BORSA
Hürmüz gerilimi sürerken Borsa İstanbul: Benimle ‘oynama’…
Yayınlanma:
3 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
İran, ABD’nin savaşın sona erdirilmesine yönelik teklifine resmî yanıt verirken, ABD Başkanı Trump, İran’ın yanıtı tamamen kabul edilemez olarak niteledi. İran’ın yaptırımların kaldırılması, deniz ablukasının sona ermesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik taleplerini öne çıkarması ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı haftaya 4 dolar kadar yükselerek 105 dolar seviyelerinden başlarken, dünyanın petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz’deki riskin ise korunmaya devam ettiğini görüyoruz.
Artan enerji fiyatları Trump yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırırken, gözler bu hafta Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi arasında yapılacak görüşmeye çevrildi. Trump’ın ziyareti, bir ABD başkanının Çin’e yaklaşık 9 yıl sonraki ilk teması olacak. Çin’i son ziyaret eden başkanın da 2017’de yine Trump olması dikkat çekiyor. Ancak o döneme kıyasla tablonun da artık çok daha kırılgan olduğunu düşünüyoruz. Trump’ın son dönemde NATO müttefiklerine yönelik sert eleştirileri, Almanya’daki ABD askerlerini azaltma mesajı ve İran savaşında Avrupa’dan beklediği desteği bulamaması, Washington’un geleneksel ittifak yapısının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
İran’ın Pakistan aracılığıyla ABD’ye verdiği cevap ardından piyasaların barometresi konumunda petrol haftaya yükselişle başlasa da, piyasalar artık savaşın kendisinden çok enerji fiyatlarının enflasyon ve faiz beklentileri üzerindeki etkisini takip etmeye başladı. En kötünün geride kaldığını fiyatlayan piyasalarda gümüşün haftayı yaklaşık %7 yükselişle tamamlamasının ardından yeni haftanın ilk işlem gününde de yükseliş isteğini koruyarak 81 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü not edelim. Dünyanın büyüme motoru konumunda Çin’in Mart ayındaki düşük fiyatlardan rekor miktarda gümüş ithalatı gerçekleştirdiğini okuyoruz. Gerek endüstriyel talep, gerekse de değer saklama aracı olarak yatırımcıların ilgisini çekmeye devam eden gümüşün yukarı yönlü hareketini korumaya devam edeceğini düşünüyoruz. Gümüşte 121 dolar zirvesi ile savaşın ateşinin yükseldiği ve panik satışlarının görüldüğü 61 dolar dibinin teknik mânâda %50 düzeltme seviyesinin 91 dolara, %61,8 düzeltme seviyesinin ise 98 dolara denk geldiğinin altını çizelim.
Haftayı göreceli olarak daha sakin bir tempoda ve %2 yükselişle 4,715 dolar seviyesinde tamamlayan altının ons fiyatı ise yeni haftaya 4,700 doların seviyesinin hemen altında başladığını görüyoruz. Altında 5,600 dolar zirvesiyle savaşın şiddetlendiği ve panik satışlarıyla test edildiği 4,100 dolar dibinin düzeltme seviyelerinin (%50) 4,850 dolar devamında ise (%61,8) 5,025 dolar olmasını bekliyoruz. Gümüş ağırlıklı olmak kaydıyla her iki kıymetli metalde de iki kademe uzun pozisyondayız. Altın gümüş rasyosunu ise gümüş lehine ilerlediğini, 55 rasyo seviyesini aşağı yönlü geçilmesiyle gümüşün değer kazanımının süratleneceğini düşünüyoruz (bakınız grafik). Kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin ise altı haftadır devam eden kesintisiz yükseliş isteğiyle 81 bin dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz.
Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de açıklanan istihdam raporunun beklentilerden iyi gelmesi, piyasaların Orta Doğu’daki gerilime rağmen en kötünün geride kaldığına inanması ve yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlarını desteklemeye devam etmesiyle ABD borsaları haftayı güçlü yükselişle tamamladı. S&P 500 Mart ayında test ettiği dip seviyelerden yönünü yukarıya çevirmek suretiyle son 6 haftadır kesintisiz bir şekilde %17 yükselirken, Nasdaq endeksinin ise yeni zirveleri test ettiğini görüyoruz. Teknoloji tarafında ise geçen hafta Intel’in büyük bir ses getirmesi dikkat çekti. Apple için çip üretimine yönelik anlaşma haberleri sonrası geçen hafta %25 yükseliş kaydederken, Elon Musk’ın Intel’in Oregon’daki üretim tesisini ziyaret ederek SpaceX ve Tesla ile olası iş birliklerinden bahsetmesi de iyimserliği artırdı. Yapay zekâ ve çip yarışının hızlandığı dönemde Intel’in yeniden oyuna güçlü şekilde dönmeye başladığını görüyoruz. Ağustos 2025’te ABD hükûmetinin şirkete ortak olmasının ardından Intel hisselerinin 25 dolardan 130 dolar seviyelerine kadar yükseldiğinin altını çizelim.
İngiltere Başbakanı Starmer, İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde son 30 yılın en ağır kayıplarından birini yaşamasının ardından artan istifa çağrılarına rağmen görevde kalacağını açıkladı. Parti içinde liderlik tartışmaları hız kazanırken, İngiltere’de son 10 yılda 6 başbakan değiştiğini hatırlatalım. Starmer üzerindeki baskının artması ardından bugün yapacağı konuşmayı yakından takip edeceğiz. GBPUSD paritesi haftaya 1,36 seviyesinin hemen altında başlarken, ABD’nin İran’ın cevabını beğenmemesi ardından EURUSD paritesinin de haftaya 1,1760 seviyelerinden başladığını görüyoruz. Orta Doğu’da gerginliğin bir noktada bitmesi ardından doların değer kaybetmeye başlayacağını, sepet kur DXY’nin aylık bazda 97 seviyesinin altında kapanış yapması durumunda EURUSD paritesinin 1,2350 – 1,2550 bandına yöneleceğini düşünüyoruz.
Yeni gün başlangıcında, ABD vadeli endeksleri hafif ekside seyrederken, yapay zekâ hisselerine gelen alımlarla Asya cephesinde yüzlerin güldüğünü görüyoruz. Son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası Kospi %5’e yakın yükselirken, Çin’in blue chip endeksi CSI300 endeksinde yükseliş ise %1,4 seviyesinde oldu. Haftanın piyasa takvimi ise oldukça yoğun ve bir o kadar da önemli görünüyor. Salı günü ABD’de açıklanacak tüketici enflasyonu ardından Çarşamba günü üretici enflasyonunu ve perakende satışlar verilerini takip edeceğiz. Yükselen benzin fiyatlarının Amerikan tüketicisi ve Fed’in politika duruşu üzerindeki etkisini anlamaya çalışacağız. Küresel petrol stokları rekor hızda erirken, son sekiz yılın da en düşük seviyesine geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Bu gelişmenin gölgesinde, gözler Perşembe günü Trump-Xi zirvesine çevrilecektir. Cuma günü ise FED’de Powell-Warsh devir teslimini takip edeceğiz.
Perşembe günü ise Türkiye cephesinde Enflasyon Raporunu takip edeceğiz. TCMB’nin yıl sonu için hedeflediği enflasyonun büyük bir kısmının yılın ilk dört ayında gerçekleşmesi ardından gözler hedeflerin ne ölçüde revize edileceğinde olacaktır. Türkiye’de enflasyon görünümü ve beklentilerindeki keskin sapmaya rağmen ekonomi yönetimi programı kararlılıkla uygulama niyetini her platformda dile getirdiğini not etmemiz gerekiyor. Türkiye’de hafta sonunda ekonomideki bazı kritik pozisyonlara atamalar yapıldı. Bakan Şimşek’in atamalarda aktif rolü oynadığını ve ekonomi yönetimine siyasi desteğin devam ettiğini not edelim. Öte yandan, reel sektörün ise uzun süredir devam eden dezenflasyon süreci, kredi kanallarının tıkalı olması, olmayan paranın maliyetinin de hâliyle pahalı olması, döviz kurunun olması gereken yerde olmaması, ithal malların içeride üretim yapmayı zorlaştırması nedeniyle her geçen gün üretim kasının da zayıflamaya devam ettiğini görüyoruz.
Hazır Türkiye’den söz etmişken, USDTRY kurunu haftaya 45,38 seviyelerinden başladığını görüyoruz. Yabancının Türkiye risk algısını gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 228 baz puan seviyesine gerilerken (savaş döneminde 320 baz puan seviyesini test etmişti), enflasyon kaygıları nedeniyle daha yavaş bir patikada ilerleyen 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ise %40,65 seviyesinde salındığını not edelim. Borsa İstanbul cephesinde ise ana endeks haftayı 15 bin endeks seviyesi üzerinde rekor yükselişle tamamlarken, dolar bazlı Borsa İstanbul endeksinin de kritik seviyelere geldiğini görüyoruz. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere, endeksin temiz bir şekilde aylık kapanışı 330 dolar seviyesinin üzerinde yapabilmesi durumunda, yukarıda 2007, 2010 ve 2013 yıllarında test edilen 500 dolar seviyesinin çekim alanına girebileceğini düşünüyoruz.
Öte yandan, New York borsasında işlem gören ve Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin performansını yansıtan iShares MSCI Turkey ETF (borsa yatırım fonu) de dikkatimizden kaçmıyor. Yine aşağıdaki grafikten görülebileceği üzere, aylık olarak 44 dolar seviyesinin üzerinde yükseliş kaydetmeyi başarabilirse, daha da yukarıda 70 dolar seviyesinin önünün açılacağını düşünüyoruz. Türk hisse senetlerini alıcı bir gözle takip etmeye başladık!
Hem KKTC’de hem de Türkiye’de vatandaşın en büyük şikâyetlerinden biri gıda fiyatları olmaya devam ederken, küresel tarafta da tablonun çok da farklı olmadığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı verilere göre dünya gıda fiyatları Nisan ayında aylık %1,6 artarak son 3 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enerji maliyetleri ve Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle yükselişini üst üste üçüncü aya taşıyan endeks, tahıl, süt ürünleri, et, şeker ve yağlı tohum fiyatlarındaki artışın küresel enflasyon baskısını yeniden güçlendirdiğine işaret ediyor. Öte yandan, KKTC’de Nisan ayında aylık enflasyonun %4,62’ye ulaşması da, savaş ortamının fiyatlar üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde daha fazla hissedilebileceğine yönelik endişeleri artırıyor.
Borsa İstanbul (USD bazlı)
I shares MSCI TURKEY ETF ($TUR)
XAUXAG
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor
Yayınlanma:
1 gün önce|
14/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel piyasaların gündemini Orta Doğu’daki gelişmeler meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma yönünde zaten cılız olan beklentilerin bu sabah daha da zayıfladığını görüyoruz. Savunma Bakanı Hegseth, İran’a uygulanan deniz ablukasının süresiz bir şekilde devam ettirilebileceğini söylerken, Hazine Bakanı Bessent ise gelecek hafta İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik bugüne kadar görülmemiş ölçekte yeni adımlar açıklanacağını söyledi. Tahran cephesi ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan İran varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Bölgede tansiyonun da yüksek seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. BAE, iki gemisinin Hürmüz’den geçerken İran tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Savaş öncesinde günde 130-140 geminin geçtiği boğazda trafik bu hafta sadece 8 gemiye kadar geriledi. Öte yandan, enerji cephesinde ise tablo giderek daha sıkıntılı bir hâl alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı IEA, savaşın etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl 4,3 milyon varil/gün, yaklaşık %4 azalmasını bekliyor. Kurum sadece bir ay önce 3,7 milyon varillik düşüş öngörüyordu. Petrol fiyatları dün zayıf talep beklentileri ve artan ABD stoklarıyla her ne kadar altı günlük kesintisiz yükselişin ardından %2’den fazla gerileyerek 87 dolar seviyesine inse de, Husilerin Suudi Aramco rafinerisini hedef aldığı haberleri savaşın bölgeye yayılabileceği endişelerini yeniden artırdı.
ABD’nin ablukayı sürdürüp ekonomik baskıyı artırması, İran’ın ise Hürmüz kartını masada tutmaya devam etmesi piyasaların moralini bozsa da, genel havanın çok da karamsar olduğunu iddia edemeyiz. Mesela ABD borsaları dün geceyi rekor seviyelerde tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %0,9 yükseldi. ABD’de zayıf gelen istihdam verilerinin ardından, evvelki gün açıklanan ve piyasa beklentilerine paralel sonuçlanan tüketici enflasyonu ve dün heyecan yaratmayan üretici enflasyonu sonrası, Fed Başkanı Warsh’un özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde faiz artırmakta oldukça zorlanacağı görüşünün piyasalarda büyük ölçüde benimsenmeye başladığını düşünüyoruz. Öte yandan, iyimser verilere rağmen jeopolitik cephede belirsizliğin devam etmesi, son günlerde güzel bir momentum yakalayan kıymetli metallerde kâr satışlarını da beraberinde getirdi. Ya da burada temel dinamiklerden ziyade teknik hareketin ön planda kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor.
Altının ons dün 4,450 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 4,320 dolar seviyesine kadar geriledi. Yukarı yönlü hareketin devam edebilmesi adına ilk etapta 200 günlük basit ortalamaların geçtiği 4,500 dolar seviyesinin egale edilmesi gerekiyor. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı son iki gündür 66,75 dolar seviyelerini test etmesi ardından bu sabah kâr alma isteğine paralel 64 dolar seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz. Gümüş açısından 200 günlük hareketli ortalamaların 71,50 dolar seviyesinden geçtiği not edelim. Kıymetli metallerin keyfi bu sabah kaçarken, kripto cenahında da amiral gemisi Bitcoin’in 63-65 bin dolar seviyelerindeki prangalarından henüz kurtulamadığını söylememiz gerekiyor.
ABD enflasyon verisinin ardından gözlerin TCMB tarafından yayımlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrileceğini, Başkan Karahan’ın sunumu ve ardından düzenlenecek basın toplantısının da önem arz edeceğini belirtmiştik. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 sonu tahminlerini sırasıyla %15 ve %9 seviyesinde sabit tuttu. Ara hedeflerin de değiştirilmediğini, 2026 için %24, 2027 için ise %15 seviyesinde korunduğunu görüyoruz. Aslında TCMB’nin verdiği mesajı, 2026’da işimiz zor ama 2027 için sıkı para politikasını sürdürerek hedefimizle uyumluyuz şeklinde okuyabiliriz. Tahminlere baz teşkil eden öngörülere baktığımızda, gıda fiyatlarının yurt dışındaki savaş ve kuraklık gibi faktörlerin de etkisiyle yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Öte yandan, iç talepteki ivme kaybının belirginleştiği vurgusunun sunum boyunca sıklıkla kullanılması da dikkatimizi çekti.
Hatırlanacağı üzere, bizler de bir süredir iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini (mesela dün TÜİK tarafından açıklanan veriye göre Türkiye genelinde Temmuz ayında satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %17 azaldı), kredi büyümesinin son dönemde gözle görülür şekilde ivme kaybettiğini, liralaşma stratejisinin ise güçlü bir şekilde devam ettiğini dile getirerek TCMB’nin üzerine düşeni yaptığını, lâkin jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, aşırı sıcaklar, kuraklık, tedarik zincirlerindeki bozulma ve enerji şoku gibi büyük ölçüde kontrolü dışında kalan faktörlerin TCMB’nin işini zorlaştırdığını anlatmaya çalışıyoruz. Raporun genelinde majör sayılabilecek yeni bir yönlendirme ya da mevcut para politikası ve duruşunda değişim sinyali almazken, Başkan Karahan’ın konuşmasının ise bir miktar daha ılımlı bir tona büründüğünü gördük. Karahan’ın, savaş kaynaklı en kötü dönemin geride kaldığını, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını ve bir hafta vadeli repo faizine dönüşün gündemde olduğunu söylemesini bu minvalde oldukça önemli buluyoruz.
Savaşın patlak verdiği günden bu yana, yani neredeyse altı aydır, TCMB piyasayı üstü örtülü de olsa politika faizinin 300 baz puan üzerinden fonlayarak Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’ni (AOFM) %40 seviyesine taşıdı. Jeopolitik cephede havanın normalleşmesi ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması durumunda, TCMB’nin fonlamayı kademeli olarak politika faizi olan %37 seviyesine doğru gevşeteceğini düşünüyoruz.
Raporun piyasa yansıması ise nötr oldu. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederken, hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,90 seviyesine geldiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,41 seviyesine hafif de olsa gerilerken, yabancı nezdinde Türkiye’nin risklerini gösteren beş yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile neredeyse savaş sonrası dönemin en düşüğünü test etti. Hisse senetleri Çarşamba gününü somut bir neden olmasa da güçlü yükseli isteğiyle tamamlamış, ana endeks %3, bankacılık endeksi ise %4,2 oranında yükseliş kaydetmişti. Dün itibariyle yükseliş isteğinin devam etmediğini gördük.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık bültenini yine enine boyuna irdeledik. TCMB’nin net yabancı para (YP) pozisyonu, altın fiyatlarında son günlerde egemen olan yükselişin de yardımı ile olumlu mânâda etkilendi. 12 Ağustos valörlü işlemlerde 52 milyar dolar seviyesine yükselen net YP pozisyonu savaş sonrası dönemin zirvesine geldi. Kıymetli metallerde son haftalarda egemen olan yükselişin yurt içi yerleşikleri bir miktar da olsa heyecanlandırdığını görüyoruz. 7 Ağustos ile sona eren haftada gerçek kişilerin uzun bir aradan sonra parite etkisinden arındırılmış seriye göre DTH hesaplarında yaklaşık 1,4 milyar dolar artış görülüyor ki bunun yaklaşık 0,5 milyar dolarını kıymetli metaller oluşturuyor. Yurt dışı yerleşiklerin portföyündeki menkul kıymetlerde DİBS kesin alım 0,55 milyar dolar artış kaydetmiş. Kuvvetle muhtemel yabancı da AOFM’deki gevşeme yönünde pozisyon almış.
Yeni gün başlangıcında ise, Asya piyasalarında ılımlı bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. ABD’de tüketici enflasyonu ardından üretici fiyatlarının da beklentilerden daha ılımlı sonuçlanması Fed’in yakın vadede faiz artırmayacağı beklentisinin güçlendirereken, hisse senetlerinin de destek bulduğunu görüyoruz. ABD borsalarının geceyi rekor seviyelerde tamamlamasının da etkisiyle gösterge endeks Nikkei %0,6 yükselirken, haftalık kazancının da %5’e yaklaştığını not edelim. Güney Kore borsası KOSPI ise %1,6 yükselişle bu sabah önde koşmaya devam ediyor. Teknoloji ve büyüme hisseleri ön plana çıkarken Nintendo ve Sony %5-6 civarında değer kazandı. Fed’in eylül ayında faizleri sabit tutacağına %70 ihtimal tanınırken, sene sonu beklentisi de 23 baz puana geriledi.
Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi önem arz ediyor.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
BORSA
2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER…
Yayınlanma:
3 gün önce|
12/08/2026Yazan:
Onur Çelik
2026 yılında güncelde 29 şirket halka arz oldu ve 10 şirketin hissesi halka arz fiyatının altına düştü..
Peki ama bu neden olabilir ?
En basit haliyle nedenleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Halka arz fiyatının yüksek belirlenmesi – Şirket piyasa tarafından pahalı bulunur.
2. Halka arz sonrası satış baskısı – Kısa vadeli yatırımcılar kâr/zarar realizasyonu yapar.
3. Beklentilerin gerçekleşmemesi – Ciro, kâr veya büyüme hedefleri tutmaz.
4. Kârlılığın düşmesi – Brüt kâr veya EBITDA marjı geriler.
5. Yüksek borçluluk – Borç ve faiz giderleri şirketin kârını baskılar.
6. Zayıf nakit akışı – Şirket kâr etse bile yeterli nakit üretemez.
7. Sektörün kötüleşmesi – Şirket iyi olsa bile sektör genelindeki daralma fiyatı aşağı çeker.
8. Borsa genelindeki düşüş – Risk iştahının azalması yeni halka arzları daha fazla etkileyebilir.
9. Halka arz gelirinin kullanımına ilişkin endişeler – Yatırımcı, toplanan sermayenin yeterince verimli kullanılmayacağını düşünür.
10. Şirket/haber kaynaklı güven kaybı – KAP açıklamaları, bilanço veya kurumsal gelişmeler yatırımcı algısını bozabilir.
YATIRIMCI NE YAPABİLİR ?
1. Şirketin son bilançosunu kontrol et: Kâr, EBITDA, borç ve nakit akışı bozulmuş mu?
2. Halka arz çarpanlarını yeniden hesapla: Şirket hâlâ pahalı mı, yoksa fiyat artık makul mü?
3. Düşüşün nedenini ayır: Şirket kaynaklı mı, sektör/BIST kaynaklı mı, yoksa satış baskısı mı?
4. Yatırım tezini sorgula: Halka arzda satın alma gerekçen hâlâ geçerli mi?
5. Şirketin nakit üretimine özellikle bak: Kâğıt üzerindeki kâr ile gerçek nakit yaratma her zaman aynı şey değildir.
6. Şayet Gerekçe ortadan kalktıysa zararı kabullenmek mantıklı olabilir : Sermayeyi daha güçlü bir alternatife taşımak bazen daha doğru olabilir.
Son söz : Fiyatı takip et, değeri sorgula; çünkü fiyat her zaman değer değildir.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var
Yayınlanma:
5 gün önce|
10/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Geride bıraktığımız haftanın önemli bir bölümünü, ABD istihdam raporunun neden bu kadar kritik olduğunu anlatmaya ayırdım. Fed’in fiyat istikrarını sağlamanın yanı sıra tam istihdamı gözetme görevi de olduğunun altını çizerek, açıklanacak verinin faiz kararının şekillenmesinde önemli rol oynayacağını belirtmiştim. Nitekim cuma günü açıklanan istihdam raporu beklentilerin oldukça altında kaldı. Tarım dışı istihdamın yaklaşık 80 bin kişi artması beklenirken, ABD ekonomisi temmuz ayında 23 bin kişilik istihdam kaybı yaşadı. Üstelik önceki iki aya ilişkin veriler de belirgin şekilde aşağı yönlü revize edilerek işgücü piyasasındaki zayıflamanın yalnızca temmuz ayına özgü olmadığına işaret etti.
Fed’in daha kısa bir süre önce sonuçlanan olağan faiz toplantısında 12 üyeden 3’ü faiz artırımı için oy kullanırken, bizler ise her fırsatta Fed’in faiz artırmakta zorlanacağını savunuyorduk. Hatta sıkı durun, yapay zekâ devriminin artıracağı verimlilik nedeniyle istihdam üzerinde belirgin bir baskı yaşanırken, tarım dışı istihdam verisinin alt kalemlerinde yer alan ücret enflasyonunun önemli göstergelerinden saatlik ücretler maaş baskısının olmadığını teyit etti. Eylül ayında %60 ihtimalle fiyatlanan faiz artırımı, verinin ardından %44’e; yıl sonuna kadar fiyatlanan toplam artış ise 34 baz puandan 29 baz puana geriledi.
Verinin piyasa yansıması da hâliyle risk iştahını artırıcı yönde oldu. ABD Doları (DXY) zayıflayarak art arda ikinci haftayı da düşüşle tamamlarken, EURUSD paritesi 1,1560 seviyesine yükselerek son 7 haftanın zirvesini test etti. Son dönemlerde mütemadiyen hırpalanan kıymetli metallere ciddi alım gelirken, hisse senetleri rekor seviyelere yükseldi. ABD borsalarında teknoloji hisseleri öncülüğünde güçlü alımlar görülürken, Nasdaq endeksi haftanın son iş gününü %1,3 artıda tamamladı. En büyük 500 şirketin çatısı altında barındıran S&P 500 endeksi ise rekor seviyelere yükselerek haftayı da %3,6 yükselişle tamamladı. Gözler artık çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisine çevrildi. Temmuz ayında yıllık TÜFE’nin %3,4, gıda ve enerji hâriç çekirdek enflasyonun ise %2,5 olması bekleniyor. Enflasyonun zayıf gelmesi, tarım dışı istihdam verilerinin yarattığı iyimser havayı daha da güçlendirerek faiz artırım endişelerini daha da zayıflatabilir.
Tarım dışı istihdam verisi ardından 10 yıllık tahvil faizi %4,64 seviyesine gerilerken, faiz getirisi olmayan kıymetli metaller haftayı iyimser bir şekilde tamamladı. Bu bağlamda, altın haftayı %7,5 yükselişle 4,341 dolar seviyesinden tamamlayarak teknik mânâda önemli bir yükseliş kaydederken, gümüş ise 63 dolar seviyesini aşarak benzer bir şekilde güçlü bir haftalık kapanış kaydetti. Yükselişin devam etmesini bekliyoruz. Kademeli olarak açtığımız uzun pozisyonlarımızı artırmak için ABD enflasyon verisini de görmek isteyeceğiz (bakınız grafikler).
Büyük resimde, altın fiyatlarında savaş dönemi sonrasında yaşanan geri çekilmeyi bir trend değişikliğinden ziyade düzeltme hareketi olarak yorumladığımızı ve temel dinamiklerde belirgin bir değişiklik görmediğimizi defaatle dile getirdik. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere, önümüzdeki dönemde ABD’de M2 para arzı ile kıymetli metaller arasındaki korelasyonun yeniden güçlenmesini bekliyoruz. Başta Çin olmak üzere merkez bankaları net altın alıcısı olmaya devam ederken, küresel borçluluk ve bütçe açıkları da büyümeyi sürdürüyor. Japonya ile koordineli müdahâleden de anlaşılacağı üzere, ABD ekonomi yönetiminin uzun vadeli tahvil faizlerinde belirgin bir yükselişe pek de toleransı olmadığını düşünüyoruz.
Savaşın beraberinde getirdiği yüksek kamu harcamalarını da denkleme eklediğimizde, ana görüşümüzde herhangi bir değişikliğe gitmeden kıymetli metallerde yükseliş isteğinin korunacağını düşünüyoruz. Ayrıca ay sonunda, para politikasına ilişkin önemli mesajların verildiği ve merkez bankacılarının buluşma noktası olarak görülen meşhur Jackson Hole toplantısı var. Warsh ketumluğunu biraz olsun bozup ‘faiz artırımı yok’ minvalinde bir mesaj verirse, kıymetli metallerde yükseliş isteğinin daha da belirginleşmesini bekleriz. Bu görüşler ışığında, basiretli tüccar misali, portföy dağılımını buna göre ayarlamakta fayda görüyorum.
Haber akışında, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik İran ile Umman arasındaki görüşmelerde sona yaklaşıldığını okuyoruz. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, yeni deniz trafiği güzergâhlarını belirleyecek anlaşmanın son aşamada olduğunu söyledi. Ancak İran, ABD’nin ablukayı ve yaptırımları kaldırmasını, dondurulan İran varlıklarını serbest bırakmasını ve savaş zararlarını tazmin etmesini istiyor. Taraflar doğrudan görüşmese de aracılar üzerinden temas sürüyor. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik sürse de, henüz çözülmesi gereken önemli başlıkların da olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor! Diplomasi cereyan ederken, sahada ise hareketlilik sürüyor. BAE, İran’ı bir gemisine saldırmakla suçlarken, Husiler de Suudi Aramco’nun günlük 400 bin varil kapasiteli Jazan rafinerisini İHA ile vurduklarını açıkladı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın büyük ses getiren yeni savunma anlaşmasının hemen ardından gelen saldırıyı da piyasalar yakından takip ediyor.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın cuma günü Mekke’de imzaladığı ortak savunma anlaşması hakkında hafta sonu pek çok analiz okuduk. Dışişleri Bakanı Fidan, taraflardan birine yapılacak silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılmasını öngören anlaşmanın teknik olarak NATO’nun 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi. İttifakın üç ülkeyle sınırlı da kalmayabileceğini anlıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapının genişlemesini istediğini belirten Fidan, Mısır’ın da potansiyel üyeler arasında olduğunu açıkladı.
Fidan, yeni ittifakın İran’a ya da başka bir ülkeye karşı kurulmadığının özellikle altını çizerken, ABD’nin bölgedeki güvenlik rolünün giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde Türkiye’nin askerî ve savunma sanayii gücü, Suudi Arabistan’ın finansal imkânları ve Pakistan’ın nükleer caydırıcılığının aynı çatı altında buluşmasının önemli olduğu vurgulandı. Yapının başka ülkelerin katılımıyla genişlemesi hâlinde, Orta Doğu’daki mevcut güç dengelerinin de değişmeye başlayabileceğini düşünüyoruz. Anlaşmanın Türkiye açısından ekonomik kazanımları ya da risklerini ise zamanla anlayacağız.
Yeni gün ve hafta başlangıcında Asya piyasalarında genele yayılan iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Cuma günü açıklanan zayıf ABD istihdam verisinin ardından Fed’in eylül ayında faiz artıracağı beklentisi belirgin bir şekilde azalırken, gösterge endeks Tokyo ve Tayvan borsaları %2, Güney Kore borsası ise %1’e yakın yükseliş kaydetti. Geçen haftayı %5 artışla tamamlayan Nasdaq endeksinin vadeli işlemlerinin de bu sabah hafif artıda olduğunu görüyoruz. Tahvil faizlerindeki gerilemeden destek bulan altın ise geçen hafta %7’yi aşan yükselişin ardından 4,330 dolar seviyesine hafif de olsa geriledi. Gümüşün ons fiyatı 64 dolar seviyelerine yakın bir seyir izlerken, yukarıda da belirttiğim üzere piyasalar bir sonraki hamle için çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verisini bekliyor. Kripto aleminde ise Bitcoin 65 bin dolar seviyelerinde yatay bir seyir izlese de, bir sonraki hedef seviye olan 71 bin dolar için enerji biriktirdiğini düşünüyoruz.
İran, Umman ile Hürmüz Boğazı’nda yeni deniz koridorları konusunda anlaşmanın son aşamaya gelindiğini söylese de, ABD diğer şartları yerine getirmeden boğazın açılmayacağını tekrarladı. Hürmüz’ün açılmasına yönelik iyimserlik korunmasına rağmen sevkiyatın hâlen oldukça sınırlı olması, Brent petrolü %1 yükselişle 84 dolar seviyesinin hemen üzerine taşıdı.
USDTRY kuru yeni haftanın ilk kotasyonlarında 47,70 seviyelerine yükselirken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin hemen üzerine yükseldi. CDS risk primi ise 228 baz puan seviyesine gerileyerek son bir ayın en düşüğünü test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %41,60 seviyesinde tamamlayarak önemli bir değişim kaydetmedi. Dört haftalık kesintisiz düşüş ardından BIST100 ana endeksi haftayı yükselişle tamamlarken, benzer şekilde altı haftalık düşüş ardından bankacılık endeksi de haftayı artıda tamamladı.
Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın, hem USDTRY kurunun bebek adımlarıyla yükselmesi, hem de ons altının geçen hafta âdeta şaha kalkmasıyla 6,600 TL seviyesinin üzerine yükseldi. Türkiye cephesinde gözler bu hafta Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.
Avrupa’yı ise etkisi altına alan aşırı sıcaklar ve kuraklık, kıtanın önemli ekonomik damarlarından Ren ve Tuna nehirlerinde su seviyelerini tarihî düşük seviyelere çekti. Su altında kalan savaş gemileri su yüzüne çıkarken, yılda yaklaşık 300 milyon ton yükün taşındığı Ren Nehri, Rotterdam Limanı’nı Almanya’nın önemli sanayi bölgelerine bağlaması nedeniyle kritik önemde. Su seviyesinin düşmesi gemilerin daha az yük taşımasına, nakliye maliyetlerinin yükselmesine ve çelikten kimyaya, enerjiden rafinerilere kadar birçok sektörde üretimin zorlaşmasına neden oluyor. Demiryollarında rayların aşırı sıcaklar nedeniyle esnemesi yük taşımacılığı tedarik zincirinde sorunları beraberinde getirirken, İngiltere’de koştuğum Hyde Park’ın çölü andıran görüntüsü gidişatın ne kadar ciddi boyuta ulaştığını gösteriyor.
Sıcakların faturası bununla da sınırlı değil. Kuraklık enerji üretimini ve özellikle soğutma için nehir suyuna ihtiyaç duyan nükleer santralleri zorlarken, Avrupa’da bu yıl yaşanan orman yangınlarının doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin milyarlarca euroya ulaşabileceği hesaplanıyor. Aşırı sıcaklar artık yalnızca bir iklim sorunu olmaktan ziyade, ulaşımdan üretime, enerjiden enflasyona kadar dünya ekonomisini doğrudan etkileyen bir maliyet unsuru hâline geliyor. DJ gibi şarkıdan şarkıya geçerken, konuları birbirine bağlamayı çok seviyorum. Cuma günü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Haziran ayındaki 130,3 seviyesinden Temmuz’da 131,1’e yükseldi. Sıcaklık ve kuraklık gıda enflasyonunu da olumsuz etkiliyor!
Kıbrıs’ın Güneyinde açıklanan temmuz ayı enflasyonu dikkatimi çekti. Tüketici fiyatları bir önceki aya göre %0,66 gerilerken, yıllık enflasyon %2,93 olarak gerçekleşti. Temmuz ayında özellikle giyim ve akaryakıt fiyatlarındaki düşüş aylık enflasyonu aşağı çekerken, yıllık bazda konut ve enerji fiyatlarındaki artış dikkat çekti. Rakamların ilginç tarafı ise adanın iki yakasındaki enflasyon farkının ulaştığı seviye. Kıbrıs’ın Kuzeyinde temmuz ayında yalnızca bir aylık enflasyon %2,9 olurken, Güney Kıbrıs’ta son bir yıllık enflasyon %2,9 seviyesinde gerçekleşti. Başka bir ifadeyle, kuzeyde fiyatların bir ayda kaydettiği artış, güneyde yaklaşık bir yıllık fiyat artışına denk geliyor. KKTC’de geçen yılın aynı ayına göre gıda fiyatları %43,11, Türkiye’de %31,75 artarken, Güney Kıbrıs’ta ise %4,94 artış kaydetti.
Mali piyasaların gündeminde her ne kadar Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verileri bulunsa da, bugün Türkiye cephesinde sanayi üretimi takip edilecektir.
Adanın iki tarafında da %2,9; ama biri aylık, diğeri yıllık
XAU, XAG ve ABD M2 para arzı
Altın
Gümüş
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.050)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.622)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (588)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.562)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.476)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (825)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
- HALKA ARZ olmak üzere iken KONKORDATO ilan eden Şirketler.. 11/08/2026
- Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor 11/08/2026
- Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var 10/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu








