Connect with us

GÜNCEL

Sahada savaş, masada belirsizlik: Piyasalar temkinli iyimserlikte tutunuyor

Yayınlanma:

|

ABD’nin İran’a ilettiği savaşın sonlandırılmasına yönelik teklif, taraflar arasında doğrudan müzakere başlamasa da diplomatik temasların sürdüğüne işaret ediyor. İran yönetimi teklifi değerlendirdiğini belirtirken, bu sürecin ABD ile resmî görüşme anlamına gelmediğinin altını çizdi. Öne çıkan şartlar arasında nükleer programın sınırlandırılması, füze kapasitesinin kısıtlanması ve bölgesel etkilerin azaltılması yer alırken, İran cephesi olası bir ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini vurguladı. Her ne kadar gözler diplomasiye çevrilse de, sahada gelen bilgilerin oldukça sert olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. ABD’nin İran içinde 10 binden fazla hedefi vurduğu ve askerî kapasitenin ciddi ölçüde zayıflatıldığı belirtilirken, karşılıklı saldırıların devam ettiğini görüyoruz.

Tüm bunlar cereyan ederken, dikiz aynası yerine biraz da ön camdan ileriye bakmayı tercih eden piyasalar, daha basit bir yaklaşımla, zayıf da olsa diplomasiye şans tanıyarak olası bir ateşkesi de fiyatlamak suretiyle dün günün büyük bir bölümünde temkinli iyimser bir seyir izleyerek geçirdi. Lâkin, dün İran’ın ABD’nin sunduğu 15 maddelik ateşkes planını reddetmesi, diplomatik sürecin henüz somut bir zemine oturmadığını gösterdi. Tahran yönetimi, savaş tazminatı, Hürmüz Boğazı üzerinde resmî kontrol, saldırıların durdurulması ve tekrar edilmeyeceğinin garanti altına alınması gibi başlıkları içeren kendi şartlarını öne sürerken, taraflar arasındaki beklenti farkı dikkat çekiyor. Buna karşın ABD cephesinden görüşmelerin sürdüğüne yönelik mesajların da gelmeye devam etmesi, sürece ilişkin bilgi akışında ciddi bir belirsizlik ve çelişki olduğunu ortaya koyuyor.

Dün sabah Reuters haberlerinde üst düzey bir İranlı kaynağa göre, Washington’un savaşın sona erdirilmesine yönelik teklifinin Tahran’a Pakistan aracılığıyla iletildiği, sürecin sonlandırılmasına yönelik diplomatik zeminin oluşturulmasında Türkiye’nin de aktif rol oynadığını, görüşmeler için Türkiye veya Pakistan’ın öne çıkan alternatifler arasında değerlendirildiğini okuduk. Her ne kadar cereyan eden gelişmeler piyasalar cephesinde özellikle hafta başı yaşanan panik havası giderilmiş olsa da, sahadan gelen bilgileri de dikkate aldığımızda, gelişmeler temkinli bir şekilde değerlendirmeyi tercih ediyoruz.  Özellikle ABD kaynaklı açıklamaların İran tarafından teyit edilmemesi, yatırımcı güvenini sınırlarken, sahada çatışmaların devam etmesi ve bölgeye askerî sevkiyatın sürmesi risk algısını yüksek tutuyor. Bu nedenle diplomasiye yönelik beklentiler zayıf kalırken, küresel piyasalarda temkinli ve kırılgan bir seyir öne çıkıyor.

Bu bağlamda, savaşın dozu nispeten azalsa da, devam ettiğini söylememiz gerekiyor. Trump’ın İran’ın gücünü küçümsemesi ardından 15 maddeden oluşan ve bizce çıkış stratejisi arayan teklifine karşın, psikolojik üstünlüğü eline geçiren İran’ın da 5 maddeden oluşan karşı teklifinin nasıl bir zeminde ilerleyeceğini hep birlikte takip edeceğiz. Gelişmeleri alt alta üst üste koyduğumuzda, Trump’ın ‘hesabının’ kesinlikle tutmadığını, onay oranının oldukça düştüğünü, ara seçimleri kaybetmesine de artık neredeyse kesin gözüyle bakıldığı bir ortamda, savaşta en kötüsünün geride kaldığını düşünüyoruz. Lâkin bu düşüncemizin bundan sonrasının rahat geçeceği mânâsına da gelmediğini itiraf etmemiz gerekiyor. Her ne kadar hiçbir suçu yokken saldırıya uğrayan İran psikolojik üstünlüğü şimdilik elinde tutsa da, bir noktada anlaşma zeminine yaklaşmak zorunda kalabileceğini düşünüyoruz. Aksi takdirde kazanılmış gibi görünen ama aslında çok büyük kayıplar nedeniyle kazananı zayıflatan zaferin getireceği yükün daha büyük tahribat yaratma riskini göz ardı etmemek gerekiyor!

Müzakere sürecinde haber akışı ve kirliliği piyasalar nezdinde volatilitenin de yüksek seyretmesine neden olacağını peşinen söylememiz gerekiyor. Dün bu minvalde bekle-gör stratejisi ile dinlenmeye geçen ve temkinli iyimser bir seyir izleyen piyasalar bu sabah düne nazaran günü bir nebze de olsa limoni bir seyirle başladığını görüyoruz. İran’ın ABD teklifini değerlendirmesine rağmen müzakereye kapalı duruşunu sürdürmesi ve sahadaki çatışmaların devam etmesi, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesine neden oldu. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah yeniden 104 dolar seviyelerine yükselirken, diplomasiye dair iyimserliğin yerini kısmen de olsa belirsizliğe bıraktığını anlıyoruz. Altın ve gümüşün ons fiyatı, hafta başı gerilediği sırasıyla 4,100 ve 61 dolar seviyelerinden anlamlı oranda tepki vererek yükselse de, dün gün içinde test ettiği sırasıyla 4,600 ve 74,55 dolar seviyelerine nazaran bu sabah 4,520 ve 72 dolar seviyelerine gerilediğini görüyoruz. Gümüşün, teknik mânâda 71 dolar seviyesinin üzerinde kalmasını önemsiyoruz.

ABD borsaları dün geceyi yükselişle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer ucunda ve ABD borsalarının vadeli işlemlerinde kısmen de olsa limoni bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Piyasalar diplomasiye şans tanısa da, sürecin zorlu ilerleyeceği ve sahadan gelen bilgilerin de kafa karıştırmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu minvalde, gösterge endeks Tokyo borsası %0,7 civarında gerilerken, gözlerin üzerine çevrildiği Güney Kore borsası ise %3’e yakın geriledi! Japonya’da kısa vadeli tahvil faizleri, artan enflasyon beklentileriyle yaklaşık 30 yılın zirvesine çıktığını not etmek gerekiyor. Savaş kaynaklı enerji fiyat baskısı ve hizmet enflasyonundaki yükseliş, Japonya gibi enerji ithalatına bağımlı bir ekonomide para politikasında sıkılaşma ihtiyacını ön plana çıkarırken, piyasalarda erken faiz artırımı ihtimali belirgin şekilde güçlenmiş durumda. Öte yandan, piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık ABD tahvil getirisi %4,35 seviyesine hafif de olsa yükselirken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin’in ise son bir haftadır 70 bin dolar seviyesinde sakin bir şekilde beklediğinin altını çizelim.

Türkiye cephesinde savaşın ekonomik yansımalarını takip ederken, diğer taraftan da TCMB’nin döviz pozisyonunda yaşanan tahribatı her gün dikkatli bir şekilde takip ediyoruz. 24 Mart valörlü işlemlerinde, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu manşet olarak değişmeyerek 20,5 milyar dolar seviyesinde kalırken, kuvvetle muhtemel altın fiyatlarında hafta başına nazaran yaşanan ciddi toparlanmanın etkili olduğunu, altın etkisi dışlandığında ise döviz rezervlerinde azalma olduğunu düşünüyoruz. Yaşanan erozyonun son 16 iş gününde toplam bilançosu 49,7 milyar dolar azalma yönünde olduğunu, savaş öncesine göre manşet rakamın 70,50 milyar dolardan yukarıda da dile getirdiğimiz üzere 20,5 milyar dolar seviyesine gerilediğini not etmemiz gerekiyor.

TCMB’nin kriz yönetiminde tecrübesi nedeniyle döviz kuru tarafından bir endişe taşımazken, yurt içi yerleşiklerin ise, masanın diğer tarafında oturan biri olarak, talep göstermediklerini bir kez daha not etmemiz gerekiyor. Hulâsa döviz kuru tarafında şimdilik anlamlı bir risk görmüyoruz. Döviz talebi, yurt dışı yerleşiklerin swap kanalıyla gelen sıcak para çıkışlarıyla ivme kazanırken, tıpkı 19 Mart siyasi belirsizlik döneminde olduğu üzere, hane halkının da döviz talebi göstermesi durumunda, ya da rezervler kritik seviyelere ulaşırsa, TCMB’nin para politikası kararlarını gözden geçirerek faiz kartını da masaya koymaktan imtina etmeyeceğini düşünüyoruz.

Döviz piyasasının kalbinin attığı Kapalıçarşı’da döviz kuru hafta başı bankalar arası piyasanın biraz daha üzerinde oluşurken, bizim cenahta ise 44,35 seviyelerinde ve otoritenin kontrolünde sakin seyrini devam ettirdiğini görüyoruz. Savaşın seyri ve bununla ilgili beklentilerin dinamikleri değiştirme potansiyelini göz ardı etmesek de, şu anda pozisyonlanma anlamında herhangi bir değişikliğe gitmiyoruz. CDS risk primi 285 baz puan seviyesine gerileyerek hafta başı test ettiği 323 baz puana nazaran anlamlı ölçüde geri çekilirken, tahvil piyasalarında ise 2 yıllık gösterge tahvil %41,50 seviyelerine hafif de olsa geriledi. Hisse senetleri cephesinde ana endeks günü sınırlı yükselişle tamamlarken, bankacılık endeksi ise dün havanın kısmen de olsa iyimsere dönmesi ile dört gündür devam eden sert düşüşten sıyrılarak günü %1’e yakın artıda tamamladı.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturması ve Manas Enerji hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle gündeme gelen deneyimli bankacı Tayfun Bayazıt, Hacı Ömer Sabancı Holding Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Bayazıt’ın istifasının ardından boşalan Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına Mehmet Kahya atandı.

Hacı Ömer Sabancı Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Bayazıt’ın kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını duyurdu.

Şirket açıklamasında, boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sürecin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri doğrultusunda yürütüleceği belirtildi.

İstifayla birlikte Sabancı Holding bünyesindeki iki önemli komitede de görev değişikliği gerçekleşti. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Mehmet Kahya, Bayazıt’ın boşalttığı Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına atandı.

SPK’nın iki yıllık işlem yasağı kararı istifaların öncesinde geldi

Tayfun Bayazıt’ın istifası, SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülteninde yer alan yaptırım kararının ardından geldi.

SPK, Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret AŞ (MANAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin inceleme sonucunda, aralarında Tayfun Bayazıt’ın da bulunduğu kişi ve kuruluşlara Borsa İstanbul ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.

Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101’inci maddesi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği kapsamında alındı.

SPK bülteninde ayrıca MANAS pay piyasasındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği açıklandı. Ancak Tayfun Bayazıt’ın isminin işlem yasağı listesinde yer alması, tek başına hakkında kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Adel Kalemcilik’ten de ayrıldı

Bayazıt’ın görevden ayrıldığı şirket yalnızca Sabancı Holding olmadı. 30 Ekim 2026 tarihinde Adel Kalemcilik de KAP’a yaptığı açıklamada Bayazıt’ın bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Adel Kalemcilik, boşalan üyelik için SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında yeni bağımsız yönetim kurulu adayı belirleme çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.

Bankacılık sektörünün tanınmış isimlerinden biriydi

Tayfun Bayazıt, Türkiye bankacılık sektöründe uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler arasında yer alıyor. Citibank ile başlayan kariyerinde İnterbank, Dışbank, Fortis Türkiye ve Yapı Kredi gibi kurumlarda önemli görevler üstlendi. Yapı Kredi’de genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı da yaptı.

Önemli ayrıntı: Sabancı Holding’in KAP açıklamasında Bayazıt’ın istifa gerekçesi olarak yalnızca kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı belirtiliyor. İstifanın SPK’nın işlem yasağı kararıyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme

Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de ticari hayatın köklü finansal paydaşlarından Vakıf Faktoring, 2026 yılının ilk 9 ayında aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine göre %78 artırarak 53,6 milyar TL’ye, net kârını ise %25 artışla 1,76 milyar TL seviyesine yükseltti.

VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor.

Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran VakıfFaktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı.

Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz
2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün KOÇ, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi:

“53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.

Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.

Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.

Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.

Fon zararlarından kim sorumlu olacak?

Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.

Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.

Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.

Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.

Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek

Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.

Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.

Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.

Kanuna göre:

  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
  • Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
  • Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.

Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.

Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?

Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.

Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.

Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.

Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.

Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.

Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı

Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.

Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.

Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.

Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.

Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak

Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.

Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.

Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.

Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.

Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak

Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.

SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.

Gözler SPK’nın uygulama esaslarında

7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.

Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.

Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.