BANKA HABERLERİ
Türkiye siyasetinin yumuşak karnı: Enflasyon
İktisatçıların enflasyonu tartıştığı Sagalassos Çalıştayı yapıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İTÜESAM) tarafından düzenlenen Sagalassos Çalıştayları’nın beşincisi “Türkiye siyasetinin yumuşak karnı: Enflasyon” başlığı ile Burdur Ağlasun’da toplandı.
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İTÜESAM) tarafından düzenlenen Sagalassos Çalıştayları’nın beşincisi “Türkiye siyasetinin yumuşak karnı: Enflasyon” başlığı ile Burdur Ağlasun’da toplandı. İTÜ İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı koordinasyonunda düzenlenen çalıştayın sponsorluğunu ise Elginkan Grubu bünyesindeki E.C.A üstlendi. Çalıştayda “Türkiye’de Enflasyon Siyasi Bir Olgudur” adlı sunumunda, “Türkiye hiperenflasyona gitmedi, gitmeyecek çünkü enflasyonun yükünü taşıyacak bir kesim var. Dünyada hiçbir ülke yok ki 25 yıl yüzde 60 enflasyonla yaşasın! Yüksek enflasyonun maliyetlerine rağmen bununla devam eden bir ülke. 20 yıldır iktidarda olan ve enflasyonu tek haneye indirmekle övünen yeniden yüksek enflasyona götürdü.” tespitlerini yapan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yılmaz, “Yüksek enflasyon dönemine tekrar girdiğimizi düşünüyorum. Merkez Bankası işini iyi yaparsa tek hanelere indirir görüşünü doğru bulmuyorum. Cumhurbaşkanlığı rejiminde popülist politikalar, seçim dönemleri yükselen enflasyon… Belki yüzde 20’lere kadar sadece düşürülebilen…” mesajları verdi.

SERVET SAHİPLERİNE DEĞİL ÜCRETLİ KESİME YÜKLENİYOR
“Yabancı sermaye olmadan büyümeni finanse edemiyorsun. Senin sistemin onun üzerine kurulmuş.” diyen Kamil Yılmaz, yabancı sermayenin kaçmasına neden olan politikalara ilişkin, “Bindiğin dalı kesiyorsun!” ifadesini kullandı. Sermaye bolluğunun olduğu dönemde Türkiye’nin sermaye çekemez hale geldiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin neden hiperenflasyona gitmediğini Arjantin ve İsrail’in geçen dönemde izlediği politikalardan örneklerle anlattı. “Bizim enflasyonumuz inişli çıkışlı. Diğerleri gibi yukarı eğilimli değil. Hiperenflasyon sürdürülemez olduğu için bütün kesimler bir araya gelip karar almak zorunda kalıyor….” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mehmet Şimşek geldi yine bilindik dolaylı vergiler… Kimse servet vergisi, emlak vergisi, doğrudan gelir vergisi üzerinden politika geliştirmek tarafında değil. Çünkü ücretleri kontrol altına alabiliyorsunuz! Bence altı aydan itibaren artık zam yapmıyoruz diyecekler. Bunu çok net bekleyebilirsiniz. Hiperenflasyonda herkes kaybediyor. Bizde 1980 döneminde reel ücretler kaybediyor. Bizde reel ücretler çok esnek ve hiperenflasyona gitmeden kırabiliyorsunuz. 80’lerdeki siyasi parti, seçim yasası, toplantı gösteri, dernekler, sendikal haklar yasası…. (Toplumsal tepkiyi soğuruyor.) Maliyetin işçi kesimine yıkılmasını getiriyor.”

Siyasi partiler yasasının değişmesi gerektiğini ancak bunun yeterli olmadığını sendikalar yasası, seçim yasası ve anayasal haklar konusunda da değişikliklerin yapılması gerektiğini savunan Prof. Dr. Kamil Yılmaz, Türkiye’nin büyümesinin zikzaklı olmasının nedeninin mevcut siyasi düzenden kaynaklandığını bildirdi. Yılmaz, “Mevcut siyasi erklerle bu yasalar da değişmez. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve yüksek enflasyon dönemine geri döndüldü. Türkiye 20 yılda bir duvara toslama dönemine geldi. Parlamenter sisteme geri dönmek gerekiyor. Biz yapısal reformu yapamıyoruz çünkü vadeler kısa; seçimden seçime.” dedi.
OLUŞAN ENFLASYONA BİLE GÜVEN YOKKEN!
Çalıştayda en tartışmalı konu enflasyonun ücretlendirme üzerindeki etkisi oldu. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) Uzmanı Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, “Türkiye’de ani ve sert enflasyon şoklarının (2. Dünya Savaşından itibaren) reel ücretler üzerinde etkileri” çalışmasını sundu. Yeni bir çalışmayı akademinin takdirine sunan Gürsel, 80 darbesi dönemi ve sonrasında kamu çalışanlarının reel ücretlerinin gerilediği not etti. Sunumun ardından yapılan tartışmalarda, ücretler konusunda gerçekleşen enflasyona bile güven olmadığı, hedeflenen enflasyona göre ücret belirlenebilmesi için beklentilere güven gelmesi gerektiği iktisatçılarca ifade edildi.
MERKEZ’DEKİ İSTİKRAR BAŞARIDA ETKİLİ OLUYOR
Merkez Bankası’nın eski başekonomisti, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, “Türkiye’de Enflasyon ve Para Politikası” başlıklı sunumunda “Bütün ülkeler bu işi çözerken biz neden çözemiyoruz?” sorusunu gündeme getirdi. Kara, Türkiye’nin enflasyon sorununu çözemeyen ender ülkelerden biri olduğunu not etti. Dünyada en yüksek enflasyon sıralamasında ilk on veya yirmide yer aldığımızı kaydeden Kara, şu mesajları verdi: 1990’lardaki yüksek enflasyonun dünya ile pek ilgisi yok. Bize özgü. Daha sonra tek haneye düşüyor ve ortak gidiyor ama 2017’lerden sonra tekrar çift haneye giden bir durum var. Ne zaman Merkez Bankası kanunu değişip “kamuyu fonlasın” dediklerinde genelde enflasyon yükselmeye başlamış. 1980’ler öncesi kalkınmacı merkez bankacılığı dönemi ki işte KİT’lerin fonlası vs. Arzı artırınca enflasyon düşer anlayışından hareketle… Merkez Bankası bütçe açığını finanse edemez, bütçeyi fonlayamaz anlayışı 2001’de kanuna giriyor ama öncesinde 94’te aslında bunu fiilen yapmaya başlıyorlar. Ne zaman ki enflasyon üç hanelere çıkıyor o zaman mücadele başlıyor. 2001’den sonra enflasyon tek haneye düşüyor ve 12-13 sene orada kalıyor. Daha sonra merkez bankası bağımsızlığının fiilen bitmesi 2018’de anayasa değişikliği ile başlıyor ve en yetkili ağızdan ifade ediliyor. 1996-2016 arasında muazzam bir istikrar var. Merkez bankası başkanlarının görev sürelerine baktığımızda enflasyonun düştüğü bu dönem başkanların istikrarlı görev yaptıkları dönemler.
REEL KURUN DENGE DEĞERİNİ BİLMEK İMKANSIZ

Reel kurdaki değimi esas alarak süreci yorumlayan Prof. Dr. Hakan Kara, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Doğru düzgün para politikası yapamayan bir merkez bankası olduğunda sermaye çıkışı da oluyor. Reel kurun değerlendiği 2001 sonrası dönemde ders de alındı ve ekonomik kurumlar arasında koordinasyon kuruldu. Bunun bir bacağı reel krediler, bir bacağı dış borçlanma, bir bacağı enflasyon… Reel kurun denge değerini bilmek imkansız ama çok hızlı hareketlerin yaşandığı dönemlerde bu gidişatın sürdürülemez olduğunu görüp merkez bankası bunu yönetebilir. Döngülerin bir kısmı küresel risk iştahına bağlı. 2010-2011’den sonra Türkiye reel faiz vermedi. Bütün ülkeler sıfıra yakın ve üzerindeyken… Reel kur değerlenmişti o yüzden yüksek enflasyonu yaşıyoruz yaklaşımı eksik. 2021 sonrası başka bir hikaye var. Rasyonalite ile açıklamak mümkün değil.
FAİZ İKTİSADİ DEĞİL SİYASİ DEĞİŞKEN OLUNCA…
Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığının kritik olduğunun anlaşıldığını ifade eden Prof. Dr. Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: Merkez bankası araç bağımsızlığını toplumun istemesi lazım. O yetmez. Diğer kurumların para yaratma yetisini de kısıtlamak lazım. Makro çerçevenin takip edilmesi lazım ve makroihtiyati politikalar. 2018 yılında Mehmet Şimşek’in gitmeden önce yaptığı işlerden biri; siyasi otoriteyi ikna edebildik, şirketlerin dövizle borçlanması ihracat gelirleri ile sınırlandı. Bundan sonra düzelme başladı. Elbette başka etkenler de oldu. Faizin iktisadi değişken yerine siyasi değişken olarak yer alması Merkez Bankası’nı yaratıcı yollara götürdü. Hem sistem krizi çıkmayacak hem de ödemeler dengesi krizi yaşanmayacak noktada son dönemde KKM ve finansal mühendislikler geldi. Daha önce faiz koridoru… Türkiye faiz konusundaki hassasiyeti ile dünyada vaka analizi oldu. Dünyada enflasyon liginde de alt kademeye düştük. Bu sürecin enflasyon dinamiklerine etkisi ne oldu? Kur ve enflasyon beklentisinin korelasyonunu, merkez bankasının faizle kırması lazım. Döviz kuru beklentileri yükseldiği zaman enflasyon da yukarı çıkıyor. 2013 Mayıs’ta Gezi Parkı ve FED taper tantrum ile sermaye çıkışları başlayınca Merkez Bankası üzerindeki baskı da arttı. Merkez bankasının tereddüt ettiğini gören piyasa da beklentilerini oluşturuyor.
ENFLASYONLA MÜCADELE NİYETİMİZ PEK YOK GİBİ!
Kur ve beklenti sarmalı zaman içinde giderek kuvvetlenirken, 2018 yılında yapılan ankette enflasyon beklentilerinde en çok kullanılan değişkenler içinde en az kullanılan kriterin hedeflenen enflasyon ve merkez bankası enflasyon raporu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kara, sunumunu şöyle sürdürdü: Merkez Bankası tahminine olan güven 2018’den sonra kırılmış. 2021’den sonra enflasyon beklentileri hızla bozuldu. Enflasyon aşağı yukarı salınırken beklentilerin artmadığı dönemden beklentilerin arttığı döneme geldik. 2017’den bu yana sürekli beklentilerden yukarda gelen enflasyon fiyatlama davranışlarını önemli ölçüde bozdu. Enflasyonla mücadelede niyet var mı? Biz enflasyonla yaşamaya alışık bir toplumuz. İkincisi yüksek enflasyonla yaşaya yaşaya varlık kompozisyonumuz değişti: konut, altın, döviz ve şimdi hisse alınıyor. TL mevduat 6 trilyon TL. Enflasyona dayanıklı enstrümanlar 60 trilyon TL. Ücret belirleme mekanizması; ücretler artsa diyorlar. Kredi politikası; şirketler bir şekilde enflasyon olsun benim faizim düşük olsun, işlerine geliyor. Yurt dışı yerleşikler çok az. Onun getirdiği disiplin de yok. Bağımsız kurumlar da zayıfladı. Dezenflasyonu destekleyecek pek fazla zemin yok. Fiyat istikrarına ulaşma motivasyonumuz çok yüksek değil. Mevcut yapı ile mücadele ancak kriz dönemlerinde olabilir. Belki yüzde 30’lara düşürürüz ama tek haneye düşürecek bir inisiyatif görünmüyor.
RİSKLER YÜKSEK OLDUĞUNDA DEZENFLASYON BÜYÜMEYİ DESTEKLİYOR
“100. Yılda Enflasyonla Mücadele Neden Bu Kadar Zordu” adlı sunumunda Merkez Bankası’nın eski başkan yardımcısı ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) uzmanı Prof. Dr. Fatih Özatay, bildiğiniz ama sıklıkla göz ardı ettiğimiz olguya dikkat çekti. Bu noktada finansal kısıtların, varlık fiyatlarındaki düşüşü ve bunun sonuçlarına değinen Özatay, özellikle Türkiye’de ara malı ithalatının enflasyonu artırıcı dışsal etkilere olan çarpanına dikkat çekti. Ara malı ithalatı etkisi olmasaydı yabancılar faiz artırdığında veya sermaye hareketleri terse döndüğünde döviz kuru artacağından üretimin artıyor gibi olacağına işaret eden Özatay, fakat ara malı ithalatının maliyeti arttığından kur etkisinin üretimi azaltacağı yönde etki edebileceği uyarısı yaptı.

Enflasyonla mücadele ederken büyüme ne olacak diye bakıldığında 1924-2023 dönemi incelendiğinde, 1980-2023 dönemi incelendiğinde anlamlı bir bağıntı olmadığının görüldüğünü tablolarla gösteren Özatay, 2005 birinci çeyrek ve 2020 son çeyrek döneminde ise bir bağıntı olduğunu ifade etti. Özatay şunları anlattı: Enflasyonla mücadele programları aslında büyümeyi destekleyebilir. Eğer enflasyon eşik değerin üzerindeyse. Muhtemelen arada riskle alakalı bir ilişki var. Riskin yüksek olduğu dönemlerde enflasyonla mücadele programı riski düşürdüğü için büyümeyi destekleyecek ama riskin olmadığı dönemlerde istihdamı düşürüp, büyümeyi aşağı çekiyor. Türkiye açısından ise riskin önemli bir payı var. 2001 krizinden sonra en büyük karşılaşılan sorun reel faizin aşırı yüksek olmasıydı. 2001’de Keynesçi olmamak lazımdı ama 2008’de tam tersi. Çünkü iflas riskini gözden kaçırdığımız nedenler var.
DÜŞÜK ÜCRETLİ İŞÇİLER BEKLENENİ BULAMIYOR
BETAM Uzmanı Dr. Ozan Bakış da “İstanbul Rezervasyon Ücretleri ve işgücü arzı ile talebi arasında uyumsuzluk” başlıklı sunumunda şu tespitleri aktardı: Kadınların rezervasyon ücretleri erkeklere göre daha düşük. Dünyada da durum benzer. Kadınların daha düşük potansiyel rezervasyon ücreti olmasının nedeni, ücret talebinin toplulaşması ve asgari ücret tarafına yakın olmasından kaynaklı. Daha rahat, daha eve yakın, kısmi zamanlı iş tercihleri de bunu etkiliyor. Saatler açısından kadınlar 1.4 saat daha az çalışabileceğini belirtiyor; erkekler 9, saat kadınlar 7.5 saat, gün sayısı beş günle aynı. Masa başı işte çalışırım diyenlerin rezervasyon ücretleri daha yüksek. Vasıf seviyesi arttıkça alınan ücret beklenen ücretten daha yüksek oluyor.
Prof. Dr. Seyfettin Gürsel bu çalışma üzerine yaptığı yorumda şunları kaydetti: İş arayanların bekledikleri ücretler ve bir de o meslekteki ücret durumu ele alındığında; düşük ücretliler beklediklerini bulamıyorlar. Düşük ücret olunca insan yüksek beklentiye girer zaten alabileceği ücret düşük geçinemeyecek, belki pazarlık gücü için, ama beceremiyorlar. Diğer tarafta ücretler, vasıflar, beklentiler de yüksek ama beklenen sahadakinden daha düşük. “Bu kadar bölgesiz eşitsizlikte asgari ücretin tek olmaması lazım.” diyen Gürsel, “Devlet müdahale etsin istiyorlar. İstanbul özelinde bir asgari ücret koysa Anadolu’da kim o ücretle istihdam yaratacak?” sorusunu ortaya attı.
Aydınlık
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
KGF Akbank Mobil’de
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Yayınlanma:
2 gün önce|
20/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
3 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
4 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
