Connect with us

GÜNCEL

KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM!

Yayınlanma:

|

Ticaret Bakanlığının yönetmelik değişikliğiyle taksitli satışlarda genel 12 ay sınırı kaldırıldı. Ancak kredi kartıyla yapılan alışverişlerde bütün taksit sınırları ortadan kalkmış değil. Yeni dönemde gözler BDDK’nın kararlarında.

BANKAVİTRİNİ.COM | EKONOMİ

Taksitli alışverişte yeni dönem başladı. Ticaret Bakanlığının hazırladığı yönetmelik değişikliği, 15 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle konut satışları dışındaki taksitli mal ve hizmet satışlarında taksit sürelerini belirleme ve ilave sınırlamalar getirme yetkisi Ticaret Bakanlığına verildi.

Düzenleme, perakende sektöründe uzun süredir uygulanan taksit sınırlarının yeniden belirlenmesinin önünü açarken kredi kartı kullanıcıları açısından da yeni bir tartışma başlattı: Kredi kartıyla alışverişte 12 ay taksit sınırı tamamen kalktı mı?

Ticaret Bakanlığının açıklaması, bu soruya temkinli yaklaşılması gerektiğini gösteriyor.

Kredi kartlarında bütün sınırlar kalkmadı

Taksitli satışlara ilişkin düzenlemelerde iki ayrı yetki alanı bulunuyor. Kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansmanı yoluyla gerçekleştirilen satışların taksit süreleri BDDK tarafından belirleniyor. Bu yöntemlerin dışında kalan senetli satışlar gibi taksitli satış yöntemleri ise Ticaret Bakanlığının düzenleme alanında bulunuyor.

Yeni yönetmelik değişikliği, Bakanlığın kendi yetki alanındaki satış yöntemlerini BDDK kararlarıyla uyumlu biçimde düzenlemesini amaçlıyor.

Bu nedenle yönetmelikteki genel 12 aylık sınırın kaldırılmasını, kredi kartıyla yapılan bütün alışverişlerde sınırsız taksit uygulamasının başladığı şeklinde yorumlamak doğru değil. Elektronik eşya, beyaz eşya, mobilya, turizm, taşıt ve kuyum gibi ürün gruplarındaki kredi kartı taksit sınırları bakımından BDDK düzenlemeleri önemini koruyor.

Cep telefonlarında dikkat çeken değişiklik

Yeni düzenlemeyle cep telefonu alımlarında da taksit koşulları güncellendi.

  • Sıfır cep telefonları: 40 bin TL ve altındaki telefonlarda 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.
  • 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlar: 3 aylık vade sınırı korunuyor.
  • Yenilenmiş cep telefonları: Herhangi bir tutar sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit imkânı getirildi.

Buna karşılık elektronik eşya, tablet, televizyon, elektrikli ev aletleri, mobilya, yurt içi turizm ve seyahat, taşıt ve kuyum satışlarında mevcut taksit tutarı ve vade sınırlarında değişikliğe gidilmedi.

Taksit süresinin uzaması tüketimi artırır mı?

Taksitli alışverişte vade seçeneklerinin genişlemesi, tüketicilerin yüksek tutarlı ürünlere erişimini kolaylaştırabilir. Perakende işletmeleri açısından da satışları destekleyebilecek bir esneklik oluşturabilir.

Ancak Türkiye’de yüksek faiz oranları, kredi kartı borçlarının maliyeti ve hane halkının satın alma gücü dikkate alındığında, taksit sayısının artırılması tek başına tüketimi canlandırmaya yetmeyebilir.

Tüketicinin aylık taksit tutarına odaklanırken toplam ödeme miktarını, varsa vade farkını ve bütçesi üzerindeki yükü de hesaplaması gerekiyor.

Gözler BDDK’nın yeni kararlarında

Ticaret Bakanlığı, BDDK tarafından alınacak yeni kararların ardından gerekli düzenlemelerin hızlı biçimde hayata geçirilebileceğini belirtiyor. Bu durum, taksitli alışverişte yeni değişikliklerin gündeme gelebileceğine işaret ediyor; ancak kredi kartlarında bütün ürünler için 12 ay sınırının kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

Bankavitrini.com’un değerlendirmesi: 12 aylık genel taksit sınırının kaldırılması, perakende satışların düzenlenmesinde önemli bir değişiklik. Ancak tüketicilerin kredi kartıyla alışverişte daha uzun vadeli ödeme yapabilmesi, ilgili ürün grubu için geçerli BDDK düzenlemesine bağlı. Yeni dönemin asıl etkisi, mevzuattaki yetki değişikliğinin kredi kartı uygulamalarına nasıl yansıyacağıyla netleşecek.

Kaynak: Ticaret Bakanlığı, 15 Ekim 2026 tarihli açıklamaları ve Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği.

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EKONOMİ

VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR!

Yayınlanma:

|

Merkezi yönetim bütçesinde 1,84 trilyon TL açık: Harcamalar gelirlerden hızlı artıyor

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 15 Ekim 2026 tarihinde açıklanan merkezi yönetim bütçesinin 2026 yılı Ocak-Eylül dönemi gerçekleşmeleri, kamu maliyesindeki temel sorunlardan birini yeniden gündeme taşıdı: Vergi gelirleri artıyor ancak bu artışın önemli bir bölümü faiz ödemelerine giderken bütçe açığı da büyümeye devam ediyor.

İlk dokuz aylık dönemde merkezi yönetim bütçe gelirleri 12 trilyon 107,8 milyar TL’ye, giderleri ise 13 trilyon 948,1 milyar TL’ye ulaştı. Böylece bütçe açığı 1 trilyon 840,3 milyar TL olarak gerçekleşti.

Geçen yılın aynı dönemine göre gelirlerde yüzde 34,5, giderlerde ise yüzde 36,4 artış yaşandı. Başka bir ifadeyle kamu harcamaları, gelirlerden 1,9 puan daha hızlı arttı. Bu fark, bütçe dengesi üzerindeki baskının devam ettiğini gösteriyor. 【turn814255search0】

1. Bütçenin en dikkat çekici göstergesi: Faiz yükü

2026 yılının ilk dokuz ayında toplam faiz giderleri 2 trilyon 251,1 milyar TL’ye yükseldi. Aynı dönemde vergi gelirleri 10 trilyon 402 milyar TL olarak gerçekleşti.

Bu iki rakam birlikte değerlendirildiğinde, toplanan her 100 TL verginin yaklaşık 21,64 TL’sinin faiz ödemelerine karşılık geldiği görülüyor.

Gösterge Ocak-Eylül 2025 Ocak-Eylül 2026
Vergi gelirleri 7.753,5 milyar TL 10.402,0 milyar TL
Faiz giderleri 1.662,4 milyar TL 2.251,1 milyar TL
Faiz/vergi geliri oranı %21,44 %21,64
Faiz giderlerinin artışı — %35,4

Kaynak: Paylaşılan merkezi yönetim bütçe tablosu. Tutarlar milyar TL’dir.

Faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı bir yılda yaklaşık 0,2 puan yükseldi. Tek başına bu değişim çok büyük görünmeyebilir. Ancak oran, önceki yıllarla birlikte incelendiğinde daha anlamlı bir tablo ortaya çıkıyor.

Paylaşılan karşılaştırmaya göre faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı 2023’te yüzde 15, 2024’te yüzde 17,4, 2025’te yüzde 18,6 düzeyindeydi. 2026’nın ilk dokuz ayında ise yüzde 21,6 seviyesine ulaştı.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yalnızca faiz giderlerinin artması değil, vergi gelirlerinin ne kadarının üretim, eğitim, sağlık, altyapı ve diğer kamu hizmetlerinin finansmanına kalabildiğidir.

Faiz ödemeleri kamu bütçesinin kaçınılmaz yükümlülüklerinden biridir. Ancak bu yükün büyümesi, yeni kamu hizmetleri ve yatırımlar için kullanılabilecek mali alanı daraltabilir.

2. Vergi gelirleri artıyor ama bütçe açığı kapanmıyor

İlk dokuz ayda vergi gelirleri yüzde 34,2 artarak 10 trilyon 402 milyar TL’ye ulaştı. Buna karşın toplam giderler yüzde 36,4 arttı ve bütçe açığı 1 trilyon 840,3 milyar TL’ye çıktı.

Bu tablo, bütçe gelirlerini artırmanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Harcamaların bileşimi, faiz maliyeti, kamu transferleri ve bütçe kaynaklarının kullanım biçimi de en az gelir artışı kadar önemli.

2026 bütçesinde toplam gelir hedefi 16 trilyon 266,1 milyar TL olarak belirlenmişti. İlk dokuz ayda bu hedefin yaklaşık yüzde 74,4’ü tahsil edildi. Toplam gider bütçesindeki gerçekleşme oranı ise yüzde 73,5 oldu.

Yılın son üç ayında gelir ve giderlerin hangi hızda gerçekleşeceği, bütçe açığının yıl sonundaki düzeyini belirleyecek.

Burada temel soru şu: Vergi tahsilatındaki artış, ekonominin üretim kapasitesindeki ve reel gelirlerdeki iyileşmeden mi kaynaklanıyor, yoksa fiyat artışları ve mevcut vergi yapısının etkisiyle mi gerçekleşiyor?

Bu sorunun yanıtı, bütçe performansının gerçek niteliğini anlamak açısından önem taşıyor. Nominal vergi gelirlerinin yükselmesi, tek başına vergi yükünün adil dağıldığını veya ekonomik refahın arttığını göstermez.

3. Vergi yükünün dağılımı da sorgulanmalı

Vergi gelirleri içinde en yüksek tutar 2 trilyon 893 milyar TL ile gelir vergisinde gerçekleşti. Kurumlar vergisi tahsilatı 1 trilyon 249,4 milyar TL oldu.

Dahilde alınan KDV 1 trilyon 516,5 milyar TL, ithalde alınan KDV ise 1 trilyon 594,2 milyar TL düzeyine ulaştı. Özel tüketim vergisi tahsilatı da 1 trilyon 436,9 milyar TL oldu.

Bu üç kalemin toplamı 4 trilyon 547,6 milyar TL’ye ulaşıyor.

KDV ve ÖTV gibi tüketim üzerinden alınan vergiler, tüketim harcamalarıyla bağlantılı oldukları için geniş kesimleri ilgilendiriyor. Ancak bu rakamlardan hareketle toplam vergi yükünün ne kadarının düşük gelirli kesimlere düştüğünü kesin olarak hesaplamak mümkün değil. Bunun için gelir gruplarına göre vergi yükünü ve vergi türlerinin dağılımını gösteren ilave verilere ihtiyaç var.

Yine de mevcut tablo önemli bir politika sorusunu gündeme getiriyor: Kamu gelirleri artırılırken vergi yükünün ücretliler, tüketiciler, şirketler ve farklı gelir grupları arasındaki dağılımı ne ölçüde gözetiliyor?

Vergi politikasının yalnızca tahsilatı artırmaya değil, adil bir dağılım sağlamaya da odaklanması gerekiyor.

4. Harcamalarda ilk sırada cari transferler, ikinci sırada personel

2026’nın ilk dokuz ayında faiz hariç harcamalar 11 trilyon 697 milyar TL oldu. Harcamaların önemli bölümünü cari transferler ve personel giderleri oluşturdu.

  • Cari transferler: 5 trilyon 30,8 milyar TL
  • Personel giderleri: 3 trilyon 841 milyar TL
  • Faiz giderleri: 2 trilyon 251,1 milyar TL
  • Mal ve hizmet alımları: 958,1 milyar TL
  • Sermaye giderleri: 883 milyar TL

Cari transferler toplam giderler içinde en büyük kalem olurken, personel giderleri ikinci sırada yer aldı. Personel giderlerindeki yıllık artış yüzde 40,2, cari transferlerdeki artış ise yüzde 32,1 olarak gerçekleşti.

Bu kalemlerin tamamı aynı nitelikte harcamalar değildir. Personel ödemeleri kamu hizmetlerinin yürütülmesiyle, cari transferler ise sosyal güvenlik, kamu kurumlarına aktarımlar ve çeşitli destek mekanizmalarıyla ilişkilidir. Bu nedenle yalnızca artış oranlarına bakarak harcamaların gereksiz olduğu sonucuna varılamaz.

Ancak kamu harcamalarının etkinliği, verimliliği ve hedeflenen sonuçları üretip üretmediği düzenli biçimde sorgulanmalıdır.

Özellikle ekonomik kaynakların kıtlaştığı, işletmelerin finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde bütçe harcamalarının üretken yatırımlara, verimlilik artışına ve sürdürülebilir büyümeye ne ölçüde katkı sağladığı daha fazla önem kazanıyor.

5. Faiz giderleri, maliye politikasının hareket alanını daraltıyor

Faiz giderlerinin artması, bütçede yalnızca muhasebesel bir büyüklük değildir. Borçlanma maliyetleri yükseldiğinde kamu maliyesinin gelecekteki yükümlülükleri de ağırlaşabilir.

Faiz ödemeleri için daha fazla kaynak ayrılması, diğer harcamaların finansmanı açısından tercih ve öncelik sorununu beraberinde getirir. Bu durum özellikle yatırım, sosyal destek ve ekonomik kalkınma harcamalarının planlanmasında dikkatle izlenmelidir.

Öte yandan bütçe açığı ile faiz giderlerini birbirine karıştırmamak gerekir. İlk dokuz ayda 2 trilyon 251,1 milyar TL faiz gideri oluşurken toplam bütçe açığı 1 trilyon 840,3 milyar TL’dir. Aradaki farkın nedeni, faiz dışı bütçe dengesinin fazla vermesidir.

Nitekim faiz hariç bütçe giderleri 11 trilyon 697 milyar TL, toplam gelirler ise 12 trilyon 107,8 milyar TL olduğundan yaklaşık 410,8 milyar TL faiz dışı fazla ortaya çıkmaktadır. Faiz giderleri bu fazlayı aştığı için toplam bütçe açığı oluşmaktadır. 【turn814255search4】

Bu ayrım önemlidir: Kamu gelirleri, faiz hariç giderleri karşılamaya yetmektedir; ancak faiz yükü eklendiğinde bütçe açık vermektedir.

Dolayısıyla faiz maliyetini düşürmeye yönelik kalıcı bir iyileşme, bütçe dengesinin sürdürülebilirliği bakımından kritik önemdedir. Bununla birlikte faiz oranlarının hangi hızda gerileyebileceği; enflasyon, risk primi, borçlanma ihtiyacı ve para politikası gibi unsurlara bağlıdır.

6. Bütçe açığı hedefinin üçte ikisi dokuz ayda gerçekleşti

2026 yılı bütçesinde öngörülen bütçe açığı 2 trilyon 712,7 milyar TL düzeyindedir. İlk dokuz ayda gerçekleşen 1 trilyon 840,3 milyar TL’lik açık, yıllık hedefin yaklaşık yüzde 67,8’ine karşılık geliyor.

Bu oran, kalan üç aylık dönemde bütçe gerçekleşmelerinin yakından izlenmesini gerektiriyor. Ancak yıllık hedefin aşılacağını kesin biçimde söylemek için henüz yeterli veri yok. Son çeyrekte vergi tahsilatlarının, faiz ödemelerinin ve diğer harcamaların seyri belirleyici olacaktır.

Bütçe yönetiminde asıl başarı, yalnızca yıl sonu açığını hedeflenen seviyede tutmak değildir. Bu sonuca hangi gelir politikalarıyla ve hangi harcama öncelikleriyle ulaşıldığı da önemlidir.

Vergi gelirlerini artırırken ekonomik faaliyeti zayıflatmamak, kamu harcamalarını denetlerken temel hizmetlerin kalitesini korumak ve faiz yükünü azaltırken mali güvenilirliği sürdürmek birlikte ele alınması gereken hedeflerdir.

SONUÇ: Vergi tahsilatından önce bütçenin niteliği tartışılmalı

2026’nın ilk dokuz aylık bütçe gerçekleşmeleri, üç temel noktaya işaret ediyor:

Birincisi, gelirler artmasına rağmen giderler daha hızlı yükseliyor ve bütçe açığı 1,84 trilyon TL’ye ulaşıyor.

İkincisi, faiz giderleri 2,25 trilyon TL’yi aşmış durumda. Toplam vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 21,6’sına karşılık gelen bu yük, bütçenin en önemli maliyet unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.

Üçüncüsü, vergi gelirlerinin artışını değerlendirirken yalnızca nominal tutarlara değil; vergi yükünün dağılımına, ekonomik faaliyetin gücüne ve kamu harcamalarının verimliliğine de bakmak gerekiyor.

Kamu maliyesinde kalıcı başarı, yalnızca daha fazla vergi toplamakla değil; toplanan vergiyi daha verimli kullanmak, borçlanma ve faiz maliyetini yönetmek ve bütçe yükünü toplum kesimleri arasında adil dağıtmakla mümkündür.

Vergi veren vatandaşın ve üretim yapan işletmenin sorması gereken soru da budur: Ödenen vergiler ne kadar etkin kullanılıyor ve kamu bütçesinin ne kadarı gelecekte ekonomik kapasiteyi güçlendirecek yatırımlara dönüşüyor?

Süleyman ÇEMBERTAŞ  Bankavitrini.com – Bankacılık ve Reel Sektörün Sesi

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’den Endonezya’ya sert uyarı, Türkiye de mercek altında

Yayınlanma:

|

Yazan:

Asya borsalarında dün teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan sert satışların ardından bu sabah toparlanma çabası görüyoruz. ABD’li bulut bilişim şirketi CoreWeave’in borçlarına ilişkin endişelerin yapay zekâ yatırımlarının finansmanını yeniden sorgulatmasıyla dün yaklaşık %5 gerileyen Japonya’da Nikkei endeksi, altı günlük düşüş serisinin ardından bu sabah %2’ye yakın yükseldi. Ancak tepki alımlarına rağmen endeksin haftalık kaybı hâlen %5 seviyesinde bulunuyor. Dün %8’e yakın değer kaybeden Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4’e yakın yükselse de haftalık bazda %13’ün üzerinde kayıpla 2008 küresel finans krizinden bu yana en kötü haftasını geçirmeye hazırlanıyor.

Öte yandan Endonezya piyasalarının olumsuz ayrıştığını not etmemiz gerekiyor. Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, hisse sahipliği ve piyasa işlemlerindeki şeffaflık sorunlarının giderilemediğini belirterek Endonezya’yı gelişmekte olan ülkeler kategorisinden çıkarıp doğrudan bağımsız piyasa statüsüne düşürmeye hazırlandığını açıkladı. Kararın ardından Jakarta borsası %10’u aşan kayıpla son altı yılın en düşük seviyesine gerilerken, ülke para birimi rupiah da dolar karşısında değer kaybetti.

Yılbaşından bu yana %30’dan fazla düşen ve yabancı yatırımcıların 4,7 milyar dolarlık satış yaptığı Endonezya borsası için MSCI’nın Haziran 2027’ye kadar tanıdığı süre kritik önem taşıyor. Zira bağımsız piyasa statüsüne geçilmesi, Endonezya hisselerinin küresel endekslerden çıkarılması ve bu endeksleri takip eden fonların satış yapmak zorunda kalması anlamına geliyor. Böyle bir gelişme, yabancı sermaye çıkışlarını hızlandırarak hem borsa hem de ülke para birimi üzerindeki baskıyı artırabileceği göz ardı edilmemelidir. Piyasada alıcıların azalmasıyla hisse fiyatlarının daha da gerilemesi ve şirketlerin sermayeye erişiminin zorlaşması da olası sonuçlar arasında yer alıyor.

Endonezya’daki gelişmenin Türkiye açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir uyarı niteliğinde olduğunu düşünüyoruz. MSCI, Türk hisse senetlerinde fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği ve bazı fonlar üzerinden koordineli işlemler yapıldığına ilişkin endişeler nedeniyle, Türkiye endekslerinde belirli değişiklikleri ikinci bir duyuruya kadar geçici olarak dondurduğunu açıkladı. MSCI, Haziran 2027’ye kadar piyasa şeffaflığı ve denetim konusunda yeterli ilerleme sağlanmaması hâlinde Türkiye’nin daha alt bir piyasa kategorisine düşürülebileceği uyarısında da bulundu. Böyle bir karar, gelişmekte olan ülke endekslerini takip eden yabancı fonların Türk hisselerinden çıkışını beraberinde getirebilir. BIST100 endeksinin mayıs ayındaki zirvesinden bu yana %20’den fazla gerilediği bir dönemde gelen bu uyarının uluslararası yatırımcı güveni açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Ancak alınan önlemlerin ardından Türkiye’nin herhangi bir müeyyide ile karşı karşıya kalmasını beklemiyoruz.

ABD’de tüketici enflasyonunun ardından dün açıklanan üretici fiyatlarının da son dört buçuk yılın en hızlı artışını kaydetmesi fiyat baskılarının enerji dışındaki sektörlere de yayıldığını gösterdi. Öte yandan, ekonomik aktiviteye ışık tutan perakende satışlar verisinin de beklentiyi aşması, olağan aralık ayı FOMC toplantısında 25 baz puan artırım ihtimalini %93 seviyesine taşıdı. Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da enflasyon endişelerinin sürdüğüne işaret ediyor. Hem üretici hem de tüketici enflasyonunun yüksek sonuçlanması ardından ABD 10 yıllık gösterge tahvil faizi son üç günde 30 baz puan gerileyerek %5,05 seviyesini test etti.

Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin dün doların değer kaybetmesi ve ABD tahvil faizlerinin gerilemesinden destek bularak toparlanmaya çalıştığını gördük. Altının ons fiyatı yaklaşık 100 dolar yükselerek 4,180 dolar seviyesine gelirken, 55 dolara kadar gerileyerek önemli destek seviyelerini test eden gümüş ise 58 dolar seviyesine toparlandı. Her ne kadar iki kıymetli metal de haftayı kayıpla tamamlamaya hazırlansa ve uzun süredir yatırımcılarını paranın zaman değeri ve alternatif getiri fırsatları açısından yıpratsa da, gümüşün tepki verdiği seviyenin bizleri heyecanlandırdığını itiraf etmem gerekiyor (bakınız grafik).

Peki, ABD’de enflasyon beklentileri aşarken ve daha hafta başında saygın ekonomi dergileri tahvil krizini tartışırken, 10 yıllık ABD tahvil faizi neden %5,05 seviyesine kadar geriledi? Enflasyon yüksek seyretmesine rağmen tahvil faizlerinin gerilemesi, yatırımcıların ekonomik büyümedeki yavaşlama riskini de giderek daha fazla dikkate aldığını gösteriyor. Kanaatimce piyasa, enflasyon endişelerinin yanı sıra ekonomik büyümedeki yavaşlama ve hatta resesyon riskini de fiyatlamaya başladı. Eğer enflasyon beklentileri yüksek kalırken tahvil faizleri gerilemeye devam ederse, reel faizlerde yaşanacak düşüşün kıymetli metaller açısından olumlu bir gelişme olacağını düşünüyoruz. Özellikle altın için bu senaryonun öneminin altını çizmek gerekiyor. Ancak sanayide yoğun kullanılan gümüş, olası bir resesyonda zayıflayan sanayi talebi nedeniyle baskı altında kalabilir. Belki de altın gümüş rasyosunun bu hafta altın lehine sert şekilde yükselmesinin ardında yatan nedenlerden biri de budur.

Jeopolitik tarafta ise riskler aynı yerde durmaya devam ediyor. Petrol fiyatları, Orta Doğu’da devam eden çatışmalara rağmen bu sabah hafif gerilerken, Brent petrolün varil fiyatı 105,5 dolar seviyesinde işlem görüyor. Trump yönetiminin Rusya, İran ve Venezuela petrolünü taşıyan ve yaptırımlardan kaçınmak için kullanılan gölge filo tankerlerine yönelik bazı yaptırımları kaldırmayı değerlendirmesi, taşımacılık maliyetlerinin düşebileceği beklentisiyle fiyatları baskılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın piyasaya 20 milyon varilden fazla motorin sürme kararı da arzı desteklemeyi amaçlıyor. Ancak Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların şiddetlenmesi ve bölgedeki gemilere yönelik saldırıların artması, petrol fiyatlarının gerilemesini sınırlıyor.

Yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine ilişkin endişeler, veri merkezi şirketlerinin artan borçlarını geri ödeyip ödeyemeyeceğine yönelik kaygılar, teknoloji hisselerinde satışlara neden olurken, dolar endeksi 102 seviyesinin altına gerileyerek beş haftanın ilk haftalık kaybına hazırlanıyor. Son beş haftada Fransa’nın borç sorunları ve enerji krizi endişeleriyle %3’ten fazla değer kaybeden EURUSD paritesi bu sabah 1,1250 seviyesine yaklaşırken, kraliyet aslanı sterlin de bu sabah 1,33 seviyesine yükselerek bir süredir takip ettiğimiz 1,3270 seviyesini geride bırakmaya hazırlanıyor. Haftalık kapanışı da takip ederek, hem GBP hem de gümüş cephesinde uzun pozisyon için hamle yapmaya çalışacağız. Altın cephesinde var olan uzun pozisyonlarımızı güçlendirmek adına 4,225 dolar seviyesini üzerinde kapanış (teyit) bekleyeceğiz.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin son günlerde USDTRY kurunun dizginlerini bir miktar gevşettiği yönündeki haber akışının ardından dün açıklanan haftalık verileri takip ettik. Analitik bilançodan derlediğimiz en güncel verilere göre, 14 Ekim valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 4,2 milyar dolar azalarak 34 milyar dolar seviyesine geriledi. Bir başka deyişle, bebek adımlarıyla ilerleyen, âdeta cetvelle çizilmiş kur stratejisinde ince bir ayara gittiği düşünülen TCMB’nin aynı dönemde anlamlı bir rezerv kaybı yaşadığını görüyoruz. Açıkçası, faiz indirimlerinin yeniden gündeme geldiği bir dönemde bu adımın zamanlaması bizim için biraz şaşırtıcı oldu. Öte yandan, mevcut döviz kuru stratejisinden nasıl çıkılacağına ilişkin soru işaretlerinin de zihnimizde giderek daha yüksek sesle dolaşmaya başladığını itiraf etmemiz gerekiyor.

Pazartesi valörlü işlemlerde USDTRY kuru 49,52 seviyesinden eşleşirken, CDS risk primi hafif yükselişle 251 baz puana geldi. İki yıllık tahvilin bileşik faizi %39,51 seviyesinde önemli bir değişim kaydetmezken, dün BIST100 endeksi satıcılı, bankacılık hisseleri ise alıcılı bir gün geçirdi. Mali piyasaların gündeminde bugün TCMB Piyasa Katılımcılar Anketi, konut satışları bulunurken, yurt dışında ise Euro Bölgesi’nde TÜFE, ABD’de ise sanayi üretimi takip edilebilir. Gözler ayrıca Fed Başkanı Warsh’ın bültenimizi yazdığımız sabah erken saatlerde IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları kapsamında IMF Başkanı Georgieva ile katılacağı söyleşiyi de yakından takip edecektir. Herkese güzel bir hafta sonu dileriz.

XAGUSD

1792125537d4d76410db0d86dfa16b05ee807f7a81_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

ABD’de enflasyon ateşi yeniden yükseldi, küresel piyasalarda satışlar sertleşti

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’de dün açıklanan eylül ayı enflasyon rakamları, fiyat baskılarının yeniden güçlendiğini gösterdi. Tüketici fiyatları aylık %0,6 artarken, yıllık enflasyon %3,4’ten %3,7’ye yükseldi. Benzin fiyatlarının bir ayda %9’dan fazla artması enflasyonu yukarı çekerken, gıda ve enerji hariç tutularak hesaplanan çekirdek enflasyon %2,5 olan beklentiyi aşarak %2,6’ya yükseldi. Fiyat artışlarının konut, hizmetler ve ikinci el otomobillere de yayılması, enflasyonun yalnızca petrol kaynaklı olmadığını, ekonominin geneline yayılmaya başladığını gösterdi.

Beklentileri aşan çekirdek enflasyon, Fed’in yeniden faiz artırabileceği endişelerini güçlendirirken, risk iştahının da belirgin bir şekilde bozulduğunu gördük. Riskli varlıklarda satışlar yaşanırken, dolar ilk etapta güvenli liman talebiyle değer kazandı. ABD tahvillerine yönelen alımlarla tahvil fiyatları yükselip faizler gerilerken, kıymetli metaller ve ABD borsaları ise geceyi sert kayıplarla tamamladı. Enflasyon verisinin hemen ardından ekim ayında faiz artırımı ihtimali %50’ye kadar yükselse de San Francisco Fed Başkanı Daly’nin açıklamaları piyasaları bir miktar sakinleştirdi. Daly, enflasyonu kontrol altına almak için yeni faiz artırımlarına ihtiyaç duyulabileceğini ancak işgücü piyasasının dirençli kalması sayesinde acele etmeye gerek olmadığını söyledi. Ekim ayında faiz artırımı ihtimali bu sabah %27’ye gerilerken, aralık ayında yeni bir artırıma gidilmesine ise %87 ihtimal tanınıyor. Piyasalar 2027 yılı için de ilave iki faiz artırımı fiyatlarken, savaşın enerji maliyetlerini yüksek tutması ve fiyat artışlarının ekonominin geneline yayılması Fed’in işini giderek zorlaştırıyor.

Sayıların diliyle konuşmak gerekirse, ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %2 geriledi. Güvenli liman talebiyle ABD tahvilleri alımlara sahne olurken, geçen hafta %5,36 seviyesini test eden ve son 24 yılın zirvesini gören 10 yıllık gösterge tahvil son üç haftanın en düşük seviyesi olan %5,09’a kadar geriledi. Uzun vadeli tahvil faizleri de gerilerken, 30 yıllık tahvil getirisi %5,74 seviyesinden %5,44 seviyesine kadar çekildi. Önde gelen para birimlerine karşı doların değerini gösteren DXY endeksi dün 103 seviyesini test ederek son 18 ayın zirvesini test etmesinin ardından bu sabah 101,90 seviyelerine geri çekildi. Dün 1,11 seviyesinin diplerini test eden EURUSD paritesi son 17 ayın en düşük seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 1,1225 seviyesine toparlandı. Alıma geçmek için GBPUSD paritesinde hâlen 1,3270 seviyesini takip ediyoruz.

ABD enflasyon verisi ardından satış baskısının en çok hissedildiği enstrüman gümüş oldu. Gümüşün ons fiyatının günlerdir 60 dolar seviyelerinde zorlandığını dile getirirken, dün beklentileri aşan enflasyon verisi ardından %6,5 değer kaybeden gümüş 55 dolar seviyelerine kadar savruldu. Teknik mânâda önemli seviyeler test edilirken (bakınız grafik), 55 dolar seviyesinin altında düşüş isteğinin daha da belirgin bir hâl alacağını düşünüyoruz. Dikkatimizi çeken bir diğer sert fiyat hareketi de altın gümüş rasyosunda yaşandı. Rasyo dün altın lehine %5 yükselerek son 10 ayın zirvesine yükselirken, gümüşün altına kıyasla zayıf kalması, kıymetli metallerde yükseliş isteğinin sorgulanmasına neden oldu. Savaşların yaşandığı bir ekosistemde bir türlü yükselemeyen kıymetli metalleri son haftalarda sorgulamaya başlamış, paranın zaman değeri ve paralelinde alternatif maliyetin (opportunity cost) artmaya başladığını ön plana çıkarmıştık. Altının ons fiyatı dün ilk nazarda 4,073 dolar seviyesini test etse de, bu sabah yeniden 4,150 dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz. Teknik mânâda altında günlük kapanışın 4,100 dolar seviyesinin altında olmadığı sürece endişe edilmesine gerek olmadığını düşünüyoruz. Aksi durumda ise aşağıda 3,940 dolar seviyelerini konuşacağız. Dün de belirttiğimiz üzere, 4,220 dolar üzeri gecelik kapanış durumunda ise uzun pozisyon açacağız.

ABD enflasyon verisi ardından bu sabah Asya piyasalarında kan gövdeyi götürüyor. Güney Kore borsası KOSPI %8, gösterge endeks Nikkei ise %5’ten fazla geriledi. Teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Tayvan borsası %3,5 gerilerken, koyu kırmızı rengin Asya genelinde hâkim olduğunu görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde Nasdaq bu sabah da %1’den fazla gerilerken, yapay zekâ yatırımlarına ilişkin endişeler satışların merkezinde yer alıyor. ABD’li bulut bilişim şirketi CoreWeave’in borçlarını ödemekte zorlanabileceğine yönelik haberlerin ardından hisselerinin dün gece %15’in üzerinde değer kaybetmesi, yapay zekâ yatırımlarının finansmanı ve kârlılığına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı. Üstelik ABD’de beklentileri aşan enflasyonun Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceği endişesini güçlendirmesi de teknoloji hisseleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmasa da, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 104 dolar seviyesine hafif de olsa geriledi. Hürmüz’de saldırıya uğrayan gemilerde sorun yaşanırken, Yemenli Husiler Suudi Arabistan’ın havalimanları ve petrol tesislerine yönelik saldırılarını sürdüreceklerini açıkladı.  Olumsuz havanın etkisiyle Bitcoin’in de 80 bin doların diplerine kadar gevşediğini not edelim.

Türkiye cephesinde ise döviz kurunun seyrine ilişkin sosyal medyada pek çok haberin dolaştığını görüyoruz. Bloomberg’in dün TCMB Başkanı Karahan’a atfen paylaştığı, kurda görece daha hızlı bir artışa işaret eden değerlendirme görüş ayrılıklarına neden oldu. Biz ana resimde herhangi bir bozulma beklemediğimiz gibi, otoritenin cetvelle çizilmiş kur stratejisini sürdüreceğini, USDTRY’de aylık yaklaşık %1,7’lik artışın devam edeceğini düşünüyoruz. Sene sonu kur beklentimizi de 52,00 seviyesinde koruyoruz.

Öte yandan, bir süredir gündemden düşmeyen fon krizine ilişkin TBMM’de yasal düzenleme görüşmeleri sürerken, hukuki süreç de ilerliyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in SPK eski Başkanı Gönül hakkında soruşturma izni verdiği belirtilirken, yasa teklifinde de bazı değişikliklere gidildi. Piyasalara dönersek, ABD enflasyon verisinin ardından dün yaşanan dalgalanma Türk mali piyasalarını da olumsuz etkiledi. BIST100 endeksi günü %1 kayıpla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,35 geriledi. CDS risk primi 247 baz puanda, iki yıllık tahvilin bileşik faizi ise %39,56 seviyesinde yatay seyretti. USDTRY yarın valörlü işlemlerde bu sabah 49,41 seviyesinden güne başladı.

Bugün piyasaların gündeminde, günün ilk yarısında İngiltere ve Euro Bölgesi’nde sanayi üretimi, Türkiye’de ise bütçe verileri ve her hafta perşembe günü olduğu üzere TCMB’nin haftalık istatistikleri bulunuyor. Yurt dışında ise gözler ABD’de açıklanacak haftalık işsizlik maaşı başvuruları, New York Fed imalat endeksi, üretici enflasyonu ve perakende satış verilerine çevrilecek.

XAGUSD

17920392509c2395d56c04e612b8620e08c73f0803_1_1200.jpg
 
XAUXAG

1792039250cd6c8e7680197bbf373936a610345251_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.