ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
İyimserlik rüzgârı iki gün sürdü: Trump sahneye çıkınca yön değişti!
Yayınlanma:
6 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Nasıl da zor günlerden geçiyoruz. Gerçi artık her günün çok zor olduğunu kabul etmek gerekiyor. Siyaset bilimci, tarihçi Francis Fukuyama durumu “Dünya artık daha tehlikeli; çünkü en güçlü ülke 10 yaşında bir çocuğun kontrolünde.” sözüyle çarpıcı bir şekilde özetliyor! Kimden mi söz ediyoruz? Tabii ki Trump’tan. Son dönemlerde yaptığı açıklamaları okuyunca, Fukuyama’nın tespitinin altını çok daha rahat bir şekilde doldurabiliyorum. Öngörülebilirliğin zayıfladığı bir zeminde, belirsizlik büyüdükçe, piyasaların da yön bulmakta oldukça zorlandığını kabul etmemiz gerekiyor.
Haftanın ilk iş gününe, bölge ülkelerinin çabalarına karşın savaşın daha da genişlediği hatta Husilerin de savaşa dâhil olduğunu görerek başladık. ABD’nin bölgeye askerî yığınak yapması kara harekâtı ihtimalini artırırken, piyasaların da satış baskısına boyun eğdiğini görmüştük. Akabinde, haftanın ikinci gününü, küresel mali piyasalar oldukça iyimser bir şekilde tamamladı. Wall Street Journal’in ilettiği haberde Trump’ın yakın çevresine Hürmüz kapalı kalsa bile savaşı sona erdirme niyetinde olduğunu belirtmesi küresel risk iştahını ciddi mânâda artırdı.
Salı günü küresel mali piyasalarda esen kuvvetli rüzgârın haftanın üçüncü gününe de sarktığını görüyoruz. Trump’ın İran savaşını kısa sürede bitirme ve gerekirse sınırlı müdahâlelerle geri dönme yönünde verdiği çelişkili mesajlara rağmen, piyasalar bardağın dolu tarafını görmeyi yeğledi. Dün haber akışında, Trump’ın NATO’dan çıkma ihtimalini gündeme taşıyan açıklamaları, küresel güvenlik mimarisine dair soru işaretlerini artırırken, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışındaki riskler, arz tarafında ciddi bir baskı yaratmaya başladığının da altını çizmek gerekiyor. Şöyle ki, jet yakıtı ve dizel tarafında arz sıkışıklığı giderek belirgin bir hâl alırken, Avrupa’da yaz sezonuna doğru uçuş iptallerinin konuşulması, riskin sadece bölgesel değil küresel ölçekte hissedileceğini de gösteriyor.
Her ne kadar son iki günde piyasalar barış ihtimaline sıkı sıkı tutunsa da, reel ekonominin hâlâ savaşın maliyetini taşımaya devam ettiğini göz ardı etmememiz gerekiyor. Bu minvalde, Trump’tan son iki günde gelen mesajları birlikte ele alırsak, Hürmüz’deki risk nedeniyle yakıt bulmakta zorlanan ve operasyona mesafeli duran ülkelere açık bir şekilde yakıtı ABD’den alabileceklerini ya da gidip kendi başlarının çaresine bakarak temin edebileceklerini söyledi. Bu sert çıkışın, NATO’dan çıkma tehdidi ile uyum arz ettiğini not edelim. Her şeye rağmen, Trump’ın açıklamalarını, İran’ın büyük ölçüde etkisiz hâle getirildiğini söylemek suretiyle operasyonun da zor kısmının geride kaldığını ve ABD’nin yavaş yavaş kontrollü bir çıkış zemini aradığı izlenimi veriyor. Hürmüz açılmadan da savaşı sonlandırma niyetinin öne çıkması da bu görüşü destekliyor. Henüz kesin bir senaryo çizmek için erken olsa da, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Costa ile görüşmesi sonrası, güvenceler sağlanırsa savaşı bitirmeye hazır olduklarını söylemesini de önemsiyoruz.
Olası bir ateşkes ihtimalini önden fiyatlayan piyasalarda son iki günde esen iyimserlikle hisse senetlerine alım gelirken, savaş döneminde değer kazanmasını beklediğimiz altın, panik işlemlerinin geride kalması ardından risk iştahını fiyatlayarak yükselişe geçti. Ne garip değil mi? Ne var ne yok sat paniğinin gölgesinde ABD tahvillerine gelen satış baskısıyla hafta başı %4,50 seviyesine dayanan 10 yıllık gösterge tahvil, dün 25 baz puan kadar gevşedi. Benzer bir şekilde, teknik mânâda 5,050 dolar seviyesinin kırılması ile çok süratli bir şekilde ve panik satışlarıyla 1,000 dolar kadar gerileyen altının ons fiyatı 4,100 dolar seviyesinden yönünü yukarıya çevirerek dün 4,800 dolar seviyesine kadar yükseliş kaydetti. Mahallenin sert çocuğu gümüş 76 dolar seviyesine kadar toparlanırken, bir diğer değer saklama aracı olan bitcoin ise 70 bin dolar seviyesinin etrafındaki dar bantta sıkışma isteğini korumaya devam ettiğini görüyoruz.
Risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi son iki günde %5 yükseliş kaydederken, gözlerin üzerinde olduğu Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftanın ilk gününde 118 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi ardından psikolojik 100 dolar seviyesinin hemen altına geri çekildiğini gördük. Bu bağlamda, savaş döneminde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar endeksi (DXY) geri çekilirken, EURUSD paritesi süratle 1,1450 seviyesinden 1,1625 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, son iki günde iyimserliğin ön plana çıkmasıyla, dolar ve petrol değer kaybederken, hırpalanan kıymetli madenler, ABD tahvilleri ve hisse senetleri ise sert bir şekilde değer kazandı. Enerji tarafında suların durulması durumunda bile, arz kesintisinde yaşanan tahribat nedeniyle, petrolün 80 dolar seviyesinin altına gelmekte zorlanacağını not edelim.
Savaşa dâhil olmasa da, hem finansal hem de ekonomik anlamda olumsuz olarak etkilenen Türkiye cephesinde de son iki gündür iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. Tahribatın boyutunu ölçmek adına TCMB rezervlerini barometre olarak kullanırken, otoriteden gelen sakinleştirici yorumlar ve yeni adımları da takip ediyoruz. Durum analizi yapmak gerekirse, yurt dışı basında altın fiyatlarında yaşanan çöküşün müsebbi olarak gösterilecek ölçüde TCMB’nin altın hamleleri manşetleri süslerken, rakamların diliyle konuya da açıklık getirmek isteriz.
TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net yabancı para pozisyonu son iki ayda 82,4 milyar dolar seviyesinden 8,6 milyar dolar seviyesine kadar geriledi. Altın fiyatları yükselirken, rezerv çeşitlendirme anlamında, yoğun bir şekilde altın rezerv tutmayı tercih eden (rezervlerin en az üçte ikisi altın) TCMB’yi alkışlayan ellerin, ihtiyaç belirmesi nedeniyle gerek swap (belli bir vadede altın verip dolar alıp, yine vadesinde önceden sabitlenmiş fiyat üzerinden doları geri verip altının geri alınması) gerekse de outright (direkt satış) olarak yaptığı hamlelerin eleştirilmesini anlamakta zorluk çekiyoruz. Zor günler için biriktirilen rezervlerin yangını bastırmak için satılmasını normal karşılamak gerekiyor. TCMB, enerji kanalından enflasyonist baskı gelirken, yabancının swap çıkışları nedeniyle kur üzerinde ciddi bir yukarı yönlü savrulma yaşanmasını engellemek adına piyasayı dengede tutmaya çalışıyor. Her ne kadar serbest piyasa koşullarına dolaylı müdahâleyi başka bir günün konusuna bıraksak da, yangın varken, yangını bastırmak ve büyümesini engellemek gerekiyor.
Yangın dinip yabancı geri geldiğinde, rezervlerin yeniden güçleneceğini söylemek isteriz. Bu nedenle TCMB’yi altın satıyor diye yerden yere vurmanın bir anlamı olmadığı gibi, altın satmanın da döviz satmaktan pek de bir farkı olmadığını da söylemek gerekiyor. Lâkin, TCMB’nin rezervlerinin azalıyor olması elbette bizi de mutsuz ediyor. Süreç devam ederse, TCMB’nin bir sonraki adımının faiz artırımı olacağını düşünüyoruz. Eğer temel politika aracı bir hafta vadeli repo ihale faizi ise (%37) ve üstü kapalı da olsa 300 baz puan artışla fonlama koridorunu üst bandından yapılıyorsa, TCMB’nin bir sonraki toplantıda, eğer savaş ortamı sanılanın aksine ivme kaybetmezse, politika faizini %40 seviyesine getirmesi bizleri pek de şaşırtmayacaktır.
Bu minvalde, net yabancı para pozisyonu savaş başladığı günden 31 Mart valörlü işlemlere kadar geçen sürede 61 milyar dolar erirken, bu erimenin bir kısmının da altın rezervlerinin (fiyatı gerilediği için) değerleme etkisi ile oluştuğunu söylemek gerekiyor. Rezervlerin süratle 21 iş günü gibi kısa bir sürede erimesine paralel, TCMB uzun bir süredir ara verdiği bankalarla döviz karşılığı TL swap işlemlerine yeniden başladığını not edelim. Hatırlanacağı üzere bu işlemlere 2023-2024 seçim dönemlerinde oldukça aşinaydık. TCMB, yeni hamlesiyle piyasalara TL likidite verip karşılığında ise bir süreliğine de olsa ödünç olarak döviz almış olacak. Söz konusu dövizin de TCMB’nin döviz likiditesine yardımcı olacağını ve piyasaya müdahâle anlamında elini kuvvetlendireceğini söylememiz gerekiyor. Bu sayede net YP pozisyonu eksiye gidecek ölçüde büyük bir genişliğe sahip olacak. Aşağıda net yabancı para pozisyonunun 2024 yılında ne kadar eksi olduğuna bir bakmanızı öneririm! Her şeye rağmen, son dönemde sıklıkla belirttiğimiz üzere, döviz kuru cephesinde anlamlı bir risk görmüyoruz. Yeter ki, yurt içi yerleşiklerin otoriteye olan güvenleri sarsılmasın!
Bu gelişmelerin ışığında Türk mali piyasaları da son iki günü ılımlı bir seyir izleyerek tamamladı. Çarşı’da döviz kuru sakinlerken, BIST100 ana endeksi son iki günde %2,5, faiz artırım beklentileriyle hırpalanan bankacılık endeksi ise %3 yükseliş kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi neredeyse 200 baz puan gerileyerek %40,85 seviyesini test ederken, USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 44,40’lı seviyelere yükseldi. Yabancı indinde Türkiye’nin risklerini yansıtan CDS risk primi ise 285 baz puana geriledi.
Savaşın enerji arzında tarihin en büyük şoklarından birini yarattığı, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerin bu süreçten orantısız şekilde etkilendiğini çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor. Artan petrol, gaz ve gübre fiyatları, tedarik zincirlerindeki bozulma ve turizmdeki daralma gelişmekte olan ülkelerde kur baskısı, bozulan enflasyon beklentileri ve daha sıkı para politikası ihtimalini gündeme taşıyor. Bu minvalde, her ayın ilk iş günü açıklanan Türkiye imalat sanayi PMI endeksi Mart ayında 47,9 seviyesine gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere, 50 seviyesinin altı daralma olarak okunurken, sektörel bazda baktığımızda ise kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri dışında kalan 9 sektör de 50 seviyesinin altında kalarak daraldı. Öte yandan, BloombergHT’nin tüketici güven endeksi Mart ayında %10,3 gibi oldukça sert bir oranda gerileme kaydetti. Savaş nedeniyle tüketicinin hem mevcut dönem algısı hem de geleceğe ilişkin beklentilerinde sert bozulma olduğunu söylememiz gerekiyor.
Öte yandan, her ayın ilk günü açıklanan İTO enflasyon verisine göre, Mart ayında İstanbul’da TÜFE yaklaşık %3 artarken, yıllık enflasyon oranını da %37,70 seviyesine çekti. İstanbul’da hayatın daha pahalı olduğunu bilmemizden hareketle, resmî enflasyon verisinin haftanın son iş gününde TÜİK tarafından aylık bazda %2,3 olarak açıklanacağını düşünüyoruz. Verinin savaş dönemi öncesine ait olduğu düşünülürse, enflasyonist baskılar Mart ayı ötesinde hızlandığını da unutmamak gerekiyor. Öte yandan her ayın ilk cuması olduğu üzere, ABD’de haftanın en önemli verisi tarım dışı istihdam olarak ön plana çıkarken, enflasyonist riskler büyüdüğü bir ortamda, işsizliğin de artması piyasaları sevindirmeyecektir. Dün açıklanan ADP özel sektör istihdam verisi (öncü veri) beklentilerin üzerinde sonuçlandı.
ABD Başkanı Trump’ın dün gece yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, piyasaların beklediği çıkış stratejisi yerine belirsizliği artıran bir çerçeve sunmasıyla son iki gündür hâkim olan iyimser havanın topyekûn dağıldığını görüyoruz. ABD’nin İran’da askerî hedeflere büyük ölçüde ulaştığını söylemesine rağmen net bir takvim vermemesi, hatta önümüzdeki 2-3 hafta içinde saldırıların sürebileceğini ve gerekirse enerji altyapısının da hedef alınabileceğini belirtmesi, risk algısını yeniden yükseltti.
Özellikle Hürmüz Boğazı’nın durumu ve enerji arzına ilişkin soru işaretlerinin giderilmemesi, yatırımcı tarafında sürecin uzayabileceği endişesini öne çıkardığını görüyoruz. Bu bağlamda, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı arz endişeleriyle bu sabah %5’e yakın yükselmek suretiyle yeniden 105 doların üzerine çıkarken, hisse senedi piyasalarında satış dalgası hız kazandı. ABD borsalarının vadeli işlemleri %1’den fazla gerilerken, Avrupa vadeli kontratlarında da kayıplar %1,5’i aştı. Yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda da satış baskısının arttığını görüyoruz. Dün sabah iyimserlikle %8,5 yükselen Güney Kore borsası, bu sabah %4’e yakın gerilerken, gösterge endeks Tokyo borsası %2 düştü.
Piyasalar yeniden güvenli limanlara yönelirken, doların ise güç kazandığını görüyoruz. Dün 1,16 seviyesine gelen EURUSD paritesi 1,1530 seviyesine çekilirken, benzer bir şekilde, dün alımlara sahne olan 10 yıllık ABD tahvil faizi bugün satış baskısıyla yükselirken, kıymetli madenlerin ve riskli varlıkların ise baskı altında kaldığını görüyoruz! Dün gün içinde 4,800 dolar seviyesini test eden altın bu sabah 4,650 dolar seviyesine gerilerken, gümüş ise 72 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda, aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, altın için 4,750 dolar üzerinde gecelik kapanış görmeden beklediğimiz asıl yükseliş için erken olduğu kanaatindeyiz. Gümüş cephesinde ise 71,50 dolar üzerinde tutunup tutunamayacağını takip edeceğiz.
Artan jeopolitik risklerle birlikte stagflasyon endişelerinin yeniden gündeme gelmesi, piyasalarda temkinli duruşun bir süre daha korunabileceğine işaret ediyor. Hafta içi Başkanı Powell’ın da Harvard Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada Fed’in iki hedefi (tam istihdam ve fiyat istikrarı) arasında gerilim var diyerek üstü kapalı da olsa stagflasyon endişesine atıfta bulundu (durgunluk için enflasyon). Paskalya tatili nedeniyle yarın ve pazartesi günü küresel mali piyasaların büyük bir kısmının kapalı konumda olacağını not edelim. Belirsizliklerin çok yüksek olduğu bir dönem için dört gün oldukça uzun, bu nedenle piyasa aktörleri risk almak istemeyebilir!
Altın
TCMB Altın Varlıkları (ton)
*TCMB Altın Varlıkları (ton) haftalık değişim

TCMB Net Döviz Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim

TCMB Net Döviz Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı
Yayınlanma:
4 gün önce|
14/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.
Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.
Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.
Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.
Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.
Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.
Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
4 hafta önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
4 hafta önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.629)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (599)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.984)
- GÜNCEL (4.600)
- GÜNDEM (3.575)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.740)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.491)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (834)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Almanya, Çin'e yönelik ekonomik önlem paketi hazırlığında 14/09/2026
- Kıymetli metallerde Fed faiz artırım baskısı 14/09/2026
- Çin'den ABD'li şirketlere yapay zeka tepkisi 14/09/2026
- Goldman Sachs: Türkiye’de finansal koşullar gevşiyor 14/09/2026
- “Altın kotasında dünya ile 11 bin dolara çıkan fiyat farkı kapandı” 14/09/2026
- Kuraklıktan etkilenen Fransız çiftçisine devlet yardımı 14/09/2026
- Suudi Veliaht Prens CENTCOM komutanı ile görüştü 14/09/2026
- AMB yetkilisi: Enerji fiyatı eğilimleri oldukça endişe verici 14/09/2026
- Trump'ın 5 bin dolar vaadine Kongre onay şartı 14/09/2026
- Kazimir: AMB faizleri daha da artırmaktan çekinmeyecek 14/09/2026
SON YAZILAR
- Kadınlar karar mekanizmalarında hâlâ eşit temsilden uzak 18/09/2026
- Fonlarda Kara Çarşamba: 800 Milyar TL’lik Tasfiye, 500 Bin Yatırımcı Ne Yapacak? 18/09/2026
- Fon krizine neşter, küresel piyasalarda Fed sonrası rahatlama 18/09/2026
- ABD’nin yaptırım uyguladığı banka TMSF’ye geçti 17/09/2026
- Kara Çarşamba: Borsa İstanbul neden çöktü? 17/09/2026
- Fed yeniden şahinleşti, içeride yatırım fonları kaynaklı türbülans derinleşti 17/09/2026
- İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı 15/09/2026
- Fed iki ateş arasında: Artırsa ekonomi, artırmasa tahviller sarsılacak 15/09/2026
- Garanti Bankası 3,014 milyar TL’lik takipteki alacağını 449 milyon TL’ye sattı 14/09/2026
- OVP 2027-2029: Bankacılıkta Yeni Kredi Rejimi Başlıyor 14/09/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu










