GÜNCEL
Tarımda 2024’ün bilançosu ve 2025 beklentileri
Bitkisel Üretim, Bitkisel Yağ ve Yağlı Tohumlar, Çay, Destekleme, Hibe ve Krediler, Domates, Fındık, Gıda, Hayvancılık, Hububat, İş Bankası Çiftçi Buluşmaları, İthalat ve İhracat, Kooperatifçilik, süt, Tarım, Tarım Bakanlığı, Tarım Politikaları, Yağlı Tohumlar, Yaş Meyve ve Sebze, Zeytin ve Zeytinyağı
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünlerinde planlı üretim başladı. Bitkisel üretimde bir yandan 2025 yılı bütçesinden 2024 üretim yılı destekleri ödenecek bir yandan da 2025-2027 dönemi için yeni destekleme modeli uygulanacak. Yeni modelin nasıl uygulanacağını Tarım bakanlığı yetkilileri üreticilere anlatsa da her yeni uygulamanın olduğu gibi bazı sancılar yaşanacak. Birleşmiş Milletler 2025 yılını “Uluslararası Kooperatifler Yılı” ilan etti. Tarımda 2024 bilançosu ve 2025 beklentileri.
Artan maliyetler, düşük fiyat, tarlada kalan ürünler, planlı üretim, destekleme modelindeki değişiklik, ithalat politikası, ihracat yasakları, iklimin etkileri, pestisit, sahte gıdalar, gıda enflasyonu ve daha birçok konu 2024 yılında tarıma damga vuran gelişmeler oldu.
Hayvancılıkta 2024-2025ve 2026 yılını kapsayacak şekilde destekler açıklandı. Yeni destekleme modelinde hastalıktan ari işletmeler, kadın ve genç çiftçiler, örgüt üyesi olanlara ilave destekler getirilirken hastalıklarla mücadele öne çıktı. Yıl boyunca çiğ süt ve kırmızı et fiyatı hep gündemde oldu.
İthalat devam etti
Yılın hemen başında 2024 yılında 600 bin baş besilik sığır ithalatının yapılacağı duyuruldu. Besilik sığırın yanı sıra kasaplık ve damızlık sığır ithalatı devam etti. Ayrıca yoğun bir şekilde karkas et ithalatı yapıldı. Kırmızı et fiyatları ithalatla kontrol altına alınmaya çalışıldı. Bitkisel üretimde ise mısır, ayçiçeği başta olmak üzere sıfır gümrükle veya düşük ithalat vergileri ile ithalat politikası sürdürüldü.
İhracat yasakları ülkeye ve üreticiye zarar yazdı
İç piyasada fiyatı artan gıda ürünleri ihracat yasağı ile fiyatın düşürülmesi hedeflendi. Özellikle dökme ve varilli zeytinyağı ihracatında uzun süren ihracat yasağı hem ihracatın azalmasına hem de ihracat pazarlarının kaybedilmesine neden oldu. Salça ihracatına getirilen yasak sanayi domatesinin tarlada kalmasına neden oldu. Beyaz ette ihracat kısıtlaması üreticiye ve ülkeye zarar verdi. Buğdayda ithalat yasağı yıl sonuna doğru esnetilse de yasak büyük oranda devam ediyor.
Tarımda çok zorlu bir yılı geride bıraktık. Tarım yazmaya başladığım 1996 yılından bu yana belki de en “kötü” yıldı. Üretici hasat ettiği hemen hemen her üründen zarar etti. Ürününü satamadı, tarlada, bahçede kaldı. Artan maliyetlere rağmen birçok üründe üretici 2023 yılının fiyatından daha düşük bir fiyatla satmak zorunda kaldı. Üreticinin ucuza sattığı ürünleri tüketici yine pahalıya almak zorunda kaldı.
Gıda enflasyonu gündemden düşmedi
Geçmiş yıllarda olduğu gibi 2024 yılında da gıda enflasyonu hiç gündemden düşmedi. Her ay açıklanan enflasyon verilerinde ilk bakılan veri gıda fiyatları oldu. Gelişmiş pek çok ülkede yıllık yüzde 2-3 olan gıda enflasyonu Türkiye’de aylık olarak yaşandı. Dünya gıda enflasyonu liginde Türkiye hep ilk 3-5 ülke arasında yer aldı. Üretici bir çok ürünü düşük fiyattan satmak zorunda kalırken, tüketici alım gücünün de düşmesiyle “pahalı” diye alamamaktan şikayet etti.
İşte 2024’e damgasını vuran gelişmeler:
OCAK
– Türkiye yeni yıla son 22 yılın enflasyon rekoru ile girdi. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK), 2023 yılı enflasyonunu yüzde 64,77 olarak açıkladı. Gıda enflasyonu ise yüzde 72,01 oldu.
– Yılın başında köprü ve otoyol ile başlayan zamlar akaryakıtla devam etti. Mazota litrede 2,16 lira, benzinde 2,31 lira zam yapıldı.
– Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD), Aralık ayında 1 litre çiğ sütün üretim maliyetini 14 lira 80 kuruş olduğunu, 1 litre çiğ sütün en az 17 lira 76 kuruşa satılması gerektiğini açıkladı. Bu fiyata 2024’ün sonunda ancak ulaşılabildi.
– Türkiye İş Bankası, Aydın Bozdoğan Şubesi’ni “Tarım İhtisas Şubesine dönüştürerek açılışını yaptı.
– Fındık ihracatında 2023’ün şampiyonu İtalyan Ferrero olurken, Cüneyd Zapsu’nun şirketi Balsu ikinci, Singapur sermayeli Olam Gıda (OFİ) üçüncü oldu.
– Çiftçinin bankalara kredi borcu son bir yılda yüzde 88,5 arttı. Tarım ve balıkçılıkta toplam kredi bakiyesi Kasım ayı sonu itibariyle, 2022’de 309,8 milyar lira, 2023’te 584 milyar lira.
– Çiğ süt referans fiyatı 22 Ocak’tan geçerli olmak üzere yüzde 17,4 artışla litre başına 11,5 liradan 13,5 liraya çıkarıldı.
– Tarım ve Orman Bakanlığı, 2024’te 600 bin baş besilik sığır ithalatı yapılacağını açıkladı.
– Almanya’da çiftçiler, hükümetin mazot desteğini ve diğer sübvansiyonları azaltma girişimine karşı, başta başkent Berlin olmak üzere birçok kentte gösteriler yaptı. Fransız çiftçiler de yolları saman balyaları ve gübre dökerek kapatarak hükümeti protesto etti.
– Safranbolu Safranı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.
– Tarımda 2024-2028 Stratejik Planı yayınlandı. Plan’a göre: tarımsal girdilerde dışa bağımlılık azaltılacak, iklim değişikliği, göç ve jeopolitik riskler dikkate alınacak, Organize Tarım Bölgesi(OTB) sayısı 39’dan 100’e çıkarılacak, planlı üretim yapılacak bitkisel ürün sayısı 17 olacak.
– Gübre üreticilerinin ve ithalatçılarının kullanması zorunlu kılınan ve gübrenin içine atılan DNA Barkod bedeline yüzde 63 zam yapıldı.
– Aralık 2023 son 53 yılın en sıcak ayı olunca fare popülasyonunda büyük artış oldu. TMO uyardı: “Önlem alınmazsa farenin verdiği zarar yüzde 100’e kadar ulaşabilir”
– Hatay Erzin, Dörtyol, Samandağ ve diğer ilçelerde binlerce ton narenciye dalında kaldı. Üretici ürünü toplayacak işçi bulamadı. Üreticilerin çağrılarını paylaşınca dalında kalan mandalinalar toplanmaya başlandı. İlk destek Ebru Baybara Demir ve ekibinden geldi.
– Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 22 Ocak’ta yaptığı açıklamada en önemli hedeflerinin et ithalatını bitirmek olduğunu söyledi. Yumaklı ayrıca; “Besici ne kadar hayvan istiyorsa o kadar ithal edilecek. Süt maliyetinde sektör uzlaşmalı. Desteklemede yeni kriterler uygulanacak. Kadınlara ve gençlere ekstra destek verilecek. Zeytinyağını bizden 3 dolara alıp 8,5 Avroya satıyorlar. Tohumculuk tartışması gündemden düşmeli” dedi.
– Tarım Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü hazırladığı raporla; Kıbrıs’ta görülen yeşillenme hastalığı riski nedeniyleTürkiye’nin 5,3 milyon ton turunçgil üretiminin risk altında olduğunu açıkladı.
– Resmi Gazete’de 26 Ocak’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile;100 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu 250 bin ton ham ayçiçek yağı ithalatı için tarife kontenjanı açıldı. Karar ile yağlık ayçiçeği tohumunda gümrük vergisi yüzde 27’den yüzde 12’ye, ham ayçiçeği yağında ise yüzde 36’dan yüzde 22’ye indirildi.
– TMO, 150 bin ton makarnalık bugday ihracat ihalesi açtı. İhalede ton başına en düşük 354,10 dolar, en yüksek 404,80 dolar teklif verildi.
– Mersin’de 2019’dan beri “Üretmezsek Tükeniriz” temasıyla düzenlenen toplantı 27 Ocak’ta yapıldı. Konu “Küresel İklim Değişikliği ve Tarımsal Planlama”ydı.
– Yapılan 1 lira 38 kuruş zam ile bazı illerde mazotun litresi 43 liranın üzerine çıktı.
– Resmi Gazete’de 31 Ocak’ta yayımlanan kararla, limon suyu izlenimi veren;limon aromalı sos, limon sosu, limonlu sos ve benzeri isimlerle limon suyu benzeri ürünlerin satışı yasaklandı.
ŞUBAT
– Amerika Tarım Bakanlığı Türkiye Narenciye Raporu yayınladı. Raporda, Türkiye’nin limon, portakal, mandalina, greyfurt üretimi, tüketimi, ihracatı, ithalatı, fiyatları ve yaşanan sorunlar yer aldı.
– Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın görevden alındı yerine Fatih Karahan atandı.
– TÜİK’e göre Ocak ayında enflasyonu yıllık % 64,86 olurken aylık % 6,70 arttı. Gıda enflasyon yıllık % 69,71 ve aylık 5,19 oldu.
– Aydın Memecik zeytinyağı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.
– Antakya’yı su basarken, Devlet Su İşleri Afrika ülkesi Cibuti’ye taşkınları önlemek için baraj yaptı.
– TÜİK’e göre hayvan varlığı 1 yılda 4,3 milyon baş azaldı. Hayvan varlığı büyükbaşta son 6 yılın, küçükbaşta son 4 yılın en düşük seviyesine geriledi.
– Resmî Gazete’nin 13 Şubat 2024 tarihli sayısında yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yeşil mercimek ithalatında gümrük vergisi 30 Haziran 2024’e kadar sıfırlandı. İhracat ise fiilen durduruldu.
– Üreticide son 1 yılda fiyatı en çok artan ürünler; fındık, fıstık, ceviz, badem ve tropikal meyveler oldu. TÜİK’e göre Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Ocak 2024’te yıllık %57,85 arttı.
– Kesimhanelerde dana karkasın kilosu 300 lirayı, kuzu karkasın kilosu 400 lirayı geçti. Kıymanınkilosu 500-600 lira, kuzu eti 700-800 liradan satılıyor. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre son bir ayda dana kesim fiyatları yüzde 15,3 artarken son 1 yılda yüzde 83,4 arttı. Kuzu karkasın kilosu 1 ayda yüzde 33,7 arttı. Son 1 yıldaki artış yüzde 154,9.
– Kayum atanarak görevden alınan Osman Türkman, 1 yıl sonra yeniden Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı seçildi.
– Dökme ve varilli zeytinyağı ihracatındaki yasak nedeniyle zeytinyağı ihracatı 3 ayda % 69 azaldı.
– Tarım ve Orman Bakanı İbrahim yumaklı “Hayvancılığın 5 Yıllık Yol Haritası”nı 26 Şubat’ta açıkladı. Yumaklı, kırmızı et fiyatını fırsatçıların artırdığını iddia etti.
– TÜİK’ e göre, ekonomi 2023’te yüzde 4,5 büyüdü, tarım yüzde 0,2 küçüldü. Finans ve sigorta sektörü yüzde 9, inşaat yüzde 7,8 büyüdü.
MART
– Dana karkas etin fiyatı bir ayda yüzde 20,8 artarken kuzu karkasın fiyatı yüzde 36,4 arttı.
– Et ve Süt Kurunu, Uruguay’dan 3,90 dolara aldığı danaları besiciye 6 dolara sattı. ESK yetkililerine göre ithalattan elde edilecek gelirle hayvancılık geliştirilecek.
– TÜİK’e göre Şubat’ta enflasyon aylık yüzde 4,53 yıllık yüzde 67,07 oldu. Gıda enflasyonu aylık yüzde 8,25 yıllık yüzde 71,2 arttı. Fiyatı en çok artan 10 üründen 9’u gıda ürünü.
– TMO, 150 bin ton makarnalık buğday ihracat ihalesi açtı. İhaleye ton başına 270 dolar( yaklaşık 8 bin 640 lira) fiyat teklif edildi. Düşük fiyat nedeniyle ihale onaylamadı.
– Türk Traktör, yerli üretim ilk elektrikli traktörü Konya Tarım Fuarı’nda çiftçilere tanıttı.
– Ekmek ve simit fiyatı belirlenirken Ticaret Bakanlığından olumlu görüş alınmasına ilişkin Karar, 12 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı.
– TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mustafa Kayhan ile görüştü. Etteki krizin asıl nedeninin süt fiyatlarının baskılanması olduğu ifade edildi. Toplantıda “eskiden Doğu’dan et alırken bugün Doğu’ya et gönderiyoruz. Et fiyatları 2-3 yıl daha can yakmaya devam edecek” sözleri dile getirildi.
– Birçok ürünün fiyatı dolar bazında yüzde 100 artınca ihracat tehlikeye girdi. Yıllık enflasyonu yüzde 2-3 olan Avrupalı alıcı dolar bazında yüzde 100 fiyat artışına tepki gösterdi.
– Ocak’ta tarımsal girdi fiyatları yıllık % 45,11 aylık % 7,51 arttı.
– Gaziantep’in Araban sarımsağı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı.
– Türkiye’de 57 milyar metreküp su tüketiminin yüzde 77’si tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamanın yüzde 68’i “vahşi sulama” olarak yapılıyor. Su verimliliği yüzde 51 seviyesinde. Yani suyun yüzde 49’u kaybediliyor.
– Et ve Süt Kurumu, Uruguay’dan getirdiği 10 bin 700 büyükbaş hayvanı üreticilere dağıttı.
– Amerika Tarım Bakanlığı, “Türkiye Yağlı Tohumlar ve Bitkisel Yağ Sektörü” raporu yayınladı
– Mazot fiyatı son 1 yılda yüzde 105 arttı
– Türkiye İstatistik Kurumu, 2022-2023 dönemi bitkisel ürün denge tablolarına göre en yüksek yeterlilik oranı % 683,5 ile fındıkta, en fazla dışa bağımlılık % 94,8 ile soyada. Genel olarak yağlı tohumlar ve bakliyat ürünlerinde dışa bağımlı olan Türkiye, sebze ve meyvede kendine yeterli.
– 31 Mart yerel seçimlerinde tarımda en çok üretim yapan ilk 15 İl’den sadece 2’sini Ak Parti kazandı. CHP 11, Yeniden Refah Partisi 1 ve DEM 1 il kazandı. Tarıma destek veren belediye başkanları oylarını artırdı.
NİSAN
– TÜİK’e göre Mart ’ta enflasyon aylık yüzde 3,16 artarken, yıllık yüzde 68,50 oldu. Gıda enflasyonu aylık yüzde 3,40 yıllık ise yüzde 70,41 arttı.
– Ulusal Süt Konseyi, 1 litre çiğ sütün Mart ayı üretim maliyetini 12 lira 31 kuruş, çiğ sütün satış (referans) fiyatını litre başına 14 lira 65 kuruş olarak açıkladı.
– TMO, 27 bin ton kabuklu fındığı satışa çıkardı. Ofis, kilosunu 130 liradan satışa çıkardığı 2023 ürünü Levant kalite fındığı üreticiden 82,5 liradan, kilosunu 124 liradan satışa çıkardığı 2022 ürünü Levant kalite fındığı ise üreticiden 52 liradan almıştı.
– ESK’dan kırmızı ete yüzde 25 zam. Ramazan ve yerel seçim öncesi ete zam yapanları fırsatçılıkla suçlayan Tarım Bakanlığı ete yüzde zam yaptı.
– TÜİK’e göre, Şubat’ta tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık yüzde 49,92, aylık yüzde 3,59 arttı.
– Çiftçinin Ekim, Kasım, Aralık 2023 çiğ süt primi ve 2023 yılı 1. Dönem buzağı desteği Nisan sonu Mayıs 2024’te nihayet ödendi.
– TMO 100 bin ton makarnalık buğday ihraç ihalesi açtı.
– Ukrayna, yerli üreticilerin şikayeti üzerine Türkiye’den ithal edilen taze domates ve taze salatalığa anti- damping soruşturması açtı.
– Türkiye Ziraat Odaları Birliği, 2024 yılı 1 kilo buğday üretim maliyetini 10 lira 87 kuruş olarak açıkladı.
– Başkanlığını Sencer Solakoğlu’nun yaptığı Tüm, Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği(TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, süt sanayicilerinin çiğ süt alım fiyatını aralarında anlaşarak düşürmeye çalıştığını iddia ederek böyle bir durumda Rekabet Kurumu ve Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na resmi şikâyette bulunulacağını duyurdu.
– Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, bütün ve parça dahil tavuk eti ihracatı, 1 Mayıs 2024 tarihinden 31 Aralık 2024 tarihine kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise yıl sonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde sınırlandırıldı.
MAYIS
– Buğday hasadı 15 gün erken başladı. İlk hasat Adana’da yapıldı.
– İnekler kesilince çiğ süt üretimi son 6 yılın en düşük seviyesine düştü.
– Gıda enflasyonu genel enflasyonun altına düştü. TÜİK’in Nisan ayı verilerine göre; yıllık enflasyon yüzde 69,80 olurken, gıda enflasyonu yıllık yüzde 68,50 gerçekleşti.
– Ticaret Bakanlığı, domates salçası, dondurulmuş patates ve dondurulmuş soğan ile taze patates ve soğanda ihracat kısıtlamasının kaldırıldığını ihracatçı birliklerine bildirdi.
– Zeytinyağında dökme ve varilli ihracat yasağının 9.ayında ihracat miktarda yüzde 62, değer olarak yüzde 36 azaldı.
– Hasyurt Tarım Fuarı’nda “Söz Çiftçide” panelinde çoban Ali Ertuğ üretici ile tüketici fiyat farkını tek bir cümle ile anlattı: “Yetiştirdiğimiz hayvanın etini restoranda yiyemiyoruz.”
– Uluslararası Sert Kabuklu Meyveler Konseyi (INC),Türkiye’nin 2024 ürünü fındık üretim tahminini 785 bin ton olarak açıkladı.
– Tarım ve Orman Bakanlığı 2024 yılı yaş çay alım fiyatını kilogram başına 17 lira, destekleme primini kilo başına 2 lira açıkladı.
– Türkiye İş Bankası 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde Diyarbakır’da kapsamlı bir toplantı düzenledi.
– Toprak Mahsulleri Ofisi, 20 Mayıs itibari ile fiyat açıklanıncaya kadar taahhütname karşılığı buğday alımlarına başladı.
– Meteoroloji Genel Müdürlüğü Nisan ayı kuraklık haritalarını yayınladı. Türkiye’nin büyük bölümü Nisan’da şiddetli kuraklık( Acil Durum) yaşadı.
– Resmi Gazete’de 21 Mayıs’ta yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2024/2025 pazarlama yılında şeker kotası açıklandı. Ülke toplam A kotası, 2 milyon 910 bin ton, pancar şekeri A kotası, 2 milyon 837 bin 250 ton, B kotası 141 bin 863 ton ve nişasta bazlı şeker kotası, ülke toplam A kotasının % 2,5’i olan 72 bin 750 ton olarak belirlendi.
– Mart ayında Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yıllık yüzde 49,93 arttı.
– Ege Bölgesi’ndeki, oda, borsa, ihracatçı birlikleri, kooperatif ile zeytin ve zeytinyağı alanında faaliyet gösteren 20 kurum ortak açıklama ile yaklaşık 10 aydır süren dökme ve varilli zeytinyağı ihracat yasağının hemen kaldırılmasını istedi.
– Rusya ve Ukrayna’dan gemilerle ithal edilen mısırın GDO’lu olduğu halde GDO’suz gibi Tekirdağ Limanı’ndan ülkeye sokulduğu iddiası ile soruşturma açıldı.
– Kuzey Kıbrıs’ta çiftçiler et ithalatını ve yüksek girdi fiyatlarını Başbakanlık önünde günlerce protesto etti. Çiftçilere sendikalar ve sivil toplum örgütleri de destek verirken KKTC Başbakanı Ünal Üstel, ithalattan vazgeçmeyeceklerini, halka ucuz et yedirmek istediklerini söyledi.
– Et ve Süt Kurumu, Brezilya ve Uruguay’dan ithal Mersin Limanı’na 15 günde iki gemi ile 43 bin baş sığır getirdi. İthal sığırların 5 bini kurbanlık olarak Kızılay ve vakıflara verildi. Yılbaşından bu yana 20 bin baş kasaplık hayvan, 35 bin ton karkas et ithal edildi.
– Ukrayna’dan ithal edilen ette salmonella bakterisi çıktı.
– Ukrayna, savaşa rağmen 2023-2024 sezonunda 46,3 milyon ton tahıl ve bakliyat ihracatı yaptı.
– Türkiye, yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyüdü. En fazla büyüyen sektör yüzde 11,1 ile inşaat oldu. 2023 yılında yüzde 0,2 küçülen tarım 2024’ün ilk çeyreğinde yüzde 4,6 büyüdü.
HAZİRAN
– Tarımsal girdilerde zam şampiyonu Mayıs’ta da mazot oldu. Mazottaki 1 yıllık fiyat artışı yüzde 109, gübrede yüzde 56,4 oldu.
– TÜİK verilerine göre Mayıs’ta yıllık enflasyon yüzde 75,45 ile zirveye çıktı. Gıda enflasyonu yıllık yüzde 70,14 arttı.
– TÜSEDAD, 1 litre çiğ sütün üretim maliyetini 17 lira 71 kuruş olarak hesapladı.
– Ticaret Bakanlığı, 1 Ağustos 2023 tarihinden bu yana sürdürdüğü dökme ve varilli zeytinyağı ihracat yasağını kaldırarak 50 bin tonluk ihracat kotası getirdi.
– Denizli’nin Çal ilçesinde çiftçiler sulama suyuna yapılan zammı ve geçen yıl uygulanan %50 desteğin bu yıl uygulanmamasını traktörleri ile protesto etti.
– Geçmiş yıllarda buğday alım fiyatını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklarken, bu yıl fiyat düşük olunca sosyal medya üzerinden açıklandı.Tarım ve Orman Bakanlığı 6 Haziran’da TMO’nun 2024 yılı ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 9 bin 250 lira, makarnalık buğday için 10 bin lira, arpa alım fiyatını 7 bin 250 açıkladı. ÇKS kaydı olan çiftçilere buğdayda ton başına 1750 lira, arpa için ton başına 750 lira prim ödenecek. Çavdar, yulaf ve tritikale için fiyat açıklanmadı.
– Buğday ithalatı 21 Haziran’dan 15 Ekim 2024 tarihine kadar yasaklandı. İhracat ise serbest bırakıldı.
– TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 75, tarımsal girdi fiyatlarındaki artış yüzde 50 iken buğday alım fiyatındaki artış yüzde 11-12, arpada yüzde 3,6 oldu.
– Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı buğday fiyatına tepki gösterenlere “Bizleri üreticiden, çiftçimizden hiç kimsenin koparmasına izin vermeyeceğiz.” dedi.
– Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından 6 Haziran 2023’te açıklanan buğday ve arpa destekleme priminin bir bölümü çiftçilere tam 1 yıl sonra 8 Haziran 2024’te ödendi.
– Cumhuriyet Halk Partisi 14 Haziran’da Tekirdağ Hayrabolu’da buğday mitingi düzenledi.
– Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada buğday alım fiyatının hem maliyetin hem de dünya fiyatlarının oldukça üzerinde açıklandığını söyledi.
– Fırtına, hortum, dolu, sel ve aşırı sıcak çiftçilerin kabusu oldu. Çukurova’da domates, karpuz, kavun başta olmak üzere sebze ve meyve ciddi zarar gördü.
– Et ve Süt Kurumu’nun, Avrupa Birliği’nden 4 bin baş Charolais-Limousine (Şarole-Limuzin) ve 2 bin baş Angus damızlık boş düve ithal ederek, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne anaç hayvan olarak vereceğini duyurdu.
– Tarımsal girdi fiyat endeksi Nisan ayında yıllık 52,20 artışla son 14 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
– Aşırı sıcak nedeniyle ülkenin birçok yerinde yangınlar hem can aldı hem de ormanlara, tarım alanlarına, diğer canlılara ciddi zarar verdi. Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki ekili alanlarda çıkan yangında 15 köylü yaşamını yitirdi.
– Türkiye İş Bankası ve Adana Çiftçiler Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği, “Planlı Üretim ve Tarımın Geleceği” konulu sohbet toplantısı 26 Haziran’da Adana’da yapıldı.
– Tarımsal faaliyetlerde kullanılan elektriğe yüzde 30 zam yapıldı.
– Hasadın yapıldığı sonbaharda dalında kilosu 1 lira olan limon, markette 70-80 lirayı daha sonra 100 lirayı gördü.
Ali Ekber YILDIRIM-tarimdunyasi.net
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı
Yayınlanma:
4 gün önce|
15/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını 555 milyon TL’ye sattı
Garanti BBVA, takipteki krediler portföyünde bulunan yaklaşık 2,64 milyar TL anapara ve akdi faiz bakiyesine sahip tahsili gecikmiş alacaklarını, toplam 555 milyon TL bedelle varlık yönetim şirketlerine sattı.
Banka tarafından yapılan açıklamaya göre satışlar beş ayrı portföy halinde gerçekleştirildi. Portföyleri Gelecek Varlık Yönetimi A.Ş., Met-ay Varlık Yönetim A.Ş. ve Dünya Varlık Yönetim A.Ş. satın aldı.
Satışa konu alacaklar; kredi, kredi kartı, destek kredisi, çek hesabı, taksitli kredi ve kredili mevduat hesabı alacaklarının yanı sıra bunlara bağlı masraf hesapları ve diğer tahsili gecikmiş alacaklardan oluşuyor.
Beş portföyde 2,64 milyar TL alacak
Garanti BBVA’nın açıkladığı satışların ayrıntıları şöyle:
| Portföy tarihi | Anapara + akdi faiz bakiyesi | Satış bedeli | Alıcı |
|---|---|---|---|
| 20 Temmuz 2026 | 246,7 milyon TL | 79 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 21 Temmuz 2026 | 541,4 milyon TL | 150 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 22 Temmuz 2026 | 796,7 milyon TL | 196 milyon TL | Gelecek Varlık Yönetimi |
| 23 Temmuz 2026 | 529,8 milyon TL | 90 milyon TL | Met-ay Varlık Yönetim |
| 24 Temmuz 2026 | 526,8 milyon TL | 40 milyon TL | Dünya Varlık Yönetimi |
| TOPLAM | 2,641 milyar TL | 555 milyon TL |
Böylece banka, 2 milyar 641 milyon 357 bin TL büyüklüğündeki takip alacağı portföyünü 555 milyon TL nakit bedelle elinden çıkarmış oldu.
Portföyün satış oranı yüzde 21
Satış rakamları dikkat çekici bir başka sonucu da ortaya koyuyor.
Toplam satış bedelinin, açıklanan anapara ve akdi faiz bakiyesine oranı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle, her 100 TL’lik takip alacağı yaklaşık 21 TL bedelle varlık yönetim şirketlerine devredildi.
Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Bankanın açıkladığı bakiye, anapara ve akdi faiz bakiyesini ifade ediyor. Tahsil kabiliyeti, teminat yapısı, borçluların ödeme gücü ve portföyün yaşlandırması gibi unsurlar bilinmeden satış fiyatını doğrudan “yüzde 79 zarar” olarak değerlendirmek doğru olmaz.
En büyük portföy Gelecek Varlık’a
Satışlarda en büyük payı Gelecek Varlık Yönetimi aldı.
Şirket üç ayrı portföy için toplam 425 milyon TL ödeme yaparken, bu portföylerin toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi yaklaşık 1,585 milyar TL oldu.
Met-ay Varlık Yönetim yaklaşık 529,8 milyon TL’lik portföyü 90 milyon TL’ye, Dünya Varlık Yönetimi ise yaklaşık 526,8 milyon TL’lik portföyü 40 milyon TL’ye satın aldı.
Özellikle son portföyde satış fiyatının bakiye içerisindeki oranının oldukça düşük olması dikkat çekiyor. 526,8 milyon TL’lik portföyün 40 milyon TL’ye satılması, yaklaşık yüzde 7,6’lık bir satış oranına karşılık geliyor.
Bankalar takipteki kredileri neden satıyor?
Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satması bankacılık sektöründe olağan bir bilanço yönetimi uygulaması.
Bu işlemler bankalara tahsilat süreci uzayan dosyaları bilançodan çıkarma, operasyonel ve hukuki takip maliyetlerini azaltma, sorunlu kredi portföyünü küçültme ve alacakların gelecekteki belirsiz tahsilatı yerine peşin nakit elde etme imkânı sağlıyor.
Varlık yönetim şirketleri açısından ise denklem farklı çalışıyor. Şirketler alacakları nominal değerlerinin oldukça altında satın alarak uzun vadede borçlulardan gerçekleştirecekleri tahsilatın satın alma maliyetinin üzerine çıkmasını hedefliyor.
Bu nedenle portföylerin hangi fiyatla satıldığı kadar, ilerleyen dönemde ne kadarının tahsil edilebildiği de varlık yönetim sektörünün kârlılığı açısından önem taşıyor.
BANKA HABERLERİ
DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı
Yayınlanma:
5 gün önce|
14/08/2026Yazan:
BankaVitrini
DenizBank, kanuni takip hesaplarında izlenen toplam 4,41 milyar TL anapara büyüklüğündeki tahsili gecikmiş alacak portföylerinin satışını tamamladı. Bireysel ve ticari kredilerden oluşan portföyler Gelecek, Birikim, Dünya, Emir, Adil, Sümer ve Met-Ay Varlık Yönetim şirketlerine devredildi. Bankanın sorunlu kredileri bilanço dışına çıkarma yönündeki bu hamlesi, bankacılık sektöründe artan tahsili gecikmiş alacak satışlarını yeniden gündeme taşıdı.
4,41 milyar TL’lik tahsili gecikmiş alacak el değiştirdi
DenizBank tarafından yapılan açıklamaya göre, bankanın kanuni takip hesaplarında bulunan toplam 4.410.257.248 TL bakiye anapara tutarındaki tahsili gecikmiş alacak portföyünün varlık yönetim şirketlerine satış ve devir sözleşmelerinin imza süreci tamamlandı.
Satışlar ağırlıklı olarak bireysel kredi portföylerinden oluşurken, ticari nitelikteki sorunlu krediler de varlık yönetim şirketlerine devredildi.
DenizBank’ın daha önce ilan ettiği satış takviminde portföylerin 25 Haziran–8 Temmuz 2026 arasında incelenmesi, tekliflerin 9 Temmuz’a kadar alınması ve ihalenin 10 Temmuz 2026’da açık artırma yöntemiyle yapılması planlanmıştı.
Portföyleri hangi şirketler aldı?
DenizBank’ın açıklamasında yer alan devirlere göre önemli büyüklükteki portföyler şu varlık yönetim şirketlerine geçti:
| Varlık yönetim şirketi | Portföy anapara tutarı | Portföy |
|---|---|---|
| Gelecek Varlık Yönetimi | 404.482.425 TL | Bireysel 1 |
| Gelecek Varlık Yönetimi | 425.801.499 TL | Bireysel 8 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 346.334.596 TL | Bireysel 3 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 314.248.322 TL | Bireysel 10 |
| Birikim Varlık Yönetimi | 400.808.580 TL | Tarım-İşletme 2 |
| Dünya Varlık Yönetimi | 314.447.778 TL | Bireysel 9 |
| Emir Varlık Yönetimi | 247.471.621 TL | Bireysel 1 |
| Adil Varlık Yönetim | 426.421.978 TL | Bireysel 5 |
| Sümer Varlık Yönetimi | 426.141.078 TL | Bireysel 2 |
| Sümer Varlık Yönetimi | 345.598.739 TL | Bireysel 4 |
Bunların yanında açıklamada 419.333.978 TL’lik Bireysel 5 ve 419.166.655 TL’lik Bireysel 6 portföylerinin de satış kapsamında bulunduğu görülüyor.
KAP açıklamaları da ihale sürecindeki satışları doğruluyor. Örneğin Gelecek Varlık, DenizBank’ın 10 Temmuz ihalesinde 425,7 milyon TL büyüklüğündeki bir bireysel portföyü kazandığını açıklamıştı. Bir başka KAP açıklamasında ise 426,4 milyon TL’lik bireysel portföyün ihalesinin kazanıldığı duyurulmuştu.
DenizBank neden sorunlu kredilerini satıyor?
Bankaların tahsili gecikmiş kredileri varlık yönetim şirketlerine satmasının arkasında temel olarak bilanço temizliği ve tahsilat operasyonunun devredilmesi bulunuyor.
Bir kredi kanuni takibe düştüğünde banka açısından yalnızca tahsilat problemi ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda karşılık ayrılması, operasyonel takip maliyetleri, hukuk giderleri ve bilanço kalitesi üzerinde baskı oluşuyor.
Sorunlu kredinin varlık yönetim şirketine satılmasıyla banka;
- uzun sürebilecek tahsilat sürecini devrediyor,
- sorunlu kredi stokunu azaltıyor,
- bilançosundaki aktif kalitesini iyileştiriyor,
- hukuk ve tahsilat operasyonunun bir bölümünden çıkıyor,
- satıştan elde ettiği bedelle sorunlu alacağın bir kısmını nakde dönüştürüyor.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 4,41 milyar TL, kredilerin satış fiyatı değil, satılan portföylerin bakiye anapara büyüklüğü.
Bankanın bu portföyleri varlık yönetim şirketlerine hangi toplam bedelle sattığı açıklanmadığı sürece, 4,41 milyar TL’nin doğrudan DenizBank’ın elde ettiği gelir olarak değerlendirilmesi doğru olmaz.
EKONOMİ
Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede?
Yayınlanma:
5 gün önce|
14/08/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
Türkiye’nin kurumlar vergisi rekortmenleri listesi yalnızca kimin daha fazla vergi ödediğini göstermiyor. Liste aynı zamanda ülkede kârın hangi sektörlerde yoğunlaştığını, yüksek faiz döneminin kazananlarını ve kaybedenlerini ve üretim ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu yapısal problemi de ortaya koyuyor. İlk sıralarda bankalar ve finans kuruluşları ağırlık kazanırken Türkiye’nin büyük sanayi şirketlerinin görünürlüğünün oldukça düşük olması dikkat çekiyor. Almanya’ya bakıldığında ise ekonomik devler listesinin omurgasını otomotiv, makine, kimya ve teknoloji şirketleri oluşturuyor.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kurumlar vergisi rekortmenleri sıralaması Türkiye ekonomisinin son yıllarda geçirdiği dönüşümü tartışmaya açacak nitelikte.
Bankavitrini.com’un incelediği listede bankacılık ve finans kuruluşlarının belirgin ağırlığı görülürken; otomotiv, demir-çelik, makine, petrokimya, beyaz eşya ve diğer büyük sanayi sektörlerinin listenin üst sıralarında yeterince temsil edilmemesi dikkat çekiyor.
Buradaki temel soru şu: Türkiye’de üretim yapan, ihracat gerçekleştiren, yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan büyük sanayi kuruluşları neden kurumlar vergisi rekortmenleri listesinin zirvesinde değil?
Sorunun yanıtı Türkiye’nin son yıllardaki yüksek faiz, yüksek finansman maliyeti ve sanayi kârlılığındaki aşınma sürecinde aranmalı.
Türkiye kurumlar vergisi rekortmenlerinde ilk sıralar
Aşağıdaki tablo, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın paylaşılan Türkiye geneli sıralamasında unvanı açıklanan ilk şirketlerden oluşturulmuştur. GİB listesinde bazı mükellefler isimlerinin açıklanmasını istemediği için (*) olarak gösterilmektedir.
| Sıra | Kurum | Faaliyet alanı | Tahakkuk eden vergi |
|---|---|---|---|
| 1 | T.C. Ziraat Bankası A.Ş. | Bankacılık | 70,39 milyar TL |
| 3 | Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. | Bankacılık | 22,91 milyar TL |
| 4 | Türkiye Garanti Bankası A.Ş. | Bankacılık | 20,08 milyar TL |
| 6 | QNB Bank A.Ş. | Bankacılık | 10,19 milyar TL |
| 7 | LC Waikiki Mağazacılık Hizmetleri Tic. A.Ş. | Perakende | 10,18 milyar TL |
| 8 | Emin Evim Tasarruf Finansman A.Ş. | Finansman | 10,08 milyar TL |
| 9 | Citibank A.Ş. | Bankacılık | 7,68 milyar TL |
| 10 | Allianz Sigorta A.Ş. | Sigorta | 7,61 milyar TL |
| 11 | Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 7,57 milyar TL |
| 12 | Türkiye Sigorta A.Ş. | Sigorta | 7,53 milyar TL |
| 13 | Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. | Telekomünikasyon | 7,47 milyar TL |
| 14 | Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. | Sanayi / tüketim ürünleri | 7,19 milyar TL |
| 15 | BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. | Perakende | 7,07 milyar TL |
| 16 | Türkiye Emlak Katılım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 6,99 milyar TL |
| 17 | Fuzul Tasarruf Finansman A.Ş. | Finansman | 6,56 milyar TL |
| 18 | Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş. | Sigorta | 5,86 milyar TL |
| 19 | Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü | Madencilik / kimya | 5,70 milyar TL |
| 20 | Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş. | Sermaye piyasaları | 5,54 milyar TL |
| 21 | İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. | Yatırım bankacılığı | 4,97 milyar TL |
| 22 | Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü | Denizcilik | 4,92 milyar TL |
| 23 | DenizBank A.Ş. | Bankacılık | 4,81 milyar TL |
| 24 | Mercedes-Benz Türk A.Ş. | Otomotiv | 4,75 milyar TL |
| 25 | Türkiye Elektrik İletim A.Ş. | Enerji | 4,33 milyar TL |
| 26 | ITX Türkiye | Perakende / tekstil | 4,25 milyar TL |
| 27 | Philip Morris Tütün Mamulleri | Tütün sanayi | 4,23 milyar TL |
| 28 | AXA Sigorta A.Ş. | Sigorta | 4,17 milyar TL |
| 31 | Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası A.Ş. | Bankacılık | 3,98 milyar TL |
| 32 | Türk Ekonomi Bankası A.Ş. | Bankacılık | 3,92 milyar TL |
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı Türkiye geneli kurumlar vergisi sıralaması. (*) İsimlerinin açıklanmasını istemeyen mükellefler tabloya dahil edilmemiştir.
Tabloya bakıldığında sorun çok daha görünür hale geliyor.
İlk 32 sıra içerisinde bankalar, katılım bankaları, sigorta şirketleri, tasarruf finansman şirketleri, yatırım kuruluşları ve Takasbank birlikte değerlendirildiğinde finansal sistemin olağanüstü bir ağırlığı ortaya çıkıyor.
Buna karşılık Türkiye’nin üretim kapasitesini temsil eden otomotiv, demir-çelik, beyaz eşya, makine, kimya, petrokimya gibi sektörlerin aynı ölçüde görünür olmadığı görülüyor.
Ziraat Bankası’nın 70,4 milyar TL’lik vergisi dikkat çekici
Listenin belki de en çarpıcı rakamı Ziraat Bankası’na ait. Bankanın tahakkuk eden kurumlar vergisi yaklaşık 70,4 milyar TL.
İkinci açıklanan banka VakıfBank’ta rakam 22,9 milyar TL, Garanti BBVA’da ise yaklaşık 20,1 milyar TL.
Başka bir ifadeyle Ziraat Bankası’nın tek başına tahakkuk eden kurumlar vergisi, listede bulunan birçok büyük şirketin ödediği vergilerin toplamından daha yüksek. Bu durum bankacılık sektörünün Türkiye ekonomisi içerisindeki kârlılık gücünü ortaya koyması açısından önemli.
Ancak asıl tartışılması gereken bankaların fazla kazanması değil.
Sanayinin neden yeterince kazanamadığıdır.
Bir tarafın faiz geliri diğer tarafın faiz gideri
Türkiye ekonomisinin son birkaç yıldaki en önemli problemlerinden biri burada ortaya çıkıyor. Bankanın verdiği krediden elde ettiği faiz geliri, sanayicinin bilançosunda finansman gideridir.
Dolayısıyla ekonomide faiz oranları uzun süre çok yüksek seviyelerde kaldığında iki farklı bilanço etkisi ortaya çıkıyor:
Banka açısından:
Kredi faizi
↓
Faiz geliri
↓
Bankacılık kârı
↓
Vergilendirilebilir kazanç
↓
Yüksek kurumlar vergisi
Sanayici açısından ise:
Kredi faizi
↓
Finansman gideri
↓
Faaliyet kârının erimesi
↓
Net kârın düşmesi
↓
Vergilendirilebilir kazancın azalması
Türkiye’deki kurumlar vergisi rekortmenleri listesinin sektör dağılımı bu nedenle para politikasından tamamen bağımsız düşünülemez.
Sanayici cirosunu büyütüyor ama kârını büyütemiyor
Türkiye sanayisinin temel problemi satış yapamaması değil. Asıl sorun satıştan elde edilen kârın giderek daha büyük bölümünün finansman giderlerine gitmesi. İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışması da bu baskının boyutunu ortaya koyuyor.
2025 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yüzde 38,1 artarak 854,7 milyar TL’ye yükseldi. Finansman giderlerinin net satışlara oranı da yüzde 6’dan yüzde 6,6’ya çıktı. Sanayi şirketleri üretim yapıyor, personel çalıştırıyor, enerji tüketiyor, ihracat gerçekleştiriyor ve işletme sermayesi finanse ediyor. Fakat yaratılan faaliyet kârının önemli bölümü finansman maliyetine gidiyorsa şirketin vergi öncesi kârının yükselmesi giderek zorlaşıyor.
Kurumlar vergisi rekortmenleri tablosunun arkasındaki önemli gerçeklerden biri budur.
Türkiye’nin ekonomik paradoksu
Ortaya oldukça düşündürücü bir tablo çıkıyor: Krediyi kullanan sanayici kâr etmekte zorlanırken krediyi veren finans sistemi yüksek kâr açıklıyor.
Finans sektörünün güçlü olması elbette ekonomi açısından olumsuz değildir. Tam tersine güçlü sermayeye sahip, kârlı ve sağlıklı bankacılık sistemi ekonomik istikrar açısından gereklidir. Problem finans sektörünün kârlılığı değil; finans sektörünün finanse etmesi gereken üretim sektörünün kârlılığının giderek zayıflamasıdır.
Finans ekonominin motoru değil, motorun çalışmasını sağlayan finansman sistemidir.
Motor ise üretimdir.
Almanya’da tablo neden farklı?
Türkiye ile Almanya arasında birebir “vergi rekortmenleri” karşılaştırması yapmak mümkün değil. Bunun çok önemli hukuki bir nedeni bulunuyor.
Alman Vergi Kanunu’nun (Abgabenordnung) 30. maddesi vergi gizliliğini düzenliyor. Kamu görevlilerinin mükelleflere ilişkin korunan vergi ve ticari bilgileri yetkisiz şekilde açıklaması yasak. Bu nedenle Türkiye’deki GİB listesine benzer şirket bazında resmi bir kurumlar vergisi rekortmenleri sıralaması yayımlanmıyor.
Ancak Almanya’nın en büyük şirketlerinin ve en fazla kâr yaratan şirketlerinin sektörel yapısına baktığımızda iki ekonomi arasındaki fark açık biçimde görülüyor.
EY’nin 2025 yılı Almanya’nın en büyük şirketleri araştırmasında ciro açısından ilk üç sırayı Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW oluşturuyor.
Yani üçü de otomotiv sanayisi. Dahası, kâr sıralamasında Deutsche Telekom’un ardından Siemens, BMW ve SAP geliyor.
Bu tablo önemli. Çünkü Almanya’da ekonomik büyüklüğün merkezinde hâlâ üretim, teknoloji ve yüksek katma değerli sanayi bulunuyor.
Almanya’nın ekonomik devleri
Vergi rekortmenleri listesi olmadığı için aşağıdaki tabloyu “vergi rekortmenleri” olarak değil, Almanya’nın ekonomik yapısını göstermek amacıyla büyük şirketler ve faaliyet alanları karşılaştırması olarak okumak gerekiyor.
| Şirket | Ana faaliyet | Ekonomideki niteliği |
| Volkswagen | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| BMW | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| Mercedes-Benz | Otomotiv | Sanayi / üretim |
| Deutsche Telekom | Telekomünikasyon | Teknoloji / hizmet |
| DHL Group | Lojistik | Lojistik / hizmet |
| Siemens | Elektrik, otomasyon, teknoloji | İleri sanayi |
| E.ON | Enerji | Enerji altyapısı |
| BASF | Kimya | Ağır sanayi / kimya |
| Bayer | İlaç ve kimya | İleri teknoloji / sanayi |
| Daimler Truck | Ticari araç | Sanayi / üretim |
Volkswagen güncel verilere göre yaklaşık 320 milyar euro civarındaki geliriyle Almanya’nın en büyük halka açık şirketi konumunda. BMW yaklaşık 133 milyar euro, Mercedes-Benz yaklaşık 133 milyar euro gelir büyüklüğüne sahip.
EY araştırmasında da Volkswagen, Mercedes-Benz ve BMW’nin Almanya’nın en yüksek cirolu ilk üç şirketi olduğu doğrulanıyor.
Üstelik Almanya’nın sanayi omurgası otomobilden ibaret değil. Bosch otomotiv teknolojilerinden endüstriyel sistemlere; Siemens elektrifikasyon ve otomasyondan dijital endüstriye; BASF kimyadan ileri malzemelere; Daimler Truck ve TRATON ise ağır ticari araçlara kadar küresel üretim zincirlerinin kritik alanlarında faaliyet gösteriyor.
Almanya’nın bankaları nerede?
İki ülkenin ekonomik yapılanmasındaki fark burada daha da ilginç hale geliyor. Almanya elbette büyük bir finans merkezine sahip. Deutsche Bank ve Commerzbank küresel ölçekte önemli finans kuruluşları.
Fakat Almanya’nın en büyük şirketleri denildiğinde listenin tamamını bankalar kaplamıyor. Volkswagen, BMW, Mercedes-Benz, Siemens, Bosch, BASF, Bayer, Daimler Truck gibi şirketler ekonomik yapının merkezinde yer alıyor.
Almanya’nın üretim gücü aynı zamanda istihdam kapasitesine de yansıyor. EY’nin araştırmasına göre Volkswagen yaklaşık 633 bin çalışanıyla ülkenin en büyük halka açık işverenlerinden biri. DHL yaklaşık 537 bin, Siemens ise 318 bin kişiyi istihdam ediyor.
Yani ekonomik değer üretimi aynı zamanda çok büyük bir üretim ve istihdam ekosistemi yaratıyor.
Türkiye için alarm veren soru
Türkiye açısından tartışılması gereken konu tam olarak burada başlıyor. Bir ekonominin en büyük vergi mükelleflerinin bankalar olması tek başına ekonomik problem değildir.
Ancak; bankalar yüksek kâr ederken, sanayi şirketlerinin kâr marjları düşüyorsa, sanayinin finansman giderleri hızla yükseliyorsa, yatırım iştahı azalıyor ve üretici işletme sermayesine ulaşmakta zorlanıyorsa, o zaman vergi rekortmenleri listesinin sektörel dağılımı önemli bir ekonomik sinyale dönüşür.
Çünkü uzun vadede bankaların da sağlıklı şekilde büyüyebilmesi için güçlü reel sektöre ihtiyaç vardır.
Bankaların vermediği krediyi ekonomi nasıl büyütecek?
Türkiye’nin uyguladığı sıkı para politikası enflasyonu kontrol altına almak amacıyla kredi büyümesini sınırlamaya çalışıyor. Makroekonomik açıdan bunun gerekçesi anlaşılabilir. Ancak bu politikanın uzun süre devam etmesi halinde sanayi şirketlerinde farklı bir bilanço problemi ortaya çıkıyor.
İşletme sermayesi ihtiyacı enflasyon nedeniyle sürekli büyürken kredi miktarı sınırlandırılıyor. Kredi bulunabildiğinde ise maliyeti çok yüksek.
Sonuçta şirketler; stok azaltıyor, yatırım erteliyor, kapasite artırmıyor, vadeli satışları azaltıyor, istihdam konusunda daha temkinli davranıyor, borçlarını çevirmeye odaklanıyor.
Böyle bir ortamda sanayiciden yüksek kurumlar vergisi yaratacak yüksek kârlılık beklemek giderek zorlaşıyor.
Vergi rekortmenleri aslında kâr rekortmenleridir
Kurumlar vergisinin temelinde şirketlerin vergilendirilebilir kazancı bulunuyor. Bu nedenle kurumlar vergisi rekortmenleri listesine farklı bir açıdan bakmak gerekiyor.
Liste aynı zamanda bir anlamda: “Türkiye’de vergilendirilebilir kâr hangi sektörlerde oluşuyor?” sorusunun cevabını veriyor.
Ve mevcut tablo finans sektörünü işaret ediyorsa ekonomi yönetiminin üzerinde düşünmesi gereken mesele budur. Türkiye’nin hedefi bankaların daha az kazanması olmamalı.
Türkiye’nin hedefi sanayinin yeniden daha fazla kazanabileceği bir ekonomik ortam yaratmak olmalıdır.
Üretmeden zenginleşmek mümkün mü?
Finansal faaliyetler ekonominin vazgeçilmez unsurudur. Fakat sürdürülebilir refahın temelinde üretkenlik artışı bulunur.
Bir ülkenin uzun vadeli refahını; yüksek katma değerli üretim, teknoloji, Ar-Ge, ihracat, verimlilik, markalaşma ve nitelikli insan kaynağı belirler. Almanya’nın Volkswagen’i, Siemens’i, Bosch’u ve BASF’ı yalnızca büyük şirket değildir.
Bu şirketlerin arkasında on binlerce tedarikçi, mühendislik şirketi, KOBİ, üniversite, araştırma merkezi ve yüz binlerce çalışan bulunuyor. Bir otomobil fabrikasının yarattığı ekonomik değer yalnızca otomobil üreticisinin bilançosunda kalmaz.
Çelikten plastiğe, yazılımdan lojistiğe, makineden elektroniğe kadar ekonominin tamamına yayılır.
Türkiye’nin ihtiyacı finans-sanayi dengesi
Türkiye’nin önündeki çözüm “bankalar kazanmasın” yaklaşımı olamaz. Doğru politika; bankalar güçlü olsun, sanayi de güçlü olsun.
Finans sistemi reel sektöre uzun vadeli ve öngörülebilir maliyetlerle kaynak aktarabilmeli. Sanayici yaptığı yatırımın beş yıl sonraki finansman maliyetini kabaca öngörebilmeli. İhracatçı kur, enflasyon ve maliyet üçgeninde rekabet gücünü kaybetmemeli.
İşletme sermayesi kredileri yalnızca parasal sıkılaşmanın kontrol aracı olarak görülmemeli. Ve Türkiye yeniden üretimden para kazanılabilen bir ekonomik yapıya dönmeli.
Asıl mesele bankaların listede olması değil, sanayinin olmaması
Kurumlar vergisi rekortmenleri listesinden çıkarılması gereken sonuç bankacılık sektörünü eleştirmek değildir. Aksine Türkiye güçlü bir bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor. Fakat çok daha güçlü bir sanayi sektörüne de ihtiyaç duyuyor.
Asıl soru şudur: Türkiye’nin fabrikaları üretmeye, ihracat yapmaya ve yüz binlerce kişiyi çalıştırmaya devam ederken ekonomide en yüksek vergilendirilebilir kâr neden ağırlıklı olarak finansal faaliyetlerde oluşuyor?
Bu soruya verilecek cevap Türkiye’nin önümüzdeki on yıldaki ekonomik modelini de belirleyecek. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın formülü finans ile sanayiyi birbirine rakip hale getirmek değildir. Finansın üretimi desteklediği, üretimin kâr yarattığı, kârın yeniden yatırıma dönüştüğü ve yatırımın vergi ile istihdam ürettiği bir döngü kurmaktır.
Bugünkü vergi rekortmenleri tablosu ise Türkiye açısından önemli bir uyarı veriyor: Bankaların vergi rekortmeni olması başarıdır; sanayinin rekortmenler listesinden kaybolması ise sorgulanması gereken ekonomik bir sonuçtur.
Almanya örneği de gösteriyor ki küresel ölçekte rekabetçi ve yüksek gelirli bir ekonominin arkasında yalnızca güçlü finans sistemi değil, kâr edebilen güçlü bir sanayi tabanı bulunuyor.
Gülbeyaz GERGÜN – bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.050)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.622)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (588)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.562)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.476)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (825)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
- HALKA ARZ olmak üzere iken KONKORDATO ilan eden Şirketler.. 11/08/2026
- Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor 11/08/2026
- Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var 10/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
