Connect with us

GÜNCEL

Belirsizliğin adı: Ne savaş var ne barış

Yayınlanma:

|

Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Mustafa Kemal Atatürk ile güne başlayalım. Bayramımız kutlu olsun!

Orta Doğu’da ateşkes sonrası kırılgan dengenin korunmaya devam ettiğini görüyoruz. İran’ın Hürmüz Boğazı’nda kontrolünü artırması, dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattı fiilen kilitlemiş durumda. İran’ın bu adımı, ABD’nin uyguladığı deniz ablukasına karşı bir misilleme niteliği taşırken, deniz ticaretini koz olarak kullanarak hem ekonomik baskı kurmayı hem de müzakere gücünü artırmayı hedefliyor. ABD’nin tankerleri açık denizlerde durdurarak yönlendirmesiyle gerilim daha da tırmanırken, piyasalar ise ne savaş ne barış ortamında yön bulmakta zorlandığını görüyoruz.

Küresel ticaretin tek bir dar geçide ne kadar bağımlı olduğunu son sekiz haftada hep birlikte tecrübe ettikten sonra, alternatif hat arayışlarının savaş bir noktada bittikten sonra hız kazanacağını düşünüyoruz. Özellikle ticari yük taşımacılığında, Orta Koridor, Çin’den başlayıp Orta Asya, Hazar geçişi ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan yapısıyla, Türkiye’yi stratejik bir lojistik merkez hâline getiren önemli bir proje olarak öne çıkıyor. Her ne kadar bugün için enerji akışının büyük ölçüde tankerlerle taşınması nedeniyle Hürmüz’ün yerini alması mümkün görünmese de, mevcut savaşın kalıcı olmayacağı ve sonrasında ülkelerin tedarik güvenliğini çeşitlendirme arayışına gireceği oldukça açık. Bu süreçte, Türkiye’nin altyapı yatırımları ve coğrafi avantajı sayesinde küresel ticarette daha fazla pay alma, lojistik gelirlerini artırma ve stratejik konumunu güçlendirme ihtimali öne çıkıyor.

Neden konuyu buraya taşıdık? Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi Çin ve Rusya ile birlikte ele alması, eminim ki sizin de dikkatinizi çekmiştir. Oysa NATO’nun en köklü üyelerinden biri olan Türkiye’nin, yıllardır Avrupa Birliği ile üyelik süreci ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için çaba gösterdiği düşünüldüğünde, bu yaklaşımın jeopolitik gerçeklerle ne kadar örtüştüğü tartışmalı görünüyor. Nitekim Avrupa Konseyi eski Başkanı Charles Michel, Türkiye’nin NATO’nun temel müttefiklerinden biri, kritik bir göç ortağı, enerji koridoru ve bölgesel bir güç olduğunu vurgulayarak, Avrupa’nın çifte standartlarla güçlenemeyeceğine dikkat çekti. AB içinde zaten farklı önceliklere sahip ülkelerin (İtalya, İspanya gibi) ayrıştığı, birlik içi uyumun sorgulandığı bir ortamda, ABD ile ilişkilerde yaşanan gerilimlerin de etkisiyle, Avrupa’nın dış politika reflekslerinin daha da karmaşık hâle geldiğini görüyoruz.

Geniş açıdan konuya yaklaştıktan sonra, Hürmüz cephesinde artan jeopolitik riskler, sadece petrol fiyatlarını değil, küresel büyüme ve enflasyon görünümünü de doğrudan etkilemeye devam ediyor. Dün tatil okuması yapmaya ve geniş açıdan süreçleri analiz etmeye çalışırken, İran hava savunma sistemlerinin Tahran üzerinde aktive edilmesi, Brent cinsi ham petrolün vadeli fiyatlarının varil başına 5 doların üzerinde artış kaydederek 105 dolar seviyesine yükselmesine neden oldu. Haberin etkisiyle risk iştahı gerilerken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1’e yakın düşüşle tamamladı. Bir süredir ön plana çıkan Intel, yapay zekâ odaklı veri merkezi işlemcilerine gelen güçlü talep sayesinde beklentilerin üzerinde gelir öngörerek piyasalarda olumlu ayrıştı: ikinci çeyrek için açıklanan tahminler beklentilerini aşarken, hisse senedi kapanış sonrası işlemlerde %19 yükseliş kaydetti.

Havanın tekrar bozulmasına paralel altının ons fiyatı, geçen hafta Cuma günü barış haberlerinin satın alınmasıyla dayandığı 4,900 dolar seviyesinden 4,675 dolar seviyesine kadar gerilerken, benzer bir şekilde gümüşün ons fiyatı son 5 iş gününde neredeyse 10 dolar gerileyerek 74 dolar seviyelerine kadar geriledi. Gümüşte 74 dolar seviyesinin altını, teknik bir bakış açısıyla ‘sevimsiz’ olarak yorumlayacağız. Dolar (DXY) hâliyle kafasını bir nebze de olsun kaldırırken, EURUSD paritesi yeniden 1,1670 seviyelerine geri çekildi. Bitcoin’in ise son haftalarda oldukça güçlü bir performans sergilemeye başladığının altını çizmemiz gerekiyor. Hafta ortası neredeyse son üç ayın en yüksek seviyesini test ederek 80 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin, bu sabah olumsuz havaya rağmen 78 bin dolar seviyelerinde salınıyor. BTCXAU rasyosunun da Bitcoin lehine dipten dönüş emareleri göstermeye başladığını not edelim.

Bu arada, Bank of Amerika’dan gümüş ile ilgili dikkat çeken bir projeksiyonu okudum. Banka, 2026 sonuna kadar gümüş fiyatının 135 ile 309 dolar gibi oldukça geniş bir bantta oluşabileceğini öngördü. Bu kadar geniş bir aralığın temelinde ise bir tarafta altın gümüş rasyosunun yattığını, öte tarafta ise  hikâyenin arz-talep tarafı ile desteklendiğini görüyoruz. Gümüş piyasasında 2026 yılı ile birlikte üst üste altıncı yıl arz açığı bekleniyor. Madencilik tarafında yeni arzın devreye girmesinin uzun yıllar alması, bu açığın kısa vadede kapanmasını zorlaştırıyor. Gümüşün hem yatırım hem de sanayi metali olması ise fiyat hareketlerini daha oynak hâle getirdiğini pekâlâ biliyoruz. Gümüşte sert yukarı hareket potansiyelinin fiziksel sıkışma gibi daha ekstrem koşulların devreye girmesi hâlinde gerçekleşeceğini düşünüyoruz.

Türkiye cephesinde ise en önemli gündem maddesi olarak takip edilen TCMB’nin olağan Nisan ayı PPK toplantısından tahmin ettiğimiz üzere faizlerin sabit tutulması yönünde karar çıktı. Kurul’un şahin ismi Akçay’ın yokluğunda politika faizi (bir hafta vadeli repo ihale faizi) %37, gecelik borç verme faizi %40 seviyesinde, gecelik borç alma faiz oranı ise %35,5 seviyesinde sabit bırakıldı. Karar metninin satır aralarında, savaş nedeniyle ekonomik faaliyetlerde yaşanacak ivme kaybının enflasyon açısından da ivme kaybı olacağına vurgu yapıldığını gözlemledik. Fiyat istikrarı (enflasyon) ve tam istihdam (büyüme) arasında kalan TCMB’nin büyüme riskine daha fazla önem verdiğini anlıyoruz. Son günlerde dile getirdiğimiz üzere, yurt içi yerleşiklerin döviz talebi göstermemesi ve bunun yanı sıra rezervlerin dipten dönüş yapması da TCMB’yi faiz oranlarını sabit bırakma noktasında cesaretlendirdiğini düşünüyoruz.

TCMB kararı ardından önemli bir piyasa hareketi olmadı. Piyasaların ana odağının savaş olduğu düşünülürse, TCMB’nin tercihini büyümeden yana kullanmasını piyasalar ile doğru bir iletişimle paylaşacağını düşünüyoruz. BIST100 endeksi Çarşamba gününü düşüşle tamamlaması ardından bugün de yurt dışı limoni havaya paralel satış baskısıyla karşı karşıya kalabileceğini düşünüyoruz. USDTRY pazartesi valörlü işlemlerde 45,00 seviyesine dayanırken, CDS risk primi hafif de olsa yükselişle 240 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ise yeniden %40 seviyesine yükseldiğini not edelim. TCMB kararı ardından, bir süre daha piyasada iş gören faizin (TLREF) %40 seviyesinde kalacağını düşünüyoruz. İyimser senaryoda, %37 seviyesinden olan politika faizinin %32 seviyelerine doğru gevşeyeceğini düşünüyoruz.

Haftanın son işlem gününde, Asya piyasalarının yön bulmakta zorlandığını gözlemliyoruz. Orta Doğu’da hâkim olan belirsizlik ve ABD-İran hattında tıkanan müzakereler piyasaları huzursuz ediyor. Gösterge endeks Tokyo borsası teknoloji hisselerinin yardımıyla %0,5 civarında artıda işlem görürken, Güney Kore borsası %1 geriledi. Geriye kalan tüm borsalarda satış baskısı sert olmasa da ön plana çıkıyor. ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında sağlanan ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını okuyoruz. Hürmüz Boğazı’nda devam eden gerilim piyasaların risk iştahını baskılayan ana unsur olarak ön plana çıkarken, ateşkes haberleri kısa vadede umut verse de, sahadaki tansiyonun düşmemesi yatırımcıların temkinli kalmasına neden oluyor.

Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah 106 dolar seviyesine gelirken, döviz piyasasında ise Japon Yeni kritik 160 seviyesine yaklaşarak otoritenin mutsuz olduğu ve müdâhale ettiği seviyeleri test ediyor. Fed’in 29 Nisan tarihinde düzenleyeceği olağan faiz toplantısı ve diğer büyük merkez bankalarının kararları, savaşın ekonomik etkilerinin nasıl fiyatlanacağını belirleyecek en önemli başlık olacaktır. Piyasalar faiz indirim ihtimalini rafa kaldırdıklarını peşinen not edelim. Mali piyasaların gündeminde bugün İngiltere’de perakende satışlar, Almanya’da ise IFO endeksi takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

SPK’dan 2 yıl işlem yasağı alan Tayfun Bayazıt, Sabancı Holding’den istifa etti

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturması ve Manas Enerji hisselerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle gündeme gelen deneyimli bankacı Tayfun Bayazıt, Hacı Ömer Sabancı Holding Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden ayrıldı. Bayazıt’ın istifasının ardından boşalan Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına Mehmet Kahya atandı.

Hacı Ömer Sabancı Holding, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamada, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tayfun Bayazıt’ın kendi isteğiyle görevinden ayrıldığını duyurdu.

Şirket açıklamasında, boşalan bağımsız yönetim kurulu üyeliğine ilişkin sürecin Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Kurumsal Yönetim Tebliği hükümleri doğrultusunda yürütüleceği belirtildi.

İstifayla birlikte Sabancı Holding bünyesindeki iki önemli komitede de görev değişikliği gerçekleşti. 30 Ekim 2026 tarihi itibarıyla Mehmet Kahya, Bayazıt’ın boşalttığı Denetim Komitesi üyeliğine ve Riskin Erken Saptanması Komitesi başkanlığına atandı.

SPK’nın iki yıllık işlem yasağı kararı istifaların öncesinde geldi

Tayfun Bayazıt’ın istifası, SPK’nın 27 Ekim 2026 tarihli 2026/77 sayılı bülteninde yer alan yaptırım kararının ardından geldi.

SPK, Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret AŞ (MANAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin inceleme sonucunda, aralarında Tayfun Bayazıt’ın da bulunduğu kişi ve kuruluşlara Borsa İstanbul ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.

Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 101’inci maddesi ile Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği kapsamında alındı.

SPK bülteninde ayrıca MANAS pay piyasasındaki işlemler nedeniyle bazı kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği açıklandı. Ancak Tayfun Bayazıt’ın isminin işlem yasağı listesinde yer alması, tek başına hakkında kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet kararı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Adel Kalemcilik’ten de ayrıldı

Bayazıt’ın görevden ayrıldığı şirket yalnızca Sabancı Holding olmadı. 30 Ekim 2026 tarihinde Adel Kalemcilik de KAP’a yaptığı açıklamada Bayazıt’ın bağımsız yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Adel Kalemcilik, boşalan üyelik için SPK’nın Kurumsal Yönetim Tebliği kapsamında yeni bağımsız yönetim kurulu adayı belirleme çalışmalarının başlatıldığını bildirdi.

Bankacılık sektörünün tanınmış isimlerinden biriydi

Tayfun Bayazıt, Türkiye bankacılık sektöründe uzun yıllar üst düzey yöneticilik yapmış isimler arasında yer alıyor. Citibank ile başlayan kariyerinde İnterbank, Dışbank, Fortis Türkiye ve Yapı Kredi gibi kurumlarda önemli görevler üstlendi. Yapı Kredi’de genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı da yaptı.

Önemli ayrıntı: Sabancı Holding’in KAP açıklamasında Bayazıt’ın istifa gerekçesi olarak yalnızca kendi isteğiyle görevinden ayrıldığı belirtiliyor. İstifanın SPK’nın işlem yasağı kararıyla bağlantılı olduğuna ilişkin şirket tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Vakıf Faktoring A.Ş.’den İstikrarlı Büyüme

Aktif Büyüklüğü %78 Artışla 53,6 Milyar TL’ye Ulaştı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de ticari hayatın köklü finansal paydaşlarından Vakıf Faktoring, 2026 yılının ilk 9 ayında aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine göre %78 artırarak 53,6 milyar TL’ye, net kârını ise %25 artışla 1,76 milyar TL seviyesine yükseltti.

VakıfBank’ın köklü kurumsal çatısı altında 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren ve çeyrek asrı aşan tecrübesiyle her ölçekten işletmenin çözüm ortağı olan Vakıf Faktoring; yenilikçi hizmet anlayışı ve yaygın erişim ağıyla ticaretin sürdürülebilirliğine güç katmaya devam ediyor.

Reel sektörün finansmana erişiminde kritik bir rol üstlenen Vakıf Faktoring, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yılın ilk 9 ayında dengeli ve sürdürülebilir büyüme grafiğini koruyan şirket, sağlam bilanço yapısıyla piyasaya kesintisiz nakit akışı sunmayı sürdürdü. Eylül sonu itibarıyla aktif büyüklüğünü geçen yılın aynı dönemine kıyasla %78 oranında artıran VakıfFaktoring, toplam aktiflerini 53,6 milyar TL seviyesine taşıdı. Operasyonel performansını finansal göstergelerine de yansıtan şirket, net dönem kârını ise yıllık bazda %25 artışla 1,76 milyar TL’ye ulaştırdı.

Üretimin, ihracatın ve istihdamın devamlılığına katkı sağlıyoruz
2026’nın ilk 9 aylık finansal sonuçlarını değerlendiren Vakıf Faktoring Genel Müdürü Akgün KOÇ, piyasa dinamiklerine doğru zamanda, doğru çözümlerle yanıt verdiklerini belirterek şunları söyledi:

“53,6 milyar TL’lik aktif büyüklüğümüz, reel sektörün ihtiyaçlarına dinamik bir şekilde cevap verme kararlılığımızın en somut göstergesidir. Özellikle bankacılık sektöründe kredi koşullarının sıkılaşması ve ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların öne çıktığı dönemlerde, işletmelerimiz için finansmana hızlı ve güvenli erişim hayati bir önem taşıyor. Biz de Vakıf Faktoring olarak, tüm ticari paydaşlarımızın yanında yer alıyor; sağladığımız likiditeyle üretimin, ihracatın ve istihdam zincirinin aksamadan devam etmesine katkı sunuyoruz.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Yayınlanma:

|

Yazan:

SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.

Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.

Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.

Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.

Fon zararlarından kim sorumlu olacak?

Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.

Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.

Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.

Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.

Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.

TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek

Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.

TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.

Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.

Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek

Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.

Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.

Kanuna göre:

  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
  • Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
  • Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
  • Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.

Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.

Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.

Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?

Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.

Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.

Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.

Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.

Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.

Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı

Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.

Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.

Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.

Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.

Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek

Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.

Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.

Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.

Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak

Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.

Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.

Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.

Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.

Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak

Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.

SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.

Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.

Gözler SPK’nın uygulama esaslarında

7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.

Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.

Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.

Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.