası olan Koca’nın Türk Pediatri Kurumu, Pediatrik Metabolizma ve Beslenme Derneği, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Sağlık Meslek Komitesi, Özel Hastaneler Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) üyelikleri bulunmaktadır. Aynı zamanda Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) Eğitim Komitesi İş Konseyi Başkan Yardımcısı, Vakıf Üniversite Hastaneleri Derneği’nin Başkanı ve Hizmet İhracatçıları Birliği Sağlık Hizmetleri Komitesi Başkanıdır.

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE?

Yayınlanma:

|

İspanya, Fransa, İtalya ve Belçika’daki protestolar ne anlatıyor? Türkiye bu tablodan hangi dersleri çıkarmalı?

Erol TAŞDELEN | Bankavitrini.com Ekonomik Analiz

Avrupa sokaklarında yükselen protestolar, yalnızca öğrencilerin eğitim koşullarına, kiracıların konut sorununa ya da çalışanların ücret taleplerine indirgenemez. İspanya’dan Fransa’ya, İtalya’dan Belçika’ya uzanan eylemlerin ortak noktasında daha temel bir soru bulunuyor: Ekonomik büyüme, vatandaşın yaşam standardına ne ölçüde yansıyor?

17 Ekim 2026’da Avrupa’nın farklı ülkelerinde yoğunlaşan gösteriler, hayat pahalılığı, eğitim giderleri, barınma sorunu ve kamu hizmetlerinin niteliği etrafında şekillendi. Ancak bu gösteriler, tek merkezden yönetilen ortak bir Avrupa hareketi değil. Her ülkenin kendi ekonomik ve siyasi dinamikleri var. Ortaklaşan nokta ise özellikle gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıflaması.

Al Jazeera’nın 17 Ekim tarihli haberinde, farklı ülkelerde yüz binlerce kişinin hayat pahalılığına karşı gösterilere katıldığı bildirildi. Fransa’daki eylemler kitlesel boyutlara ulaşırken Belçika’da eğitim reformları, İtalya’da geçim sıkıntısı ve savaş karşıtı talepler, İspanya’da ise konut krizi öne çıktı.

Bu tablonun ekonomi yönetimleri açısından önemli bir mesajı var: Makroekonomik göstergelerdeki iyileşme, toplumun bütün kesimleri tarafından aynı biçimde hissedilmeyebilir.

İSPANYA: MAAŞ VAR, EV YOK!

İspanya’daki protestoların merkezinde konut krizi bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde yükselen kiralar, genç çalışanların kendi başlarına ev tutmasını giderek zorlaştırıyor.

Madrid’de 87 yaşındaki Maricarmen Abascal’ın evinden çıkarılması ve sonrasında hayatını kaybetmesi, konut hakkı tartışmalarını yeniden alevlendiren olaylardan biri oldu. Hükümetin kiracıları korumaya yönelik düzenleme girişiminin parlamentoda reddedilmesi de tepkileri artırdı.

Reuters’ın 2 Ekim 2026 tarihli haberine göre, protestocular kira artışlarının sınırlandırılmasını, evden çıkarmalara karşı koruma sağlanmasını ve kısa süreli kiralamaların düzenlenmesini talep ediyor. Tartışmanın diğer tarafında ise düzenlemelerin konut arzını azaltabileceğini savunan kesimler bulunuyor.

İspanya örneği, ekonomik açıdan önemli bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Bir ülkede istihdamın ve ekonomik faaliyetin artması, konut maliyetleri gelirlerden daha hızlı yükseliyorsa, gençlerin bağımsız yaşam kurmasını kolaylaştırmayabilir.

Çalışan bir gencin maaşının büyük bölümünü kiraya ayırması; tasarruf yapmasını, ev sahibi olmasını, tüketim harcamalarını artırmasını ve ekonomik geleceğini planlamasını güçleştiriyor.

Burada mesele yalnızca emlak piyasası değil. Konut maliyetleri, iş gücü hareketliliğini, aile kurma kararlarını, tüketimi ve uzun vadeli tasarrufları da etkiliyor.

İspanya’nın verdiği mesaj açık: Barınma maliyeti, ücret artışlarını geride bırakıyorsa ekonomik büyüme toplumsal refaha dönüşmekte zorlanıyor.

FRANSA: EĞİTİMDEKİ SORUNLAR NASIL TOPLUMSAL TEPKİYE DÖNÜŞTÜ?

Fransa’da gösteriler, okullardaki personel yetersizliği, eğitim koşulları ve kamu hizmetleri konusundaki şikâyetlerle görünür hale geldi. Öğrencilerin başlattığı eylemlere zamanla farklı toplumsal kesimlerden destek geldi.

17 Ekim’deki gösterilerde hayat pahalılığı, yakıt maliyetleri ve ücret talepleri de gündemin parçası oldu. Böylece başlangıçta eğitim odaklı olan tepki, daha geniş bir ekonomik ve toplumsal hoşnutsuzluk alanına yayıldı.

Fransa’daki gösteriler sırasında yağma, kundaklama ve polisle çatışmalar da yaşandı. Barışçıl protesto hakkı ile şiddet eylemleri birbirinden ayrılmalı. Kamu düzenine zarar veren eylemler, gösterilere katılan bütün vatandaşların tutumu olarak değerlendirilemez.

Ekonomik açıdan Fransa örneği, kamu harcamaları tartışmasını öne çıkarıyor.

Devlet bütçe disiplinini sağlamak, borçlanmayı kontrol etmek ve mali dengeleri korumak isteyebilir. Ancak tasarruf politikalarının eğitim, sağlık ve diğer kamu hizmetlerine etkisi, vatandaşların günlük yaşamında hissediliyorsa ekonomik tartışma siyasi ve toplumsal bir soruna dönüşebiliyor.

Burada önemli soru, devletin harcamalarını azaltıp azaltmaması değil; hangi harcamaların, kimleri etkileyerek ve hangi sonuçları doğurarak azaltıldığıdır.

BELÇİKA: BÜTÇE KISITLAMALARI VE EĞİTİME ERİŞİM

Belçika’da gençlerin ve öğrencilerin katıldığı gösterilerde eğitim maliyetleri, yükseköğretime erişim ve eğitim reformları öne çıktı.

Reuters’ın 17 Ekim tarihli haberine göre Brüksel’de yüzlerce genç gösteri yaptı. Eylemler sırasında polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Göstericiler, eğitim maliyetlerinin artması ve bazı reformların üniversiteye erişimi zorlaştırabileceği yönündeki kaygılarını dile getirdi.

Belçika örneği, eğitim harcamalarının yalnızca bugünün bütçe kalemi olmadığını gösteriyor. Eğitim, bir ülkenin gelecekteki üretkenliğini, iş gücü niteliğini ve rekabet gücünü belirleyen temel yatırımlardan biridir.

Eğitimde fırsat eşitliğinin zayıflaması, düşük gelirli ailelerin çocukları açısından daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle bütçe kesintilerinin kısa vadeli mali etkileri ile uzun vadeli ekonomik sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekir.

İTALYA: GEÇİM SIKINTISI VE SOSYAL HİZMETLER

İtalya’daki gösterilerde hayat pahalılığı, ücretler, kamu hizmetleri ve savaş karşıtı talepler öne çıktı. Milano ve Bologna gibi kentlerde bazı eylemler polisle çatışmalara dönüştü.

17 Ekim’deki gösterilerin ekonomik arka planında, hanelerin artan fiyatlar karşısında bütçelerini dengeleme güçlüğü bulunuyor. Enflasyonun yavaşlaması ile fiyatların düşmesi aynı şey değil. Fiyat artış hızı gerilese bile daha önce yükselen fiyatlar yüksek seviyelerde kalabiliyor.

Ücret artışları bu birikimli fiyat artışını karşılayamıyorsa, çalışanların satın alma gücü üzerindeki baskı devam ediyor.

Bu noktada yalnızca ortalama ücret artışına bakmak yeterli değil. Ücretlerin kira, enerji, gıda, ulaşım ve sağlık harcamaları karşısındaki durumu da değerlendirilmek zorunda.

İtalya’daki protestoların gösterdiği sorunlardan biri de bu: Vatandaş, ekonomik büyüme rakamlarından önce ay sonunda elinde ne kaldığına bakıyor.

AVRUPA’NIN ORTAK SORUNU: EKONOMİK BÜYÜME İLE HİSSEDİLEN REFAH ARASINDAKİ MAKAS

Dört ülkenin sorunları aynı değil. İspanya’da konut, Fransa’da eğitim ve kamu hizmetleri, Belçika’da eğitim reformları ve bütçe tartışmaları, İtalya’da ise geçim sıkıntısı daha belirgin.

Buna rağmen üç ortak başlık öne çıkıyor:

1. Gelir ile zorunlu harcamalar arasındaki denge bozuluyor.

Ücretler nominal olarak artabilir. Ancak kira, gıda, enerji ve ulaşım harcamaları daha hızlı yükseliyorsa hanelerin satın alma gücü gerileyebilir.

2. Gençlerin geleceğe ilişkin beklentileri zayıflıyor.

Eğitim almanın, iş bulmanın ve düzenli gelir elde etmenin bağımsız bir yaşam kurmaya yetmediği düşüncesi yaygınlaşıyorsa ekonomik sorun, aynı zamanda toplumsal güven sorunu haline geliyor.

3. Kamu bütçesi ile sosyal beklentiler karşı karşıya geliyor.

Hükümetler mali disiplin, borç yönetimi ve bütçe açıklarının kontrolü üzerinde dururken vatandaşlar eğitim, sağlık, konut ve sosyal destek hizmetlerinin korunmasını istiyor.

Eurostat’ın 2025 verilerine göre Avrupa Birliği nüfusunun yüzde 7,7’si, harcanabilir hane gelirinin en az yüzde 40’ını konut giderlerine ayıran hanelerde yaşıyor. Bu oran, Avrupa’da bile konut maliyetlerinin bazı haneler için ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu gösteriyor.            (Kaynak: Eurostat – Avrupa’da yaşam koşulları, 2026 verileri. )

SONUÇ: VATANDAŞIN HİSSETMEDİĞİ REFAH, SİYASİ BASKIYA DÖNÜŞEBİLİR

Avrupa’daki gösteriler, ekonomik politikaların toplumsal sonuçlarını yeniden tartışmaya açtı.

Bir ülkede büyüme yaşanabilir, şirketlerin ciroları artabilir, kamu gelirleri yükselebilir ve finansal göstergeler iyileşebilir. Ancak gençler ev bulamıyor, çalışanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor ve eğitim fırsatlarına erişim giderek pahalılaşıyorsa bu göstergeler toplumsal refahın tamamını anlatmaz.

Bu, ekonomi politikalarının yalnızca kısa vadeli sonuçlarıyla değil, gelir dağılımı, üretim kapasitesi, sosyal hareketlilik ve yaşam maliyetleri üzerindeki etkileriyle de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye açısından çıkarılacak ders, Avrupa’daki protestoların aynısının yaşanacağını varsaymak değil; ekonomik programların toplumsal etkilerini zamanında izlemek ve sorunları büyümeden çözmeye çalışmaktır.

Çünkü ekonomik istikrar, yalnızca fiyatların kontrol altına alınmasıyla değil; vatandaşın gelirine güvenmesi, işletmelerin üretimini sürdürebilmesi ve gençlerin geleceğe ilişkin makul beklentiler taşımasıyla da güçlenir.

Ekonominin nihai sınavı, tabloların ne kadar iyi göründüğü değil, vatandaşın hayatında neyin değiştiğidir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist 
Bankavitrini.com – Ekonomik Analiz

Okumaya devam et

GÜNCEL

Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bir süredir mütemadiyen aynı konuların etrafında dolaştığımız ve kendi kendimizi tekrar ettiğimizin pekâlâ farkındayız. Jeopolitik riskler tüm ağırlığıyla masa üzerinde durmaya devam ederken, emtia fiyatlarının yüksek seyri enflasyonist baskıları artırmaya devam ediyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı haftanın son iş gününü 110 dolar seviyesini test ederek tamamladı. Bir başka bakış açısıyla, Brent petrol sene başına göre %81 yükselirken, gümüş ise getiri liginin dibinde yer alarak %20 düştü. Yapay zekâ ve çip sektöründe ise soru işaretleri zihinleri meşgul etmeye devam ediyor. Goldman Sachs’ın hesaplamalarına göre, beş büyük yapay zekâ şirketinin gelecek yıl toplam yatırım harcamalarının 1,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Rakamın büyüklüğü bir yana, bu yatırımların ne kadar sürede kendini amorti edeceği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Teknoloji hisseleri denince akla gelen Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %2’nin üzerinde düşüşle tamamlarken, son 10 günlük performansı da %6 düşüş yönünde oldu.

Türkiye’de Fon Krizi’nin etkileri sürerken, cuma günü bültenimizde de dile getirdiğimiz MSCI uyarısı hisse senetleri üzerindeki baskıyı artırdı. MSCI, yaz başında yaptığı uyarının dozunu bir kademe daha yükselterek, piyasa şeffaflığı ve sağlıklı işleyiş konusunda atılan adımların yeterli olmadığını ortaya koydu. Türkiye’nin gelişmekte olan ülke statüsünü koruması açısından Haziran 2027 kritik bir tarih olarak karşımıza çıkıyor. Endonezya’da yaşananları da birlikte düşündüğümüzde, piyasaların bu uyarıyı pek hoş karşılamadığını görüyoruz. BIST100 ve BIST30 endeksleri cuma gününü %3 kayıpla tamamlarken, bankacılık endeksi %2 geriledi. CDS risk primi 250 baz puanda yatay seyrederken, iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, faiz indirimi beklentilerinin desteğiyle son iki haftada 100 baz puan düşerek %39,40 seviyesine indi. USDTRY kuru ise yeni haftaya 49,54 seviyesinden başlıyor.

MSCI’nın Endonezya’yı gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkararak doğrudan bağımsız piyasa statüsüne düşürebileceği uyarısının yankıları ise dinmiyor. Cuma günü %12’ye yakın gerileyen Jakarta borsası, bu sabah da %5’in üzerinde düşerek son altı yılın en düşük seviyesine indi. Yılbaşından bu yana kayıplar %43’ü aşarken, yabancı yatırımcıların net satışları 5 milyar dolara yaklaştı. Endonezya’nın MSCI endekslerinden tamamen çıkarılması hâlinde, yalnızca endeksleri takip eden fonlardan 5,6 milyar dolarlık zorunlu satış gelebileceği hesaplanıyor. Ülke para birimi rupiah da tarihî dip seviyelerine yaklaşırken, satış baskısının borsayla sınırlı kalmayıp döviz ve tahvil piyasalarına yayılmasından endişe ediliyor. Türkiye’nin de benzer gerekçelerle MSCI’nın radarında olması, Endonezya’daki gelişmeleri bizim açımızdan daha da önemli kılıyor.

Türkiye cephesinde ise gözler perşembe günü sonuçlanacak TCMB’nin olağan Ekim ayı PPK toplantısına çevrildi. Bir süredir gündemden düşmeyen fon krizinin de etkisiyle ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın giderek belirginleştiğini görüyoruz. Otomobil satışlarından kredi kartı harcamalarına kadar pek çok gösterge bu tabloyu desteklerken, hanehalkının borç ödeme kapasitesindeki bozulma da dikkat çekiyor. Aşağıdaki grafikten görüleceği üzere, ihtiyaç kredilerinde takibe dönüşüm oranı %7’ye yaklaşarak rekor kırarken, bireysel kredi kartlarında da bu oran %6 seviyesine yaklaşarak tarihî zirvesine yükseldi. Bir başka deyişle, ihtiyaç kredilerinde mevcut her 100 TL’lik bakiyenin yaklaşık 7 TL’si takipte bulunuyor. Ekonomik aktivitedeki sert yavaşlama ve hanehalkının artan ödeme güçlükleri karşısında TCMB’nin, enerji fiyatlarındaki keskin yükselişe rağmen, politika faizini en az 100 baz puan indirerek %37’den %36’ya çekmesine kesin gözüyle bakıyoruz. Böylece TCMB’nin Aralık 2025’ten bu yana ara verdiği faiz indirimlerine bebek adımlarıyla yeniden başlamasını bekliyoruz.

Cuma günü TCMB’nin açıkladığı iki önemli veri de dikkatimizden kaçmadı. Eylül ayı konut fiyat endeksine göre, konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak %22,3 artarken, enflasyondan arındırıldığında reel olarak %5,7 geriledi. Bir başka deyişle, konut fiyatlarındaki artış enflasyonun gerisinde kalmaya devam ederken, bu durum konutun değer artışı açısından yatırım cazibesini sınırlıyor. TCMB’nin yayımladığı Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını ise aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz. Biz özellikle enflasyon beklentilerine odaklandık. Yıl sonu TÜFE beklentisi hemen hemen değişmezken, 12 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,19 puan artışla %23,89’a yükselmesi, orta vadeli enflasyon görünümünde sınırlı da olsa bir bozulmaya işaret ediyor. Buna karşılık, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin 0,38 puan gerilemesini daha uzun vadeli görünüm açısından olumlu okuyoruz. TCMB’nin kurun artış hızında yaptığı ince ayara rağmen, yıl sonu USDTRY beklentisi hafif gerileyerek 51,55 seviyesine inerken, 12 ay sonrasına ilişkin beklenti ise 59,26 seviyesine yükseldi.

Avrupa’da hayat pahalılığı, eğitim maliyetleri ve hükûmetlerin ekonomi politikalarına yönelik tepkiler giderek büyüyor. Fransa’da öğrencilerin başlattığı protestolar, sendikaların ve farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla hafta sonu ülke çapında kitlesel gösterilere dönüşürken, Paris başta olmak üzere birçok kentte şiddet olayları yaşandı. Yüz binlerce kişinin sokaklara döküldüğü gösterilerde 1,200 kişi gözaltına alınırken, Cumhurbaşkanı Macron yaşanan şiddet olaylarını sert bir dille kınadı. Protestolar Fransa ile sınırlı kalmazken, Belçika ve İtalya’da eğitim ve yaşam maliyetleri, Portekiz’de ise düşük ücretler ve konut krizi nedeniyle halk sokaklara döküldü. Fransa’da zaten kırılgan olan siyasi ve mali dengelere toplumsal huzursuzluğun da eklenmesi, ortak para birimi üzerinde baskı kurarken, EURUSD paritesi 1,1230 seviyesinde işlem görüyor.

Öte yandan, Orta Doğu’da artan gerilimle cuma günü 110 dolar seviyesini test eden Brent petrol, yeni haftaya düşüşle başladı. Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi, piyasaya daha fazla Rus petrol ürünü sunulabileceği düşüncesini güçlendirirken, Brent petrol %1,8 gerileyerek 108 dolar seviyesine indi. Ancak Orta Doğu’da arz güvenliğine ilişkin endişeler dinmiş değil. Ticari gemilere yönelik saldırılar nedeniyle Körfez’den günlük petrol sevkiyatı 20 milyon varilin üzerinden 8,5 milyon varile kadar gerilerken, Mısır’ın Husilere karşı Suudi Arabistan’a destek vermeye hazır olduğunu açıklaması gerilimin daha da yayılabileceğine işaret ediyor.

Küresel piyasalarda yapay zekâ yatırımlarının finansmanına ilişkin endişeler gündemdeki yerini korurken, yeni gün ve hafta başlangıcında Asya borsalarında karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Geçen haftayı %5,4 kayıpla tamamlayan Japonya’da Nikkei endeksi bu sabah %1 civarında gerilerken, geçen hafta %14’ten fazla düşen Güney Kore borsası KOSPI ise yaralarını sarmaya çalışarak %0,7 yükseliş kaydetti. Çin’de üçüncü çeyrek büyümesinin beklentileri hafif aşarak %4,5’e ulaşması ve perakende satışların tahminlerden iyi gelmesi satış baskısını sınırladı. ABD’de yarı iletken hisselerinin işlem gördüğü Philadelphia Semiconductor endeksinin son 10 günde %16’dan fazla gerilemesi, teknoloji sektöründeki satışların boyutunu gösteriyor. Yatırımcılar, yapay zekâya yapılan devasa yatırımların ne zaman kâra dönüşeceğini sorgularken, bu hafta açıklanacak Meta, Tesla ve önde gelen çip üreticilerinin bilançoları merakla takip edilecek. Elon Musk’ın uçan araba tanıtımıyla ilk etapta yükselişe geçen Tesla hisseleri, kazanımlarını koruyamayarak gün içi zirvesinden %6 geriledi.

Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratırken, ABD ile Ukrayna arasındaki ilişkiler de limonileştiğini görüyoruz. Cuma gecesini sert satışlarla tamamlayan Nasdaq endeksi, bu sabah vadeli işlemlerde %1,3 yükselirken, ABD’nin 10 yıllık gösterge tahvil faizi yeniden %5,05 seviyesine geriledi. Kıymetli metaller de yeni haftaya alıcılı başlarken, ons altın 4,180 dolar, gümüş ise 57,75 dolar seviyesinde işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon endişelerini bir miktar hafifletmesi, faiz getirisi olmayan kıymetli metallere destek verdiğinin altını çizmek isteriz. Teknik bir bakış açısıyla önem arz eden 55 dolar seviyesinden uzaklaşan gümüşü biraz daha takip etmek istiyoruz. Yukarıda da değindiğimiz üzere, petrol fiyatlarında kalıcı bir geri çekilme olmadan kıymetli metallerin kalıcı bir yükselişe geçmesi zor görünüyor.

Trump’ın Rusya’ya yönelik bazı yaptırımları gevşetebileceği beklentisi Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerde de dikkat çekici bir değişime neden oldu. Geçen hafta %50’ye kadar yükselen ekim ayında faiz artırımı ihtimali %16’ya kadar gerilerken, aralık ayında faiz artırımı ihtimali ise hâlen %92 seviyesinde bulunuyor. Gözler 28 Ekim tarihinde sonuçlanacak Fed toplantısına ve ertesi gün açıklanacak Fed’in favori enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği PCE verisine çevrilmiş durumda. Siyasi cephede ise Brezilya ve İsrail seçimlerine geri sayım devam ederken, ABD’de 3 Kasım’da düzenlenecek ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin iki kanadı birden kaybetme riskinin oldukça arttığını söylememiz gerekiyor.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi

17923851289ea310271c16b1d4d2891df98b8491dd_1_1200.jpg
 
İhtiyaç Kredilerinde ve Kredi Kartlarında Takibe Dönüşüm Oranı

17923851297c4c3356427a1eaef2d11a6e750e9cf4_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.