Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Fed indirime hazır, altın rekor kırıyor. Fransa ve Japonya siyaseti sarsıldı!

Yayınlanma:

|

Her ayın ilk cuması olduğu üzere açıklanan ABD tarım dışı istihdam verisi, dünyanın en büyük ekonomisinin sağlığına dair en kritik göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Beklentilerin çok altında gelen son veri, Fed’in eylül toplantısında faiz indirimine gideceği beklentilerini kuvvetlendirdi. Bu tablo küresel hisse senetlerinde alım iştahını artırırken, ABD tahvil getirileri ve dolar geriledi.

Japonya’da ise göreve geleli bir yıl bile olmadan Başbakan Ishiba, yükselen yaşam maliyetlerinin yarattığı seçmen öfkesinin iktidara ağır kayıplar yaşatmasının ardından sorumluluk alarak istifa etti. 68 yaşındaki Ishiba, “bayrağı yeni nesle devretme zamanı” dedi. Piyasalar, yerine geçecek ismin maliye ve para politikasında gevşeme yanlısı olabileceği endişesiyle BOJ’un politika patikasına dair belirsizlikleri fiyatlıyor. Bu sabah Nikkei endeksi %1,5 yükseliş kaydederken alımlar Asya geneline yayıldı. ABD vadelileri de pozitif bölgede işlem görüyor. Öte yandan Japonya’da uzun vadeli devlet tahvili faizleri yükselişle haftaya başlarken, YEN ise değer kaybetti. Gözler, uzun vadeli tahvil faizlerinin seyrinde kalmaya devam etmeli.

ABD tarafında yatırımcıların gözü bu hafta açıklanacak enflasyon verilerinde olacak. Fed’in 25 baz puanlık indirimi tamamen (%92) fiyatlanmış durumda; 50 baz puanlık jumbo indirime ise şimdilik cılız da olsa %8 olasılık veriliyor. Yıl sonuna kadar toplamda 68 baz puanlık gevşeme bekleniyor. Beklentilerin üzerinde açıklanacak enflasyonun faiz indirim beklentilerinin zayıflayacağını, bunu da piyasalarda satış baskısı olarak karşılık bulacağını göz ardı etmeyelim.

Petrol fiyatlarının ise OPEC+’ın ekimden itibaren üretim artış hızını yavaşlatma kararı sonrası yaklaşık %1 yükseldiğini görüyoruz. Her ne kadar büyümeye yönelik görünüm pek de iyi olmasa da (petrole yönelik talep düşük), İran ve Rusya’ya yönelik yaptırım kararları ile brent cinsi ham petrol kabaca 65 dolar seviyelerinde uzun bir süredir yatay bir seyir izliyor.

Avrupa cephesinde ise Fransa Başbakanı Bayrou’nun bugün güven oylamasını kaybetmesi ile siyasi krizin daha da derinleşebileceğini düşünüyoruz. Böyle bir gerçekleşme, son üç yılda dördüncü kez hükûmet değişimine yol açarak euro bölgesinin ikinci büyük ekonomisini daha da derin bir siyasi belirsizliğe sürükleyebileceğini düşünüyoruz. Siyasi kriz, borç oranı GSYH’nin %114 seviyesine ulaşmış olan Fransa’nın bütçe disiplinini sağlama çabalarını daha da zora sokacaktır. Kredi notu indirimleri riski artarken, tahvil spreadleri ise genişliyor (30 yıllık tahvil getirisi geçen hafta son 16 yılın zirvesine yükseldi.). Fransa’da 2024 erken seçimlerinden bu yana parlamentoda çoğunluk bulunamıyor. Aşırı sağ Ulusal Birlik en büyük parti, parçalı sol ittifak ise en büyük blok konumunda. Bu tablo, Fransa’nın Avrupa’da “hasta adam” olarak anılmasına yol açıyor. Ortak para birimi EUR bu sabah son beş haftadır olduğu üzere önemli bir değişim göstermeden 1,17 seviyesinde yer almaya devam ettiğini not edelim.

ABD’de en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500 endeksi bu yıl %10 yükselmiş olsa da, ya da Nisan başında Trump’ın açıkladığı tarifeler sonrası oluşan dip seviyeleri baz alırsak %33 yükselmiş olsa da, 22,4 olan Fiyat Kazanç (F/K) oranıyla 15,9 olan tarihsel ortalamanın oldukça üzerinde işlem gördüğünün altını çizmek gerekiyor. F/K oranı, bir hissenin bir yılda üreteceği 1 dolar kâr için yatırımcının 22,4 dolar ödemeye razı olduğunu gösteriyor. F/K oranı yatırım yapılacak şirket ile ilgili ileriye dönük beklentileri yansıtsa da, hisselerin pahalı olduğu anlamına da geliyor.

Fransa ve Japonya örneklerinden de görüleceği üzere, fiat yani itibarlı (kâğıt) para sistemine yönelik endişelerin artması ile ya da büyüyen bütçe açıkları ile altının ons fiyatı haftanın son iş gününü zayıf gelen istihdam raporunun faiz indirim beklentilerini desteklemesi ile altının ons fiyatı 3,600 dolar seviyesine kadar yükselerek yeni bir rekor kırdı (yılbaşından bu yana %37 prim yaptı.). Gümüşün ons fiyatı ise 41 dolar seviyesini test etti. 125bin dolar seviyesindeki hedef seviyemizi bir ay önce test eden dijital altın (bitcoin) ise bir sonraki hamle öncesinde altının yükselişine boyun eğmeye devam ettiğini not etmemiz gerekiyor. Bütçe açıklarına yönelik endişe devam ettikçe, arzı sabit olan değer saklama araçları ve gümüşün değer kazanmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise, CHP İstanbul Kongre kararı sonrasında artan siyasi tansiyon haftanın son iş günü de etkili olmayı sürdürürken, hafta sonunda iç siyasi tansiyonun biraz daha tırmandığını gördük. CHP’nin İstanbul İl Başkanlığına girişler polis tarafından engellenmesi ile sokak olaylarının yaşandığını görüyoruz. 15 Eylül tarihinde gelecek kararın mutlak butlan olma riskinin de arttığını düşünüyoruz. TCMB’nin 2 Eylül valörlü işlemlerinde net YP pozisyonu 1,6 milyar, 3 Eylül valörlü işlemlerde ise 3,6 milyar gerilemesi ardından 4 Eylül valörlü işlemlerde 350 milyon dolar artış kaydetti (swap ve hazine dövizleri hâriç net yabancı para pozisyonu 43,7 milyar dolar). Hisse senetleri haftalık bazda %5 gerilerken, faiz indirim beklentilerine yönelik rüzgârın terse döndüğüne ilişkin endişe ile bankacılık hisseleri ise %7,4 geriledi. Bir bankacı olarak, çok rahat bir şekilde faiz indirimlerinin banka bilançolarına yaradığının altını bir kez daha çizmek isterim.

TCMB’nin olağan PPK toplantısının perşembe günü sonuçlanacağını hatırlatalım. Siyasi tansiyon öncesi 300 baz puan olan faiz indirim beklentisi her ne kadar biraz törpülense de, hâlen daha korunduğunu görüyoruz. TCMB’nin ekonomi dışındaki konulara karşı aksiyon almak zorunda kaldığını, bunun da taze izlerini 19 Mart sürecinden bu yana tecrübe ettiğimizi tekrar hatırlatmak isteriz. Şöyle ki, Aralık 2024’te faiz indirime soyunan TCMB, politika faizini Ocak ve Mart başında da indirerek %50’den %42,50 seviyesine kadar çekmesi ardından, 19 Mart tarihinde yaşanan siyasi iklim değişikliği karşısında TL’yi korumak adına Nisan ayında politika faizini yeniden %46 seviyesine yükseltmek zorunda kalmış, hatta uzun bir süre fonlamayı da faiz koridorunun üst bandı olan %49’dan yapmıştı. Akabinde, Temmuz toplantısına kadar bekleyen TCMB, yeniden faiz indirimine soyunmuşken şimdi gündem yeniden siyaset olunca kafalar da hâliyle oldukça karışmış durumda.

Tıptan örnek vermek gerekirse, kansere (enflasyon) karşı uygulanan kemoterapi (bir nevi zehir = faiz) tedavisinin dozu ve zamanlamasını iyi ayarlayamazsanız, hastayı bu sefer de uzayan tedaviden kaybedebilirsiniz. Bu minvalde işini bu zamana kadar doğru yapan TCMB’yi ya da ekonomi yönetimini yine zor bir sürecin beklediğini düşünüyoruz! Tedavinin yeniden uzaması, reel sektör ve ekonomi üzerinde ilave tahribat yaratabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, faiz indiriminin geleceğine kesin gözüyle bakıyoruz.

Enflasyonla ilgili soruna karşı uzun bir süredir talebi kısma yönünde sıkı bir para politikası izleyen TCMB’nin, paranın maliyetini artırarak ekonomiyi soğutmayı tercih ettiğini biliyoruz. Lâkin enflasyonun bir diğer bileşeni var ki onun da adı arz açığı ve bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. Sanayide çarklar zorlansa da, biz daha basit olan konut (kira) ve eğitim ile sağlık cephesini ön plana çıkarmak isteriz. KKTC’de eğitim kalemi son bir yılda %64 artarken, sağlık kalemi %61 ile ikinci sırada yer aldı. Kira yani barınma kalemi %32 artarken, gıda ve alkolsüz içecekler kalemi sadece geçen ay %10,72 artış kaydetti. Basit bir yaklaşımla, TCMB bugün faiz artırsa, eğitim kalemi mi ucuzlayacak yoksa kira mı? Kamu, eğitim, sağlık gibi alanlarda ya da ucuz konut üretiminin önünü açmadıkça, sıkı para politikası ile enflasyondaki katılıkları kırmamız pek de kolay olmayabileceğini düşünüyoruz.

Yeni gün başlamadan önce, Filenin Sultanları, Tayland’da düzenlenen 2025 Dünya Şampiyonası’nda otuz beş maçtır yenilmeyen İtalya ile finalde karşılaştı ve nefes kesen mücadelede karar setinde 3-2 kaybederek dünya ikinci oldu. Türk voleybol tarihinde bir ilki gerçekleştiren Kadın Milli takımına yaşattığı büyük gurur nedeniyle teşekkür ediyoruz. Erik Dalını bir sonra sefere sakladık diyelim! Öte yandan, Erkek Milli Basketbol takımı ise Avrupa Şampiyonasında çeyrek finale kaldı.

Dün gece geç saatlerde ise 2026-2028 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) Resmî Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz bugün sunum yaparak OVP’yi kamuoyu ile paylaşacak. Ana çerçeve ve metodolojisinin geçen yılki OVP ile aynı olduğunu görüyoruz. Enflasyon beklentisi TCMB’nin son Enflasyon Raporu sunduğu oranlarla aynı: enflasyonun 2025’te %28,5, 2026’da %16’ya gerilemesi ve 2027’den itibaren tek haneli seviyelere inmesi öngörülüyor. Büyümenin ise 2026’dan itibaren sırayla %3,8, %4,3 ve %5,0 olması tahmin ediliyor. TL’de reel değerlenme varsayımı korunduğunu görüyoruz. USDTRY kuru ile hesaplamalara baz teşkil eden varsayımların ise (yıllık ortalama) 2025’ten başlayarak yıllar itibariyle sırası ile 39,63, 46,60, 50,71 ve 53,76 olarak hesaplamalarda kullanıldığını not edelim.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.

Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.

Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.

Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.

Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.

Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.

Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.

ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.

Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.

Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.

ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.

Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.

Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.

Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).

Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.

EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.

Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.

Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.

ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.

Altın

1787288269f0590409bf35e4d996dc8afb4498cf8a_1_1200.jpg

Gümüş

1787288269e7a58e24cb2d9d2ab1f2003d77224d2f_2_1200.jpg

Bitcoin

17872882696548ab924574cb0cae49bed8357784c9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.

Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.

Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!

ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.

Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz.  Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.

ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!

ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.

ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).

Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.

Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda  yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.

BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.

ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş

17872010196944ce299d374ce895ae66b0b5a17452_1_1200.jpg
 
Gümüş

17872010202d8c57428b01a9b1286de3da7465edfe_2_1200.jpg
 
Altın

 1787201020b5f9bc56b89ae600ff8f2c667ce49592_3_1200.jpg

Bitcoin

17872010206ca374837a7d19fa0a961b8c28bd571b_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.