Connect with us

BANKA HABERLERİ

Varlık Barışı gerçekten kara para affı mı? Efsaneler ve hukuki gerçekler

Yayınlanma:

|

Rol TAŞDELEN – Bankavitrini.com | Özel Haber Analiz Dosyası

Varlık Barışı gerçekten “kara para affı” mı? Kaynağı sorgulanmayan para ülkeye girebilir mi? İşte yasal gerçekler ve tartışmalar

Türkiye’de “Varlık Barışı” düzenlemeleri her yürürlüğe girdiğinde aynı soru gündeme geliyor: “İsteyen herkes kaynağı belirsiz parasını Türkiye’ye getirip aklayabilir mi?”

Bu iddia kamuoyunda sıkça dile getirilse de hukuki açıdan konu bundan daha karmaşıktır.

Yasal metinler, MASAK mevzuatı, uluslararası kara para aklama (AML) standartları, FATF tavsiyeleri ve bugüne kadar yapılan uygulamalar birlikte incelendiğinde oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Önce temel sorunun cevabı

Kaynağı sorgulanmıyor mu?

Kısa cevap: Hayır!

Ancak…

Varlık Barışı kapsamında;

  • paranın vergisel kaynağı
  • hangi yılda kazanıldığı
  • hangi vergilerin ödenmediği

konularında önemli korumalar sağlanırken, bu durum kara para soruşturmasına karşı mutlak dokunulmazlık anlamına gelmez.

Bu iki konu çoğu zaman birbirine karıştırılıyor.

Vergi incelemesi ile kara para soruşturması aynı şey değildir

En büyük yanlış anlaşılma burada.

Varlık Barışı;

✔ Vergi incelemesini sınırlar.

Ancak;

❌ MASAK incelemesini ortadan kaldırmaz.

❌ Savcılık soruşturmasını kaldırmaz.

❌ Suç gelirlerinin aklanması suçunu ortadan kaldırmaz.

❌ Terörün finansmanı incelemelerini kaldırmaz.

Bu ayrım hem mevcut düzenlemede hem de uluslararası yükümlülüklerde önemini koruyor.

Peki insanlar neden “kara para affı” diyor?

Bunun nedeni geçmiş uygulamalarda ortaya çıkan bazı özellikler.

Düzenlemelerde;

  • servetin nasıl kazanıldığı ayrıntılı biçimde ispat edilmiyor
  • geçmiş yılların vergi hesapları açılmıyor
  • bildirilen varlık nedeniyle vergi tarhiyatı yapılmıyor
  • geçmiş vergi kayıtları araştırılmıyor

Bu nedenle eleştirmenler, “Vergisi ödenmemiş paralar sisteme kolay giriyor” görüşünü savunuyor.

Bu eleştiri özellikle ekonomistler ve vergi uzmanları tarafından uzun süredir dile getiriliyor.

Peki kara para da gelebilir mi?

İşte kritik nokta burası.

Hukuken; Hayır!

Çünkü;

Türkiye’de;

  • MASAK
  • Bankalar
  • Savcılıklar

548 sayfalık AML mevzuatı kapsamında; şüpheli işlem bildirimi yapmak zorundadır.

Yani,  Varlık Barışı: “suç gelirlerini serbest bırakıyorum” anlamına gelmez.

Bankalar ne yapıyor?

Banka açısından süreç farklı işler.

Banka; müşteriye şu soruları sorabilir:

  • Para hangi ülkeden geliyor?
  • Hangi bankadan geliyor?
  • Kim gönderiyor?
  • İşlem amacı nedir?
  • İş ilişkisi var mı?
  • Riskli ülke mi?
  • PEP (Politically Exposed Person) mı?
  • Yaptırım listesinde mi?

Eğer risk görülürse; MASAK’a Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) gönderilebilir.

Bu yükümlülük Varlık Barışı ile ortadan kalkmaz.

Eğer para uyuşturucu geliriyse?

Varlık Barışı korumaz.

Çünkü; Suç gelirlerinin aklanması; Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız suçtur.

Vergi affı; ceza hukukunu ortadan kaldırmaz.

Eğer rüşvet parasıysa?

Yine korumaz.

Eğer terör finansmanıysa?

Yine korumaz.

Eğer dolandırıcılık parasıysa?

Yine korumaz.

O halde Varlık Barışı neyi koruyor?

Aslında hedef; şu tip paralar:

  • yıllardır yurt dışında duran tasarruflar
  • kayıt dışı kazanılmış fakat suç geliri olmayan servetler
  • yastık altı altın
  • offshore hesapları
  • kayıt dışı döviz
  • aile servetleri
  • şirket ortaklarının kayıt dışı fonları
  • şirketlere geri getirilecek sermaye olarak açıklanıyor.

Düzenlemelerin asıl amacı ne?

Resmî gerekçeler incelendiğinde hedeflerden bazıları şunlar:

1) Döviz girişini artırmak

Türkiye’nin rezervlerine katkı.

2) Finans sistemine likidite sağlamak

Bankacılık sistemine yeni kaynak oluşturmak.

3) Kayıt dışı serveti sisteme çekmek

Ekonomiye kazandırmak.

4) Sermayenin Türkiye’ye dönüşünü teşvik etmek

Özellikle yurtdışında yaşayan yatırımcılar.

5) Finans Merkezi hedefi

İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası sermaye çekme kapasitesini artırmak.

Peki eleştiriler ne?

Vergi hukukçuları ve ekonomistler yıllardır şu eleştirileri yapıyor.

1- Dürüst mükellef cezalandırılıyor

Vergisini zamanında ödeyenler; hiç avantaj elde etmiyor.

2- Ahlaki tehlike oluşuyor

Nasıl olsa birkaç yılda bir af geliyor düşüncesi oluşuyor.

3- Sürekli hale geliyor

2008’den bu yana birçok kez Varlık Barışı çıkarıldı.

Bu nedenle; “istisna” olmaktan çıktı, “beklenen uygulama” haline geldiği yönünde eleştiriler yapılıyor.

4- Uluslararası algı riski

OECD

FATF

AB

tarafından; kara para ile mücadele açısından uygulamanın dikkatle izlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Özellikle gri liste deneyimi yaşamış ülkeler için denetim mekanizmalarının güçlü işletilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Gerçekte hangi paralar hedefleniyor?

Ekonomi yönetiminin beklentileri dikkate alındığında hedef kitlenin şu gruplar olduğu değerlendirilebilir:

  • Yurt dışında tutulan bireysel finansal varlıklar
  • Türk şirketlerinin offshore yapılarda bekleyen fonları
  • Uluslararası yatırım portföyleri
  • Aile ofisleri (family office) varlıkları
  • Türkiye’ye dönmeyi planlayan girişimci ve yatırımcı sermayesi
  • Yastık altındaki altın ve döviz tasarrufları

Bununla birlikte, suç gelirlerinin sisteme çekilmesinin amaçlandığını gösteren herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır; aksine bankalar ve yükümlüler açısından MASAK kapsamındaki kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi ve uyum yükümlülükleri devam etmektedir.

Varlık Barışı: Kara Para Affı değildir

Varlık Barışı, teknik olarak bir “kara para affı” değildir. Sağladığı koruma esas olarak vergisel sonuçlara ilişkindir; suç gelirlerinin aklanması, rüşvet, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık veya terörün finansmanı gibi suçlardan kaynaklanan varlıklar için ceza hukuku ve MASAK rejimi yürürlükte kalmaya devam eder. Bununla birlikte, kaynağın ayrıntılı biçimde ispat edilmesine ilişkin esneklikler ve düzenlemenin sık aralıklarla tekrarlanması nedeniyle, uygulama uzun yıllardır “ahlaki tehlike”, “vergi adaleti” ve “uluslararası itibar” ekseninde tartışılmaktadır. Türkiye’nin hem sermaye çekme ihtiyacı hem de kara para ile mücadeledeki uluslararası yükümlülükleri arasındaki denge, bu düzenlemelerin en kritik tartışma alanını oluşturmaktadır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist,  Adalet Bakanlığı Bankacı Bilirkişisi  Sc:48413

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kârlılık baskısı, arazi satışları ve yönetim değişikliği: İş Bankası’nda ne oluyor?

İş Bankası’nda bir dönem kapanıyor: Adnan Bali sonrası yeni güç dengesi…
Hakan Aran Şişecam’a, Cahit Çınar İş Bankası’nın başına…
Grubun zirvesindeki eş zamanlı değişiklik sıradan bir görev değişimi mi, yoksa İş Bankası Grubu’nda yeni bir dönemin başlangıcı mı?

Yayınlanma:

|

Türkiye’nin en büyük özel bankalarından Türkiye İş Bankası’nda uzun yıllar sonra grubun güç dengelerini de etkileyebilecek önemli bir yönetim değişikliği yaşandı.

7 Ağustos 2026’da açıklanan kararlarla İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın 31 Ağustos itibarıyla bankadaki görevlerinden ayrılarak Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmesi kararlaştırıldı.

Aran’ın yerine ise halen İş Bankası Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüten H. Cahit Çınar’ın, BDDK’ya yapılacak bildirim ve gerekli izinlerin ardından 1 Eylül 2026 itibarıyla İş Bankası Genel Müdürü olması kararlaştırıldı.

Aynı gün Şişecam cephesinde de çok önemli bir gelişme yaşandı.

Uzun yıllar İş Bankası’nın en etkili yöneticilerinden biri olan ve son olarak Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Adnan Bali görevinden ayrıldı.

Bali’nin yerine Hakan Aran getirildi.

Böylece İş Bankası Grubu’nun iki önemli merkezinde aynı anda koltuk değişimi gerçekleşmiş oldu:

İş Bankası: Hakan Aran → H. Cahit Çınar

Şişecam: Adnan Bali → Hakan Aran

Bu tablo ilk bakışta basit bir görev değişimi gibi görünse de İş Bankası Grubu’nun yönetim tarihi açısından çok daha önemli anlamlar taşıyor.

Adnan Bali dönemi gerçekten kapandı mı?

Adnan Bali, İş Bankası tarihinde yalnızca eski bir genel müdür olarak değerlendirilmesi zor bir isim. 2011 yılında İş Bankası Genel Müdürlüğü görevine gelen Bali, yaklaşık 10 yıl boyunca bankanın en tepesinde görev yaptı.

2021 yılında Genel Müdürlüğü Hakan Aran’a devrettikten sonra ise İş Bankası Grubu’nun amiral gemilerinden Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Dolayısıyla Bali’nin İş Bankası Genel Müdürlüğü’nden ayrılması, grubun yönetiminden tamamen çekilmesi anlamına gelmemişti.

Tam tersine Şişecam Başkanlığı, Bali’nin İş Bankası Grubu içindeki etkinliğinin devam ettiği en önemli pozisyonlardan biri olarak görülüyordu. 7 Ağustos 2026’da gerçekleşen istifayla bu dönem önemli ölçüde sona ermiş oldu. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Yaşanan değişimi “Bali ekibinin tamamen tasfiyesi” şeklinde okumak için henüz yeterli veri bulunmuyor.

Çünkü hem Hakan Aran hem de H. Cahit Çınar İş Bankası’nın kendi kurumsal yapısından yetişen yöneticiler.

Bu nedenle yaşananları bir tasfiyeden çok, grubun üst yönetimindeki kuşak ve görev değişimi şeklinde değerlendirmek daha doğru olabilir.

Asıl soru bundan sonra ortaya çıkacak: Yeni yönetim, Bali döneminde oluşturulan stratejik çizgiyi devam ettirecek mi, yoksa İş Bankası Grubu yeni bir yönetim anlayışına mı geçecek?

Hakan Aran bankadan ayrılmıyor, grubun sanayi merkezine geçiyor

Hakan Aran açısından gelişmenin en dikkat çekici tarafı ise İş Bankası Grubu’ndan tamamen ayrılmaması.

Aran, bankanın Genel Müdürlüğü’nden grubun en stratejik sanayi yatırımlarından Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanlığına geçiyor. Bu nedenle değişimi Hakan Aran’ın sistem dışına çıkması şeklinde değerlendirmek yanlış olur. Tam tersine Aran’ın ağırlığı artık bankacılıktan doğrudan reel sektör ve sanayi tarafına kayıyor.

Şişecam sıradan bir iştirak değil. Türkiye İş Bankası’nın yüzde 50’nin üzerinde payla kontrol ettiği, onlarca ülkede faaliyet gösteren ve Türkiye’nin en büyük küresel sanayi şirketlerinden biri konumunda.

Bu nedenle Şişecam Yönetim Kurulu Başkanlığı İş Bankası Grubu içerisindeki en kritik görevlerden biri.

Dolayısıyla ortaya ilginç bir yönetim modeli çıkıyor: Bankanın günlük yönetimi Cahit Çınar’a bırakılırken, Hakan Aran grubun sanayi tarafındaki en önemli şirketinin başına geçiyor.

Bu tercihin önümüzdeki yıllarda İş Bankası’nın iştirak politikası açısından önemli sonuçları olabilir.

Zamanlama neden dikkat çekici?

Yönetim değişikliğini önemli hale getiren unsurlardan biri de zamanlaması. İş Bankası, Türkiye’nin aktif büyüklüğü, kredi ve mevduat hacmi bakımından en büyük özel bankalarından biri olmayı sürdürüyor.

2026’nın ilk çeyreğinde banka yaklaşık 4,9 trilyon TL Aktif Büyüklüğe ulaşırken 20,4 milyar TL net kâr açıklamıştı. 2026 ilk yarısında Aktif Büyüklük %10 artarak 5 trilyon TL olurken; net kâr 30 milyar TL’de kalmış 2025 ilk yarı karlılığına göre sadece %1 arttı. Aynı dönemde Bankacılık Sektörü karlılığını ortamala %25 artırırken bankadaki kâr erozyonu yaşandığı görüldü.

Kısaca; kârlılık rasyoları büyüklük kadar güçlü bir tablo ortaya koymadı ve rekabetin gerisinde kaldı. Ki kârlılığın 2025’e göre sadece %1 artması reel olarak gerilemesi anlamı taşıyor.

2026 ilk yarısında İş Bankası’nın; ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 16,6; ortalama aktif kârlılığı yüzde 1,5; sermaye yeterlilik oranı %15,4’e gerilerken; takipteki kredi oranı %3,8’e yükseldi. Faaliyet giderleri/faaliyet gelirleri oranı ise yüzde 61,6 seviyesinde gerçekleşti.

Özellikle yüksek enflasyon ortamında nominal bilanço ve kâr büyüklüğünün tek başına başarı göstergesi olarak değerlendirilmesi yanıltıcı olabilir.

Bankalar açısından asıl kritik gösterge, büyüyen özkaynağın üzerinde sürdürülebilir bir getiri üretilebilmesidir. Bu nedenle İş Bankası’nın önümüzdeki dönemde en önemli gündem maddelerinden birinin kârlılığın kalitesini ve sermaye getirisini yükseltmek olması beklenebilir.

Büyük bilanço her zaman yüksek kârlılık anlamına gelmiyor

İş Bankası’nın karşı karşıya bulunduğu temel sorunlardan biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Banka büyüyor. Kredileri büyüyor. Mevduatı büyüyor. Aktifleri büyüyor. Fakat yüksek enflasyon ortamında bilanço büyüklüğündeki nominal artış ile gerçek ekonomik getiri birbirinden ayrılmak zorunda.

Özellikle özkaynak kârlılığının enflasyonun belirgin şekilde altında kaldığı dönemlerde bankanın reel anlamda sermaye üretme kapasitesi tartışmalı hale geliyor. Bu durum sadece İş Bankası’na özgü değil. Türkiye’de bankacılık sektörünün önemli bölümünün son yıllardaki temel problemlerinden biri nominal kâr ile reel kârlılık arasındaki farkın açılması.

Dolayısıyla yeni Genel Müdür Cahit Çınar’ın önündeki en önemli dosyalardan biri muhtemelen sermaye verimliliği olacak.

Gayrimenkul ve arazi satışları neden tartışılıyor?

İş Bankası Grubu açısından son dönemde dikkat çeken diğer gelişme ise gayrimenkul varlıklarının değerlendirilmesi. Burada İş Bankası’nın doğrudan sahip olduğu gayrimenkuller ile grup şirketi Şişecam’ın arazi satışlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Özellikle Şişecam’ın İstanbul Beykoz’daki yaklaşık 117 dönümlük arazisinin yaklaşık 171 milyon dolar karşılığında satılması kamuoyunda ciddi tartışma yaratmıştı.

Hakan Aran ise söz konusu satışın rasyonel olduğunu savunmuş, satış sayesinde Şişecam’a milyarlarca liralık nakit girişi sağlandığını belirtmişti.

Ancak konu yalnızca bir gayrimenkul satışı olarak görülmemeli. Türkiye’de finansman maliyetlerinin son derece yüksek olduğu bir dönemde şirketlerin atıl veya faaliyet dışı varlıklarını nakde dönüştürmesi finansal açıdan anlaşılabilir.

Fakat kritik soru şudur: Varlık satışıyla yaratılan kâr ve nakit, operasyonel faaliyetlerden yaratılan sürdürülebilir kârlılığın yerini almaya başlıyor mu?

Eğer cevap evetse, bilanço açısından çok daha dikkatli analiz yapılması gerekir. Çünkü arazi bir kez satılır. Operasyonel kâr ise her yıl yeniden üretilmek zorundadır.

Gayrimenkul satışı ile operasyonel başarı birbirine karıştırılmamalı

Finansal analiz açısından bu ayrım son derece önemli.

Bir şirket 5 milyar TL faaliyet kârı üretip 10 milyar TL değerinde gayrimenkul satarsa dönem sonunda yüksek nakit ve kâr rakamlarına ulaşabilir.

Ancak bunun önemli bölümü tekrarlanabilir değildir.

Bu nedenle İş Bankası Grubu açısından önümüzdeki dönemde yatırımcıların yalnızca açıklanan net kâra değil; net faiz gelirlerine, net faiz marjına, ücret ve komisyon gelirlerine, kredi kalitesine, iştirak gelirlerine, özkaynak kârlılığına, sermaye yeterliliğine ve tek seferlik varlık satışlarından gelen kazançlara ayrı ayrı bakması gerekiyor.

Cahit Çınar’ın önünde nasıl bir İş Bankası var?

Yeni Genel Müdür H. Cahit Çınar, Türkiye’nin en büyük ve en karmaşık finansal gruplarından birinin yönetimini devralıyor.

Üstelik oldukça zor bir ekonomik dönemde. Yüksek faizler, kredi büyümesine yönelik sınırlamalar, reel sektörde bozulan nakit akışları, artan sorunlu kredi riski ve bankacılık sektöründe daralan reel kârlılık alanı yeni yönetimin önündeki temel sorunlar olacak.

İş Bankası açısından bunun üzerine bir de dev iştirak portföyünün etkin yönetimi ekleniyor. Dolayısıyla yeni dönemde bankanın sadece büyüklüğünü koruması yeterli olmayacak.

Büyüklüğü kârlılığa dönüştürmesi gerekecek.

Şişecam cephesindeki sorun daha farklı

Hakan Aran’ın Şişecam’ın başına geçmesi de tesadüfi olmayan stratejik bir tercih olarak değerlendirilebilir.

Şişecam son yıllarda büyük ölçekli uluslararası yatırımlar yaptı. Buna karşılık küresel talep, enerji maliyetleri, finansman giderleri ve yatırım harcamaları şirketin sermaye verimliliğini daha önemli hale getirdi.

Şirket hisselerinin uzun dönem performansı da yatırımcılar tarafından eleştiriliyor. Dolayısıyla Hakan Aran’ın önünde artık bankacılık kârlılığından farklı bir problem bulunuyor: Dev bir sanayi şirketinde yatırımın geri dönüşünü ve sermaye verimliliğini artırmak.

Bu açıdan bakıldığında İş Bankası Grubu’nun 7 Ağustos kararları aslında iki ayrı görev tanımlıyor olabilir.

Cahit Çınar: İş Bankası’nın bankacılık kârlılığını ve sermaye verimliliğini artıracak.

Hakan Aran: Şişecam’ın yatırımlarını, bilançosunu ve sermaye getirisini yönetecek.

Adnan Bali’nin çekilmesi sembolik olarak çok önemli

Bütün bunların üzerinde ise Adnan Bali’nin Şişecam Başkanlığından ayrılması bulunuyor. Bali yaklaşık 15 yıldır İş Bankası Grubu’nun en görünür ve etkili yöneticilerinden biriydi. Önce İş Bankası Genel Müdürü, ardından Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı olarak grubun stratejik kararlarında önemli roller üstlendi.

Bu nedenle 7 Ağustos 2026 tarihi İş Bankası Grubu açısından sembolik bir tarih olarak kayda geçebilir. Fakat “Bali dönemi tamamen sona erdi” sonucuna varmak için yalnızca isim değişikliğine bakmak yeterli değil. Asıl belirleyici olan bundan sonra alınacak kararlar olacak.

Yeni yönetim; iştirak portföyünde değişikliğe giderse, gayrimenkul satışlarını hızlandırırsa, sermaye dağılımını yeniden düzenlerse, Şişecam’ın yatırım politikasını değiştirirse, bankanın kredi ve büyüme stratejisinde farklılaşmaya giderse, o zaman gerçek anlamda yeni bir İş Bankası döneminden söz etmek mümkün olacak.

Asıl soru: Neden şimdi?

İş Bankası’nın 102 yıllık tarihinde yönetim değişiklikleri her zaman önemlidir.

Ancak bu değişiklik farklı. Çünkü aynı anda hem bankanın hem de grubun en büyük sanayi şirketinin tepesinde değişim yaşanıyor.

Üstelik bu değişim; bankacılık sektöründe reel kârlılığın tartışıldığı, yüksek faizlerin reel sektörü zorladığı, kredi risklerinin arttığı, Şişecam’ın büyük yatırımlarının geri dönüşünün yakından izlendiği ve grup varlıklarının daha etkin kullanılması gerektiğinin tartışıldığı bir döneme denk geliyor.

Bu nedenle 7 Ağustos kararlarını sadece iki yöneticinin koltuk değiştirmesi şeklinde okumak eksik kalacaktır.

İş Bankası Grubu’nda sermaye verimliliği, kârlılık ve iştirak yönetiminin yeniden şekilleneceği yeni bir dönemin işareti olabilir.

Ve belki de önümüzdeki dönemde cevap aranması gereken en önemli soru şu: Adnan Bali sonrası İş Bankası Grubu aynı stratejiyle yeni isimler tarafından mı yönetilecek, yoksa yeni isimlerle birlikte strateji de değişecek mi?

Bunun cevabını atamalar değil, önümüzdeki 12–24 ayda alınacak yatırım, iştirak, kredi, gayrimenkul ve sermaye dağılımı kararları verecek.

Bankavitrini.com | Haber Analiz

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fuzul ev ve araç sahibi olmak isteyenlere kişiselleştirilmiş finansman sunuyor

Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, “Tüm seçenekleri müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre bir araya getiriyor, herkesin kendi bütçesine ve hedefine en uygun kampanyayla ilerleyebilmesini sağlıyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fuzul, ev, araç ve çatılı iş yeri sahibi olmak isteyen tüketiciler için bütçeye göre özelleştirilebilen finansman seçenekleri sunuyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, konut ve araç finansmanında tek tip ödeme planları, her tüketicinin hayat akışına aynı ölçüde uyum sağlayamayabiliyor. Gelir yapısı, ödeme kapasitesi, birikim alışkanlığı ve teslimat beklentisi kişiden kişiye değişirken, finansman planının da farklılıklara yanıt verebilmesi önem arz ediyor.

Finansmanda kişilerin ödeme gücüne göre şekillenebilen ‘terzi usulü’ planlama, ödeme tutarının yanında ödeme zamanını, peşinat imkanını, vade tercihini ve teslimat beklentisini birlikte ele alan bütünlüklü bir yaklaşım sunuyor.

Fuzul, ev, otomobil, motosiklet, karavan ve çatılı iş yeri sahibi olmak isteyenlere sunduğu finansman modelinde ödeme planını kişinin bütçesine, peşinat imkanına ve teslimat zamanı beklentisine göre kurguluyor. Tasarruf sahipleri, ödeyecekleri taksit tutarını, vade sayısını ve peşinatlarını kendi ödeme güçlerine uygun biçimde belirleyebiliyor.

Tasarruf finansman modelinde peşinat ödeme zorunluluğu bulunmazken, peşinat ya da ara ödeme imkanına sahip katılımcılar bireysel kampanyalarda vade sayılarını azaltarak teslimat süreçlerini öne çekebiliyor. Ödeme güçlüğü yaşanması durumunda 6 aya kadar taksit dondurma imkanı sunulması da finansman planının hayatın değişen koşullarına uyum sağlayabilmesini destekliyor.

Fuzul’ün modelinde, tasarruf sahiplerine teslimat beklentilerine göre çekilişli ve bireysel plan seçenekleri sunuluyor. Çekilişli planda katılımcılar, her ay noter huzurunda gerçekleştirilen çekilişlerle sıra tespitinin yapılmasının ardından teslimat hakkı kazanma imkanına sahip oluyor.

Bireysel plan ise teslimat tarihini baştan bilmek ve süreci öngörülebilir şekilde planlamak isteyenler için alternatif oluşturuyor. Böylece katılımcılar ne kadar ödeme yapacaklarının yanı sıra hangi planın kendi hayat akışlarına uygun olduğunu da değerlendirebiliyor. Konut finansmanında 240 aya, araç finansmanında ise 120 aya varan vade seçenekleri, farklı gelir grupları ve farklı sahiplik hedefleri için planlama alanı sunuyor.

Tasarruf finansmanında katılımcılar değişken maliyetlerle karşılaşmadan süreci planlayabiliyor. Bir kereye mahsus alınan organizasyon ücreti dışında herhangi bir ek maliyet bulunmaması, toplam maliyetin sözleşme başında görülebilmesini sağlıyor. Bu model, finansman kararında öngörülebilirliği ve bütçe yönetimini önceliklendiren tüketiciler için planlı bir karar zemini oluşturuyor.

– ‘Finansmanda kişiye uygun planlamaya talep artıyor’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, finansman tercihlerinde kişiye uygun planlama ihtiyacının giderek daha fazla öne çıktığını belirtti.

Akbal, tüketicilerin finansmana yalnızca kaç taksit ödeyecekleri yönünden bakmadıklarına değinerek, ödeme planının gelir yapısına ne kadar uyduğu, toplam maliyetin ne kadar öngörülebilir olduğu, peşinat ya da ara ödeme imkanlarının sürece nasıl yansıdığı ve teslimat beklentisinin kendi hayat planlarıyla ne kadar örtüştüğünün de tüketiciler için önemli olduğunu anlattı.

Müşterilerini hazır kalıplara sıkıştırmadan, bütçelerine ve hedeflerine uygun kişiselleştirilmiş bir finansman yolculuğu sunmaya odaklandıklarını vurgulayan Akbal, şunları kaydetti:

‘Tasarruf finansman modeli farklı gelir gruplarına hitap ediyor. Her müşterimizin bütçesi, ödeme gücü ve öncelikleri farklı. Kimi aylık ödeme kapasitesini daha yüksek kullanarak kısa vadede ilerlemek, kimi taksitlerini düşük tutarak daha yüksek bir finansman tutarını uzun vadeye yaymak istiyor. Kimi peşinatla sürecini hızlandırmayı, kimi peşinatsız başlamayı, kimi artan taksitli, kimi sabit ödemeli bir planı tercih ediyor. Teslimat beklentileri de değişiyor. Kimi teslimat tarihini baştan bilmek isterken, kimi her ay noter huzurunda çekilişle sıra tespiti yapılan planla ilerlemeyi tercih ediyor. Biz de tüm seçenekleri müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre bir araya getiriyor, herkesin kendi bütçesine ve hedefine en uygun kampanyayla ilerleyebilmesini sağlıyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

PASHA Bank aktiflerini yüzde 16,1 büyüterek 17,2 milyar TL’ye taşıdı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Müşteri odaklı yaklaşımı, güçlü sermaye yapısı ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle faaliyetlerini sürdüren PASHA Bank, 2026 yılının ilk yarısında güçlü finansal performansını korudu. Banka, aktif büyüklüğünü yıl sonuna göre yüzde 16,1 artışla 17 milyar 198 milyon TL’ye yükseltirken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 büyüme kaydetti.

Türkiye ekonomisinin büyümesine katkı sağlayan, bölgesel ticaret ve yatırımların gelişimine finansman desteği sunan PASHA Bank, 2026 yılının ilk yarısında istikrarlı büyümesini devam ettirdi. 2025 yılını 14 milyar 809 milyon TL aktif büyüklükle tamamlayan banka, yılın ilk altı ayında aktiflerini 17 milyar 198 milyon TL seviyesine taşıdı. Aynı dönemde öz kaynakları yılbaşına göre yüzde 5,3 geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 24,1 artış gösterdi. PASHA Bank’ın ilk yarı yıl kârı ise 192 milyon TL olarak gerçekleşti.

Reel Sektöre 12,4 Milyar TL’lik Finansman Desteği

PASHA Bank, reel sektöre sağladığı finansman desteğini yılın ilk yarısında da artırdı. Bankanın toplam kredi hacmi yüzde 25,1 büyüyerek 12 milyar 436 milyon TL’ye ulaştı. Böylece PASHA Bank; üretimin, yatırımın ve dış ticaretin finansmanına sağladığı katkıyı sürdürürken, müşterilerinin büyüme yolculuğunda güvenilir çözüm ortağı olmaya devam etti.

Sürdürülebilir finansmanda önemli adım

PASHA Bank, finansal performansının yanı sıra sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarını da hız kesmeden sürdürdü. Banka, yılın ilk yarısında gerçekleştirdiği 250 milyon TL tutarındaki ilk Yeşil Bono ihracıyla sermaye piyasalarına sürdürülebilir finansman alanında ürün yelpazesine yeni bir enstrüman daha kazandırdı. Çevresel fayda sağlayan projelerin finansmanına kaynak oluşturmayı amaçlayan bu ihraç, PASHA Bank‘ın sürdürülebilir büyüme stratejisinin önemli kilometre taşlarından biri oldu.

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın bölgesel güçleri, ülkeler arası kültürel bağları ve çağdaş bakış açıları ile şekillenen bir vizyonun bankacılığa yansıması olduklarını belirten PASHA Bank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan Yurdagül,

“Küresel ekonomide belirsizliklerin ve finansal koşulların yeniden şekillendiği bir dönemde, güçlü sermaye yapımız, disiplinli risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Bankamızın güçlü finansal yapısını daha da ileri taşıyacak adımlara odaklanırken, ilk altı aylık performansımız doğru alanlara odaklandığımızı ve sağlam bir zeminde ilerlediğimizi gösteriyorTürkiye’de finansman konusunda sektörel bir ayrım yapmamakla birlikte önceliğimiz; doğru projeleri destekleyerek sürdürülebilir büyümeyi sağlamak ve dengeli bir sektör dağılımını korumaktır. Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasında kurduğumuz finansal köprüyle müşterilerimizin bölgesel büyümesine katkı sunarken, sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarımızla da uzun vadeli değer üretmeye devam ediyoruz.” dedi.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.