Türkiye’de sıkı para politikası, yüksek faiz ortamı ve kredi büyümesine getirilen sınırlamalar reel sektörde yeni bir finansman modelini fiilen öne çıkardı: Tedarikçi finansmanı.
Bugün ticari kredi faizleri, masraf ve komisyonlar hariç bile KOBİ ölçeğindeki işletmeler için yıllık ortalama %53-55 bandında seyrediyor. Üstelik her işletme bu krediye erişemiyor. Kredibilite sorunları, teminat eksikliği, kredi limit daralmaları ve bankaların seçici kredi politikaları nedeniyle özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler ciddi bir likidite baskısı altında faaliyet göstermeye çalışıyor.
Peki KOBİ’ler Nasıl Ayakta Kalıyor?
Tam bu noktada devreye büyük işletmeler giriyor.
Özellikle ihracat yapan, döviz geliri bulunan veya Eximbank kaynaklarına erişebilen büyük şirketler; görece daha düşük maliyetli finansmana ulaşabiliyor. Bu finansman gücü ise yalnızca kendi operasyonları için değil, aynı zamanda tedarik zincirinin devamı için de kullanılıyor.
Nasıl mı?
Büyük şirketler, çalıştıkları KOBİ’lere daha uzun vadeli ödeme imkanları sunuyor. Böylece bankadan kredi kullanamayan veya çok yüksek faizle krediye erişebilen küçük işletmeler, fiilen büyük şirketler üzerinden finansmana ulaşmış oluyor.
Başka bir ifadeyle;
- Bankadan yıllık %55 maliyetli ve erişilmesi zor kredi kullanmak yerine,
- Büyük firmadan vadeli mal alımı yoluyla aylık %4-4,5 seviyelerinde oluşan ticari finansmana erişmek,
KOBİ açısından çok daha sürdürülebilir hale geliyor.
Reel Sektörün Görünmeyen Finans Sistemi
Bugün sanayi ve ticaretin çarkları büyük ölçüde bu görünmeyen finansman mekanizmasıyla dönüyor.
Çünkü piyasada yalnızca mal satılmıyor; aynı zamanda vade, nakit akışı ve finansman da satılıyor.
Büyük şirketler, aslında sadece üretim yapmıyor veya satış gerçekleştirmiyor. Aynı zamanda tedarik zincirinin finansmanını da üstleniyorlar. Bu durum, ekonomide domino etkisini önleyen kritik bir tampon görevi görüyor.
Eğer bu mekanizma olmasaydı;
- KOBİ’lerde konkordato ve iflas sayıları daha yüksek olabilir,
- Bankacılık sektöründe takipteki kredi oranları ciddi şekilde artabilir,
- İç piyasadaki ticaret hacmi çok daha sert daralabilirdi.
Bugün bankacılık sisteminde KOBİ kredilerindeki takip oranlarının resmi verilerde yaklaşık %4 seviyelerinde görünmesinde, büyük şirketlerin sağladığı bu örtülü finansman desteğinin önemli bir payı olduğu söylenebilir.
Büyük Şirketler Sadece Kendilerini Değil, Ekonomiyi de Taşıyor
Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor:
Türkiye’de reel sektör artık yalnızca üretim zinciriyle değil, finansman zinciriyle de birbirine bağlı durumda.
Büyük işletmeler;
- tedarikçisini,
- bayisini,
- alt yüklenicisini,
- hatta bazen müşterisini fonlayarak
ekonomik sistemin devamlılığına katkı sağlıyor.
Aslında bugün birçok büyük şirket, farkında olmadan bankacılık sisteminin ulaşamadığı alanlarda “alternatif finansman merkezi” gibi çalışıyor.
Sonuç
Sıkı para politikalarının uygulandığı dönemlerde finansmana erişim, özellikle KOBİ’ler açısından hayati hale geliyor. Böyle dönemlerde büyük şirketlerin sağladığı tedarikçi finansmanı sadece ticari bir ilişki değil; ekonomik sürdürülebilirliği sağlayan stratejik bir destek mekanizmasına dönüşüyor.
Çünkü bazen ekonomiyi ayakta tutan şey yalnızca bankalar değil, şirketlerin birbirine duyduğu ticari güven oluyor.
KOBİ ve Büyük Şirket El Ele, Ekonomi Geleceğe…
Onur ÇELİK – CFO / YMM