Connect with us

SİGORTA

Sigorta sektörü dev projeleri heyecanla bekliyor

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Benli, “Yeni dönemde devletin veya özel sektörün yaptığı veya yapacağı şu an gündemde olan tüm dev projeler için sektörün gücü ve kapasitesi var. Biz de görevimizi büyük bir heyecan ve hevesle bekliyoruz.” dedi.

Yayınlanma:

|

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Atilla Benli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl mayıs ayının son haftasının Sigorta Haftası olarak kutlandığını hatırlatarak, sektörün tüm paydaşlarıyla birlikte salgın şartları nedeniyle geçen yıl olduğu gibi 2021’de de çevrim içi etkinlikler, sosyal medya ve basın iletişim çalışmalarıyla haftanın kutlandığını anlattı.

Sigorta Haftası’nda halkın hem maruz kalabileceği riskleri hem de bu riskleri sigorta sektörünün onların üzerinden alabileceğini göstermeyi hedeflediklerini aktaran Benli, “Bu yıl 10’uncusunu kutladığımız bu haftada farkındalık yaratmak istediğimiz 3 konu var; deprem, salgın ve tasarruf. Depremi depremden sonra değil, öncesinde konuşmalıyız. Tedbirlerimizi öncesinde almalıyız. Depreme ilişkin maddi risklerimizi, bu riskleri üstlenmeye hazır sigorta sistemine dahil etmemiz gerekiyor. Biz de bu vasıtayla deprem yükünü alıp sigorta dünyası ile paylaşarak Türkiye üzerindeki riskleri azaltmayı görev ediniyoruz.” diye konuştu.

Mart 2020’den itibaren salgının etkisiyle sektör üretiminin yüksek paya sahip olduğu kasko, trafik, ferdi kaza sigortalarında bir durgunluğun yaşanmakla birlikte yeni normale geçiş sürecinde bir toparlanma gözlendiğini ifade eden Benli, sigorta sektörü prim üretiminin Ocak-Nisan 2021’de bir önceki yılın aynı dönemine göre 33 milyar liraya yaklaştığını söyledi.

Benli, hayat dışı prim üretiminin yüzde 19 artarak 27 milyar liraya geldiğini, hayat prim üretiminin yüzde 2,5 artışla 5 milyar liraya ulaştığını, sigorta sektörü prim üretiminin de 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 19 yükselerek 83 milyar liraya yaklaştığını bildirdi.

“Dünyayı ve Avrupa’yı yakalamakta özellikle son yıllarda aşama kaydettik”

Atilla Benli, sigorta sektöründe çift haneli büyümelerin son yıllarda diğer sektörlere göre büyüme oranlarıyla, reel büyümelerle başarının pozitif anlamda olduğunu gösterdiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Dünya ile karşılaştırdığımızda bazımızın halen çok düşük olduğunu görüyoruz. Dünyada yüzde 7’nin üzerinde sigorta penetrasyonu var. Biz şu anda yüzde 2 seviyelerindeyiz. Ayrıca, özel emeklilik fonlarını GSMH ile karşılaştırdığımızda OECD ortalaması yüzde 126, bizde henüz bu oran yüzde 3’ü aştı. Yapacak daha çok iş, gidilecek daha çok yol var ama dünyayı ve Avrupa’yı yakalamakta özellikle son yıllarda aşama kaydettik. Bu süreç önümüzdeki 10 yılda hızlanarak devam edecek. Salgın döneminde Türk sigorta sektörü olarak, hem teknik karlılıkta, prim büyümesinde hem de dijitalleşme anlamında dünyadan pozitif ayrışan bir süreci yaşıyoruz.”

Hayat branşında şirketlerin, salgın kaynaklı tazminat taleplerinde sigortalı lehine birçok yaklaşım ortaya koyduğunu, salgın kaynaklı vefat tazminatlarının, salgının başlangıcından ilk çeyrek sonu itibarıyla 745 milyon liraya ulaştığını belirten Benli, 15 Nisan itibarıyla salgın hastalık kapsamında özel tamamlayıcı ve yabancı sağlık sigortalarında gerçekleşen tazminat tutarının 228 milyon liraya ulaştığını bildirdi.

“18 yaş altındakilerin BES’e dahil olması, sektörümüz için çok önemli bir milat”

TSB Başkanı Benli, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) toplam büyüklüğünde 184 milyar liraya yaklaşıldığını aktararak, “Mevcut projeksiyonlara göre, 2021 yılında sektörümüzdeki fon büyüklüğünün başarıyla büyümeye devam ederek 190 milyar lirayı aşmasını bekliyoruz.” dedi.

Ulusal tasarrufların artırılması ve tasarruf alışkanlığının tabana yayılmasını teminen 18 yaş altındaki çocukların sisteme dahil olması, yeni düzenlemeyle vakıf ve sandıkların aktarımıyla Türkiye’nin tasarruf lokomotifi BES’in sürdürülebilir büyümesine katkılar sağlanacağını belirten Benli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nüfusun 24 milyonunu oluşturan 18 yaşını doldurmamış hedef kitlemiz oluştu. Orta vadede 3 milyon katılımcının daha geleceğini varsayıyoruz. Bu da 30 milyar liralık fon büyüklüğünün sisteme girmesi demek. Yeni reformdan yararlanabilecek 50’yi aşkın vakıf ve sandıklarımız var. Bunların da 2023’e kadarki aktarımlarıyla 40 milyar liraya yakın potansiyel var. Böyle önemli bir büyüklüğün, potansiyel ve fon büyüklüğü anlamında yeni bir soluk getireceğini düşünüyoruz. 18 yaş altındakilerin BES’e dahil olmasına ilişkin düzenleme, devlet katkısı verilmesi, otomatik katılım sistemine geçilmesi bizim sektörümüz için çok önemli bir milat.”

Dijitalleşmeyle ilgili yönetmelik değişikliği olduğunu, yeni değişikliklerle fon dağılım değişikliğinin 6’dan 12’ye çıktığını anımsatan Benli, böylelikle daha verimli fon yönetimi yapabilme imkanı oluştuğunu söyledi.

Benli, Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım (BEFAS) sayesinde sadece BES sözleşmelerinin bulunduğu şirketin değil, diğer tüm emeklilik şirketlerinin sunduğu fon seçeneklerinden de yararlanılabileceğini anlattı.

“Geçen sene yaşanan deprem sonrasında sigorta yaptırma oranımızda yüzde 10 artış oldu”

Atilla Benli, genellikle yaşanan felaketler sonrasında sigortalılığın oluştuğunu ancak daha sonra poliçenin yenilenmediğini belirterek, DASK’ın, Zorunlu Deprem Sigortası konusunda bilinci artırmak için çalıştığını ve kuruluşundan bu yana sigortalılara yaptığı hasar ödemesinin 900 milyon liraya ulaştığını bildirdi.

Depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Benli, “Türkiye genelinde de sigortalı konut sayısı 10 milyonu aşıyor. Sigortalılık oranı yüzde 58’e ulaştı ama burada hedef yüzde 100’e ulaşmak. Geçen sene yaşanan deprem sonrasında sigorta yaptırma oranımızda yüzde 10 artış oldu. DASK’ın yurt içi, yurt dışı reasürans destekleri sayesinde ödeme gücünde 40 milyar liralık yükselişi gördük.” diye konuştu.

Olası İstanbul depremi sonrasında sigorta sektörünün bu yükü kaldırıp kaldıramayacağına yönelik bir soru üzerine Benli, “Biz mevcut verdiğimiz teminatların karşılığını fazla fazla bilançomuzda tutan şirketleriz. Bu anlamda daha çok kapasitemiz var, daha fazlasını teminat altına alabiliriz. Sorun talepte. DASK’ın yenilenmesinin takibi, zorunlu olduğunun farkına varılması önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

“İklim değişikliğine ilişkin risklerin sıklığı ve verdiği hasarın boyutu tarım sektörünü etkilemeye başladı”

TSB Başkanı Benli, Türkiye’deki iklim değişikliğine ilişkin risklerin sıklığı ve verdiği hasarın boyutunun tarım sektörünü etkilemeye başladığını ifade ederek, TARSİM tarafından sunulan ürünlerle şu anda dolu, don, sel, fırtına ve hortum risklerini teminat altına alabildiklerini bildirdi.

Türkiye’nin birçok yöresinde hızla artan tarımsal kuraklık tehdidi bulunduğuna işaret eden Benli, “TARSİM tarafından belli ürünlerde köy bazlı kuraklık verim sigortası sunuluyor. Gelecekte kuraklık teminatının daha geniş ürün çeşidi için sağlanması çok önemli.” dedi.

“Katılım sigortacılığı ürünlerinde büyük gelişmeler göreceğiz”

Atilla Benli, Ekonomi Reform Paketi’nde 31 Eylül’de tamamlanma hedefi yer alan BES ile entegre sigorta ürünlerinin geliştirilmesi sonucu vatandaşa farklı ürünler sunulması açısından fırsat penceresinin açıldığını söyledi.

BES’e giren vatandaşlara ek teşviklerle birlikte hayat ve sağlık sigortası ürünlerini sunabileceklerini ifade eden Benli, gerek vatandaşların gerekse sektörün tasarruflarının artırılmasıyla ülke ekonomisine fayda sağlanacağını kaydetti.

Benli, uzaktan çalışma ile dijitalleşmede sıçrama yaşandığını, siber risk konularının görüldüğünü, sağlık ve tarım sigortalarının daha geniş kitlelere ulaşmasını beklediklerini söyledi.

Salgın hastalık ve sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle çalışanların işsizlik sigortasına yönelik talebinde artış beklediklerini aktaran Benli, “Değişen çalışma koşulları siber risk sigortasına talebi getirdi. Salgın döneminde yeni ürünlerin ve teminatların geldiğini görüyoruz.” dedi.

Benli, bu yıl devlet destekli ticari alacak sigortasında önemli bir artışın olabileceğini düşündüklerini kaydetti.

Katılım sigortacılığında pencere usulü çalışmanın biteceğini, katılım sigortacılığı şirketlerinin kurulacağını aktaran Benli, “Katılım sigortacılığı ürünlerinde büyük gelişmeler göreceğiz. Hassasiyeti olan vatandaşlarımızın gönül rahatlığıyla katılım sigortacılığına dahil olmasının önünde yatan birçok çekince 2021 sonu itibarıyla ortadan kalkmış olacak.” diye konuştu.

“Şu an gündemde olan tüm dev projeler için sektörün gücü ve kapasitesi bulunuyor”

TSB Başkanı Benli, Türk sigortacılık sektörünün ülkenin mega projelerine teminat sağladığını belirterek, “Bu anlamda finans sektörü içerisinde hayati bir işlev üstleniyoruz ve bunun da gururunu yaşıyoruz.” dedi.

Yeni dönemde devletin veya özel sektörün yaptığı veya yapacağı şu an gündemde olan tüm dev projeler için sektörün gücü ve kapasitesinin bulunduğunu ifade eden Benli, “Biz de görevimizi büyük bir heyecan ve hevesle bekliyoruz. Önümüzdeki, bundan sonraki büyük projelerde sektör olarak sigorta tarafındaki ödevlerimizi yaptık, bekliyoruz. Tümünde, yeni projelerde gururla yer alacağız.” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Ali Coşkun

TİCARİ ALACAK SİGORTASI

Yayınlanma:

|

Yazan:

Finansal yapı analiz edilirken en kritik kalemlerden biri ticari alacaklardır. Çünkü bilanço incelendiğinde ilk sorulan sorulardan biri, firmanın kısa vadeli borçlarını ödeme gücüdür. Bu gücün en önemli belirleyicilerinden biri ticari alacakların tahsil edilebilirliğidir.

Hazır değerlerden sonra en likit varlık kalemi olan ticari alacaklar, birçok sektörde toplam varlıkların %40’ını oluşturmaktadır.

Bu nedenle alacakların tahsilinde yaşanacak bir aksama, nakit akışını bozmakta, finansal dengeyi ciddi şekilde sarsmaktadır. Tahsil edilemeyen alacak, kâğıt üzerinde varlık gibi görünse de gerçekte bir risktir. Gerek yurt içi ekonomik koşullar gerekse küresel gelişmeler, firmaların ticari alacak kalitesinde bozulmalara neden olmuştur.

Vadeler uzamış, gecikmiş alacaklar artmış ve konkordato süreçleri birçok firmayı zincirleme şekilde etkilemiştir. Bir firmanın tahsil edemediği alacak, başka bir firmanın ödeyemediği borç anlamına gelmekte ve bu durum sistematik bir risk oluşturmaktadır.

Bu noktada firmaların alabileceği en önemli önlemlerden biri alacak sigortasıdır.

Alacak sigortası, vadeli satışlarından doğan tahsilat risklerini belirli şartlar dahilinde güvence altına alır.

Sigorta şirketleri; borçlu firmanın mali yapısını, sektördeki konumunu, geçmiş ödeme alışkanlıklarını ve genel risk profilini analiz ederek her bir alıcı için belirli bir kredi limiti tahsis eder.

Sigorta yaptıran firma, bu teminat karşılığında belirli bir prim ve tahsis ücreti öder. Risk seviyesi yüksek olan alıcılar için prim oranları yüksek olurken, finansal yapısı güçlü firmalarda bu oranlar daha düşük seviyelerdediir. Böylece firma, riskini ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirir. Yurt dışı satışlarda alacak sigortası çok daha kritik bir hale gelmektedir.

Çünkü burada sadece alıcı firmanın riski değil aynı zamanda ülke riski de devreye girer.

Politik belirsizlikler, ekonomik dalgalanmalar ve döviz kuru hareketleri tahsilat sürecini doğrudan etkileyebilir.Bu nedenle ihracat yapan firmalar için alacak sigortası önemli bir güvence mekanizmasıdır.

Ancak alacak sigortasının etkin olabilmesi için poliçe şartlarına eksiksiz uyulması gerekmektedir. En sık karşılaşılan sorunlardan biri, gerekli belgelerin tam ve doğru şekilde düzenlenmemesidir.

Örneğin faturalarda vade tarihinin belirtilmemesi, mal veya hizmet teslimine ilişkin belgelerin eksik olması ya da gecikmiş alacakların zamanında sigorta şirketine bildirilmemesi durumunda hasar ödemesi alınamayabilir.

Sigorta kapsamında olmayan satışların da dikkatle takip edilmesi gerekir. Her alıcı için mutlaka sigorta limitinin tanımlanmış olması ve limit aşımı yapılmaması önemlidir. Aksi durumda firma, teminatsız risk almış olur.

Satış yapmak kadar, yapılan satışın tahsil edilmesi de kritik önemdedir. Alacak sigortası, firmalara sadece bir güvence sağlamakla kalmaz, aynı zamanda daha kontrollü büyüme imkânı sağlar.

Kârlı satış bilançoyu büyütür ancak tahsil edilen satış firmayı ayakta tutar.


✍️ Ali Çoşkun
🌐 bankavitrini.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

REKABET KURUMU’NDAN 19 SİGORTA ŞİRKETİNE SORUŞTURMA

Yayınlanma:

|

Yazan:

REKABET KURUMU 19 Sigorta şirketine soruşturma başlattı. Rekabet Kurumu, sigorta şirketlerinin fiyatları birlikte belirlediği iddiasıyla soruşturma başlattı:  ‘İlgili ön araştırma kapsamında, sigorta şirketlerinin aralarında anlaşmak suretiyle fiyatların birlikte belirlenmesi, müşteri, bölge veya ürün paylaşımı yapılması iddiaları başta olmak üzere farklı ihlal iddiaları incelenmiştir‘ ifadeleri dikkat çekti…

Olası Senaryolar

Senaryo Etki
İhlal tespit edilir Ağır cezalar + sektör yeniden dizayn
Uzlaşma olur Para cezası + davranış değişikliği
İhlal çıkmaz Sektör mevcut yapıyla devam

Kurumda yapılan açıklamada aşağıdaki ifadeler yer aldı:

Sağlık sektörü, birbirinden farklı iş modelleri altında faaliyet gösteren çok sayıda teşebbüs tarafından çeşitli ürün ve hizmetlerin tüketicilere sunulduğu dinamik yapıda bir organizasyonel ilişkiler ağı teşkil etmektedir. Bu kapsamda sağlık sektörünün önemli bir bileşenini sigortacılık faaliyetleri oluşturmaktadır. Sigorta şirketlerinin hizmet sunduğu pazar ise rekabet hukuku bağlamında çift taraflı pazar olarak nitelendirilmektedir. Sigorta ürününe sahip bir tüketicinin bu kapsamdaki bir sağlık hizmetinden yararlanması durumunda sigorta şirketi ile tüketici ve sigorta şirketi ile anlaşmalı kurum arasında aynı sağlık harcamasına ilişkin bir seri işlemin gerçekleşmesi gerekliliği doğmaktadır. Pazarın her iki tarafında da seri halde gerçekleşen işlemler bakımından ise bilgi teknolojileri ürün ve hizmetlerinden yararlanılmaktadır. Anılan işleyiş, Türkiye’de sağlık sigortası pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin yanı sıra özel sağlık kuruluşları ve özel sağlık kuruluşlarına teknik ve operasyonel destek sağlayan teşebbüslerin de sektörde önemli rol oynadığını ortaya koymaktadır.

Kurum kayıtlarına intikal eden ihbar ve şikâyet başvuruları doğrultusunda Rekabet Kurulunca önaraştırma yapılmasına karar verilmiş olup, ilgili önaraştırma kapsamında; sağlık sigortası pazarında faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin aralarında anlaşmak suretiyle primlerin (fiyatların) birlikte belirlenmesi, artırılması veya sabit tutulması; müşteri, bölge veya ürün paylaşımı yapılması ve hassas bilgilerin (fiyat, maliyet, risk verisi) paylaşılması şeklinde davranışları gerçekleştirmiş olabileceği, sağlık sigortası pazarında faaliyet gösteren sigorta şirketleri ile sağlık hizmeti sağlayıcıları arasında dışlayıcı sözleşmeler akdedilmiş olabileceği iddiaları başta olmak üzere farklı ihlal iddiaları incelenmiştir.

Önaraştırmada elde edilen bilgileri, belgeleri ve yapılan tespitleri 16.03.2026 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak;

  1. Allianz Sigorta Anonim Şirketi,
  2. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi,
  3. Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi,
  4. Aveon Global Sigorta Anonim Şirketi,
  5. Axa Sigorta Anonim Şirketi,
  6. Bupa Acıbadem Sigorta Anonim Şirketi,
  7. Hepiyi Sigorta Anonim Şirketi,
  8. Katılım Emeklilik ve Hayat Anonim Şirketi,
  9. Mapfre Sigorta Anonim Şirketi,
  10. Medisa Sigorta Anonim Şirketi,
  11. Prive Sigorta Anonim Şirketi,
  12. Zurich Sigorta Anonim Şirketi,
  13. Zurich Yaşam ve Emeklilik Anonim Şirketi,
  14. Quick Sigorta Anonim Şirketi,
  15. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret Anonim Şirketi,
  16. Memorial Sağlık Yatırımları Anonim Şirketi,
  17. Özel Edremit Körfez Hastanesi,
  18. SenCard Partners Bilgi Teknolojileri Anonim Şirketi,
  19. Turassist Sağlık Destek Hizmetleri Anonim Şirketi

ünvanlı teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açılmasına 26-10/298-M sayı ile karar vermiştir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Hürmüz Boğazı’nda Sigorta Krizi

Yayınlanma:

|

Hürmüz Boğazı’nda Sigorta Krizi: Gemiler Yola Çıkamıyor, Küresel Ticaret Alarmda

Erol Taşdelen | Bankavitrini.com

ABD–İsrail ile İran arasındaki savaşın ardından Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemiler için sigorta krizi patlak verdi. Dünyanın önde gelen deniz sigorta şirketleri savaş riski teminatlarını iptal ederken, primler birkaç gün içinde katlanarak arttı. Bu gelişme küresel enerji ve ticaret zincirini tehdit eden yeni bir finansal risk doğurdu.

Küresel Deniz Sigortasında Alarm

Orta Doğu’da tırmanan savaşın ardından denizcilik sigortası piyasası hızla sert önlemler almaya başladı.

Birçok uluslararası sigorta şirketi Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş riski teminatını iptal etti veya kapsamı askıya aldı.

Bu kararın ardından:

  • Bazı gemilerin sigorta poliçeleri tamamen iptal edildi

  • Yeni poliçeler için çok yüksek risk primi talep edilmeye başlandı

  • Birçok armatör gemilerini bölgeye göndermeme kararı aldı

Sigorta şirketleri bu adımı, bölgede artan füze ve drone saldırıları ile gemilere yönelik tehditler nedeniyle attıklarını açıkladı.

Primler Birkaç Günde Katlandı

Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı geçişleri için savaş riski sigorta primi gemi değerinin yaklaşık %0,125’i seviyesindeydi.

Krizin ardından bu oran %0,2–0,4 seviyesine kadar yükseldi.

Bu artışın anlamı şudur:  Süper tanker için tek geçiş sigorta maliyeti 250 bin doların üzerine çıkabiliyor

Bazı raporlara göre belirli hatlarda primler bir gecede iki katına kadar çıktı.

Deniz Trafiği Neredeyse Durdu

Sigorta şirketlerinin geri çekilmesi, deniz trafiğini doğrudan etkiledi.

  • Hürmüz’den geçen gemi sayısı %70–80 oranında düştü

  • 150’den fazla gemi boğaz dışında beklemeye başladı

  • Bazı tankerler rotasını Afrika’nın Ümit Burnu üzerinden değiştirdi

Bu gelişme küresel petrol ve LNG ticareti açısından kritik bir şok anlamına geliyor çünkü: Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’si bu boğazdan geçiyor.

Navlun ve Enerji Maliyetleri Fırladı

Sigorta krizi sadece gemi sahiplerini değil küresel ekonomiyi de etkiliyor.

Bazı tanker hatlarında:

  • Günlük tanker kiralama fiyatları 400 bin doların üzerine çıktı

  • Navlun maliyetleri hızla yükseldi.

Bu maliyetler doğrudan:

  • petrol fiyatlarına

  • enerji maliyetlerine

  • gıda ve gübre fiyatlarına

yansımaya başladı.

Uzmanlara göre Hürmüz krizi uzun sürerse küresel enflasyon üzerinde yeni bir baskı dalgası oluşabilir.

Denizcilik Sektöründe “Savaş Riski Ekonomisi”

Deniz sigortasında uygulanan sistem şöyle çalışıyor:

1️⃣ Normal gemi sigortası
2️⃣ Savaş riski teminatı (War Risk)
3️⃣ Yüksek risk bölgesine girişte ek prim

Hürmüz krizinde yaşanan durum ise daha farklı.

Bu kez:

  • Savaş riski poliçeleri iptal edildi

  • Sigorta şirketleri risk almaktan tamamen kaçındı

  • Armatörler sigortasız sefer yapamaz hale geldi

Bu nedenle sorun yalnızca maliyet değil, operasyonel durma noktası.

Sefer Yapmayı Reddeden Denizciler

Krizin bir başka boyutu da insan güvenliği. Uluslararası denizci sendikaları, mürettebatın Hürmüz bölgesinde çalışmayı reddetme hakkı olduğunu açıkladı.

Bu karar:

  • gemi personeli bulmayı zorlaştırıyor

  • sigorta maliyetini daha da artırıyor

Türkiye ve Dünya Ticaretine Etkisi

Hürmüz krizi Türkiye için de kritik.

Çünkü Türkiye:

  • petrolünün önemli kısmını Körfez’den alıyor

  • LNG ve enerji taşımalarının bir bölümü bu hat üzerinden geliyor

Eğer kriz uzarsa:

  • petrol fiyatları

  • enerji maliyetleri

  • navlun ücretleri

Türkiye ekonomisini de doğrudan etkileyebilir.

Savaşın Yeni Cephesi Finans

Hürmüz Boğazı krizi askeri olduğu kadar finansal bir savaş da yaratmış durumda.

Bugün yaşananlar gösteriyor ki: Bir boğazı kapatmanın en etkili yolu bazen donanma değil sigorta şirketleridir.

Sigorta şirketleri çekildiğinde:

  • gemiler hareket edemez

  • petrol taşınamaz

  • ticaret durur

Dolayısıyla Hürmüz’de yaşanan kriz yalnızca bir jeopolitik gerilim değil, küresel finansal sistemin deniz ticaretindeki kırılganlığını da ortaya koyan büyük bir uyarıdır.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.