Connect with us

GÜNCEL

İşyerinde Konfor Alanı için Bilime Dayalı 6 Yöntem

Yayınlanma:

|

Son iki buçuk yılda, duygusal zindelik, refah ve tükenmişlikten kaçınma hakkında 360’tan fazla sanal ve yüz yüze görüşme, atölye çalışması yaptım ve seminer verdim. Covid zamanında ön saflarda yer alan doktorlar, büyük ve küçük şirketlerdeki çalışanlar ve kâr amacı gütmeyen profesyoneller de dahil olmak üzere her türden sektörden insanla çalışma ayrıcalığına sahip oldum. Aynı zamanda hangi duygusal zindelik yöntemlerinin refahları üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu öğrenmek için birçoğuyla iletişimde kalma şansım oldu.

Çıkardığım en önemli ders şu oldu: İş yerinde refahı artırmak söz konusu olduğunda, tutarlı bir şekilde uygularsanız küçük şeyler büyük bir fark yaratır.

Açık olmak gerekirse; çalışanların refahı, yalnızca bireysel değil, örgütsel bir konudur. İş yükünüz ve esnekliğiniz, yöneticiniz ve ekibinizdeki kültür dahil olmak üzere birçok faktör bunu etkiler.

Kuruluşunuzu veya patronunuzu değiştirme gücünüz olmasa dahi, duygusal zindeliğinizi ve refahınızı artırmak için günlük olarak uygulayabileceğiniz bazı basit, bilime dayalı yöntemler vardır.

Duygusal zindeliği kendiniz, düşünceleriniz, duygularınız ve diğer insanlarla daha destekleyici bir ilişki kurma becerisi olarak tanımlıyorum. Fiziksel zindeliğinizi geliştirdiğinizde, fiziksel zorluklarla başa çıkma yeteneğinizi geliştirirsiniz. Duygusal zindeliğinizi geliştirdiğinizde, duygusal zorluklarla daha kolay mücadele eder, stres ve bunalma duygusuyla başa çıkma yeteneğinizi geliştirirsiniz.

İşte stresi daha iyi yönetmenize ve refahınızı artırmanıza yardımcı olacak altı basit ama şaşırtıcı derecede güçlü duygusal zindelik yöntemi:

Kendinizi her gün gözlemleyin

Kendinize sorun: Bugün nasılım? Nasıl hissediyorum? Cevaplarınızı yargılamayın veya hemen nasıl hissettiğinizi “düzeltmeye” çalışmayın. Sadece farkında olun.

Bu uygulamayı yakın tarihli bir açılış konuşmasında paylaştım. Sonrasında genç bir kadın yanıma geldi daha önceki bir konuşmamda bu konudan bahsederken beni dinlediğini söyledi:

“O zamanlar kendimi çok tükenmiş hissediyordum” dedi. “Bunun bir fark yaratacağından emin değildim, ancak bu günlük gözlem işlemini denemeye karar verdim. Kendimi daha iyi hissetmeme ne kadar yardımcı olduğuna şaşırdım. Stresli veya bunalımlı duygularıma yenilmek yerine, bunların farkına varıyorum ve şimdi daha kontrollü hissediyorum.”

Araştırmalar bu deneyimleri destekliyor: Duygusal farkındalık egzersizleri yapan kişilerin daha fazla refah düzeyine sahip olma olasılıkları daha yüksektir. Zor duygularınızın farkında olmak, bu duyguların yoğunluğunu azaltır ve kendinizi biraz daha iyi hissettiren bir şeyler yapma fırsatı verir.

Gün boyunca birkaç kısa, kaliteli mola verin

Buradaki anahtar kelime “kalite.” Bu, işle bağlantınızı kesmenize ve enerjinizi yeniden kazanmanıza yardımcı olacak bir şey yapmak anlamına gelir. Sosyal medyada gezinmek, haberleri okumak veya yapılacaklar listenizden bir işe yönelmek kaliteli bir mola değildir.

İnsan beyninin en iyi şekilde çalışması ve birikmiş stres ve bunalma duygusundan kaçınması için her 90 ila 120 dakikada bir ara vermesi gerekir. Microsoft kısa süre önce büyük ölçekli bir çalışma yürüttü ve toplantılar arasında beş ila 10 dakikalık aralar vermenin birikmiş stres ve bunalma duygusunu önemli ölçüde azalttığını ve odaklanmayı artırdığını belirtti.

Gün içinde işten kopmanın en sevdiğim yolu dışarıda kısa bir yürüyüş yapmaktır. Birçok araştırmanın gösterdiği gibi, kısa yürüyüşler moralinizi yükseltir, odaklanmayı ve motivasyonu artırır ve tutarlı bir şekilde yaparsanız sağlığa birçok yararı vardır.

Neyi kontrol edebileceğinize odaklanmak için kabul pratiği yapın

Kabul iki adımı içerir: İlk olarak, doğru olduğunu bildiğiniz gerçeklere odaklanarak durumu net bir şekilde kabul edin. İkincisi, ilerlemek için az miktarda stres ve mücadele ile  atabileceğiniz bir adım belirleyin.

Stresli durumlarda bir şeyi sürekli düşünüp durmanın enerjimizi ne kadar tükettiğini hafife alma eğilimindeyiz. Kendinizi olumsuz düşünceler döngüsüne kaptırdığınızda bu iki kabul adımını uygulamak, dikkatinizi ne kadar küçük olursa olsun neyi kontrol edebileceğinize ve üretken bir eylemde bulunabileceğinize odaklamanıza yardımcı olur. Bu küçük galibiyetler iyi hissettirir ve genellikle atabileceğiniz diğer yararlı adımları bulmanız için sizi motive eden bir ilerleme hissi yaratır.

Kabul etme becerisini öğrendiğimiz liderlik programıma katılan kadınlardan biri, son zamanlarda bana, devam eden zorluklar ve işteki belirsizlik sırasında başvurduğu ilk yöntemin bu olduğunu söyledi. “Ne zaman iş durumları, ekonomi veya ekibimle ilgili strese kapılsam; duruyorum, nefes alıyorum ve işlerin nasıl olduğu ve neyin kontrolümde olduğu göz önüne alındığında ilerlemek için hangi adımı atabileceğimi kendime soruyorum. Bu soruyu bir takım olarak sormak, takım odağımız ve stres düzeyimiz için de faydalı oldu” dedi.

İş arkadaşlarınızla bağlantı kurduğunuz anlara öncelik verin

Bir telefon görüşmesinde veya gün içinde iş arkadaşlarınızı ilk kez gördüğünüzde onları içten bir coşkuyla selamlamaya özen gösterin. Sadece gündeme dalma eğiliminin olduğu sanal toplantılarda, herkesten son bir hafta içinde yaşadığı iyi bir şeyi paylaşmasını isteyerek başlayın. Konuşmanızı işe odaklamadan sadece hâl hatır sormaya özen gösterin.

Pandeminin neden olduğu yıllarca süren izolasyonun ardından hepimiz insan ilişkilerine aç kaldık ve bu refahımızı olumsuz etkiliyor. İnsanlar olarak bağ kurmak için yaratılmışız ve araştırmalar sosyal desteğin ve bağlı hissetmenin ruh sağlığını iyileştirdiğini, stres ve kaygıyı azalttığını gösteriyor.

Bu nedenle, inisiyatif alın ve bir iş arkadaşınızla günlük bir bağlantı anı yaratın. Çok fazla çaba veya zaman gerektirmeden, kendinizi daha iyi hissedecek ve karşınızdaki kişinin daha az yalnız hissetmesine yardımcı olacaksınız.

Beyninizin olumsuzluğa meyilli olmasına karşı koymak için minnettarlık pratiği yapın

Her sabah veya akşam, sahip olduğunuz veya deneyimlediğiniz için şükran duyduğunuz üç şeyi yazdığınız, basit bir minnettarlık pratiği oluşturun.

Minnettar bir zihniyet geliştirmek, refahınız için bu belirsiz zamanlarda, her zaman olduğundan daha faydalıdır. Belirsizlik son derece streslidir, enerjinizi tüketebilir ve insan beyni için başa çıkması en zor şeydir. Beyniniz belirsizlikle karşılaştığında, olası bir tehlike bulmaya odaklanır ve sizi koruyabilmesi için “savaş ya da kaç moduna” girer. Bu, olumsuz sonuçlar ve en kötü durum senaryoları hakkında endişelenmenize ve olumsuz düşüncelere takılıp kalmanıza yol açabilir.

Minnettarlık pratiği yaparak olumlu, anlamlı veya rahatlatıcı şeylere odaklanabilirsiniz. Amaç, karşılaşabileceğiniz zorlukları inkâr etmek değil, kendinize bunların hayatınızın tamamı olmadığını hatırlatmaktır. Bu, duygusal enerjinizi yükseltir ve zorlukların ortasında olumlu bir şekilde uyum sağlama yeteneğinizi, yani dayanıklılığınızı geliştirmeye yardımcı olur.

İş dışında aktif bir şekilde dinlenin

Son olarak, iş dışında sevdiğiniz şeyleri yaparak zaman geçirmek önemlidir. En sevdiğiniz hobiye, örneğin okumaya veya bahçeciliğe zaman ayırın. Sulu boya veya yazı yazmak gibi yeni bir yaratıcı etkinlik deneyin. Önemli olan, enerjinizi aktif olarak yükselten ve iş benliğiniz dışındaki taraflarınızı da besleyen bir şey yapmaktır. En sevdiğiniz diziden bir bölüm izlemek iyi bir seçenek olsa da Netflix karşısında saatlerce dalıp gitmek aktif dinlenme değildir.

Kendimi tükenmiş hissettikten sonra resim yapmaya başladım. Bu etkinlik işten tamamen kopmamı ve yaratıcı sanatçı tarafımı beslememi sağladı. Hemşirelerde tükenmişlikle ilgili yakın tarihli bir çalışma, deneyimlerimde doğru bulduğum şeyi destekliyor: Çalışmadıkları zamanlarda aktif olarak dinlenerek, hobilerle uğraşarak, arkadaşlarıyla veya aileleriyle vakit geçirerek zaman geçiren hemşirelerin, vardiyaları bittikten sonra işle bağlantılarını kesme bilinci taşımayan hemşirelere göre tükenmişlik yaşama olasılığı daha düşüktür.

. . .

“İşinizden ibaret değilsiniz” klişesi doğru gibi görünüyor. Belki de özellikle, işinize tutkuyla bağlıysanız, iş dışında keyif aldığınız şeyleri yapma konusunda bilinçli olmanız gerekir. Üretkenliğe takıntılı beyniniz itiraz ediyorsa, aktif dinlenmenin işinize tam kapasite odaklanma yeteneğinize yaptığınız uzun süreli bir yatırım olduğunu düşünün.

HBR

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bank Pozitif’in yeni sahibi Efor Holding oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

TMSF’nin satışa çıkardığı Bank Pozitif’te kritik süreç tamamlandı

Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında 2025 yılında yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen Bank Pozitif’in satış süreci, Türk finans sektörünün en dikkatle takip ettiği gelişmelerden biri oldu. Yaklaşık bir yıldır kayyım yönetiminde faaliyetlerini sürdüren banka, TMSF tarafından gerçekleştirilen ihale sürecinin ardından yeni sahibine devredilme aşamasına geldi.

TMSF tarafından yapılan ihale kapsamında Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesi satışa çıkarılırken, bank

Bank Pozitif’in TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalesinde en yüksek teklifi veren EFOR Grup, bankanın yüzde 97 hissesini devralmaya hak kazandı. Böylece yaklaşık bir yıldır TMSF yönetiminde bulunan Bank Pozitif yeniden özel sektör bünyesine geçmiş oldu.

Efor Holding bankacılık sektörüne girdi

Bank Pozitif’in satış sürecinin en dikkat çekici sonucu, bankanın yeni sahibinin Efor Holding olması oldu. TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifi veren Efor Holding, Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesini devralarak bankacılık sektörüne önemli bir adım attı.

Çay, enerji, maden, gübre ve yapı sektörlerinde faaliyet gösteren Efor Holding’in bu satın alması, grubun finans sektörüne yönelik ilk büyük yatırımı olarak değerlendiriliyor. Holding, son yıllarda sanayi ve enerji alanlarında büyümesini sürdürürken, Bank Pozitif satın almasıyla faaliyet alanını finans sektörüne de taşımış oldu.

Neden önemli?

Bankacılık lisansı almanın son derece zorlaştığı bir dönemde mevcut bir bankanın satın alınması, sıfırdan banka kurmaktan çok daha hızlı ve stratejik bir yöntem olarak görülüyor. Bu nedenle Efor Holding’in yalnızca bir banka satın almadığı, aynı zamanda Türkiye’nin sınırlı sayıdaki kalkınma ve yatırım bankası lisanslarından birine sahip olduğu değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?

Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.

1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı

6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.

Vatandaş ve firmaya etkisi

  • Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
  • Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
  • Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.

2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.

Kimleri ilgilendiriyor?

  • Yurt dışında çalışan profesyoneller
  • Yazılımcılar
  • Fon yöneticileri
  • Girişimciler
  • Uluslararası danışmanlar

Etkisi

Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.

3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor

Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.

Şirketlere sağlanan avantajlar

  • Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
  • Kurumlar vergisinde büyük indirimler
  • İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler

Beklenen sonuç

Türkiye’nin;

  • bölgesel finans merkezi,
  • bölgesel muhasebe merkezi,
  • teknoloji ve veri merkezi

olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.

4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.

Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Kim kazanıyor?

  • İmalat sanayi
  • Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
  • Tarımsal üretim şirketleri

Etkisi

Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.

Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:

  • üretim yatırımlarını artırabilir,
  • kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
  • sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.

Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.

5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı

Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.

Sonuç

Türkiye’nin:

  • ticaret merkezi,
  • tedarik zinciri merkezi,
  • bölgesel lojistik üs

olma hedefi destekleniyor.

6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor

31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.

Dikkat çeken nokta

Normal vergi oranı %5.

Ancak;

  • 5 yıl tutulursa %0
  • 4 yıl tutulursa %1
  • 3 yıl tutulursa %2
  • 2 yıl tutulursa %3
  • 1 yıl tutulursa %4

olarak uygulanabilecek.

Ekonomiye etkisi

Hazine’nin amacı:

  • Döviz girişini artırmak,
  • Finansal sisteme kaynak çekmek,
  • Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.

Bankavitrini yorumu

Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:

1. Üretimi teşvik etmek

%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.

2. Yabancı sermayeyi çekmek

Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.

3. Döviz girişini artırmak

Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.

Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;

  • hukuk güvenliğine,
  • finansmana erişime,
  • kur istikrarına,
  • yatırım ortamına

bağlı olacak.

Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.

Önerilen başlıklar:

  1. Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
  2. Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
  3. Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
  4. Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
  5. İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.

Okumaya devam et

EKONOMİ

2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi

“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir

Yayınlanma:

|

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.

Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.

Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.

Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.

İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.

Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.

Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.

Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;

Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.

Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.

Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.

İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.

Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.

Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.