Erol Taşdelen
Sanayici Kâr Ettiğini Sanıyor, Ama Sermayesini Tüketiyor
Yayınlanma:
2 ay önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
Yüksek maliyet dönemlerinde eski hesapla yapılan kâr hesabı işletmeleri zarara sürüklüyor
Türkiye’de sanayici artık yalnızca üretmekte, satmakta veya finansmana ulaşmakta zorlanmıyor; en temel işletme fonksiyonlarından biri olan doğru maliyet hesaplamasında da ciddi biçimde zorlanıyor.
Çünkü klasik maliyet hesabı, maliyetlerin görece sabit kaldığı dönemlerde çalışır. Ancak kira, hammadde, enerji, işçilik, finansman gideri ve kur kaynaklı maliyetlerin sürekli hareket ettiği dönemlerde “aldım, üzerine yüzde 20 koydum, sattım” mantığı artık sanayiciyi yanıltıyor.
TÜİK verilerine göre Haziran 2026’da Yİ-ÜFE yıllık yüzde 28,09, aylık yüzde 1,80 arttı. Bu, üretici tarafında maliyet baskısının hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor. TCMB’nin Haziran 2026 Sektörel Enflasyon Beklentileri’nde reel sektörün 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 33,10 seviyesinde kaldı.
“Yüzde 20 Kâr Ettim” Yanılgısı Nasıl Zarar Üretir?
Basit örnek: Bir sanayici ürünü 100 TL’ye mal ettiğini düşünüyor. Üzerine yüzde 20 koyup 120 TL’ye satıyor. Kâğıt üzerinde 20 TL kâr var.
Ancak aynı ürünü yeniden üretmek için gereken hammadde, enerji, işçilik ve genel giderler satış anında artık 125 TL’ye çıkmışsa, sanayici aslında 20 TL kâr etmemiştir; 5 TL sermaye kaybetmiştir.
Yani muhasebe defterinde kâr görünen işlem, işletmenin kasasında ve üretim gücünde zarar yaratmıştır.
Sorun şudur: Sanayici geçmiş maliyete göre fiyatlama yapıyor, ancak gelecekteki yenileme maliyetiyle üretime devam etmek zorunda kalıyor.
Eski Maliyet, Yeni Gerçekliği Ölçemez
Düşük enflasyon dönemlerinde “alış maliyeti + kâr marjı” yöntemi makul çalışır. Çünkü bugün alınan hammaddenin yerine yenisini koyma maliyeti birkaç hafta sonra dramatik biçimde değişmez.
Fakat yüksek enflasyon ve oynak kur dönemlerinde durum tamamen değişir.
Sanayici ürünü sattığında cebine giren para, sattığı malı yeniden yerine koymaya yetmiyorsa ortada gerçek kâr yoktur. Bu nedenle enflasyonist ortamda kâr hesabı, yalnızca geçmiş maliyet üzerinden değil, yenileme maliyeti üzerinden yapılmalıdır.
En Büyük Hata: Brüt Kârı Gerçek Kâr Sanmak
Sanayicinin sık yaptığı hata şudur: “Malı 100’e aldım, 120’ye sattım, yüzde 20 kâr ettim.”
Oysa bu hesapta çoğu zaman şu kalemler eksik kalır: Finansman maliyeti, vade farkı, tahsilat gecikmesi, kur farkı, fire, iskonto, iade, enerji artışı, işçilik zammı, kira artışı, bakım-onarım, stok taşıma maliyeti ve vergi yükü.
İSO Türkiye İmalat PMI anketleri de firmalara girdi maliyetleri ve satış fiyatlarındaki değişimleri düzenli olarak sorarak sanayide fiyatlama baskısının önemini ölçüyor. Mayıs 2026 verilerinde bazı sektörlerde girdi maliyetleri enflasyonunun dört yılı aşkın sürenin en yüksek düzeyine çıktığı belirtilmişti.
Stoktan Satış Kâr Gibi Görünür, Sermaye Kaybı Yaratabilir
Enflasyon dönemlerinde stoktan satış en tehlikeli alandır.
Sanayici geçmişte ucuza aldığı hammaddeyle ürettiği ürünü bugün yüksek fiyattan sattığında kendini kârlı hisseder. Ancak aynı hammaddeyi yeniden almak istediğinde satıştan gelen para yetersiz kalıyorsa, işletme gerçekte stok kârı değil, sermaye erimesi yaşamaktadır.
Bu nedenle enflasyon dönemlerinde doğru soru şudur: “Bu ürünü kaça mal ettim?” değil, “Bu ürünü bugün satsam, yarın aynı ürünü yeniden kaça üretebilirim?”
Vade Kârı Da Yutar
Bir başka kritik hata vadeli satışlarda ortaya çıkar.
Sanayici ürünü bugün 120 TL’ye satıyor, tahsilatı 90 gün sonra yapıyor. Bu süreçte hammadde, enerji ve işçilik yüzde 15-20 artıyorsa, tahsil edilen para işletmenin üretim döngüsünü çevirmeye yetmeyebilir.
Bu durumda firma kâr etmiş gibi görünür ama işletme sermayesi zayıflar. Sonra aynı firma bankaya gider, kredi ister. Kredi pahalıysa bu kez finansman maliyeti kârın kalan kısmını da siler.
TCMB’nin Mayıs 2026 Finansal İstikrar Raporu’nda sıkı finansal koşulların reel sektör üzerinde etkili olduğu, kredi koşullarının dezenflasyon sürecinin bir parçası olarak sıkı kaldığı vurgulanıyor.
Sanayici Neden Maliyet Hesaplayamıyor?
Çünkü artık maliyet tek bir rakam değil, sürekli değişen bir denklem.
Bugünkü maliyet ile yarınki maliyet farklı. Peşin maliyet ile vadeli maliyet farklı. TL maliyet ile dövize bağlı maliyet farklı. Muhasebe kârı ile nakit kârı farklı. Stok maliyeti ile yenileme maliyeti farklı.
Sanayici bu farkları aynı tabloda izlemiyorsa, kâr ettiğini sanırken zarar edebilir.
Çözüm: Dinamik Maliyet Sistemi
Sanayicinin artık klasik maliyet defteriyle değil, dinamik maliyet sistemiyle çalışması gerekiyor.
Her ürün için şu hesaplar ayrı izlenmeli: Üretim maliyeti, yenileme maliyeti, finansman maliyeti, tahsilat süresi, vade farkı, kur riski, fire ve iade oranı, enerji ve işçilik güncellemesi, minimum satış fiyatı ve gerçek nakit kârı.
Aksi halde firma satış yapar ama sermaye kaybeder. Ciro büyür ama kasa boşalır. Muhasebe kâr yazar ama işletme krediye muhtaç hale gelir.
Kâr Değil, Sermaye Korunmalı
Bugünün sanayicisi için en büyük risk zarar etmek değil; kâr ettiğini zannederek zarar etmektir.
Çünkü yanlış maliyet hesabı firmayı sessizce içeriden çürütür. İlk aşamada kâr marjı erir, sonra işletme sermayesi zayıflar, ardından kredi ihtiyacı artar, son aşamada ise firma üretimi finanse edemez hale gelir.
Bu nedenle yüksek enflasyon, yüksek faiz ve oynak maliyet dönemlerinde sanayicinin temel hedefi yalnızca kâr etmek değil, önce sermayesini korumak olmalıdır.
Kâr, ancak sattığınız malı yeniden yerine koyabiliyor ve işletme döngüsünü borçla değil kendi nakit akışınızla sürdürebiliyorsanız gerçektir.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
İlginizi Çekebilir
BANKA ANALİZLERİ
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2026 İLK YARI PERFORMANSLARI
Yayınlanma:
5 saat önce|
20/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Bankacılık sektörü 2026 yıl ilk yarı mali verileri incelendiğinde ilk dikkat çeken veri, Sektör 2025 aynı dönemine göre bilançoyu sadece %12 büyütürken; Net Karlılık ortalamada %25 büyüdü.

SEKTÖRDE BİLANÇO BÜYÜMEYE GÖRE GELİR TABLOSU BAŞARILI
2025 sonunu 46,9 trilyon TL bilanço büyüklüğü ile kapatan Bankacılık Sektörü 2026 ilk yarısındaki büyüme %12’de kalarak 52,7 trilyon TL hacme ulaştı. Banka Bilançolarındaki büyümenin sınırlı kalmasında, Makro İhtiyati Tedbirler stratejisi kapsamında TCMB’nin kredi büyümeye getirdiği aylık sınırlama yaptırımının etkisi büyük oldu. Kredilerdeki büyüme %16’da kaldı; buna karşılık bankaların Takipteki Alacakları %30 büyüyerek 773 milyar TL’ye yükseldi; Beklenen Zarar Karşılıkları %23 büyüyerek 993 milyar TL’ye ulaştı.
Takipteki Kredilerin içinde yıl içinde Takip Tahsilat ve Varlık Yönetim Şirketlerine devir yapılan dosya olmadığını hatırlatmak isterim. Bankaların çoğu Ticari İşlemlerden Zarar ederken, özellikle Türev ve Kambiyo İşlemler buradaki zararı artırdı; bu alanda dört büyüklerden karlılık yakalayan banka yok…
2025 sonunu 27,2 trilyon TL Mevduat hacmi ile kapatan sektör, 2026 ilk yarısında %11 büyüme ile 30,1 trilyon TL Mevduat hacmine ulaştı. Toplam Mevduatın %36’sının Vadesiz Mevduat olduğu ise dikkat çekici.
DÖRT BÜYÜKLER NE YAPTI?
Kısa sektörel özetten sonra, değerlendirdiğimiz sektörün kamu bankaları dışında amiral gemileri konumdaki dört özel bankanın ( AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ ) 2026 yılı ilk çeyrek için açıkladıkları ve KAP’a bildikleri faaliyet raporları; mali veriler ve bilanço dipnotlarına göre karşılaştırmalı verilerine yakından bakalım. Dört büyük bankanın 16,8 trilyon TL bilanço büyüklüğü ile sektörün aynı zamanda üçte bir hacmine sahip olması ile sektöre yön verme kapasitesine sahip; önemleri de buradan geliyor.
Dört büyük banka 9,4 trilyon TL nakdi kredi hacmi ile %35’lik ve 10,8 trilyon TL’lik mevduat hacmi ile sektörün %35’lik kısmını oluştururken; 159,1 milyar TL’lik Net Kar ile de sektör Net Karlılığının %33’unu oluşturuyor. Ana kalemlerden yola çıkarak özel dört büyüklerin 2026 yılı ilk yarı fotoğrafını çekip performansına daha yakından bakalım:
AKTİF Büyüklükte İŞBANK büyüme hızı düşmesine rağmen açarak liderliğe devam ediyor
2026 ilk yarısında sektör ortalamada %12 büyüdü. Aktif büyüklükte dört büyükler de ortalama %12 büyürken; GARANTİ BBVA 591 milyar TL ve %15 büyüme kaydeden banka oldu. YAPI KREDİ %13 ile sektör ve dört büyükler ortalamasının üzerinde büyürken; AKBANK %12 büyüme ile ortalama büyümede kalırken; İŞBANK %10 büyüme ile ortalama Aktif büyümenin altında kalan tek banka oldu.
Dört büyükler arasında geçmiş yıllarda olduğu gibi İŞBANK Aktif Büyüklükte açık ara liderliği devam ediyor ve 5 trilyon TL büyüklüğü de aşan ilk banka oldu.

Toplam NAKDİ Kredilerde İŞBANK liderliğe devam etti, GARANTİ BBVA farkı kapatıyor
İŞBANK 2,7 trilyon TL’yi aşan brüt nakdi kredi hacmi ile ilk sıradaki yerini korudu. 2026 yarısında GARANTİ BBVA 2,6 trilyon TL; YAPI KREDİ ve AKBANK 2 trilyon TL Kredi hacmine ulaştı. GARANTİ BBVA son çeyrek atağı ile 343 milyar TL kredi artışı ile kredi hacmini en fazla artıran banka oldu. YAPI KREDİ Brüt Kredi hacminde dördüncü sıraya düşmüş durumda. Kredilerde Ortalamanın üzerinde artış yapan tek banka %16 ile AKBANK oldu. Diğer üç banka da sektör ortalaması olan %16 büyümenin altında kaldı.

GAYRİ NAKDİ Kredilerde İŞBANK liderliği sürdürüyor
Gayri Nakdi Kredilerde dört büyükler ortalama %16 büyürken, %24 büyüme ile AKBANK en fazla büyüme kaydeden banka oldu. YAPI KREDİ %16, İŞBANK %15, GARANTİ BBVA %12 artışa rağmen ortalama büyümenin altında yer alan bankalar oldu. İŞBANK 1 trilyon TL Gayri Nakdi kredi hacmi ile rekabetteki liderliğini sürdürüyor.

Gayri Nakdi Kredilerde ilk üç sırada yer alan bankalar arasında fark hızla kapanırken, AKBANK yüksek büyüme oranına rağmen Rekabetin oldukça gerisinde kalmış durumda.
İŞBANK ve GARANTİ BBVA 3 trilyon lira mevduatı aştı
Mevduatta dört büyükler ortalama %13 büyürken; 456 milyar TL ve %18 büyüme ile GARANTİ BBVA en fazla büyüme sağlayan banka oldu. İŞBANK 299 milyar TL mevduat artışı ile toplamda 3 trilyon 397 milyar TL mevduat hacmine ulaştı. YAPI KREDİ %11, İŞBANK %10 büyüme ile ortalamanın altında yer alan aldılar.

Net Faiz Gelirinde GARANTİ BBVA liderliğini korudu
Yılın ilk çeyreğinde %43-45’lere kadar düşen Ticari Kredi faiz oranları %50’leri tekrar aşmış durumda. Mevduat faizleri de paralelinde artması bankalara ek yük getirdi. Bu durum ister istemez bilanço hacimlerine göre Net Faiz Gelirlerinde bankalar arası fark oluşturmaya başladı. GARANTİ BBVA 55 milyar TL ile en fazla artış performansı sergilerken; AKBANK 2025 aynı dönemine göre %128 artış ile en fazla artışı gösteren banka oldu. İŞBANK ise Net Faiz Gelirinde dördüncü sıraya düşmüş durumda. Dört bankanın ortalama artışı %77 olurken İŞBANK %26 büyüme ile ortalamanın altında kalan tek banka oldu.

Net Ücret ve Komisyon Gelirlerinde GARANTİ BBVA liderliğini korudu
2026 ilk yarısında GARANTİ BBVA 88,3 milyar TL Net Ücret Komisyon Geliri sağladı. İŞBANK 83,3 milyar TL Net getiri elde ederken; AKBANK 64,4 milyar TL; YAPI KREDİ 61,5 milyar TL net getiri sağladı. YAPI KREDİ dördüncü sıraya düşerken; İŞBANK %39 artış ile gelirini en fazla artıran banka oldu.

Net Karlılıkta da GARANTİ BBVA fark atarak açık ara önde
2026 ilk yarısında Net Karlılıkta Bankacılık sektörü %25 büyüdü. Dört büyüklerin ortalaması da sektör ortalamasının altında %21’de kaldı. Net Karlılığını 363,7 milyar TL’ye taşıyan GARANTİ BBVA dört büyükler arasında son yıllarda olduğu gibi açık ara önde yer aldı. AKBNAK 34,3 milyar TL Net Karlılık ise ikinci sıraya yükselirken; YAPI KREDİ 31 milyar TL karlılık yakaladı. İŞBANK 30 milyar TL net Karlılık hacmi ile dördüncü sıraya gerilemiş durumda. İŞBANK’ın %1 karlılık artışı şaşkınlık yaratırken; ilk yarı bilanço döneminden sonra banka CEO’su Hakan ARAN’ın de görevden ayrıldığını not edelim.

Üst Yöneticilere Yapılan ödemeler
2026 ilk çeyreğinde banka Üst Yöneticilere 751 milyon TL ödeme ile AKBANK en fazla ödeme yapan banka oldu. Banka bu durumu “bizde brüt ödeme, diğer bankalarda Net Ödeme o nedenle biz yüksek gözüküyor” şeklinde ikna edici olmayan şekilde açıklamaya çalışsa da banka Raporlarında böyle bir açıklaya yer almadığı için teyit edemedik. Bu nedenden dolayı rakiplere göre iki kattan fazla ödenmesi de zaten matematiksel bir açıklama olmamakta. Zira, BDDK Raporlama standartları net, bankaya göre farklılık göstermemekte! Bu konuda belirsizlik var ise BDDK’nın bu konuda Raporlara standart getirmesi faydalı olacaktır.

İŞBANK 320 milyon TL ile ikinci sırada yer alırken; GARANTİ BBVA 329 milyon TL ödeme yaptı. YAPI KREDİ ise 233 milyon TL ile %85 artışa rağmen Üst Yönetime en az ödeme yapan banka oldu. Bankaların hacim ve gelişme performansları ile Üst Yönetim ödemelerinin orantılı olmadığı dikkat çekti.
Borsada işlem gören bankaların Üst Yönetici ödemelerini SPK ve BDDK’nın daha yakından incelemesinde fayda var. Zira, dört büyükler dışındaki bankalarda da bu alanda ciddi sapmalar var.
Banka genel performansları
2026 yılı Bankalar açısından önceden de deneyleyemedikleri Kriz Yönetimine dönüşmüş durumda. Yurt dışında ABD Kaynaklı Trump’un günlük haber akışı ile karışan piyasalar; İsrail ve ABD’nin İran saldırı ve İran’dan beklenmeye direnç ile savaşın uzaması beklentileri terse çevirdi. İç piyasadaki Siyası Krizler de üzerine eklenince uzayan kriz süreçleri sektörü kritik ve unutulmaz yıllardan biri haline getirdi.
Makro İhtiyati Tedbirlerin Hukuk başta olmak üzeri Mali Politikalar ile de desteklenmemesi programın etkisini azaltırken; TCMB ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın aşırı müdahalesi bankaların hareket alanını da kısıtlamış durumda.
KKM Hesapların sonlandırılması; İç Piyasada Ticari Dövizli ödemelerin tekrar serbest bırakılması; İhracat Bedellerine Destek Kurunun %2’den %3’e çıkarılması; TCMB Reeskont Kredilerindeki “döviz almama yasağının” kalkması Reel Sektörü olumlu etkilerken; TCMB’nin TL ve Döviz Kredilerdeki kısıtlamanın devam ettirdiği gibi daha da kısılarak nerede ise durma noktasına getirmesi; Yüksek Kredi faiz oranının devam etmesi; Kredilerde takip hacimlerinin artması; Siyasi gerilim ortamının devam etmesi Bankacılık Sektörü ve Reel Piyasanın belirsiz ve öngörülemez 2026’yı kaygıların arttığı bir yıl olarak hatırlanmasına şimdiden aday oldu.
İlk çeyrek için yaptığımız yorum ilk yarı için de geçerlidir: Konkordato sayısının artması; Talebi Baskılama üzerine kurulan Enflasyonu Düşürme Stratejisi esnaf ve sanayici üzerinde baskıyı artırdı. Reel piyasadaki durgunluk, üzerine durma noktasına gelen Ticari Krediler, firmaların nakit akışının bozmuş durumda. Kredilerdeki NPL (Non-Performing Loans – Takipteki Krediler Oranı) rasyosundaki yükselme eğilimi bankaların stres katsayısını da artırırken geleceğe yönelik beklentileri de olumsuz etkilemekte. Bankaların Takipteki Alacaklarını Varlık Yönetim Şirketlerine devrederek sıcak para yaratma yoluna gittiği görüldü. Uygulanan Ekonomi Programın rasyonelliği ve geçen süreye rağmen etkilerin beklenen düzeyde olmaması da bankacılık sektörü üst yöneticiler tarafından eleştiri almaya başladı. İç Siyasetteki gerilim ve Körfezdeki belirsizlikler sektörü de olumsuz etkilemekte.
Dört büyük bankanın 2026 ilk yarı hacimsel büyüklükleri, gelişme performansları, piyasaya verdikleri destek, profesyonel yönetim yapısı, personel memnuniyeti, müşteri hizmet kalitesi, Dijitalleşme, gelen şikayetlere çözüm odaklı hızlı geri dönüşleri dikkate alındığında dört banka arasında bir sıralama yapılır ise en başarılı banka GARANTİ BBVA olarak kendini göstermekte; AKBANK ve YAPI KREDİ ciddi büyüme stratejisi ile atağa geçerken; özelikle İŞBANK‘ın büyük hacmine rağmen karlılık artışındaki %1 büyüme banka ve sektörde şaşkınlık yarattı. AKBANK Üst Yönetime en fazla ödeme yapan banka olarak dikkati çekerken rakiplere göre iki kat ödeme yapması bu ödemelerdeki kriterlerin net olmadığını da tartışılır hale getirdi.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
*******************
MERAKLISINA EKLER:


BANKA HABERLERİ
Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor?
2022’nin 10 Milyon TL Sınırı Bugün Gerçeği Yansıtıyor mu?
Yayınlanma:
6 gün önce|
14/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
BDDK’nın Güncellemediği Ekspertiz Limiti Vatandaşa ve Firmalara Ağır Fatura Çıkarıyor
2022 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların kullandıracağı kredilerde teminat olarak alınan 10 milyon TL üzerindeki gayrimenkuller için iki ayrı ekspertiz raporu alınmasını zorunlu hale getirdi. 17 Eylül 2022 tarihli Yönetmelik ile, 10 milyon TL üzerindeki gayrimenkuller için 30 gün içinde iki farklı değerleme kuruluşundan ekspertiz raporu alınması zorunlu hale getirildi. İki rapor arasında %10’dan fazla fark çıkarsa bu kez üçüncü ekspertiz yaptırılması öngörüldü. Ayrıca aynı yönetmeliğin ilgili maddesinde BDDK’nın bu parasal sınırı değiştirmeye yetkili olduğu da açıkça belirtiliyor.
Düzenlemenin amacı son derece doğruydu. Büyük tutarlı kredilerde teminat değerinin daha sağlıklı belirlenmesi, bankaların zarar görmesinin önlenmesi ve değerleme hatalarının azaltılması hedefleniyordu.
Ancak aradan geçen dört yıl içerisinde Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon ve gayrimenkul fiyatlarındaki olağanüstü artış nedeniyle, 2022’de “çok yüksek değerli” kabul edilen birçok taşınmaz bugün sıradan hale geldi.
Buna rağmen 10 milyon TL’lik eşik hâlâ aynı seviyede bırakıldı.
Sonuçta hem vatandaş hem de reel sektör her kredi işleminde çok yüksek ekspertiz maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor.
En Büyük Mağduriyet Firmalarda Yaşanıyor
Asıl sorun bireysel konut kredilerinden çok ticari kredilerde ortaya çıkıyor.
Bugün; sanayi tesisleri, fabrikalar, organize sanayi bölgelerindeki arsalar, oteller, AVM’ler, lojistik depolar, ticari iş merkezleri zaten doğal olarak 10 milyon TL’nin çok üzerinde değerlere sahip.
Dolayısıyla hemen hemen bütün ticari ipotek işlemlerinde çift ekspertiz zorunluluğu uygulanıyor. Bu durum özellikle finansmana erişimin zaten zorlaştığı mevcut ekonomik ortamda şirketlerin kredi maliyetini daha kredi kullanmadan artırıyor.
Finansman Bulmak Zor, Masrafı Daha da Ağır
Bugün birçok firma; yüksek faiz, kredi kısıtları, nakit sıkışıklığı, işletme sermayesi eksikliği ile mücadele ediyor.
Buna bir de kredi kullanabilmek için ödenen yüksek ekspertiz ücretleri ekleniyor. Şirketler daha kredi hesabına para girmeden yüz binlerce lirayı yalnızca ekspertiz masrafı olarak ödemek zorunda kalabiliyor.
Ekspertiz Ücretleri Son Yıllarda Katlandı
2022 yılında ekspertiz ücretleri bugünkü seviyelerin oldukça altındaydı.
Bugün ise özellikle büyük ticari taşınmazlarda; ilk ekspertiz, ikinci ekspertiz, gerekiyorsa üçüncü ekspertiz, KDV, dosya giderleri ile birlikte maliyetler oldukça yüksek seviyelere ulaşıyor.
Bazı büyük ticari taşınmazlarda toplam ekspertiz maliyetinin 150 bin TL’nin üzerine, daha karmaşık projelerde ise bunun da üstüne çıkabildiği ifade ediliyor.
Bu rakamlar, kredi kullanmak isteyen işletmeler açısından ilave bir finansman yükü oluşturuyor.
Aynı Taşınmaz İçin İki Kez Aynı İşlem
Firmaların en fazla eleştirdiği konu ise şu: Aynı taşınmaz üzerinde iki farklı uzman neredeyse aynı incelemeyi yapıyor. Çoğu zaman raporlar birbirine oldukça yakın çıkıyor. Buna rağmen ikinci raporun maliyeti de tamamen kredi kullanan müşteriye yükleniyor.
Dolayısıyla uygulama bankanın riskini azaltırken maliyetini vatandaş ve firmalar üstlenmiş oluyor.
2022’nin 10 Milyonu Bugünün Kaç Milyonu?
Ekonomide enflasyon nedeniyle birçok parasal eşik düzenli olarak güncellenirken; vergi istisnaları, harçlar, cezalar, yeniden değerleme tutarları her yıl artırılıyor.
Ancak ekspertiz yönetmeliğindeki 10 milyon TL sınırının uzun süredir aynı kalması, düzenlemenin kapsadığı işlem sayısını önemli ölçüde artırmış durumda.
Bugün birçok orta ölçekli fabrika, depo veya şehir merkezindeki ticari gayrimenkul bu sınırı rahatlıkla aşabiliyor.
BDDK’nın Güncelleme Yetkisi Bulunuyor
Yönetmelik, parasal eşiğin değiştirilmesine imkân tanıyor.
Bu nedenle sektör şu soruyu soruyor: Risk yönetimi korunurken neden parasal eşik enflasyona göre güncellenmiyor?
Sektörün Beklentileri
Reel sektör temsilcileri ve finans çevrelerinde dile getirilen öneriler şöyle özetleniyor:
- 10 milyon TL sınırı yeniden değerleme oranına veya Konut Fiyat Endeksi’ne göre otomatik güncellenmeli.
- Ticari ve bireysel taşınmazlar için farklı eşikler belirlenmeli.
- İkinci ekspertiz sadece belirli risk kriterlerinin oluştuğu durumlarda zorunlu olmalı.
- İkinci ekspertiz ücretinin tamamı müşteriye yüklenmemeli; maliyet banka ile paylaşılmalı.
- Dijital değerleme ve merkezi veri tabanları kullanılarak mükerrer ekspertiz ihtiyacı azaltılmalı.
Özetle
2022 yılında bankacılık sisteminin güvenliğini artırmak amacıyla getirilen çift ekspertiz zorunluluğu, aradan geçen yıllarda değişen ekonomik koşullar nedeniyle hem vatandaş hem de özellikle finansmana erişimde zorlanan reel sektör açısından ciddi bir maliyet unsuruna dönüştü.
Bugün tartışılan konu, çift ekspertiz uygulamasının kaldırılması değil, değişen piyasa koşulları karşısında 10 milyon TL’lik sınırın güncellenerek düzenlemenin yeniden amacına uygun hale getirilmesi. Böyle bir adım, bankaların risk yönetimini zayıflatmadan vatandaşın ve firmaların üzerindeki gereksiz mali yükün azaltılmasına katkı sağlayabilir.

BANKA HABERLERİ
Kârlılık baskısı, arazi satışları ve yönetim değişikliği: İş Bankası’nda ne oluyor?
İş Bankası’nda bir dönem kapanıyor: Adnan Bali sonrası yeni güç dengesi…
Hakan Aran Şişecam’a, Cahit Çınar İş Bankası’nın başına…
Grubun zirvesindeki eş zamanlı değişiklik sıradan bir görev değişimi mi, yoksa İş Bankası Grubu’nda yeni bir dönemin başlangıcı mı?
Yayınlanma:
2 hafta önce|
07/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Türkiye’nin en büyük özel bankalarından Türkiye İş Bankası’nda uzun yıllar sonra grubun güç dengelerini de etkileyebilecek önemli bir yönetim değişikliği yaşandı.
7 Ağustos 2026’da açıklanan kararlarla İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın 31 Ağustos itibarıyla bankadaki görevlerinden ayrılarak Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmesi kararlaştırıldı.
Aran’ın yerine ise halen İş Bankası Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten H. Cahit Çınar’ın, BDDK’ya yapılacak bildirim ve gerekli izinlerin ardından 1 Eylül 2026 itibarıyla İş Bankası Genel Müdürü olması kararlaştırıldı.
Aynı gün Şişecam cephesinde de çok önemli bir gelişme yaşandı.
Uzun yıllar İş Bankası’nın en etkili yöneticilerinden biri olan ve son olarak Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Adnan Bali görevinden ayrıldı.
Bali’nin yerine Hakan Aran getirildi.
Böylece İş Bankası Grubu’nun iki önemli merkezinde aynı anda koltuk değişimi gerçekleşmiş oldu:
İş Bankası: Hakan Aran → H. Cahit Çınar
Şişecam: Adnan Bali → Hakan Aran
Bu tablo ilk bakışta basit bir görev değişimi gibi görünse de İş Bankası Grubu’nun yönetim tarihi açısından çok daha önemli anlamlar taşıyor.
Adnan Bali dönemi gerçekten kapandı mı?
Adnan Bali, İş Bankası tarihinde yalnızca eski bir genel müdür olarak değerlendirilmesi zor bir isim. 2011 yılında İş Bankası Genel Müdürlüğü görevine gelen Bali, yaklaşık 10 yıl boyunca bankanın en tepesinde görev yaptı.
2021 yılında Genel Müdürlüğü Hakan Aran’a devrettikten sonra ise İş Bankası Grubu’nun amiral gemilerinden Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Dolayısıyla Bali’nin İş Bankası Genel Müdürlüğü’nden ayrılması, grubun yönetiminden tamamen çekilmesi anlamına gelmemişti.
Tam tersine Şişecam Başkanlığı, Bali’nin İş Bankası Grubu içindeki etkinliğinin devam ettiği en önemli pozisyonlardan biri olarak görülüyordu. 7 Ağustos 2026’da gerçekleşen istifayla bu dönem önemli ölçüde sona ermiş oldu. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Yaşanan değişimi “Bali ekibinin tamamen tasfiyesi” şeklinde okumak için henüz yeterli veri bulunmuyor.
Çünkü hem Hakan Aran hem de H. Cahit Çınar İş Bankası’nın kendi kurumsal yapısından yetişen yöneticiler.
Bu nedenle yaşananları bir tasfiyeden çok, grubun üst yönetimindeki kuşak ve görev değişimi şeklinde değerlendirmek daha doğru olabilir.
Asıl soru bundan sonra ortaya çıkacak: Yeni yönetim, Bali döneminde oluşturulan stratejik çizgiyi devam ettirecek mi, yoksa İş Bankası Grubu yeni bir yönetim anlayışına mı geçecek?
Hakan Aran bankadan ayrılmıyor, grubun sanayi merkezine geçiyor
Hakan Aran açısından gelişmenin en dikkat çekici tarafı ise İş Bankası Grubu’ndan tamamen ayrılmaması.
Aran, bankanın Genel Müdürlüğü’nden grubun en stratejik sanayi yatırımlarından Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanlığına geçiyor. Bu nedenle değişimi Hakan Aran’ın sistem dışına çıkması şeklinde değerlendirmek yanlış olur. Tam tersine Aran’ın ağırlığı artık bankacılıktan doğrudan reel sektör ve sanayi tarafına kayıyor.
Şişecam sıradan bir iştirak değil. Türkiye İş Bankası’nın yüzde 50’nin üzerinde payla kontrol ettiği, onlarca ülkede faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük küresel sanayi şirketlerinden biri konumunda.
Bu nedenle Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı İş Bankası Grubu içerisindeki en kritik görevlerden biri.
Dolayısıyla ortaya ilginç bir yönetim modeli çıkıyor: Bankanın günlük yönetimi Cahit Çınar’a bırakılırken, Hakan Aran grubun sanayi tarafındaki en önemli şirketinin başına geçiyor.
Bu tercihin önümüzdeki yıllarda İş Bankası’nın iştirak politikası açısından önemli sonuçları olabilir.
Zamanlama neden dikkat çekici?
Yönetim değişikliğini önemli hale getiren unsurlardan biri de zamanlaması. İş Bankası, Türkiye’nin aktif büyüklüğü, kredi ve mevduat hacmi bakımından en büyük özel bankalarından biri olmayı sürdürüyor.
2026’nın ilk çeyreğinde banka yaklaşık 4,9 trilyon TL Aktif Büyüklüğe ulaşırken 20,4 milyar TL net kâr açıklamıştı. 2026 ilk yarısında Aktif Büyüklük %10 artarak 5 trilyon TL olurken; net kâr 30 milyar TL’de kalmış 2025 ilk yarı karlılığına göre sadece %1 arttı. Aynı dönemde Bankacılık Sektörü karlılığını ortamala %25 artırırken bankadaki kâr erozyonu yaşandığı görüldü.
Kısaca; kârlılık rasyoları büyüklük kadar güçlü bir tablo ortaya koymadı ve rekabetin gerisinde kaldı. Ki kârlılığın 2025’e göre sadece %1 artması reel olarak gerilemesi anlamı taşıyor.
2026 ilk yarısında İş Bankası’nın; ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 16,6; ortalama aktif kârlılığı yüzde 1,5; sermaye yeterlilik oranı %15,4’e gerilerken; takipteki kredi oranı %3,8’e yükseldi. Faaliyet giderleri/faaliyet gelirleri oranı ise yüzde 61,6 seviyesinde gerçekleşti.
Özellikle yüksek enflasyon ortamında nominal bilanço ve kâr büyüklüğünün tek başına başarı göstergesi olarak değerlendirilmesi yanıltıcı olabilir.
Bankalar açısından asıl kritik gösterge, büyüyen özkaynağın üzerinde sürdürülebilir bir getiri üretilebilmesidir. Bu nedenle İş Bankası’nın önümüzdeki dönemde en önemli gündem maddelerinden birinin kârlılığın kalitesini ve sermaye getirisini yükseltmek olması beklenebilir.
Büyük bilanço her zaman yüksek kârlılık anlamına gelmiyor
İş Bankası’nın karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Banka büyüyor. Kredileri büyüyor. Mevduatı büyüyor. Aktifleri büyüyor. Fakat yüksek enflasyon ortamında bilanço büyüklüğündeki nominal artış ile gerçek ekonomik getiri birbirinden ayrılmak zorunda.
Özellikle özkaynak kârlılığının enflasyonun belirgin şekilde altında kaldığı dönemlerde bankanın reel anlamda sermaye üretme kapasitesi tartışmalı hale geliyor. Bu durum sadece İş Bankası’na özgü değil. Türkiye’de bankacılık sektörünün önemli bölümünün son yıllardaki temel problemlerinden biri nominal kâr ile reel kârlılık arasındaki farkın açılması.
Dolayısıyla yeni Genel Müdür Cahit Çınar’ın önündeki en önemli dosyalardan biri muhtemelen sermaye verimliliği olacak.

Gayrimenkul ve arazi satışları neden tartışılıyor?
İş Bankası Grubu açısından son dönemde dikkat çeken diğer gelişme ise gayrimenkul varlıklarının değerlendirilmesi. Burada İş Bankası’nın doğrudan sahip olduğu gayrimenkuller ile grup şirketi Şişecam’ın arazi satışlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Özellikle Şişecam’ın İstanbul Beykoz’daki yaklaşık 117 dönümlük arazisinin yaklaşık 171 milyon dolar karşılığında satılması kamuoyunda ciddi tartışma yaratmıştı.
Hakan Aran ise söz konusu satışın rasyonel olduğunu savunmuş, satış sayesinde Şişecam’a milyarlarca liralık nakit girişi sağlandığını belirtmişti.
Ancak konu yalnızca bir gayrimenkul satışı olarak görülmemeli. Türkiye’de finansman maliyetlerinin son derece yüksek olduğu bir dönemde şirketlerin atıl veya faaliyet dışı varlıklarını nakde dönüştürmesi finansal açıdan anlaşılabilir.
Fakat kritik soru şudur: Varlık satışıyla yaratılan kâr ve nakit, operasyonel faaliyetlerden yaratılan sürdürülebilir kârlılığın yerini almaya başlıyor mu?
Eğer cevap evetse, bilanço açısından çok daha dikkatli analiz yapılması gerekir. Çünkü arazi bir kez satılır. Operasyonel kâr ise her yıl yeniden üretilmek zorundadır.
Gayrimenkul satışı ile operasyonel başarı birbirine karıştırılmamalı
Finansal analiz açısından bu ayrım son derece önemli.
Bir şirket 5 milyar TL faaliyet kârı üretip 10 milyar TL değerinde gayrimenkul satarsa dönem sonunda yüksek nakit ve kâr rakamlarına ulaşabilir.
Ancak bunun önemli bölümü tekrarlanabilir değildir.
Bu nedenle İş Bankası Grubu açısından önümüzdeki dönemde yatırımcıların yalnızca açıklanan net kâra değil; net faiz gelirlerine, net faiz marjına, ücret ve komisyon gelirlerine, kredi kalitesine, iştirak gelirlerine, özkaynak kârlılığına, sermaye yeterliliğine ve tek seferlik varlık satışlarından gelen kazançlara ayrı ayrı bakması gerekiyor.
Cahit Çınar’ın önünde nasıl bir İş Bankası var?
Yeni Genel Müdür H. Cahit Çınar, Türkiye’nin en büyük ve en karmaşık finansal gruplarından birinin yönetimini devralıyor.
Üstelik oldukça zor bir ekonomik dönemde. Yüksek faizler, kredi büyümesine yönelik sınırlamalar, reel sektörde bozulan nakit akışları, artan sorunlu kredi riski ve bankacılık sektöründe daralan reel kârlılık alanı yeni yönetimin önündeki temel sorunlar olacak.
İş Bankası açısından bunun üzerine bir de dev iştirak portföyünün etkin yönetimi ekleniyor. Dolayısıyla yeni dönemde bankanın sadece büyüklüğünü koruması yeterli olmayacak.
Büyüklüğü kârlılığa dönüştürmesi gerekecek.
Şişecam cephesindeki sorun daha farklı
Hakan Aran’ın Şişecam’ın başına geçmesi de tesadüfi olmayan stratejik bir tercih olarak değerlendirilebilir.
Şişecam son yıllarda büyük ölçekli uluslararası yatırımlar yaptı. Buna karşılık küresel talep, enerji maliyetleri, finansman giderleri ve yatırım harcamaları şirketin sermaye verimliliğini daha önemli hale getirdi.
Şirket hisselerinin uzun dönem performansı da yatırımcılar tarafından eleştiriliyor. Dolayısıyla Hakan Aran’ın önünde artık bankacılık kârlılığından farklı bir problem bulunuyor: Dev bir sanayi şirketinde yatırımın geri dönüşünü ve sermaye verimliliğini artırmak.
Bu açıdan bakıldığında İş Bankası Grubu’nun 7 Ağustos kararları aslında iki ayrı görev tanımlıyor olabilir.
Cahit Çınar: İş Bankası’nın bankacılık kârlılığını ve sermaye verimliliğini artıracak.
Hakan Aran: Şişecam’ın yatırımlarını, bilançosunu ve sermaye getirisini yönetecek.
Adnan Bali’nin çekilmesi sembolik olarak çok önemli
Bütün bunların üzerinde ise Adnan Bali’nin Şişecam Başkanlığından ayrılması bulunuyor. Bali yaklaşık 15 yıldır İş Bankası Grubu’nun en görünür ve etkili yöneticilerinden biriydi. Önce İş Bankası Genel Müdürü, ardından Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı olarak grubun stratejik kararlarında önemli roller üstlendi.
Bu nedenle 7 Ağustos 2026 tarihi İş Bankası Grubu açısından sembolik bir tarih olarak kayda geçebilir. Fakat “Bali dönemi tamamen sona erdi” sonucuna varmak için yalnızca isim değişikliğine bakmak yeterli değil. Asıl belirleyici olan bundan sonra alınacak kararlar olacak.
Yeni yönetim; iştirak portföyünde değişikliğe giderse, gayrimenkul satışlarını hızlandırırsa, sermaye dağılımını yeniden düzenlerse, Şişecam’ın yatırım politikasını değiştirirse, bankanın kredi ve büyüme stratejisinde farklılaşmaya giderse, o zaman gerçek anlamda yeni bir İş Bankası döneminden söz etmek mümkün olacak.
Asıl soru: Neden şimdi?
İş Bankası’nın 102 yıllık tarihinde yönetim değişiklikleri her zaman önemlidir.
Ancak bu değişiklik farklı. Çünkü aynı anda hem bankanın hem de grubun en büyük sanayi şirketinin tepesinde değişim yaşanıyor.
Üstelik bu değişim; bankacılık sektöründe reel kârlılığın tartışıldığı, yüksek faizlerin reel sektörü zorladığı, kredi risklerinin arttığı, Şişecam’ın büyük yatırımlarının geri dönüşünün yakından izlendiği ve grup varlıklarının daha etkin kullanılması gerektiğinin tartışıldığı bir döneme denk geliyor.
Bu nedenle 7 Ağustos kararlarını sadece iki yöneticinin koltuk değiştirmesi şeklinde okumak eksik kalacaktır.
İş Bankası Grubu’nda sermaye verimliliği, kârlılık ve iştirak yönetiminin yeniden şekilleneceği yeni bir dönemin işareti olabilir.
Ve belki de önümüzdeki dönemde cevap aranması gereken en önemli soru şu: Adnan Bali sonrası İş Bankası Grubu aynı stratejiyle yeni isimler tarafından mı yönetilecek, yoksa yeni isimlerle birlikte strateji de değişecek mi?
Bunun cevabını atamalar değil, önümüzdeki 12–24 ayda alınacak yatırım, iştirak, kredi, gayrimenkul ve sermaye dağılımı kararları verecek.
Bankavitrini.com | Haber Analiz
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.051)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.623)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (589)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.980)
- GÜNCEL (4.565)
- GÜNDEM (3.562)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.731)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (581)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.477)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (826)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (116)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (60)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Brezilya, tavuk eti ve bal ihracatı için AB'den yeşil ışık bekliyor 06/08/2026
- Borsa İstanbul’da gong Quick Sigorta için çaldı 06/08/2026
- Almanya'da fabrika siparişleri Haziran'da tahminleri aştı 06/08/2026
- A101'e koşullu CarrefourSA izni 06/08/2026
- AR-GE'ye geçen yıl 253,5 milyar lira harcandı 06/08/2026
- Gram altında son durum ne? 6 Ağustos 2026 Perşembe altın fiyatları… 06/08/2026
- Roundup davalarının Bayer'e maliyeti 10 milyar doları aştı 06/08/2026
- Wall Street’te hedge fonlara siber saldırı 06/08/2026
- Dolar ve Euro kuru bugün ne kadar oldu? 6 Ağustos 2026 döviz fiyatları… 06/08/2026
- Küresel piyasalarda Hürmüz soruları 06/08/2026
SON YAZILAR
- Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2026 İLK YARI PERFORMANSLARI 20/08/2026
- DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı 19/08/2026
- Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor 19/08/2026
- Garanti BBVA, 2,64 milyar TL’lik takipteki alacağını sattı 15/08/2026
- DenizBank 4,41 milyar TL’lik sorunlu kredi portföyünü sattı 14/08/2026
- Vergi rekortmenleri ekonominin röntgenini çekti: Bankalar zirvede, sanayi nerede? 14/08/2026
- Çifte Ekspertiz, Çifte Fatura! BDDK’nın Güncellemeyen Limiti Kredi Maliyetlerini Nasıl Katlıyor? 14/08/2026
- Hürmüz’de düğüm çözülmüyor, piyasalar direnmeye devam ediyor 14/08/2026
- Petrol ateşi, enflasyon korkusu, yükselen tahvil faizleri: Gözler ABD TÜFE’de 12/08/2026
- 2026 YILINDA HALKA ARZ OLUP HALKA ARZ FİYATININ ALTINA DÜŞEN ŞİRKETLER… 12/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
