ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Kripto Para
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Kripto para değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür kripto para platformu/sanal borsa olarak kabul edilebilir.
Daha önce; 27.01.2014 tarihinde “Bitcoin: Elektronik Para” ve 14.05.2016 tarihinde de “Bitcoin Çalınır mı” başlıklı iki yazı kaleme almıştık. Aradan geçen zamanda; kripto para ve bu paraların alım satımlarının yapıldığı kripto para platformu/piyasası, yani aracı kurumlarla ilgili yasal düzenlemeye gidilmediği, bu konuda açık bir yasal boşluğun olduğu, fakat ciddi alınmayan veya muhatap görülmeyen, Devletin kontrolü dışında olan kripto/sanal para ve bunların alınıp satıldığı platform ile aracı şirketlere mesafeli durduğu görülmekle, bilişim sisteminde gerçekleşen önlenemez gelişmelerden dolayı bu sessizliğin bir keyfiliğe, kuralsızlığa, güvence yoksunluğuna, malvarlığına karşı işlenecek suçlardan kişilerin korunmamasına, kripto paranın yasal kaydı ve bu paranın alınıp satılmasına aracılık eden firmaların lisanslandırılmamasına veya ruhsatlandırılmamasına yol açtığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında teminat yoksunluğu sebebiyle birçok kişinin mağdur olma ihtimalinin gündeme geldiği, nitekim 21 Nisan 2021 ve 23 Nisan 2021 tarihlerinde iki kripto para platformunun, yani kripto para alışverişine aracılık eden firmanın aniden faaliyetlerine son vermesi sebebiyle ciddi mağduriyetlerin ortaya çıktığı, yasal boşluğun ve bankalar veya sigorta şirketlerinde olan güvencelerden yoksun kripto para alışverişlerinin de dijital/kripto/sanal para olarak nitelendirilen kripto para piyasasında yaşanan olumsuzlukları tetiklediği, güven kaybının yaşandığı, bu hadiselerle bir kez daha hukukun teknik gelişmelerin ve bu gelişmelerden kaynaklanan suçlar ile hukuka aykırılıkları geriden takip ettiğinin görüldüğü, ilk kez 16 Nisan 2021 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın toplam 6 maddeden ibaret ve 30.04.2021 tarihinde yürürlüğe girecek “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” adlı bir düzenlemeye gittiği, esasen bu Yönetmeliğin kripto para piyasasına düzenleme ve bu alanda düzen kurma amacından uzak, sırf yasak içerdiği, bunun da kripto para piyasası ve aracı kurumlar üzerinde olumsuz etkisi oluşturduğu görülmektedir. Kanaatimizce; kripto para piyasasını ve alışverişini veya ticaretini yasaklamaktan ziyade, son gelişmeleri de dikkate almak suretiyle bir an evvel yasal düzenlemeye gidilmeli, bu sırada gelir getirici olması açısından da işlem ve/veya kazançtan vergi alınması amaçlanmalıdır.
Esas itibariyle; Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hırsızlık, güveni kötüye kullanma, bilişim ve dolandırıcılık suçlarının “coin” olarak bilinen kripto paralara göre gözden geçirilip yasal düzenlemeye gidilmesinin gerektiği, “mal”, “taşınır mal”, “gayri maddi varlık” sözlerinden ne anlaşılacağının “kanunilik” ilkesi uyarınca açıklanması, kripto para piyasası ile ilgili koruyucu ve ciddi cezalar öngören yasal düzenlemelere gidilmesinin lüzumu tartışmasızdır.
İşbu yazımızda; kripto paranın tanımına, kripto para ile ilgili hukuki düzenlemelere ve kripto paranın suça konu olup olmayacağına dair açıklama ve değerlendirilmelerde bulunulacaktır.
I- Kripto Para Nedir?
Kripto para piyasasında bilinen ve nerede ise bu piyasanın adını oluşturan “Bitcoin” bir kripto para birimi olarak kripto para piyasasında yer alan ve bu piyasada aracılık eden firmaların alışverişlerine konu olan bir sanal/elektronik para birimidir.
Kripto para; herhangi bir devlet veya merkez bankası tarafından üretilmeyen, bu sistemi kullanan bireylerin ülkelerin tedavüldeki para birimleri ile satın aldığı veya kendiliğinden ürettiği elektronik/sanal paradır. Bu paraların alınıp satılmasına aracılık eden firmalara da “aracı kurum” denilebilir, fakat uygulamada hiçbir özel statüye ve şarta tabi olmadan, lisanslanmadan ve ruhsatlanmadan, teminatsız bir şekilde ve sırf müşteride oluşturdukları güven duygusuna göre kripto para piyasasında yer alan firmaların faaliyette bulundukları görülmektedir. Bu firmalar esasen o kadar önemlidir ki, yapılan kripto para alışverişleri ve oluşturulan cüzdanlar bu firmaların bilgisinde ve kontrolünde bulunmaktadır. Firmalarla ilgili yasal düzenlemeye gidilmedikçe, oluşturulacak sahte kripto paralar veya müşterinin malvarlığını zarara uğratmak kastıyla yapılan veya yapılmış gibi gözüken işlemler, kripto para firmalarının gerçek kişi temsilcilerinin ceza sorumluluğunu gündeme getirecektir. Ancak belirtmeliyiz ki; Türk Ceza Kanunu’nun klasik hükümleri ile yetinmeyip, kripto para piyasasına hitap eden yasal düzenlemelere gidilmeli ve bu tür paralar hukuk sistemi tarafından tanınmak suretiyle sistemin içine alınmalıdır.
Kripto paranın değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür sanal borsa olarak kabul edilebilir. Devletlerin; kripto parayı elektronik para olarak tanıması ve bu sistemin yaygınlaşması halinde, bu tür paraların değeri daha da artabilir. Ancak sistemin barındırdığı risklerin bu alanda suç işlenmesini kolaylaştıran bir ortam sunması ve kripto paranın yaygınlaşması, fakat değerinin istikrar kazanmaması, mal değeri olarak karşılığının bulunmaması ve suiistimaller dikkate alındığında, değerinin zamanla kullanıcılar tarafından tercih edilmeyecek şekilde azalma ihtimalini de gündeme getirebilir.
Şu an için kripto para, e-ticaret adı ile bilinen internet ortamında yer sağlayıcılar tarafından açılan ve bir anlamda “AVM” olarak tanımlanan alışveriş merkezlerine benzeyen sitelerin içinde yer alan sanal mağazalarda alıcı satıcılar arasında kullanılan bir değerdir. İnternet ortamında yapılan alım satımlarda kullanılan kripto para, gerçekte elle tutulup gözle görülmeyen, herhangi bir matbaa veya darphanede basılmayan para karşılığı değerdir. İnternet ortamında kripto paranın alım satımı yapıldığı gibi, ürün satışlarının karşılığı değer olarak alıcı tarafından satıcıya ödenmekte, satıcı da elde ettiği kripto parayı yine internet ortamında bulunan borsalar aracılığıyla tedavülde olan bir para birimine çevirebilmektedir.
Belirtmeliyiz ki; kripto para ile kontrolsüz alışverişlerin yapılması veya gerçekte yasal gözüken ürünlerin ardına gizlenen yasadışı ürünlerin ticarete, tüketime ve el değişime konu edilmesi mümkündür. Çünkü ulusal ve uluslararası para hareketleri, gerek paranın hareketi ve gerekse gerçekte neyin karşılığında ödendiği konularında kolay takip edilebildikleri halde, kripto paraya dayalı alışverişler için aynı takip ve tespiti yapabilmek pek mümkün değildir. Kazancın vergilendirilmesi ise ayrı bir sorundur. Bu durumda kripto para veya buna benzer sanal para değerleri, uluslararası sözleşmelere konu edilip, ulusların iç hukuklarında düzenlenmeli ve böylece, her türlü para hareketleri kamu kudreti kullanıcısı devletin gözetimi altında yapılmalıdır. Devletler, gelişmelere kayıtsız kalmadan ve hukuki altyapılar oluşturmak suretiyle el değiştirmenin bir değeri ve egemenliğin anlatımı olan her türlü para birimini kontrol altına almalıdır.
Kripto para sistemini kullanabilmek için, kullanıcının bu sisteme üye olması gerekmektedir. Üyelik için kullanıcıdan isim ve e-posta bilgileri talep edilmektedir. Bunun dışında, kullanıcıların paylaşması gereken herhangi bir kişisel bilgi bulunmamaktadır.
Kripto paralar şifrelenerek oluşturulan adreslerde muhafaza edilmektedir. Kullanıcılar; sistem üzerinde sanal cüzdanlar oluşturup, kripto paraları bu cüzdanlarda saklamaktadır. Sistem üzerinden yapılacak kripto para transferleri, kullanıcıların cüzdanlarında bulunan kripto para miktarı ve kullanıcıların sistem üzerindeki tüm hareketleri, “blockchain/blok zinciri” denilen ve kripto para değişimine hizmet eden bir tür sanal deftere kaydedilmektedir. Blokchain sistemiyle oluşturulan sana defterin kendisine özgü bir kimliği bulunmaktadır. Sistem üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde gerçek kimlik bilgileri kullanılmadığında, bu işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti çok zor olacaktır. Kanaatimizce; hem işlemlerin takibi ve hem de kripto para sahibinin mağdur edilmemesi için, mutlak kontrolü kripto para sahibine ait olan ve aidiyetin veya varlığın tespitinin gerekli olduğu durumda, daha önce oluşturulmuş birkaç güvenlik duvarının aşılması suretiyle bilgilere ulaşılabilmelidir.
Kripto para sistemi üzerinden, saat ve ülke sınırı olmaksızın, istenilen her anda ve her yere para transferi yapılması mümkündür. Bu ödemeler, bir noktadan diğer bir noktaya, banka gibi aracılar olmaksızın yapılmaktadır. Bu gelişme, özellikle bankaları, uluslararası ve ulusal alanda para gönderme usul ve sistemlerini de tehdit etmektedir. Bu tehdit, belki de klasik usullerin değişimine yol açacak ve para transferini daha basit hale getirecek, paranın el değiştirmesi de fiziki olmaktan tümü ile kurtulabilecektir.
Bir kişinin, başka bir kişiye kripto para ile ödeme yapması ve kendisine ödeme yapılan kişinin bu parayı ulusal paraya çevirmek istemesi halinde, kimlik bilgilerinin bir kısmının bildirilmesi gerekebilmektedir. Örneğin, uluslararası transfer işlemlerinde kripto para kabul eden döviz bürosu niteliğinde aracılar bulunmaktadır. Bu aracılar, transfer işlemlerinin tamamlanması için kendisine ödeme yapılan kişinin hesap bilgilerini talep edebilmektedir. Bu durum, kişinin kimlik bilgilerinin gizliliğine istisna teşkil etmektedir.
Kullanıcıların kişisel bilgilerinin ve mali kaynaklarının tespit edilmesinde yaşanan zorluk, sistem vasıtasıyla suç işlenmesini kolaylaştırmaktadır. Sistemin şu anda, uyuşturucu ticareti, internet üzerinden kumar oynanması, kara para aklama gibi fiillerin işlenmesinde kullanıldığı bilgisi bulunmaktadır. Örneğin; FBI tarafından yürütülen çalışmalarda, yabancı bir internet sitesi üzerinden uyuşturucu alım satımının yapıldığı ve bu alışverişlerde kripto para sisteminin de kullanıldığı tespit edilmiş, siteye erişim engellenmiş ve internet sitesinin sahibi hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır.
Kripto para sisteminin risklerinden birisi de, kullanıcıların hesaplarının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi veya sistem üzerinde kullanıcı tarafından yanlış veya yanlışlıkla işlem gerçekleştirilmesidir. Kullanıcı hesabının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi halinde, bunu denetleyen, tespit edebilen ve kullanıcıya hesabını geri almasını sağlayan bir yöntem veya mekanizma bulunmamaktadır. Aynı şekilde kullanıcıların işlemleri de geri alınamaz nitelikte olduğundan, yapılan yanlış işlemin geri alınması veya düzeltilmesi mümkün olamamaktadır. Bu meseleler bile, yakın zamanda doğmuş kripto para sisteminin tipik sorunları olarak gözüktüğünden, bu alana hukuk kuralları ile el atılıp düzenin sağlanması gereğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Çünkü önemli olan, hukuka aykırılıklar ve suçların işlenmeden önlenmesi, bu yolla kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasıdır.
II- Kripto para ve Yasal Düzenlemeler
Kripto paranın herhangi bir merkez bankası tarafından basılmaması, denetlenememesi, kripto para transferlerini gerçekleştiren tarafların ve transfer işlemlerinin nereden yapıldığının tespitinin nerede ise imkansız olması karşısında, devletlerin bu elektronik parayı tanıyıp tanımayacağı, sistemin kullanımının yasal yaptırımlara tabi tutup tutulmayacağı merak edilmektedir. Bu aşamada Ülkemizde, kripto para sisteminin kullanılmasını yasaklayan yasal düzenleme olmamakla birlikte, bu sistemi tanıyan ve kullanılmasını onaylayan bir düzenleme de bulunmamaktadır. Konuya ilişkin yasal düzenleme bulunmadığından, mevcut mevzuatımızın bu sistem hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması yerinde olacaktır. Ancak belirtmeliyiz ki, kanunla yasaklanmayan ve yaptırımı gösterilmeyen bir eylem veya faaliyetin icrası engellenemez ve yaptırıma da tabi tutulamaz. Demokratik hukuk devleti olmanın tipik bir sonucu, “hukuk devleti” ve “suçta ve cezada kanunilik” ilkelerine bağlı olmaktır. Normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasanın 2., 13. ve 38. maddeleri bu bağlılığı net bir şekilde ortaya koymuştur.
6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, 27.06.2013 tarihli ve 28690 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer, elektronik para olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede elektronik para kuruluşu ise, elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Elektronik para ihraç eden kuruluşlara ilişkin düzenlemeler, Kanunun 18 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. Kanunun 18. maddesi uyarınca, bu kuruluşlar yalnızca anonim şirket olarak kurulabilecek, nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş sermayesi en az beş milyon Türk Lirası olacak, faaliyetlerini 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda tanımlanan bankalar aracılığıyla yürütecek ve maddede sayılan diğer şartları da yerine getirecektir.
Kanunun 21. maddesinde, bu kuruluşların denetimine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Buna göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, elektronik para kuruluşunun merkezinde, şubesinde, temsilcisinde veya dışarıdan hizmet aldığı diğer kuruluşlarda denetim yapmaya yetkili olacaktır. Kuruluş, bu denetimlerde Kurumun talep edeceği her türlü bilgi ve belge ile defterleri, gizli olsalar bile ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak zorundadır.
Kanunun 26. maddesinin 3. fıkrasında, “Yurtiçi ve yurtdışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak iş birliğine ilişkin usul ve esaslar, sistem işleticileri için Bankaca; ödeme ve elektronik para kuruluşları için Kurulca ilgili tarafların görüşü alınmak suretiyle belirlenir.” denilmektedir.
6493 sayılı Kanunun gerekçesinde, elektronik paranın yaygınlaşması, merkez bankalarının para politikaları ile ödeme sistemlerine etkisi yanında ekonomik istikrarın sürdürülmesi bakımından önem taşıması nedenleriyle günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzenlemeler yapılması gerektiği açıklanmışsa da, bu Kanunun kripto para sistemi hakkında uygulanamayacağı kanaatindeyiz. Yukarıda yer verilen hükümler incelendiğinde, elektronik para kuruluşunun yüksek sermaye ile anonim şirket olarak kurulması gerektiği, elektronik paranın sadece izinli kuruluşlar tarafından üretilebileceği, bağımsız denetime tabi olduğu ve faaliyetini 5411 sayılı Kanunda öngörülen bankalar aracılığıyla yürüteceği anlaşılmaktadır.
Kripto para sistemi ise, bir kişi veya bir kurum tarafından değil, sisteme üye olan kullanıcılar tarafından kullanılmakta ve yönlendirilmektedir. Sistem bir tür akıllı telefonlara yüklenen uygulamalar gibi düşünülebilir. Kripto para sistemi, gerçek kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından oluşturulan bir uygulamadır ve şu an Dünya üzerinde birçok insan tarafından kullanılmaktadır. Uygulamayı oluşturan kişi, bu uygulamanın yöneticisi konumunda değildir. Uygulama, bireylerin gerçekleştirdiği işlemlerle kendiliğinden yürümektedir. Uygulamanın çalışma şekli gereğince, bir kişinin veya kurumun yönetiminde olması mümkün olmadığından, 6493 sayılı Kanun hükümleri kripto para sistemi için tatbik edilemeyecektir.
Kripto para sisteminin yurtdışında merkezli ve bir firma veya kuruluşun yönetiminde olduğu varsayılsa bile, sistem hakkında 6493 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilemez. Yukarıda açıklandığı üzere, Türkiye’de faaliyet gösterecek elektronik para kuruluşları, Kurumun denetimine tabi olacaktır. Kurumun, yurtdışında bulunan bir kuruluşu denetleyemeyeceği açıktır. Ayrıca; Kanunun m.26/3 hükmünde belirtilen işbirliğinin sağlanabilmesi için, kripto para sisteminin merkezi yurtdışında veya yurtiçinde bulunan bir kuruluş olması gerekmektedir. Ancak sistem, bu şartları taşımamaktadır.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 25.11.2013 tarihli ve 2013/32 sayılı basın açıklamasında, kripto paranın herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olduğu, mevcut yapısı ve işleyişi itibariyle 6493 sayılı Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmediği, dolayısıyla da bu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetiminin mümkün görülmediği belirtilmiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından hazırlanan, 31456 sayılı ve 16 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren “Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik” adlı düzenleme de incelendiğinde; kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolayı şekilde kullanılamayacağı, kripto varlıkların doğrudan veya dolayı şekilde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamayacağı, ödeme hizmeti sağlayıcıların kripto varlıklarla ilgili faaliyette bulunamayacağı, iş modeli geliştiremeyecekleri, ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, kripto varlıklarla ilgili işlem yapan platformlarla alışveriş yapamayacakları, yani ticari faaliyette bulunamayacakları ifade edilmiştir. Bunun aksi yönde faaliyette bulunanlar hakkında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun “Ceza hükümleri” başlıklı 68. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde öngörülen adli para cezası uygulanabilecektir. Ayrıca; kripto para hizmeti sunun platformlarla ticari faaliyette bulunan veya bulunmaya devam eden ödeme hizmet sağlayıcıları ile ödeme ve elektronik para kuruluşlarının lisans ve ruhsatlarının iptalleri gündeme gelebilecektir.
Zamanında kullanıcılar; kripto paralarla gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, bu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam oluşturduğu, kripto paranın piyasa değerinin değişken olabildiği, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi riskler bulunduğu konularında uyarılmıştır. Tuhaf olan, bu uyarıyı yapanın BDDK olması ve konu ile ilgili yasa boşluğu karşısında kamu otoritesinin sessizliğini korumaya devam etmesidir.
Sistemin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınmaması halinde kripto para, sahte para olarak mı kabul edilecektir? Bu sorunun cevabını, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi çerçevesinde bulmak gerekir. Çünkü işlendiği zamanın kanunlarında suç olarak tanımlanmayan ve karşılığında ceza gösterilmeyen fiili icra ettiği gerekçesiyle hiç kimse cezalandırılamaz.
Konu ile ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197 ve 198. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir. Kanunun 197. maddesinde, memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paranın sahte olarak üretilmesi, ülkeye sokulması, nakledilmesi, muhafaza edilmesi ve tedavüle koyulması suç olarak tanımlanmıştır. Kanunun 198. maddesinde ise, paraya eşit sayılan değerler açıklanmış ve devlet tarafından ihraç edilen kıymetli evrakın ve milli ziynet altınlarının para hükmünde olacağı belirtilmiştir. Kripto paranın herhangi bir ülkede tedavülde bulunan bir para birimi olmaması ve devlet tarafından üretilmemesi nedenleriyle, TCK m.197 ve 198’de konuya ilişkin yeni bir düzenlemeye yer verilmediği sürece, sahte para kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz. En önemlisi de, gerek 197 ve gerekse 198. maddede bahsedilen para ve paraya eşit sayılan değerlerin fiziki varlıkları, istenildiklerinde gözle görülebilir ve elle tutulabilir, yani zilyetliğe konu edilebilir özellikleri bulunmaktadır.
Konuyu, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar kapsamında da değerlendirmek gerekir. 1567 sayılı Kanun çerçeve kanun niteliğinde olup, Türk parasının korunmasına ilişkin esaslar ve yaptırımlar, 32 sayılı Karar ile düzenlenmiştir. 1567 sayılı Kanunda, bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan hükümlere aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve suçun konusu genel itibariyle düzenlenmiş, yaptırım uygulanacak fiillerin tespiti ve bunlara ilişkin düzenleme yetkisi ise Bakanlar Kurulu’na verilmiştir.
Anayasanın 38. maddesinin 3. fıkrasına göre; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”. Kanaatimizce, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin istisnasız bir şekilde uygulanması zorunluluk olup, yürütme organının düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ortaya koyulmaması gerekir. Bu kabul, “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı TCK m.2’ye de uygundur.
Bununla birlikte uygulamada, cezanın yasa tarafından belirtilip de suçun tanımının yürütme organı ve idareye bırakıldığı, dayanağını Anayasa m.38’in gerekçesinden alan açık suç normlarını görmekteyiz. Konuya kripto para sistemi açısından baktığımızda, hem Kanunda ve hem de 32 sayılı Kararda bu sistemin uygulanmasına ilişkin elverişli bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Anılan düzenlemeler, temel olarak Türk parası, döviz, menkul kıymetler ve kıymetli eşyanın ithalinde ve ihracında uygulanacak usul ve esaslara ilişkindir.
III- Kripto Para Çalınabilir mi veya Başka Suçlara Konu Olabilir mi?
Bilişim sistemlerinin kullanılması vasıtasıyla hırsızlık suçu nasıl işlenebilir? Elbette ticari sırların izinsiz ele geçirilmesi TCK m.239’da, bilişim sisteminde bulunan verileri başka yere gönderme TCK m.244’de, banka veya kredi kartının izinsiz ele geçirip kötüye kullanma TCK m.245’de suç sayılmıştır. Esasında “Bitcoin” türü doğrudan “para” sayılan, yani kendisi iktisadi değer ifade eden ve bu şekilde el değiştiren kripto varlıkların, yani dijital değerlerin bu üç ceza normunun dışında tutulması gerektiği söylenebilir. Bir eylem; ahlaka, toplumun ortak değer ve kabullerine uygun düşmeyebilir, ayıplanabilir ve bu eylemi icra edenin cezalandırılması gerektiği konusunda ortak bir fikir de olabilir. Ancak “kanunilik” ilkesi var oldukça bunun yolu, o eylemin kanunda suç olarak tanımlanması ve karşılığında ceza öngörülmesinden geçer.
“Bitcoin” türü bir sanal malvarlığının çalınmasının kapsamına girebileceği yegane ceza hükmü, bizce TCK m.244/3 değil, m.142/2-e’dir. Çünkü bu son hüküm, bilişim sisteminin kullanılması suretiyle bir başkasına ait malvarlığının çalınmasını suç olarak düzenlemiştir. Bu fikre karşı, hırsızlık suçunu tanımlayan TCK m.141’in “Bitcoin” türü sanal paraların çalınması eylemini suç saymaya yeterli olmadığı, ayrıca TCK m.244/3’ün bilişim sisteminde var olan verilerin başka yere gönderilmesi eylemini özel olarak saydığı, bu hükmün kripto paraların çalınması eylemine daha uygun düştüğü, çünkü kripto para, yani sanal değerlerin birer dijital veri olduğu, ancak bu konuda hırsızlık suçu kapsamında “kanunilik” ilkesine uygun düşecek bir suç tanımının yapılmasının vaktinin geldiği, aksi halde gelişen bilim ve teknik ile internet karşısında ceza normlarının yetersiz kalacağı söylenebilir.
TCK m.141/1, taşınır bir malın bulunduğu yerden alınmasından bahsederken, malın ne şekilde götürüldüğünü ayrıca tanımlamayıp, taşınır mal üzerinde zilyedinin tasarruf olanağına son verilmesini dikkate alıp, hırsızlık suçu saymıştır. Hükmün gerekçesine göre, “Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarının kullanmasının olanaksız hale gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca, suç da tamamlanır”.
Bilişim sisteminde bulunan bir veri, bilgi veya programın izinsiz olarak başka yere gönderilmesi veya bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçu olmamakla birlikte, bu yolla başkasına ait para üzerinde zilyedinin tasarruf olanağını kaldırarak, paranın başka yere gönderilmesi hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmelidir. “Suçta ve cezada kanunilik” prensibine aykırılık olmadığı gibi kıyas yasağının ihlal edildiğinden de bahsedilemez. Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri ortadan kaldırma veya değiştirme fiilleri ise, TCK m.244 kapsamında suç sayılmıştır. Verilerle ilgili hükümler içeren TCK m.244 ile kripto paranın çalınması sebebiyle uygulanacak TCK m.142/2-(e)’yi birbirinden ayrı değerlendirmek gerekir.
Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin 2. fıkranın (e) bendinde; hırsızlık suçunun, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde failin daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerekli kılan nitelikli hal öngörülerek, son zamanlarda yaygınlaşan, günlük hayatımızın her anına giren, sıklıkla kullanılan internet ve bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılıp, bu yolla hırsızlık suçunun işlenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Böylece kanun koyucu; internet ve bilişim sistemlerinin kullanmak suretiyle hırsızlık suçunun işlenmesi halinde, internet ve bilişim sistemlerine duyulan güvenin korunmasını, bu gibi sistemlerin öneminin ve kullanımının artırılmasını amaçlamıştır.
Hükümde; bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle zilyedinin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır, nakledilebilir ve “taşınır mal” kavramının kanun koyucunun amacına uygun, fakat kıyasa varmayacak yorumu yoluyla aktarılabilir mal” olarak kabulünden hareketle aktarılabilir bir malın (bu kapsamda “sanal para” adı ile bilinen “bitcoin” türü dijital malvarlığının), kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınması hırsızlık suçunun nitelikli hali sayılmıştır.
TCK m.142/2-e’de; fiilen malın bulunduğu yerden alınması değil, bilişim sistemi kullanılarak hesapta bulunan bir paranın başka bir yere aktarılması veya internet bankacılığı vasıtasıyla hesapta bulunan paranın çekilmesi veya kredi kartı bilgileri yoluyla harcama yapılması gündeme gelebilir. Tüm bunlarda fail; başkasına ait taşınır bir malı bulunduğu yerden fiilen almamakla birlikte, bilişim sistemi sayesinde taşınabilir, transfer edilebilir veya aktarılabilir malın kendisine veya başkasına yarar elde etmek maksadıyla izinsiz şekilde başka bir yere naklini ve kullanılmasını sağlamaktadır.
Fail; hırsızlık suçunun tanımını aşan bir şekilde ve hileli davranışlarla aldatıcı hareketlerde bulunmuşsa, bu durumda hakkında TCK m.158/1-f’de yer alan nitelikli dolandırıcılık, bundan başka banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suretiyle yarar sağlamışsa da bu durumda hakkında TCK m.245’de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasına ilişkin ceza tatbik edilecektir. TCK m.158 ve 245’de yer alan hükümler özel düzenlemeler olup, failin icra hareketleri bu hükümlerde yer alan tanımlara uyduğu takdirde, fail nitelikli hırsızlık suçundan değil, somut olayın özelliklerine göre nitelikli dolandırıcılık veya banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.
Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli hırsızlık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarını birbirinden ayırmak gerekir. Nitelikli dolandırıcılık suçunda, bilişim sistemlerinin kullanması suretiyle hileli davranışlar icra eden fail tarafından mağdurun aldatılması gerekmektedir. Fail, bu şekilde bir aldatma olmaksızın mağdurun rızası hilafına taşınır malını, örneğin parasını kendisinin veya başkasının hakimiyet alanına geçirebilir. İşte bu aşamada nitelikli hırsızlık suçu gündeme gelecektir. Mağdurun sahibi olduğu kripto paranın zilyetliğini, muhafaza etmesi veya belirli bir şekilde kullanması amacıyla aracı kurum kabul edilen kripto para platformuna bıraktığı düşünüldüğünde, TCK m.155/2’de düzenlenen nitelikli güveni kötüye kullanma suçu gündeme gelecektir. “Uzlaştırma” başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253/1-b, 7 uyarınca uzlaştırma kapsamında sayılan bu suçun gerçekleşip gerçekleşmediğinde, kripto paranın zilyetliğinin devri mümkün olmayan gayri maddi varlık olduğu, dolayısıyla “kanunilik” ilkesi gereğince kripto para ile ilgili emniyeti suiistimal, yani güveni kötüye kullanma suçunun işlenemeyeceği ileri sürülebilir. Bu düşünceye katılmadığımızı, malvarlığı ile ilgili duyduğu güven kötüye kullanılan her bir mağdur yönünden, zilyetliği muhafaza veya belirli bir şekilde kullanmak üzere bir başkasına bırakılmış kripto paranın, failin kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliği devri amacı dışında tasarrufta bulunduğu veya bu devir olgusunu inkar ettiği anlaşılırsa, hırsızlık suçu yerine güveni kötüye kullanma suçunun varlığı öne çıkabilir. Çünkü hırsızlık suçunda; zilyedinin rızası olmadan taşınır malın kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden, platformdan, cüzdandan veya bilişim sisteminden alınması gündeme gelir.
Nitelikli hırsızlık suçu ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu arasında da fark vardır. TCK m.245/1’de düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda fail, başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne şekilde olursa olsun fiilen eline geçirmeli veya bu kart failin tasarruf alanında bulunmalıdır. Fail, kart sahibinin rızası olmaksızın kartı kullanmak veya kullandırtmak suretiyle yarar sağlamalı veya sağlatmalıdır. Burada failin kartı hukuka aykırı ele geçirip geçirmemesi önem taşımaz. Önemli olan, failin her ne şekilde olursa olsun eline geçirdiği kartla, o kartın sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın işlem yapıp yarar sağlamasıdır. Nitelikli hırsızlık suçunda ise, kartın failin elinde olmasına gerek bulunmamaktadır. Zaten kartın failin elinde bulunduğu durumlarda TCK m.245/1 uygulama alanı bulacaktır. Nitelikli hırsızlık suçunda fail, elinde banka veya kredi kartı olmaksızın bilişim sistemini kullanarak, bir hesaptan sahip olduğu bilgiler vasıtasıyla para çekilmesini, kendisinin veya başkasının hesabına havale yapılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Her ne kadar 158. maddenin 1. fıkrasının (f) bendinde, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunun nitelikli kabul edileceği belirtilmişse de, fiilin dolandırıcılık sayılabilmesi için, fail tarafından mağduru aldatan hileli davranışların ortaya koyulması gerektiği gözardı edilmemelidir. Fail; herhangi bir aldatıcı nitelikte hileli davranışa başvurmaksızın elde ettiği bilgiler vasıtasıyla bilişim sistemi kullanarak, mağdurun banka hesabından kendi hesabına para aktarmışsa, bu durumda sırf bankanın araç olarak kullanılması fiilin nitelikli dolandırıcılık sayılması için yeterli olmayacak, fiil nitelikli hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilecektir. Bununla birlikte; baştan dolandırıcılık suçunu işleme kastına sahip failin, elinde, kontrolünde veya ticari faaliyetleri kapsamında olmaksızın kripto para satmış gibi gösterdiği, yani gerçek kayıtlarda olmadığı halde mağdura gösterdiği kayıtta kripto para sattığını ve paranın sahibinin mağdur olduğunu belirttiği, yine piyasa değerinin altında, sözde promosyon yapmak suretiyle kripto para sattığını söylediği durumda, TCK m.157’de tanımlanan dolandırıcılık suçunun gerçekleştiğinden bahsedilebilir ki, burada aynı mağdurla yapılan birden fazla alışveriş kendi içinde TCK m.43/1 kapsamında zincirleme suç olarak değerlendirilip, TCK m.158/1-f tatbikini gündeme getirecek ve her bir mağdur açısından ayrı ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Önemli olan burada failin, dolandırma kastıyla mağduru hileli hareketler yaparak esaslı hataya düşürüp düşürmediğidir. Gerçekte alışveriş yapılmış, ancak sonra kripto para kaybolmuşsa, ya hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçundan bahsedilebilir. Dolandırıcılık suçunda ise, mağdura dolandırma kastına sahip failin hileli hareketlerle mağduru esaslı hataya düşürmesi, yani yapmayacağı bir işi yaptırması veya almayacağı bir kararı aldırması, bu yolla mağduriyetten kendisine veya bir başkasına haksızı yarar sağlaması gerekir ki, piyasada sağladığı güvenle para toplayan, fakat kripto para almayan, kripto parayı almış gibi gösteren veya mağdura değil de kendisine alan ve bu şekilde hileli hareketlerle kandıran failin dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilebilir.
Netice itibariyle; kripto paraların, son dönemde vergi kaçırma, uyuşturucu, internet üzerinden kumar oynanması ve hatta kara para aklama suçlarının işlenmesinde kullanılan bir sistem haline geldiği ileri sürülmektedir. Sistemdeki bu riskler nedeniyle devletler, kripto parayı tanıma konusunda tereddüt yaşamaktadır. Konuya ilişkin Ülkemizde yeni bir yasal düzenleme yapılmadığından, kripto para kullanımı ve/veya kripto para ile ödeme imkanı sağlanması serbest olup, yasal yaptırım gerektiren fiiller değildir. Sistemin kaynağının net ve kamu kudretine dayalı olmaması, kim oldukları ve sorumlulukları belirli kişilerce yönetilmemesi, internet üzerinden gerçek kimlik bilgilerine gerek bulunmaksızın kullanıcıların iz bırakmadan işlem yapabilmesi gibi nedenlerle, konuya ilişkin yalnızca ulusal düzeyle sınırlı yasal düzenleme yapılması, yapılsa bile kaynağı ve sahibi Türkiye Cumhuriyeti’nde olmayan kripto para sisteminin, uluslararası düzenleme ve işbirliği olmadan kesin kurallara ve düzene kavuşturulması zor gözükmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nden yapılan yurtdışı/yabancı kripto para alımları ile doğrudan yurtdışından gerçekleştirilen kripto para alışlarında ne kadar dövizin yurttan çıktığı, uğranılan zararın ve vergi kaybının ne olduğu da bilinmemektedir.
Belki kamu otoritesi, kripto para sistemini ve para birimini tanımadığını, kullanımı ile tedavülünü desteklemediğini söyleyebilir, hatta sistemi suç ve ceza tanımlarına konu edebilir. Ancak doğru olan bu mudur diye düşünmek gerekir. Çünkü bilim ve teknik alanında gerçekleşen hızlı ve şok edici gelişmelere, hukuk düzeni yoluyla tümden yasak getirmek sorunu çözmemekte, aksine artırmaktadır. Bu sebeple, nimet külfet dengesini iyi kurup, kamu gelirleri ile bireyin hak ve hürriyetlerini koruyan yasal düzenlemeler, özellikle de uluslararası sözleşmeler yapılmak suretiyle internet ortamında kullanılan parasal değerleri kapsayan bir sistem getirilmesi isabetli olacaktır. Çünkü gelecekte; fiziki ortamda, yani elle tutulur ve gözle görülür her türlü eylem ve yaşam biçiminin, sanal ortamda da gündeme geleceğini ifade etmek isteriz.
Prof. Dr. Ersan Şen – Hukukihaber
İlginizi Çekebilir
-
MoneyGram İle Ortaklık Bu Kripto Paraya Artış Getirdi!
-
US Bank, ‘Kripto para saklama hizmeti vereceğini’ açıkladı
-
Antalya : Kripto paradan kar vaadi ile 1 milyon TL’lik vurgun
-
Çin Merkez Bankası ‘yasa dışı’ ilan etti, kripto paralar çakıldı
-
Ödemelerde kripto para kullanılamayacak!
-
Sbercoin : Banka devi kendi kripto parasını çıkarıyor
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
2 hafta önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
2 hafta önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların gündeminde tahvil piyasalarında devam eden satış baskısı ilk sırada yer alıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,34 seviyesine gelerek yaklaşık 20 yılın zirvesini test ederken, bu sabah hafif de olsa geri çekilerek %5,27 seviyesine gevşedi. Almanya’da 30 yıllık gösterge tahvil faizi 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya’da ise 10 yıllık faiz %3 seviyesine yaklaşarak son 20 senenin zirvesine yükseldi. Dünya genelinde giderek artan kamu borçları yatırımcıları tedirgin ederken, yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor.
Sorunun bir diğer ayağında ise giderek artan borçlanma ihtiyacı var. Bütçe açıkları büyürken ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmış durumda. Üstelik hükûmetler artık kaynak bulmak için yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarlarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de yarışıyor. Hürmüz’de devam eden çözümsüzlük nedeniyle Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması da enflasyon riskini canlı tutunca, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskı daha da artıyor.
Yükselen tahvil faizlerinin etkisi ise tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Devletin borçlanma maliyeti arttıkça şirket ve konut kredileri pahalanıyor, yatırımlar zorlaşıyor ve yüksek faiz hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor. Nitekim tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senetlerinin de tadını kaçırmaya başladı. ABD’de önde gelen endeksler gerilerken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Yeni güne başlarken satış baskısının Pasifik’in diğer yakasına da yansıdığını görüyoruz. Asya’da teknoloji ve yarı iletken hisseleri ABD borsalarına paralel satış baskısına boyun eğdi. Japonya borsası Nikkei bu sabah %2,5 gerilerken, bir süredir sessiz bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %5,5 geriledi. Anthropic’in yıllıklandırılmış gelirinin temmuz sonunda 65 milyar doları aşmasına rağmen beklentilerin gerisinde kalması da yapay zekâ hisselerindeki temkinli havayı artırdı.
ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı renk bu sabah da dikkat çekerken, risk iştahındaki zayıflamaya rağmen doların değer kazanmaması dikkatimizi çekti. DXY hafif de olsa gerilerken, USDJPY paritesi kritik 160 seviyesinin sınırında kalmaya devam etti. EURUSD paritesi 1,1585 ile dünkü seviyelerinden pek de uzaklaşmadı. Tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlar öne çıkarken DXY’nin de değer kazanmamasından hareketle, yatırımcıların nereye sığındığı sorusuna net bir cevap veremiyoruz. Zira kıymetli metallerin de bu sabah pek de iyimser bir seyir izlemediğini not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan lâkin küresel borç sorunlarının arttığı bir ekosistemde talep görmesini beklediğimiz ons altın dün günü %2’ye yakın düşüşle 4,328 dolar seviyesinden tamamlarken, gümüş ise %4’e yakın geri çekilmeyle 63 dolar seviyelerinin diplerini test etti. Altın her ne kadar bu sabah 4,355 dolar seviyesine varan bir toparlanma kaydetse de kıymetli metallerde tatsız havanın korunduğunu söylememiz gerekiyor. Kripto aleminde ise Bitcoin hâlen 64 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini koruyor.
Bugün gözler Fed’in temmuz ayı toplantı tutanaklarına çevrildi. Üyelerin enflasyon ve faizlerin bundan sonraki seyri konusunda ne düşündüğüne dair ipuçları piyasaların radarında olacaktır. Son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun görece ılımlı gelmesi, Fed’den yeni faiz artışı beklentilerini azalttı. Bu sabah vadeli faiz kontratlarında eylül toplantısına yönelik beklentinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğunu görürken, sene sonuna kadar toplam 22 baz puan artırım fiyatlanıyor. Hatırlanacağı üzere geçen haftalarda iki kez 25 baz puan faiz artırımı bekleyen piyasa, bu sabah itibarıyla neredeyse tek bir 25 baz puanlık artırıma geri döndü. Piyasaların yavaş da olsa Fed Başkanı Warsh’un şahin görünümlü bir güvercin olduğunu ve özellikle ABD’de ara seçimlere üç ay kalmışken faiz artırmakta oldukça zorlanacağını kabul etmeye başladığını düşünüyoruz.
ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği ise çıkmaza girerken, ABD Başkanı Trump, İran’la devam eden ya da planlanan herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. İran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını gevşetmesi, dondurulan varlıkları serbest bırakması ve askerî tehditlere son vermesi gerektiğini belirterek geri adım atmaya yanaşmadı. Altı aya yaklaşan savaşta geçici ateşkesin de pazartesi günü sona ermesiyle yakın vadede yeni bir anlaşma ihtimali iyice zayıflamış görünüyor.
Türkiye cephesinde ise dün görece sakin bir seyrin egemen olduğunu gördük. Yurtdışı borsalarda var olan satıcılı havaya rağmen BİST100 ana endeksi yatay seyrederken, yaz etkisi ve düşen hacimlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 47,93 seviyesine gelirken, Hazine borçlanmaları sorunsuz geçti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinde kalırken, CDS risk primi ise 224 baz puana hafif de olsa yükseldi. Ekonomi programında revizyon hazırlığı iddialarına ilişkin dün Hazine cephesinden resmî bir açıklama gelirken, tahminlerimize paralel olarak dedikodu mekanizmasının ömrü pek uzun olmadı.
Son günlerde İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamaları tansiyonu artırdı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib kırsalında, Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmayı önleme mekanizması kurmaya çalıştığını ifade etti.
Uzun vadeli faizlerde sene başına göre değişim
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu








