ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Kapkara bir Cuma’nın ardından satış dalgası Asya’ya da sıçradı
Yayınlanma:
2 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Geride bıraktığımız haftanın büyük bölümünde, her ayın ilk cuma günü açıklanan ABD istihdam raporunun neden bu kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Sonuçta Fed’in görevi yalnızca enflasyonu kontrol altında tutmak değil, aynı zamanda tam istihdamı da gözetmek. Bu nedenle, Fed’in çiçeği burnunda yeni başkanı Warsh’un önümüzdeki hafta sonuçlanacak Haziran ayı FOMC toplantısı öncesinde en fazla önem vereceği göstergelerden biri olan istihdam raporunun beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi, uzun bir süredir yer altında biriken enerjinin açığa çıkmasına neden oldu!
ABD Çalışma Bakanlığı’nın açıkladığı veriye göre Mayıs ayında tarım dışı sektörde 85 bin kişi artması beklenen istihdam iki katından fazla artış kaydetti. Nisan ayına yönelik veri 115 bin artıştan 179 bin artışa revize edilirken, işsizlik oranı ise %4,3 seviyesine sabit kaldı. Verinin manşet değeri yüksek olsa da, nitelik olarak detayları o kadar kuvvetli mi emin olamıyoruz. Mesela 27 hafta ve daha uzun süredir iş arayanların sayısının yaklaşık 2 milyon kişiye yükselerek Aralık 2021’den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını okuyoruz. İşini kaybedenlerin yeni iş bulmakta zorlandığını anlatan bu alt detay, ekonomi hâlâ güçlü şekilde istihdam yaratıyor gibi görünse de bu güçün herkes için aynı ölçüde hissedilmediğini gösteriyor!
Güçlü sonuçlanan istihdam verisi ardından altının ons fiyatı son 10 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin 60 bin dolar seviyesinin altını test ederek 2025 Ekim ayında test ettiği zirvenin yarısına kadar geriledi. Gümüş bir günde %8’den fazla gerilerken, risk iştahı denince akla gelen teknoloji borsası Nasdaq tarihinin en sert düşüşlerinden birini yaşayarak %4’ten fazla geriledi. Savaşla birlikte güvenli liman edasıyla sığınılan dolar endeksi ise psikolojik 100 seviyesinin üzerine yükselerek son sekiz haftanın zirvesini test etti.
Yaşanan sert satış baskısını yalnızca güçlü gelen istihdam verisiyle açıklamanın da eksik kalacağını düşünüyoruz. Savaşın tetiklediği enerji şoku ve bozulan tedarik zincirleri enflasyon endişelerini yeniden gündemin üst sıralarına taşırken, faiz indirimi beklentilerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını görüyoruz. Dahası, Fed vadeli faiz kontratları piyasasının yıl sonuna kadar 25 baz puan faiz artırımına %74 ihtimal tanıdığını da not etmemiz gerekiyor. Bu gelişmelerin gölgesinde doların piyasa faizi yeniden %4,60 seviyesine dayanırken, daha yüksek faiz beklentileri hâliyle hisse senetleri, kıymetli metaller ve kripto varlıklar açısından da önemli bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Son haftalarda yapay zekâ hisselerinin dudak uçurtan performansı karşısında kâr realizasyonu isteğinin artması da yaşanan büyük çaplı depremin önemli nedenlerinden biri olarak görüyoruz. Broadcom bilançosunun ardından hız kazanan bu süreçte, Çin’e yönelik çip satış kısıtlamalarından etkilenen Meta’nın olası hisse satışı hazırlıkları ve bu hafta gerçekleştirilecek SpaceX halka arzı nedeniyle büyük fonların nakit yaratma ihtiyacının arttığını düşünüyoruz. Bu nedenle, istihdam verisi sonrasında görülen satış dalgası ilk etapta panik havası yaratsa da, perde arkasında ciddi bir sermaye rotasyonu ve pozisyon değişiminin yaşandığını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Fed’in faiz artırım sürecine tekrar geri döneceğini düşünen piyasaların tepkisini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Halbûki istihdam tarafında güçlü sonuçlar ekonominin güçlü olduğu mânâsına gelerek tam tersi bir şekilde hisse senetlerine teorik de olsa alım getirmesi gerekmiyor muydu? Bu noktaya değinen Başkan Trump da sosyal medya hesabından yaşanan çöküşe atıfta bulunarak şaşkınlığını dile getirirken, bizler ise piyasaların ucuz para sistemine morfin misali ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha anlamış olduk.
Öte yandan, daha geniş çerçevede ise ABD’nin karşı karşıya olduğu asıl meselenin finansman tarafında şekillendiğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Merkez bankalarının rezerv tercihlerinde altının ağırlığını artırmaya devam etmesi, ABD tahvillerine yönelik geleneksel talebin eskisi kadar güçlü olmamasına neden oluyor. ABD’nin devasa borç stoku düşünüldüğünde, ihracatı ve rekabet gücünü desteklemek amacıyla daha zayıf bir dolar ve daha düşük faiz ortamının teşvik edilmesi gerektiğini unutmamak gerekiyor! Kanaatimce son dönemlerde bu tema biraz gündemin gerisinde kalsa da, bir noktadan sonra tekrar kuvvetli bir şekilde hatırlanacaktır!
Bu bağlamda, Fed’in faiz artırma ihtimalinin yükselmesiyle tetiklenen satışların gölgesinde yaşanan kara cuma ardından bundan sonrasını da konuşmak isteriz. Fed elbette teorik olarak faiz artırımına yönelebilir lâkin bunun pratikte sanıldığı gibi kolay olmayacağını düşünüyoruz. Perşembe günü konuşan Hazine Bakanı Bessent enflasyonun geçici faktörlerle arttığını ve bu ortamda faiz artırmanın yanlış olacağını söylerken, Beyaz Saray ekonomi danışmanı Kevin Hassett (hatırlayın Fed Başkanlığı için adı geçmişti) enflasyon kontrol altında kaldığı sürece Fed’in faizleri artırmaması ve faiz indirimine gidebilecek alanının olduğunu savundu. Öte yandan faizleri indirmiyor diye Powell’ı her platformda acımasızca eleştiren Trump’ın Warsh’u seçme nedenini de çok süratli unuttuğumuzu düşünüyoruz.
Kuvvetle muhtemel, işler düzelmeden önce daha da kötüleşecektir. Hürmüz Boğazı ekseninde devam eden gerilim, ABD seçmeni için önemli bir gösterge niteliği taşıyan benzin fiyatları, Kasım ayında gerçekleştirilecek ara seçimler ve borsalarda yaşanan sert satışlar birlikte değerlendirildiğinde, mevcut tablonun siyasi ve ekonomik maliyetinin giderek arttığını görüyoruz. Özellikle tasarruflarının önemli bir kısmını hisse senetlerinde değerlendiren Amerikalı yatırımcıların maruz kaldığı kayıpların uzun süreli bir servet erozyonuna dönüşmesine izin verilmeyeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, önümüzdeki hafta sonuçlanacak Fed toplantısına veya jeopolitik cepheden gelebilecek olası bir barış haberine kadar piyasalardaki satış baskısının sürme ihtimalini de göz ardı etmiyoruz.
Her ne kadar bundan sonrasını İran-ABD arasında bir anlaşmaya, petrol fiyatlarının gerilemesine bağlasak da, hafta sonu haber akışında İran’ın dondurulmuş varlıkları ile ilgili haber de dikkatimizden kaçmadı. Şöyle ki, ABD ile İran arasında üç ayı aşkın bir süredir devam eden çatışmaların ardından ilan edilen ateşkes kâğıt üzerinde yürürlükte olsa da sahadaki gelişmeler bunun oldukça kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Hafta sonu haber akışında, ABD, İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e verdiği zararların karşılanması için İran’a ait dondurulmuş 24 milyar dolar varlığının kullanılmasının değerlendirdiğini okuyoruz. Tahran’ın dondurulan varlıklarına erişim talebinin müzakerelerin merkezine yerleştirdiği bir dönemde, ABD’nin bu çıkışı süreci daha da zorlu bir patikaya iterken, taraflar bir yandan dolaylı görüşmeleri sürdürürken diğer yandan Hürmüz çevresinde İHA ve füze geriliminin ise devam ettiğini görüyoruz.
Yeni gün ve haftaya başlarken, Kara Cuma sonrası başlayan satış dalgasının Asya piyasalarına da yayıldığını görüyoruz. Son dönemin yıldızı konumundaki Güney Kore borsası Kospi gün içinde %9’a yakın değer kaybetmesi ardından işlemlerin geçici olarak durdurulduğunu not etmemiz gerekiyor. Endeksin lokomotifleri olan Samsung Electronics ve SK Hynix hisselerinde %10’u aşan kayıplar görülürken, gösterge konumunda Nikkei endeksi son üç ayın en sert günlük düşüşünü yaşayarak %4,6 geriledi. Yapay zekâ teması etrafında şekillenen güçlü yükseliş hikâyesinin sorgulanmaya başlaması, ABD’de faiz artışı ihtimalinin yeniden masaya gelmesi ve yükselen tahvil faizleri risk iştahını belirgin şekilde törpülediğini görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik bir seviye olarak görülen 160 seviyesinin üzerine çıkarken, Japon otoritelerin döviz piyasasına müdahâle ihtimalinin de yeniden arttığını görüyoruz.
Satış baskısını artıran bir diğer unsur ise Orta Doğu’da yeniden tırmanan jeopolitik gerilim oldu. İsrail’in İran’daki hedeflere yönelik saldırılarının ardından İran’ın misilleme olarak İsrail’e füze saldırıları düzenlemesi, petrol fiyatlarının haftaya %3’ü aşan yükselişle varil başına 96 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Kırılgan zeminde ilerleyen ateşkes ve diplomatik temasların risk altına girmesi, doların güçlenmesi ve sıkı para politikası beklentilerinin kuvvet kazanmasıyla temkinli duruşun daha da belirginleştiğini görüyoruz. Bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verisi, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararı ve SpaceX halka arzı ise küresel piyasaların kısa vadeli yönü açısından belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.
Altının ons fiyatı geçen haftayı neredeyse %5’e yakın düşüşle tamamlaması ardından çok konuşulan 200 günlük hareketli ortalamaların da altına sarktı. Benzer bir şekilde, gümüşün de ons fiyatı haftayı %10 düşüşle tamamlarken, 200 günlük ortalamasına kadar geri çekildi. Açıkçası, hareketli ortalamaları hiç dikkate almayan ve Ali Perşembe hocamızın teknik analiz ve trading disiplinini almış biri olarak, 11 Mayıs haftasında kıymetli metaller cephesinde var olan uzun pozisyonlarımızdan çıkmamız ardından bir süredir teknik görünümün pek de iç açıcı olmadığını paylaşmak suretiyle kenarda bekliyoruz. Benzer bir şekilde, Bitcoin cephesinde de 80 bin dolar seviyesine yönelik yükselişi yeterince inandırıcı bulmayarak biraz daha sabretme kararı almıştık.
Paranın piyasayı terk etmediğini sadece yeni hikâyenin peşine düştüğünü unutmuyoruz. Bu nedenle de bir süre sonra, fiyatlar yeteri kadar ucuzlayınca, yeniden alım iştahının başlayacağını düşünüyoruz. Yine de bugüne odaklanmak gerekirse, gümüşte 200 günlük ortalamaların geçtiği 67,75 dolar seviyesine dikkat edeceğiz. Seviyenin altında bir kapanış durumunda daha da aşağıda 61 dolar seviyesinin gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Altında ise 200 günlük hareketli ortalamaların altında satış baskısının devam etme ihtimaline paralel daha da aşağıda 4,100 dolar seviyesini konuşacağız. Bitcoin’in ise Şubat başında test ettiği 60 bin dolar seviyesini tekrar test etmesi ardından bu sabah 63 bin dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz (bakınız grafikler).
Elbette tüm bunların nasıl olacağına ışık tutacak yegâne göstergenin ise dolar endeksinin (DXY) bundan sonraki seyri ile ilintili olacağını düşünüyoruz. Savaş öncesi döneme ait zayıf dolar temasının yerini savaşla birlikte güvenli limana sığınma isteği alırken, akabinde Fed’in faiz artırma olasılığının yüksek sesle telaffuz edilmesi de alımların hızlanmasına neden oldu. Haftayı psikolojik 100 seviyesinden tamamlayan DXY’nin teknik mânâda 100,50 seviyesinin üzerine gitmesi durumunda, yukarıda hızla 105 seviyelerinin gündeme gelebileceğinden endişe ediyoruz. Bu nedenle haftalık kapanışın 100,50 dolar seviyesinin üzerinde olup olmadığına dikkat edeceğiz (bakınız grafik).
Türkiye cephesinde haftanın son iş gününün en önemli gündem maddesi Mayıs ayı enflasyon verileri oldu. TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları aylık bazda %1,71 artarken, yıllık enflasyon %32,61 seviyesine yükseldi. KKTC İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre ise aylık enflasyon %2,06 olurken, yıllık enflasyon %37,28 seviyesine gerileyerek sınırlı da olsa bir yavaşlamaya işaret etti. İlk bakışta her iki ülkede de enflasyonun yüksek seyrini koruduğunu, ancak fiyat artışlarının sektörler arasında farklılaşmaya devam ettiğini görüyoruz.
Detaylara indiğimizde, Türkiye’de aylık bazda en sert artış %11,3 ile giyim ve ayakkabı grubunda yaşanırken, aynı kalemde KKTC’deki artış %1,55 ile oldukça sınırlı kaldı. Buna karşın yıllık bazda bakıldığında tablo tersine dönüyor; giyim ve ayakkabı fiyatları Türkiye’de son bir yılda %14,1 artarken, KKTC’de artış oranı %42,12 seviyesinde bulunuyor. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda Türkiye’de fiyatların aylık bazda %0,5 gerilemesi olumlu bir sürpriz olarak öne çıkarken, KKTC’de aynı grupta %1,10’luk artış kaydedildi. Öte yandan, TCMB’nin yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergelerindeki yükseliş eğilimi, fiyatlama davranışlarında kalıcı bir iyileşmenin henüz sağlanamadığına ve enflasyonist baskıların ikincil etkilerle birlikte canlılığını koruduğuna işaret ediyor.
Bu gelişmeler ışığında, TCMB’nin Perşembe günü sonuçlanacak olağan Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini sabit bırakacağını, buna karşın enflasyonla mücadele konusundaki kararlı ve şahin duruşunu koruyacağını düşünüyoruz. Yaklaşık üç yıldır devam eden dezenflasyon mücadelesinde önemli mesafe alınmış olsa da, 19 Mart sonrası yaşanan siyasî belirsizlikler ve son dönemde küresel ölçekte artan jeopolitik riskler sürecin arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırdığını düşünüyoruz. Üstelik uzun süre yüksek faiz ortamında yaşamanın ekonomi üzerinde oluşturduğu yan etkiler de giderek daha görünür hâle geliyor.
Öte yandan, yıl sonu enflasyon beklentilerinin hedeflenen seviyelerin üzerinde şekillenmeye başlaması ve reel değerlenme üzerine kurulu kur politikasının ihracatçı kesim üzerindeki baskıyı artırması dikkat çekiyor. TL’nin son dönemde rekabet avantajını bir miktar yitirmesi, cari işlemler dengesi açısından soru işaretlerini beraberinde getirirken, TCMB’nin kontrollü ve kademeli kur artışı yaklaşımını en azından seçim sürecine kadar sürdürmek isteyeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de döviz kuru, ekonomik gidişatın en yakından takip edilen göstergelerinden biri olmayı sürdürürken, mevcut koşullar altında kurda ani ve kontrolsüz hareketlere izin verilmesi ihtimalini oldukça düşük görüyoruz.
Yeni güne Türk mali piyasalarının da temkinli ve zayıf bir görünümle başlayacağını düşünüyoruz. Mayıs ayı enflasyon verilerinin beklentileri tam anlamıyla karşılayamaması, içeride yeniden yükselen siyasi tansiyon ve küresel piyasalarda Kara Cuma’dan bu yana devam eden satış dalgası risk iştahını baskılayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Özellikle teknoloji hisselerinde başlayan küresel düzeltmenin Asya piyasalarına da yayılması, Borsa İstanbul üzerinde ilave baskı yaratabilir. USDTRY kuru güne 46,10 seviyesinden başlarken, Türkiye’nin beş yıllık CDS risk priminin ise 244 baz puan seviyesinde yatay seyrini koruduğunu görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,70 seviyesine doğru yükseldiğini not edelim.
Bu kadar kara haber ardından bültenimizi güzel bir haberle tamamlayalım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) A Milli Futbol Takımı, CONIFA (Bağımsız Futbol Federasyonları Konfederasyonu) Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Padanya’yı 6-1 mağlup ederek şampiyon oldu. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FİFA) üyesi olmayan ülke ve özerk bölgelerin katıldığı turnuvadaki başarı KKTC’de sevinçle karşılandı.
Altın
Gümüş
Bitcoin
DXY
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor
Yayınlanma:
1 gün önce|
14/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel piyasaların gündemini Orta Doğu’daki gelişmeler meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma yönünde zaten cılız olan beklentilerin bu sabah daha da zayıfladığını görüyoruz. Savunma Bakanı Hegseth, İran’a uygulanan deniz ablukasının süresiz bir şekilde devam ettirilebileceğini söylerken, Hazine Bakanı Bessent ise gelecek hafta İran’ı ekonomik olarak izole etmeye yönelik bugüne kadar görülmemiş ölçekte yeni adımlar açıklanacağını söyledi. Tahran cephesi ise yaptırımlar kaldırılmadan ve dondurulan İran varlıkları serbest bırakılmadan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına izin vermeyeceğini belirtti.
Bölgede tansiyonun da yüksek seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. BAE, iki gemisinin Hürmüz’den geçerken İran tarafından saldırıya uğradığını açıkladı. Savaş öncesinde günde 130-140 geminin geçtiği boğazda trafik bu hafta sadece 8 gemiye kadar geriledi. Öte yandan, enerji cephesinde ise tablo giderek daha sıkıntılı bir hâl alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı IEA, savaşın etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl 4,3 milyon varil/gün, yaklaşık %4 azalmasını bekliyor. Kurum sadece bir ay önce 3,7 milyon varillik düşüş öngörüyordu. Petrol fiyatları dün zayıf talep beklentileri ve artan ABD stoklarıyla her ne kadar altı günlük kesintisiz yükselişin ardından %2’den fazla gerileyerek 87 dolar seviyesine inse de, Husilerin Suudi Aramco rafinerisini hedef aldığı haberleri savaşın bölgeye yayılabileceği endişelerini yeniden artırdı.
ABD’nin ablukayı sürdürüp ekonomik baskıyı artırması, İran’ın ise Hürmüz kartını masada tutmaya devam etmesi piyasaların moralini bozsa da, genel havanın çok da karamsar olduğunu iddia edemeyiz. Mesela ABD borsaları dün geceyi rekor seviyelerde tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi %0,9 yükseldi. ABD’de zayıf gelen istihdam verilerinin ardından, evvelki gün açıklanan ve piyasa beklentilerine paralel sonuçlanan tüketici enflasyonu ve dün heyecan yaratmayan üretici enflasyonu sonrası, Fed Başkanı Warsh’un özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde faiz artırmakta oldukça zorlanacağı görüşünün piyasalarda büyük ölçüde benimsenmeye başladığını düşünüyoruz. Öte yandan, iyimser verilere rağmen jeopolitik cephede belirsizliğin devam etmesi, son günlerde güzel bir momentum yakalayan kıymetli metallerde kâr satışlarını da beraberinde getirdi. Ya da burada temel dinamiklerden ziyade teknik hareketin ön planda kaldığını itiraf etmemiz gerekiyor.
Altının ons dün 4,450 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 4,320 dolar seviyesine kadar geriledi. Yukarı yönlü hareketin devam edebilmesi adına ilk etapta 200 günlük basit ortalamaların geçtiği 4,500 dolar seviyesinin egale edilmesi gerekiyor. Benzer şekilde gümüşün de ons fiyatı son iki gündür 66,75 dolar seviyelerini test etmesi ardından bu sabah kâr alma isteğine paralel 64 dolar seviyelerine kadar gerilediğini görüyoruz. Gümüş açısından 200 günlük hareketli ortalamaların 71,50 dolar seviyesinden geçtiği not edelim. Kıymetli metallerin keyfi bu sabah kaçarken, kripto cenahında da amiral gemisi Bitcoin’in 63-65 bin dolar seviyelerindeki prangalarından henüz kurtulamadığını söylememiz gerekiyor.
ABD enflasyon verisinin ardından gözlerin TCMB tarafından yayımlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrileceğini, Başkan Karahan’ın sunumu ve ardından düzenlenecek basın toplantısının da önem arz edeceğini belirtmiştik. TCMB, 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’dan %28’e yükseltirken, 2027 ve 2028 sonu tahminlerini sırasıyla %15 ve %9 seviyesinde sabit tuttu. Ara hedeflerin de değiştirilmediğini, 2026 için %24, 2027 için ise %15 seviyesinde korunduğunu görüyoruz. Aslında TCMB’nin verdiği mesajı, 2026’da işimiz zor ama 2027 için sıkı para politikasını sürdürerek hedefimizle uyumluyuz şeklinde okuyabiliriz. Tahminlere baz teşkil eden öngörülere baktığımızda, gıda fiyatlarının yurt dışındaki savaş ve kuraklık gibi faktörlerin de etkisiyle yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Öte yandan, iç talepteki ivme kaybının belirginleştiği vurgusunun sunum boyunca sıklıkla kullanılması da dikkatimizi çekti.
Hatırlanacağı üzere, bizler de bir süredir iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğini (mesela dün TÜİK tarafından açıklanan veriye göre Türkiye genelinde Temmuz ayında satılan toplam konut sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %17 azaldı), kredi büyümesinin son dönemde gözle görülür şekilde ivme kaybettiğini, liralaşma stratejisinin ise güçlü bir şekilde devam ettiğini dile getirerek TCMB’nin üzerine düşeni yaptığını, lâkin jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, aşırı sıcaklar, kuraklık, tedarik zincirlerindeki bozulma ve enerji şoku gibi büyük ölçüde kontrolü dışında kalan faktörlerin TCMB’nin işini zorlaştırdığını anlatmaya çalışıyoruz. Raporun genelinde majör sayılabilecek yeni bir yönlendirme ya da mevcut para politikası ve duruşunda değişim sinyali almazken, Başkan Karahan’ın konuşmasının ise bir miktar daha ılımlı bir tona büründüğünü gördük. Karahan’ın, savaş kaynaklı en kötü dönemin geride kaldığını, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki risklerin azaldığını ve bir hafta vadeli repo faizine dönüşün gündemde olduğunu söylemesini bu minvalde oldukça önemli buluyoruz.
Savaşın patlak verdiği günden bu yana, yani neredeyse altı aydır, TCMB piyasayı üstü örtülü de olsa politika faizinin 300 baz puan üzerinden fonlayarak Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti’ni (AOFM) %40 seviyesine taşıdı. Jeopolitik cephede havanın normalleşmesi ve enflasyon görünümünde yeni bir bozulma yaşanmaması durumunda, TCMB’nin fonlamayı kademeli olarak politika faizi olan %37 seviyesine doğru gevşeteceğini düşünüyoruz.
Raporun piyasa yansıması ise nötr oldu. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselmeye devam ederken, hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla 47,90 seviyesine geldiğini görüyoruz. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,41 seviyesine hafif de olsa gerilerken, yabancı nezdinde Türkiye’nin risklerini gösteren beş yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile neredeyse savaş sonrası dönemin en düşüğünü test etti. Hisse senetleri Çarşamba gününü somut bir neden olmasa da güçlü yükseli isteğiyle tamamlamış, ana endeks %3, bankacılık endeksi ise %4,2 oranında yükseliş kaydetmişti. Dün itibariyle yükseliş isteğinin devam etmediğini gördük.
Her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin haftalık bültenini yine enine boyuna irdeledik. TCMB’nin net yabancı para (YP) pozisyonu, altın fiyatlarında son günlerde egemen olan yükselişin de yardımı ile olumlu mânâda etkilendi. 12 Ağustos valörlü işlemlerde 52 milyar dolar seviyesine yükselen net YP pozisyonu savaş sonrası dönemin zirvesine geldi. Kıymetli metallerde son haftalarda egemen olan yükselişin yurt içi yerleşikleri bir miktar da olsa heyecanlandırdığını görüyoruz. 7 Ağustos ile sona eren haftada gerçek kişilerin uzun bir aradan sonra parite etkisinden arındırılmış seriye göre DTH hesaplarında yaklaşık 1,4 milyar dolar artış görülüyor ki bunun yaklaşık 0,5 milyar dolarını kıymetli metaller oluşturuyor. Yurt dışı yerleşiklerin portföyündeki menkul kıymetlerde DİBS kesin alım 0,55 milyar dolar artış kaydetmiş. Kuvvetle muhtemel yabancı da AOFM’deki gevşeme yönünde pozisyon almış.
Yeni gün başlangıcında ise, Asya piyasalarında ılımlı bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. ABD’de tüketici enflasyonu ardından üretici fiyatlarının da beklentilerden daha ılımlı sonuçlanması Fed’in yakın vadede faiz artırmayacağı beklentisinin güçlendirereken, hisse senetlerinin de destek bulduğunu görüyoruz. ABD borsalarının geceyi rekor seviyelerde tamamlamasının da etkisiyle gösterge endeks Nikkei %0,6 yükselirken, haftalık kazancının da %5’e yaklaştığını not edelim. Güney Kore borsası KOSPI ise %1,6 yükselişle bu sabah önde koşmaya devam ediyor. Teknoloji ve büyüme hisseleri ön plana çıkarken Nintendo ve Sony %5-6 civarında değer kazandı. Fed’in eylül ayında faizleri sabit tutacağına %70 ihtimal tanınırken, sene sonu beklentisi de 23 baz puana geriledi.
Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de perakende satışlar ve ABD Michigan tüketici güven endeksi önem arz ediyor.
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de
Yayınlanma:
3 gün önce|
12/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların gündemini Orta Doğu’da devam eden ABD-İran meselesi meşgul etmeye devam ediyor. Anlaşma umutlarının son dakikada yerini yeniden belirsizliğe bırakmasına artık pekâlâ alıştık. Kasım ayında ABD’de yapılacak ara seçimlere adım adım yaklaşılırken, yükselen enerji fiyatları, savaş karşıtı seslerin giderek artması ve en önemlisi altıncı ayına yaklaşan savaşta İran’ın direncinin kırılamaması, buna karşılık ABD’nin savaş mühimmat stoklarının kritik seviyelere kadar gerilemesi, psikolojik üstünlüğü de İran tarafına geçirmiş görünüyor. Brent cinsi ham petrolün sadece bir haftada 78 dolardan 90 dolara yükselerek %13 değer kazanması dünyayı gererken, ABD cephesinin de artık arkasına bakmadan bölgeden çıkıp evine dönmek istediğini düşünüyoruz. Lâkin bunu yaparken mağlup olduk görüntüsü vermek istememesi, İran’ın da elinin güçlendiğinin farkında olması, diplomatik süreci ister istemez daha da çetrefilli bir hâle getiriyor.
Bu gelişmelerin ışığında, küresel mali piyasaların dün günü hafif de olsa satış baskısıyla tamamladığını, lâkin karamsar bir havanın da egemen olmadığını peşinen belirtmemiz gerekiyor. ABD borsaları geceyi hafif düşüşlerle tamamlarken, son günlerde yatırımcı ilgisini üzerine çeken kıymetli metaller de bir miktar kâr satışına maruz kaldı. Buna rağmen yukarı yönlü isteğin korunduğunu görüyoruz. Altının ons fiyatı bu sabah 4,415 dolar seviyesine yükselirken, gümüş 66 dolar seviyesine yakın işlem görüyor. Teknik mânâda, dün bültenimizde grafikler eşliğinde gösterdiğimiz üzere, altında yukarıda ilk olarak 4,500 dolar (200 günlük hareketli ortalama), devamında ise 4,575 dolar seviyesini takip ediyoruz. Gümüşte ise ilk hedef, 200 günlük hareketli ortalamaların geçtiği 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesi olarak ön plana çıkıyor. Kripto âleminin amiral gemisi Bitcoin ise 64-65 bin dolar bölgesindeki prangalarından henüz kurtulamadı. Kurtulması durumunda soluğu 71 bin dolar seviyesinde alacağını düşünüyoruz. Bu arada, Altın/Bitcoin rasyosunun son dört haftadır altın lehine ilerlediğinin de altını çizmek isteriz.
Jeopolitik gelişmeler gündemin ana maddesi olmayı sürdürürken, Bab el-Mandeb Boğazı’nda Husilerin saldırdığı Mısır’a ait yük gemisinde 4 mürettebat hayatını kaybederken, ABD ise İran ablukasını ihlal ettiğini belirttiği Panama bandıralı bir gemiyi Umman Körfezi’nde vurdu. İki kritik deniz yolunda artan gerilim, petrol üzerindeki yukarı yönlü baskıyı da hâliyle artırıyor. Kızıldeniz’de ABD ve Husilerin saldırılarına ilişkin haberlere bu sabah Asya’dan da yenileri eklendi. Kuzey Kore, Güney Kore ve ABD’nin ortak askerî tatbikatı öncesinde balistik füze fırlatırken, Tayvan ise Çin ile Endonezya’nın adanın doğusunda planladığı ortak deniz tatbikatına tepki gösterdi. İran’ın Hürmüz Boğazı konusunda geri adım atmamasıyla petrol yükselirken, jeopolitik risklerin yanı sıra uzun vadeli faizlerin yükseldiği bir günde altının güvenli liman kimliğini tekrar hatırlayarak yükselişle cevap vermesi dikkatimizden kaçmadı.
ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,28 seviyesini test ederken, ABD ve Japonya’nın ortak müdahâlesine rağmen yeniden 160 seviyesine dayanan USDJPY paritesine paralel olarak Japonya’da da faiz artışı beklentileri güçleniyor. Beş yıllık Japon tahvil faizi %2,10 ile son otuz yılın en yüksek seviyesini test ederken, faiz getirisi olmayan altının tüm bunlara rağmen yükselme isteği sergilemesinin tekrar altını çizmek isteriz. Normal şartlarda risksiz faiz olarak görülen devlet tahvillerinin getirileri yükselirken hırpalanmasını beklediğimiz altının, bu kez merkez bankalarının kontrolü kaybedebileceği endişesiyle değer kazandığını düşünüyoruz. ABD ile Japonya’nın ortak döviz müdahâlesinin arka planında, yükselen uzun vadeli tahvil faizlerini baskılama isteğinin de yattığını unutmamak gerekiyor. İç talebi daha da zayıflatmamak adına faiz artırmaktan kaçınan Japonya’nın, yene müdahâle edebilmek için dolar satıp yen alması gerekiyor. Lâkin bunun için ihtiyaç duyduğu doları yaratmak adına elindeki ABD tahvillerini satması, bu kez ABD tahvil faizlerini daha da yukarı itiyor. ABD’nin neden Japonya ile birlikte müdahâle ettiğinin şimdi daha da iyi anlaşıldığını düşünüyorum: ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerinin yukarıya gitmesine tahammülü yok!
Tüm bu gelişmelere rağmen, yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında iyimser bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,3 yükselirken, dün kapalı konumda olan gösterge endeks Tokyo borsası ise %0,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa yükseliş isteği dikkat çekerken, piyasaların gözü bugün ABD’de 15.30’da açıklanacak TÜFE verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Öte yandan zayıf bir gerçekleşme ise, faiz artırım beklentilerinin zayıflamasına neden olabilir. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını peş peşe düşüşle tamamlayan petrolün, Temmuz ayında yükselişe geçerek 100 dolar seviyelerini test etmesinin enflasyon verisine nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz. Fed’in zayıf seyreden istihdam ile artan petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı arasında sıkışması ve faiz artırmakta zorlanacağı beklentisinin ise ana tema olmaya devam edeceğini düşünüyorum.
Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına bu sabah da neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 29 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesinin kıyısında işlem görürken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Enflasyon verisi, dolar ve tahvil faizleri açısından kritik önem arz ederken, 1,1535 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru 47,75 seviyelerine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 225 baz puan seviyelerinde ve son dönemlerin en düşüğünde işlem görmeye devam ediyor. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa yükselerek %41,75 seviyelerine gelirken, gözler ABD enflasyon verisinin ardından yarın TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrilecektir. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini bir kez daha belirterek savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Dün Bloomberg haberinde hisse senedi piyasasında yaşanan garip fiyat hareketleri ve bununla ilgili SPK’ya yönelik taleplerin ön plana çıkması dikkatimizden kaçmadı. Bloomberg’e göre büyük fon yöneticileri, bazı hisselerdeki olağan dışı fiyat hareketlerinin piyasa güvenini ve Türkiye’nin MSCI gelişmekte olan ülke statüsünü riske attığı uyarısında bulunarak SPK’dan daha sert ve hızlı önlem talep etti. Bu haberin tek başına son dönemde borsa cephesinde yaşanan satış dalgasının bir kısmını açıklamaya yettiğini peşinen belirtelim. Hisse senetlerinde yaşanan kredibilite kaybının üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başlık olduğunu düşünüyoruz.
ABD Enflasyon
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor
Yayınlanma:
4 gün önce|
11/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Hürmüz Boğazı’nın açılacağı yönündeki iyimserliğin yine kısa sürdüğünü görüyoruz. İran’ın savaşta uğradığı zararlar için ABD’den tazminat istemesine Trump da yeni bir taleple karşılık vererek İran’ın son 50 yılda neden olduğu ölümler ve zararlar için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi. Tarafların karşılıklı tazminat talepleri, İran ile Umman’ın Hürmüz’deki yeni deniz trafiği güzergâhı konusunda anlaşmaya oldukça yaklaştığı bir dönemde çözüm umutlarını yeniden zayıflattı.
ABD’de Kasım ayında düzenlenecek ara seçimler yaklaşırken savaşın kamuoyunda destek görmemesi ve yüksek akaryakıt fiyatlarının özellikle Trump’ı destekleyen kırsal kesimleri rahatsız etmesi, Beyaz Saray üzerindeki baskıyı artırıyor. ABD’nin savaş mühimmatlarının tükenmeye yüz tutmasını da denkleme katarsak, Trump yenilgiye imza atmadan bölgeden derhâl çıkmak istediğini anlıyoruz. Aylar süren askerî operasyonlara rağmen İran’ın Hürmüz üzerindeki hâkimiyetinin kırılamamış olmasına paralel, arzın zayıf kalacağı yönündeki görüşlerin ışığında Brent petrolün varil fiyatı son dört günde %12 yükselerek 88 dolar seviyesine geldi.
Lâkin piyasaların genel çehresinin ise bozulmadığını görüyoruz. Uzun bir sürenin ardından petrolün yükselişine bu sefer düşüşle cevap vermeyen kıymetli metallerin güvenli liman özelliğinin yeniden hatırlanması yükselişe destek sağladı. Fed’in faiz artırmakta zorlanacağı ana görüşüne ilaveten zayıf istihdamın da yardımıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,435 dolar seviyesine yükselerek son dokuz haftanın zirvesini test etti. Yarın açıklanacak kritik ABD enflasyon verisinin faiz artırım beklentilerini daha da zayıflatması durumunda, teknik mânâda bir sonraki hedef seviyenin 4,575 dolar olacağını düşünüyoruz. Mahallenin sert çocuğu gümüş ise bu sabah 66 dolar seviyesinin üzerine yükselerek son 6 haftanın zirvesini test ederken, altın-gümüş rasyosunun da gümüş lehine ilerlemeye devam ettiğini görüyoruz. İyimser havanın bozulmaması kaydıyla gümüşün de yukarıda 80 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Kıymetli metallerin yeniden ön plana çıkmasına paralel Bitcoin 64-65 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini sürdürmeye devam ederken, prangalarından kurtulması durumunda, yukarıda 71 bin dolar seviyesini hedefleyeceğini öngörüyoruz (bakınız grafik).
Petroldeki yükseliş küresel piyasalarda yeniden enflasyon endişesini öne çıkarırken, ABD borsaları geceyi hafif de olsa düşüşle tamamladı. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere, tüm gözler yarın ABD’de açıklanacak TÜFE enflasyon verisine çevrildi. Reuters anketine göre manşet enflasyonun aylık %0,1 (yıllık %3,4), çekirdeğin aylık %0,2 (yıllık %2,5) artması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde bir veri, zayıf istihdam rakamlarının ardından gerileyen Fed faiz artışı beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Fed vadeli faiz kontratları, eylül ayında faiz artırımına neredeyse yazı-tura ihtimali verirken, sene sonuna kadar ise 31 baz puan artırım fiyatlanıyor. Gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizi yeniden %4,70 seviyesine yükselirken, dolar endeksi ise göreceli olarak yatay bir seyir izleyerek psikolojik 100 seviyesinin hemen altında yer alıyor. Yarın açıklanacak veri, dolar ve tahvil faizleri açısından da kritik önem arz ederken, 1,1550 seviyelerinde veriyi bekleyen EURUSD paritesinin de yukarı yönlü seyrine devam edebilmesi için haftayı 1,1525 seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor.
Hazır para birimlerinden söz etmişken, geçen hafta Japonya ve ABD’nin ortak müdahâlesinin de desteğiyle 155 seviyelerine kadar gerileyen USDJPY paritesi, bu sabah yeniden 159 seviyesine yükseldi. Yen’in değer kazandığı her durumda yeni dolar alıcılarının devreye girdiğini söylememiz gerekiyor. Her ne kadar müdahâleler yenin değer kaybını şimdilik durdursa da, ana eğilimi tersine çevirmenin çok da kolay olmayacağını düşünüyoruz. Yeni bir ortak müdahâle ihtimali de piyasaların temkinli bir seyir izlemesine neden olurken, kısa vadede 160 seviyesine dikkat edeceğiz.
ABD borsaları dün geceyi hafif de olsa düşüşle tamamlarken, Nvidia hisseleri %3 değer kaybıyla ön plana çıktı. Haber akışında Nvidia’nın, yapay zekâ altyapısına yatırım yapmak amacıyla Wall Street’in devleriyle birlikte 500 milyar doları aşan finansman oluşturmayı hedeflemesi, yapay zekâ alanında yapılan devasa yatırımların ne zaman meyve vereceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Bu sabah Pasifik’in diğer ucunda karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Japonya mali piyasaları tatil nedeniyle kapalı konumda olurken, Güney Kore borsası KOSPI ise %1 yükseliş kaydetti. Dün akşam yaşanan düşüşün ardından bu sabah ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa yükselişler görüyoruz.
Türkiye cephesinde ise USDTRY kuru yeni haftaya 47,70 seviyelerinin üzerinden başlarken, EURTRY kuru ise EURUSD paritesinin de desteğiyle 55,00 seviyesinin üzerine yerleşti. CDS risk primi sekiz gündür kesintisiz bir şekilde gerileyerek 226 baz puan seviyesine gerilemek suretiye son bir ayın en düşük seviyesini test ederken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41,60 seviyelerinde kalarak önemli bir değişim kaydetmedi. Gözler Perşembe günü TCMB tarafından yayınlanacak yılın üçüncü Enflasyon Raporu’na çevrildi. Başkan Karahan’ın sunumu ve basın toplantısının önem arz edeceğini düşünüyoruz. Savaşla birlikte %37 seviyesinden %40 seviyesine yükselen Ağırlıklı Ortalama Fonlama Faizi’nin (AOFM) kademeli olarak gevşetilmesini bekliyoruz.
Dün açıklanan Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verileri dikkatimizi çekti. Veriye göre, son iki yılda yerli kartların yurt dışı kullanımı hızla artarken, yabancı kartların Türkiye’deki harcamalarında belirgin bir gerileme yaşanıyor. Hatta yabancı kartların Türkiye’deki harcama tutarı, pandemi döneminden bu yana en düşük seviyesine gerilerken, yerli kartların yurt dışı harcamaları ise tabir caizse patlamış! 2024 yılının ilk yarısında 5,7 milyar dolar olan yurt dışı harcama tutarı, 2026’nın aynı döneminde 10,6 milyar dolara ulaşarak yaklaşık iki katına çıkarken, aynı dönemde yabancı kartların Türkiye’deki harcamaları ise 7 milyar dolardan 5,1 milyar dolara geriledi. Veri bir taraftan Türkiye’nin yabancılar açısından pahalılaştığına ve TL’nin reel olarak değerli olduğuna işaret ederken, diğer taraftan yurt dışına çıkan döviz ile Türkiye’ye kart harcamaları üzerinden giren döviz arasındaki makasın hızla açıldığını da gösteriyor. Bu eğilim, cari denge açısından pek de hoş bir görünüm sunmuyor (bakınız grafik).
Altın fiyatlarının Türkiye’yi ve hâliyle Türk insanını pek çok kanaldan etkilediğini belirtmiştik. Son günlerde yaşanan yükselişin TCMB’nin rezerv pozisyonunu da hızla iyileştirmeye devam ettiğini söylememiz gerekiyor. Rezervlerin yarısından fazlasının altın olduğu düşünülürse, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 7 Ağustos valörlü işlemlerde 45,8 milyar dolar seviyesine yükselerek savaş döneminin en yükseğini test ederken, 507 hocamız altın etkisinin son 3 günde rezervlere ilave olarak 4,5 milyar dolar katkı sağladığını belirtti. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın ise 6,800 TL seviyesine dayandı.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Yerli kartların yurtdışı kullanımı ve yabancı kartların Türkiye kullanımı
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.050)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.622)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (588)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.562)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.476)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (825)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
- HALKA ARZ olmak üzere iken KONKORDATO ilan eden Şirketler.. 11/08/2026
- Fed iki ateş arasında, altın yeniden parlıyor 11/08/2026
- Fed’in şahinliği istihdama takıldı, sırada çarşamba günü enflasyon var 10/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu











