BANKA HABERLERİ
Türkiye İş Bankası yapay zeka ve ileri teknoloji girişimlerine odaklanıyor
Yayınlanma:
9 ay önce|
Yazan:
BankaVitriniAA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Aran, bankacılık faaliyetlerine ek olarak yapay zeka, ileri teknolojilere dayalı iştirakler ve yeni nesil girişimlerle ikinci yüzyıla dair oluşturdukları stratejileri değerlendirdi.
İş Bankasının, kurulduğu günden bu yana, bankacılık faaliyetlerinin yanı sıra özellikle Türkiye’nin iktisadi kalkınmasında kritik önem taşıyan sanayi ve üretim alanlarında bizzat kurduğu ve iştirak ettiği 300’ü aşkın şirketle Cumhuriyet’in ilk yüzyılında üstüne düşen görevi başarıyla yerine getirdiğini dile getiren Aran, bankanın Haziran 2025 itibarıyla 192 doğrudan veya dolaylı iştirakinin bulunduğunu söyledi.
Aran, bankanın kuruluş amaçlarında ziraat, sanayi, enerji üretimi ve dağıtımı, bayındırlık işleri, sigortacılık, turizm, ihracata ilişkin her türlü teşebbüsü kurmanın yer aldığını belirterek, İş Bankasında girişimciliğin temel bir vazife ve vizyon olarak belirlendiğini aktardı.
“Küresel ölçekte rekabet eden bir Türkiye için girişimcilik en önemli katalizör olacak”
Hakan Aran, gelinen noktada, günün trendlerini yakından takip etmekten öte geleceği öngörüp buna göre trendleri yaratan, oyunun kuralını belirleyen tarafta olmak ve dijital altyapımızla geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren, küresel ölçekte rekabet eden bir İş Bankası hikayesi yazmak için kararlılıkla çalıştıklarının altını çizdi.
İleri teknolojinin, üretken yapay zekanın şekillendirdiği bugünün dünyasında günün koşullarına paralel olarak yapay zekayla, yüksek teknolojiyle uyumlu iştirak anlayışıyla bir nevi format attıklarını ifade eden Aran, bu alandaki vizyonlarını yeni nesil iştiraklerle çok daha güçlü bir yapıya evrilttiklerini anlattı.
Bankacılık faaliyetlerinin harcadıkları mesainin önemli bir kısmını aldığını aktaran Aran, bu alanda neden bu kadar enerji harcadıklarından bahsederek, “Çünkü, girişimciliğin ülkemizin sürdürülebilir ekonomik kalkınmasında ve inovasyon kapasitemizin artırılmasında çok önemli bir katalizör görevi gördüğüne inanıyoruz. Birçok alanda yaratıcı çözümler üretirken bir yandan da bunun beraberinde getirdiği refah artışını, yaratılan yeni gelir kaynaklarını ve daha verimli bir Türkiye’yi hayal ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hakan Aran, yeni nesil iştirakler aracılığıyla finansal açıdan yaratacakları sinerjiyi, özellikle ikinci yüzyıllarında ulaşmak istedikleri “dünyada en geniş coğrafyada en fazla müşteriye dokunan, hisse değeri en yüksek bankalardan biri olma” hedefi için de çok önemsediklerini dile getirdi.
Rekabeti ülke dışına taşıyarak, Türkiye’deki fintech’leri ve faaliyet gösterdikleri alanlardaki oyuncuları rakip değil, yol arkadaşı görerek ve onlarla işbirlikleri yaparak küresel arenada fark yaratacaklarının, global bir oyuncu olabileceklerinin farkındalığıyla hareket ettiklerini kaydeden Aran, şöyle devam etti:
“Haziran 2025 itibarıyla, bankamızın özkaynağı 360,5 milyar lira, bağlı ortaklık ve iştiraklerimizin toplam bilanço net değerleri ise 240,5 milyar lira. Rakamlar zaten vizyonumuzu, gayemizi çok net olarak ortaya koyuyor, oran yüzde 67. Özkaynaklarımızın bu kadar büyük bir kısmını, özgülediğimiz portföyün adını ülkemize değer katacak sıra dışı işlemlerde, pragmatik ve radikal başlıklarda, büyük başarı hikayelerinde görmeye devam edeceğiz.”
“Düşük enerjiyle yapay zeka çipi geliştiren bir şirkete ortak olduk”
Silikon Vadisi’nde düşük enerjiyle yapay zeka çipi geliştiren bir şirkete daha ortak olduklarını belirten Aran, eğer düşük enerjili yapay zeka çipi üretilirse, bunun çok büyük ses getireceğini ve girişimin dünyada büyük çip üreticisi şirketlerin satın almasıyla sonuçlanacağını kaydetti.
Girişimin, Nvidia GPU’lara kıyasla 10 kata kadar daha düşük güç tüketimine sahip özel bir yapay zeka hızlandırıcı çip tasarladığı bilgisini paylaşan Aran, şu değerlendirmede bulundu:
“Günümüz LLM’lerinin (büyük dil modelleri-large language models) temelini oluşturan “Transformers” mimarisini donanım düzeyinde optimize ederek, çok daha verimli ve düşük maliyetli bir çözüme ulaşmayı hedefliyorlar. Bu teknoloji sayesinde dronlar, robotlar, otonom araçlar gibi internete bağlı olmak zorunda olmadan çalışan cihazlarda yapay zeka modelleri çalıştırılabilecek. Bakın Nvidia diyorum, büyüklüğünü, teknolojisini anlatmaya gerek yok. Böyle hakim bir oyuncunun olduğu, şu anda tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu bu sektörde kendimize yer bulma vizyonuyla hareket ediyoruz. Hatta yer bulmanın da ötesinde daha iyi bir teknolojiyle, 10 kata kadar daha verimli bir çip ile bu sektöre yön vermek istiyoruz.”
Hakan Aran, yapay zekanın finans sektörüyle kuvvetli bir bağı olması nedeniyle yenilikçi bir kurumsal girişim sermaye şirketi ve hızlandırma programı olan Yapay Zeka Fabrikası’nın (YZF) ivme yakalamış, global büyüme potansiyeli yüksek, Türk kuruculu yapay zeka girişimlerine yatırım yaptığını anlattı.
Aran, “Türk yapay zeka ekosisteminin gelişimini hızlandırmayı, girişimlerin ölçeklenme yolculuklarını desteklemeyi ve onları doğru ortaklarla buluşturarak küresel başarıya taşımayı hedefliyor.” dedi.
– “Startupların yüzde 25’ine ulaştık”
Hakan Aran, bugün yalnızca üç girişimcilik şubesiyle Türkiye’de ekosistemin de takip ettiği bir veri tabanına kayıtlı startupların yüzde 25’ine doğrudan ulaştıklarını söyledi.
Genel müdürlük ve şubelerdeki uzman ekiplerle birlikte, geleneksel kredi ürünlerini girişimcilerin ihtiyaçlarına göre yeniden kurguladıklarını anlatan Aran, “Bu sayede girişimcilik şubelerimiz nakdi ve gayrinakdi olmak üzere 1 milyar lira kredi büyüklüğüne ulaştı. Bugün itibarıyla 3,5 milyar lirayı aşan bir varlık bu şubelerimizde değerlendiriliyor.” ifadelerini kullandı.
– “Maxis Girişim Sermayesi 10. yılında yönettiği portföy büyüklüğünde 1 milyar dolar hedefliyor”
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Aran, bankanın yeni nesil girişimcilik ekosisteminin ilk yapı taşı olarak 2017 yılında erken aşama ve orta ölçekli şirketlere ve bilhassa yeni nesil teknoloji startuplarına yatırım yoluyla finansman ve yanı sıra yönetim, operasyon ve strateji desteği sağlayacak girişim sermayesi yatırım fonlarını (GSYF) kurup yönetmek üzere Maxis Girişim Sermayesi’ni kurduklarını hatırlattı.
Aran, “Maxis, hem globalde hem de ülkemizde önemli partnerler ile birlikte kuracağı ve yakın zamanda duyuracağımız yeni fonlar aracılığıyla 10. yılına kadar yönettiği fonlarda 1 milyar dolar varlık büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyor.” dedi.
– “Moka United ve RUUT ile İngiltere pazarında dijital bankacılıkta global oyuncu olacağız”
Hakan Aran, Moka United’ın, Türkiye’de ödeme sistemleri ve finansal teknolojiler alanında güçlü bir konuma sahip iki öncü fintech şirketi Moka ve United Payment’ın, iki öncü grup Oyak Grubu ve İş Bankası Grubu’nun Mart 2025 itibarıyla güçlerini birleştirmesi ile hayata geçtiğini söyledi.
Bu önemli birleşmenin, sadece Türkiye pazarında değil, uluslararası pazarlarda da rekabetçi bir fintech şirketi yaratma vizyonunun temel taşı olduğuna değinen Aran, “Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Gürcistan, Özbekistan, Almanya ve İngiltere’de faaliyet gösteren, birçok ülkede sahip olduğu lisanslarla bölgesel büyüme kapasitesini güçlendiren ve uçtan uca finansal teknoloji altyapısı sunan bölgesel bir fintech oyuncusu konumuna ulaştı.” dedi.
AA
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında
Yayınlanma:
23 saat önce|
02/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kredi büyüyor, vatandaşın borç yükü ağırlaşıyor: Takipteki bireysel krediler 337 milyar TL’ye ulaştı
Bankacılık sektöründe kredi hacmi büyümeye devam ederken, büyümenin arkasındaki en dikkat çekici gelişme ise bireysel kredilerde bozulan geri ödeme performansı oldu. BDDK verilerine göre 2025 sonundan 24 Temmuz 2026’ya kadar toplam kredi hacmi yaklaşık 4,1 trilyon TL artarak 26,98 trilyon TL seviyesine yükselirken, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının toplamı 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına dayandı. Aynı dönemde takipteki bireysel kredi tutarı ise 337 milyar TL’ye ulaşarak sadece yedi ayda 100,6 milyar TL arttı.
Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında
BDDK verileri, bireysel tarafta borçlanmanın hız kesmediğini gösteriyor.
Tablonuza göre;
| Kredi Türü | 2025 | 24.07.2026 | Artış |
|---|---|---|---|
| Tüketici Kredileri + Bireysel Kredi Kartları | 5,575 trilyon TL | 6,677 trilyon TL | %20 |
| Toplam Krediler | 22,877 trilyon TL | 26,975 trilyon TL | %18 |
| Ticari Krediler | 17,301 trilyon TL | 20,297 trilyon TL | %17 |
Dikkat çeken nokta ise bireysel kredilerin toplam kredi büyümesinden daha hızlı artmasıdır. Bu durum, ekonomik yavaşlama dönemlerinde hane halkının gelir yerine krediyle yaşamını sürdürmeye çalıştığına işaret ediyor.
Asıl alarm takipteki kredilerde
Borç stokunun büyümesi tek başına risk oluşturmayabilir. Ancak ödeme güçlüğü yaşayan kredi miktarındaki artış çok daha önemli bir gösterge.
Tablonuzdaki verilere göre;
| Takipteki Kredi Türü | Artış |
|---|---|
| Konut Kredileri | %31 |
| Taşıt Kredileri | %51 |
| İhtiyaç Kredileri | %39 |
| Kredi Kartları | %46 |
| Toplam | %43 |
Toplam takipteki bireysel kredi tutarı;
- 236,4 milyar TL’den
- 337 milyar TL’ye çıkarak yaklaşık %43 büyüdü.
Bu artış, bireysel kredi hacmindeki %20’lik büyümenin oldukça üzerinde gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle; Borç artıyor ama daha önemlisi geri ödenemeyen borç çok daha hızlı artıyor.

En büyük risk ihtiyaç kredileri ve kredi kartlarında
Takibe düşen kredilerin dağılımı incelendiğinde en büyük yükü iki kalem oluşturuyor.
İhtiyaç kredileri: 156,2 milyar TL
Bireysel kredi kartları: 178,8 milyar TL
Bu iki kalem birlikte yaklaşık 335 milyar TL ile toplam takipteki bireysel kredilerin neredeyse tamamını oluşturuyor. Bu tablo, vatandaşın günlük yaşamını finanse etmek amacıyla kullandığı kredilerde ödeme gücünün belirgin biçimde zayıfladığını gösteriyor.
Taşıt kredilerindeki artış dikkat çekiyor
Oransal olarak en sert bozulma taşıt kredilerinde yaşandı.
Takipteki taşıt kredileri;
- 331 milyon TL’den
- 499 milyon TL’ye çıkarak %51 arttı.
Bu durum;
- yüksek faizler,
- ikinci el araç piyasasındaki durgunluk,
- gelir artışının kredi maliyetlerini karşılayamaması gibi nedenlerle açıklanabilir.
Faizler vatandaşın ödeme gücünü zorluyor
Son iki yıldır uygulanan sıkı para politikasıyla kredi faizleri tarihsel olarak yüksek seviyelerde seyrediyor.
Yeni kredi kullanmak zorlaşırken mevcut borçların çevrilmesi de maliyetli hale geliyor.
Özellikle;
- gelir artışının enflasyonun gerisinde kalması,
- kredi kartlarının günlük harcamaların finansman aracı haline gelmesi,
- ihtiyaç kredilerinin temel tüketim için kullanılması,
takibe düşen alacakların büyümesini hızlandırıyor.
Bankalar açısından ne anlama geliyor?
Takipteki alacakların yükselmesi bankalar açısından;
- daha fazla karşılık ayrılması,
- kârlılık üzerinde baskı,
- kredi verme iştahının azalması,
- risk primlerinin yükselmesi anlamına geliyor.
Her ne kadar sektörün genel takipteki kredi oranı uluslararası standartlara göre hâlâ yönetilebilir seviyelerde bulunsa da, bireysel segmentteki hızlı bozulma yakından izleniyor.
Ekonomi açısından mesaj ne?
Bu veriler yalnızca bankacılık sektörünü değil, hane halkının finansal sağlığını da ortaya koyuyor. Borçlanma hızının yüksek seyretmesi tek başına sorun olmayabilir. Ancak geri ödenemeyen borçların kredi büyümesinden iki kat daha hızlı artması;
- tüketicinin nakit akışında bozulmaya,
- alım gücündeki zayıflamaya,
- gelirlerin borç servisinde yetersiz kalmaya başladığına, işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde faizlerin seyri, istihdam piyasası ve gelir artışları bireysel kredi kalitesini belirleyecek en önemli faktörler olacak.
Rakamlar kritik seviyede
24 Temmuz 2026 itibarıyla vatandaşın bankalara olan tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı borcu 6,68 trilyon TL ile 7 trilyon TL sınırına yaklaşırken, takipteki bireysel kredi tutarı da 337 milyar TL’ye ulaştı. Daha da dikkat çekici olan ise takipteki bireysel kredilerdeki %43’lük artışın, toplam bireysel kredi büyümesinin (%20) oldukça üzerinde gerçekleşmesi. Bu tablo, kredi hacmi büyümeye devam ederken ödeme kapasitesinin aynı hızda güçlenmediğini ve hane halkı finansmanında risklerin arttığını gösteriyor
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı
Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, “2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk” ifadesini kullandı.
Yayınlanma:
2 gün önce|
01/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Yapı Kredi, yılın ilk yarısında 31 milyar lira net grup karı elde etti.
Bankadan yapılan açıklamaya göre Yapı Kredi, 2026’nın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını paylaştı.
Yapı Kredi’nin konsolide finansal tablolarına göre, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 14 artışla 2,1 trilyon liraya yükselirken, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon liraya ulaştı.
Aynı dönemde bankanın toplam müşteri mevduatı 2,1 trilyon lira seviyesine çıkarken, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 23,4, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Bankanın yılın ilk yarısındaki net grup karı da 31 milyar lira oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, bankanın yılın ilk yarısında güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirtti.
Erün, ‘2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Geniş müşteri tabanımız, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında yer almaya, ekonomimizin üretim, ticaret ve yatırım kapasitesini desteklemeye bu yıl da devam ettik.’ ifadelerini kullandı.
Yılın ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdikleri başarılı işlemlerle bankanın güçlü sermaye yapısını daha da pekiştirdiklerini ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürdüklerini vurgulayan Erün, yılın ikinci çeyreğinde uluslararası piyasalarda başarıyla tamamladıkları 500 milyon dolarlık ilave ana sermaye tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güveni ortaya koyduğunu aktardı.
Erün, yaklaşık 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşmasına imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
‘Sendikasyonumuzun iki ve üç yıllık dilimlerini Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında yapılandırdık. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama stratejimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz 700 milyon dolarlık DPR işlemiyle de kaynak yapımızı daha da güçlendirdik. Böylelikle son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağlamış olduğumuz kaynak 5,8 milyar dolara yükseldi. Bugün Yapı Kredi, bankacılıktan yatırım hizmetlerine, varlık yönetiminden leasing ve faktoringe, ödeme sistemlerinden yurt dışındaki yapılanmalarına kadar uzanan güçlü iştirak yapısıyla müşterilerine uçtan uca finansal çözümler sunuyor.
Her biri kendi alanında değer üreten iştiraklerimizin yarattığı sinerji sayesinde müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bütüncül çözümler geliştirirken, ülkemiz ekonomisine sağladığımız katkıyı da büyütmeye devam ediyoruz. Güçlü grup yapımız, ortak vizyonumuz ve iştiraklerimizin birbirini tamamlayan yapısı sürdürülebilir büyümemizin en önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürüyor.’
‘Firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ediyoruz’
Yapı Kredi CEO’su Erün, Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenen firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ettiklerine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Ülkemizin üretim kapasitesini daha verimli ve rekabetçi hale getirmenin yolunun dijital dönüşümden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla MEXT işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Üretimde Dijital Dönüşüm Programı kapsamında üretim yazılımlarından elektronik cihaz yatırımlarına, üretim makinelerinden otomasyon çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yatırımları finanse ediyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kaynağı, KGF teminat desteği ve uygun vadeli çözümlerimizle firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olması, ülkemizin üretim dönüşümünde üstlendiğimiz sorumluluğun da önemli bir göstergesi.’
Yapı Kredi’nin girişimcilik ve inovasyon platformu FRWRD çatısı altındaki çalışmalarına da işaret eden Erün, söz konusu çalışmalarla girişimcilerin yatırım kaynaklarına, stratejik iş ortaklarına ve uluslararası pazarlara erişimini desteklediklerini, kurdukları işbirlikleriyle girişim ve inovasyon ekosisteminin yenilikçi çözümlerini müşteri ihtiyaçlarıyla doğru zamanda ve doğru şekilde buluşturduklarını, sektörde inovasyona öncülük ettiklerini belirtti.
Erün, bu yıl FRWRD Global kapsamında yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk girişimlerinin Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesine açılmalarına katkı sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
‘Bunun yanında CIFAL Istanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yapı Kredi FRWRD AI Akademisi ile ülkemizin yarınlarına da yatırım yaparak gençlerimizi yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarında geleceğe hazırlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye’nin teknoloji üreten, rekabet gücü yüksek girişimlerinin küresel başarı hikayeleri yazmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.’
‘Bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürüyoruz’
Gökhan Erün, bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürdüklerini belirterek, dijital bankacılıktaki güçlü deneyimlerini kripto varlık alanına taşıyarak güvenli, şeffaf ve regülasyonlarla tam uyumlu bir dijital varlık ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini anlattı.
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kripto varlık platformu kuruluş izinlerinin onaylanmasının bu vizyon doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret eden Erün, faaliyete geçmek için hazırlıkları da aynı kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.
Yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin yaklaşımlarını da paylaşan Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:
‘Yapay zekanın geleceği dönüştüren en önemli teknolojilerden biri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için etik ilkeler ve güçlü yönetişim anlayışının vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla hazırladığımız Sorumlu Yapay Zeka İlkelerimizde insan haklarına saygıyı, şeffaflığı, hesap verebilirliği, veri güvenliğini ve gizliliğini merkeze alıyoruz. Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir yetkinlik olarak değil, güven, sorumluluk ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz.’
BANKA HABERLERİ
TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem
Yayınlanma:
2 gün önce|
01/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Firmalar için daha sıkı denetim, daha fazla sorumluluk ve yeni yaptırımlar
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 1 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile “Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”de önemli değişikliklere gitti. Düzenleme ilk bakışta yalnızca teknik bir revizyon gibi görünse de, aslında firmaların döviz yönetimi, bankaların sorumlulukları ve kamu desteklerinin kullanımına ilişkin oldukça kapsamlı yeni kurallar getiriyor.
Yeni tebliğ, sadece destek oranını veya uygulama süresini düzenlemekle kalmıyor; destekten yararlanma şartlarını yeniden tanımlıyor, usulsüz kullanımlara ağır yaptırımlar getiriyor, TCMB’nin denetim yetkisini genişletiyor ve bankaların yükümlülüklerini artırıyor. Ayrıca uygulamanın süresi 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılıyor.
Düzenlemenin arka planı
Son üç yılda uygulanan ekonomi politikalarının temel hedeflerinden biri finansal sistemde Türk lirasının payını artırmak oldu.
Bu kapsamda;
- Kur Korumalı Mevduat,
- İhracat gelirlerinin belirli oranının Merkez Bankası’na satılması,
- Döviz dönüşüm destekleri,
- TL mevduatı teşvik eden makroihtiyati düzenlemeler,
aynı stratejinin parçaları olarak uygulandı.
Bu yeni tebliğ ise artık sistemin yalnızca teşvik değil, denetim ve yaptırım boyutunu güçlendiren ikinci aşamasına geçildiğini gösteriyor.
En önemli değişiklik: Destek sistemi yeniden yazıldı
Yeni düzenlemeye göre firmalar, yurt dışından elde ettikleri dövizleri bankalar aracılığıyla TCMB’ye sattıklarında, belirlenen şartları sağlamaları halinde çevrilen tutarın %2’si oranında döviz dönüşüm desteği almaya devam edecek. Destek ödemesi TCMB tarafından aracı bankaya aktarılacak ve banka tarafından firmaya ödenecek. Fiili durumdaki %3 destek geçici madde ile artırıldığı için bu süre de 31.01.2027’ye kadar uzatıldı. Bu da fiili %3 desteğin aynen devam edeceği anlamına geliyor.
Ancak bu destek artık otomatik bir hak olmaktan çıkıyor.
Firmanın;
- TCMB’nin belirlediği döviz pozisyonu sınırlarını aşmaması,
- Gerekli bilgi ve belgeleri sunması,
- Destek şartlarını eksiksiz yerine getirmesi,
- Usulsüzlük yapmaması,
zorunlu hale geliyor.
İlk kez döviz pozisyonu şartı getirildi
Tebliğin en dikkat çekici yeniliklerinden biri “döviz pozisyon oranı” kriteri oldu.
Artık firma destekten yararlanabilmek için belirlenen sınırları aşmadığını bankaya belgelemek zorunda olacak.
Bu uygulamanın amacı;
- desteklerin gerçekten ihtiyaç sahibi firmalara yönelmesi,
- döviz biriktirme amacıyla sistemin kullanılmasının önlenmesi,
- spekülatif işlemlerin azaltılması olarak değerlendiriliyor.
TCMB artık üst limit belirleyebilecek
Önceki sistemde destek daha standart şekilde uygulanıyordu.
Yeni düzenlemeyle birlikte TCMB;
- firma bazında,
- sektör bazında,
- faaliyet hacmine göre,
destek kapsamındaki döviz satışına üst limit koyabilecek.
Bu limit belirlenirken;
- firma kârlılığı,
- işgücü maliyeti,
- yaratılan katma değer
gibi kriterler dikkate alınacak.
Bu düzenleme, yüksek hacimli ancak düşük katma değerli işlemlerle destekten aşırı yararlanılmasının önüne geçmeyi hedefliyor.
En ağır yaptırım usulsüz kullanıma geliyor
Yeni Tebliğin en sert hükümleri 4/A maddesinde yer alıyor. Buna göre;
Eğer firma;
- gerçeğe aykırı beyanda bulunursa,
- sahte belge kullanırsa,
- destekten usulsüz yararlanırsa,
- amacı dışında işlem yaparsa,
çok ciddi yaptırımlarla karşılaşacak.
Bunlar arasında;
1. Destek tamamen geri alınacak.
2. Kur farkı da tahsil edilecek.
3. TCMB’nin en yüksek gecelik borç verme faizi üzerinden faiz uygulanacak.
4. Merkez Bankası kredilerine erişim engellenecek.
5. Döviz dönüşüm desteğinden belirli süre yararlanamayacak.
6. Gerekirse suç duyurusunda bulunulacak.
Bu yönüyle düzenleme yalnızca mali değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar da doğuruyor.
Grup şirketlerine de yaptırım geliyor
Düzenlemenin en dikkat çekici hükümlerinden biri de yaptırımların yalnızca ilgili firmayla sınırlı kalmaması.
Yeni kurala göre;
- bağlı ortaklıklar,
- ana şirket,
- aynı kontrol altındaki şirketler,
de belirli süre destek ve TCMB kaynaklı kredilerden yararlanamayabilecek.
Bu hüküm, grup şirketleri üzerinden dolanma girişimlerinin önüne geçmeyi amaçlıyor.
Bankaların sorumluluğu ciddi biçimde artıyor
Yeni düzenleme yalnızca firmaları değil bankaları da yakından ilgilendiriyor.
Aracı bankalar;
- işlemleri incelemek,
- belgeleri kontrol etmek,
- şüpheli işlemleri TCMB’ye bildirmek,
- gerektiğinde tahsilat yapmak,
zorunda olacak.
Üstelik banka gerekli tahsilatı gerçekleştiremezse TCMB ilgili tutarı doğrudan bankanın Merkez Bankası nezdindeki hesaplarından tahsil edebilecek.
Bu nedenle bankalar artık yalnızca aracılık yapan kurum değil, aynı zamanda ilk denetim hattı konumuna geliyor.
İnceleme sürecinde destek ödenmeyecek
TCMB artık gerekli gördüğü firmaları incelemeye alabilecek.
İnceleme süresince;
- destek ödemesi yapılmayacak,
- işlem askıda kalacak.
İnceleme sonunda usulsüzlük bulunursa destek reddedilecek; bulunmazsa ödeme gerçekleştirilecek.
Bu düzenleme özellikle yüksek hacimli ihracat yapan firmalar açısından belge yönetiminin önemini artırıyor.
Destek süresi uzatıldı
Tebliğin geçici maddesiyle birlikte mevcut uygulamanın süresi 31 Temmuz 2026’dan 31 Ocak 2027’ye uzatıldı. Böylece ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar için destek mekanizmasının devam edeceği netleşmiş oldu.
Hangi firmalar daha fazla etkilenecek?
Düzenlemeden özellikle şu sektörlerin etkilenmesi bekleniyor:
- ihracatçı sanayi şirketleri,
- otomotiv,
- tekstil,
- beyaz eşya,
- makine,
- savunma sanayi,
- yazılım ve bilişim ihracatçıları,
- turizm gelirleri yüksek işletmeler,
- serbest bölgede faaliyet gösteren firmalar.
Bu şirketlerin finans ve muhasebe süreçlerini yeni kurallara göre gözden geçirmesi gerekecek.
Firmalar için yeni riskler
Yeni sistem firmalara önemli avantajlar sunarken bazı riskleri de beraberinde getiriyor.
Örneğin;
- eksik belge sunulması,
- yanlış beyan,
- döviz pozisyonunun doğru hesaplanmaması,
- grup şirketleri arasındaki işlemlerin hatalı raporlanması,
destek kaybına yol açabilecek.
Dolayısıyla finans, muhasebe ve dış ticaret ekiplerinin koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Ekonomi yönetimi neyi hedefliyor?
Bu düzenleme yalnızca destek sistemini değiştirmiyor.
Asıl hedef;
- dövizin bankacılık sistemi içinde kalmasını sağlamak,
- rezervleri güçlendirmek,
- kayıt dışı işlemleri azaltmak,
- kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak,
- ihracat gelirlerinin takibini artırmak,
- desteklerin gerçek üreticiye gitmesini sağlamak.
Dolayısıyla yeni Tebliğ, para politikası ile denetim mekanizmasının birlikte çalıştığı yeni bir çerçeve oluşturuyor.
Bankavitrini.com değerlendirmesi
2026/11 sayılı Tebliğ, ilk bakışta döviz dönüşüm desteğine ilişkin teknik bir değişiklik gibi görünse de, içerdiği hükümler itibarıyla destek mekanizmasını “teşvik odaklı” bir modelden “teşvik + sıkı denetim + güçlü yaptırım” modeline dönüştürüyor.
Özellikle gerçeğe aykırı beyan halinde yalnızca desteklerin geri alınmasıyla yetinilmeyip, kur farkı ve faiz uygulanması, Merkez Bankası kaynaklı kredilere erişimin engellenmesi ve gerektiğinde suç duyurusunda bulunulması; kamu kaynaklarının amacına uygun kullanımını sağlama iradesinin güçlendiğini gösteriyor.
Bunun yanında, grup şirketlerini de kapsayan yaptırım mekanizması ve aracı bankalara yüklenen yeni sorumluluklar, finansal sistemde uyum kültürünün önemini artıracak. Büyük ihracatçılar kadar KOBİ ölçeğindeki ihracatçı firmaların da iç kontrol süreçlerini, belge yönetimini ve döviz pozisyonu takibini yeniden yapılandırmaları gerekecek.
Sonuç olarak, bu Tebliğ sadece bir destek düzenlemesi değil; Türkiye’nin TL’leşme stratejisinin yeni aşamasını temsil eden, uyum ve denetim odaklı bir finansal yönetişim düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Firmaların bundan sonraki süreçte yalnızca destekten yararlanmayı değil, bu desteklerin tüm koşullarını eksiksiz yerine getirmeyi de stratejik bir öncelik haline getirmeleri gerekecektir.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.044)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.616)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (583)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.979)
- GÜNCEL (4.543)
- GÜNDEM (3.559)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.727)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.469)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (822)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (58)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- BÜLTEN: Trump diplomasiyi seçti, Japonya müdahâle etti 03/08/2026
- Vatandaşın banka borcu 7 trilyon TL sınırında 02/08/2026
- Yapı Kredi’den 2026’nın ilk yarısında 31 milyar liralık net grup karı 01/08/2026
- TCMB’den döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 01/08/2026
- Enpara Bank’tan yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı 31/07/2026
- Fed’in yön veremediği piyasada dolar değer kaybetti 31/07/2026
- Garanti BBVA’dan 2026’nın ilk yarısında 64,4 milyar lira net kar 30/07/2026
- Ölçek ekonomisi ve oligopol piyasa örneği; indirim marketleri 30/07/2026
- Jeopolitik yine gergin 29/07/2026
- Enflasyonu düşürelim derken sanayiyi mi kaybediyoruz? 29/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
