Connect with us

GÜNCEL

EY, yeni vergi işletim modellerinin şirketlere değer sağladığını gösteren anketini yayımladı

Son 5 yıldır şirketlerin dönüşüm eğilimini bir dizi araştırmasıyla inceleyen EY, şirketlerin, vergi ve finans fonksiyonlarını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor

Yayınlanma:

|

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2023 Anketi, işletmelerin 2018’de dönüşüm trendini tetikleyen aynı baskıların çoğuyla yine karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor

Şirketten yapılan açıklamaya göre, EY tarafından, işletmelerin vergi ve finans fonksiyonlarının ele alındığı ‘Vergi ve Finans Operasyonları Anketi 2023’ yayımlandı.

Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi şirketi EY, anketi 32 bölgeden, 18 sektörden, 1600 vergi ve finans liderlerinin katılımıyla gerçekleştirdi.

Anket, dönüşümün kritik şekillerde geliştiğini ve bu dönüşümün vergi ve finans fonksiyonlarını, işletmelerde karar alma süreçlerini bilgilendiren ve etkilemek için daha stratejik değer sunan bir fonksiyon olarak güçlendirmeyi amaçladığını ortaya koyuyor.

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2023 Anketi, işletmelerin 2018’de dönüşüm trendini tetikleyen aynı baskıların çoğuyla yine karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Ankete katılan liderlerin yüzde 51’i, yetenekleri motive etmede ve tükenmişlikten kaçınmada zorlandıklarını söylüyor. Bunun yanı sıra, liderlerin yüzde 48’i, veri ve teknoloji konusundaki sürdürülebilir plan eksikliğinin, modern bir vergi ve finans fonksiyonu vizyonuna ulaşmanın önündeki en büyük engel olduğunu söylüyor.

Katılımcıların yüzde 90’ı Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)/G20 Kapsayıcı Çerçevesi tarafından geliştirilen küresel asgari vergi kurallarının hükümetler tarafından uygulanmasının bir sonucu olarak ticari faaliyetlerinde orta ila büyük değişiklikler beklediklerini aktarıyor. Diğer yandan katılımcıların yüzde 75’i, önümüzdeki iki yıl içinde vergi ve finans fonksiyonlarının maliyetlerini azaltmayı planladıklarını belirtiyor.

Şirketler dönüşüme sıcak bakıyor

Ankete göre, şirketler dönüşüm geçiriyor ve buna bağlı olarak ortak kaynak kullanımı (co-sourcing) artıyor. Katılımcıların yüzde 96’sı, kendi yeteneklerini geliştirmek ya da temel vergi ve finans işlevlerini üçüncü taraf tedarikçilere yaptırmak veya bu ikisinin kombinasyonu şeklinde bir değişimi benimsediklerini söylüyor.

Diğer yandan, ankete katılanların yüzde 95’i önümüzdeki iki yıl içinde vergi ve finans operasyonlarını ortak kaynak olarak kullanmama olasılıklarının daha yüksek olduğunu söylüyor, bu oran 2022 ve 2020’deki sırasıyla yüzde 81 ve yüzde 73’e göre bir artış olarak görülüyor.

Ayrıca ankete katılanlar, şirketlerin çevresel, sosyal, yönetişim (ESG) ve sürdürülebilirlik hedeflerini yerine getirmek için ihtiyaç duydukları verileri sağlamak için vergi ve finans fonksiyonları üzerinde artan bir baskı olduğunu söylüyor. Buna ek olarak, katılımcıların birçoğu, salgın sonrasında oluşan değişimlerle iş gücünün görevlerini nerede ve nasıl yerine getirdiğine dair sorunlarla mücadele ediyor. Tüm bunların yanı sıra, üretken yapay zekâ araçlarının vergi uyumluluğunu ve yönetimini nasıl etkileyeceğine dair sorular da ortaya çıkıyor.

‘Şirketler hızlı değişimlere ve baskılara karşı pratik bir çözüm olarak dönüşüme yöneliyor’

Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Vergi Hizmetleri Bölüm Başkanı Erkan Baykuş, şunları kaydetti:

‘Şirketlerin, vergi ve finans fonksiyonlarını dönüştürme eğilimi son yıllarda küresel çapta hız kazansa da henüz sadece küçük bir kısmı tam olarak dönüşümü benimsemiş durumda. Şirketler, teknolojik gelişmeler, mevzuatsal değişiklikler, ekonomik dalgalanmalar ya da değişen çalışan beklentileri gibi hızlı değişimlere ve baskılara karşı pratik bir çözüm olarak dönüşüme yöneliyor, ancak değişimler ve baskılar hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmayacak. Bu yüzden, gelecek için bir plan yapmak her zamankinden daha önemli. Şirketlerin, vergi ve finans fonksiyonlarını dönüştürülebilmesi adına, önümüzdeki beş yıl için bir plana ihtiyaç duyacağını ve geçmiş yıllardan alınan derslere dönüp bakmanın bu gelecek planlarının oluşturulmasında yol göstereceğini söyleyebiliriz.’

EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Uluslararası Vergilendirme Hizmetleri Lideri Ateş Konca da şirketlerin vergi ve finans fonksiyonları ile ticari faaliyetlerini etkileyen BEPS 2.0 ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Konca, ‘Şirketler, önümüzdeki yıllarda BEPS 2.0 uygulamasıyla ilgili düzenleyici ve şeffaflık girişimlerinin nasıl belirleneceğini, değerlendirileceğini ve uygulanacağını belirlemeli. Doğru insanlardan ve sistemlerden yoksun olan şirketler, özellikle yaklaşmakta olan yasal ve düzenleyici değişikliklerle mücadele edeceklerdir. Önümüzdeki beş yıl boyunca, bu değişikliklerin büyük şirketler için ne anlama geleceğini yönetim kuruluna hızlı ve açık bir şekilde iletmek her zamankinden daha önemli olacaktır. ‘ ifadelerini kullandı.

‘Vergi ve finans fonksiyonları genel olarak değişime ve dönüşüme daha açık olmalı’

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2023 Anketi, vergi ve finans fonksiyonları için şirketlere altı adımdan oluşan şöyle bir plan sundu:

‘Yetenek konusunda stratejik bir bakış açısı benimsenmeli. Yalnızca vergiyi değil, aynı zamanda verileri yasalara uygun bir şekilde analiz etmek için teknolojiyi iyi kullanabilen ve şirkete iç görü sağlamaya yardımcı olan kişiler işe alınmalı/elde tutulmalı. Başta üretken yapay zeka olmak üzere gelecek yeni gelişmelerle entegre olabilecek kapsamlı bir teknoloji stratejisi üzerine çalışılmalı. Sağlam bir veri ve teknoloji stratejisi, kişilerin tahmine dayalı analitik geliştirmesine yardımcı olarak verimliliği artırırken, aynı zamanda daha fazla otomasyon sunarak insanlar üzerindeki baskıyı azaltır. BEPS 2.0 uygulamasının getirdiği küresel gerekliliklere nasıl uyum sağlanacağına odaklanılmalı. Önümüzdeki yıllar için, şirketlerin vergi planlamalarında BEPS 2.0’ın nasıl tanımlanacağı, değerlendirileceği ve uygulanacağı belirlenmeli.

Vergi ve finans fonksiyonları genel olarak değişime ve dönüşüme daha açık olmalı. Dönüşüm, vergi yöneticilerini daha iyi donatacak ve gelişmiş analitik araçlar sayesinde vergi konularının uzun vadeli iş stratejilerine ve kararlara uygulanmasına yardımcı olacaktır. Şirketlerin sürdürülebilirlik stratejisinde vergi ve finans fonksiyonlarının da rol oynamasına yer açılmalı. Bu, vergi sonuçları konusunda yönetimin bilgilendirilmesine ve potansiyel risklerin değerlendirilmesine olanak tanır. Ortak kaynaklar konusunda doğru denge bulunmalı ve korunmalı. Etkili bir ortak kaynak kullanımı, bir fonksiyonun çalışanlarından en iyi şekilde verim almak için ihtiyaç duyulan çevikliği sağlar.’

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek

Yayınlanma:

|

Yazan:

İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor

İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.

Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.

2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.

Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.

Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.

Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Verilerin Verdiği Mesaj

İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.

Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;

  • işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
  • nakit dönüş süresinin kısaltılması,
  • borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
  • özkaynak finansmanının artırılması,
  • verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,

her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.