Connect with us

GÜNCEL

TOPLUMUN SİNİR UÇLARI İLE OYNAMAK NEDİR?

Yayınlanma:

|

“Toplumun sinir uçlarıyla oynuyor” ifadesi, toplumların özellikle hassas, duyarlı ve kolayca tepki verebileceği konuları manipüle etme girişimini ölçmek için kullanılan bir deyimdir. Bu tür kontrolü, genellikle genel bir kesimini ya da bütünüyle yoğun bir şekilde belirli bir yöne etkilemek, bir çıkar sağlamak ya da dikkatleri başka bir yöne çekmek amacıyla yapılır. Ancak hem siyasi hem de sosyal alanda kendini gösterebiliyor ve çok sayıda kitlenin duygusal tepkilerini kışkırtmaya yönelik bir strateji olarak kullanılıyor.

1. Toplumun Sinir Uçları Nedir?

“Sinir uçlar” metaforu, biyolojik bir benzetmeden türetilmiştir. Vücudun en hassas bölgeleri olan sinir uçları, dış uyarılara anında tepki verir. Aynı şekilde toplumlardan bazılarının oldukça hassas olabilirler. Bu hassas konular, toplumsal toplumsal değişim gösterileri de genellikle din, milliyetçilik, sosyal adalet, ekonomik sorunlar, kültürel değerler, etnik sorunlar ve toplumsal cinsiyet gibi temel konuları kapsar. Bu yönde en ufak bir olumsuzluk, haksızlık veya tehdit algısı, toplumda geniş bir yankı uyandırabilir ve toplumsal bir tepki doğurabilir.

Örneğin:

  • Din ve milliyetçilik , pek çok toplum için en hassas parçaların biridir. Din ve millet kavramlarına yapılan saldırılar veya bu kavramlarla oynayan bir söz, hızlı ve güçlü bir tepki yaratabilir.
  • Ekonomik eşitsizlik ve sosyal adaletsizlik gibi nesnelerin duyarlı olduğu sinir uçlarından biridir. Özellikle ekonomik krizlerin yaşayabileceği zayıf kesimlerin yaşadığı kişiler, siyasi veya ekonomik aktörler tarafından kolayca manipüle edilebilir.
  • Kültürel değerler ve gelenekler , bir toplumun bir parçasıdır. Bu değerlere yönelik eleştirilere, toplumun büyük bir yerinde ciddi bir tepki verebilirsiniz.

Bu sıcaklıklara karşı herhangi bir olumsuz olumsuzluk veya manipülatif bir girişim, küresel öfke, korku, endişe veya güvensizlik gibi dayanıklılıkların iyileşmesine neden olabilir.

2. Sinir Uçlarıyla Oynamanın Amaçları

Toplumun sinir uçlarıyla faaliyetlerinin ardında farklı motivasyonlar yatabilir:

  • Siyasi Çıkar Sağlama : Siyasi aktörler, toplumun belirli farklılıklarını kaşıyarak kendi destek tabanlarını genişletmeye ya da var olan desteklerini sağlamlaştırmaya çalıştı. Örneğin, milliyetçilik vurgusu yaparak toplumdaki bir “biz ve onlar” algısını yaratmak, bazı siyasi figürler için destek kazanma yolu olabilir.
  • Toplumu Kutuplaştırmak : Kutuplaştırma, çoğu zaman iktidar mücadelesinde kullanılan etkili bir yöntem. Toplumun kesin kararlı iki karşıt görüşe ayrılması, bazı siyasi partilere veya gruplara daha sadık bir destekçi kitlesi yaratabilir.
  • Dikkat Dağıtma : Toplumsal sorunlar, skandallar veya başarısızlıklar gündemdeyken, bazı aktörlerin dikkatleri başka bir ilgi çekmek için toplumsal sinir uçlarını kaşıyabilir. Örneğin, bir ekonomik kriz döngüsünde, kamuoyunun dikkatini dağıtmak için din, etnik köken veya güvenlik gibi hassas konular gündeme getirilebilir.
  • Medyanın İlgi Çekme Çabası : Medya organları, toplumun sinir uçlarını kaşıyarak daha fazla dikkat çekerek ve izlenme oranlarını artırmaya çalışın. Özellikle popülist anlatımlar ve hikayelerle birlikte kültürel özgürlüklere dokunarak daha fazla okuyucu ya da izleyici çekmeyi hedefler.

3. Sinir Uçlarıyla Oynama Yöntemleri

Toplumun sinir uçlarıyla oynamanın çeşitli yolları vardır. bunlardan bazıları şunlardır:

  • Kışkırtıcı Söylemler ve Sloganlar : Kışkırtıcı söylemler, toplumsal özellikleri tetikleyebilir. Örneğin, milliyetçilik üzerinden yapılan kışkırtıcı söylemler veya dini değerler öne çıkan kışkırtıcı ifadeler, toplumun sinir uçlarını kaşımak için kullanılan sık sık bölünmeden biridir.
  • Korku ve Tehdit Yaratmak : Toplumun korkularını harekete geçirme, özellikle güvenlik konusunda yapılan propagandalarla devam ediyor. Örneğin, dış tehditlerin abartılması ya da içerideki belirli bir güvenlik sorunu olarak lanse edilmesi, zayiat manipülasyonu ile farklı bir yerde bulunur.
  • Yalan Bilgi ve Manipülasyon : Toplumun hassas olduğu yıllık yalan haberlerin veya çarpıtılmış bilgilerin işlenmesi da sinir uçlarıyla oynamanın bir yöntemidir. Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan yalan haberler, kısa sürede geniş bir kitleye ulaşabilir ve toplumsal bir tepki yaratabilir.
  • Güncel Olaylar Abartma : Toplumun zaten hassas olduğu konularla bağlantılı bir olay olduğunda, bu olay medya tarafından abartılarak veya farklı şekilde yansıtılarak toplumun endişesi ve korku yaratılabilir.

4. Toplum Üzerindeki Etkileri

Toplumun sinir uçlarıyla oynamasının kısa vadeli ve uzun vadeli sonuçları bulunmaktadır:

  • Kutuplaşma : Toplum içinde derin bölünmeler meydana gelir. İnsanlar farklı gruplara ayrılır ve bu gruplar arasında güven kaybı yaşanır. Bu durum, uzun süreli toplumsal huzuru zedeler ve çatışma potansiyelini arttırır.
  • Güvensizlik ve Korku İklimi : Sürekli olarak toplumsal sinir uçlarına dokunulması, evrensel bir güvenliksizlik ve korku iklimi yaratır. Bu durumda, yaşayacağı günlük yaşamlarını olumsuz etkiler ve toplumsal psikolojik gerilim yaratır.
  • Demokratik Değerlerin Zedelenmesi : Manipülasyon ve provokasyonlar, toplumsal demokratik değerlere olan inancını sarsabilir. Özellikle medya ve siyasi aktörler tarafından kullanılan bu yöntemler, toplumsal bilincin zayıflamasına ve güvenini kaybetmesine neden olabilir.

5. Toplumun Sinir Uçlarıyla Oynama Çabalarına Karşı Alınabilecek Önlemler

Bu tür manipülatif girişimlere karşı toplumun direncini kazanabilmesi için yapılabilecek bazı şeyler vardır:

  • Medya Okuryazarlığının Arttırılması : Medya okuryazarlığı, insanların yalan haberleri ve manipülasyonlarını daha kolay fark etmelerini sağlar. Toplumun medya okur yazarlığı konusunda bilinçlendirilmesi, büyümelerin oranları.
  • Eleştirel Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesi : Eleştirel düşünmenin, yaşanacak olayların sorgulanmasını ve daha fazla büyüme analizinin desteklenmesini sağlar. Bu da, manipülatif girişimlere karşı daha dirençli hale gelir.
  • Bağımsız ve Güvenilir Medya Kuruluşlarının Desteklenmesi : Toplumun büyümelerinden korunması için bağımsız ve güvenilir medya kuruluşlarının desteklenmesi önemlidir. Bu sayede doğru etkilere ulaşmak kolaylaşır ve toplum daha sağlıklı bir şekilde bilgilendirilir.
  • Toplumsal Bilinç ve Dayanışma : Toplumun bir bütün olarak, hassas bir şekilde daha dikkat edilmesi ve provokasyonlara hareket kapılmaması önemlidir. Toplumsal dayanışma, parazit olaylarına karşı bir kalkan görevi görülüyor.

Sonuç olarak, “toplumun sinir uçlarıyla oynuyor” deyimi, toplumları manipüle etmeye yönelik bir strateji olarak ortaya çıkıyor. Toplumun farklılıklarının tutukluluk halinde kışkırtılması, kısa vadeli çıkarlar sağlasa da uzun süreli toplumsal birlik ve huzurun tehdit edilmesidir. Bu nedenle toplumun, bu tür manipülatif girişimlere karşı tutulması ve dirençli olması büyük önem taşır. GPT

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bank Pozitif’in yeni sahibi Efor Holding oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

TMSF’nin satışa çıkardığı Bank Pozitif’te kritik süreç tamamlandı

Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında 2025 yılında yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen Bank Pozitif’in satış süreci, Türk finans sektörünün en dikkatle takip ettiği gelişmelerden biri oldu. Yaklaşık bir yıldır kayyım yönetiminde faaliyetlerini sürdüren banka, TMSF tarafından gerçekleştirilen ihale sürecinin ardından yeni sahibine devredilme aşamasına geldi.

TMSF tarafından yapılan ihale kapsamında Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesi satışa çıkarılırken, bank

Bank Pozitif’in TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalesinde en yüksek teklifi veren EFOR Grup, bankanın yüzde 97 hissesini devralmaya hak kazandı. Böylece yaklaşık bir yıldır TMSF yönetiminde bulunan Bank Pozitif yeniden özel sektör bünyesine geçmiş oldu.

Efor Holding bankacılık sektörüne girdi

Bank Pozitif’in satış sürecinin en dikkat çekici sonucu, bankanın yeni sahibinin Efor Holding olması oldu. TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifi veren Efor Holding, Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesini devralarak bankacılık sektörüne önemli bir adım attı.

Çay, enerji, maden, gübre ve yapı sektörlerinde faaliyet gösteren Efor Holding’in bu satın alması, grubun finans sektörüne yönelik ilk büyük yatırımı olarak değerlendiriliyor. Holding, son yıllarda sanayi ve enerji alanlarında büyümesini sürdürürken, Bank Pozitif satın almasıyla faaliyet alanını finans sektörüne de taşımış oldu.

Neden önemli?

Bankacılık lisansı almanın son derece zorlaştığı bir dönemde mevcut bir bankanın satın alınması, sıfırdan banka kurmaktan çok daha hızlı ve stratejik bir yöntem olarak görülüyor. Bu nedenle Efor Holding’in yalnızca bir banka satın almadığı, aynı zamanda Türkiye’nin sınırlı sayıdaki kalkınma ve yatırım bankası lisanslarından birine sahip olduğu değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?

Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.

1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı

6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.

Vatandaş ve firmaya etkisi

  • Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
  • Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
  • Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.

2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.

Kimleri ilgilendiriyor?

  • Yurt dışında çalışan profesyoneller
  • Yazılımcılar
  • Fon yöneticileri
  • Girişimciler
  • Uluslararası danışmanlar

Etkisi

Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.

3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor

Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.

Şirketlere sağlanan avantajlar

  • Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
  • Kurumlar vergisinde büyük indirimler
  • İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler

Beklenen sonuç

Türkiye’nin;

  • bölgesel finans merkezi,
  • bölgesel muhasebe merkezi,
  • teknoloji ve veri merkezi

olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.

4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.

Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Kim kazanıyor?

  • İmalat sanayi
  • Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
  • Tarımsal üretim şirketleri

Etkisi

Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.

Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:

  • üretim yatırımlarını artırabilir,
  • kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
  • sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.

Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.

5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı

Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.

Sonuç

Türkiye’nin:

  • ticaret merkezi,
  • tedarik zinciri merkezi,
  • bölgesel lojistik üs

olma hedefi destekleniyor.

6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor

31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.

Dikkat çeken nokta

Normal vergi oranı %5.

Ancak;

  • 5 yıl tutulursa %0
  • 4 yıl tutulursa %1
  • 3 yıl tutulursa %2
  • 2 yıl tutulursa %3
  • 1 yıl tutulursa %4

olarak uygulanabilecek.

Ekonomiye etkisi

Hazine’nin amacı:

  • Döviz girişini artırmak,
  • Finansal sisteme kaynak çekmek,
  • Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.

Bankavitrini yorumu

Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:

1. Üretimi teşvik etmek

%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.

2. Yabancı sermayeyi çekmek

Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.

3. Döviz girişini artırmak

Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.

Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;

  • hukuk güvenliğine,
  • finansmana erişime,
  • kur istikrarına,
  • yatırım ortamına

bağlı olacak.

Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.

Önerilen başlıklar:

  1. Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
  2. Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
  3. Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
  4. Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
  5. İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.

Okumaya devam et

EKONOMİ

2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi

“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir

Yayınlanma:

|

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.

Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.

Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.

Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.

İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.

Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.

Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.

Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;

Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.

Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.

Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.

İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.

Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.

Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.