Connect with us

BANKA HABERLERİ

Önümüzdeki dönemde sektöre yeni dijital bankalar katılacak

Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, banka olarak 2023 yılını, hedeflerinin ötesinde bir performansla tamamlayacaklarını öngördüklerini bildirdi.

Yayınlanma:

|

Akben, “Bankacılık Söyleşileri” kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, ülke ekonomilerinin, küresel makroekonomik görünümün jeopolitik gerilimler ve enflasyonist baskı unsurları neticesinde kırılgan olduğu 2023 yılında, iktisadi faaliyetteki ivmenin sürmesi ve enflasyonist patikadan çıkış misyonu arasındaki makul dengeyi gözetmeye çalıştığını ifade etti.

Söz konusu dengenin tesisi için uygun seviyede ve tedrici ölçüde aksiyonların hayata geçirilmesinin elzem bir husus olarak ön plana çıktığını vurgulayan Akben, “Bu süreçte enflasyonun kısmi olarak dışsal faktörlere bağlı gelişmeler neticesinde tahmin edilebilirliğinin zayıf olması, belirgin miktarsal sıkılaşma ve mali tarafta daraltıcı önlemlerin eş zamanlı uygulanmasına neden oldu.” dedi.

Kademeli olarak gerçekleşen parasal sıkılaşma süreci ve bunun sonucu olarak artan fonlama maliyetlerinin, resesyon beklentilerinin oluşmasına zemin hazırladığını belirten Akben, küresel büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesiyle sonuçlanan bu dönemde, takip edilen öncü göstergelerin muhtelif periyotlarda karışık sinyaller sunduğunu, gelinen noktada, atılan sıkılaşma adımlarının küresel enflasyon artışını dizginlediğinin görüldüğünü söyledi.

Bununla birlikte güncel küresel büyüme rakamları ve ekonomik aktiviteye ilişkin öncü göstergelerin ekonomilerde beklenenden daha olumlu bir büyüme kaydedileceğine yönelik tahminleri artırdığının izlendiğini aktaran Akben, bu kapsamda, küresel ekonomide resesyon beklentilerinin, yerini nispi olarak daha iyimser bir tabloya bıraktığına şahit olduklarını, bu durumun, “yumuşak iniş” olarak ifade edilen senaryonun daha muhtemel olduğunu gösterdiğini, geçen günlerde ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankasının politika faizini sabit bırakmasının, söz konusu beklentileri teyit eder nitelikte olduğunu dile getirdi.

Öte yandan, bölgesel gerilimlerin olası yayılım riski, küresel ve yerel enflasyon göstergelerinin gelişimi, merkez bankalarının alacağı aksiyonların gidişatı ve yine küresel çapta kırılganlık gösteren enerji ve gıda fiyatlarının, olası resesyon riski çerçevesinde yakinen takip edilecek parametreler arasında yer alacağını vurgulayan Akben, “Bu minvalde, uluslararası diplomasinin makroekonomik görünümü evireceği iklim, beklentileri yeniden şekillendirme potansiyeli taşımaktadır.” dedi.

“2024 ve takip eden orta vadeli dönemde söz konusu pozitif gelişmelerin devamlılığını öngörüyoruz”

Mehmet Ali Akben, bu yıl şubat ayında, herkesi derinden yaralayan, elem dolu bir deprem hadisesi yaşandığını hatırlatarak, deprem felaketine karşın devletin, Türkiye’deki tüm kurumların ve milletin göstermiş olduğu yüksek gayret ve koordinasyon ile zorlu bir sürecin yaralarını hep beraber sarmaya çalıştıklarını, sosyolojik etkisinin uzun yıllar hissedileceği bu felaketin, ekonomik yansımalarıyla kaçınılmaz olarak karşılaştıklarını söyledi.

Türkiye ekonomisinin, deprem felaketine ve küresel boyutta risk unsuru taşıyan dışsal faktörlere rağmen dayanıklılığını ispat ettiğini ve son 13 yıl boyunca kesintisiz büyümeyi başardığını belirten Akben, açıklanan üçüncü çeyrek GSYH rakamlarına göre Türkiye ekonomisinin bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 artış ile beklentilerin üzerinde büyüdüğünü kaydetti.

Türkiye ekonomisinin; finansal istikrar ve mali disiplinden ödün vermeksizin ekonomik döngüde öncelik niteliği taşıyan üretim, ihracat, yatırım ve istihdam ivmesini sürdürmeyi amaçlayan politikalar doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Akben, ekonomik büyümenin devamlılığının yanı sıra bu dönemde finansal ve mali istikrarı sağlamak adına atılan adımların hız kazandığını bildirdi.

Akben, şu değerlendirmede bulundu:

“Diğer yandan, enflasyonla mücadelenin gerekliliği olarak uygulanan ve cari açığı azaltıcı çerçevede oluşturulan politikaların elbette reel ekonomiye yansımaları hissedilecektir. Enflasyon ile topyekun mücadelenin ve sıkılaşmanın, ekonomik devinimde birtakım ters yönlü etkileri olacaktır. Nitekim bu dönemde finansmana erişimin hem regülasyonlar itibarıyla hem de yükselen maliyetler neticesinde düşük seyrettiğini tecrübe ediyoruz. Ancak orta vadeli görünümde tabana yaygın bir ekonomik kalkınma modeli için söz konusu aksiyonlar elzem niteliktedir. Atılan adımlar, üretim, istihdam ve ihracata olan etkisi dolayısıyla makul süre ve ölçülülükte gerçekleştirildi. Makroekonomik göstergelerin, Orta Vadeli Program’ın işaret ettiği ekonomik hedefler ile uyumlu ilerlediği gözlemleniyor. Nitekim Orta Vadeli Plan’ın açıklanmasının hemen akabinde Plan ile uyumlu aksiyonlar yürürlüğe konuldu ve makroekonomik göstergeler olumlu sinyaller vermeye başladı. Bu gelişmelerin neticesinde Türkiye’nin CDS ve yurt içi dolarizasyon oranında ciddi bir düşüş gözlemlendi ve buna paralel olarak TCMB’nin brüt rezervleri de 140 milyar doları aştı. Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının ülkemiz nezdindeki değerlendirmelerini pozitif bir zemine taşıması, kaydedilen olumlu gelişmeleri teyit eder niteliktedir. Önümüzdeki yıl ve takip eden orta vadeli dönemde söz konusu pozitif gelişmelerin devamlılığını öngörüyoruz.”

“Türk bankacılık sektörü, selektif kredi anlayışını benimsedi”

Vakıf Katılım Genel Müdürü Akben, makroekonomik istikrarın tesisine ilişkin kararların ve yapısal çözüm niteliğindeki stratejilere uyumu elverişli kılan düzenlemelerin isabetli sonuçlar ürettiğinin aşikar olduğunu belirterek, dezenflasyon sürecine ilişkin kapsamlı aksiyon planlarının hayata geçirilmesi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, ekonomik büyümenin tabana yaygın gerçekleştirilmesi ve selektif kredi uygulamalarının kullanılması suretiyle katma değerli üretimin önceliklendirilmesinin bankacılık sektöründe son derece pozitif bir yansıma bulduğunu ifade etti.

Akben, “Önümüzdeki dönemde devam edeceğini öngördüğümüz kaliteli büyümenin temellerini güncel dönemde atmış bulunuyoruz. Ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde atacağı adımların da sadeleşme ekseninde gerçekleşeceği, TL tasarrufları özendirici ve büyüme istikrarını muhafaza edici nitelikte olacağını öngörüyoruz.” dedi.

Reel ekonominin kalkınmasında ve gelişmesinde önemli bir rol üstlenen Türk bankacılık sektörünün, bu dönemde liralaşma stratejisine odaklandığını ve alınan makroihtiyati tedbirler etrafında istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü kaydeden Akben, şöyle devam etti:

“Bu doğrultuda Türk bankacılık sektörü; cari açığı azaltıcı, üretime dayalı ve inovasyon odaklı ekonomik büyümenin tesisine katkı sunmak amacıyla selektif kredi anlayışını benimsedi. Bunun yanı sıra finansal istikrarın temini ve dezenflasyon sürecinin gerçekleştirilmesine yönelik yapılan düzenlemeler, bankacılık sektörü için mücbir aksiyonların hayata geçirilmesini zorunlu kıldı. Yoğun regülasyonların yürürlükte olduğu bu dönemler, elbette bankacılık sektörü için zorluklar barındırdı. Ancak ekonomi yönetiminin aldığı kararların ivedilikle hayata geçirilmesi noktasında Türk bankacılık sektörünün fevkalade bir tecrübe örneği sergilediğini belirtmek gerekir. Türk bankacılık sektörü güçlü sermaye yapısı, etkin risk yönetimi ve kapsamlı denetim mekanizmasıyla güven tesisinde bulunuyor. Ekonomik aktivitedeki ivmenin hız kaybetmediği bu dönemde, bankacılık sektörünün tedbirlere tam uyum göstermesinin de verdiği katkıyla dezenflasyon süreci için zemin hazırlandı.”

“Dijital bankacılık faaliyetlerine yönelik ilginin arttığına tanık olduk”

Mehmet Ali Akben, Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bankaların, uzun yıllardır süregelen yatırımlar neticesinde aynı zamanda teknoloji firması klasifikasyonlarını taşıyan ve inovasyon odaklı kurumlar haline geldiğini belirterek, yüksek dijitalleşme ve yeni teknolojilere entegrasyon noktasında yüksek iştah gösterildiğini söyledi.

Akben, 2024’ün; sektör genelinde, teknoloji yatırımlarının hız kesmeden devam edeceği, büyüme perspektifinin dijital kanallar vasıtasıyla kurgulanacağı bir dönem olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Altyapı yatırımlarının süreceği ve inovatif ürünlerin ortaya çıkacağı bu dönemde, elbette rekabet ön planda olacaktır. Toplanan fon tarafında klasik bankacılık anlayışından ziyade bütün müşteri kitlesi nezdinde tekil olarak yüksek kişiselleştirilmiş deneyim sunmak ve nakit akış döngüsünün merkezinde yer almak sektör genelinde öncelik olacaktır. Toplanan fon büyümesinin, kullandırılan fonlardaki gidişatla da ilintili olarak yüzde 40 bandını aşacağını öngörüyoruz.

Nakdi finansman portföyünde ise içinde bulunduğumuz sıkılaşma döneminin etkisiyle talebin önceki dönemlere kıyasla hafif düşüş gösterdiği görülüyor. Önümüzdeki dönemde enflasyon göstergelerinin belirgin düzeyde iyileşme göstermesiyle finansman büyümesi ivme kazanacaktır. Dezenflasyon sürecinin tamamlanacağı takvime bağlı olarak finansman büyümesi değişiklik gösterecektir. Güncel koşullar altında, önümüzdeki yılda finansman büyümesinin yüzde 40’a ulaşacağını değerlendiriyoruz. Şubeleşmenin özel mevduat bankaları nezdinde olgunluğa eriştiğini ve yoğun bir şubeleşmeyle karşılaşmayacağımızı, diğer yandan sektöre yeni giren ve nispeten daha genç oyuncuların şubeleşme trendine devam edeceğini öngörüyoruz. Ayrıca, yasal zeminin oluşmasıyla dijital bankacılık faaliyetlerine yönelik ilginin arttığına tanık olduk. Önümüzdeki dönemde de sektöre yeni dijital bankaların katılacağını ve rekabet koşullarının dijitalleşme merkezli şekilleneceğini değerlendiriyoruz.”

“Bir yıllık süre zarfında KKM’den çıkışın büyük ölçüde tamamlanacağını değerlendirebiliriz”

Vakıf Katılım Genel Müdürü Akben, KKM’nin, dolarizasyon eğiliminin yoğunlaştığı geçmiş dönemde geçici ve süreli bir zaman dilimi için ortaya konulmuş bir ürün olduğunu vurgulayarak, gelinen noktada, bu ürünün görevini ifa ettiği ve doğrudan TL cinsi toplanan fonlara yönelik ilginin arttığının görüldüğünü ifade etti.

Akben, “KKM’den çıkış sürecinin uzunluğunun ise tek bir etmenden bağımsız olarak genel eğilime bağlı yönetileceği kanaatindeyim. Bu noktada, TL toplanan fonları özendirici olarak atılan adımların ve bankacılık nezdindeki regülasyonların sonuç verme hızı yakinen takip edilecektir.” dedi.

Ağustos 2023’te KKM hacminin 3,4 trilyon lira ile zirve seviyesine ulaştığını, takip eden dönemde artan TL toplanan fon ilgisiyle tedrici düşüş gösterdiğini kaydeden Akben, “Bunu takip eden 3-4 aylık sürecin akabinde gelinen noktada 24 Kasım haftasına ilişkin veriler ışığında KKM hacminin, zirve seviyesinden yüzde 20’ye yakın düşüş kaydederek 2,7 trilyon lira olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Aynı dönemde KKM hariç TL fonlar ise yüzde 40 seviyesine yakın artış gösterdi. Bu durum, artan TL toplanan fon ilgisini teyit eder niteliktedir. KKM’den çıkış zamana yaygın ölçüde olacaktır, süre tarafında ise diğer değişkenler de etkili olacağı için doğrudan bir tahminde bulunmak güçtür. Ancak bununla birlikte güncel eğilime bakıldığında takip eden bir yıllık süre zarfında KKM’den çıkışın büyük ölçüde tamamlanacağını değerlendirebiliriz.” şeklinde konuştu.

Sektörde katılma hesap getirilerindeki artışın doğrudan TL toplanan fon payına yansıdığını gördüklerini ifade eden Akben, TL toplanan fon büyümesinin sektör genelinde güçlü bir ivme kaydettiğini, geçen yıl bankacılık sektöründe yüzde 53 düzeyinde seyreden TL fon payının, gelinen noktada yüzde 60 düzeyine yaklaştığını söyledi.

“Finansman hacminde büyümelerin devam ettiği ancak büyüme hızının yavaşladığı bir dönem geçiriyoruz”

Vakıf Katılım olarak 2023 yılında liralaşma hedeflerine tam uyum gösteren bankalardan biri olduklarını aktaran Akben, şunları kaydetti:

“Genişleyen şube ağımız, müşteri memnuniyetini önceliklendiren hizmet anlayışımız ve teknolojik altyapı yatırımlarına verdiğimiz önemin neticelerini aldığımıza şahit oluyoruz. Toplanan fonlar içindeki TL payımız, sektördeki gelişime paralel olarak yüzde 60 düzeyine yaklaştı. TL cinsi toplanan fon hacmimizi yılbaşına göre yüzde 54 düzeyinde artırdık.

Katılım bankalarında, çalışma mekanizmaları gereği, finansman maliyetlerinin arttığı dönemlerde bunun katılma hesap getirilerine yansıması gecikmeli oluyor. Benzer kaideyle, finansman maliyetlerinin düşüş eğiliminde olduğu dönemlerde ise tersi durum görülüyor. Bu dönemde finansman maliyetlerindeki artışın etkisi katılım bankaları genelinde katılma hesap kar payı oranlarına gecikmeli yansımış olsa da Vakıf Katılım, müşteri kazanımını sürdürdü. 3. çeyrek itibarıyla aylık ortalama müşteri kazanımı, yılın ilk yarısındaki ortalama kazanımların yüzde 30 üzerine çıktı. Nitekim Vakıf Katılım olarak, tabana yaygın bir bilanço inşa etmeyi temel öncelik olarak görüyoruz.”

Enflasyonla mücadele kapsamında, selektif sektörler haricinde TL cinsi ticari finansman büyümesine getirilen sınırlama ve artan kar payı oranları sonucu kullandırılan fon ivmesinin geçen 1-2 aylık periyotta belirgin şekilde yavaşladığını ifade eden Akben, “Son haftalarda ise kullandırımlarda hafif toparlanma eğiliminin olduğu görüyoruz. Ancak yıl geneliyle mukayese edildiğinde, finansman hacminde büyümelerin devam ettiği ancak büyüme hızının yavaşladığı bir dönem geçiriyoruz.” dedi.

Parasal sıkılaşmanın etkilerinin kullandırılan fon getirilerine doğrudan yansıdığını, bu durumun talep koşullarının doğal seyrinde bir düşüş getirdiğini belirten Akben, ihracat, yatırım ve tarım kategorilerine yönelik ticari kredilerde regülasyonların sınırlı olmasının bütüncül olarak selektif kredi anlayışının uygulanabilirliğini ortaya koyduğunu, sektör genelinde, kullandırılan fonlar tarafında bu alanlara yönelik iştahın önümüzdeki dönemde artacağını öngördüklerini söyledi.

“Coğrafi kapsama alanımızı artırarak hizmet ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz”

Mehmet Ali Akben, bankacılık sektörünün, süregelen altyapı ve yoğun dijital dönüşüm yatırımları ile teknoloji firmalarına özgü yetkinlikler kazandığını, veriyi merkeze alan iş yapış kültürünü operasyonel süreçlerinde yaygınlaştırdığını vurgulayarak, rekabetin arttığı bu konjonktürde, robotik süreçler ve API’lar aracılığıyla entegrasyonların artmasıyla operasyonel giderlerin optimize edilmesi, veri akışının anlamlandırılarak kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunulması ve finansal girişimlere tek uygulama üzerinden entegrasyonun artırılması hususlarının büyük ilgi odağı haline geldiğini anlattı.

Bankacılık sektörü dışındaki finansal aktörlerin, geliştirdikleri ürün ve hizmetlerle bankaların rekabet alanına girmesi ve yenilikçi teknolojilerin geometrik bir artış ivmesi kaydetmesinin, bankaların bu alanda reaktif anlayıştan ziyade proaktif bir yaklaşım benimsemesiyle sonuçlandığını, bu yaklaşımın sonucu olarak geleneksel bankacılık anlayışının açık bankacılık temelli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini aktaran Akben, gelinen noktada, bankalar ve banka dışı aktörler arasında örnekleri her geçen gün çeşitlenerek artan entegrasyonların geliştirilerek hem rekabete hem de işbirliğine işaret eden “rekaberlik” kavramının ortaya çıktığını kaydetti.

Akben, gelecek dönemde de sektörün finansal teknolojilere adaptasyonunun devam edeceğini, sunulan ürün ve hizmetler ile müşteri deneyiminin artmasına odaklanılacağını ve bankaların gelir üretiminin bu kanallar aracılığıyla çeşitleneceğini öngördüklerini ifade etti.

Katılım finans ilkelerinden taviz vermeden sektörün referans kurumu olma vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Vakıf Katılım olarak, faaliyete geçtikleri dönemden bu yana her yıl istikrarlı olarak pazar paylarını artırdıklarını belirten Akben, şöyle devam etti:

“2023 yılını da aynı ivmeyle sürdürdüğümüzü söylememiz mümkün. Eylül dönemi finansal sonuçlarımıza göre toplam aktif büyüklüğümüzü, yılbaşına göre yüzde 43 artırarak 269 milyar liraya ulaştırdık. Büyüme performansımızı verimlilik esasında gerçekleştirmeyi önceliklendirdik. Mevcut bütün kaynaklarımızı reel sektörün gelişimi ve büyümesi doğrultusunda yönlendirmek ve reel sektörün ihtiyaçlarına ivedilikle cevap üretmek misyonuyla hareket ederek sunduğumuz nakdi ve gayrinakdi desteği yılbaşına oranla yüzde 40 artırarak 222 milyar liraya ulaştırdık. Toplanan fon hacmimizi ise aynı dönemde yüzde 47 artırarak 203 milyar liraya taşıdık. Toplam öz kaynak büyüklüğümüz yılbaşına göre yüzde 50 artarak 28 milyar lirayı aştı.

Finansal kalemlerde artan penetrasyonumuzun yanı sıra şubeleşmeye ve istihdam kazanımlarına devam ettik. 2023 yılının ilk 9 ayında 19 yeni şube açarak toplam şube sayımızı 184’e çıkardık. Yılı 191 şube ile kapatmayı hedefliyoruz. Organizasyonel olgunluğumuzu artırmayı ve katılım finans ekosistemine yeni istihdamlar kazandırmayı önceliklendirdik. Yılın ilk 9 ayı itibarıyla personel sayımızı 355 kişi artırdık ve toplamda 2 bin 739 personel sayısına ulaştık. Geldiğimiz noktada, 2023 yılını hedeflediğimizin ötesinde bir performansla tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Vakıf Katılım olarak ilerleyen dönemlerde coğrafi kapsama alanımızı artırarak hizmet ağımızı genişletmeyi hedefliyoruz. Müşteri memnuniyetini merkeze alacak dijital dönüşüm projelerine ağırlık vermeye devam edeceğiz. Ürün ve hizmet yelpazemizi genişleterek daha fazla müşterinin hizmetine sunacağız.”

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.