Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

İyimserlik rüzgârı iki gün sürdü: Trump sahneye çıkınca yön değişti!

Yayınlanma:

|

Nasıl da zor günlerden geçiyoruz. Gerçi artık her günün çok zor olduğunu kabul etmek gerekiyor. Siyaset bilimci, tarihçi Francis Fukuyama durumu “Dünya artık daha tehlikeli; çünkü en güçlü ülke 10 yaşında bir çocuğun kontrolünde.” sözüyle çarpıcı bir şekilde özetliyor! Kimden mi söz ediyoruz? Tabii ki Trump’tan. Son dönemlerde yaptığı açıklamaları okuyunca, Fukuyama’nın tespitinin altını çok daha rahat bir şekilde doldurabiliyorum. Öngörülebilirliğin zayıfladığı bir zeminde, belirsizlik büyüdükçe, piyasaların da yön bulmakta oldukça zorlandığını kabul etmemiz gerekiyor.

Haftanın ilk iş gününe, bölge ülkelerinin çabalarına karşın savaşın daha da genişlediği hatta Husilerin de savaşa dâhil olduğunu görerek başladık. ABD’nin bölgeye askerî yığınak yapması kara harekâtı ihtimalini artırırken, piyasaların da satış baskısına boyun eğdiğini görmüştük. Akabinde, haftanın ikinci gününü, küresel mali piyasalar oldukça iyimser bir şekilde tamamladı. Wall Street Journal’in ilettiği haberde Trump’ın yakın çevresine Hürmüz kapalı kalsa bile savaşı sona erdirme niyetinde olduğunu belirtmesi küresel risk iştahını ciddi mânâda artırdı.

Salı günü küresel mali piyasalarda esen kuvvetli rüzgârın haftanın üçüncü gününe de sarktığını görüyoruz. Trump’ın İran savaşını kısa sürede bitirme ve gerekirse sınırlı müdahâlelerle geri dönme yönünde verdiği çelişkili mesajlara rağmen, piyasalar bardağın dolu tarafını görmeyi yeğledi. Dün haber akışında, Trump’ın NATO’dan çıkma ihtimalini gündeme taşıyan açıklamaları, küresel güvenlik mimarisine dair soru işaretlerini artırırken, Hürmüz Boğazı üzerinden geçen enerji akışındaki riskler, arz tarafında ciddi bir baskı yaratmaya başladığının da altını çizmek gerekiyor. Şöyle ki, jet yakıtı ve dizel tarafında arz sıkışıklığı giderek belirgin bir hâl alırken, Avrupa’da yaz sezonuna doğru uçuş iptallerinin konuşulması, riskin sadece bölgesel değil küresel ölçekte hissedileceğini de gösteriyor.

Her ne kadar son iki günde piyasalar barış ihtimaline sıkı sıkı tutunsa da, reel ekonominin hâlâ savaşın maliyetini taşımaya devam ettiğini göz ardı etmememiz gerekiyor. Bu minvalde, Trump’tan son iki günde gelen mesajları birlikte ele alırsak, Hürmüz’deki risk nedeniyle yakıt bulmakta zorlanan ve operasyona mesafeli duran ülkelere açık bir şekilde yakıtı ABD’den alabileceklerini ya da gidip kendi başlarının çaresine bakarak temin edebileceklerini söyledi. Bu sert çıkışın, NATO’dan çıkma tehdidi ile uyum arz ettiğini not edelim. Her şeye rağmen, Trump’ın açıklamalarını, İran’ın büyük ölçüde etkisiz hâle getirildiğini söylemek suretiyle operasyonun da zor kısmının geride kaldığını ve ABD’nin yavaş yavaş kontrollü bir çıkış zemini aradığı izlenimi veriyor. Hürmüz açılmadan da savaşı sonlandırma niyetinin öne çıkması da bu görüşü destekliyor. Henüz kesin bir senaryo çizmek için erken olsa da, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Costa ile görüşmesi sonrası, güvenceler sağlanırsa savaşı bitirmeye hazır olduklarını söylemesini de önemsiyoruz.

Olası bir ateşkes ihtimalini önden fiyatlayan piyasalarda son iki günde esen iyimserlikle hisse senetlerine alım gelirken, savaş döneminde değer kazanmasını beklediğimiz altın, panik işlemlerinin geride kalması ardından risk iştahını fiyatlayarak yükselişe geçti. Ne garip değil mi? Ne var ne yok sat paniğinin gölgesinde ABD tahvillerine gelen satış baskısıyla hafta başı %4,50 seviyesine dayanan 10 yıllık gösterge tahvil, dün 25 baz puan kadar gevşedi. Benzer bir şekilde, teknik mânâda 5,050 dolar seviyesinin kırılması ile çok süratli bir şekilde ve panik satışlarıyla 1,000 dolar kadar gerileyen altının ons fiyatı 4,100 dolar seviyesinden yönünü yukarıya çevirerek dün 4,800 dolar seviyesine kadar yükseliş kaydetti. Mahallenin sert çocuğu gümüş 76 dolar seviyesine kadar toparlanırken, bir diğer değer saklama aracı olan bitcoin ise 70 bin dolar seviyesinin etrafındaki dar bantta sıkışma isteğini korumaya devam ettiğini görüyoruz.

Risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi son iki günde %5 yükseliş kaydederken, gözlerin üzerinde olduğu Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftanın ilk gününde 118 dolar seviyesinin üzerine yükselmesi ardından psikolojik 100 dolar seviyesinin hemen altına geri çekildiğini gördük. Bu bağlamda, savaş döneminde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar endeksi (DXY) geri çekilirken, EURUSD paritesi süratle 1,1450 seviyesinden 1,1625 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, son iki günde iyimserliğin ön plana çıkmasıyla, dolar ve petrol değer kaybederken, hırpalanan kıymetli madenler, ABD tahvilleri ve hisse senetleri ise sert bir şekilde değer kazandı. Enerji tarafında suların durulması durumunda bile, arz kesintisinde yaşanan tahribat nedeniyle, petrolün 80 dolar seviyesinin altına gelmekte zorlanacağını not edelim.

Savaşa dâhil olmasa da, hem finansal hem de ekonomik anlamda olumsuz olarak etkilenen Türkiye cephesinde de son iki gündür iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. Tahribatın boyutunu ölçmek adına TCMB rezervlerini barometre olarak kullanırken, otoriteden gelen sakinleştirici yorumlar ve yeni adımları da takip ediyoruz. Durum analizi yapmak gerekirse, yurt dışı basında altın fiyatlarında yaşanan çöküşün müsebbi olarak gösterilecek ölçüde TCMB’nin altın hamleleri manşetleri süslerken, rakamların diliyle konuya da açıklık getirmek isteriz.

TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net yabancı para pozisyonu son iki ayda 82,4 milyar dolar seviyesinden 8,6 milyar dolar seviyesine kadar geriledi. Altın fiyatları yükselirken, rezerv çeşitlendirme anlamında, yoğun bir şekilde altın rezerv tutmayı tercih eden (rezervlerin en az üçte ikisi altın) TCMB’yi alkışlayan ellerin, ihtiyaç belirmesi nedeniyle gerek swap (belli bir vadede altın verip dolar alıp, yine vadesinde önceden sabitlenmiş fiyat üzerinden doları geri verip altının geri alınması) gerekse de outright (direkt satış) olarak yaptığı hamlelerin eleştirilmesini anlamakta zorluk çekiyoruz. Zor günler için biriktirilen rezervlerin yangını bastırmak için satılmasını normal karşılamak gerekiyor. TCMB, enerji kanalından enflasyonist baskı gelirken, yabancının swap çıkışları nedeniyle kur üzerinde ciddi bir yukarı yönlü savrulma yaşanmasını engellemek adına piyasayı dengede tutmaya çalışıyor. Her ne kadar serbest piyasa koşullarına dolaylı müdahâleyi başka bir günün konusuna bıraksak da, yangın varken, yangını bastırmak ve büyümesini engellemek gerekiyor.

Yangın dinip yabancı geri geldiğinde, rezervlerin yeniden güçleneceğini söylemek isteriz. Bu nedenle TCMB’yi altın satıyor diye yerden yere vurmanın bir anlamı olmadığı gibi, altın satmanın da döviz satmaktan pek de bir farkı olmadığını da söylemek gerekiyor. Lâkin, TCMB’nin rezervlerinin azalıyor olması elbette bizi de mutsuz ediyor. Süreç devam ederse, TCMB’nin bir sonraki adımının faiz artırımı olacağını düşünüyoruz. Eğer temel politika aracı bir hafta vadeli repo ihale faizi ise (%37) ve üstü kapalı da olsa 300 baz puan artışla fonlama koridorunu üst bandından yapılıyorsa, TCMB’nin bir sonraki toplantıda, eğer savaş ortamı sanılanın aksine ivme kaybetmezse, politika faizini %40 seviyesine getirmesi bizleri pek de şaşırtmayacaktır.

Bu minvalde, net yabancı para pozisyonu savaş başladığı günden 31 Mart valörlü işlemlere kadar geçen sürede 61 milyar dolar erirken, bu erimenin bir kısmının da altın rezervlerinin (fiyatı gerilediği için) değerleme etkisi ile oluştuğunu söylemek gerekiyor. Rezervlerin süratle 21 iş günü gibi kısa bir sürede erimesine paralel, TCMB uzun bir süredir ara verdiği bankalarla döviz karşılığı TL swap işlemlerine yeniden başladığını not edelim. Hatırlanacağı üzere bu işlemlere 2023-2024 seçim dönemlerinde oldukça aşinaydık. TCMB, yeni hamlesiyle piyasalara TL likidite verip karşılığında ise bir süreliğine de olsa ödünç olarak döviz almış olacak. Söz konusu dövizin de TCMB’nin döviz likiditesine yardımcı olacağını ve piyasaya müdahâle anlamında elini kuvvetlendireceğini söylememiz gerekiyor. Bu sayede net YP pozisyonu eksiye gidecek ölçüde büyük bir genişliğe sahip olacak. Aşağıda net yabancı para pozisyonunun 2024 yılında ne kadar eksi olduğuna bir bakmanızı öneririm! Her şeye rağmen, son dönemde sıklıkla belirttiğimiz üzere, döviz kuru cephesinde anlamlı bir risk görmüyoruz. Yeter ki, yurt içi yerleşiklerin otoriteye olan güvenleri sarsılmasın!

Bu gelişmelerin ışığında Türk mali piyasaları da son iki günü ılımlı bir seyir izleyerek tamamladı. Çarşı’da döviz kuru sakinlerken, BIST100 ana endeksi son iki günde %2,5, faiz artırım beklentileriyle hırpalanan bankacılık endeksi ise %3 yükseliş kaydetti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi neredeyse 200 baz puan gerileyerek %40,85 seviyesini test ederken, USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 44,40’lı seviyelere yükseldi. Yabancı indinde Türkiye’nin risklerini yansıtan CDS risk primi ise 285 baz puana geriledi.

Savaşın enerji arzında tarihin en büyük şoklarından birini yarattığı, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerin bu süreçten orantısız şekilde etkilendiğini çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor. Artan petrol, gaz ve gübre fiyatları, tedarik zincirlerindeki bozulma ve turizmdeki daralma gelişmekte olan ülkelerde kur baskısı, bozulan enflasyon beklentileri ve daha sıkı para politikası ihtimalini gündeme taşıyor. Bu minvalde, her ayın ilk iş günü açıklanan Türkiye imalat sanayi PMI endeksi Mart ayında 47,9 seviyesine gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere, 50 seviyesinin altı daralma olarak okunurken, sektörel bazda baktığımızda ise kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri dışında kalan 9 sektör de 50 seviyesinin altında kalarak daraldı. Öte yandan, BloombergHT’nin tüketici güven endeksi Mart ayında %10,3 gibi oldukça sert bir oranda gerileme kaydetti. Savaş nedeniyle tüketicinin hem mevcut dönem algısı hem de geleceğe ilişkin beklentilerinde sert bozulma olduğunu söylememiz gerekiyor.

Öte yandan, her ayın ilk günü açıklanan İTO enflasyon verisine göre, Mart ayında İstanbul’da TÜFE yaklaşık %3 artarken, yıllık enflasyon oranını da %37,70 seviyesine çekti. İstanbul’da hayatın daha pahalı olduğunu bilmemizden hareketle, resmî enflasyon verisinin haftanın son iş gününde TÜİK tarafından aylık bazda %2,3 olarak açıklanacağını düşünüyoruz. Verinin savaş dönemi öncesine ait olduğu düşünülürse, enflasyonist baskılar Mart ayı ötesinde hızlandığını da unutmamak gerekiyor. Öte yandan her ayın ilk cuması olduğu üzere, ABD’de haftanın en önemli verisi tarım dışı istihdam olarak ön plana çıkarken, enflasyonist riskler büyüdüğü bir ortamda, işsizliğin de artması piyasaları sevindirmeyecektir. Dün açıklanan ADP özel sektör istihdam verisi (öncü veri) beklentilerin üzerinde sonuçlandı.

ABD Başkanı Trump’ın dün gece yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, piyasaların beklediği çıkış stratejisi yerine belirsizliği artıran bir çerçeve sunmasıyla son iki gündür hâkim olan iyimser havanın topyekûn dağıldığını görüyoruz. ABD’nin İran’da askerî hedeflere büyük ölçüde ulaştığını söylemesine rağmen net bir takvim vermemesi, hatta önümüzdeki 2-3 hafta içinde saldırıların sürebileceğini ve gerekirse enerji altyapısının da hedef alınabileceğini belirtmesi, risk algısını yeniden yükseltti.

Özellikle Hürmüz Boğazı’nın durumu ve enerji arzına ilişkin soru işaretlerinin giderilmemesi, yatırımcı tarafında sürecin uzayabileceği endişesini öne çıkardığını görüyoruz. Bu bağlamda, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı arz endişeleriyle bu sabah %5’e yakın yükselmek suretiyle yeniden 105 doların üzerine çıkarken, hisse senedi piyasalarında satış dalgası hız kazandı. ABD borsalarının vadeli işlemleri %1’den fazla gerilerken, Avrupa vadeli kontratlarında da kayıplar %1,5’i aştı. Yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda da satış baskısının arttığını görüyoruz. Dün sabah iyimserlikle %8,5 yükselen Güney Kore borsası, bu sabah %4’e yakın gerilerken, gösterge endeks Tokyo borsası %2 düştü.

Piyasalar yeniden güvenli limanlara yönelirken, doların ise güç kazandığını görüyoruz. Dün 1,16 seviyesine gelen EURUSD paritesi 1,1530 seviyesine çekilirken, benzer bir şekilde, dün alımlara sahne olan 10 yıllık ABD tahvil faizi bugün satış baskısıyla yükselirken, kıymetli madenlerin ve riskli varlıkların ise baskı altında kaldığını görüyoruz! Dün gün içinde 4,800 dolar seviyesini test eden altın bu sabah 4,650 dolar seviyesine gerilerken, gümüş ise 72 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda, aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, altın için 4,750 dolar üzerinde gecelik kapanış görmeden beklediğimiz asıl yükseliş için erken olduğu kanaatindeyiz. Gümüş cephesinde ise 71,50 dolar üzerinde tutunup tutunamayacağını takip edeceğiz.

Artan jeopolitik risklerle birlikte stagflasyon endişelerinin yeniden gündeme gelmesi, piyasalarda temkinli duruşun bir süre daha korunabileceğine işaret ediyor. Hafta içi Başkanı Powell’ın da Harvard Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada Fed’in iki hedefi (tam istihdam ve fiyat istikrarı) arasında gerilim var diyerek üstü kapalı da olsa stagflasyon endişesine atıfta bulundu (durgunluk için enflasyon). Paskalya tatili nedeniyle yarın ve pazartesi günü küresel mali piyasaların büyük bir kısmının kapalı konumda olacağını not edelim. Belirsizliklerin çok yüksek olduğu bir dönem için dört gün oldukça uzun, bu nedenle piyasa aktörleri risk almak istemeyebilir!

Altın

1775104210828ff621703fca86b813f5c5ce3de9a1_1_1200.jpg

 Gümüş

1775104210bd68e2d7903e4d03d88e2ea782585ed5_2_1200.jpg

TCMB Altın Varlıkları (ton)

17751042103f3d45d4c3b0122865410b63dfb5cc01_3_1200.jpg *TCMB Altın Varlıkları (ton) haftalık değişim

177510421083abb38ec1c7b0b72d27c18dba709377_4_1200.jpg

TCMB Net Döviz Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim

177510421186349fe09d7a199be5052c9b46176f61_5_1200.jpg

TCMB Net Döviz Pozisyonu

1775104211bb9b76b11a063cf6410f1db1d8dde492_6_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bankalara kripto saklama izni

Yayınlanma:

|

Yazan:

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’de kripto varlık piyasasının kurumsallaşması açısından önemli bir karara imza attı. SPK’nın 2026/34 sayılı haftalık bülteninde yer alan karara göre, Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet göstermesine yönelik izin başvuruları uygun bulundu.

Karar, Türkiye’de ilk kez büyük ölçekli mevduat bankalarının kripto varlık saklama alanında resmi faaliyet izni alması nedeniyle sektör açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Sadece alım-satım değil, güvenli saklama dönemi

Kripto varlık piyasasında en önemli konulardan biri yatırımcı varlıklarının güvenli şekilde muhafaza edilmesi olarak öne çıkıyor. SPK’nın verdiği izinle birlikte Akbank, Garanti BBVA ve Yapı Kredi, gerekli teknik ve operasyonel altyapıları tamamlayarak dijital varlıkların saklanmasında aktif rol üstlenebilecek.

Uzmanlara göre bu gelişme;

  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişini kolaylaştıracak,
  • Yatırımcı güvenini artıracak,
  • Bankacılık sektörü ile kripto ekosistemi arasındaki entegrasyonu hızlandıracak,
  • Türkiye’nin dijital finans altyapısını güçlendirecek.

SPK iki yeni kripto platformuna da onay verdi

Kurul, yalnızca saklama tarafında değil, yeni platformların kurulması konusunda da önemli kararlar aldı.

Bu kapsamda;

  • Fiba Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin “Fiba Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu,
  • Fintag Yazılım Danışmanlık A.Ş.’nin “Goldtag Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş.” kurulmasına yönelik başvurusu

SPK tarafından uygun bulundu.

Böylece Türkiye’de faaliyet göstermek isteyen kripto varlık hizmet sağlayıcılarının sayısı artarken, sektörün düzenlenmiş ve denetlenebilir bir yapıya kavuşması yönünde yeni bir aşamaya geçilmiş oldu.

Bankalar neden kriptoya yöneliyor?

Dünyada BlackRock, Fidelity, JPMorgan ve Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşlarının dijital varlık alanına yönelik yatırımları son yıllarda hız kazanırken, Türkiye’deki bankalar da bu dönüşümün dışında kalmak istemiyor.

Özellikle;

  • Tokenizasyon projeleri,
  • Dijital varlık saklama hizmetleri,
  • Stablecoin tabanlı ödeme sistemleri,
  • Blokzincir tabanlı finansal ürünler

önümüzdeki dönemin yeni rekabet alanları olarak görülüyor.

Mart ayında Yapı Kredi’nin kripto varlık platformu kurmak için aldığı kuruluş izni de bankaların bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bankavitrini Analizi

SPK’nın son kararı yalnızca üç bankaya verilen bir faaliyet izni olarak görülmemeli. Bu karar, Türkiye’de kripto varlık piyasasının “gri alan” olmaktan çıkıp geleneksel finans sistemi ile entegre olmaya başladığının güçlü bir göstergesi niteliğinde.

Önümüzdeki dönemde;

  • Daha fazla bankanın saklama lisansı alması,
  • Kripto platformları ile bankalar arasında iş birliklerinin artması,
  • Kurumsal yatırımcıların piyasaya girişinin hızlanması,
  • Dijital varlıkların sermaye piyasalarıyla bütünleşmesi

bekleniyor.

SPK’nın attığı bu adım, Türkiye’nin dijital finans ve blokzincir ekosisteminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak yorumlanıyor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın neden yükseldi, neden düşmeye başladı ve bundan sonra ne olabilir?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Altın, sadece bir emtia değildir. Aynı zamanda korkunun, belirsizliğin, enflasyon beklentilerinin ve merkez bankalarının davranışlarının fiyatlandığı küresel bir “güvenli liman” varlığıdır.

Altın neden değer kazandı?

2023-2026 döneminde altını yükselten başlıca faktörler şunlardı:

1. Merkez bankalarının rekor altın alımları

Başta People’s Bank of China olmak üzere birçok merkez bankası dolar rezervlerinin bir kısmını altına çevirmeye başladı.

Neden?

  • ABD yaptırım riskleri
  • Dolar bağımlılığını azaltma isteği
  • Rezerv çeşitlendirmesi

Özellikle Çin, Rusya, Hindistan ve Körfez ülkeleri altın talebini artırdı.

2. Jeopolitik riskler

Altın savaş ve kriz dönemlerinde yükselir.

Son yıllarda:

  • Rusya-Ukrayna Savaşı
  • İsrail-Hamas Savaşı
  • İran-İsrail gerilimleri
  • Tayvan kaynaklı riskler

yatırımcıların güvenli liman talebini artırdı.

3. Enflasyon korkusu

ABD ve Avrupa’da yüksek enflasyon görülmesi nedeniyle yatırımcılar:

  • Tahvil yerine
  • Nakit yerine

altına yöneldi.

Altın tarihsel olarak enflasyona karşı koruma aracı olarak görülmektedir.

4. ABD borçlarının büyümesi

ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşırken birçok yatırımcı: “Bu kadar para basılırsa doların değeri uzun vadede erir”

düşüncesiyle altına yöneldi.

5. Reel faizlerin düşmesi

Altının faiz getirisi yoktur.

Bu nedenle:

  • Faiz düşükse altın avantajlıdır.
  • Faiz yüksekse tahvil avantajlıdır.

Faiz indirimi beklentileri altını destekledi.

Peki altın neden düşmeye başladı?

Yükselişin ardından bazı dinamikler tersine dönmeye başladı.

1. Kâr realizasyonları

Altın kısa sürede tarihi zirvelere çıktı.

Büyük fonlar:

  • Kârlarını realize etti.
  • Pozisyon küçülttü.

Bu da satış baskısı yarattı.

2. Doların güçlenmesi

Altın ve dolar genellikle ters yönlü hareket eder.

Dolar Endeksi (DXY) yükseldiğinde:

  • Altın daha pahalı hale gelir.
  • Talep azalır.

Bu durum altını baskılar.

3. Faiz indirimlerinin gecikmesi

Piyasa uzun süre: “Fed faiz indirecek” beklentisini satın aldı.

Ancak enflasyonun beklenenden yüksek seyretmesi nedeniyle faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği düşüncesi ortaya çıktı. Bu da altın üzerinde baskı oluşturdu.

4. Jeopolitik risklerin fiyatlanması

Piyasalarda sık görülen durum: “Haberi al, gerçekleşince sat.” Savaş ve kriz riskleri fiyatlandıktan sonra yatırımcılar pozisyon kapatabiliyor.

5. ETF çıkışları

Özellikle ABD’deki altın ETF’lerinden para çıkışları yaşandığında satış baskısı oluşur. Kurumsal yatırımcı davranışı kısa vadede fiyatları ciddi etkileyebilir.

Altının değerini etkileyen temel faktörler

Bir yatırımcı altını değerlendirirken şu göstergeleri takip etmelidir:

Faktör Altına Etkisi
ABD Faizleri Negatif
Reel Faizler Negatif
Dolar Endeksi Negatif
Enflasyon Pozitif
Jeopolitik Riskler Pozitif
Merkez Bankası Alımları Pozitif
Resesyon Korkusu Pozitif
Güçlü Büyüme Negatif
ETF Girişleri Pozitif
ETF Çıkışları Negatif

Önümüzdeki dönemde altın için olası senaryolar

Senaryo 1: Altın yeniden yükselişe geçer

Şunlar olursa:

  • Fed faiz indirimlerine başlar
  • ABD ekonomisi yavaşlar
  • Jeopolitik riskler büyür
  • Çin alımları devam eder

altın yeni zirvelere yönelebilir.

Bu senaryo altın boğalarının temel beklentisidir.

Senaryo 2: Uzun süre yatay hareket

Şunlar olursa:

  • Faizler yüksek kalır
  • Enflasyon kontrollü düşer
  • Büyük kriz çıkmaz

altın bir süre geniş bantta dalgalanabilir.

Bu en olası orta vadeli senaryolardan biridir.

Senaryo 3: Sert düzeltme

Şunlar olursa:

  • ABD büyümesi güçlü kalır
  • Enflasyon düşer
  • Dolar güçlenir
  • Tahvil faizleri yükselir

yatırımcılar altından çıkıp tahvillere yönelebilir.

Bu durumda altın daha derin bir düzeltme yaşayabilir.

Asıl kritik soru: Altının uzun vadeli hikâyesi bitti mi?

Şu an için hayır.

Çünkü altının uzun vadeli hikâyesini destekleyen unsurlar hâlâ masada:

  • Küresel borç yükünün büyümesi
  • Merkez bankalarının altın alımları
  • Jeopolitik kutuplaşma
  • Dolar sistemine alternatif arayışları
  • Rezerv çeşitlendirme eğilimleri

Bu nedenle kısa vadeli düzeltmeler yaşansa da altının uzun vadeli yatırım tezinin tamamen ortadan kalktığını söylemek zor.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış umudu piyasaları destekledi; petrol ve dolar düştü, gözler SpaceX’te

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Başkanı Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik bir anlaşmanın hafta sonu gibi kısa bir sürede imzalanabileceğini ve bunun ardından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacağını söyledi. Ancak Tahran cephesi, müzakere metninin büyük ölçüde tamamlandığını kabul etmekle birlikte, nihai kararın henüz verilmediğini ve konunun ilgili karar mercilerince değerlendirildiğini açıkladı.

ABD ile İran arasında geçici bir anlaşmaya yönelik görüşmeler hız kazanırken, Reuters haberlerinde dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılması konusunda pazarlığın sürdüğünü okuyoruz. Haberde siyasî çerçevede büyük ölçüde mutabakat sağlanmış durumda olduğuna işaret edilirken, İran’ın yurt dışında bloke edilmiş 18 milyar dolara yakın varlığının ne kadarının ve hangi takvimle serbest bırakılacağı konusunda görüş ayrılıklarının sürdüğünü anlıyoruz.

Eğer geçici anlaşma hayata geçerse, petrol arzına ilişkin endişelerin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında geri çekilme, küresel risk iştahında ise toparlanma görülebilir. Bununla birlikte, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığı ve sürecin kalıcı bir barıştan ziyade çatışmaları donduran bir geçiş anlaşması niteliği taşıdığı da unutulmamalıdır. Öte yandan, birkaç gün önce İran’ı “çok sert vuracaklarını” ifade eden Trump’ın bugün hafta sonu anlaşma imzalanabileceğini söylemesi, temkinli duruşumuzu korumamıza neden oluyor. Bu nedenle, şimdilik gelişmeleri iyimser fakat ihtiyatlı bir bakış açısıyla izlemeyi tercih ediyoruz.

Orta Doğu’da kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle bu sabah iyimser bir fiyatlama davranışının da hâkim olduğunu görüyoruz. Trump’ın hafta sonu İran ile anlaşma imzalanabileceğini açıklamasının ardından tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 89 dolar seviyesine gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini test ederken, kıymetli metallerde süregelen satış baskısının da durduğunu görüyoruz. Gümüşün ons fiyatı dün %6’ya yakın yükselerek yeniden 200 günlük ortalamaların geçtiği 68 dolar seviyesini test etti. Teknik mânâda düşüşün durduğunu ve yükseliş isteğinin başladığını iddia edebilmek adına 70 dolar üzerinde gecelik kapanış görmek isteyeceğiz (bakınız grafik).

Altının ons fiyatı, dün sabah saatlerinde 4,022 dolar seviyesine kadar gerileyerek Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesini test etmesinin ardından günü %3,5 yükselişle 4,200 dolar civarında tamamladı. Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin de haber akışına olumlu tepki vererek 64 bin dolar seviyesine yaklaştı. ABD borsaları dün geceyi %2’ye varan yükselişlerle tamamlarken, teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksindeki yükseliş %2,5’i buldu. Artan risk iştahı ve petrol fiyatlarının son üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesi, güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak ABD tahvil faizleri ile dolar üzerinde de baskı yarattı.

Bu çerçevede, ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,47 seviyesine gerilerken, doların başlıca para birimleri karşısındaki performansını ölçen DXY endeksi dün 100,30 seviyesini test etmesinin ardından bu sabah 99,80 seviyelerine kadar çekildi. Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme, Fed’in bu yıl ilave faiz artırımı yapma ihtimalinin de daha düşük fiyatlanmasına neden oldu. Nitekim, Fed vadeli kontratlarında Aralık ayına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta içinde %70’in üzerine kadar yükselmişken, bu sabah itibarıyla %55 seviyelerine geriledi.

Dün gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayı olağan toplantısına çevrilmişti. ECB’nin yaklaşık üç yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 25 baz puanlık faiz artırımının ardından EURUSD paritesi henüz 1,15-1,16 bandındaki sıkışık seyrini kıramamış olsa da, EUR’nun dolar karşısında kısmen de olsa toparlandığını görüyoruz. ECB’nin güncellenen projeksiyonlarında enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin korunması, piyasaların Temmuz ayında da bir faiz artırımı beklentisini canlı tutuyor.

ABD tarafında ise hafta içinde açıklanan güçlü TÜFE verisinin ardından dün gelen ÜFE rakamları yakından takip edildi. Manşet veri beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, Fed’in enflasyon görünümünü değerlendirirken daha fazla önem verdiği çekirdek ÜFE’nin beklentilerin altında kalması ve petrol fiyatlarında yaşanan geri çekilme, ilave faiz artırımı ihtimaline yönelik endişeleri bir miktar hafifletti. Bu gelişmeler, Fed’in yılın geri kalanında daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirirken, piyasalara da bir nebze olsun nefes aldırdı.

ABD-İran arasında olası bir anlaşmanın enerji fiyatlarını aşağı çekebileceğini, bunun da Fed üzerindeki enflasyon baskısını azaltabileceği yönünde dünden sarkan fiyatlama davranışının yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda da yansıdığını not edelim. Son günlerde âdeta tahterevalli misali %8 inip çıkan Güney Kore borsası Kospi, bu sabah da benzer bir şekilde %8’in de üzerinde yükselirken, gösterge endeks Tokyo borsası Nikkei %3,5 yükseliş kaydetti. Asya genelinde koyu yeşil rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise dün gözler TCMB’nin Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmişti. Son günlerde yönümüzü oldukça net bir şekilde ortaya koyarak, son üç yıldır uygulanan dezenflasyon programının siyasi gelişmeler ve son dönemde artan jeopolitik riskler nedeniyle arzu edilen sonuçları tam olarak üretemediğini, buna karşın reel sektörün giderek daha fazla zorlandığını, büyüme beklentilerinin bozulduğunu ve özellikle sanayi tarafında çarkların belirgin şekilde yavaşladığını vurgulamıştık. Bu çerçevede, TCMB’nin toplantıyı pas geçerek sıkı para politikası duruşunu koruyacağını düşünüyorduk. Beklentilerimize paralel şekilde, TCMB bir hafta vadeli repo faizini %37, gecelik borç verme faizini ise %40 seviyesinde sabit bıraktı.

Kararın piyasalar üzerinde anlamlı bir yansıması olmadı. USDTRY kuru hafta son fonlama etkisinin de yardımıyla (üç günlük TL faiz farkı) bu sabah 46,25 seviyesine yükselirken, Türkiye’nin beş yıl vadeli CDS risk primi son dönemlerde olduğu üzere 240 baz puan seviyesinin etrafında pek de önemli bir değişim göstermeden salınmaya devam ettiğini görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,50 seviyesine doğru hafif de olsa gevşediğini not edelim. Küresel havanın ılımlıya dönmesiyle bugün hisse senetlerine alım gelebileceğini düşünüyoruz. Mutlak butlan kararı sonrasında gözler siyasi arenada yaşanan baş döndürücü gelişmeleri takip ederken, CHP’de Özgür Özel’e yakın 28 Parti Meclisi (PM) üyesi, olağanüstü kurultayın 45 gün içinde toplanmasını sağlamak amacıyla görevlerinden istifa etti. Böylece 57 üyeli PM’de üye sayısı 29’a düşerek tüzükte belirtilen üçte iki çoğunluğun, yani 40 üyenin altına indi.

Her hafta Perşembe günü olduğu üzere dün de TCMB’nin haftalık bültenini irdeleme fırsatı bulduk. Bu bağlamda, 10 Haziran valörlü işlemlerde TCMB’nin net yabancı para pozisyonu, 23 milyar dolar seviyesine gerilediğini görüyoruz. Altın fiyatlarında son dönemlerde yaşanan sert düşüş pozisyonu değerleme etkisi üzerinden aşağıya çekerken, fiyat etkisi hâriç bakıldığında ise TCMB’nin son günlerde nette döviz alıcı konumunda olduğunu görüyoruz. 5 Haziran ile biten haftada, yurt içi yerleşiklerin DTH hacmi parite etkisinden arındırılmış seriye göre 1,66 milyar dolar azalırken, son haftalarda olduğu üzere aslan payının tüzel kişilerin Euro cinsi mevduat kompozisyonunda azalmadan kaynaklandığını görüyoruz. Gerçek kişilerin TL âşkı devam ederken, yurt dışı yerleşiklerin menkul kıymet portföyünün ise ise söz konusu haftada yaklaşık 0,9 milyar dolar azaldığına dikkat çekmemiz gerekiyor.

Bültenimizi tamamlamadan önce Elon Musk’ın uzay ve uydu teknolojileri şirketi SpaceX’in halka arzına da değinmek isteriz. Hisse başına 135 dolardan fiyatlanan halka arzda 75 milyar dolar kaynak toplanırken (rekor), şirketin değeri 1,77 trilyon dolara ulaştı. SPCX koduyla Nasdaq’ta işlem görmeye başlayacak hissenin piyasalar tarafından yakından takip edileceğini düşünüyoruz. Mevcut beklentiler ise, güçlü yatırımcı talebinin desteğiyle hissenin halka arz fiyatının üzerinde bir açılış gerçekleştirebileceğine işaret ediyor.

SpaceX’in hâlen kârlılık konusunda soru işaretleri taşıması ve gelirlerinin büyük bölümünün uydu internet hizmeti olan Starlink’ten geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor. Lâkin, yatırımcıların bugünkü mevcut finansal performanstan ziyade Musk’ın uzun vadeli vizyonuna, yapay zekâ ve uzay ekonomisinin büyümesine yatırım yapmak isteyeceklerini düşünüyoruz. Bu nedenle SpaceX halka arzı sadece bir şirketin borsaya açılmasından ziyade, aynı zamanda yapay zekâ ve uzay temalı büyüme hikâyelerine yönelik küresel risk iştahının da önemli bir testi olarak görülüyor. İlk işlem gününde yaşanacak fiyatlama davranışı, yılın son çeyreğinde halka arz hazırlığı yapan OpenAI ve Anthropic gibi yapay zekâ şirketleri için de önemli bir referans oluşturabileceğini düşünüyoruz.

XAGUSD

1781239094866d2f911abb4a4c49ecb58496f5c146_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.