GÜNCEL
Fed iki ateş arasında: Artırsa ekonomi, artırmasa tahviller sarsılacak
Yayınlanma:
2 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların Eylül ayına pek de iyimser bir başlangıç yapamamasının ardından, yeni haftanın da pek sevimli ilerlemediğini söylememiz gerekiyor. Öncelikle, yurt dışı kaynaklı pek çok olumsuz haberin risk iştahını baskıladığını görüyoruz. Jeopolitik riskler neredeyse yedi aydır mütemadiyen şekil değiştirse de tüm çıplaklığıyla devam ederken, dünya modern tarihin belki de en önemli enerji krizlerinden birine doğru adım adım ilerliyor.
Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği durma noktasına gelirken, bölgenin en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan bugüne kadar sevkiyatının önemli bir bölümünü ülkeyi doğudan batıya geçen boru hattı üzerinden Kızıldeniz’e yönlendirerek krizin etkisini sınırlamayı başarmıştı. Ancak bu hattın drone saldırısının ardından devre dışı kalması ve İran destekli Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki Bab el-Mendeb Boğazı çevresinde ilerleyerek bu alternatif güzergâhı da tehdit etmeye başlaması, tabloyu çok daha kritik bir noktaya taşıdı. Bir başka deyişle, Hürmüz’deki kesintiyi telafi eden alternatif yolların da birer birer risk altına girmesiyle, bölgesel bir arz sorunundan küresel bir enerji krizine doğru ilerliyoruz.
Artan jeopolitik riskler, enerji maliyetlerini daha da yukarı iterek küresel ekonomi üzerinde baskı unsuru yaratıyor. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 110 dolar seviyesinin kıyısında işlem görerek son dört ayın zirvesine yükselirken, gösterge jet yakıt fiyatı geçen hafta %20’ye yakın yükseliş kaydetti. Bu arada, Akdeniz’de rafineri crack marjının varil başına 100 dolar ile tarihi zirveye yükseldiğini de not edelim. Crack marjı, kabaca rafinerilerin ham petrolü alıp benzin, dizel ve jet yakıtı gibi ürünlere dönüştürürken oluşan fiyat farkını gösteriyor. Marjın bu denli yükselmesi, rafine ürünlerde arzın talebi karşılamakta zorlandığına ve enerji krizinin artık yalnızca ham petrol fiyatlarıyla sınırlı kalmadığına işaret ediyor.
Enflasyonist riskler de tahvil faizlerini yukarıya itmek suretiyle merkez bankalarından faiz artırım beklentisini tetikliyor. Bu minvalde, piyasaların risksiz faiz olarak takip ettiği, âdeta kılavuz kargası konumundaki ABD 10 yıllık gösterge tahvil getirisi bu sabah %5,01 seviyesine yükseldi. Yaşanan enerji şokunun enflasyonist etkilerini sınırlamak adına Fed’in bugün başlayacak ve yarın sonuçlanacak olağan Eylül ayı FOMC toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak mevcut %3,50-3,75 seviyesinden %3,75-%4,00 aralığına yükseltmesine bu sabah vadeli faiz kontratları %91 ihtimal tanırken, sene sonuna kadar ise bir kez daha faiz artırımı fiyatlanıyor.
Fed’in yeni başkanı Warsh açısından da sürecin çok da iyi gitmediğini not etmek gerekiyor. Warsh göreve gelirken enflasyonla mücadelede taviz vermeyeceğini ve finansal piyasaların verdiği sinyalleri dikkate alacağını güçlü bir şekilde vurgulayarak şahin bir portre çizmişti. Enflasyon kanaatimce çok hızlanmasa da piyasada büyük bir gürültünün olması, dahası tahvil piyasasının da Fed üzerinde faiz artışı beklentisini fiyatladığı bir günde Fed’in politika tepkisi vermeden toplantıyı pas geçmesine artık pek de ihtimal tanınmıyor. Biz her ne kadar aksini düşünsek de, azınlıkta kaldığımızı da kabul etmemiz gerekiyor. İşin ilginç tarafı, tahvil piyasası açısından asıl risk Fed’in faiz artırması değil, artırmaması olabilir! Piyasanın büyük bir bölümü, Fed’in yarın pas geçmesi hâlinde enflasyonla mücadelede yeterince kararlı olmadığı algısının güçlenebileceğini ve bunun uzun vadeli tahvil faizlerinde yeni bir sıçramayı beraberinde getirebileceğini düşünüyor. Ya da bir başka deyişle Fed, faiz artırırsa ekonomiyi daha da yavaşlatma, artırmazsa tahvil piyasasında kontrolü kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Bir süredir faizlerle ilgili sessiz kalan Başkan Trump, son günlerde Fed’in faiz artırım potasına geri dönmesiyle faiz indirimi talep etmeye başladığını da göz ardı etmemek gerekiyor. Bu bağlamda yarın akşam Fed’in bağımsızlık testinden de geçeceğini hatırlatmak isterim. Konuya siyasetçinin bakış açısıyla yaklaşırsak, ABD ekonomisinin yaklaşık %70’ini tüketimin sırtladığını pekâlâ biliyoruz. Petrolün 110 dolara dayandığı, dizelin ise ilk kez 6 doların üzerine yükseldiği bir ortamda, ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5 seviyesini aşması ve 30 yıllık mortgage faizlerinin de yeniden %7’nin üzerine çıkması pek de iç açıcı başlıklar olarak ön plana çıkmıyor. Bir başka deyişle, Amerikalı tüketici bir taraftan artan enerji faturası, diğer taraftan yükselen borçlanma maliyetleri ile karşı karşıya kalmış durumda. Fed enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırmak zorunda kalabilir, ancak ABD ekonomisinin, daha da önemlisi tüketicinin, bu kadar yüksek faizleri ne kadar kaldırabileceği ise büyük bir soru işareti olmaya devam ediyor. ABD’nin devasa borcu da bu denkleme eklenince, işler pek de iyi bir noktaya doğru ilerlemiyor. Tüm bunlar cereyan ederken, kıymetli metaller ise zemin kaybediyor. Bir yerde yanlış var!
Yarın akşam olur da faiz artışı gelirse, Fed üyelerinin yılın geri kalanına ilişkin faiz tahminleri kadar Başkan Warsh’un atılan adımın tek seferlik bir ayarlama mı yoksa yeni bir faiz artırım döngüsünün başlangıcı mı olduğuna dair vereceği mesajlar da kritik önem taşıyacaktır. Bu kafa karışıklığına ilaveten dün de bültenimizde dile getirdiğimiz üzere, yapay zekâ tarafından da yapay zekâ teknolojisinin gelişiminin yavaşlatılmasına yönelik sektörün önde gelen isimlerinden gelen uyarılar, teknoloji şirketlerinde kayıplara neden oldu.
Anthropic CEO’su Dario Amodei, teknolojinin kötüye kullanımına ilişkin artan riskler nedeniyle yapay zekâ modellerinin geliştirilme hızının yavaşlatılması gerektiğini savunurken, OpenAI CEO’su Sam Altman ve xAI’ın kurucusu Elon Musk da bu görüşe destek verdi. Altman ayrıca güvenlik endişelerini gerekçe göstererek OpenAI’ın bu yıl planlanan halka arzından vazgeçtiğini açıkladı. Açıklamalar, yapay zekâ yatırımlarının ve buna bağlı devasa altyapı harcamalarının yavaşlayabileceği endişesini tetiklerken, özellikle son dönemde artan tahvil faizleri nedeniyle borçlanarak finanse edilen yatırımlar üzerindeki soru işaretlerini de artırdı. Philadelphia yarı iletken endeksi %5,2 gerilerken Nvidia %3, AMD %4,5 ve Micron %5,4 değer kaybetti. Avrupa’da ASML %6, Asya’da ise SoftBank %10’un üzerinde düştü.
ABD borsaları dün geceyi endişe edildiği kadar sert satışlarla tamamlamazken, teknolojinin yavaşlatılması haberlerine yönelik dün sert satışlara sahne olan Asya’da bu sabah göreceli olarak yatay bir seyir hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei %1 yükselirken, geriye kalan borsalarda ise bekle-gör stratejisinin benimsendiğini düşünüyoruz.
Hürmüz’deki kesintiyi telafi edecek alternatif güzergâhların da birer birer risk altına girmesi, küresel enerji arz krizini daha da derinleştirirken, uzun bir süredir yelkenleri âdeta şişiren rüzgâr olan yapay zekâ sektörüne ilişkin çatlak seslerin de yükselmesi, risk iştahının iyice azalmasına neden oldu. Kıymetli metaller dün bir kez daha satış baskısına boyun eğerken, altının ons fiyatı 4,300 dolar seviyesinin hemen üzerinde salınırken, benzer bir şekilde gümüşün de ons fiyatı 63,50 dolar seviyelerine gerileyerek gelişmeleri takip ediyor. Bitcoin 78 bin dolar seviyesinde sessizliğini korurken, para birimleri liginde ise DXY’nin beş gündür kesintisiz bir şekilde yükselerek 99,60 seviyesine gelmesine paralel EURUSD paritesi 1,1550 seviyesinin altına sarktı. Kraliyet aslanı Sterlin ise güçlü dolar karşısında son beş haftanın en düşük seviyesine geriledi. Ne tuhaftır ki, dolar değer kaybetsin (rekabet avantajı), faiz oranları gerilesin, krediye ulaşım rahatlasın, enerji fiyatları düşsün, fabrika bacaları da tütsün diyen Trump’ın istediklerinin tam tersi olmaya başladı!
Bizim cephede ise yatırım fonları ve portföy yönetim şirketleri ile ilgili soru işaretleri gündemi meşgul etmeye devam ederken, hisse senetleri yakından takip ediliyor. SPK düzenlemesi ardından fonlar uyum sürecinde belli ölçüde satış baskısı yaratıyor. Hatırlamak gerekirse, SPK düzenlemesinin arkasında yatan ana amaç özellikle serbest fonlarda tek tek hisselerde aşırı yoğunlaşmayı ve düşük fiili dolaşımlı hisselerde fonların çok büyük pozisyon almasını sınırlamaktı. Bu bağlamda dün BİST 30 endeksi günü %1,4, ana endeks ise %1,6 oranında kayıpla tamamlarken, Hazine’nin tahvil ihraçları sorunsuz geçti. USDTRY kuru 48,62 seviyesinde salınmaya devam ederken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 232 baz puana yükselerek uzun bir süredir demir attığı 220 baz puan seviyesinden uzaklaşmaya başladı. Tahvil cephesinde ise iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi bir süredir yatay seyir izlediği %39,50 seviyelerinden yönünü yukarıya çevirmek suretiyle küresel tahvil faizlerinin yükselişine ayak uydurarak %40,28 seviyesine yükseldi.
Mali piyasaların gündemini bugün başlayan ve yarın gece sonuçlanacak Fed olağan toplantısı teşkil ederken, makro cephede ise bugün içeride bütçe dengesi, dışarıda ise Almanya ZEW endeksi takip edilebilir.
Fed Faiz oranı, enflasyon ve 10 yıllık tahvil
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek
Yayınlanma:
23 saat önce|
29/10/2026Yazan:
BankaVitrini
SPK’nın tasfiye kararı verdiği bazı yatırım fonlarının zararlarının geri alınması ve yatırımcılara ödeme yapılması için özel kanun çıkarıldı. 7596 sayılı Kanun ile fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin izlenmesi, sorumluların şahsi malvarlıklarından tahsilat yapılması ve yatırımcılara ara ödeme imkânı getirilmesi düzenlendi. Ara ödemelerde yatırımcı başına 1 milyon TL üst sınırı öngörülürken, ödemeler fonların mevcut kaynakları ve kanunda belirtilen şartlarla sınırlandırıldı.
Sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki kayıpların geri kazanılması amacıyla hazırlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, 27 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilen Kanun, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanun’un yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsıyor.
Düzenleme; fon varlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemlerle fon dışına çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zarardan sorumlu kişi ve kuruluşlardan tahsilat yapılması ve elde edilen kaynakların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki çerçeve oluşturuyor.
Kanun, diğer yatırım fonları için genel ve sürekli bir tasfiye rejimi getirmiyor.
Fon zararlarından kim sorumlu olacak?
Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerler nedeniyle doğan zararların kimlerden tahsil edileceğini açıkça düzenlemesi.
Karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle fon kaynaklarının ilişkili taraflara, hâkim ortaklara, yöneticilere ya da bunların kontrolündeki kişi ve kuruluşlara aktarılması; gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan kredi, borç, avans, teminat, devir, alım-satım, repo ve benzeri işlemler kapsamında değerlendirilebilecek.
Bu işlemlerle fonun zarara uğratıldığının belirlenmesi hâlinde, öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulacak.
Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda ise SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğuna gidilebilecek.
Yöneticilerin veya diğer sorumlu kişilerin görevlerinden ayrılmış olması da görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.
TMSF tahsilat ve takip işlemlerini yürütecek
Kanun kapsamında SPK, tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar tutarını, sorumlu kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.
TMSF, bildirimin ardından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsilat ve takip işlemlerini başlatabilecek.
Bu çerçevede, fon zararlarının sorumluların malvarlıklarından geri kazanılması için özel tahsilat mekanizması oluşturuluyor. Kanun kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.
Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek
Düzenlemenin yatırımcılar açısından en önemli başlıklarından biri de ara ödeme mekanizması.
Fon varlıklarının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir tutarın, yatırımcıların ilgili hesaplamaya göre hak kazandıkları toplam tutarı karşılamaya yetmemesi durumunda, SPK’nın belirleyeceği fonlarda ara ödeme yapılabilecek.
Kanuna göre:
- Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılara, hesaplanan net yatırım tutarını aşmamak kaydıyla ara ödeme yapılabilecek.
- Net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL olacak.
- Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma paylarının önceki gün sonu değerini aşamayacak.
- Dağıtılabilir kaynakların yetersiz olması hâlinde SPK, ödeme sıralamasını ve asgari ara ödeme tutarını belirleyebilecek.
Ara ödeme sırasında yatırımcının katılma payları iade edilmiş sayılmayacak. Katılma payları, nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.
Önemli ayrıntı: Kanunda belirtilen 1 milyon TL, her yatırımcıya koşulsuz ve kesin olarak ödenecek bir tutar değil, ara ödeme için öngörülen üst sınırdır. Gerçek ödeme; fonun kaynaklarına, yatırımcının hesaplanan hak sahipliğine ve SPK’nın belirleyeceği uygulama esaslarına bağlı olacak.
Yatırımcıların net yatırım tutarı nasıl hesaplanacak?
Kanun, fon malvarlığının yatırımcıların hesaplanan haklarını karşılamaya yetmemesi hâlinde kullanılacak net yatırım tutarı hesaplamasını da düzenliyor.
Bu hesaplamada yatırımcının fona fiilen yaptığı nakit girişleri ve fondan aldığı nakit çıkışları esas alınacak. Giriş ve çıkış tutarlarına, tasfiye tarihine kadar açıklanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması üzerinden, kıstelyevm yöntemiyle endeksleme uygulanacak.
Nakit çıkışları ise ilk giren ilk çıkar (FIFO) esasına göre dikkate alınacak.
Hesaplama, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecek.
Bu yöntem, yatırımcının fonla gerçekleştirdiği nakit hareketlerinin ortak bir hesaplama çerçevesinde değerlendirilmesini amaçlıyor. Ancak endekslemeye dayalı hesaplama, yatırımcının bütün parasını mutlaka geri alacağı anlamına gelmiyor; ödeme, mevcut dağıtılabilir kaynaklar ve kanundaki sınırlamalar çerçevesinde yapılacak.
Fonlardan kazanç sağlayanlara gönüllü iade çağrısı
Kanun, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade ederek ödeme almış kişilerin elde ettikleri kazançlar için de bir düzenleme içeriyor.
Yatırımcının elde ettiği getirinin, ilgili dönemde TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla hesaplanacak tutarı aşan kısmı, SPK tarafından ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.
Benzer şekilde, SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 ve 107’nci maddeleri kapsamında değerlendirilen işlemlere konu paylardan kazanç elde eden kişiler de kanunda belirtilen koşullarla, enflasyon endekslemesi sonrasında kalan getiri kısmını genel hisse iade hesabına gönüllü olarak aktarabilecek.
Bu hükümlerin uygulanmasına ilişkin hesaplama yöntemleri ve diğer usuller SPK tarafından belirlenecek.
Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek
Kanun, fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda el konulan malvarlığı değerlerinin geri kazanılması için de özel hükümler getiriyor.
Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında el konulan ve hukuken doğrudan ilgili fona iadesi mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, gerekli kararlar doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek.
Doğrudan fona devredilemeyen malvarlıkları bakımından ise TMSF kayyım olarak atanabilecek. Bu durumda TMSF, ilgili malvarlıklarını dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Elde edilen tutarlar her fon için ayrı ayrı izlenecek.
Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun malvarlığından çıktığı ya da fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin Hazineye gelir kaydedilmeden ilgili fona aktarılması öngörülüyor. Fon tasfiyesi tamamlanmışsa tutarlar geri kazanım hesabına aktarılacak.
Geri kazanım hesapları TMSF bünyesinde tutulacak
Kanunla oluşturulan geri kazanım hesapları, TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacak ve her fon için ayrı alt hesaplarda izlenecek.
Bu hesaplarda biriken kaynaklar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek. Başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecek.
Zorunlu giderler düşüldükten sonra kalan tutarlar, tasfiye devam ediyorsa tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiye tamamlanmışsa SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) aktarılacak.
Yatırımcılara yapılacak dağıtımda katılma payı sahipliği oranı esas alınacak. İşlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak belirlenen asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler ise yatırımcı adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek.
Bazı kişi ve kurumlara ödeme yapılmayacak
Kanun, yatırımcıların korunmasının yanında belirli fiillerle bağlantılı kişi ve kurumların tasfiye gelirlerinden yararlanmasını da engelliyor.
SPK tarafından 6362 sayılı Kanun’un 104, 106 veya 107’nci maddelerinde düzenlenen fiilleri ilgili fonlarla birlikte işlediği ya da bu fiilleri işleyenlerle birlikte hareket ettiği tespit edilen kişi ve kurumlara, ilgili fonların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacak.
Bu hüküm, tasfiye gelirlerinin dağıtımında sorumluluk ve hukuka uygunluk ölçütlerinin dikkate alınmasını amaçlıyor.
Gözler SPK’nın uygulama esaslarında
7596 sayılı Kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımlandığı tarihte yürürlüğe girdi.
Düzenlemenin uygulamada nasıl sonuç vereceği; SPK’nın fon bazında yapacağı belirlemelere, MKK kayıtlarının mutabakatına, tasfiye edilecek varlıkların değerine, sorumluların malvarlıklarından tahsil edilebilecek tutarlara ve geri kazanım hesaplarında birikecek kaynaklara bağlı olacak.
Özellikle ara ödeme yapılacak fonların belirlenmesi, yatırımcıların hak sahipliğinin tespiti, net yatırım tutarlarının hesaplanması ve sorumlulardan tahsilat süreçleri önem taşıyor.
Kanun, yatırımcıların kayıplarının geri kazanılması için yeni bir hukuki mekanizma oluşturuyor. Ancak yatırımcıların ne kadar ödeme alabileceği, ara ödemelerin ne zaman yapılacağı ve toplam zararın ne ölçüde karşılanabileceği, uygulama kararları ve fiilen geri kazanılabilecek kaynaklar netleştikçe ortaya çıkacak.
BANKA HABERLERİ
Garanti BBVA’nın 9 aylık net kârı 97,2 milyar liraya ulaştı
Garanti BBVA, 2026’nın ilk 9 ayında 97,2 milyar lira net kâr açıkladı. Bankanın aktif büyüklüğü 5,6 trilyon liraya yükselirken müşteri mevduatları 3,6 trilyon liraya ulaştı.
Yayınlanma:
2 gün önce|
29/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Türkiye Garanti Bankası AŞ, 30 Eylül 2026 itibarıyla hazırlanan konsolide finansal sonuçlarını duyurdu. Bankanın kredi hacmi, mevduat yapısı ve sermaye göstergeleri yılın üçüncü çeyreğinde öne çıktı. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, fonlama maliyetlerindeki gerilemenin ve bilanço yönetiminin kârlılığa katkı sağladığını belirtti.
Garanti BBVA’nın aktif büyüklüğü 5,6 trilyon liraya çıktı
Garanti BBVA, yılın ocak-eylül döneminde ekonomiye nakdi ve gayrinakdi krediler yoluyla toplam 4,2 trilyon lira finansman desteği sağladı.
Bankanın toplam canlı kredilerdeki pazar payı yüzde 11,3 olarak gerçekleşti. Türk lirası kredilerde yüzde 12,9, yabancı para kredilerde ise yüzde 8,2 pazar payına ulaşıldı.
Garanti BBVA’nın 2026’nın ilk 9 ayındaki net kârı 98,2 milyar lira, aktif büyüklüğü ise 5,6 trilyon lira oldu.
Garanti BBVA’nın müşteri mevduatları yüzde 15,5 büyüdü
Bankanın fonlama kaynakları arasında en büyük payı müşteri mevduatları oluşturdu.
İlk 9 ayda yüzde 15,5 büyüyen müşteri mevduatları 3,6 trilyon liraya ulaştı. Mevduatların toplam fonlama kaynakları içindeki ağırlığı yüzde 65,1 olarak gerçekleşti.
Garanti BBVA’nın müşteri mevduatlarındaki pazar payı yüzde 10,6 olurken vadesiz mevduatların toplam müşteri mevduatlarına oranı yüzde 39 seviyesinde kaydedildi.
Garanti BBVA’nın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,1 oldu
Bankanın sermaye yeterlilik oranı, yüzde 12,16 olarak belirtilen yasal sınırın üzerinde gerçekleşti.
Garanti BBVA’nın ortalama öz kaynak kârlılığı yüzde 27,5, ortalama aktif kârlılığı ise yüzde 2,6 seviyesinde ölçüldü.
Donuk alacakların toplam kredilere oranı yüzde 3,9 olarak açıklandı.
Bu göstergeler, bankanın 2026’nın üçüncü çeyreği sonundaki finansal durumunu ortaya koydu.
Mahmut Akten: Net faiz marjında belirgin iyileşme sağladık
Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, bankacılık sektöründe para politikası ve makroihtiyati düzenlemelerin etkilerinin sürdüğünü belirtti.
Yılın üçüncü çeyreğinin ikinci yarısında fonlama maliyetlerinin düşmeye başladığını ifade eden Akten, bu gelişmenin sektörün kârlılık görünümüne olumlu yansıdığını söyledi.
Akten, fonlama giderlerindeki azalma ve etkin bilanço yönetimi sayesinde net faiz marjında önemli bir iyileşme sağladıklarını, kârlılığı artırmayı sürdürdüklerini açıkladı.
Türk lirası kredilerde farklı müşteri gruplarında elde edilen pazar payı kazanımlarıyla konumlarını güçlendirdiklerini belirten Akten, yaygın mevduat tabanını korurken finansman kaynaklarını çeşitlendirdiklerini ifade etti.
Garanti BBVA’dan 125 milyon dolarlık tahvil ihracı
Banka, finansman kaynaklarını genişletmek amacıyla 125 milyon dolar tutarında sürdürülebilir sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.
Akten, bu işlemden sağlanan kaynağın mikro işletmelerin ve küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) çevre dostu yatırımlarında kullanılacağını bildirdi.
Finansmanın ayrıca kadın girişimcilerin krediye erişimini desteklemek amacıyla değerlendirileceğini belirtti.
Sürdürülebilir finansman 1,9 trilyon liraya ulaştı
Garanti BBVA, 2018-2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon liralık sürdürülebilir finansman hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.
Akten, 2026’nın ilk 9 ayında bu kapsamda 1,9 trilyon lira finansman sağladıklarını açıkladı.
Enerji, sanayi ve kaynak verimliliği alanlarında gerçekleştirilen dönüşüm yatırımlarının desteklendiğini belirten Akten, sürdürülebilir finansmanın Türkiye ekonomisinin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamasını hedeflediklerini ifade etti.
Garanti BBVA’dan COP31 ve yeşil dönüşüm mesajı
Mahmut Akten, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 iklim zirvesinin sürdürülebilir dönüşüm açısından önemli olduğunu söyledi.
BBVA ile üstlendikleri Küresel Bankacılık Partnerliği kapsamında Türkiye’nin yeşil dönüşüm yatırımlarını uluslararası sermaye ve yeni finansman olanaklarıyla buluşturmayı amaçladıklarını belirtti.
Akten, bankanın finansal gücünü teknolojik altyapısı ve müşteri odaklı faaliyetleriyle destekleyerek sürdürülebilir büyüme stratejisine devam edeceğini kaydetti.

BANKA HABERLERİ
Enpara Bank: 9 Aylık Net Kârı 6,3 Milyar TL
Yayınlanma:
3 gün önce|
28/10/2026Yazan:
BankaVitrini
Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen:”Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı”
Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde etti.
2012’den bu yana masrafsız bankacılık hizmeti sunan Enpara Bank, 2026’nın ilk yarısına ilişkin solo finansal sonuçlarını açıkladı.
Buna göre, yılın ilk 6 ayında Bankanın toplam aktif büyüklüğü 2025 yılı sonuna göre yüzde 21 artarak 301,8 milyar liraya ulaştı.
Faaliyet brüt karı 16,2 milyar liraya, vergi öncesi karı ise 5,4 milyar liraya yükselen Banka, 10,8 milyar lira net faiz geliri elde etti.
Yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem karı elde eden Bankanın öz sermaye karlılık oranı ise yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.
Bankanın toplam müşteri sayısı artmaya devam etti. 2025 sonunda 8,6 milyon olan müşteri sayısı, 2026’nın ilk yarısında yüzde 6 artışla 9,2 milyona yükseldi.
Aynı dönemde müşteri mevduatları yüzde 13 artışla 231,9 milyar liraya, öz kaynaklar ise yüzde 20 artışla 22,6 milyar liraya çıktı.
Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, 2026’nın ilk yarısında güçlü bilanço yapılarını korurken aktif büyüklüklerini 300 milyar liranın üzerine taşıdıklarını belirtti.
Kredi hacmi, müşteri mevduatları ve öz kaynaklarda kaydettikleri büyümenin, müşteri güveninin yansıması olduğuna işaret eden Türkmen, “Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı.” ifadesini kullandı.
Türkmen, söz konusu dönemde ürün ve hizmet yelpazelerini de genişlettiklerini belirterek şunları kaydetti:
“Bireysel müşterilerimize yeni yatırım ve sigorta ürünlerimizi, KOBİ müşterilerimize ise taksitli ticari kredi ürünümüzü sunmaya başladık. Önümüzdeki dönemde de müşteri odağımızdan taviz vermeden, müşterilerimize gerçek fayda sağlayacak olan yeni ürün ve hizmetlerimizle sürdürülebilir ve sağlıklı büyümemizi devam ettireceğiz. Enpara Bank’a güvenen tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz.”
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.653)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (604)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.647)
- GÜNDEM (3.592)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.749)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Bloomberg Businessweek Türkiye'nin 154. sayısı yayında 30/10/2026
- Binance TR: Kripto varlık çekimleri geçici olarak durduruldu 30/10/2026
- Nagel: AMB gerekirse kararlı adımlar atacak 30/10/2026
- Erdoğan: Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesi önceliklerin başında 30/10/2026
- Turist sayısı ilk 9 ayda yüzde 1,72 azaldı 30/10/2026
- Rus rafinerilerinde savaş hasarı bitmiyor 30/10/2026
- Türkiye Sigorta, finansal riskler için taslak bilançoda 16,3 milyar lira karşılık ayırdı 30/10/2026
- BP kârını 18 yılın zirvesine çıkardı 30/10/2026
- Türkiye'nin Ar-Ge harcaması 2025'te 980,4 milyar liraya yükseldi 30/10/2026
- Trive'dan faaliyet izninin geçici iptali için başvuru 30/10/2026
SON YAZILAR
- TASFİYE FONLARI: Suçtan elde edilen malvarlığı değerleri yatırımcılara dönebilecek 29/10/2026
- Garanti BBVA’nın 9 aylık net kârı 97,2 milyar liraya ulaştı 29/10/2026
- Enpara Bank: 9 Aylık Net Kârı 6,3 Milyar TL 28/10/2026
- TASFİYE EDİLEN FONLARDA YATIRIMCI ALACAĞI NASIL HESAPLANACAK? 27/10/2026
- TEB 2026 Üçüncü Çeyrek Mali Verileri Açıklandı 26/10/2026
- The Economist 2027 kapağı: Semboller, şifreler ve dünyaya verilen mesajlar 24/10/2026
- DenizBank 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı 23/10/2026
- Alternatif Bank’tan şubatta geri ödemeli ihtiyaç kredisi kampanyası 23/10/2026
- İş Bankasından üretici kadınlara özel Çiftçi Kadın İmece Kart 23/10/2026
- Zorlu Enerji’de 60,5 Milyon Dolarlık Temerrüt Riski 22/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu

