Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Trump gölgesi: Korku siyaseti ekonomiye ve piyasalara yayılıyor

Yayınlanma:

|

Haber akışını bugün baştan aşağıya Trump’ın domine ettiğini söyleyerek bültenimize başlamamız gerekiyor. Ya da daha basit bir yaklaşımla, Trump’ın genel kabul gördüğü üzere izlediği yapıcı yerine yıkıcı siyasete, ‘korku’ siyasetini de ekleyerek ekonomi alanına da nüfuz etmek suretiyle finansal piyasaları da etkilediğini söylememiz gerekiyor.

Konut fiyatlarını ve kiraları düşürmek amacıyla Wall Street fonlarının müstakil (tek ailelik) konut satın almasını yasaklamaya hazırlayan Trump’ın dünkü çıkışı, piyasalar nezdinde hızlı yankı bulurken, büyük kurumsal konut yatırımcılarının ve konut geliştirici şirketlerin hisselerinde sert düşüşler yaşadı. Wall Street uzun süredir konut arzını daraltmak ve kiraları yukarı çekmekle suçlanırken, şirketler ise fiyat artışlarının asıl nedeninin arz yetersizliği olduğunu savunduklarını not edelim. Son veriler, konut fiyat artışlarının son yıllarda belirgin şekilde yavaşladığını gösterse de, Trump’ın bu hamlesi hem yaklaşan ara seçimler öncesi artan geçim sıkıntısına verilen siyasi bir mesaj hem de ABD’de konut piyasasının geleceğine dair belirsizliği artıran yeni bir başlık olarak ön plana çıktı.

Trump, silah üretiminde gecikme yaşayan savunma şirketlerinin temettü dağıtmasını ve hisse geri alımı yapmasını yasaklayacağını açıklaması, savunma hisselerinde de sert satışlara yol açtı. Öte yandan, Venezuela başlığının da piyasanın gündeminde hâlen daha sıcaklığını koruduğunu görüyoruz. ABD, Atlantik Okyanusu’nda Venezuela bağlantılı iki petrol tankerine el koyarken, gemilerden birinin yaptırımlardan kaçmak amacıyla Rus bayrağı taşıdığı belirtildi. Operasyon sırasında bölgede Rusya’ya ait bir denizaltı ve askerî unsurların bulunması, müdahâlenin sadece enerji değil aynı zamanda büyük güçler arasındaki gerilimi de tırmandırabileceğinden endişe edildi. Trump yönetimi, bu adımla Venezuela petrolünü taşıyan gölge filoyu hedef aldıklarını ve petrol akışını ABD çıkarları doğrultusunda kontrol altına almak istediklerini açıkladı.

Gelişmeler petrol piyasasında arzın artabileceği beklentisini güçlendirerek fiyatlar üzerinde baskı yaratmaya dün de devam etti. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dünü 60 doların hemen altına sarkarak kapatırken, Venezuela’nın en büyük petrol alıcısı konumunda olan Çin, ABD’yi açık şekilde zorbalıkla suçladı. Rusya cephesi ise sürecin tehlikeli bir emsal oluşturabileceğine dikkat çekti. Kısacası petrol üzerinden atılan bu adımlar, her ne kadar şimdilik petrol fiyatları üzerinde belirgin bir etki doğurmasa da, büyük güçler hattında jeopolitik tansiyonu belirgin bir biçimde artırma potansiyeli taşıdığını görüyoruz.

Venezuela merkezli jeopolitik gelişmelerin enerji arzına nasıl yansıyacağı tartışılırken, ABD’nin Venezuela petrol satışlarını kontrol altına alma yönündeki sert söylemleri ve tanker operasyonları piyasalarda belirleyici olmaya devam ederken, Trump’ın izlediği korku siyasetine paralel, seneye iyi bir başlangıç yapan hisse senetleri, genel hatları ile dünkü günü satıcı bir seyir izleyerek tamamladı. Son günlerde ön plana çıkan sanayi hisseleri (Dow Jones) dün geceyi %1 düşüşle tamamlarken, yeni gün başlangıcında, kararsız havanın Asya borsalarında da sirayet ettiğini görüyoruz. Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, gözler bir yandan da Çin-Japonya hattında tırmanan ticaret ve stratejik gerilimi takip ediyor. Gösterge endeks Tokyo borsası ve Hong Kong borsası bu sabah %1,2 düşerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz.

ABD işgücü piyasasından gelen karışık sinyaller Fed’in bu yıl iki faiz indirimi yapabileceği beklentisini canlı tutarken, gözler her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD ekonomisinin sağlığı hakkında en önemli ipuçlarından biri olarak görülen resmî istihdam raporunu bekliyor. Fed’in fiyat istikrarını sağlamanın (enflasyon) yanı sıra tam istihdam hedefi olduğunu da düşünürsek, yarın açıklanacak istihdam raporunun da öncü veriler gibi zayıf gelmesi durumunda, Fed’den yeni bir faiz indirim beklentisi daha yüksek sesle konuşulabileceğini düşünüyoruz. Hâlihazırda, 2026 yılında iki kez faiz indirimi fiyatlayan piyasalar, bir diğer taraftan da eli kulağında bir şekilde Trump’ın Fed başkanı görevine atayacağı kişiyi beklediğini not etmemiz gerekiyor. Yıldızı, görev süresi Mayıs ayında dolacak Fed Başkanı Powell ile bir türlü barışmayan Trump’ın Hassett veya Warsh isimlerinden birisini atayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Hassett isminin beraberinde pek çok soru işaret getireceğinden (agresif faiz indirim yönünde söylem), Warsh ismi piyasalar cephesinde daha büyük bir memnuniyet yaratabilir.

Hisse senetleri cephesinde yaşanan satıcılı seyir, genel hatları ile alternatif piyasalara da sirayet etti. Seneye iyi bir başlangıç yapan ve 94bin dolar seviyesine kadar yükselen Bitcoin, bu sabah 91bin dolar seviyesine kadar geri çekildi. Benzer bir şekilde, 82,70 dolar seviyesine kadar önceki gece yürüyen gümüşün ons fiyatı, 77 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Gümüşte teknik mânâda yükseliş isteğinin devam edebilmesi için daha da aşağıda 75 dolar seviyesinin altında gecelik kapanış görmememiz gerekiyor. Bir sonraki yükseliş adımının ise 83 dolar seviyesinin geçilmesi ile başlayacağını düşünüyoruz. Talebin ise devam ettiğini bizzat tecrübe ediyoruz. Altın da tıpkı gümüş gibi evvelki gün yukarıda 4,500 dolar seviyesini test etmesi ardından 4,435 dolar seviyesine kadar geri çekildi. Altında daha da aşağıda 4,365 dolar seviyesinin teknik mânâda önem arz ettiğini not etmemiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise son dönemde egemen olan iyimser havanın da yardımı ile Hazine dün eurobond ihracına soyundu. Hatırlanacağı üzere, yabancı indinde Türkiye’nin risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk priminin 200 baz puan seviyesinin diplerine kadar gerileyerek Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyesini test etmesinin yurt dışı borçlanmada Hazine’nin elini kuvvetlendireceğini savumuştuk. Hatta bir adım da ileriye giderek, ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanan iyimser havanın sermaye girişlerinin de önünü açacağının altını çizmiştik. Son dönemlerde esen olumlu rüzgâların ya da son günlerde Türk finansal varlıklarına yönelik kuvvetli yatırımcı ilgisinin de yardımı ile Hazine’nin eurobond ihraçlarına çıkması bizleri pek de şaşırtmadı. Buna göre 7 ve 12 yıl vadeli ABD Doları cinsi ihraçlarda ilk getiri beklentileri sırasıyla %6,65 ve %7,20 civarında oluşurken, gerçekleşme daha aşağıda sırası ile %6,35 ve %6,90 oldu. Daha basit bir anlatımla, son zamanların en düşük borçlanmasını başarılı bir şekilde tamamlandı. Bugün detayları takip edeceğiz.

USDTRY kuru, dün de detaylandırdığımız üzere, yılın ilk dört gününde, yabancı ilgisinin de yardımı ile 43,00 seviyesinde çakılı bir şekilde salınırken,  hisse senetleri ise yurt dışı sevimsiz havaya ayak uydurarak dünü dinlenerek geçirdi. Borsa İstanbul 100 ana endeksi önemli bir değişim kaydetmezken, bankacılık endeksi ise günü %2,4 düşüşte tamamladı. Faiz indirimlerinin yarayacağı beklentisi ve yabancı ilgisine paralel hisse senetlerine yönelik olumlu tonumuzu korumaya devam ediyoruz. Tahvil faizleri cephesinde ise 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi dün hafif bir yükselişle %36,77 seviyesine gelirken, CDS risk primi ise 213 baz puan seviyesine hafif de olsa yükseldi. Gelişmeleri şimdilik yurt dışına paralel kâr realizasyonu olarak okumaya tercih ediyoruz.

Gözler Venezuela ekseninde ABD-Rusya-Çin gibi önde gelen ülkelerin güç kavgasını takip ederken, Japonya-Çin arasında Tayvan konusunda gerginlik, Rusya-Ukrayna arasında ise savaş devam ediyor. Özellikle, İran ve Suriye’de son günlerde tablonun giderek daha da karmaşık bir hâl aldığını görüyoruz. İran’da hızla değer kaybeden para birimi riyal ve derinleşen hayat pahalılığı ile başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayılırken, güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri ve gözaltılar tansiyonu yükseltiyor. ABD’den protestolara şiddet uygulanması hâlinde müdahâle iması gelmesi risk primini artırıyor. Ekonomik kırılganlıkla siyasi gerilimin iç içe geçtiği bu süreçte, İran gibi bölgenin kilit bir ülkesinde olası sert dönüşümlerin -enerji, güvenlik ve ticaret kanalları üzerinden- doğrudan etkileri yakından takip edilmelidir. Bitişik coğrafyada özellikle Suriye’nin kuzeyinde güvenlik durumu önemli ölçüde kötüleştiğini görüyoruz. Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yoğun çatışmaların yaşandığını görüyoruz.

Mali piyasaların gündeminde yarın açıklanacak ABD resmî istihdam raporu bulunurken, gözler bir taraftan da Fed Başkan koltuğuna kimin oturacağını bekliyor. Makro cephede ise bugün Türkiye’de Hazine nakit dengesi, dışarıda ise Almanya sanayi siparişleri, Euro bölgesi işsizlik, ABD dış ticaret dengesi ve her hafta perşembe günü olduğu üzere ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları yakından takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bankalara kripto saklama izni

Yayınlanma:

|

Yazan:

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.

Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi

Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.

Uzmanlara göre bu gelişme;

  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
  • Yatırımcı güvenini artıracak,
  • Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
  • Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.

SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi

Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.

Bu kapsamda;

  • Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
  • Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu

SPK tarafından uygun bulundu.

Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.

Bankalar neden kriptoya yöneliyor?

Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.

Özellikle;

  • Tokenizasyon projeleri,
  • Dijital varlık saklama hizmetleri,
  • Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
  • Blokzincir tabanlı finansal ürünler

önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.

Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bankavitrini Analizi

SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.

Önümüzdeki dönemde;

  • Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
  • Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
  • Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi

bekleniyor.

SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.

ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.

Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.

Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).

Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.

Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.

Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.

ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.

ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.

Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.

Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.

XAGUSD

1781239094866d2f911abb4a4c49ecb58496f5c146_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.