Connect with us

BORSA

Hürmüz gerilimi sürerken Borsa İstanbul: Benimle ‘oynama’…

Yayınlanma:

|

İran, ABD’nin savaşın sona erdirilmesine yönelik teklifine resmî yanıt verirken, ABD Başkanı Trump, İran’ın yanıtı tamamen kabul edilemez olarak niteledi. İran’ın yaptırımların kaldırılması, deniz ablukasının sona ermesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik taleplerini öne çıkarması ardından  Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı haftaya 4 dolar kadar yükselerek 105 dolar seviyelerinden başlarken, dünyanın petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz’deki riskin ise korunmaya devam ettiğini görüyoruz.

Artan enerji fiyatları Trump yönetimi üzerindeki iç baskıyı artırırken, gözler bu hafta Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi arasında yapılacak görüşmeye çevrildi. Trump’ın ziyareti, bir ABD başkanının Çin’e yaklaşık 9 yıl sonraki ilk teması olacak. Çin’i son ziyaret eden başkanın da 2017’de yine Trump olması dikkat çekiyor. Ancak o döneme kıyasla tablonun da artık çok daha kırılgan olduğunu düşünüyoruz. Trump’ın son dönemde NATO müttefiklerine yönelik sert eleştirileri, Almanya’daki ABD askerlerini azaltma mesajı ve İran savaşında Avrupa’dan beklediği desteği bulamaması, Washington’un geleneksel ittifak yapısının yeniden sorgulanmasına neden oluyor.

İran’ın Pakistan aracılığıyla ABD’ye verdiği cevap ardından piyasaların barometresi konumunda petrol haftaya yükselişle başlasa da, piyasalar artık savaşın kendisinden çok enerji fiyatlarının enflasyon ve faiz beklentileri üzerindeki etkisini takip etmeye başladı. En kötünün geride kaldığını fiyatlayan piyasalarda gümüşün haftayı yaklaşık %7 yükselişle tamamlamasının ardından yeni haftanın ilk işlem gününde de yükseliş isteğini koruyarak 81 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü not edelim. Dünyanın büyüme motoru konumunda Çin’in Mart ayındaki düşük fiyatlardan rekor miktarda gümüş ithalatı gerçekleştirdiğini okuyoruz. Gerek endüstriyel talep, gerekse de değer saklama aracı olarak yatırımcıların ilgisini çekmeye devam eden gümüşün yukarı yönlü hareketini korumaya devam edeceğini düşünüyoruz. Gümüşte 121 dolar zirvesi ile savaşın ateşinin yükseldiği ve panik satışlarının görüldüğü 61 dolar dibinin teknik mânâda %50 düzeltme seviyesinin 91 dolara, %61,8 düzeltme seviyesinin ise 98 dolara denk geldiğinin altını çizelim.

Haftayı göreceli olarak daha sakin bir tempoda ve %2 yükselişle 4,715 dolar seviyesinde tamamlayan altının ons fiyatı ise yeni haftaya 4,700 doların seviyesinin hemen altında başladığını görüyoruz. Altında 5,600 dolar zirvesiyle savaşın şiddetlendiği ve panik satışlarıyla test edildiği 4,100 dolar dibinin düzeltme seviyelerinin (%50) 4,850 dolar devamında ise (%61,8) 5,025 dolar olmasını bekliyoruz. Gümüş ağırlıklı olmak kaydıyla her iki kıymetli metalde de iki kademe uzun pozisyondayız. Altın gümüş rasyosunu ise gümüş lehine ilerlediğini, 55 rasyo seviyesini aşağı yönlü geçilmesiyle gümüşün değer kazanımının süratleneceğini düşünüyoruz (bakınız grafik). Kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin ise altı haftadır devam eden kesintisiz yükseliş isteğiyle 81 bin dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz.

Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de açıklanan istihdam raporunun beklentilerden iyi gelmesi, piyasaların Orta Doğu’daki gerilime rağmen en kötünün geride kaldığına inanması ve yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlarını desteklemeye devam etmesiyle ABD borsaları haftayı güçlü yükselişle tamamladı. S&P 500 Mart ayında test ettiği dip seviyelerden yönünü yukarıya çevirmek suretiyle son 6 haftadır kesintisiz bir şekilde %17 yükselirken, Nasdaq endeksinin ise yeni zirveleri test ettiğini görüyoruz. Teknoloji tarafında ise geçen hafta Intel’in büyük bir ses getirmesi dikkat çekti. Apple için çip üretimine yönelik anlaşma haberleri sonrası geçen hafta %25 yükseliş kaydederken, Elon Musk’ın Intel’in Oregon’daki üretim tesisini ziyaret ederek SpaceX ve Tesla ile olası iş birliklerinden bahsetmesi de iyimserliği artırdı. Yapay zekâ ve çip yarışının hızlandığı dönemde Intel’in yeniden oyuna güçlü şekilde dönmeye başladığını görüyoruz. Ağustos 2025’te ABD hükûmetinin şirkete ortak olmasının ardından Intel hisselerinin 25 dolardan 130 dolar seviyelerine kadar yükseldiğinin altını çizelim.

İngiltere Başbakanı Starmer, İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde son 30 yılın en ağır kayıplarından birini yaşamasının ardından artan istifa çağrılarına rağmen görevde kalacağını açıkladı. Parti içinde liderlik tartışmaları hız kazanırken, İngiltere’de son 10 yılda 6 başbakan değiştiğini hatırlatalım. Starmer üzerindeki baskının artması ardından bugün yapacağı konuşmayı yakından takip edeceğiz. GBPUSD paritesi haftaya 1,36 seviyesinin hemen altında başlarken, ABD’nin İran’ın cevabını beğenmemesi ardından EURUSD paritesinin de haftaya 1,1760 seviyelerinden başladığını görüyoruz. Orta Doğu’da gerginliğin bir noktada bitmesi ardından doların değer kaybetmeye başlayacağını, sepet kur DXY’nin aylık bazda 97 seviyesinin altında kapanış yapması durumunda EURUSD paritesinin 1,2350 – 1,2550 bandına yöneleceğini düşünüyoruz.

Yeni gün başlangıcında, ABD vadeli endeksleri hafif ekside seyrederken, yapay zekâ hisselerine gelen alımlarla Asya cephesinde yüzlerin güldüğünü görüyoruz. Son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası Kospi %5’e yakın yükselirken, Çin’in blue chip endeksi CSI300 endeksinde yükseliş ise %1,4 seviyesinde oldu. Haftanın piyasa takvimi ise oldukça yoğun ve bir o kadar da önemli görünüyor. Salı günü ABD’de açıklanacak tüketici enflasyonu ardından Çarşamba günü üretici enflasyonunu ve perakende satışlar verilerini takip edeceğiz. Yükselen benzin fiyatlarının Amerikan tüketicisi ve Fed’in politika duruşu üzerindeki etkisini anlamaya çalışacağız. Küresel petrol stokları rekor hızda erirken, son sekiz yılın da en düşük seviyesine geldiğinin altını çizmemiz gerekiyor. Bu gelişmenin gölgesinde, gözler Perşembe günü Trump-Xi zirvesine çevrilecektir. Cuma günü ise FED’de Powell-Warsh devir teslimini takip edeceğiz.

Perşembe günü ise Türkiye cephesinde Enflasyon Raporunu takip edeceğiz. TCMB’nin yıl sonu için hedeflediği enflasyonun büyük bir kısmının yılın ilk dört ayında gerçekleşmesi ardından gözler hedeflerin ne ölçüde revize edileceğinde olacaktır. Türkiye’de enflasyon görünümü ve beklentilerindeki keskin sapmaya rağmen ekonomi yönetimi programı kararlılıkla uygulama niyetini her platformda dile getirdiğini not etmemiz gerekiyor. Türkiye’de hafta sonunda ekonomideki bazı kritik pozisyonlara atamalar yapıldı. Bakan Şimşek’in atamalarda aktif rolü oynadığını ve ekonomi yönetimine siyasi desteğin devam ettiğini not edelim. Öte yandan, reel sektörün ise uzun süredir devam eden dezenflasyon süreci, kredi kanallarının tıkalı olması, olmayan paranın maliyetinin de hâliyle pahalı olması, döviz kurunun olması gereken yerde olmaması, ithal malların içeride üretim yapmayı zorlaştırması nedeniyle her geçen gün üretim kasının da zayıflamaya devam ettiğini görüyoruz.

Hazır Türkiye’den söz etmişken, USDTRY kurunu haftaya 45,38 seviyelerinden başladığını görüyoruz. Yabancının Türkiye risk algısını gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 228 baz puan seviyesine gerilerken (savaş döneminde 320 baz puan seviyesini test etmişti), enflasyon kaygıları nedeniyle daha yavaş bir patikada ilerleyen 2 yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi ise %40,65 seviyesinde salındığını not edelim. Borsa İstanbul cephesinde ise ana endeks haftayı 15 bin endeks seviyesi üzerinde rekor yükselişle tamamlarken, dolar bazlı Borsa İstanbul endeksinin de kritik seviyelere geldiğini görüyoruz. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere, endeksin temiz bir şekilde aylık kapanışı 330 dolar seviyesinin üzerinde yapabilmesi durumunda, yukarıda 2007, 2010 ve 2013 yıllarında test edilen 500 dolar seviyesinin çekim alanına girebileceğini düşünüyoruz.

Öte yandan, New York borsasında işlem gören ve Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin performansını yansıtan iShares MSCI Turkey ETF (borsa yatırım fonu) de dikkatimizden kaçmıyor. Yine aşağıdaki grafikten görülebileceği üzere, aylık olarak 44 dolar seviyesinin üzerinde yükseliş kaydetmeyi başarabilirse, daha da yukarıda 70 dolar seviyesinin önünün açılacağını düşünüyoruz. Türk hisse senetlerini alıcı bir gözle takip etmeye başladık!

Hem KKTC’de hem de Türkiye’de vatandaşın en büyük şikâyetlerinden biri gıda fiyatları olmaya devam ederken, küresel tarafta da tablonun çok da farklı olmadığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) açıkladığı verilere göre dünya gıda fiyatları Nisan ayında aylık %1,6 artarak son 3 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Artan enerji maliyetleri ve Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle yükselişini üst üste üçüncü aya taşıyan endeks, tahıl, süt ürünleri, et, şeker ve yağlı tohum fiyatlarındaki artışın küresel enflasyon baskısını yeniden güçlendirdiğine işaret ediyor. Öte yandan, KKTC’de Nisan ayında aylık enflasyonun %4,62’ye ulaşması da, savaş ortamının fiyatlar üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde daha fazla hissedilebileceğine yönelik endişeleri artırıyor.

Borsa İstanbul (USD bazlı)

1778474200a13932812a2a08113212186afb1d61c0_1_1200.jpg

I shares MSCI TURKEY ETF ($TUR)

1778474200176e6bbdf803471cf61885b2ef8b225d_2_1200.jpg

XAUXAG

17784742007ce2e5764c024e31a5a4f8f19ee281ff_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

Borsada görünmeyen sulandırma: PDT ile borçlanma

PDT ile borçlanma: Kim kazanıyor, küçük yatırımcı neden kaybediyor?
SPK neden izin verdi? PDT ile finansman modelinin perde arkası
Şirketler PDT ile nasıl finansman sağlıyor? Borsadaki satış baskısının anatomisi
PDT tartışması büyüyor: Şirket, banka, yatırımcı ve SPK cephesinde neler yaşanıyor?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Firma PDT ile borçlanıp piyasaya pay verdiğinde kim nasıl etkilenir?

1. Şirket (ihraççı)

  • Elindeki veya ilişkili taraflardan sağlanan payları teminat veya ödünç mekanizması içinde kullanarak finansman sağlayabilir.
  • Nakit ihtiyacını karşılayabilir.
  • Yeni pay ihraç edilmediği için teknik olarak sermaye artmaz.
  • Ancak piyasadaki satış baskısı nedeniyle hisse fiyatı düşerse şirketin piyasa değeri olumsuz etkilenebilir.

2. Payı ödünç veren

  • Elindeki paylardan ödünç komisyonu kazanır.
  • Payların geri teslim edilmesini bekler.
  • Teminat mekanizması ile korunur.

3. Payı ödünç alan

  • Aldığı hisseleri piyasada satabilir.
  • Daha sonra piyasadan geri alıp iade etmeyi hedefler.
  • Fiyat düşerse kazanç sağlayabilir.
  • Fiyat yükselirse zarar riski oluşur.

4. Küçük yatırımcı

En fazla etkilenen taraf genellikle budur.

  • Artan satış baskısı nedeniyle fiyat gerileyebilir.
  • Hisse üzerindeki arz arttığı hissi oluşabilir.
  • Güven kaybı yaşanabilir.
  • Özellikle PDT kaynaklı satışların yeterince şeffaf izlenemediği dönemlerde manipülasyon tartışmaları ortaya çıkabilir.

SPK buna neden izin verdi?

SPK’nın amacı şirketlerin fiyatını düşürmek değildir.

İzin verilmesinin temel gerekçeleri şunlardır:

  • Piyasada likiditeyi artırmak
  • Açığa satış işlemlerinin kayıtlı ve teminatlı yapılmasını sağlamak
  • Takas riskini azaltmak
  • Fiyat oluşumunun daha etkin gerçekleşmesini sağlamak
  • Uluslararası piyasalardaki menkul kıymet ödünç verme sistemleriyle uyum sağlamak.

Yani düzenleyicinin teorik yaklaşımı: “Ödünç piyasası olursa piyasa daha derin ve daha sağlıklı çalışır.”

Peki neden tartışılıyor?

Sorun sistemin varlığı değil, kullanım şeklidir.

Eğer;

  • çok büyük miktarda ödünç pay piyasaya satılırsa,
  • dolaşımdaki gerçek arz olduğundan fazla hissedilirse,
  • yatırımcı bunun kaynağını göremezse,

fiyat üzerinde ciddi baskı oluşabilir.

Bu nedenle son dönemde fiili dolaşım hesaplaması ve kilitli/ödünç payların değerlendirilmesine ilişkin düzenlemeler gündeme gelmiş, piyasadaki arzın daha doğru yansıtılması hedeflenmiştir.

Şeffaflık olmayınca Küçük Yatırımcı ciddi zarar görüyor

Ekonomik açıdan bakıldığında PDT sistemi tek başına kötü değildir. Dünyanın gelişmiş borsalarında da uygulanır. Ancak;

  • şeffaflığın yetersiz olması,
  • yoğun ödünç satışları,
  • kurumsal yönetim eksiklikleri,

yatırımcı güvenini zedeleyebilir. Bu nedenle önemli olan PDT’nin yasaklanması değil, şeffaf, izlenebilir ve kötüye kullanımı önleyecek kurallarla uygulanmasıdır.

Bu konu özellikle son dönemde tartışılan SASA ve benzeri örnekler üzerinden incelendiğinde, teorik fayda ile uygulamadaki yatırımcı algısı arasında ciddi bir fark olduğu görülmektedir.

Okumaya devam et

BORSA

MSCI’dan Türkiye’ye sert şeffaflık uyarısı

Yayınlanma:

|

Yazan:

MSCI’dan Türkiye’ye Şeffaflık Uyarısı: Borsa İstanbul İçin Alarm Zilleri mi Çalıyor?

Uluslararası endeks devi MSCI, 18 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Global Market Accessibility Review raporunda Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Raporda özellikle şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım (free float) yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğu vurgulandı.

MSCI Tam Olarak Ne Dedi?

MSCI raporunda Türkiye’nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekildi.

Öne çıkan başlıklar:

  • Açığa satış yasağının yeniden uygulanması
  • Piyasa kurallarında sık değişiklik yapılması
  • Yabancı yatırımcıların fiyat oluşumuna güven duymasını zorlaştıran uygulamalar
  • Serbest dolaşımdaki payların gerçek durumuna ilişkin soru işaretleri
  • Bilgi akışında ve piyasa şeffaflığında zayıflama
  • Döviz piyasasına yönelik müdahalelerin yatırımcı algısını olumsuz etkilemesi

MSCI özellikle piyasa erişilebilirliğini değerlendirirken sadece işlem hacmine değil, yatırımcıların piyasa verilerine ne kadar güvenebildiğine de bakıyor. Bu nedenle raporun ana mesajı şu: “Piyasanın büyüklüğü kadar şeffaflığı da önemlidir.”

Manipülasyon ve Şeffaflık Konusu Neden Gündemde?

MSCI’nin değerlendirmesinin arka planında son yıllarda Borsa İstanbul’da yaşanan bazı tartışmalar bulunuyor.

Yabancı yatırımcıların sık dile getirdiği başlıca konular:

1. Gerçek Serbest Dolaşım Sorunu

Bazı hisselerde teorik olarak yüksek görünen halka açıklık oranlarının gerçekte işlem gören lot miktarını yansıtmadığı eleştirileri yapılıyor.

Özellikle:

  • Emanet hisseler
  • Grup içi sahiplik yapıları
  • Dolaylı kontrol edilen paylar

nedeniyle serbest dolaşım rakamlarının yatırımcıyı yanıltabildiği savunuluyor.

Bu konu SPK’nın 15 Haziran 2026’da yürürlüğe giren fiili dolaşım düzenlemesinin de temel gerekçelerinden biri olarak görülüyor.

2. Koordineli İşlemler ve Fiyat Oluşumu

MSCI’nin başka ülkeler için kullandığı değerlendirme kriterlerinde de “koordineli işlemler”, “fiyat oluşumunu bozan davranışlar” ve “gerçek yatırımcı davranışının izlenememesi” önemli risk unsurları arasında sayılıyor.

Yabancı fonlar açısından soru şu: “Fiyat gerçekten piyasa tarafından mı belirleniyor, yoksa belirli grupların etkisi altında mı oluşuyor?”

Türkiye İçin En Kritik Tehlike Ne?

MSCI raporunda Türkiye’nin statüsünün değiştirilmesine ilişkin doğrudan bir karar bulunmuyor.

Ancak yatırımcıların dikkat ettiği konu notun kendisinden çok şu: “Yatırım Yapılabilirlik Algısı”

MSCI değerlendirmeleri;

  • Küresel emeklilik fonları,
  • ETF’ler,
  • Endeks fonları,
  • Egemen varlık fonları

tarafından yakından takip ediliyor.

Bir ülke hakkında negatif değerlendirmelerin artması;

  • yeni yabancı girişlerini azaltabiliyor,
  • mevcut yatırımcıların pozisyon küçültmesine yol açabiliyor,
  • ülke risk primini yükseltebiliyor.

Türk Borsası ve Hisseler Nasıl Etkilenebilir?

Kısa Vadede

  • Yabancı yatırımcı ilgisi zayıflayabilir.
  • MSCI endekslerinde ağırlığı yüksek hisseler baskı görebilir.
  • Bankacılık ve büyük sanayi hisselerinde yabancı talebi sınırlanabilir.

Orta Vadede

Eğer eleştiriler dikkate alınırsa tam tersi sonuç da oluşabilir.

Çünkü MSCI’nin eleştirileri aslında bir yol haritası niteliğinde:

  • Şeffaflığın artırılması
  • Fiili dolaşımın gerçekçi hesaplanması
  • Kurallarda öngörülebilirlik
  • Manipülasyonla mücadele
  • Yatırımcı güveninin güçlendirilmesi

halinde Türkiye yeniden yabancı sermaye çekme kapasitesini artırabilir.

BIST Yönetimi ve Düzenleyiciler Nasıl Bir Tavır Aldı?

Borsa İstanbul ve düzenleyici kurumlar son dönemde özellikle:

  • fiili dolaşım oranlarının yeniden hesaplanması,
  • piyasa gözetiminin artırılması,
  • yatırımcı koruma tedbirleri,
  • manipülasyon soruşturmaları,

gibi adımları öne çıkarıyor. Ayrıca SPK, açığa satış yasaklarını “piyasa istikrarını koruma” amacıyla uyguladığını savunuyor.

Ancak MSCI tarafı, yabancı yatırımcı açısından bakıldığında sık değişen kuralların erişilebilirliği azalttığını düşünüyor.

Bankavitrini Yorumu

MSCI raporu doğrudan bir “kriz raporu” değil; ancak Türkiye sermaye piyasaları için güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Asıl mesaj şu: Sorun işlem hacminde değil, güven endeksinde.

Borsa İstanbul son yıllarda yerli yatırımcı sayısında rekor kırarken, yabancı yatırımcı payı tarihsel dip seviyelere yakın seyrediyor.

MSCI’nin raporu da tam olarak bu noktaya işaret ediyor: “Yabancı yatırımcı sadece getiri aramaz; şeffaflık, öngörülebilirlik ve adil fiyat oluşumu da ister.”

Türkiye’nin önündeki kritik soru artık şu: Borsa İstanbul, yerli yatırımcı ağırlıklı büyüme modelinden uluslararası güven modeline geçişi başarabilecek mi?

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.