BANKA HABERLERİ
TCMB BaşkanI Ağbal’ın Reuters Haber Ajansına Verdiği Röportaj
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Göreve geldiğinizden bu yana 675 baz puanlık faiz artışına gittiniz. Yabancı yatırımcıların hatırı sayılır ölçüde girişleri oldu. Türk lirası %15 civarı değer kazandı. Siz ilk 3 ayı nasıl değerlendiriyorsunuz? İstediğiniz yere doğru ilerliyor musunuz?

Son üç ayda para politikası yaklaşımında ve para politikasının duruşunda önemli bir paradigma değişimine gittik. Attığımız adımlar ile atacağımız ilave adımlar bu değişimi pekiştirecek ve umuyorum para politikasına duyulan güven daha da artacaktır. Şimdiye kadar, para politikasında, şeffaflık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde hareket ettik böyle de devam edeceğiz. Merkez Bankası olarak kalıcı fiyat istikrarını sağlamak en önemli vazgeçilmez görevimiz. Bu bakımdan enflasyonu kademeli olarak düşürmek suretiyle 2023 yılında yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanması ve kalıcı bir fiyat istikrarının oluşturulması şu anda en önemli önceliğimiz. Bu amaca yönelik gece-gündüz ekibimizle çalışıyoruz. Zorlu bir sürecin içinde olduğumuzun bilincindeyiz. Attığımız ve atacağımız adımlarla bu amaca hizmet edecek bir para politikası çerçevesini oluşturup kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.
Para politikasının tepki fonksiyonunu hangi koşullarda ne yönde hangi stratejik ölçütler ve göstergeleri esas alarak uygulayacağımızı kamuoyu ile açık ve net bir şekilde paylaştık. Bu para politikasında öngörülebilirliği ve hesap verilebilirliği artırdı. 2023 yılına kadar para politikasını sıkı bir duruşla, başka bir deyişle, güçlü dezenflasyonist etki yapacak derecede bir para politikası seti ile yüzde 5 hedefini elde edene kadar koruyacağız. Aynı zamanda, gelinen seviyenin kalıcı fiyat istikrarına işaret etmiş olması da hedefi elde etmek kadar önemlidir. Yüzde 5 hedefine varıncaya kadar gerçekleşen/beklenen enflasyon oranı patikası ile para politikası faiz oranı patikası arasındaki düzey güçlü bir dezenflasyonist denge gözetilerek oluşturulacak ve bu denge sürekli korunacaktır.
Sıkı para politikası duruşunun uzun süre devamını neden önemsiyoruz? Çünkü erken bir aşamada, geçici nedenlerle enflasyonun aşağı geldiğini görünce sıkı para politikası duruşundan çıkarsanız, geçmiş tecrübeler göstermektedir ki, enflasyon tekrar yukarı yönlü hareket etmektedir. Bu durumda da sıkı para politikası uyguladığınız dönemdeki kazanımlarınızı da kaybedebiliyorsunuz. Bu nedenle yüzde 5 hedefini sağlayana kadar sabırlı olacağız. 2006 yılında başlanan açık enflasyon hedeflemesi rejimini bütün unsurlarıyla önümüzdeki süreçte uygulayacağız. Alacağımız kararlarla ve yapacağımız güçlü iletişimle piyasanın önünde giderek beklentileri yönetmek suretiyle fiyat istikrarı amacı doğrultusunda fiyatlama davranışlarını istediğimiz noktaya taşıyacağız.
Bildiğiniz üzere, esnek para politikası yaklaşımını sonlandırdık. Sade para politikası çerçevesi içinde hareket edeceğiz. Merkez bankasının temel fonlama aracı politika faizi olan bir hafta vadeli repo faiz oranı olmaya devam edecek. Koridor yöntemi üzerinden veya geç likidite penceresi üzerinden fonlama yapılmayacak. Böylelikle, para politikasında öngörülebilirlik ve şeffaflık devam edecek.
İkinci olarak, enflasyon görünümünde ortaya çıkan geleceğe dönük yukarı yönlü riskleri dikkate alarak sıkı para politikası adımları atıyoruz. Bu çerçevede, yüzde 10,25 olan politika faiz oranını önce yüzde 15’e daha sonra yüzde 17’ye çıkardık. Enflasyon üzerinde ortaya çıkabilecek riskleri dikkate alarak gerekirse ilave sıkılaştırma yapabiliriz.
Bu kapsamda, enflasyonun ana eğilimi ve fiyatlama davranışlarına ilişkin göstergeler, yayılım endeksleri, talep ve maliyet unsurları ve enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içerisinde hedeflerle uyumu gibi birçok göstergeyi yakından izliyoruz. Önümüze gelecek her türlü yeni verinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında orta vadeli hedef patikasından sapma riskine işaret etmesi durumunda önden ilave sıkılaşma yapacağız. Para politikasında risklere karşı önden gereken tepki gösterilmesi enflasyonist baskıları erken aşamada yönetmenizi sağlar. Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki, gecikmeli olarak gösterdiğiniz tepkinin ekonomik maliyetleri daha ağır olabilmektedir.
Enflasyonla mücadele yanında, bu dönem zarfında; Merkez Bankasının TL ve döviz likidite yönetiminde de önemli adımlar attık. Parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı işleyişini sağlamak ve makrofinansal istikrara ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla, zorunlu karşılıklar ile diğer TL ve döviz likidite araçları etkin olarak kullanılması için kararlar aldık. Finansal istikrar açısından Merkez Bankası döviz rezervlerinin güçlendirilmesi amacımızı ve buna yönelik araçları şeffaf bir şekilde, belirli bir plan dâhilinde, uygun koşullarda kullanacağımızı kamuoyu ile paylaştık.
Kasım ayından itibaren ülke risk primi, döviz kuru oynaklığı ve uzun vadeli faizler geriledi ve Türk Lirası varlıklarına yönelik olumlu beklentilerin oluşmasıyla sermaye girişleri arttı. Finansal sistem üzerinde risk faktörü oluşturan para ve kredi göstergelerinde de iyileşmeler sağlandı. Para politikasında oluşturduğumuz öngörülebilir karar çerçevesi ve sıkı duruşumuz, bir yandan enflasyonun düşüş eğilimine girmesine diğer yandan ülke risk priminin düşmesine, Türk lirası tasarrufların özendirilmesine, ters para ikamesinin başlamasına, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesine ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesine katkı yapacaktır.
Faiz oranları ne kadar süreyle bu kadar yüksek kalacak? Hangi etkenler faiz artırımı veya indirime yol açar, tepki mekanizmanızı biraz açıklayabilir misiniz? Örneğin politika faizini tahminen Mayıs gibi enflasyon düşmeye başladığında %17’de tutmaya hazır mısınız?
Orta vadeli enflasyon hedefimiz olan yüzde 5 oranının oldukça uzağındayız. Ocak Enflasyon Raporu’nda sunduğumuz tahminler bu hedefe 2023 yılında ulaşabileceğimizi göstermektedir. Bu nedenle, para politikasındaki sıkı ve ihtiyatlı duruşun, yüzde 5 hedefine ulaşılması beklenen 2023 yılına kadar, uzun bir süre kararlılıkla sürdürülmesi gerekiyor.
Bu yıl için yaptığımız enflasyon tahmin patikası üzerinde yukarı yönlü riskler önemini koruyor. Nitekim Ocak ayına ilişkin gerek TÜFE gerek ÜFE gerçekleşmeleri enflasyon üzerinde döviz kurunun birikimli yansımalarının, uluslararası emtia fiyatlarında devam eden artışların, üretici fiyatlarındaki güçlü artış eğiliminin ve arz kısıtlarının önemini koruduğunu göstermektedir. Para Politikası Kurulumuz enflasyonist görünüm üzerindeki bu etkilerin Ocak Enflasyon Raporunda oluşturduğumuz orta vadeli tahmin hedefi patikasından sapma riskine işaret edip etmediğine dair değerlendirmelerini yapacaktır.
Enflasyon patikası üzerinde yakın vadede öngördüğümüz yukarı yönlü risklerin önemini koruyacak olması ve patikanın beklenen eğimini dikkate aldığımızda bu yıl içinde faiz indirimini uzun bir süre gündeme almamız mümkün gözükmemektedir. Para politikasının aktarım mekanizması üzerinden gecikmeli olarak güçlü bir şekilde dezenflasyonist etkisini gösterdiğinin ortaya çıkması, finansal koşullardaki sıkılaşmanın beklenti kanalı üzerinden talep kaynaklı enflasyonist baskı üzerinde genele yayılmış güçlü bir aşağı yönlü görünüm ortaya koyması bu bakımdan son derece önemlidir.
Bu noktada, enflasyonda “kalıcı” bir düşüşü görmek istediğimizi, ancak bununla da yetinmeyerek, fiyat istikrarına işaret eden göstergelerin de oluşması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Bu kapsamda enflasyonun ana eğilimi ve fiyatlama davranışlarına ilişkin göstergelerin, yayılım endekslerinin, talep ve maliyet unsurlarının ve enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içinde hedeflerle uyumunu yakından izleyeceğiz.
Pandemi döneminde dünya ekonomilerinin faiz indirimleri ve desteklerde rekorlar kırdığı bir dönemde Türkiye sıkı bir para politikası uyguluyor. Nasıl bir amacınız var? Bu farklılık normal mi?
Merkez Bankası dünya genelindeki yaygın uygulamaya paralel olarak salgın döneminde önemli bir destekleyici duruş sergiledi. Faiz indirimleri ve bankacılık sektörüne sağlanan hedefli likidite imkânlarına ek olarak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bankaları kredi kullandırmaya ve menkul kıymet almaya yönlendiren Aktif Rasyosu düzenlemesi genişletici makro politika duruşunu belirginleştirdi. Krediler ve parasal büyüklüklerde para politikası ve finansal politikalarla kısa sürede sağlanan hızlı genişleme, iktisadi faaliyetteki hızlı toparlanmayı destekledi. Diğer taraftan ise cari işlemler dengesini, dış finansman imkânlarını ve enflasyon görünümünü olumsuz etkiledi.
Burada dikkatten kaçırılmaması gereken nokta, salgın dönemine orta vadeli hedefimizin çok üzerinde bir enflasyon oranıyla girmiş olmamızdır. Salgının etkilerini azaltmaya yönelik politikalara odaklanılmışken salgına bağlı olarak toplam talepte öngörülen zayıflamanın enflasyonu düşürücü etkide bulunacağı değerlendirmesi hâkim olmuştu. Ancak, 2020 yılında güçlü kredi ivmesine bağlı talep yönlü etkiler doğrudan ve dolaylı kanallarla enflasyon üzerinde belirleyici oldu. Talep koşullarının güçlü seyrettiği gruplarda enflasyon baskıları arttı. Ayrıca kredi genişlemesiyle sağlanan hızlı toparlanma rezervler, risk primi, dolarizasyon ve enflasyon beklentileri arasında olumsuz bir döngü oluşturdu ve döviz kuru kanalıyla da enflasyondaki yükselişte önemli rol oynadı.
Geldiğimiz noktada, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesis edilmesi için güçlü bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesi ve bunun kalıcı fiyat istikrarı hedefi sağlanana kadar uzun bir süre devamı zorunlu olduğu aşikârdır.
Son Enflasyon Raporunda piyasanın faiz indirim beklentilerini öteleyecek bir sıkı para politikası söyleminde bulundunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız? Birçok merkez bankası başkanı göreve geldiğinde düşük tek haneli enflasyon hedefi koydu. Ancak sonuçta çift haneli ya da buna yakın enflasyon gerçekleşmesi oldu. Siz farkınızı nasıl ortaya koyacaksınız?
Konuşmamın başında da ifade ettiğim üzere, para politikası çerçevesinde ve para politikası duruşumuzda temel bir değişim gerçekleştirdik. Açık, yalın, öngörülebilir ve şeffaf bir para politikası çerçevesi oluşturduk. Kısa vadeli bir amaç fonksiyonundan daha ziyade orta vadeli bir amaç fonksiyonu oluşturarak beklentilerin bu hedef etrafında oluşmasını sağlamak istiyoruz. Orta vadede sıkı para politikasının yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar kesintisiz uygulanmasını bir çıpa olarak belirledik. Bu çerçeve ve hedef çıpası bizi fiyat istikrarına ulaştıracaktır.
Orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde iç talep koşulları, uluslararası emtia fiyatları, bazı sektörlerde belirginleşen arz kısıtları, ücret ve yönetilen fiyat ayarlamaları risk oluşturmaya devam ediyor. Kredilerdeki yavaşlamanın gecikmeli etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleşmesini bekliyoruz. Ayrıca kısa vadede oldukça etkili olan arz yönlü enflasyonist unsurlar nedeniyle yıllık enflasyonun öngördüğümüz patika dâhilinde belirli bir süre yukarı yönlü seyretmesini bekliyoruz. Asgari ücretin özellikle hizmet fiyatları kanalıyla ilave enflasyon katılığı oluşturacağını düşünüyoruz. Bu durum para politikasındaki sıkı duruşun geçmiş öngörülere kıyasla daha uzun bir süre korunmasını gerektiriyor. Sıkı parasal duruş; enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve finansal piyasa gelişmeleri bağlamında dışsal ve geçici oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görecektir.
Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede, enflasyon hedeflemesi veya benzeri fiyat istikrarı çerçevesinde öngörülebilirliği yüksek para politikasının enflasyonu kontrol altına almada başarılı olduğunu görüyoruz. Keza, ülkemizde de para politikasının fiyat istikrarı odağıyla kararlı ve sabırlı şekilde oluşturulduğu dönemlerde enflasyonla mücadele konusunda başarı sağlayabildik.
Diğer taraftan, enflasyon baskılarının arttığı dönemlerde tepki verilmesinin geciktiği dönemlerde sonradan daha yüksek maliyetle parasal sıkılaşmaya gidildiği veya enflasyon görünümünün iyileşmesinden hızlı ve erken şekilde gevşemenin de sonrasında tekrar yükselen enflasyon şeklinde döndüğü dönemler de tecrübelerimiz arasında yer alıyor.
Bu tecrübeler ışığında, para politikasındaki sıkı ve ihtiyatlı duruşumuzu yalnızca 2021 yılsonu tahmin hedefine ulaşacak şekilde değil, orta vadeli enflasyon hedefimiz olan yüzde 5’e 2023 yılında varacak şekilde kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bu kapsamda piyasa beklentileri 3-6 ay vade arasında sınırlı da olsa faiz indirimlerinin başlayacağı şeklinde. Piyasalar %11-12 arasında yılsonu enflasyonu bekliyor ki ve 3. çeyrek itibarıyla faiz indirimlerine sınırlı da olsa başlanacağı bir senaryo çiziyor. Piyasa sizi doğru mu fiyatlıyor?
Ocak Enflasyon Raporu’nda paylaştığımız üzere, 2021 yılı için açıkladığımız tahmin patikasında ücretler, gıda fiyatları ve uluslararası emtia fiyatları enflasyonu yukarı yönlü, yönetilen/yönlendirilen fiyatlar ile enflasyon beklentilerinin ise enflasyonu aşağı yönlü etkilemesini öngörüyoruz. Bu çerçevede sıkı parasal duruş sonucunda 2021 yıl sonunda enflasyonun yüzde 9,4 düzeyine gerileyeceğini öngörüyoruz. Ancak, bu tahminler üzerinde yukarı yönlü riskler belirgin bir şekilde önemini koruyor. Bu nedenle, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesi gerekli.
Piyasa fiyatlamalarında birçok farklı etken rol oynuyor. Enflasyon beklentileri ve bu beklentilerin içerdiği enflasyon belirsizliği bu etkenler arasında başı çekiyor.
Yukarı yönlü risklerin varlığını kabul ediyoruz ve bu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilave sıkılaşmaya gidip bunların enflasyon görünümü üzerindeki etkisini azaltacağız. Dolayısıyla, bu kararlılığımız piyasa tarafından teyit edildikçe enflasyon beklentileri yıl sonu tahmin hedefimize yakınsayacaktır.
Faiz indirim sürecinin zamanlaması, enflasyon gerçekleşmelerinin ve orta vadeli görünüm öngörülerimizin Enflasyon Raporu’nda öngördüğümüz patikayla uyumlu şekilde gerçekleşmesine bağlı olacak. Politika faizini her halükârda yalnızca 2021 hedefine değil, orta vadeli enflasyon hedefine de öngörülen sürede ulaşmayı sağlayacak bir düzeyde tutmaya devam edeceğiz.
“Enflasyon ile faiz arasında denge gözeteceğiz ama matematiksel hesap yapmayın” şeklinde algılanan açıklamalarınız olmuştu. Bu denge ne olacak? Reel faiz oranı mı belirlediniz?
Ortaya konan para politikası duruşu ve faiz seviyesine ilişkin bir referans verilemez, yanlış olur. Çünkü o andaki enflasyon görünümünün ortaya çıkardığı koşullar dezenflasyonist etkiyi meydana getirmek için daha yüksek seviyelerde bir duruş sergilemenizi zorunlu kılabilir. Dolayısıyla para politikası duruşunu genel olarak kabul edilmiş bir referans üzerinden konumlandırmak ve piyasa ile iletişimi bunun üzerinden kurmak doğru olmayacaktır.
Merkez Bankası enflasyon görünümünü, geleceğe ilişkin tahminlerini ve enflasyona etki eden faktörleri teker teker değerlendirecek. Yaptığı değerlendirmelere göre hangi düzeyde bir para politikası faiz oranının bu baskı unsurlarını telafi edecek kadar güçlü etki yapacağını belirleyecek. Bunu belirlerken aynı zamanda enflasyon görünümü yanında finansal riskleri de hesaba katarak risk oluşturan faktörlerin de dengelenmesini sağlayacak seviyede bir politika faizi oluşturacak ve bunu sürdürecek.
Özetle, politika faizi, gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde bir seviyede olacak ama bu iki seviye arasındaki aralık enflasyonist baskıların yaygınlığına, yoğunluğuna, para politikası tepkisine duyarlı olup olmadığına bağlı olacak. Ayrıca finansal risk göstergelerinin de iyileşmesine reaksiyon gösterecek, tepki verecek. Merkez Bankası kendi bilgisiyle, yaklaşımıyla gerçekleşen, beklenen enflasyonla politika faizi arasındaki aralığın seviyesini oluşturacak. Bu seviyenin %5 hedefine varıncaya kadar dezenflasyonist bir aralıkta olması konusunda özel bir dikkat gösterecek.
Hiçbir zaman için %5 hedefine ulaşmadan bir ara dönemde geçici nedenlerle süreklilik arz etmeyen faktörlerle hareket ederek bu dezenflasyonist aralıktan vazgeçmeyecek. Bu son derece önemli bir yaklaşım. %5 fiyat istikrarı hedefi bizim için bir çıpa. Ona varırken para politikasının duruşuna ilişkin oluşturduğumuz bu referans aralığı piyasayla sürekli ve güçlü bir iletişim kurarak neden o seviyede tuttuğumuzu açıklayacağız. Para politikası, aktarım mekanizması üzerinden gerekli etkiyi doğuruyor ve enflasyon eğilimleri Merkez Bankasının öngördüğü patika dahilinde ilerliyorsa demektir ki politika faizi düzeyi gerçekleşen ve beklenen enflasyona göre etkili bir baskılama yapabiliyor. Bunu her PPK’da piyasayla güçlü bir etkileşim içerisinde paylaşmaya devam edeceğiz.
Merkez Bankası hala diğer merkez bankalarıyla swap anlaşması yapmaya çalışıyor mu?
Bildiğiniz gibi 11. Kalkınma Planımızda uluslararası ticarette milli para birimlerinin kullanımının yaygınlaştırılmasına ilişkin bir hedef yer alıyor. Swap anlaşmaları da yerel paralarla ticaretin geliştirilmesi konusunda kullanılan destekleyici mekanizmalardan bir tanesi. Bu hedef doğrultusunda, ülkemiz için ekonomik, ticari ve stratejik açıdan önem arz eden bazı ülkelerin merkez bankalarıyla swap anlaşmaları yapıldı ve sınırlı tutarda da olsa kullanımların olduğu gözlenmektedir.
Söz konusu swap anlaşmaları Merkez Bankası rezervleri üzerinde de dolaylı olarak artırıcı yönde bir etki yapmaktadır. Ancak, önümüzdeki süreçte; Merkez Bankası olarak rezerv artırma stratejimiz içinde diğer ülke merkez bankaları ile swap anlaşmaları yapılması yer almamaktadır. Bunun yerine, para kur stratejimiz içinde de açıkladığımız üzere, uygulamakta olduğumuz sıkı para politikasına kararlılıkla devam etmek suretiyle güçlü bir dezenflasyonist sürecin oluşması ve kalıcı hale gelmesi sonucunda Sermaye girişlerinin istikrarlı ve güçlü bir hale gelmesi, yurtiçi yerleşiklerin dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi ile birlikte döviz alım ihaleleri yaparak rezervlerimizi artıracağız.
Piyasalar yabancı girişlerini, 5 milyar doları hisse ve DİBS olmak üzere büyük bölümü swap kanalından toplam 17-20 milyar dolar civarında hesaplıyorlar. Verileri piyasa doğru mu hesaplıyor? Bu yabancı girişlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeterli mi, istediğiniz hızda ilerliyor mu? Vade dağılımından memnun musunuz?
Kasım ayı başından itibaren atılan politika adımlarının ve iletişiminin piyasalarda olumlu karşılandığını memnuniyetle görüyoruz. Küresel risk iştahındaki olumlu hava ile beraber yabancı yatırımcıların TL cinsi varlıklara yönelik ilgisi önemli ölçüde artış gösterdi. Nitekim, son dönemde yatırımcı kuruluş raporlarında TL cinsi varlıklara yönelik olumlu görünümün arttığını görüyoruz. Bu gelişmeler sonrası yabancı yatırımcıların DİBS, hisse senedi ve swap gibi ürünlerde pozisyonlarını artırmalarının genel olarak olumlu olduğunu düşünüyoruz. TL pozisyonlardaki artışın önemli bir kısmı swap işlemleri üzerinden gerçekleşmekle beraber düzenlemelerin de etkisiyle geçtiğimiz yıllara göre vadelerin önemli ölçüde uzadı.
Önümüzdeki dönemde de makroekonomik göstergelerdeki dengelenme eğilimi ve makrofinansal risklerin azaltılması sonucunda TL cinsi varlıklara yönelik sermaye akımlarının devam etmesini bekliyoruz. Özellikle portföy yatırımlarının önümüzdeki dönemde olumlu gelişmelerle beraber artacağını tahmin ediyoruz.
Göreve geldiğinizden bu yana çok sayıda normalleşme adımı atıldı ancak yurtdışı swap limitlerinde BDDK’nın hamlesi gecikmedi mi, normalleşme yarım kalmadı mı?
Belirtiğiniz gibi, Kasım ayında BDDK yurt dışı yerleşiklerle yapılan türev limitlerini artırdı. Bu düzenleme yurt dışında yerleşik yatırımcıların TL cinsi varlıklara yatırım yapabilme ve TL cinsi yatırımları için kur riskinden korunma amaçlı işlemler yapabilme kapasitelerini artırdı. Bu düzenlemenin bankacılık sektörü açısından da YP ve TL likidite yönetimi ile kur riski yönetimi çerçevesinde de olumlu etkileri oldu.
Merkez Bankası olarak temel yaklaşımımız fiyatların serbest piyasa koşullarına göre oluşmasıdır. Bu çerçevede bu yöndeki adımların kademeli olarak devam etmesini öngörüyoruz.
Rezervler ne zaman (kur hangi seviyedeyken) ve nasıl artırılmaya başlanacak? Örneğin, bu döviz alımlarıyla mı olacak (ki 2011’de bunlar durmuştu) veya BOTAŞ’ın da dahil olduğu ihracat reeskont planları mı? (Piyasanın hesaplaması bu yıl herhangi bir döviz alımı yapmamanız halinde 20 milyar reeskont kredisinden giriş olacağı ve BOTAŞ satışlarından da 5 milyar artabileceği yönünde). Bunu yeterli görüyor musunuz?
Para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından dalgalı kur rejimi ile uyumlu, şeffaf yöntemlerle ve herhangi bir kur seviyesi hedeflemeksizin döviz rezervlerinin güçlendirilmesini amaçlıyoruz. Bu kapsamda, yabancı para reeskont kredi dönüşleri döviz rezerv birikiminde önemli bir araç olmaya devam edecek. 2021 yılında bu kanaldan rezerve katkının 21 milyar ABD doları düzeyinde olacağını öngörüyoruz.
Öte yandan, piyasadaki döviz arzının döviz talebine göre güçlü ve istikrarlı şekilde yükseldiği dönemlerde, kuralları önceden açıklanmış bir plan dâhilinde, dalgalı kur rejimi ile uyumlu olmak kaydıyla, şeffaf yöntemlerle döviz alım ihaleleri düzenleyebileceğiz.
Bu doğrultuda, cari işlemler dengesi ve finans hesabındaki gelişmeler ile ters dolarizasyon sürecini yakından takip ediyoruz. Sermaye girişlerinin istikrarlı ve güçlü bir hale gelmesi, yurt içi yerleşiklerin dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi, döviz alım ihalelerine başlamak için önemli bir gösterge olacaktır.
Son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz. Bu durum ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal. Ancak, bu yönelimin sürekliliğe dönüşmesi ve güçlü olması karar vermek bakımından önemli bir gösterge.
Son dönemde sisteme tabana yayılan efektif girişi de gözlemliyoruz. Bu durum yurtiçi yerleşiklerin döviz varlıklarını bankacılık sistemine taşıma isteğini ortaya koyuyor. Bu kaynaktan sisteme girişte döviz tevdiat hesaplarındaki gelişimi etkiliyor.
Tüm bu gelişmeler ters dolarizasyon süreci için gerekli olan koşulların yurtiçi yerleşikler nezdinde oluşmaya başladığına işaret ediyor. Ancak, para ve kur politikası belgemizde ifade ettiğimiz üzere; ters dolarizasyon eğilimi, cari işlemler dengesi ve finansman ihtiyacı ile sermaye akımlarını yakından takip ediyoruz.
Halen pandeminin küresel iktisadi faaliyet üzerindeki olumsuz etkilerinin devam ettiği görülmektedir. Bu durum başta turizm olmak üzere hizmet sektörlerinde belirsizlik oluşturmaya devam ediyor.
Ayrıca, küresel risk iştahındaki gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Bu açıdan şartlar oluşması durumunda döviz alım ihalelerine dair yol haritamızı da paylaşacağız.
Ancak, döviz alım ihaleleri konusunda kesinlikle aceleci bir yaklaşım içinde olmayacağımızı ve dalgalı kur rejimi ilkeleri içerisinde hareket edeceğimizi söylemek isterim. Herhangi bir kur seviyesi hedefi güderek döviz alım ihalelerine başlamak gibi bir yaklaşımımız söz konusu değildir.
Ayrıca, Para ve Kur Politikası Metninde de belirttiğimiz gibi BOTAŞ’ın Merkez Bankasından olan döviz talepleri piyasa koşullarına göre değerlendiriliyor.
Gerekli koşullar olması durumunda bu taleplerin piyasadan sağlanmasına devam edilecek. Bu hususu 2021 yılı Para Kur Dokümanımızda da açıkça ifade ettik. BOTAŞ’ın piyasa koşulları oluştuğu durumlarda piyasadan ihtiyacını karşılamasını Merkez Bankası olarak döviz rezervi biriktirme aracı olarak görmediğimizi özellikle belirtmek istiyorum.
Rezervlerin ne kadar yükselmesi gerekiyor? Yoksa rezerv birikimi yapmaktan çok mu uzak bir durumdasınız?
Uygun koşullar altında rezervlerimizin artırılması bir öncelik olmaya devam ediyor. 2021 yılı Para ve Kur Politikası metninde ifade edildiği üzere; 2021 yılında para politikasının etkinliği ve finansal istikrar açısından döviz rezervlerinin güçlendirilmesi amaçlanacak ve buna yönelik araçlar şeffaf bir şekilde, belirli bir plan dâhilinde, uygun koşullarda kullanılacak.
2021 yılında yabancı para reeskont kredi dönüşleri döviz rezervlerine katkı vermeye devam edecek. Bu yıl, reeskont kredi geri dönüşlerinin rezervi artırıcı etkisinin 21 milyar ABD doları düzeyinde olacağını öngörüyoruz. Ayrıca, piyasadaki döviz arzının döviz talebine göre güçlü ve istikrarlı şekilde yükseldiği dönemlerde, Bankamız kuralları önceden açıklanmış bir plan dâhilinde, dalgalı kur rejimi ile uyumlu olmak kaydıyla, şeffaf yöntemlerle döviz alım ihaleleri düzenleyebilecektir.
Londra swap piyasasında TL’ye ilgi arttığında özelikle kısa vadede sert ve normal olarak kabul görmeyen negatif faizler görülebiliyor. Bu konuda bir adım atılması planlanıyor mu?
Offshore swap piyasasında arz ve talep dengesine bağlı olarak zaman zaman oynaklıklar gözlenebilir. Merkez Bankası açısından aktarım mekanizmasının etkinliği için yurt içi ve yurt dışı para piyasası faiz oranlarının politika faiz oranına yakın seviyelerde gerçekleşmesi ve oynaklıkların düşük olması önemlidir.
Son dönemde özellikle yurt dışı faiz oranlarında önemli ölçüde bir stabilizasyon sağlandığı görülse de halen yurt içi para piyasası oranlarına kıyasla bir miktar daha düşük seyrediyor.Türev düzenlemelerine dair gelişmeler bu durumda etkili olabiliyor. Parasal aktarım mekanizmasının etkinliği açısından bu durum yakından takip ediliyor.
İşsizlik yüksek seviyede/gıda fiyatları çok pahalı/ KOBİlerin krediye ulaşımı artık daha zor… Bu politika faizini bu kadar yüksek tutarken dengelemeniz gereken riskleri nasıl etkiliyor?
Öncelikle şunu ifade etmek isterim, salgının kısıtlayıcı etkilerine rağmen ekonomi 4. Çeyrekte güçlü bir performans gösterdi, üretim, yatırım, tüketim, ihracat ve ihtalat göstergeleri güçlü bir ekonomik aktiviteye işaret ediyor. İçinde bulunduğumuz dönemde de ivme kaybı yaşasa da ekonomik aktivite genele yaygın gücünü koruyor. Bu gelişmeler sanayi istihdamında çok güçlü bir toparlanmayı getirdi. Enflasyon üzerinde sıkılaşan finansal koşullara rağmen güçlü talep koşulları önemini koruyor.
KOBİ’ler dahil işletmeler pandemi döneminde oluşturulan güçlü genişletici kredi ve likidite koşullarının sağladığı imkanlardan yararlanmaya devam ediyor.
İçinde bulunduğumuz süreçte sıkı para politikası ve aktarım mekanizması üzerinden oluşan finansal koşullardaki sıkılaşma ekonomi üzerinde talep kanalı üzerinden daha ılımlı bir ekonomik aktivite düzeyine yönelimi sağlayacaktır. Bu yönelim, bir taraftan dezenflasyonist etkiyi daha belirgin hale getirerek enflasyonu aşağı çekerken; diğer yandan finansal risklerin azalmaya başlaması ve ekonomide oluşacak istikrar beklentisi uzun vadeli üretim ve yatırım göstergelerinde olumlu bir yönelimi güçlendirecektir. O açıdan, para politikasına olan güvenin artması ve beklentilerin kısa vadeden uzun vadeye dönmesi ile birlikte içinde bulunduğumuz süreç ekonomide üretim ve yatırımların arttığı ve istihdamın genele yaygın olarak iyileştiği bir görünüm arz edecektir. Eğer bu süreci hep birlikte kararlı ve sabırlı bir şekilde yürütürsek ekonomiye olan güven artıracağından yatırımlar ve üretim artacak böylece işsizlik azalacaktır.
Enflasyon sepeti içinde önemli bir paya sahip olan gıda fiyatları hem volatil olması hem de yüksek seyreden fiyatlama seviyesi nedeniyle enflasyon üzerinde en önemli risk olma özelliğini koruyor. 2021 yılında da enflasyon görünümü üzerinde önemli bir risk. Bu konuda alınması gerekli yapısal adımlar konusunda ilgili bakanlıklar çalışmalarını devam ettiriyor.
Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi kapsamında fiyatların takibi, kurumlar arası işbirliği ve çözüm yollarının geliştirilmesi için yoğun bir çaba gösteriyoruz.Hatta bu kapsamda Bankamızda Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları Analiz Müdürlüğü adıyla bir birim oluşturduk. Bu birim fiyat istikrarı açısından kritik önemdeki gıda ve tarım ürünleri fiyatlarına dair verileri detaylı ve zamanlı olarak inceleyerek erken uyarı fonksiyonu görecek.
Hükümete bu konuda ne tavsiye veriyorsunuz? Büyümeyi sürdürülebilir kılmak için nelerin dâhil olması gerekiyor reformlara?
Bildiğiniz üzere, 11. Kalkınma Planı’nda verimlilik ve rekabeti merkeze alan bir büyüme ve kalkınma stratejisi benimsendi. Bu çerçevede, öncelikli sektörlerde yapısal dönüşüm içeren kapsamlı bir yol haritası ve eylem bütünlüğü oluşturuldu. Bu çerçevede atılan adımların hızlandırılması ve güçlendirilmesi çok önemli.
Diğer taraftan Hükümetimiz tarafından açıklanacak olan ekonomik ve hukuk alanındaki reformlarda çok önemli. Fiyat istikrarı sürdürülebilir büyümenin en önemli ön koşullarından birisi.
Merkez Bankası olarak, üzerimize düşen bu sorumluluğun gereğini yerine getirebilirsek sürdürülebilir büyüme, istihdam, toplumsal refah ve adaletli gelir dağılımına en büyük katkıyı yapmış oluruz.
Sizce tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) şu anda ne kadar acil bir sorun? Bu aktarım mekanizmasını nasıl etkiliyor? TGA’larda 31 Haziran’a kadar uzatılan erteleme tekrar uzatılabilir mi?
2019 sonunda %5,4 olan TGA oranı, büyük ölçüde kredi genişlemesi ve TGA sınıflama sürelerinin uzatılması sonucu mevcut durumda %4,1’e geriledi. Yakın izlemedeki kredilerin toplam kredilere oranı da 2019 yılsonundaki %11,1 seviyesinden 2020 yılsonu itibarıyla %10,3’e geldi. Salgının bankaların aktif kalitesindeki olumsuz etkileri göreceli olarak sınırlı kalabilir.
BDDK’nın 2020 yılsonuna kadar geçerli olan ve kredi sınıflandırmasını esnekleştiren düzenlemeleri 2021 Haziran ayına kadar uzatması, reel sektöre ve bankalara esneklik kazandırdı. 2020 yılında taksit ötelemeleri ertelenen kredilerde Kasım ayından itibaren geri ödemelerin yüksek bir ödeme performansı ile başladığını görmekteyiz. BDDK’nın kredi gecikme süreleri ile ilgili esneklikleri kapsamında gecikme süresi 90 günün üzerinde olan kredilerin TGA oranı üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla, getirilen esnekliklerin kaldırılması halinde bile aktif kalitesindeki bozulmanın sınırlı ve yönetilebilir düzeylerde kalabileceğini öngörüyoruz. Ayrıca, bankalarımızın 2020 yılında kredi risklerine yönelik temkinli karşılık ayırma stratejisine devam ettiği ve yüksek düzeyde karşılık ayırdığını da belirtmeliyiz.
Diğer taraftan, pandemi koşullarında getirilen düzenleme esnekliklerinin kademeli olarak kaldırılması yeni şartlara uyumu kolaylaştıracaktır.
235 milyar dolar rekor seviyedeki dolarizasyonda nasıl bir çözülme beklentiniz var? Sizce bu konuda bir ilerleme kaydediliyor mu? Şu anda yoksa henüz yapılması gerekenler var mı? TL’deki düşüşü dolarizasyonun çözülmesi olarak mı yorumluyorsunuz? Özellikle bireysellerde dolarizasyondaki durum ne şekilde?
Parasal duruşun sıkılaşması ve aktarım mekanizmasının daha etkin çalışmaya başlaması ile birlikte, parasal büyüklüklerin ve kredilerdeki artış hızının belirgin şekilde yavaşladığını söyleyebiliriz. 2021 yılında da para arzı ve kredi genişlemesinin dezenflasyon sürecini, ekonominin iç ve dış dengesini ve ters dolarizasyonu destekleyecek düzeylerde kalmasını öngörüyoruz. Merkez Bankasının fiyat istikrarı odaklı sıkı para politikası duruşu, enflasyona ilişkin bekleyişleri çıpalayarak Türk lirasına olan güveni artıracaktır. Enflasyondaki düşüş kurda istikrarın temin edilmesine katkı sağlayarak tasarruf sahiplerinin TL’ye yönelmesini teşvik edecektir. Nitekim, Ocak ayının ikinci yarısından itibaren altın dâhil yabancı para mevduattaki artışın kayda değer ölçüde yavaşladığını görüyoruz.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi
Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi
Yayınlanma:
15 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.
Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.
Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.
Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.
Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.
Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.
‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.
Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.
– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.
Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:
‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’
BANKA HABERLERİ
Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi
Yayınlanma:
17 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.
Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’
BANKA HABERLERİ
Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?
Yayınlanma:
1 gün önce|
02/06/2026Yazan:
Erol Taşdelen
bankavitrini.com haber analiz raporu
Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor
Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.
Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.
Pazarın lideri yine Ziraat Bankası
Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.
İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma
DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.
Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.
En hızlı büyüyen bankalar
Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:
| Banka | 2026/1 büyüme |
|---|---|
| Ziraat Katılım Bankası | %17,5 |
| Tarım Kredi Kooperatifleri | %15,7 |
| Ziraat Portföy / Tarım Finansman | %14,6 |
| Türkiye Ziraat Bankası | %12,5 |
| VakıfBank | %12,2 |
Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.
Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor
Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:
Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.
İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.
Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.
2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler
2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.
Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.
Bankacılık açısından riskler
Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.
Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:
| Risk alanı | Etki |
|---|---|
| Kuraklık ve iklim riski | Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi |
| Girdi maliyeti artışı | İşletme sermayesi ihtiyacı büyür |
| Ürün fiyat oynaklığı | Gelir tahmini zorlaşır |
| Destek ödemesi gecikmesi | Nakit akışı bozulur |
| Borç çevirme kredileri | Zombi tarım işletmesi riski yaratır |
Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir
Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.
Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.023)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (560)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.974)
- GÜNCEL (4.406)
- GÜNDEM (3.550)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.670)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.416)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- 2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi 04/06/2026
- Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor 04/06/2026
- Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak 04/06/2026
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
