ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Mahkeme kararı ve ABD istihdam verisi öncesinde piyasalar frene bastı
Yayınlanma:
5 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasalar yıla oldukça iyimser bir başlangıç yapmaları ardından son iki gündür risk iştahının yerini bir nebze de olsun soluklanmaya terk ettiğini görüyoruz. Jeopolitik tarafta baş döndüren gelişmelere paralel ABD Doları (DXY) bir miktar da olsa değerlenirken, kıymetli metaller de benzer bir şekilde bir miktar da olsa satış baskısına maruz kaldı. DXY cephesinin düşüş trendinde olduğunu göz ardı etmeden, aşağıda 97 seviyesinin önemli bir o kadar da teknik bir bakış açısı ile oyun değiştirici bir seviye olduğunun altını çizmek isteriz. Gümüşün ons fiyatı yıla oldukça süratli bir başlangıç yapması ve 82,7 seviyesini salı günü test etmesi ardından dün önemle takip ettiğimiz 74 dolar seviyesine kadar geri çekildiğini gördük. Gümüş cephesinde yaşanan geri çekilmeyi sağlıklı olarak yorumladığımızın altını çizmek isteriz. Bu sabah teknik seviyeden destek alan gümüşün 76,7 dolar seviyesine toparlandığını not edelim. Altının ons fiyatı ise güvenli liman edası ile 4,465 dolar seviyesinde daha sakin bir seyir izlediğini görüyoruz.
ABD işgücü piyasasından gelen karışık sinyaller Fed’in bu yıl iki kez faiz indirimi yapabileceği beklentisini canlı tutarken, piyasa oyuncuları bugün -her ayın ilk cuması olduğu üzere- ABD ekonomisinin sağlığı hakkında en önemli verilerin başında gelen resmî istihdam raporunu büyük bir merakla bekliyor. Reuters anketine göre, tarım dışı bordrolu çalışan sayısının 60bin kişi artması, işsizlik oranının ise %4,5’e gerilemesi bekleniyor. Enflasyon göstergesi olarak kabul edilen yıllık maaş artışının ise %3,6 olması bekleniyor. Verinin beklentini setinin dışında gelmesi kuşkusuz piyasa yansıması yaratacaktır. Dün de belirttiğimiz üzere, Fed’in kanunen kendisine verilmiş iki görevi var (dual mandate): fiyat istikrarını sağlamak (enflasyon) ve tam istihdam hedefi. Bugün açıklanacak istihdam raporunun öncü veriler gibi zayıf gelmesi durumunda, Fed’den yeni bir faiz indirim beklentisi daha yüksek sesle konuşulabileceğini düşünüyoruz.
Hâlihazırda, 2026 yılında iki kez faiz indirimi fiyatlayan piyasalar, bir diğer taraftan da eli kulağında bir şekilde Trump’ın Fed başkanı görevine atayacağı kişiyi beklediğini not etmemiz gerekiyor. Yıldızı, görev süresi Mayıs ayında dolacak Fed Başkanı Powell ile bir türlü barışmayan Trump’ın, daha gevşek para politikası savunan Hassett veya Warsh isimlerinden birisini atayacağına kesin gözüyle bakılıyor. Hassett isminin beraberinde pek çok soru işaret getireceğinden (agresif faiz indirim yönünde söylem), Warsh ismi piyasalar cephesinde daha büyük bir memnuniyet yaratabilir.
Piyasalar bir tarafta günün ikinci yarısında açıklanacak ABD istihdam raporunu takip ederken, bir diğer tarafta ise ABD Yüksek Mahkemesi’nin Başkan Trump’ın olağanüstü yetkilere dayanarak uyguladığı gümrük tarifeleriyle ilgili vereceği karara odaklandı. Mahkemenin tarifeleri iptal etmesi hâlinde, şirketlerin geçmişte ödediği vergilerin iade edilmesi gündeme gelebileceğini okuyoruz. Bunun da kısa vadede özellikle perakende, tüketim ve elektronik gibi sektörlerin hisselerinde olumlu bir etki doğuracağını söylemek gerekiyor. Öte yandan, böyle bir karar devletin gelirlerini azaltarak tahvil faizleri üzerinde baskı da yaratabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Tarifeler iptal edilse bile, Trump yönetiminin farklı yasal yollarla benzer vergileri yeniden devreye alabileceğini, bu nedenle ilk piyasa tepkisinin kalıcı olmayabileceğini düşünüyoruz. ABD 10 yıllık tahvil faizinin son dönemlerde %4,00-%4,20 bandında sıkıştığını not edelim.
ABD borsaları dün geceyi karmaşık bir seyir izleyerek tamamladı. S&P ve Dow yükselirken, risk iştahında yaşanan hafif de olsa bozulmaya paralel teknoloji hisselerinin yoğunluklu olarak işlem gördüğü Nasdaq endeksi kâr satışlarına boyun eğdi. Yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda temkinli iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası, güçlü bilanço açıklayan Uniqlo ve zayıf seyreden YEN’in ihracatçı şirketlere desteğiyle %1,2 yükseliş kaydederek olumlu mânâda ayrışırken, diğer bölge borsalarında ise kazanımların sınırlı kaldığını görüyoruz. Yatırımcılar bir tarafta mahkemenin Trump döneminde getirilen küresel tarifelerle ilgili verebileceği kritik kararı beklerken, gözler ise bir diğer taraftan ABD istihdam verilerine odaklanmış durumda. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde yatay bir başlangıç görüyoruz.
Gözler bir diğer taraftan jeopolitik riskleri ve Venezuela eksenindeki gelişmeleri yakından takip ediliyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün %3,4 yükselişle 62 dolar seviyesinin üzerine yükseldiğini gördük. ABD’nin Venezuela petrol sektörü üzerindeki kontrol iddiaları, İran’daki iç karışıklıklar ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin belirsizlikler gibi jeopolitik endişelerin yanı sıra, arz kesintisi endişesinin fiyat davranışına yansımaya başladığını görüyoruz. Lâkin, küresel arz fazlası ve stok seviyelerindeki yükseliş gibi faktörler, fiyatlardaki yükselişi sınırlama riski taşıdığını da unutmamak gerekiyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin tehlike olarak gördüğümüz 88-90 bin dolar seviyesinden bir türlü kalıcı olarak uzaklaşamadığını not etmemiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise dün Hazine nakit dengesi açıklandı. Piyasa yansıması olan bir veri olmasa da, 2024 yılında 2,1 trilyon TL açığın 2025 yılında da aynı performansı koruduğunu görüyoruz. Reel olarak bu rakamın azalma mânâsına geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Öte yandan, faiz dışı açık ise 0,18 trilyon TL ile geçen yılın (0,93 trilyon TL) oldukça altında kaldı. Bütçe cephesinde hem reel hem de nominal mânâda yaşanan iyileşmeyi enflasyonla mücadeleye kapsamında olumlu olarak değerlendiriyoruz. Son dönemlerde esen olumlu rüzgârlara bu verinin de destek olacağını not edelim.
Hazine dün sonuçlanan yılın ilk eurobond ihraçlarını oldukça başarılı bir şekilde tamamladı. Toplam 3,5 milyar dolar borçlanmanın kompozisyonu 7 yıl vadeli getiri oranı %6,35, 12 yıl vadeli de ise %6,90 ile beklentilerin de altında gerçekleşti. Ekonomi yönetimi önümüzdeki hafta önce Londra’da sonra New York’ta yabancı yatırımcılarla bir araya geleceğini unutmadan not edelim. Son dönemdeki artan yabancının ilgisinin bu organizasyonlarla daha da pekişmesini olası görüyoruz. Portföylerde TL payının en az %50 olması gerektiğini, faiz indirim temasına paralel mutlak surette bankacılık hisseleri ve tahvillere de yer verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Her hafta perşembe günü açıklanan TCMB ve BBDK verilerini yine yakından takip ettik. Buna göre, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 7 Ocak valörlü işlemlerde 57,7 milyar dolar seviyesine (yılı 53,5 milyar dolar seviyesinde tamamlamıştı) yükseldiğini görüyoruz. Altın fiyat etkisi ile yaşanan geri çekilmenin, döviz girişleri ile TCMB net alıcı konuma geçmesi ile telafi edildiğini not edelim. Öte yandan, parite etkisinden arındırılmış DTH hacmi 2 Ocak ile sona eren haftada anlamlı bir değişim göstermediğini görüyoruz. Gerçek kişilerin kıymetli metallere yönelik ilgisinin devam ettiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Aynı haftada yabancı yatırımcıların TL varlıklara yönelik ilgisinin de korunmaya devam ettiğini söylemeliyiz. Şöyle ki, hisse senetlerin yönelik alım ilgisinin devam etmesi ile son beş haftada yaklaşık 1 milyar dolar giriş yaşandığını görüyoruz. Borsanın arzu ettiğimiz şekilde yukarı yönlü ‘yürüyebilmesi’ için mutlak surette yabancı ilginin artması gerekiyor.
USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisi ile 43,15 seviyesine yükselirken, CDS risk primi ise 200 baz puan seviyesini diplerinden bir nebze de olsun yukarıya gelerek 217 baz puan seviyesine yükseldi. Borsa ana endeksi son yükseliş serisini yedinci güne taşıyarak %0,50 primlenirken, bankacılık endeksi ise bir önceki gün yaşanan kâr satışlarına tepki yükselişi sergileyemedi. Bugün her ne kadar yurt dışı gündem Mahkeme kararı ve tarım dışı istihdam verileri ile yoğun olsa da, Türkiye’de sanayi üretimi, Almanya sanayi üretimi, Euro bölgesi perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi takip edilebilir.
*Gümüş
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bankalara kripto saklama izni
Yayınlanma:
16 saat önce|
18/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.
Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi
Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.
Uzmanlara göre bu gelişme;
- Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
- Yatırımcı güvenini artıracak,
- Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
- Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.
SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi
Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.
Bu kapsamda;
- Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
- Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu
SPK tarafından uygun bulundu.
Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.
Bankalar neden kriptoya yöneliyor?
Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.
Özellikle;
- Tokenizasyon projeleri,
- Dijital varlık saklama hizmetleri,
- Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
- Blokzincir tabanlı finansal ürünler
önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.
Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bankavitrini Analizi
SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.
Önümüzdeki dönemde;
- Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
- Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
- Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
- Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi
bekleniyor.
SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?
Yayınlanma:
6 gün önce|
13/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Altın neden değer kazandı?
2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:
1. Merkez bankalarının rekor altın alımları
Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.
Neden?
- ABD yaptırım riskleri
- Dolar bağımlılığını azaltma isteği
- Rezerv çeşitlendirmesi
Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.
2. Jeopolitik riskler
Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.
Son yıllarda:
- Rusya-Ukrayna Savaşı
- İsrail-Hamas Savaşı
- İran-İsrail gerilimleri
- Tayvan kaynaklı riskler
yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.
3. Enflasyon korkusu
ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:
- Tahvil yerine
- Nakit yerine
altına yöneldi.
Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.
4. ABD borçlarının büyümesi
ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”
düşüncesiyle altına yöneldi.
5. Reel faizlerin düşmesi
Altının faiz getirisi yoktur.
Bu nedenle:
- Faiz düşükse altın avantajlıdır.
- Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.
Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.
Peki altın neden düşmeye başladı?
Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.
1. Kâr realizasyonları
Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.
Büyük fonlar:
- Kârlarını realize etti.
- Pozisyon küçülttü.
Bu da satış baskısı yarattı.
2. Doların güçlenmesi
Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.
Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:
- Altın daha pahalı hale gelir.
- Talep azalır.
Bu durum altını baskılar.
3. Faiz indirimlerinin gecikmesi
Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.
Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.
4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması
Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.
5. ETF çıkışları
Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.
Altının değerini etkileyen temel faktörler
Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:
| Faktör | Altına Etkisi |
|---|---|
| ABD Faizleri | Negatif |
| Reel Faizler | Negatif |
| Dolar Endeksi | Negatif |
| Enflasyon | Pozitif |
| Jeopolitik Riskler | Pozitif |
| Merkez Bankası Alımları | Pozitif |
| Resesyon Korkusu | Pozitif |
| Güçlü Büyüme | Negatif |
| ETF Girişleri | Pozitif |
| ETF Çıkışları | Negatif |
Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar
Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer
Şunlar olursa:
- Fed faiz indirimlerine başlar
- ABD ekonomisi yavaşlar
- Jeopolitik riskler büyür
- Çin alımları devam eder
altın yeni zirvelere yönelebilir.
Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.
Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket
Şunlar olursa:
- Faizler yüksek kalır
- Enflasyon kontrollü düşer
- Büyük kriz çıkmaz
altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.
Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.
Senaryo 3: Sert düzeltme
Şunlar olursa:
- ABD büyümesi güçlü kalır
- Enflasyon düşer
- Dolar güçlenir
- Tahvil faizleri yükselir
yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.
Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.
Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?
Şu an için hayır.
Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:
- Küresel borç yükünün büyümesi
- Merkez bankalarının altın alımları
- Jeopolitik kutuplaşma
- Dolar sistemine alternatif arayışları
- Rezerv çeşitlendirme eğilimleri
Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te
Yayınlanma:
7 gün önce|
12/06/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.
ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.
Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.
Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).
Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.
Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.
Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.
ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.
ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.
Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.
Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.
SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.
XAGUSD
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.027)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.585)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (567)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.445)
- GÜNDEM (3.542)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.688)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (579)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.433)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (804)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (111)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (50)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (19.06.2026) 18/06/2026
- SPK'dan Barem Ambalaj işlemleri ile ilgili 3 kişiye işlem yasağı 18/06/2026
- Spotify İstanbul'da yeni ofisini açtı 18/06/2026
- Bakan Bolat: Reklam konusunda önemli bir yönetmelik hazırlıyoruz 18/06/2026
- ABD ordusu, İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırdığını açıkladı 18/06/2026
- Trump, İran'a 300 milyar dolarlık ödeme iddialarını yalanladı 18/06/2026
- Çin'den G7'nin kritik mineral açıklamasına tepki 18/06/2026
- Vance: İsrail'deki panik hali güvensizlikten kaynaklanıyor 18/06/2026
- Yabancılar geçen hafta 118 milyon dolarlık hisse sattı 18/06/2026
- Yabancılar geçen hafta 485 milyon dolarlık tahvil aldı 18/06/2026
SON YAZILAR
- Şirketler Neden Köprünün Ortasında Kalıyor? 18/06/2026
- Yeşil dönüşüm zorunlu hale geliyor: Emisyon liginde dikkat çeken tablo 18/06/2026
- Warsh dönemi başladı: Fed’de kurallar yeniden yazılıyor 18/06/2026
- Bankalara kripto saklama izni 18/06/2026
- İSO500 Açıklandı: Sanayinin kârını faiz yuttu 18/06/2026
- HALKBANK ABD DAVASI KESİN OLARAK KAPANDI 17/06/2026
- Yapı Kredi’den 700 Milyon Dolarlık Dev Finansman Hamlesi 17/06/2026
- Doğru Finans Müdürü Şirketin Sigortasıdır 17/06/2026
- Sanayide Tavuk Sendromu: Sıradaki Sektör Hangisi? 17/06/2026
- BİM Bankacılığa Giriyor: Dost Katılım Bankası 17/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


