Connect with us

BANKA HABERLERİ

Türkiye’de e-ticaret devlerinin ‘hepsi yabancı’ oldu

Yabancı sermayenin Türkiye’deki e-ticaret sektörüne artan ilgisi, yerli platformların yabancılaşmasına yol açtı. Geçtiğimiz dönemde satışı gerçekleşen Trendyol ve Getir’in ardından Hepsiburada da yabancı sermaye ile buluşarak farklı bir yola girdi. Bunların yanı sıra Amazon gibi küresel devler, Türk e-ticaret pazarında önemli yer tutarken yabancı sermayenin Türkiye’ye girişi, rekabeti de önemli derecede değiştirdi. İşte Türkiye’de hizmet veren e-ticaret siteleri, kuruluşundan bugüne gelişimleri ve yabancı sermaye ile buluşmaları…

Yayınlanma:

|

Son yıllarda Türkiye’deki e-ticaret sektörü büyük değişimlere sahne oldu.

2023 yılında Türkiye’nin e-ticaret hacmi 1,85 trilyon TL’a ulaştı. Bu hacim, önceki yıla göre %115,15 artış gösterdi. Ayrıca, e-ticaret işlemleri de bir önceki yıla göre %22,25 artarak 5,87 milyar adet yapıldı. Ticaret Bakanlığı’nın öngörüsüne göre, 2024 yılında e-ticaret hacmi 3,4 trilyon TL’a ulaşacak ve işlem sayısı 6,67 milyar adet olması bekleniyor.

Bununla birlikte birçok yerli e-ticaret platformu, yabancı sermaye yatırımlarıyla büyüyerek küresel oyuncular haline geldi. Amazon, Trendyol, Getir ve Hepsiburada gibi devler, bu dönüşümün en önemli örnekleri arasında yer alıyor.

Türkiye’deki e-ticaret sitelerinin yabancılaşması, sektörde büyük değişikliklere yol açtı. Yabancı sermaye yatırımları, yerli e-ticaret platformlarının büyüme hızını artırırken, tüketicilere daha geniş ürün yelpazesi ve daha iyi hizmet sunma imkanı sağladı. Ancak, bu süreç aynı zamanda yerli girişimlerin küresel devlerle rekabet etme zorunluluğunu da beraberinde getirdi.

YABANCI ŞİRKETLERİN TÜRKİYE’DEKİ VARLIĞI

Amazon, dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından biri olarak, Türkiye’de de geniş bir kullanıcı kitlesine hizmet veriyor. Şirket, uygun fiyatlar, geniş ürün yelpazesi ve hızlı teslimat seçenekleri ile Türk tüketicilerin ilgisini çekiyor. Amazon’un Türkiye pazarındaki varlığı, yerli e-ticaret sitelerine ciddi bir rekabet yaratıyor.

TRENDYOL VE GETİR’DE YENİ YABANCI SAHİPLER

2010 yılında ilk kurulduğu günden bugüne Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından bir tanesi konumundaki Trendyol, moda alanında online satış yaparak e-ticarete giriş yaptı. Zamana ürün yelpazesi genişleyen firma, 2021 yılında Çinli yatırımcı Alibaba ile buluştu.

2021 yılında Çinli e-ticaret devi Alibaba’dan 1,5 milyar dolarlık yatırım alarak büyümesini sürdüren Trendyol bu gelişme sonrası yeniden yapılanmaya gitti. Şirkette Alibaba, Trendyol’un %86,5 hissesine sahip oldu. Yeni şirket yapılanmasıyla birlikte Trendyol’un hızlı büyümesi ve yenilikçi yaklaşımı, firmayı satış hacmi olarak da Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri haline getirdi.

Bir diğer yerli girişim olan Getir ise, 2015 yılında Nazım Salur tarafından kurulmuştu. İlk olarak İstanbul’da hizmet vermeye başlayan Getir, o dönemde çok da alışıla gelmemiş hızlı teslimat hizmetiyle kısa sürede büyük ilgi gördü. Kullanıcıların market alışverişlerini 10 dakika içinde kapılarına getirmeyi vaat eden Getir, yenilikçi yaklaşımıyla Türkiye’deki e-ticaret sektöründe devrim yarattı.

2021 yılına gelindiğinde ise şirket, Amerikan teknoloji yatırım firması Silver Lake ve Abu Dhabi devlet yatırım fonu Mubadala’dan 555 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırım, Getir’in uluslararası pazarlara açılma ve büyüme hedeflerine önemli bir katkı sağlarken Moov, N11 gibi şirketin hissesinin bulunduğu iştiraklerde yerli sermayenin payı küçülse de devam ediyor.

YABANCI SERMAYE, YATIRIM VE BÜYÜME

Önde gelen ve bugün geldiğimiz noktad yabancı sermaye ile buluşan en son büyük e-ticaret firmalarından bir tanesi olan Hepsiburada ise, 1998 yılında Hanzade Doğan Boyner tarafından kuruldu. Türkiye’nin ilk e-ticaret platformlarından biri unvanına sahip olan Hepsiburada, geniş ürün yelpazesi ve güçlü lojistik ağı ile hızla büyüdü.

2010 yılında Hepsiburada, geniş ürün yelpazesi ve güçlü lojistik ağı ile büyüyerek Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri haline geldi. Firma, HepsiJet, HepsiLojistik ve HepsiPay gibi yeni hizmetlerle hizmet kapsamını genişletti.

2021 yılında ABD’nin Nasdaq borsasında halka arz edilerek büyük bir adım atan Hepsiburada, 2022 yılında 750 milyon dolar yatırım aldı. Bu yatırım, Hepsiburada’nın büyüme stratejisine büyük bir ivme kazandırdı.

YENİ SAHİB KASPİ.KZ OLDU

18 Ekim 2024 tarihinde ise Hepsiburada, Kazakistan’ın en büyük online alışveriş grubu Kaspi.kz tarafından 1,127 milyar dolar karşılığında satın alındı. Kaspi.kz, Hepsiburada’nın %65,41 hissesini satın alarak şirketin kontrolünü ele aldı.

GİTTİ-GİDİYOR DERKEN, GİTTİ!

GittiGidiyor, Türkiye’nin ilk e-ticaret platformlarından biri olarak, 2011 yılında Amerikan e-ticaret devi E-Bay tarafından satın alındı. Ancak, 2022 yılında E-Bay, Türkiye pazarından çekilme kararı alarak GittiGidiyor’u kapattı. Bu karar, Türkiye e-ticaret sektöründe büyük bir boşluk yarattı ve yerli platformların rekabet gücünü artırma fırsatı sağladı. Yabancılaşmanın Etkileri ve Gelecek Beklentileri Türkiye’deki e-ticaret sitelerinin yabancılaşması, sektörde büyük değişikliklere yol açtı. Yabancı sermaye yatırımları, yerli e-ticaret platformlarının büyüme hızını artırırken, tüketicilere daha geniş ürün yelpazesi ve daha iyi hizmet sunma imkanı sağladı. Ancak, bu süreç aynı zamanda yerli girişimlerin küresel devlerle rekabet etme zorunluluğunu da beraberinde getirdi. Sonuç olarak, Türkiye’deki e-ticaret sektörünün geleceği, yerli ve yabancı oyuncuların dengeli bir şekilde birlikte var olabilmesine bağlı. Yabancı sermaye yatırımları, sektördeki rekabeti artırarak inovasyonu teşvik ederken, yerli girişimlerin de güçlenmesi için fırsatlar yaratıyor.

E-TİCARET YASASI VE GELİŞMELER

Türkiye’de e-ticaret sektörüne yönelik önemli bir düzenleme, 2014 yılında kabul edilen 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile getirildi. Bu yasa, e-ticaretin hukuki altyapısını oluşturmak, tüketiciyi korumak ve elektronik ticaret hizmet sağlayıcılarının sorumluluklarını belirlemek amacıyla hazırlandı. 2022 yılında yapılan değişikliklerle, yasa daha da genişletilerek e-ticaret sektörüne yönelik yeni düzenlemeler getirildi. Bu düzenlemeler, e-ticaret platformlarının daha güvenli ve şeffaf bir şekilde faaliyet göstermelerini sağlamak için yapıldı.

e-ticaret yasası kabul edilmeden önce birçok tartışma ve tepki yaşandı. Özellikle, yasa ile getirilen bazı düzenlemelerin tüketiciye, küçük işletmeler ve reklamcılar üzerindeki olası olumsuz etkileri üzerine endişeler dile getirildi. Ayrıca, yasa ile internet üzerinden alışverişin tadını kaçıracak ve rekabeti ortadan kaldıracak uygulamalar getirildiği iddiaları da vurgulanmıştı.

Yasa yürürlüğe girdiğinde bazı değişiklikler yapıldı ve bazı kısımlar daha netleştirildi. Özellikle, tüketici korunması ve şeffaflık konuları üzerine yapılan değişiklikler, yasayı daha kabul edilebilir hale getirdi. Ancak, sektörde bazı endişeler hala devam ediyor ve sektördeki uygulamaların yakından takip edilmesi, denetlenmesi ve izlenmesi gerektiği belirtiliyor.

Kaynak: HABERTÜRK

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 1,3 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 1,3 milyar dolarlık kredi, bankanın sürdürülebilir finansman çerçevesi doğrultusunda çevresel ve/veya sosyal fayda odaklı faaliyetlerinin finansmanında kullanılacak.

Küresel piyasalarda risk iştahının dalgalı seyrettiği bir ortamda önceki döneme göre daha düşük bir fiyat seviyesinden tamamlanan işleme Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Amerika’daki 18 ülkeden 47 banka katıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomik gelişimine sundukları desteğin devamı niteliğindeki bu işlemle, geçen yılın aynı döneminde temin ettikleri sendikasyon kredisini yenileyerek uluslararası piyasalarda hem bankalarına hem de Türkiye ekonomisine duyulan güveni bir kez daha teyit ettiklerini belirtti.

Aran, ilgili kredinin, İş Bankasının sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çok boyutlu çalışmalar için güçlü bir kaynak niteliği taşıdığını kaydetti.

Sağlanan finansmanı etkin bir şekilde kullanarak sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sunacaklarını vurgulayan Aran, şunları kaydetti:

“Ayrıca net sıfır hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz iklim dönüşüm planının uygulanmasını destekleyeceğiz. Finansmanın dönüştürücü gücünden yararlanarak, emisyon yoğun sektörlerde belirlediğimiz azaltım hedeflerine ulaşmak ve sektörel dönüşümü hızlandırmak amacıyla müşterilerimize sunduğumuz yeşil finansman çözümlerini çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla şekillendirdiğimiz iklim stratejimiz ve sektörler bazında oluşturduğumuz somut yol haritalarıyla, reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine ve müşterilerimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna öncülük etmeyi sürdüreceğiz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Halkbank dosyası kapanıyor

Yayınlanma:

|

Halkbank dosyası kapanıyor mu? 9 yıllık ABD davasında kritik eşik

Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından biri olan Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Halkbank) hakkında yaklaşık 9 yıldır devam eden ABD kaynaklı ceza davasında tarihi bir dönemece girildi. Halkbank’ın KAP’a yaptığı son açıklamaya göre, ABD Adalet Bakanlığı ile imzalanan “Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması” (Deferred Prosecution Agreement – DPA) kapsamında hazırlanması gereken uyum raporu zamanında teslim edildi ve taraflar davanın düşürülmesi için ortak dilekçeyi mahkemeye sundu.

Bu gelişme, yalnızca Halkbank açısından değil, Türk bankacılık sektörü, Türkiye-ABD ilişkileri ve Borsa İstanbul açısından da önemli sonuçlar doğurabilecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Süreç nasıl başladı?

ABD savcıları 2019 yılında Halkbank hakkında dava açarak İran’a yönelik ABD yaptırımlarının delinmesine aracılık edildiğini iddia etmişti.

İddianamede, İran’ın petrol ve doğalgaz gelirlerinin altın, nakit ve çeşitli finansal işlemler aracılığıyla uluslararası sisteme aktarılmasına yardımcı olunduğu, toplam tutarın yaklaşık 20 milyar dolara ulaştığı ileri sürülüyordu. Halkbank ise tüm süreç boyunca suçlamaları reddetti ve suçsuz olduğunu savundu.

Dava yıllar boyunca ABD mahkemelerinde ilerledi, konu ABD Yüksek Mahkemesi’ne kadar taşındı ve egemen dokunulmazlık tartışmalarına sahne oldu. Ancak nihayetinde yargı sürecinin devam edebileceği yönünde kararlar çıktı.

Mart 2026’da ne değişti?

Mart 2026’da ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında bir DPA imzalandı.

Bu anlaşmanın dikkat çeken yönleri şunlardı:

  • Halkbank herhangi bir suç ikrarında bulunmadı.
  • Herhangi bir para cezası ödemeyi kabul etmedi.
  • İran’a fayda sağlayabilecek işlemlerden uzak durmayı taahhüt etti.
  • Yaptırım ve kara para aklamayla mücadele süreçlerinin bağımsız uzmanlarca incelenmesi kabul edildi.
  • Belirlenen şartlara uyulması halinde davanın düşürülmesi öngörüldü.

Mahkeme de bunun üzerine dosyayı 90 gün süreyle askıya aldı ve Halkbank’ın uyum yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin denetlenmesini istedi.

Son gelişme: Savcılık davanın düşürülmesini istedi

10 Haziran 2026 tarihinde Halkbank ve ABD Güney New York Savcılığı ortak dilekçeyle davanın düşürülmesini talep etti.

Reuters’ın ulaştığı mahkeme belgelerine göre, bağımsız inceleme sonucunda Halkbank’ın anlaşma şartlarına aykırı bir durumunun tespit edilmediği belirtildi. Savcılık da bu nedenle mahkemeden ceza davasının tamamen sona erdirilmesini istedi.

Mahkemenin kısa süre içinde bu talebi onaylaması bekleniyor.

Kararın arka planında yalnızca hukuk mu var?

Dosyanın en dikkat çekici kısmı burada başlıyor.

ABD Adalet Bakanlığı, mahkemeye sunduğu belgelerde anlaşmanın yalnızca hukuki değil aynı zamanda dış politika ve ulusal güvenlik gerekçeleriyle de ABD’nin çıkarlarına hizmet ettiğini savundu. Bazı mahkeme kayıtlarında ve uzman değerlendirmelerinde Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler, İran politikası ve bölgesel gelişmelerin de karar sürecinde etkili olduğu belirtiliyor.

Bu nedenle bazı ABD’li siyasetçiler ve senatörler, davanın para cezası olmaksızın kapatılmasının siyasi etkiler taşıdığı yönünde eleştiriler yöneltti.

Halkbank açısından ne değişecek?

Davanın resmen kapanması halinde:

1. Belirsizlik ortadan kalkacak

Yıllardır yatırımcıların üzerinde baskı oluşturan en önemli risklerden biri sona erecek.

2. Yurtdışı fonlama kanalları rahatlayabilir

Uluslararası muhabir bankalar ve fon sağlayıcılar açısından hukuki risk algısının azalması beklenebilir. Reuters’a konuşan bazı analistler bunun Halkbank’ın fonlama imkanlarını güçlendirebileceğini değerlendiriyor.

3. Hisse üzerindeki risk primi düşebilir

Dava nedeniyle oluşan iskonto ve belirsizliklerin önemli ölçüde ortadan kalkması yatırımcı algısını olumlu etkileyebilir.

4. Türk bankacılık sektörü için psikolojik eşik aşılmış olacak

Dosya yıllardır Türkiye’nin uluslararası finans sistemiyle ilişkilerinde sembolik öneme sahip konulardan biri haline gelmişti.

Piyasalar neden olumlu karşıladı?

Mart ayında anlaşmanın ilk duyurulmasının ardından Halkbank hisselerinde sert yükselişler görülmüştü.

Haziran ayında ise yatırımcılar 90 günlük uyum sürecinin sorunsuz tamamlanacağı beklentisiyle yeniden alıma yöneldi. Analistler, dava riskinin ortadan kalkmasının bankanın değerlemesi üzerindeki baskıyı azaltacağını düşünüyor.

Bankavitrini yorumu

Halkbank dosyası artık hukuki bir süreçten çok jeopolitik ve diplomatik bir dosya haline dönüşmüş durumda.

Yaklaşık 9 yıl boyunca Türkiye-ABD ilişkilerinin en önemli gerilim başlıklarından biri olan dava, herhangi bir para cezası ve suç kabulü olmaksızın kapanma noktasına geldi.

Mahkemenin ortak talebi onaylaması halinde:

  • Halkbank üzerindeki en büyük uluslararası risklerden biri ortadan kalkacak,
  • Türk bankacılık sektöründe önemli bir psikolojik eşik aşılacak,
  • Türkiye-ABD finansal ilişkilerinde yeni bir sayfa açılacak.

Bundan sonraki süreçte piyasanın asıl takip edeceği konu ise dava sonrası Halkbank’ın uluslararası fonlama imkanlarının ne ölçüde genişleyeceği ve bu gelişmenin Türk bankacılık hisselerine nasıl yansıyacağı olacak.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Maximum kart 25. yılını kutluyor

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, “25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor.” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankasının ana kredi kartı markası Maximum, 25 yıllık yolculuğunda taksit ve puan uygulamalarından ödeme teknolojilerine uzanan birçok yeniliği kullanıcılarla buluşturdu.

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İş Kuleleri’nde Maximum’un 25. yılı dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

‘Hayatı Kolaylaştırma’ vaadiyle 2001’de yola çıkan Maximum, geçen sürede Türkiye’de kartlı ve dijital ödeme sistemlerinde yaşanan dönüşüme paralel olarak ürün ve hizmetlerini çeşitlendirdi.

Türkiye’de nakit kullanım alışkanlığı yerini kartlı ve dijital ödeme yöntemlerine bırakırken, Maximum’un 25 yıllık yolculuğu da ödeme sistemlerindeki dönüşümle ilerledi. Başlangıçta 25 marka ile kullanıma sunulan Maximum programı, gördüğü talebin ardından tüm İş Bankası bireysel kredi kartlarına yaygınlaştırıldı.

– Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı arttı

Maximum Kart, 2002’de tüm bireysel kredi kartlarının Maximum’a dönüştürülmesiyle kullanıcılara taksit, indirim ve MaxiPuan avantajları sunmaya başladı. İnternetten güvenli alışveriş tarafında 2003’te Maxinet uygulaması devreye alınırken, 2008’de Maximum Sanal Kart ile e-ticarette güvenlik ve kontrol imkanı artırıldı.

Kartlı ödeme teknolojilerinde 2006’da ilk çipli kredi kartlarıyla şifreli işlem dönemi başlarken, 2008’de temassız kredi kartlarının kullanıma sunulmasıyla ödeme deneyimi hız kazandı. Maximiles ise 2009’da hayata geçirilerek kart kullanımını seyahat deneyimiyle birleştirdi.

Dijital ve mobil ödeme alanında 2010’da MaxiPara Kart ile ön ödemeli kart deneyimi sunuldu. Cep telefonundan kredi kartıyla ödeme yapılmasına imkan tanıyan NFC teknolojisi ve karekodla ödeme çözümü ‘Parakod ile Ödeme’ 2012’de kullanıcılarla buluştu.

Maximum Mobil 2017’de kullanıma sunularak, bankanın ‘Hayatı Maksimumda Yaşatma’ vaadi somutlaşmış oldu. Böylece Maximum bir kredi kartının ötesine geçerek kullanıcılarının günlük hayatına değer katan bir program olarak farklılaştı. ‘Öde Geç’ uygulamasıyla da ödeme deneyimi günlük yaşamın bir parçası haline geldi.

Fiziksel karttan dijital kullanım deneyimine geçiş kapsamında 2023’te ‘Dijital Kart’ kullanıma sunuldu. Böylece fiziksel kredi kartı olmadan yalnızca dijital olarak üretilen kartların İşCep aracılığıyla peşin ve taksitli alışverişlerde ve MaxiPuan ile ödemelerde kullanılmasının önü açıldı.

Giyilebilir teknolojiler ve biyometrik ödeme alanında ise 2024’te Saat ile Ödeme özelliği devreye alınırken, 2025’te Yüz ile Ödeme teknolojisi kullanıma sunuldu. Maximum, bugün 440 bini aşkın üye iş yeriyle hizmet vermeye devam ediyor.

– ‘Son 10 yılda kartı sayısı 3’e katlandı’

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Lüle, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, Maximum’un Türkiye’de ödeme sistemlerinin gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Lüle, son 10 yılda Maximum markasının giderek güçlendiğini ve kart sayısında 3’e katlanan artış olduğunu dile getirdi.

Bu büyümenin kullanıcıları sayesinde gerçekleştiğini aktaran Lüle, ‘11,5 milyon müşteriye varan bir noktaya geldik. Çok yaygınız. Yani 440 bine aşkın üye işyeri tarafında Maximum markamızın kabul edildiğini ve ülke sathında neredeyse tüm sektörlerde yaygın bir şekilde kullandığını görüyoruz.’ diye konuştu.

Lüle, değerli markalarla özel anlaşmaları ve işbirlikleri olduğunu belirtti.

Kullanıcıların günlük hayatına doğrudan fayda sağlayabildiklerini ifade eden Lüle, ’25 yılda güven ve inovasyon arasında çok güzel bir denge kurduk. Maximum, İş Bankası gibi 102 yıllık bir Cumhuriyet kurumuna duyulan güvenden besleniyor. Güven, bireylerin ödemelerde ihtiyaç duyduğu bir kavram. Diğer taraftan da hayatı kolaylaştıracak yenilikler ve inovasyonla müşterilerimizin günlük hayatına değer katmaya devam ediyoruz.’ diye konuştu.

– ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor’

Lüle, hayatı kolaylaştıracak yenilikleri ve bir sadakat programının ötesine geçen yaklaşımıyla Maximum’un bireylerin, işletmelerin ve program ortağı iş ortaklarının günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.

Markalarını daha da güçlendirecek paydaşlarının sayısını artırmaya devam edeceklerini vurgulayan Lüle, ilerleyen dönemde de teknolojik çözümleri insan odaklı başlık açılarıyla birleştirerek hayatın her alanında değer yaratan çözümler sunmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Lüle, ‘Türkiye’nin ödeme sistemleri hepimizin iftihar edeceği boyutta çok güçlü bir şekilde seyrini devam ettiriyor. Gerçekten ülkemizdeki ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar, özel bankalar, kamu bankaları, son dönemde gündemimizde yer almaya, daha çok yer almaya başlayan ve daha çok yer almasını da istediğimiz fintekler, tamamen ödeme sistemlerinin günlük hayatta müşteriler ve de iş yapan taraflar arasındaki etkileşimi çok kolaylaştırdığını ve ülkenin büyümesine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz.’ dedi.

Ödemenin artık yalnızca bir işlemi tamamlama süreci olarak görülmediğini vurgulayan Lüle, hızlı, güvenli, kişiselleştirilmiş ve hayatın doğal akışına entegre uçtan uca bir deneyimin öne çıktığını kaydetti.

Lüle, Türkiye’de ödeme sistemlerine yatırım yapan bankalar ve finteklerin, müşteriler ile işletmeler arasındaki etkileşimi kolaylaştırdığını ve ülke ekonomisinin büyümesine katkı sunduğunu belirtti.

– ‘Bireysel temassız işlemler oranı yüzde 90’ı aştı’

E-ticarette ödeme deneyimlerinin hızla geliştiğini aktaran Lüle, fiziksel alışverişlerde de ödeme alışkanlıklarının temassız işlemlere yöneldiğini, bireysel temassız işlemlerin oranının yüzde 90’ı aştığını ifade etti.

İlerleyen dönemde ödeme alışkanlıklarında yaşanacak değişimlere de değinen Lüle, şunları kaydetti:

‘Belki gelecekte ödemelerin dijital varlıklarla yapılması gibi konular, merkeziyetsiz finans, stablecoin ya da tokenizasyonla birlikte özellikle uluslararası transferlerde ön plana çıkacak konular gündeme geliyor. Lokalde baktığımız zaman hem ödeme hem de alma konusunda ülkenin çok iyi konumlandığını görüyoruz. Özellikle ülke nezdinde kendi ulusal switch’imiz yani takas ve değişim işlerini bankalar arasında yapabilmemiz de gelecekte daha yenilikçi, daha güvenliğe ve daha inovasyona dayalı altyapıları kendi imkanlarımızla geliştirmemizi sağlıyor. Gelecekteki trendlerde ülkemiz ödeme sistemlerinin son derece doğru bir nokta olduğunu düşünüyorum.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.