Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kısa süren bahar havası: Jeopolitik belirsizlik piyasaları yeniden sarstı

Yayınlanma:

|

Dün küresel mali piyasalar haftanın ilk işlem saatlerine sert bir panik havasıyla başladı. “Ne varsa sat” refleksiyle, önüne arkasına bakmadan likidasyona yönelen piyasalardaki bu sert reaksiyondan çekinen Trump’ın yaptığı açıklama ise, en azından kısa süreliğine de olsa piyasalarda âdeta bir bahar havası estirdi. Reuters’ın geçtiği haberde, ABD ile İran arasında çatışmaları tamamen ve kalıcı biçimde sona erdirmeye yönelik son iki günde oldukça olumlu ve yapıcı görüşmeler yapıldığı ifade edildi. Bu haberin ardından hisse senetleri kayıplarını hızla telafi ederken, sert şekilde eriyen kıymetli metaller de yönünü yukarı çevirdi. Piyasalar, ABD’nin bir çıkış stratejisi aradığı ve bu doğrultuda diplomasiye alan açılabileceği fikrine kapılmaya başlamışken, bu iyimserlik uzun sürmedi. Dakikalar içinde İran haber ajansı söz konusu görüşmeleri kesin bir dille yalanlayarak, yapılan açıklamaların piyasaları yönlendirme amacı taşıdığını savundu.

Kafası karışan piyasalar elde ettikleri kazanımların bir kısmını yeniden geri verirken, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın da devrede olduğuna ilişkin haberlerin de âdeta kırmızı renkle ön plana çıkması, arka planda diplomasinin bir nebze de olsa çalıştığını gösterdi. Reuters’in ilettiği habere göre, söz konusu üç ülke temsilcileri, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ve ABD’nin bölgedeki temsilcisi Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler yaparak belli bir aşama kaydettiklerini de yazdı.

Piyasalar en kötünün geride kalmaya başladığına inanmak istercesine dün günü en azından nefes alarak tamamladıklarını görüyoruz. Her ne kadar ABD ile İran arasında resmî bir temas olmasa da, Trump’ın 48 saat tehdidinden beş günlüğüne de olsa geri adım atması, resmî temas olmasa da üçüncü ülkeler üzerinden mesaj trafiğinin sürmesi, petrol fiyatları üzerine belirleyici oldu. Dün sabah saatlerinde 115 dolar seviyesine dayanan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, günü 100 doların hemen altına gerileyerek tamamlarken, risk algısında geçici de olsa bir yumuşama görüldü.

Altının ons fiyatı savaşın ilk günü test ettiği 5,400 dolar seviyesi ardından dün panik tarzı işlemlerin de gölgesinde 4,097 dolar seviyesine kadar gerilediğini gördük. Basit bir matematikle, 15 iş gününde, altın değerinin dörtte birini kaybederken, gümüşün ons fiyatının da 96 dolar seviyesinden 60 dolara kadar gerilemek suretiyle, değerinin üçte birini kaybettiğini söylememiz gerekiyor. Savaşın kontrolden çıktığı ve tehditlerin havada uçuştuğu bir zamanda, İran’ın taleplerine boyun eğmek istemeyen lâkin İran’ın da tahribat gücünü yanlış hesaplayan ABD – İsrail cephesinin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu görüyoruz.

Açıkça ifade etmek gerekirse, dün piyasalarda yoğun telefon trafiğinin yaşandığı, oldukça zor ve karmaşık bir günü geride bıraktık. Trump’ın, İran’ın “en saygın isimlerinden biriyle” görüştüğünü açıklaması ancak detay vermekten kaçınması, buna karşılık Müçteba Hamaney hakkında “yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyoruz” şeklindeki ifadeleri, belirsizliği daha da artırdı. Öte yandan İran cephesinden gelen net yalanlama, gün boyunca haber akışındaki çelişkilerin piyasaları sert şekilde savurmasına neden oldu.

Bu bilgi kirliliğinin yarattığı oynaklık dikkat çekerken, özellikle Trump’ın açıklamalarından hemen önce petrol kontratlarında görülen güçlü satışlar ve eş zamanlı hisse senedi kontratlarında açılan uzun pozisyonlar, piyasada içeriden bilgi (insider) tartışmalarını da beraberinde getirdi. Özetle, yalnızca jeopolitik riskler değil, aynı zamanda bilgi akışına duyulan güvenin zedelenmesi de fiyatlamalarda belirleyici bir unsur hâline geldiğinin altını kalınca çizmemiz gerekiyor.

Biz tüm bu olup biteni bir araya getirdiğimizde, ABD’nin çıkış stratejisi aradığına net bir şekilde ikna olduk. İran her ne kadar psikolojik üstünlüğü arkasına alarak pazarlık etme görüntüsü çizse de, yaşanan yıkımın da çok büyük olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Volatilitenin yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Lâkin, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan düğümü dünyanın en büyük, en güçlü ve en ihtişamlı savaş gemisinin bile çözemeyerek çamaşır odasında çıkan yangın nedeniyle (!) evine dönmesi, görülmez uçak diye satılan çok pahalı F-35’in İran tarafından basit bir teknoloji ile vurulması, ABD hegemonyasının da sonuna gelindiği görüşünü kuvvetlendirmeye başladı! Cereyan eden tüm bu gelişmeler elbette bir noktada öyle ya da böyle bitecektir. İşte o zaman geldiğinde, zayıf dolar temasının yerini bu sefer dolar varlıklardan koşar adım uzaklaşma stratejisine terk edeceğini düşünüyoruz! Altın ve gümüş gibi enstrümanların daha büyük bir taleple karşı karşıya kalacağını, doların ve ABD varlıkların ise satış baskısına boyun eğeceğini düşünüyoruz. Biraz daha sabır!

Her ne kadar Türkiye savaştan uzak dursa da, Türk mali piyasalarında ister istemez başka ve sessiz bir ‘savaş’ yaşandığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Artan enerji fiyatları, bozulan beklentiler, turizm kaygıları derken pek çok kanaldan savaşın etkilerini hissetmeye başladık. Enflasyon ve cari açıkla mücadelenin büyük bir hasar alacağını tahmin etmek için ekonomist olmaya da gerek yok. Öte yandan, enerji fiyatlarının yaratacağı enflasyonist baskının yanı sıra, döviz kurunun da olumsuz etki yaratmaması adına TCMB’nin döviz piyasasında sağladığı otorite ister istemez büyük bir rezerv kaybının da yaşanmasına neden oluyor. TCMB’nin brüt döviz rezervleri azalırken, altın rezervleri de fiyat etkisiyle değerlenme üzerinden erimeye devam ediyor. Rakamların diliyle konuşursak, son 14 iş gününde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 35 milyar dolar azaldı. Son verinin 19 Mart’a ait olduğunu düşünürsek, altın fiyatlarında yaşanan erime karşısında rezervlerde erimenin yeni veriler açıklandıkça artacağını düşünüyoruz.

Son verilere göre swap ve hazine dövizleri hâriç net rakam (manşet) 35 milyar dolar seviyesine gerilediğini not edelim. Hatırlanacağı üzere 29 Ocak tarihinde 82 milyar dolarla zirve seviyesi test edilmişti. İşin sevindirici tarafı ise yurt içi yerleşiklerin otoriteye olan güveninin tam olması nedeniyle döviz talebinin de yabancı yatırımcılardan geldiğini görüyoruz. Argümanımı güçlendirmek gerekirse, 13 Mart ile biten haftada yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyü net anlamda 3,6 milyar dolar azalırken, aslan payının (çıkışın) 2,9 milyar dolarla DİBS tarafından geldiğini not etmemiz gerekiyor. Savaş sonrası son iki haftanın bilançosu ise 6,2 milyar dolar çıkışa ulaştığını not edelim. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi, parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,2 milyar dolar azalmış. Yurt içi yerleşiklerin savaş kaygısıyla yabancı para talebinin olmadığını görüyoruz. Şu aşamada döviz kuru ile ilgili bir kaygımızın olmadığını peşinen belirtelim.

Masada beliren zayıf diplomasi sinyalleri piyasalara dün nefes aldırsa da, havanın bu sabah yeniden limoniye döndüğünü söylememiz gerekiyor. İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırıları yeniden yoğunlaşırken, Tahran yönetimi müzakere iddialarını piyasaları manipüle etmeye yönelik olarak nitelendirdi. Haber kirliliği hat safhada seyrederken, doğruyu anlamak adına fiyatı takip edersek, dün petrol fiyatlarında görülen sert düşüşün bu sabah tersine döndüğünü ve Brent cinsi ham petrolün yeniden 104 dolar seviyesine geldiğini görüyoruz. Dün bir ara 4,500 doların üzerine çıkan altın yeniden 4,300 dolar seviyesine yanaşırken, benzer bir şekilde gümüş de 66 dolar seviyelerine geriledi. Diplomasiye yönelik inanç azalırken, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riskinin devam ettiğini görüyoruz.

Yeni gün başlangıcında, İran’ın müzakere iddialarını reddetmesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskin sürmesiyle, petrol fiyatlarının gölgesinde, Asya borsalarında yükselişin sınırlı kaldığını görüyoruz. Mesela dün %7’ye yakın düşen Güney Kore borsası bu sabah sadece %2 yükseliş kaydetmiş. Gösterge endeks Tokyo borsasında yükseliş %0,5 düzeyinde kalırken, ABD ve Avrupa vadeli endekslerinin ise tam aksi istikamette %1 civarında gerilediğini görüyoruz. Çok açık bir şekilde, Trump’ın açıklamalarından ikna olmayan piyasalar, psikolojik üstünlüğün İran’ın eline geçmesinin de yardımıyla, yön arayışı ve kırılganlıkla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon beklentilerini yukarı çekmesiyle, küresel faiz indirimi umutları zayıflarken, tahvil faizlerinin yükselmesi doların yeniden güç kazanmasına neden oluyor. Jeopolitik risk kaynaklı enerji şoku, piyasaların ana belirleyicisi hâline gelmiş durumda olduğunu, haber kirliliğinin artmasıyla oynaklığın da yüksek seyretmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Tüm bunlar cereyan ederken, Bitcoin sessiz sedasız bir şekilde 70 bin dolar etrafında beklediğinin altını çizelim!

Menkul Kıymet İstatistikleri 4 haftalık hareketli ortalama

1774330808a95c6d0ea6c892dc58fc44e7d6f32e35_1_1200.jpg

TCMB Net Döviz Pozisyonu

1774330808892b63e98ab44f41cf27af892527cfee_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bankalara kripto saklama izni

Yayınlanma:

|

Yazan:

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.

Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi

Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.

Uzmanlara göre bu gelişme;

  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
  • Yatırımcı güvenini artıracak,
  • Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
  • Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.

SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi

Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.

Bu kapsamda;

  • Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
  • Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu

SPK tarafından uygun bulundu.

Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.

Bankalar neden kriptoya yöneliyor?

Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.

Özellikle;

  • Tokenizasyon projeleri,
  • Dijital varlık saklama hizmetleri,
  • Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
  • Blokzincir tabanlı finansal ürünler

önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.

Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bankavitrini Analizi

SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.

Önümüzdeki dönemde;

  • Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
  • Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
  • Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi

bekleniyor.

SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.

ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.

Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.

Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).

Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.

Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.

Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.

ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.

ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.

Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.

Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.

XAGUSD

1781239094866d2f911abb4a4c49ecb58496f5c146_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.