Connect with us

GÜNCEL

KİTLESEL HİSTERİ KRİZİ NEDİR

Yayınlanma:

|

Kitlesel Histeri Krizi Nedir? Nedenleri, Sonuçları ve Önleme Yöntemleri

Kitlesel histeri krizi, bir grup insanın ortak bir korkusu, endişesi veya stres sonucu toplu halde anormal davranışlar sergilemesi, panik yaşaması ve hatta fiziksel görünüm olarak performans göstermesi. Toplum içinde yayılan bir korkunun hızla büyümesiyle ortaya çıkan bu durum, gevşemeye başlayarak benzer tepkiler gösterilmesiyle daha da yaygınlaşabilir. Kitlesel histeri krizleri, genellikle sosyal, kültürel, psikolojik ve bunların dağılımının şekillenir ve tarih boyunca birçok farklı toplumda görülür.

Kitlesel Histeri Krizinin Nedenleri

Kitlesel histeri krizinin ortaya çıkmasında çeşitli faktörler rol oynar:

  1. Toplumsal Baskı ve Kaygılar : Toplumlarda belirli dönemlerde yaşanan sosyal veya kültürel baskılar, bireylerde stres yaratabilir. Bu tür baskılar, yaşayacaklarını artırarak histerik krizlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
  2. Çevresel ve Ekonomik Faktörler : Doğal afetler, uzunluklar ve ekonomik krizler gibi toplumsal harcama yaratan olaylar, yaşanacak krizlere daha yatkın hale gelmesine neden olabilir.
  3. Psikolojik Bulaşıcılık : Kaygı ve korkunun bir arada bulunduğu, hızla yayılan, kitlesel histeri krizlerinin temel merkezlerinden biridir. Bir kişinin kaygısı, süreçlerine hızla yayılabilir ve bu kitlesel bir paniğe dönüşebilir.
  4. Yanlış Bilgilendirme ve Medya Etkisi : Medyada yayılan yanlış bilgiler veya korku uyandıran söylentiler, kitlesel histeri krizlerinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynuyor. Özellikle sosyal medya üzerinden hızla yayılan dedikodular, topluma paniğe yol açabilir.

Kitlesel Histerinin Bulaşma Süreci

Kitlesel histeri krizleri genellikle belirli bir süreç içinde ortaya çıkar:

  1. İlk Tetikleyici Olay : Histeri krizinin başlaması, genellikle bir kişi veya küçük bir grubun yaşadığı anormal bir durumdur. Bu bireylerin baş sınırları, mide renkleri veya nefes darlığı gibi özellikleri olabilir.
  2. Kaygının Artması ve Bulaşması : belirtilerii gören diğer kişiler, aynı belirtileri yaşama korkusuna kapılabilir. Bu korku, akışın hızla ilerlemesine neden olur ve toplulukta bir “psikolojik genişlemelik” etkisi yaratır.
  3. Toplum İçindeki İletişim : Çevredeki insanlar arasında hızla bilgi paylaşımı yapılır. Sosyal medya, telefon veya yüz yüze iletişim yoluyla bu kaygı diğer kişilere aktarılır ve olay daha geniş bir kitleye dağıtılır.
  4. Toplu Hareketlenme : Toplumdaki bireyler arasında korku ve paniğin artması, toplu kaçışlar, bağırma ve ağlama gibi tepkilere yol açılabilir.

Kitlesel Histeriyi Önleme Yöntemleri

Kitlesel histeri krizlerini önlemek ve kontrol etmek için bazı stratejiler uygulanabilir:

  • Bilgilendirme ve Doğru İletişim : Halkı sakinleştirecek ve doğru bilgiyi aktaracak güvenilir yaşam varlığı, kitlesel histeri krizlerinin önlenmesinde oldukça etkilidir. Yetkililerin açıklama yapması ve dedikoduların engellenmesi, küresel güven ortamı yaratır.
  • Psikolojik Destek : Kriz anlarında bireylere sağlanacak psikolojik destek, histeri krizlerinin çözülebilmesi önlenebilir. Okullar, iş yerleri ve diğer toplu alanlarda destek psikolojik hatları oluşturulmalı, bu sayede sayesinde kriz anlarında destek alımı sağlanıyor.
  • Sakinlik ve Güven Ortamının Sağlanması : Yetkililerin olaylarına hızlı müdahalesi, güvenliğin sürdürülmesi ve paniğin azaltılması tedbirlerin alınması önemlidir. Kriz durumlarında güvenlik güçleri, sağlık ekipleri ve uzmanların destek birimleri kapsamlı bir şekilde devreye girmelidir.
  • Toplumun Bilinçlendirilmesi : Özellikle kitlesel histeri krizlerinin yaşı

anlayabileceği ortamlar olan okul, fabrika ve kışla gibi kalabalık bireylere stres ve kaygı yönetimi eğitimi faydalı olur. Bu sayede bireylerin krizleri anında daha kontrollü tepkiler verebilirler. Kitlesel olarak geçmişinin evrenselliğinin doğru şekilde geniş ve geniş olması, bu tür olaylarla karşılaşıldığında daha sağlıklı tepkiler verilmesini sağlar.

  • Medya ve Sosyal Medyanın Rolü : Kitlesel histeri krizlerinde medya, olayın büyümesine veya bozulmasına doğrudan etki edebilir. Yanlış veya anormal haberlerin saklanması, krizlerin yönetimi önemlidir. Medyanın sakinleştirici bir dil kullanabilir, toplumsal paniğin kalıcı olmasını engelleyebilir. Aynı zamanda sosyal medya kullanıcılarının doğru ve doğrulanmamış bilgilerin paylaşılması, yanlış kısımların kesilmesi.

Kitlesel Histeriye İlişkin Ünlü Örnekler

Tarih boyunca çeşitli örnekler, kitlesel histerinin toplumların üzerindeki görünümlerin önüne sermiştir. Bu örneklerden bazıları şunlardır:

  1. Salem Cadı Mahkemeleri : 1692 yılında Amerika’nın Salem kasabasında, cadılıkla suçlanan kişilerin toplumda büyük bir histeri yarattı. Birkaç kişinin cadı ilan edilmesiyle başlayan süreçte, toplumdaki korku ve panik nedeniyle çok sayıda kişi suçlandı ve cezalandırıldı. Bu olay, kitlesel histerinin sosyal sonuçları açısından en bilinen örneklerden biridir.
  2. 1938 Radyo Yayınında Marslıların Dünyayı İstila Ettiği Söylentisi : Amerika’da bir radyo tiyatrosunun, “Dünyalar Savaşı” romanını radyo yayını olarak yayınlaması, dinleyicilerde büyük bir panik yarattı. Yayını dinleyen insanlar, Marslıların dünyanın istilasına inandı ve panik içinde sokaklara döküldü. Bu olay, medyanın kitlesel histeri üzerindeki dağılımını gösteren önemli bir örnektir.
  3. Orta Doğu’daki Zehirlenme Vakaları : 1980’lerde Orta Doğu’da bazı okullarda görülen toplu bayılma vakaları, gaz zehirlenmesi söylentileriyle toplumsal paniğe yol açtı. Bu olayda herhangi bir gerçek gaz tehdidinin varlığına rağmen, bölgedeki toplu olarak benzer büyüklükte gösterisel geçmişin süresine örnek teşkil eder.
  4. Dans Salgını : Orta Çağ Avrupa’da yeni dans çılgınlığı vakaları, insanların kontrolsüzce dans etmeye başlaması ve durmaksızın hareket etmeleri, böylece yorgun düşüp bayıldıkları bir kitlesel histeri kriziydi. Bu durum, o dönem Avrupa’sında oldukça yaygın bir histeri krizi olarak biliniyor.

Kitlesel Histerinin Psikolojik Temelleri

Kitlesel histerinin temelinde sosyal psikoloji ve bireysel psikolojik mekanizmalar yatar. İnsanlarda geçiş, korku veya baskı altında hissedilirken, bu sıcaklıktaki fiziksel görüntülere dönüşme gerçekleşir. Bir kişinin gösterdiği gelişme, diğer insanların bilinçaltında aynı belirtiler yaşama belirtilerini tetikler. Bu psikolojik etkiler, toplum içinde özet olarak ve toplu bir histeriye dönüşebilir.

Toplumların duygusal ve psikolojik olarak birleşmesine bağlı olması, korku veya panik anında meydana gelen etkilenmeyi arttırır. Bu nedenle kitlesel histeri, bireylerin korkularının toplu halde bir krize dönüşmesiyle ortaya çıkar.

Sonuç

Kitlesel histeri krizleri, bireysel insanların korkularının tüm dünyada yaygın bir kriz haline dönüşmesiyle ortaya çıkan, karmaşık bir psikolojik ve sosyal olaydır. Bu krizler, tarih boyunca farklı kültürlerde ve dönemlerde gözlemlenmiş ve toplumsal yapılar üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Kitlesel histeri krizlerinin önlenmesi ve kontrollerinin bir araya getirilmesi için toplumun doğru bilgilendirilmesi, psikolojik desteğin sürdürülmesi, medyanın sorumlu bir şekilde bilgi aktarımı ve kriz yönetimi konusunda bilincin arttırılması gerekmektedir. Bu ölçüde, kitlesel histeri krizlerinin çoğunu engelleyebilir ve daha sağlıklı bir sosyal yaşamalarını sağlayabilir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bank Pozitif’in yeni sahibi Efor Holding oldu

Yayınlanma:

|

Yazan:

TMSF’nin satışa çıkardığı Bank Pozitif’te kritik süreç tamamlandı

Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında 2025 yılında yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen Bank Pozitif’in satış süreci, Türk finans sektörünün en dikkatle takip ettiği gelişmelerden biri oldu. Yaklaşık bir yıldır kayyım yönetiminde faaliyetlerini sürdüren banka, TMSF tarafından gerçekleştirilen ihale sürecinin ardından yeni sahibine devredilme aşamasına geldi.

TMSF tarafından yapılan ihale kapsamında Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesi satışa çıkarılırken, bank

Bank Pozitif’in TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalesinde en yüksek teklifi veren EFOR Grup, bankanın yüzde 97 hissesini devralmaya hak kazandı. Böylece yaklaşık bir yıldır TMSF yönetiminde bulunan Bank Pozitif yeniden özel sektör bünyesine geçmiş oldu.

Efor Holding bankacılık sektörüne girdi

Bank Pozitif’in satış sürecinin en dikkat çekici sonucu, bankanın yeni sahibinin Efor Holding olması oldu. TMSF tarafından gerçekleştirilen ihalede en yüksek teklifi veren Efor Holding, Bank Pozitif’in yüzde 97 oranındaki hissesini devralarak bankacılık sektörüne önemli bir adım attı.

Çay, enerji, maden, gübre ve yapı sektörlerinde faaliyet gösteren Efor Holding’in bu satın alması, grubun finans sektörüne yönelik ilk büyük yatırımı olarak değerlendiriliyor. Holding, son yıllarda sanayi ve enerji alanlarında büyümesini sürdürürken, Bank Pozitif satın almasıyla faaliyet alanını finans sektörüne de taşımış oldu.

Neden önemli?

Bankacılık lisansı almanın son derece zorlaştığı bir dönemde mevcut bir bankanın satın alınması, sıfırdan banka kurmaktan çok daha hızlı ve stratejik bir yöntem olarak görülüyor. Bu nedenle Efor Holding’in yalnızca bir banka satın almadığı, aynı zamanda Türkiye’nin sınırlı sayıdaki kalkınma ve yatırım bankası lisanslarından birine sahip olduğu değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

GÜNCEL

İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Yayınlanma:

|

Yazan:

4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?

Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.

1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı

6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.

Vatandaş ve firmaya etkisi

  • Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
  • Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
  • Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.

2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.

Kimleri ilgilendiriyor?

  • Yurt dışında çalışan profesyoneller
  • Yazılımcılar
  • Fon yöneticileri
  • Girişimciler
  • Uluslararası danışmanlar

Etkisi

Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.

3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor

Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.

Şirketlere sağlanan avantajlar

  • Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
  • Kurumlar vergisinde büyük indirimler
  • İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler

Beklenen sonuç

Türkiye’nin;

  • bölgesel finans merkezi,
  • bölgesel muhasebe merkezi,
  • teknoloji ve veri merkezi

olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.

4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi

Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.

Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.

Kim kazanıyor?

  • İmalat sanayi
  • Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
  • Tarımsal üretim şirketleri

Etkisi

Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.

Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:

  • üretim yatırımlarını artırabilir,
  • kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
  • sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.

Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.

5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı

Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.

Sonuç

Türkiye’nin:

  • ticaret merkezi,
  • tedarik zinciri merkezi,
  • bölgesel lojistik üs

olma hedefi destekleniyor.

6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor

31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.

Dikkat çeken nokta

Normal vergi oranı %5.

Ancak;

  • 5 yıl tutulursa %0
  • 4 yıl tutulursa %1
  • 3 yıl tutulursa %2
  • 2 yıl tutulursa %3
  • 1 yıl tutulursa %4

olarak uygulanabilecek.

Ekonomiye etkisi

Hazine’nin amacı:

  • Döviz girişini artırmak,
  • Finansal sisteme kaynak çekmek,
  • Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.

Bankavitrini yorumu

Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:

1. Üretimi teşvik etmek

%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.

2. Yabancı sermayeyi çekmek

Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.

3. Döviz girişini artırmak

Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.

Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;

  • hukuk güvenliğine,
  • finansmana erişime,
  • kur istikrarına,
  • yatırım ortamına

bağlı olacak.

Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.

Önerilen başlıklar:

  1. Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
  2. Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
  3. Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
  4. Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
  5. İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı

Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.

Okumaya devam et

EKONOMİ

2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi

“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir

Yayınlanma:

|

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.

Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.

Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.

Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.

İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.

Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.

Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.

Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;

Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.

Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.

Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.

İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.

Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.

Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.