Connect with us

GÜNCEL

AYM’den internette haber yasaklarına iptal kararı

AYM, internet ortamında yayımlanan haberlere “kişilik haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle yasak getiren yasa maddesini Anayasa’ya aykırı buldu. Kararda, basın özgürlüğüne işaret edildi.

Yayınlanma:

|

Anayasa Mahkemesi (AYM), “kişilik haklarını ihlal ettiği” iddiasıyla internet ortamında yapılan yayın içeriğinin çıkarılması veya erişimin engellenmesini düzenleyen 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin iptaline karar verdi. Bu düzenlemeyle internet ortamındaki bir içeriğin “süresiz olarak” engellendiğine işaret edilen kararda, “Bu yönüyle kurallar ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale teşkil etmektedir” denildi.

Mahkeme, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bazı suçların işlendiği şüphesi halinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) resen içeriğin çıkarılmasına ve erişimin engellenmesi yetkisi verilmesini de Anayasa’ya aykırı buldu.

Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Tavşanlı Sulh Ceza Hakimliğinin başvurularını birleştiren AYM, yaptığı değerlendirme sonucunda da internet ortamında yapılan yayın içeriğinin kişilik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesini düzenleyen 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini Anayasa’ya aykırı buldu. Söz konusu maddenin iptal kararı, 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Mahkeme, yine bu maddenin diğer fıkralarındaki “içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi” ile “içerik, yer ve erişim sağlayıcıların sorumluları” ibarelerini de iptal etti.

Söz konusu maddenin iptal edilen kanunun 1. ve 3. Fıkrası şu düzenlemeyi getiriyordu:

“İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya erişimin engellenmesini de isteyebilir. İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verebilir.”

İnternet haberciliği vurgusu

Kararda, dava konusu kuralların, internet ortamında yapılan yayınların içeriğinin yayından çıkarılabilmesine ve/veya bu yayınlara erişimin engellenmesine imkân tanımak suretiyle ifade özgürlüğünü ve bu yayının internet haberciliği kapsamındaki bir yayın da olabileceği gözetildiğinde basın özgürlüğünü sınırladığına işaret edildi.

Anayasa’nın 13. maddesi gereğince böyle bir sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebeplerine, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği ifade edilen kararda, AYM’nin bu maddeye ilişkin daha önce verdiği “Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve Diğerleri” kararına atıf yapıldı. Bu kararda Evrensel, Sözcü, Cumhuriyet ve BirGün gazetelerinin bazı haberlerine erişimin engellenmesi nedeniyle hak ihlali kararı verilmiş ve “yapısal sorun” tespitinde bulunulmuştu. AYM, ihlalin söz konusu 9. maddeden kaynaklandığını belirterek TBMM’den yapısal sorunun çözümünü istemişti.

Ayrıca gerekçeli kararların somut olayların şartlarından bağımsız ve genel ifadeler içerdiği belirtilen kararda, bu gerekçelerde olaylara konu yayınların kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal etmiş olduğu tespitinin nasıl yapıldığının anlaşılamadığı kaydedildi. Kararda, “Benzer durumun sulh ceza hâkimliği kararlarına itiraz edilmesi üzerine verilen kararlarda da yer aldığı ifade edilmiştir. Bu çerçevede 9. maddenin kapsamı ve sınırlarının belirli olmamasının yargı makamlarına geniş bir takdir alanı yarattığı ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvurulara ilişkin somut olaylara bakıldığında 9. madde kapsamında verilen kararlara karşı itirazlardan sonuç almanın zor olduğunun görüldüğü değerlendirilmiştir” değerlendirmesi yer aldı.

Öte yandan dava konusu kuralların kişilik haklarına yapılan saldırılara karşı internet içeriğinin sınırlanmasına yönelik kademeli bir müdahale yöntemi sunmadığı da vurgulandı. Kararda erişim engelinin o içeriğin belirli bir ülke sınırları içinden ulaşılmasına “süresiz olarak engel olduğu” vurgulandı.

BTK Başkanı’nın yetkisine tırpan

Bu kanunla BTK Başkanı’na Türk Ceza Kanunu’nda yer alan belli suçlarla ilgili “yeterli şüphe sebebi” bulunması halinde resen içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verme yetkisi tanınmıştı. Bu suçlar, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumar, yasadışı bahis ve Atatürk aleyhine işlenen eylemlerdi.

İdarî tedbir olarak verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde, BTK Başkanı tarafından ilgili içerik, yer ve erişim sağlayıcısına para cezası veriliyordu. Bu cezadan 24 saat içinde erişim sağlayıcı tarafından kararın yerine getirilmemesi halinde Kurum tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebiliyordu.

AYM, işte BTK Başkanı’na bu suçlarda resen içerik çıkarma kararı vermesi ve kararı yerine getirmeyen “ilgili içerik, yer ve erişim sağlayıcısına” yaptırım uygulamasına ilişkin düzenlemeleri Anayasa’ya aykırı bularak iptaline karar verdi.

Kararın gerekçesi ne?

Kararın gerekçesinde “Ceza kanunlarında suç olarak düzenlenen eylemlerin işlendiğinin henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmeden, idari bir makamın yapacağı suç tespitine bağlı olarak nihai bir tedbir mahiyetinde olan içeriğin çıkarılması kararı verilmesinin ve bu kararın icra edilmemesi durumunda idari para cezası uygulanmasının masumiyet karinesini ihlal ettiği değerlendirilmiştir” denildi.

2022 yılında 712 bin site yasaklandı

Türkiye’de internete sansür sorunu, İfade Özgürlüğü Derneği’nin raporlarına da yansımıştı. Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in kurucusu olduğu İfade Özgürlüğü Derneği‘nin EngelliWeb raporuna göre, 2018 yılı sonu itibarıyla Türkiye’den toplam 347 bin 445 alan adı erişime engellendi. 2019 sonu itibarıyla ise bu rakam 408 bin 494’e yükseldi. 2020’de 467 bin 11 alan adı erişime engellenirken 2021 sonu itibarıyla bu sayının 574 bin 798’e çıktığı tespit edildi. Geçen yıl ise Türkiye’de toplam 712 bin 558 web sitesi ve alan adına 814 farklı kurum ve hâkimlikler tarafından verilen toplam 616 bin 239 farklı kararla erişim engeli getirildi.

Raporda, “Dahası, tespit edildiği kadarıyla 2022 sonu itibarıyla 150 bin URL adresine, 9 bin 800 Twitter hesabına, 55 bin 500 tweete, 16 bin 585 YouTube videosuna, 12 bin Facebook içeriğine ve 11 bin 150 Instagram içeriğine de 5651 sayılı Kanun ve diğer hükümlere istinaden erişim engellendiği tespit edilmiştir” bilgisi verildi.

Başta RTÜK olmak üzere kurumların talebiyle Türkiye’de DW Türkçe, Amerika’nın Sesi, OdaTV, Independent Türkçe, Mezopotamya Ajansı ve JinNews‘in internet sitelerine erişim engeli getirildi. 14 Mayıs seçimleri öncesinde ise Ekşi Sözlük internet sitesi erişime kapatılmıştı.

(Bu haber, kaynağından değiştirilmeden alıntılanmıştır.)

RG KARARA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

20240110-30

Kaynak: DW/ Medyascop/ sol.org.tr/Duvar/Evrensel/NTV/Milliyet

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye sert şeffaflık uyarısı

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI’dan Türkiye’ye Şeffaflık Uyarısı: Borsa İstanbul İçin Alarm Zilleri mi Çalıyor?

Uluslararası endeks devi MSCI, 18 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Global Market Accessibility Review raporunda Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Raporda özellikle şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım (free float) yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.

MSCI Tam Olarak Ne Dedi?

MSCI raporunda Türkiye’nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekildi.

Öne çıkan başlıklar:

  • Açığa satış yasağının yeniden uygulanması
  • Piyasa kurallarında sık değişiklik yapılması
  • Yabancı yatırımcıların fiyat oluşumuna güven duymasını zorlaştıran uygulamalar
  • Serbest dolaşımdaki payların gerçek durumuna ilişkin soru işaretleri
  • Bilgi akışında ve piyasa şeffaflığında zayıflama
  • Döviz piyasasına yönelik müdahalelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilemesi

MSCI özellikle piyasa erişilebilirliğini değerlendirirken sadece işlem hacmine değil, yatırımcıların piyasa verilerine ne kadar güvenebildiğine de bakıyor. Bu nedenle raporun ana mesajı şu: “Piyasanın büyüklüğü kadar şeffaflığı da önemlidir.”

Manipülasyon ve Şeffaflık Konusu Neden Gündemde?

MSCI’nin değerlendirmesinin arka planında son yıllarda Borsa İstanbul’da yaşanan bazı tartışmalar bulunuyor.

Yabancı yatırımcıların sık dile getirdiği başlıca konular:

1. Gerçek Serbest Dolaşım Sorunu

Bazı hisselerde teorik olarak yüksek görünen halka açıklık oranlarının gerçekte işlem gören lot miktarını yansıtmadığı eleştirileri yapılıyor.

Özellikle:

  • Emanet hisseler
  • Grup içi sahiplik yapıları
  • Dolaylı kontrol edilen paylar

nedeniyle serbest dolaşım rakamlarının yatırımcıyı yanıltabildiği savunuluyor.

Bu konu SPK’nın 15 Haziran 2026’da yürürlüğe giren fiili dolaşım düzenlemesinin de temel gerekçelerinden biri olarak görülüyor.

2. Koordineli İşlemler ve Fiyat Oluşumu

MSCI’nin başka ülkeler için kullandığı değerlendirme kriterlerinde de “koordineli işlemler”, “fiyat oluşumunu bozan davranışlar” ve “gerçek yatırımcı davranışının izlenememesi” önemli risk unsurları arasında sayılıyor.

Yabancı fonlar açısından soru şu: “Fiyat gerçekten piyasa tarafından mı belirleniyor, yoksa belirli grupların etkisi altında mı oluşuyor?”

Türkiye İçin En Kritik Tehlike Ne?

MSCI raporunda Türkiye’nin statüsünün değiştirilmesine ilişkin doğrudan bir karar bulunmuyor.

Ancak yatırımcıların dikkat ettiği konu notun kendisinden çok şu: “Yatırım Yapılabilirlik Algısı”

MSCI değerlendirmeleri;

  • Küresel emeklilik fonları,
  • ETF’ler,
  • Endeks fonları,
  • Egemen varlık fonları

tarafından yakından takip ediliyor.

Bir ülke hakkında negatif değerlendirmelerin artması;

  • yeni yabancı girişlerini azaltabiliyor,
  • mevcut yatırımcıların pozisyon küçültmesine yol açabiliyor,
  • ülke risk primini yükseltebiliyor.

Türk Borsası ve Hisseler Nasıl Etkilenebilir?

Kısa Vadede

  • Yabancı yatırımcı ilgisi zayıflayabilir.
  • MSCI endekslerinde ağırlığı yüksek hisseler baskı görebilir.
  • Bankacılık ve büyük sanayi hisselerinde yabancı talebi sınırlanabilir.

Orta Vadede

Eğer eleştiriler dikkate alınırsa tam tersi sonuç da oluşabilir.

Çünkü MSCI’nin eleştirileri aslında bir yol haritası niteliğinde:

  • Şeffaflığın artırılması
  • Fiili dolaşımın gerçekçi hesaplanması
  • Kurallarda öngörülebilirlik
  • Manipülasyonla mücadele
  • Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi

halinde Türkiye yeniden yabancı sermaye çekme kapasitesini artırabilir.

BIST Yönetimi ve Düzenleyiciler Nasıl Bir Tavır Aldı?

Borsa İstanbul ve düzenleyici kurumlar son dönemde özellikle:

  • fiili dolaşım oranlarının yeniden hesaplanması,
  • piyasa gözetiminin artırılması,
  • yatırımcı koruma tedbirleri,
  • manipülasyon soruşturmaları,

gibi adımları öne çıkarıyor. Ayrıca SPK, açığa satış yasaklarını “piyasa istikrarını koruma” amacıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak MSCI tarafı, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında sık değişen kuralların erişilebilirliği azalttığını düşünüyor.

Bankavitrini Yorumu

MSCI raporu doğrudan bir “kriz raporu” değil; ancak Türkiye sermaye piyasaları için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Asıl mesaj şu: Sorun işlem hacminde değil, güven endeksinde.

Borsa İstanbul son yıllarda yerli yatırımcı sayısında rekor kırarken, yabancı yatırımcı payı tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor.

MSCI’nin raporu da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: “Yabancı yatırımcı sadece getiri aramaz; şeffaflık, öngörülebilirlik ve adil fiyat oluşumu da ister.”

Türkiye’nin önündeki kritik soru artık şu: Borsa İstanbul, yerli yatırımcı ağırlıklı büyüme modelinden uluslararası güven modeline geçişi başarabilecek mi?

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilerle bir araya geldi

“Makroekonomik Görünüm” etkinliğinde iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) işbirliğiyle düzenlediği ‘Makroekonomik Görünüm’ programı kapsamında saniyicilerle buluştu.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, GOSB Yönetim Merkezi ve Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen etkinlikte, iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ve Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik’in ev sahipliği yaptığı programa, bölgedeki sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. GOSB üyelerinin yanı sıra Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSB) faaliyet gösteren işletmelerin yöneticileri de toplantıda yer aldı.

Etkinlikte, Akbank Baş Ekonomisti Çağrı Sarıkaya, küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, finansal piyasalardaki görünüm, faiz ve enflasyon beklentileri gibi reel sektörün karar alma süreçlerini yakından ilgilendiren makroekonomik başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların soru ve yorumlarıyla interaktif bir ortamda gerçekleşen buluşma, yeni işbirlikleri geliştirmek için fırsat sundu.

Programda, küresel ekonomik görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler, finansman koşulları ve piyasa dinamikleri karşısında iş dünyasının daha güçlü stratejik perspektifler geliştirmesine katkı sunacak değerlendirmeler paylaşıldı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı özel bölümle sona erdi.

– ‘Küresel ekonomide dengeler yeniden kuruluyor’

Açıklamada etkinlikteki görüşlerine yer verilen Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Atik, küresel ekonomide dengelerin yeniden kurulduğu, finansal koşulların ve ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçtiklerini belirtti.

Sanayicilerin günün koşullarını, ilerleyen dönemin risk ve fırsatlarını doğru okuyabilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Atik, Türkiye ekonomisinde dayanıklılığın, üretim kapasitesini koruyan, istihdam yaratan, ihracata katkı sunan ve yatırım iştahını sürdüren sanayicilerin gücüyle şekillendiğini aktardı.

Atik, ‘Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz Makroekonomik Görünüm programımızda, başta GOSB ve TOSB temsilcileri olmak üzere sanayicilerimizi ağırlamaktan memnuniyet duyduk. İşbirliği için GOSB yönetimine ve programa katılan tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de farklı üretim merkezlerinde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, ekonomik görünümü, finansal gelişmeleri ve reel sektörün ihtiyaçlarını sahada birlikte değerlendirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sarıtaş da ekonomik dinamiklerin hızla değiştiği ve küresel dönüşümün ivme kazandığı bir dönemde, sanayicilerin doğru ekonomik öngörüye erişiminin her zamankinden daha büyük önem taşıdığına değinerek, şunları kaydetti:

‘Ekonominin gerçek performansı üretim sahalarında şekilleniyor. Organize sanayi bölgeleri ise üretim gücü, istihdam kapasitesi ve ihracata katkısıyla Türkiye ekonomisinin taşıyıcı omurgasını oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği ve sanayicimizin değişen ekonomik koşulları doğru okuyabilmesi, güçlü veri, sağlıklı öngörüler ve doğru stratejik perspektiflerle hareket edebilmesiyle mümkün. Sanayicilerimizin rekabet gücünü destekleyen güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi için çalışmayı sürdürüyoruz. Akbank işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programın, katılımcılarımıza ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve geleceğe yönelik güçlü perspektifler oluşturma noktasında katkı sunduğuna inanıyorum.’

Okumaya devam et

GÜNCEL

21. yüzyılda şirketlerin yeni sermayesi: Güven, itibar ve bilgi

Yayınlanma:

|

Şirketler Sadece Kâr Makinesi Mi? 21. Yüzyılın En Büyük Yönetim Yanılgısı

Uzun yıllar boyunca işletme okullarında, ekonomi kitaplarında ve finans çevrelerinde şirketlerin temel amacı tek bir cümleyle açıklandı: “Şirketlerin varlık nedeni hissedar değerini ve kârı maksimize etmektir.”

Bu yaklaşım, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanımın modern şirketleri açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha net görülüyor.

Çünkü artık şirketlerin değeri yalnızca sahip oldukları fabrika, makine, bina veya nakit miktarıyla ölçülmüyor.

Asıl değer;

  • İnsan sermayesinde,
  • Kurumsal kültürde,
  • Bilgi birikiminde,
  • Marka gücünde,
  • Güvende,
  • İtibarda,
  • Yenilik üretme kapasitesinde oluşuyor.

Bugünün en değerli şirketlerine baktığımızda bunun açık örneklerini görüyoruz.

Apple’ın piyasa değerinin büyük bölümü fabrikalarından değil marka gücünden geliyor.

Google’ın değeri veri işleme kapasitesi ve algoritmalarında yatıyor.

Microsoft’un gücü sahip olduğu binalardan değil, geliştirdiği ekosistemden kaynaklanıyor.

Dolayısıyla modern şirketler artık fiziksel sermaye kuruluşları olmaktan çok bilgi ve güven kurumları haline dönüşmüş durumda.

Ürünleri Seviyoruz Ama Şirketlere Güvenmiyoruz

Modern ekonominin en dikkat çekici çelişkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tüketiciler şirketlerin ürünlerini kullanıyor.

Bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor.

Teknoloji şirketlerinin hizmetlerinden vazgeçemiyor.

Ancak aynı tüketiciler şirketlere karşı giderek daha fazla güvensizlik hissediyor.

Bunun temel nedeni şirketlerin yalnızca finansal performans üzerinden değerlendirilmesi.

Kâr arttığında başarı kabul ediliyor.

Ancak çalışan memnuniyeti, müşteri güveni, toplumsal etki veya etik davranışlar ikinci plana atılabiliyor.

Bu durum şirketlerin ekonomik olarak büyürken toplumsal meşruiyet kaybetmesine yol açıyor.

Meşruiyet Krizi Neden Derinleşiyor?

Bugün birçok kurumun yaşadığı temel sorun finansal değil, güven sorunudur.

Kısa vadeli kârlılık baskısı;

  • Çalışan bağlılığını azaltıyor,
  • Müşteri sadakatini zayıflatıyor,
  • Kurumsal itibarı aşındırıyor,
  • Yenilik kapasitesini düşürüyor.

Sonuçta ortaya dışarıdan güçlü görünen ancak içeriden zayıflayan organizasyonlar çıkıyor.

Özellikle sosyal medya çağında şirketlerin bilançosundan önce itibarı sorgulanıyor.

Bir güven krizi bazen yıllarca oluşturulan finansal değeri birkaç gün içinde yok edebiliyor.

Geleceğin Şirketi Nasıl Olacak?

  1. yüzyılın başarılı şirketleri yalnızca para kazanan kurumlar olmayacak.

Aynı zamanda;

  • Güven üreten,
  • Yetenek geliştiren,
  • Bilgi biriktiren,
  • Topluma değer sunan,
  • Uzun vadeli ilişkiler kurabilen organizasyonlar olacak.

Artık şirketlerin rekabet avantajı sadece finansal kaynaklardan değil, görünmeyen sermayelerden oluşuyor.

Bu nedenle yöneticilerin yalnızca bilanço okumayı değil, kurum kültürünü, güven mekanizmalarını ve itibar yönetimini de stratejik bir varlık olarak görmeleri gerekiyor.

Sözün Özü

Şirketleri hâlâ yalnızca kâr makinesi olarak tanımlamak, bu yüzyılın ekonomik gerçekliğini anlamamaktır.

Modern şirketler;

Para üretir.

Ama aynı zamanda güven üretir.

Bilgi üretir.

İlişki üretir.

Toplumsal değer üretir.

Geleceğin kazananları da sadece bilançosu güçlü olanlar değil, toplum nezdinde güvenilirliğini koruyabilen kurumlar olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir başarı artık yalnızca finansal performansın değil, kurumsal meşruiyetin de sonucudur.

Mustafa AKPINAR

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.