GÜNCEL
Warsh şahin kaldı, gözler ABD istihdam verisinde
Yayınlanma:
3 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Fed Başkanı Warsh, Portekiz’de düzenlenen ECB’nin yıllık Merkez Bankacılığı Forumu’nda, Avrupa, İngiltere ve Kanada Merkez Başkanları ile katıldığı panelde, Fed’in %2 enflasyon hedefinden taviz vermeyeceğini ve bunun aksini bekleyenlerin hayal kırıklığına uğrayacağını söyledi. Başkan Trump’ın faiz indirimi çağrılarına da dolaylı yanıt veren Warsh, Fed’in bağımsızlığının tartışmaya açık olmadığını vurgularken, Temmuz sonundaki FOMC toplantısı öncesinde faiz patikasına ilişkin hiçbir yönlendirme yapmayacağını belirtti. Panelde diğer merkez bankası başkanlarının da benzer şekilde para politikasına ilişkin önceden sinyal vermekten kaçındığını gördük.
Warsh, enflasyon risklerinin son dönemde bir miktar hafiflediğini kabul etmekle birlikte, para politikasında gevşemeye gidileceği beklentilerini reddetti ve kararların yalnızca toplantı sırasında değerlendirilecek güncel verilere göre alınacağını söyledi. Konuşması sırasında piyasalar Eylül ayındaki faiz artırım beklentilerini sınırlı ölçüde azaltırken, Fed’in 15-16 Eylül toplantısında faiz artıracağına yönelik olasılık yaklaşık %65 seviyesinde kalmaya devam etti.
Jeopolitik cephede ise, İran ile diplomatik temasların olumlu mânâda ilerlemesi ve Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatının artmasıyla Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 70 dolar seviyelerini test ederek savaş öncesi döneme geri çekildi. Trump’ın gazetecilere yaptığı açıklamada “İran ile iyi anlaşıyoruz” ifadelerini kullanması da piyasalar tarafından memnuniyetle karşılandı. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin, küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceğine yönelik beklentileri desteklediğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Kıymetli metallerin elbette dipten döndüğü ve yükselişin başladığı yönünde iddialı söylemlerden uzak durmak istesek de, teknik anlamda aşırı satım bölgesinden başlayan yükselişi yakından ve ilgiyle takip ediyoruz. Gümüşün ons fiyatının 55 dolar seviyesini test etmesi ardından bu sabah 60 dolar seviyesinin üzerine toparlandı. Benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4 bin dolar seviyesinin üzerine yükseldiğini not edelim. Gümüşün 62-63 dolar seviyelerinin üzerinde temiz bir günlük kapanış yapması durumunda uzunca bir süredir uzak durduğumuz gümüşte yeniden alım isteğiyle kolları sıvayacağız (bakınız grafik). Altın için ise 4,200 dolar üzeri kapanış görmeden acele etmeyeceğiz. Altın gümüş rasyosunun ise son altı gündür gümüş lehine ilerlemesinin de önemli bir işaret olduğunun altını çizmek isteriz.
Her ayın ilk cuması açıklanan ve dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de ekonomik gidişat hakkında en sağlıklı bilgiyi verdiğine inanılan tarım dışı istihdam verisi yarın ABD’nin tatil olması nedeniyle bugün KKTC saati 15.30’da açıklanacak. Resmî istihdam verisi öncesinde dün açıklanan ve öncü bir veri olan ADP özel sektör istihdamının Haziran ayında beklentileri kaşılayamadığını gördük. Reuters anketinde Haziran ayında tarım dışı sektörde 110 bin kişinin istihdam edildiği, bunun yanı sıra işsizlik oranının ise %4,3 seviyesinde sabit kalması bekleniyor. Beklentilerin üzerinde gelecek güçlü bir veri, Eylül ayında Fed’in faiz artırma ihtimalini daha da güçlendirebileceği gibi, zayıf bir verinin ise Fed Başkan Warsh’un şahin tonuna ‘zarar’ verebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Fed Başkanı Warsh’un Sintra’daki konuşmasında enflasyon risklerinin son dönemde bir miktar hafiflediğini kabul etmekle birlikte, %2 enflasyon hedefinden taviz verilmeyeceğini ve Fed’in gevşek para politikasına yönelmeyeceğini yinelemesi piyasaların kılavuzu konumunda 10 yıllık ABD tahvil faiz getirisi dün %4,50 seviyesini kadar taşıdı. Teknik bir bakış açısıyla 10 yıllık tahvil cephesinde yükselişin devam edebileceğinden endişe ederken, doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur (DXY) bu sabah 101,40 seviyelerinde yer almaya ve güçlü seyrini korumaya devam ettiğini not edelim. Son aylarda güçlü seyreden ABD ekonomisi ve yapay zekâ yatırımlarının desteklediği sermaye girişleri doları genel mânâda desteklemeye devam ediyor.
Yeni güne başlarken Asya piyasalarında satış baskısının hâkim olduğunu görüyoruz. Gözlerin çevrildiği Güney Kore borsası (KOSPI), yapay zekâ temalı teknoloji hisselerinde yaşanan küresel satış dalgasının etkisiyle sert değer kaybetti. Meta Platforms’un elindeki fazla yapay zekâ işlem kapasitesini bulut hizmeti olarak satmayı planladığı haberinin, sektörde kapasite fazlası oluşabileceği endişelerini artırmasıyla çip üreticileri öncülüğünde satışlar hızlandı. KOSPI endeksi gün içinde %6’nın üzerinde gerilerken, Samsung Electronics yaklaşık %8, SK Hynix ise %9’dan fazla değer kaybetti. Buna rağmen yılın başından bu yana KOSPI’nin hâlen yaklaşık %90 primli olması, yaşanan hareketin güçlü yükselişin ardından gelen bir kâr realizasyonu niteliğinde olduğunu gösteriyor.
Öte yandan Japon yeni, dolar karşısında 162,84 seviyesini görerek son 40 yılın en düşük düzeyine geriledi. Özellikle ABD’de yarın kutlanacak Bağımsızlık Günü nedeniyle işlem hacimlerinin azalacak olması, Japon yetkililerin piyasaya müdahâle edebileceği yönündeki beklentileri artırıyor. ABD istihdam verisinin beklentilerin üzerinde kuvvetli gelmesi durumunda, yen cephesinde devam eden zayıf seyrin daha da şiddetleneceğini, aksi durumda ise nefeslenme için bir zaman penceresi açılacağını düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise dün büyümenin öncü göstergesi olarak takip edilen imalat sanayi PMI endeksi Haziran ayında büyüme ile daralmanın ayrıştığı eşik seviye olan 50’nin altında 47,1 değerini alarak art arda iki yıldan uzun bir süredir daralma bölgesinde kalmaya devam etti. Alt kalemlerde, kimya, plastik ve kauçuk sektörü dışında kalan diğer 9 sektörün Haziran’da daralmaya devam ettiğini gördük. Veri akışında dün İstanbul Ticaret Odası’nın (ITO) İstanbul için açıkladığı Haziran ayı TÜFE enflasyonu %1,14 oldu. Bu sonuçla yıllık enflasyon oranı %35,9 seviyesine geriledi. Yarın TÜİK tarafından açıklanacak resmî enflasyonun da %1 artış yönünde olacağı düşünülüyor.
Enerji fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin de yardımıyla Temmuz ayıyla birlikte enflasyonda yeniden daha ılımlı seviyeleri konuşmaya başlayacağımızı bunun da TCMB’nin elini biraz da olsa rahatlatacağını düşünüyoruz. Bu bağlamda, savaşın patlak vermesiyle fonlamanın haftalık repo faizi olan %37 yerine gecelik borç verme faizi olan %40’dan yapılmasından da geri adım atılarak normalleşme sürecinin de başlayacağını öngörüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürerek 46,70 seviyesine doğru ilerlerken, yabancı nezdindeTürkiye’nin risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 223 baz puan ile son dönemlerde olduğu üzere yatay bir seyir izlemeye devam ediyor.
Petrol fiyatlarındaki geri çekilme tahvil piyasalarını desteklemeye devam ederken, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere geri çekilmesiyle olumlu mânâda etkilenmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Jeo-ekonomik tarafta yaşanan olumlu hikâyenin de yardımı ile, TL ve TL cinsi varlıkların yatırımcı ilgisinde kalmaya devam edeceğinin altını tekrar çizmek isteriz. Bu minvalde, 2 yıl vadeli gösterge tahvil bileşik faizi %40 seviyesinin hemen etrafında kalmaya devam ederken, Borsa İstanbul ana endeksi dün günü %1,6 yükselişle tamamladı. Savunma sanayi hisselerinde yükseliş ise dikkat çekiyor.
Piyasaların gündeminde bugün her ne kadar ABD istihdam raporu öne çıksa da, her hafta perşembe günü olduğu üzere TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini de yakından takip edeceğiz.
Gümüş
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ
Yayınlanma:
16 saat önce|
02/10/2026Yazan:
BankaVitrini
TCMB’nin yeni uygulaması 1 Ekim itibarıyla başladı. Döviz almama taahhüdü kaldırılırken yerine %10’luk döviz pozisyon sınırı getirildi. Destek artık firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. 2026’nın son üç ayında yıllık limitlerin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek.
Bankavitrini – Özel Haber
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçı ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalara yönelik Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasında 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni dönem başladı.
Ağustos ayında yapılan düzenlemenin ayrıntıları netleşirken, yeni sistemde yalnızca dövizini Türk lirasına çeviren firmaya destek verilmesi anlayışından, üretim, istihdam ve katma değer yaratma kapasitesini de dikkate alan bir modele geçildi.
TCMB de 28 Eylül’de yayımladığı analizinde yeni uygulamanın daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya kavuştuğunu açıkladı.
%3’lük destek devam ediyor
Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı %2 olarak korunurken, geçici olarak uygulanan %3’lük destek oranı 31 Ocak 2027’ye kadar devam edecek.
Başka bir ifadeyle, uygun koşulları sağlayan firma TCMB’ye sattığı destek kapsamındaki dövizin TL karşılığı üzerinden bu dönemde %3 oranında destek alabilecek. Ancak yeni sistemde kritik nokta, firmanın istediği miktarda dövizi destek kapsamında satamayacak olması.
Çünkü artık destek tutarı ve döviz satış limiti firmanın yarattığı katma değerle ilişkilendiriliyor.
“Döviz alma” şartı kalktı, yerine %10 sınırı geldi
Yeni düzenlemenin firmalar açısından en önemli değişikliklerinden biri, daha önce uygulanan “dönüşüm sonrasında 1 ay döviz/altın almama” şartının kaldırılması.
Bunun yerine firmalara döviz pozisyon oranı sınırı getirildi. Yeni uygulamada firmanın likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktiflerinden yüksek olanına oranının %10’u aşmaması gerekiyor.Bu değişiklik özellikle bilançosunda yüksek miktarda likit döviz bulunduran şirketler açısından önemli.
Artık banka açısından sadece: “Firma döviz aldı mı?” sorusu değil, “Firmanın bilançosundaki likit döviz pozisyonu ne kadar?” sorusu da önem kazanacak.
Desteğin miktarı artık firmanın “katma değerine” bağlı
Yeni sistemin en dikkat çekici tarafı ise destek kapsamında satılabilecek döviz miktarının firmanın yarattığı katma değerle sınırlandırılması.
TCMB’nin hesabında iki temel unsur dikkate alınıyor: Faaliyet kârı + işgücü maliyeti
Faaliyet kârı, firmanın Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirdiği yıllık gelir tablosundan alınırken, işgücü maliyeti SGK kayıtlarındaki çalışanlar için ödenen maaş/ücret ve primlerin 12 aylık toplamından oluşuyor. Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise kâr tutarı sıfır kabul ediliyor.
Dolayısıyla zarar eden ancak yüksek istihdam maliyeti bulunan bir şirket de tamamen sistemin dışında kalmıyor.
Örnek: 100 milyon TL katma değer yaratan firma
Bir şirketin;
- Faaliyet kârı: 40 milyon TL
- 12 aylık işgücü maliyeti: 60 milyon TL olsun.
Firmanın dikkate alınan katma değeri:
40 + 60 = 100 milyon TL olacak.
Bu rakam, firmanın destek kapsamında satabileceği döviz tutarının belirlenmesinde esas alınacak.
Burada önemli bir ayrım var: 100 milyon TL katma değer, 100 milyon TL destek anlamına gelmiyor.
%3’lük destek oranında 100 milyon TL’lik dönüşümün destek karşılığı: 3 milyon TL oluyor.
Ayrıca yıllık toplam destek tutarı 100 milyon TL ile sınırlandırılmış durumda.
2026’nın son üç ayında limit dörtte bire düşüyor
Yeni sistemin ilk uygulama dönemi açısından dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri de 2026 yılına ilişkin geçiş hükmü.
1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde yıllık olarak hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının yalnızca dörtte biri dikkate alınacak.
Bu nedenle yıllık destek üst sınırı olan 100 milyon TL, 2026’nın son üç ayında: 25 milyon TL olarak uygulanacak.
Aynı şekilde firmanın yıllık katma değerine göre hesaplanan limit de 2026 son çeyreğinde dörtte bir oranında dikkate alınacak.
Yeni sistem doğrudan ihracatçı olmayan üreticiyi de kapsıyor
Düzenlemenin reel sektör açısından bir başka önemli boyutu ise tedarikçi firmalar.
Bir şirket ihracatı doğrudan kendisi gerçekleştirmiyor, ürünlerini aracı ihracatçı üzerinden ihraç ediyorsa, belirli koşulların sağlanması halinde döviz dönüşüm desteğinin tedarikçi firmaya doğrudan ödenebilmesinin önü açıldı.
TCMB, bu düzenlemeyle doğrudan ihracatçı olmayan daha fazla tedarikçi firmanın destekten yararlanmasının amaçlandığını belirtiyor.
Bu değişiklik özellikle ihracatını dış ticaret şirketleri veya aracı ihracatçılar üzerinden yapan üreticiler açısından önem taşıyor.
44 bin firma destekten yararlandı
TCMB’nin verilerine göre uygulamanın başladığı 2023 yılından bugüne yaklaşık 44 bin firmaya döviz dönüşüm desteği sağlandı.
Destekten yararlanan firmaların toplam ihracatçı firmalar içindeki payı da 2026 yılında %34’e ulaştı.
TCMB, yeni düzenlemeyle bu oranın daha da artmasını bekliyor.
Merkez Bankası’nın analizine göre yeni sistem özellikle daha önce döviz almama taahhüdü nedeniyle destekten yararlanamayan, ancak yüksek katma değer üreten firmaların da sisteme dahil olabilmesini amaçlıyor.
TCMB’nin yeni modelindeki temel değişiklikler
| Konu | 1 Ekim 2026 sonrası |
|---|---|
| Destek oranı | %3 – 31 Ocak 2027’ye kadar |
| Temel destek oranı | %2 |
| Döviz almama taahhüdü | Kaldırıldı |
| Döviz pozisyon sınırı | %10 |
| Firma satış limiti | Katma değerle ilişkilendirildi |
| Katma değer hesabı | Faaliyet kârı + işgücü maliyeti |
| Yıllık destek tavanı | 100 milyon TL |
| 2026 son çeyrek destek tavanı | 25 milyon TL |
| Tedarikçi firma | Belirli şartlarla doğrudan destek alabilecek |
Bankacılık açısından yeni dönem: Kontrol yükü artıyor
Yeni düzenleme yalnızca ihracatçı firmaların hesaplama yöntemini değiştirmiyor.
Bankaların kontrol fonksiyonu da önem kazanıyor.
Çünkü artık firmanın;
- döviz pozisyonu,
- ihracat bedelinin kaynağı,
- destek kapsamında satılabilecek döviz miktarı,
- katma değer hesabı,
- gerekli mali belgeleri birlikte değerlendirilecek.
Bu da döviz dönüşüm desteğini bankalar açısından basit bir döviz alış-satış işleminden çıkararak firma ve bilanço bazlı bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor.
Asıl değişiklik: “Dövizini getirene” değil, “katma değer yaratana” daha fazla alan
Yeni sistemin arkasındaki temel yaklaşım TCMB’nin kendi açıklamasında açık biçimde ortaya konuluyor.
Merkez Bankası, yeni uygulamayla desteği “yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer oluşturan ve net döviz satım eğilimi yüksek firmalara” yönlendirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Bu açıdan bakıldığında yeni modelde üç kriter öne çıkıyor:
1. Döviz pozisyonu
Firma bilançosunda ne kadar likit döviz taşıyor?
2. Katma değer
Firma ne kadar faaliyet kârı ve istihdam yaratıyor?
3. Döviz dönüşümü
Firma elde ettiği yurt dışı kaynaklı dövizin ne kadarını TL’ye çeviriyor?
Dolayısıyla sistem, klasik anlamdaki “dövizini bozdur, %3 primi al” mekanizmasından daha farklı bir yapıya dönüşüyor.
İhracatçı yeni dönemde nelere dikkat etmeli?
1 Ekim itibarıyla destekten yararlanmak isteyen firmaların özellikle şu dört başlığı kontrol etmesi gerekiyor:
• Döviz pozisyon oranı %10’un üzerinde mi?
• Faaliyet kârı ve işgücü maliyeti ne kadar?
• Bu rakamlara göre destek kapsamında satılabilecek döviz limiti ne?
• 2026 son çeyreğinde bu limitin yalnızca dörtte biri kullanılabilecek mi?
Bunlara ek olarak, aracı ihracatçı üzerinden çalışan üreticilerin de tedarikçi olarak doğrudan destek alma koşullarını ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.
Bankavitrini’nin notu
Yeni düzenleme, döviz dönüşüm desteğinde önemli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor.
Eski sistemin odağında “döviz alma” davranışı varken, yeni sistemin odağı “döviz pozisyonu + katma değer + istihdam” üçlüsüne kayıyor.
Bu nedenle özellikle yüksek ihracat yapan şirketlerin yalnızca ihracat rakamlarına değil, bilanço yapısına, faaliyet kârlılığına ve işgücü maliyetine de bakarak destek kapasitesini hesaplaması gerekiyor.
TCMB açısından ise hedef, desteğin rezervlere yaptığı katkının daha kalıcı hale gelmesi ve desteğin yüksek katma değer yaratan firmalara daha fazla ulaşması.
GÜNCEL
Faiz ateşi dünyayı sararken, gözler ABD istihdam raporuna çevrildi
Yayınlanma:
19 saat önce|
02/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel tahvil piyasalarında satış baskısı derinleşirken, devletlerin ve şirketlerin borçlanma maliyetleri uzun yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi dün gün içinde %5,34 ile 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi görürken, İngiltere’de 30 yıllık faiz %6’yı aşarak 1998’den bu yana zirveye çıktı. Bu yükselişte başrolü, enflasyonu canlı tutan yüksek enerji maliyetleri oynuyor. Ancak yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarının artan finansman ihtiyacını ve küresel ekonominin yüksek faizlere rağmen güçlü kalmasını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Son dönemlerde mütemadiyen küresel tahvil faizlerindeki yükselişi anlatıyoruz. Devletlerin borçlanma maliyetlerinden konut, otomobil ve öğrenci kredilerine kadar ekonomideki pek çok faiz oranı tahvil faizlerinden etkileniyor. Mesela uzun vadeli faizlerin yükselmesiyle ABD’de konut kredisi faizi geçen ay %7’yi aşarak iki yılı aşkın sürenin zirvesine çıktı. İngiltere’de faizlerin yükselmesi kamu borcu için ödenen faizin milli gelire oranı pandemi öncesindeki ortalamanın yaklaşık iki katına yükseldi. Daha çarpıcı olan ise büyük ekonomilerin kamu borçları için ödediği faizin, dünyada yapay zekâ, savunma veya temiz enerji alanlarının her birine yapılan toplam yatırımdan daha yüksek olması. Bu bakış açısıyla konuya yaklaşınca, tahvil piyasasındaki satış dalgası sadece yatırımcıları ilgilendiren bir fiyat hareketinden ziyade, faiz hadlerinin yüksek kalması, yatırımların ve nihayetinde küresel büyümenin de önünde en büyük engel olarak görülüyor.
Hafta ortası Fed’in yakından takip ettiği PCE enflasyonunun beklentilerin altında kalmasının ardından Fed cephesinde gelen açıklamalar 28 Ekim olağan FOMC toplantısında üst üste ikinci bir faiz artırımına gidilmesi ihtimalini önemli ölçüde azalttı. New York Fed Başkanı Williams para politikasında değişiklik yapmak için aciliyet olmadığını söylerken, diğer Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da benzer tonda olunca, ekim toplantısına yönelik 25 baz puanlık faiz artırımı beklentisi hafta başındaki yaklaşık %70 seviyesinden %25’e kadar gerilerken, beklentiler büyük ölçüde aralık toplantısına kaydı. Bu sabah itibariyle 9 Aralık toplantısına yönelik artırım beklentisine %80 ihtimal tanınıyor. Fed üyelerinin büyük bir kısmı, yükselen tahvil faizlerinin enflasyonu frenleyici etkisinden bahsetmeye başladı!
ABD’de dün 10 yıllık tahvil faizi %5,34 ile 2002’den bu yana en yüksek seviyeyi gördükten sonra bu sabah %5,25 civarına geriledi. ABD borsaları geceyi hafif de olsa yükselişle tamamlarken, yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda ise satıcılı bir seyir görüyoruz. Tokyo’da çekirdek tüketici enflasyonunun son 10 ayın en yüksek seviyesine çıkmasının ardından faiz artırım beklentileri yeniden canlanırken, Japonya’nın Nikkei endeksi %1 geriledi. Hong Kong borsası %2,5’ten fazla düşerken, bölgenin geri kalanında ise daha yatay bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz.
Avrupa’da ise Fransa’nın bütçesine yönelik endişeler yeniden ön plana çıkarken, Fransa 10 yıllık tahvil faizi %5’e yaklaştı. Fransa ile Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark 140 baz puanı aşarak 2012’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, ortak para birimi euro da dolar karşısında 1,1250 seviyesine gerileyerek son dört ayın en düşük seviyesini gördü. Güvenli liman talebi doları desteklerken, Dolar Endeksi (DXY) 102 seviyesini aşarak Nisan 2025’ten bu yana zirveye çıktı.
Orta Doğu’daki askerî hareketliliğin artması ve Çin’in petrol ürünleri ihracatını durdurması enerji fiyatlarını yukarıda tutarken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 102 doların üzerinde işlem görüyor. Havanın kasvetli olması, risk iştahının azalması ve güvenli liman talebiyle doların ön plana çıkmasıyla birlikte kıymetli metallerde de keyifsiz seyrin devam ettiğini görüyoruz. Altının ons fiyatı 4,175, gümüş ise 61 dolar civarında yatay seyrederken, kripto cenahında amiral gemisi Bitcoin teknik mânâda da güçlü görünümünü koruyarak 85 bin dolar seviyesinde işlem görüyor.
Her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak istihdam raporu günün ana gündem maddesi olarak takip edilecektir. Eylül ayında tarım dışı istihdamın 90 bin kişi artması, işsizlik oranının ise %4,1’de kalması beklenirken, raporun alt kalemlerinde Fed’in de yakından takip ettiği ücret artışları yakından takip edilecektir. Verinin son dönemlerde bir ay artı bir ay eksi şeklinde gelmesi hatta geçmişe yönelik revizyonlar da dikkate alındığında sağlıklı bir gösterge olmaktan uzaklaştığını düşünsek de, hem fiyat istikrarı, hem de tam istihdam görevi olan Fed tarafından yakından takip edilmesi, piyasalar tarafından da verinin dikkate alınmasına neden oluyor. Bu bağlamda, beklenti seti ve geçmişe yönelik olası revizyonlar da dikkate alındığında, veri ardından volatiliteye hazırlıklı olmak gerekiyor. Daha da basit bir anlatımla, beklentilerin üzerinde gelecek ücret artışlarının ya da istihdamın canlı olduğunun anlaşılmasının, enflasyon endişelerini yeniden güçlendirerek tahvil faizleri ve dolar üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırabileceğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise fon krizinin yansımalarını dün de takip etmeye devam ettik. SPK erken saatlerde yol haritasını açıklarken, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de farklı platformlarda yaptığı açıklamalarda yaşananların sistemik bir risk teşkil etmediğini vurgulayarak güven telkin etmeye ve kaygıları yatıştırmaya çalıştı. Hisse senetlerinde önceki günlerin satıcılı seyrinin aksine alıcılı bir hava hâkim oldu. Borsa İstanbul ana endeksi günü %2,5 artıda tamamlarken, bankacılık hisseleri ise %2 yükseldi.
Temennimiz, devletin tüm organlarının seferber olmasıyla bu krizin bir an önce geride bırakılmasıdır. Dün de belirttiğimiz üzere, sorumluların hukuk önünde hesap verdiği, yatırımcı haklarının sonuna kadar korunduğu ve işini doğru yapan kurumlarla yatırımcıların yeniden güven içinde buluştuğu daha sağlıklı bir piyasa düzeninin bu süreçten çıkmasını ümit ediyoruz.
Dün açıklanan İTO verilerine göre İstanbul’da tüketici fiyatları eylül ayında %2,11 artış kaydetti. Böylelikle yıllık İTO enflasyonu %35’ten %33,6’ya gerileyerek Kasım 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi. Gıda fiyatlarının öne çıktığı dünkü veride son beş yılın eylül ayı ortalamasının %4’ün hafif üzerinde olduğu da not edelim. TÜİK, eylül ayı enflasyon verisini pazartesi günü açıklayacak. Anketlere göre aylık TÜFE beklentisi %2,2 civarında olurken, beklentinin gerçekleşmesi hâlinde yıllık enflasyon %31,5’ten %30,2’ye gerileyeceğini not edelim.
Her hafta perşembe günü açıklanan TCMB’nin haftalık bültenini ve analitik bilançoda yaşanan gelişmeleri enine boyuna irdeledik. En taze veriye göre, 30 Eylül valörlü işlemlerde, TCMB net yabancı para pozisyonu 34,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Fon krizinin patlak verdiği son iki haftalık süreçte net pozisyonun 11,4 milyar dolar erdiğini hesaplıyoruz. Altın fiyatlarında yaşanan gerilemenin de net pozisyon üzerinde aşağı yönlü baskı kurduğunu göz ardı etmeyelim. Öte yandan, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarında (DTH) ise 25 Eylül ile sona eren haftada 1,3 milyar dolar artış yaşandı. Son üç haftayı birlikte değerlendirdiğimizde DTH hacminde 6,2 milyar dolar artış görüyoruz. Rezervlerde erime ve DTH hacminde yaşanan artışı fon krizinin yarattığı ruh hâlindeki değişime bağlıyoruz. Yurt dışı yerleşiklerin portföy tercihinde ise farklı bir eğilimin hâkim olduğunu not edelim. Söz konusu haftada hisse senetlerinde 0,36 milyar dolar artış yaşanırken, devlet iç borçlanma senetlerinde (kesin alım) 0,4 milyar dolar çıkış görüyoruz.
USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama etkisi de dâhil 49,13 seviyesinden işlem görüyor. Doların güçlü seyriyle gerileyen paritelerin de etkisiyle GBPTRY ve EURTRY kurları ise salı günü valörlü işlemlerde sırasıyla 64,80 ve 55,25 seviyelerinde bulunuyor. CDS risk primi 257 baz puana yükselirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,46 seviyesinde yatay kaldı. Herkese güzel bir hafta sonu diliyoruz.
Emre Değirmencioğlu
BANKA HABERLERİ
TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı
Yayınlanma:
1 gün önce|
02/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), KOBİ kredilerinin büyüme sınırını yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltti. TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları da düşürüldü. Düzenleme, kredi kanalında kontrollü bir gevşeme adımı olarak öne çıktı.
TCMB, 1 Ekim 2026 tarihli 2026-43 sayılı Makroihtiyati Çerçeve Basın Duyurusu ile bankaların kredi kullandırma kapasitesini etkileyen iki önemli değişiklik yaptı.
Buna göre KOBİ kredileri için uygulanan yüzde 4,5’lik büyüme sınırı yüzde 5’e yükseltildi. Böylece bankaların KOBİ’lere kullandırabileceği kredi hacmindeki izin verilen büyüme oranı 0,5 puan artırılmış oldu.
İkinci adım: Bankaların likiditesi rahatlayacak
TCMB aynı duyuruda Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının düşürüldüğünü açıkladı. Merkez Bankası, değişikliğin amacını makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek olarak açıkladı.
Bu düzenleme, KOBİ kredi büyüme limitinin artırılmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bankaların kredi verme tarafında önceki döneme göre bir miktar daha fazla hareket alanına kavuşması anlamına geliyor.
KOBİ kredilerinde önce sıkılaştırma yapılmıştı
TCMB, 23 Mayıs 2026’da KOBİ’lere kullandırılan TL kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırını yüzde 5’ten yüzde 4,5’e indirmişti. Aynı düzenlemede KOBİ dışı işletme kredilerinin büyüme sınırı da yüzde 3’ten yüzde 2’ye çekilmişti.
1 Ekim’deki yeni kararla KOBİ kredilerinde söz konusu sınır yeniden yüzde 5’e yükseltilmiş oldu.
Sanayici ve KOBİ açısından ne değişecek?
Yeni düzenleme, KOBİ kredilerinde kredi musluğunun tamamen açılması anlamına gelmiyor. Ancak önceki yüzde 4,5’lik sınıra göre bankalara daha yüksek kredi büyütme imkânı tanıyor.
Özellikle yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında, düzenlemenin KOBİ’lerin işletme sermayesi ve yatırım finansmanına erişimini bir miktar kolaylaştırması beklenebilir. Bunun ne ölçüde gerçekleşeceği ise bankaların kredi iştahına, faiz oranlarına ve firma bazındaki risk değerlendirmelerine bağlı olacak.
Önemli nokta: TCMB’nin duyurusunda zorunlu karşılıklardaki bloke tesis oranlarının düşürüldüğü belirtilirken, bu duyuruda yeni oranların ayrıntısı yer almadı.
Bankacılık sektörü açısından mesaj
TCMB’nin son hamlesi, yıl içinde KOBİ kredilerinde uygulanan sıkılaştırmanın kısmen geri alınması ve bankaların likidite koşullarının desteklenmesi şeklinde okunabilir. Ancak bu adım, genel kredi politikasında kapsamlı bir gevşeme ilanı değil; KOBİ kredileri ve bankacılık likiditesi tarafında hedefli bir düzenleme niteliğinde.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.639)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (601)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.984)
- GÜNCEL (4.617)
- GÜNDEM (3.582)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.744)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.494)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (837)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (03.10.2026) 02/10/2026
- TCMB'den bir elektronik para kuruluşuna faaliyet izni 02/10/2026
- Trump: İran meselesi çözülünce petrol fiyatları düşecek 02/10/2026
- Vakıfbank GM Arslan'dan fon soruşturmalarıyla ilgili açıklama 02/10/2026
- Rivian, R2 modeli sayesinde yeni bir satış rekoru kırdı 02/10/2026
- TBB Başkanı Çakar: Fon krizi bankacılık sektörünü negatif etkilemez 02/10/2026
- Fon soruşturmasında 20 şüpheliye tutuklama talebi 02/10/2026
- "Enerji sektörüne kullandırılan kredi 1 trilyon TL'yi aştı" 02/10/2026
- BDDK'dan cep telefonu kredileri ve kredi kartı asgari ödemelerine güncelleme 02/10/2026
- Paramount-Warner Bros. birleşmesinde yeni şirketin adı belli oldu 02/10/2026
SON YAZILAR
- İHRACATÇIYA YÜZDE 3 KUR DESTEĞİNDE KURALLAR DEĞİŞTİ 02/10/2026
- Faiz ateşi dünyayı sararken, gözler ABD istihdam raporuna çevrildi 02/10/2026
- TCMB’den KOBİ kredilerinde gevşeme: Sınır yüzde 5’e çıktı 02/10/2026
- SPK: FON KRİZİNDE “FAHİŞ KAZANÇ” İÇİN İADE HESAPLARI AÇILDI 01/10/2026
- TERA, DESTEK VE HEDEF’TE TMSF DÖNEMİ! 01/10/2026
- Fon krizinde çözüm uzadıkça piyasalarda tansiyon artıyor 01/10/2026
- Akbank “Şehrin İyi Hali” projesinin 12. dönem başvurularını başlattı 24/09/2026
- Elektronik Parada Yaprak Dökümü 24/09/2026
- 150 Milyon TL Kredi Hayali Kurmayın! KOSGEB’de Limit Böyle Eriyor 24/09/2026
- ENGELLİLERİN ÖNÜNE YENİ ENGELLER Mİ KONULUYOR? 24/09/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu

