Connect with us

GÜNDEM

Akıllı Şehirler kendini daha çok hissettiriyor

Yayınlanma:

|

BM-Habitat’ın 2022 Dünya Şehirleri Raporu‘na göre, dünya nüfusunun yüzde elli beşi şu anda kentsel alanlarda yaşıyor ve bu oranın yüzyılın ortasına kadar %68‘e çıkması bekleniyor. Daha fazla kentleşme eğilimi, şehirlerin yaşanabilir, sürdürülebilir ve canlı kalmasını sağlamak için hükümetler üzerinde baskı oluşturuyor.

Neyse ki, Londra, Riyad ve Seul gibi yeni bir tür sözde akıllı şehirler, dijital teknolojileri kentsel varoluşun dokusuna dokuyarak bu zorluğun üstesinden geliyor. Yapay zeka (AI), sensörler ve diğer en son teknolojileri temel hizmetlerine entegre ederek, bu ve diğer akıllı şehirler, sakinlerin, işletmelerin ve hükümetlerin önümüzdeki yıllarda nasıl yaşayacaklarını, etkileşimde bulunacaklarını ve faaliyet göstereceklerini yeniden tanımlıyor.

Mega şehirler öncülük ediyor ve çabaları, dünyanın dört bir yanındaki şehirlerin elde edebileceği kazanımların habercisi. Akıllı şehirlerin ve bölgelerin girişimlerini inceleyerek, diğer şehir merkezleri aşırı kalabalık, tıkanıklık, güvenlik ve su kıtlığı gibi sorunları hafifletmese de yönetmeyi öğrenebilir. Örneğin, Enerji Atlası projesi aracılığıyla Amsterdam, enerji tüketimini azaltmak ve yenilenebilir enerjinin benimsenmesini teşvik etmek için binalardan, altyapıdan ve ulaşım sisteminden enerji verilerini toplar ve analiz eder.

Gerçek şu ki, birçok şehir ve bölge bu tür programları benimsemek için gereken kaynaklardan yoksundur. Ulusal hükümetlerin fark yaratabileceği yer burasıdır.

Ulusal Hükümetler Nasıl Liderlik Edebilir?

Son on yılda, birçok ulusal hükümet dijital gündemlerinde büyük adımlar attı ve devlet yararları sağlamak, işlemleri yürütmek ve bilgi dağıtmak için dijital teknolojinin yaygın olarak benimsenmesini sağladı. Bir sonraki mantıklı adım, hükümetlerin akıllı şehir stratejilerini teşvik etmesi ve finanse etmesidir.

Diğer ulusların öğrenebileceği bir ülke, 2019’da beş yıllık bir yol haritası oluşturan Güney Kore’dir. O zamandan beri Güney Kore, ulusal akıllı şehir politikasını aktif olarak finanse ediyor, girişimleri destekliyor ve inovasyon ekosistemleri yaratıyor. Sonuç olarak, Sejong şehri, trafik akışı verilerinin yapay zeka tabanlı bir analizi yoluyla ulaşım akışlarını optimize etmek için bir sistem geliştiriyor. Başka bir şehir olan Busan, şehrin su kullanımını iyileştirmek için akıllı bir su yönetim sistemini test ediyor.

Ulusal hükümetler, Ar-Ge’nin yanı sıra yetenek ve becerilere de odaklanabilir ve odaklanmalıdır. Burada hem Brezilya hem de Almanya, araştırma kurumları gibi kolaylaştırıcılara değer verdikleri ve hatta onları stratejik tavsiyelerin ele alındığı kilit bir kitle olarak dahil ettikleri için öne çıkıyor.

Ancak Güney Kore, Almanya ve Brezilya gibi ülkeler hala norm değil. Yakın tarihli bir BCG analizi, 20 Grubu (G20) üye devletlerinden sadece 11’inin ulusal bir akıllı şehir stratejisi yayınladığını ortaya koydu. (Bkz. Ek 1.) Dahası, bu gelişmiş ülkelerin çoğu henüz finansman için çerçeveler, uygulama yapıları veya kılavuzlar yayınlamamıştır.

Birçok ulusal hükümet henüz akıllı şehirleri tam olarak benimsememiş olsa da, her büyüklükteki şehrin akıllı hale gelmesine yardımcı olacak araçlara ve bilgi birikimine sahipler. Elverişli bir düzenleyici ortam, etkili yönetişim yapıları ve dengeli finansman mekanizmaları yaratma konusunda önemli bir rol oynayabilirler.

Ulusal akıllı şehir stratejisi, esasen bir ülke içindeki akıllı şehirlerin evrimine rehberlik eden bir ana plandır. Tipik olarak bir vizyon, temel değerler ve stratejik hedeflerin yanı sıra yürütmeyi ve beklenen etkiyi özetleyen bir yol haritası içerir. Mevcut ulusal stratejiler genellikle ülkenin karbon emisyonlarını azaltmak, ulaşım akışlarını düzene sokmak veya döngüsel bir ekonomi yaratmak gibi daha geniş hedefleriyle uyumludur. Ulusal akıllı şehir stratejileri aynı zamanda yeni ekonomik sektörlerin yaratılmasına yol açabilir ve işçilerin beceri kazanmasına ve yeniden beceri kazanmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, devlet hizmetlerinin kullanıcıları arasında memnuniyeti artırabilir ve sakinler ve diğer seçmenler arasında dijital eşitliği artırabilirler.

Almanya’nın belirttiği hedef, akıllı şehirlerin “çevre dostu hareketlilik, enerji, ısı, su, kanalizasyon ve atık kavramlarını teşvik etmesi ve belediyelerin karbon nötr, yeşil ve sağlıklı olmasına katkıda bulunması”. Ve Türkiye’nin akıllı şehir stratejisi, özellikle ülkenin ekonomik açıdan sıkıntılı bölgelerinde daha vasıflı bir işgücü oluşturmak için özel sektörle işbirliği yapma ulusal hedefini desteklemektedir. BCG’nin akıllı şehir stratejisine sahip 11 G20 üye ülkesine ilişkin analizi, 11’inin de mobilite ve enerji politikalarına sahip olduğunu ortaya koydu; 9 eğitim ve hükümet politikalarına sahiptir; 7 sağlık, güvenlik, ticaret ve kaynak yönetimi politikalarına sahip olmak; ve 4’ünün akıllı bina politikaları var.

Ulusal bir akıllı şehir stratejisi, bir ülkenin politika gündemini desteklemenin yanı sıra, ulusal bir hükümetin ülkesinin ilerlemesini ölçmesine ve kıyaslamasına da yardımcı olabilir. (Bkz. “Türkiye’nin Akıllı Şehir İzleme Sistemi.”)

TÜRKIYE’NIN AKILLI ŞEHIR İZLEME SISTEMI

Türkiye, 2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’nın tanıtımıyla birlikte ülke çapında bir izleme sistemi kurmuştur. Sistem, değerlendirme için planın uygulanmasıyla ilgili verileri metodik olarak toplar. Daha sonra, her altı ayda bir, sonuçları gözden geçirmek ve boşlukları gidermek için gereken müdahaleleri tartışmak için sorumlu kuruluşlarla toplantılar yapılır.

Özel sektör, hükümetlerin akıllı şehirler inşa etmelerine yardımcı olmak için var olan iş fırsatlarının farkında olmalıdır. Emergen Research’e göre, akıllı şehir yazılımı, donanımı ve hizmetleri için küresel pazarın 2021’de 400 milyar dolardan 2030’da 1,4 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor. Hükümetler, nesnelerin interneti cihazları arasında birlikte çalışabilirliği sağlayan iletim protokolleri ve sakinlerin deneyimlerini geliştiren çözümler gibi teknik standartlar oluşturarak endüstrinin daha fazla katılımını teşvik edebilir. Evrensel standartlara sahip olmak, üreticilerin üretim maliyetlerini düşürmelerine ve yeni standartları daha hızlı benimsemelerine yardımcı olur. Japonya, veri bağlantı altyapısının uyumluluğunu ve güvenlik yönetimi standartlarına uyumu sağlamak için kurallar getirerek bu alanda lider olarak hizmet vermektedir.

11 stratejiyi 12 kategoride analiz ederek nasıl yapılandırıldıklarını, hangi konuları vurguladıklarını, finansal destek sunup sunmadıklarını, nasıl izlendiklerini ve uygulandıklarını karşılaştırdık. (Bkz. Ek 2.) Kısacası, ulusal akıllı şehir stratejileri, vizyon ve paydaş katılımı gibi üst düzey kategorilerde daha iyi sonuç veriyor ve nicel değerlendirme, KPI’lar ve izleme gibi daha hedefli olanlara daha az odaklanıyor gibi görünüyor.

Altı Stratejik Adım

Elbette, etkili ulusal akıllı şehir stratejileri oluşturmak, hükümetin tüm seviyeleri arasında koordineli planlama gerektirir. Aşağıdaki altı adım, ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerin dijital teknolojilerin tam potansiyeline ulaşmasına yardımcı olabilir.

Statükoyu değerlendirin. Ulusal hükümet liderleri, benzersiz özellikleri göz önüne alındığında, her şehrin ihtiyaç duyduğu planı, kaynakları ve finansmanı belirlemek için öncelikle mevcut akıllı şehir stratejilerinin bir boşluk analizini yapmalıdır. Analiz ayrıca, özel sektörle işbirliği yapmanın en iyi yollarını oluşturmak için mevcut teknoloji sağlayıcılarının ve endüstri oyuncularının uyumunu ve değerlendirmesini sağlamak için hem ulusal hem de şehir öncelikleriyle bağlantıları içermelidir.

Ulusal hükümetin değer katabileceği yerlere odaklanın. Ulusal akıllı şehir stratejileri, ulusal düzeyde en iyi şekilde etkilenebilecek konular etrafında yapılandırılmalıdır. Bu tür konular tipik olarak birden fazla endüstriyi etkiler ve genellikle düzenleyici politikalar, standartlar, finansman, Ar-Ge ve dijital altyapının yanı sıra her şehrin işgücü havuzunun bir değerlendirmesini içerir.

Buna ek olarak, ulusal hükümetler, şeffaf ve uluslararası standartlarla uyumlu ulusal akıllı teknoloji yönergelerini içeren bir düzenleyici çerçeve oluşturmalıdır. Çerçeve ayrıca paylaşım, sahiplik, birleştirme, tazminat ve gizlilik dahil olmak üzere olası veri sorunlarını da ele almalıdır.

Finansal destek ve bilgi birikimi sunun. Ulusal hükümetlerin akıllı şehir stratejileri için özel bir bütçesi olmalıdır. Akıllı şehir gündemini uygulamak için ulusal düzeyde ihtiyaç duyulan finansmanın yanı sıra şehir ve bölgesel düzeyde gerekli olan mali desteği sağlamalıdır.

Liderler ayrıca kamu-özel ortaklıkları kurarak ve tıkanıklık ücretleri gibi çevresel dışsallık fiyatlandırması oluşturarak gündemlerini finanse etmeyi araştırmalıdır. Örneğin Hindistan, beş yıl boyunca eyalet ve yerel yönetimler için 7.48 milyar dolar tahsis ediyor ve her alıcı yılda ortalama 15.6 milyon dolar alabilir; Borç alan eyalet hükümetleri, eşleşen fonlarda eşit miktarda sağlamalıdır.

Finansal olmayan destek, hükümet ve endüstri bilgi birikimini sergilemek ve bilgi ve bilgi alışverişini teşvik etmek için mükemmeliyet merkezlerini içerebilir. Akıllı şehir gündemini ilerletmek için kaynakları, çerçeveleri ve en iyi uygulamaları sağlayabilecek ulusal ajansların oluşturulması veya güçlendirilmesi esastır.

Ölçülebilir hedefler oluşturun. Ulusal akıllı şehir stratejileri, doğası gereği geniş ve iddialıdır. Uzun vadeli başarıyı sağlamak için, tanımlanan hedef ve kapsam, belirli KPI’lara ve aşamalar halinde gerçekleşen somut eylemlere bağlanmalıdır. Bu, daha fazla netlik, şeffaflık ve gözetim yaratan ve karşılığında daha büyük etki yaratan izleme türüne olanak tanır. Hükümetler, akıllı şehir gündemlerinin ilerlemesini izlemek için asgari standartlar getirmeleri için şehirleri ve bölgeleri teşvik etmelidir.

Bir uygulama stratejisi seçin. Hükümetler, doğru hedefleri belirlediklerinden ve hedeflenen sonuçları elde etmek için yeni hizmetlerin ve çözümlerin benimsendiğinden emin olmak için bir akıllı şehir uygulama stratejisi geliştirmelidir. Bununla birlikte, bazen yukarıdan aşağıya bir yaklaşım benimsemek, ihtiyaç değerlendirmeleri yerel ihtiyaçlarla eşleşmiyorsa hedefi kaçırabilir. Bu yaklaşım, vatandaşların gerçek ihtiyaçlarını karşılayan çözümler oluşturmak için teknik yeteneklere sahip olmayan satıcıları onaylarsa da hata yapabilir. Bu nedenlerden dolayı liderler, vatandaşların ve diğer özel sektör ve hükümet paydaşlarının geniş katılımıyla oluşturulan aşağıdan yukarıya bir yaklaşımın unsurlarını göz önünde bulundurmak isteyebilirler.

Stratejiyi düzenli olarak yenileyin. Gelişmekte olan akıllı şehir hareketi, buna göre tasarlanmış gündemler ve yol haritaları ile değişime uyum sağlamalıdır. Bu, ulusal bir stratejinin sürekli olarak yeni eğilimleri entegre edebilmesi ve pandemi gibi zorluklarla yüzleşebilmesi için çevik olması gerektiği anlamına gelir. Ayrıca, ilerici bir akıllı hizmetlerin kullanıma sunulması ve benimsenmesinden alınan dersleri de entegre etmelidir. Çalışma modellerinde ve gelişmekte olan teknolojilerde devam eden değişiklikleri, şehirler için büyük zorlukların örnekleri olarak görüyoruz – ulusal düzeyde koordineli dikkat gerektiren zorluklar.

bcg

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA ANALİZLERİ

Gazze’de nakit kriz: “Bankada param var ama ekmek alamıyorum”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Deyr el Balahlı bir Filistinli olan Muhammed el-Kloub, birçok satıcının elektronik ödeme kabul etmediğini, bu nedenle banka hesabındaki paranın değersiz hale geldiğini söylüyor.

Özellikle İsrail’in Gazze’ye, Filistin vergi gelirlerinden ayrılan payları dondurmasının ardından, son aylarda Gazze’de nakit bulmak çok zor hale geldi.

Nakit krizi

Gazze savaşının ilk aylarında yerlerinden edilenlerin sayısı arttıkça Gazzeliler, nakit çekmek umuduyla bankamatiklerin (ATM’lerin) ve bankaların önünde sıraya girdi.

Bazıları sırasının kendilerine gelmesi için günlerce bekledi.

Çatışmalarda gittikçe daha fazla banka yok edildi. Bazı siviller, Gazzelilerin “para takası mafyaları” olarak adlandırdığı, kaos ve panik ortamını para kazanmak için fırsat bilen çetelerle karşı karşıya kaldılar.

24 Mart’ta, savaşın başlamasından altı ay sonra, Filistin Merkez Bankası olarak görev yapan Filistin Para Otoritesi “devam eden bombalama, elektrik kesintisi ve sahadaki zorlu durum nedeniyle Gazze Şeridi’ndeki hiçbir yönetim bölgesinde, banka şubelerinin açılmasının mümkün olmadığını” duyurdu.

Bu, çoğu ATM’nin de kullanım dışı kalmasıyla daha önce görülmemiş bir nakit krizine yol açtı.

11 Mayıs’ta Filistin Para Otoritesi, çevrimiçi bankacılık hizmetleri, elektronik cüzdan ve banka kartlarını kullanarak anında elektronik ödeme hizmetini başlattı.

Ancak internet kesintisi önemli bir sorundu ve hizmet geniş çaplı kullanılamadı.

Muhammed, “Sekiz aydır süren savaş boyunca, özellikle de artık ürünler dükkan yerine kamplardaki ‘tezgahlarda’ satılırken, elektronik işlemleri kabul eden sadece tek bir mağaza bulabildim” diyor.

Gazze ekonomisinin temeli ne?

Gazze’deki mevcut nakit krizine neyin sebep olduğunu anlamak için buradaki finans sistemine daha yakından bakmak faydalı olabilir.

Gazze ekonomisi, Hamas’ın 2007’de Gazze Şeridi’nin tam kontrolünü ele geçirmesinden bu yana uygulanan ablukadan ciddi şekilde etkilendi.

İsrail, militan grubun saldırılarını durdurmak için ablukanın gerekli olduğunu söylüyor.

Gazze Şeridi’ndeki bankalar ya Filistin Para Otoritesi’ne ve Ramallah’taki Filistin hükümetine bağlı ya da özel sektöre ait ve Hamas hükümetine bağlı.

Filistin Para Otoritesi, 1994 yılında imzalanan Paris Anlaşması kapsamında kuruldu ve Oslo Anlaşmalarına eklendi.

Bu anlaşma, Filistin ekonomisini ve mali işlemlerini İsrail bankacılık sisteminin doğrudan denetimi ve kontrolü altına aldı.

Anlaşmaya göre İsrail, Filistin Yönetimi adına vergi topluyor. Bunları İsrail maliye bakanlığının onayı ve imzasından sonra, belirli bir yüzde düşüldükten sonra aylık olarak Filistin Para Otoritesi’ne aktarıyor.

Vergi gelirleri olarak bilinen bu fonlar, Filistin Yönetimi’nin mali gelirinin en büyük bölümünü temsil ediyor ve bir kısmı da Gazze Şeridi’ne tahsis ediliyor.

Hamas 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirdiğinde, Gazze’deki binlerce sivil çalışan maaşlarını Filistin Yönetimi’nden alıyordu. Bunlar Gazze’deki Para Otoritesine bağlı bankalar aracılığıyla transfer ediliyordu.

Gazze’ye nakit, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’nun (UNRWA) yardımı ve Gazze’deki doların ana kaynağı olarak kabul edilen Katar yardımı şeklinde de geliyordu.

Gazzeli ekonomi araştırmacısı Ahmed Abu Qamar, bu gelir akışlarını “nakit paraya ulaşmanın resmi yolları” olarak tanımlıyor.

BBC’ye, ürünleri nakit paraya çevirmek gibi “gölge ekonomi” olarak tanımlanan resmi olmayan yolların da bulunduğunu söylüyor.

Ancak resmi olmayan yollardan elde edilen nakit paranın, para döngüsünde veya “para arzında” görünmediğini ekliyor.

Gazze Şeridi’nde iki milyondan fazla vatandaşın normal yaşamasına olanak sağlayacak sağlıklı bir ekonomik döngü oluşturmak için Gazze’nin tüm mali kaynaklarının yetersiz olduğunu vurguluyor.

Finansal işlemlerde kullanılan üç para birimi:

  • İsrail şekeli: En yaygın kullanılan para birimi
  • ABD doları: İthalatta, uluslararası ticari işlemlerde ve araba gibi lüks ürünlerin satın alınmasında kullanılıyor
  • Ürdün dinarı: Geleneksel olarak çeyiz ödemesi, mülk veya arazi satın almak ve üniversite ücreti ödemek gibi işlemlerde kullanılıyor

Savaşın etkisi

Savaşın başlamasının ardından İsrail yetkilileri, Gazze Şeridi’ne tahsis edilen vergi gelirlerini Filistin Para Otoritesi’ne aktarmayı reddediyor.

İsrail, bu paranın Hamas’ı finanse etmeye yardımcı olduğunu öne sürüyor.

Filistin Maliye Bakanlığı Kasım 2023’te, “İsrail Maliye Bakanlığı’nın, bir kısmının maaş, çalışan ödeneği ve Gazze Şeridi’ndeki harcamaları içerdiği bahanesiyle aylık vergi gelirlerinden 600 milyon şekel kesinti yaptığını” duyurdu.

Yılın başında İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Gazze’ye “bir şekel” girmesi halinde Filistin Yönetimi’ni tüm vergi gelirlerinden mahrum bırakacağı yönünde tehdit etti.

Ocak ayında sosyal medyada “Gazze’ye tek bir şekel dahi girmeyecek” şeklinde bir paylaşım yaptı.

Gazze’den çıkan nakit kaynakları, Refah sınır kapısından ayrılan kişilerin çıkış düzenlemelerinde yaptıkları ödemelerle de azaldı. Çoğunlukla kişi başına onbinlerce doları bulan bu çıkış ücretleri, Gazze Şeridi’ndeki dolar arzını önemli ölçüde tüketti.

Hasarlı banknotlar da nakit sıkıntısında yer alıyor. Daha önce Filistin ile İsrail arasında yapılan bir anlaşma uyarınca, hasarlı banknotlar yenileriyle değiştiriliyordu. Ancak savaşın başlamasından bu yana bu süreç durdu ve bu banknotlar değersiz hale geldi.

Karaborsa

Muhammed el-Kloub, karaborsaya başvurmak zorunda kaldığını söylüyor. Bir mağazadan yüzde 10 ila yüzde 20 arasında değişen bir komisyon karşılığında nakit çekiyor. Ancak burada çalışan Mahmut Bakr el-Louh bu yolun bile karmaşık hale geldiğini söylüyor.

Daha önce komisyon karşılığında nakit çekme hizmeti veren birçok mağazanın penceresinde “nakit yok” tabelaları bulunuyor. Mahmut, paraya erişimi olanların “arkadaşlarını kayırdığını” söylüyor.

Ahmed’in (gerçek adı değil) komisyon karşılığında nakit para sağlayan bir işi var.

BBC’ye, hesabından 40.000 şekel çekerken kendisinin uğradığı zararı telafi etmek için bu işe başladığı anlattı.

Kendisinin yüzde 10 komisyon ödemesi gerektiğini söyleyen Ahmed, müşterilere nakit sağlama karşılığında yüzde 13 komisyon kesiyor.

Kazancı günlük ihtiyaçlarının ancak küçük bir kısmını karşılıyor. Ancak karaborsaya başvuran Gazzeliler, bu “gaspın” günlük zorlukları daha da ağırlaştırdığından şikayetçi.

Okumaya devam et

GÜNCEL

İYİ Partili Mehmet Aslan: En çok da gençliği hedef alan bu Deli Dumrul sistemini durduralım!

Yayınlanma:

|

Yazan:

İYİ Partili Mehmet Aslan: En çok da gençliği hedef alan bu ‘Deli Dumrul’ sistemini durduralım!

Mehmet Şimşek yönetimindeki Hazine ve Maliye Bakanlığı, dünyada az örneğine rastlanan vergi ve zamlarla kamuoyunun yoğun tepkisini çekiyor. Bakanlık, motokuryelerden vergi alınmasından bahşişleri vergilendirme hayallerine, yurt dışı çıkış harçlarına 150 liradan 3 bin liraya çıkarılması, yani yirmi kat zam yapılması planına kadar birçok başlıkla ilgili çalışma yapıyor.

1 Temmuz’dan sonra tatile girmesi beklenen TBMM’ye Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sunulacak öneri paketi, iktidara yakın haber kuruluşları tarafından “vergide adalet”, “çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi” gibi spotlarla servis edildi ama paketin içeriğindeki kimi başlıklar akıllara durgunluk verdi. İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi ve Gençlik Yapılanmasından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Mehmet Aslan, yeni vergi planını “çılgın proje” olarak nitelerken “Bu çılgın projenin mimarı gibi görünen Mehmet Şimşek de, benzer hikayelerinden bildiğimiz ‘Deli Dumrul’un pabucunu dama atacak gibi görünüyor” dedi.

‘ÖZELLİKLE GENÇLER İÇİN ÖLÜM YASASI BU’

Mehmet Şimşek’in “Deli Dumrulluk taslayarak” ekonomik çöküşü engelleyebileceği fikrinde olduğunun altını çizen Genel Başkan Başdanışmanı Mehmet Aslan, “Bu uygulamalar zinciri ülkemizde emeğiyle geçinen milyonları uçuruma sürüklemeyi hedefliyor ama en çok da gençleri. Bunun nedeni çok açık. Okul masraflarını çıkarmak için, harçlığını çıkarmak için motokuryelik yapanlar çoğunlukla gençler, garsonluk yapan çoğunlukla gençler, dünyayı ve hayatı tanıması en çok gereken yine gençler. Siz ne yapıyorsunuz peki? Öğrencinin, çalışma hayatına daha yeni başlamış, bir birikimi henüz olmayan gençleri hançerliyorsunuz. Düşünsenize, motokuryelik ve garsonluk yaparak harçlığını çıkarıp geçimini sağlayan, biriktirdikleriyle de yılda bir-iki ülke görmeyi arzu eden bir genç için ölüm yasası bu” ifadelerini kullandı.

‘BÖYLE ABUK SUBUK SİSTEM DÜNYADA GÖRÜLMÜŞ ŞEY DEĞİL!’

Mehmet Şimşek’in kurmaya kalkıştığı sistemi “Motokuryelik yapacaksan vergini öde, bahşişine de ortağım, ha yurt dışına çıkacak olursan da dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir pul için ederinden yüz kat fazla ve anlamsız bir para öde sistemi” olduğunu belirten Mehmet Aslan, “Bu yolla Mehmet Şimşek’in toplamayı arzu ettiği para, iktidar yandaşı 3-5 inşaat şirketinin son 10 yılda 128 kez affedilip silinen vergilerinin yanında devede kulaktır. Baktığımızda, asıl niyetini bildiğimiz kimi gazete ve televizyonlar, bu vergi paketini çok olumlu bir şeymiş gibi sunuyor, hatta ‘nihayet vergide adalet’ gibi kafiyeli kafiyeli duyuruyor ama aslında olan şey yanlış ekonomi politikasının sonuçlarınının, yanlış tercihlerin sonuçlarının yine dönüp dolaşıp halka fatura edilmesinden başka bir şey değildir. Böyle abuk subuk bir sistem dünyada görülmüş şey değil!” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

AKP’NİN GENÇLİĞE MESAJI: ALDIĞIN SİMİTE DE ORTAĞIZ!

Türkiye’de milyonlarca gencin AKP’li yıllarda geleceğe dair umudunu kaybettiğini, bunun yapılan araştırmalarla da sabit olduğunu belirten İYİ Partili Mehmet Aslan, “Gençlerimiz üniversiteyi bitirdiklerinde doğrudan ‘diplomalı işsizler’ kervanına katılıyor. Gençlerin artık diploması, aldığı eğitim sayesinde geçimini sağlayabileceğine dair bir umudu kalmadı. Çoğu daha okurken başlıyor motokuryeliğe, garsonluğa. Bunun üstüne bir de okul harçlığına da ortağız, aldığın simite de ortağız, yurt dışına da çıkacak olursan bir ayak bastı paranı alırız demek gençliğe ‘siz yaşamayın’ demektir. O nedenle en çok da gençliği hedef alan bu ‘Deli Dumrul’ sistemini birlikte durduralım! Durduralım ki gençlik yaşasın…” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Şişe/kutu başına 25 kuruş ödenecek

Hem vatandaş hem devlet hem çevrenin kazanacağı depozito iade dönemi başlıyor, 0.1 ile 3 litre hacme sahip tek kullanımlık ambalajlar geri dönüşecek. Şişe-kutu başına 25 kuruş ödenecek. Bu paralar alışverişte kullanabilecek

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yönetilen “Depozito Yönetim Sistemi” çalışmalarında sona gelindi. Ulusal çapta 2025’te devreye alınması planlanan depozito iade sistemiyle 0.1 litre ile 3 litre hacme sahip tek kullanımlık ambalajlı; alkolsüz içecek, içme kaynak suları, doğal mineralli sular, alkollü ve alkolsüz bira, malt içecek, enerji, sporcu içecekleri, şarap, meyve suları, süt ve içilebilir süt ürünlerinin ambalajları geri dönüşecek. 

5000 İADE MAKİNESİ 

Bakanlık, ilk etapta 5 bin noktada iade sistemi kurmayı planlarken, makineler için kurulum noktaları tespitleri de sürüyor. Belediyeler, Millet Bahçeleri ve üniversitelerden başlamak üzere; zincir marketler, alışveriş merkezleri, oteller, restoran ve kafeteryalar gibi insan trafiğinin yoğun olduğu alanlar uygulamaya dahil edilecek. Vatandaşa iade ettiği her bir şişe/kutu için 25 kuruş depozito ödenecek. Depozito bedeli, bakanlığa bağlı Türkiye Emlak Katılım Bankası’nın altyapısı üzerinden açılacak “e-cüzdan” hesabında toplanacak. Vatandaş biriken paralarını alışverişlerde kullanılabilecek.

Şişe/kutu başına 25 kuruş ödenecek

‘SIFIR ATIK’LA 59.9 MİLYON TON KAZANIM

Çevre Bakan-lığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen ve küresel bir çevre hareketine dönüşen “Sıfır Atık” projesi kapsamında 2017’den bugüne kadar 59.9 milyon ton atık ekonomiye kazandırıldı. Geri dönüşümle 185 milyar lira kazanç sağlandı. 498 milyon ağaç kesilmekten kurtarılırken, 5,9 milyon ton sera gazı salımı önlendi.

Meltem Güneş

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.