GÜNDEM
Bebekken çöpe bırakıldı teknoloji mucidi oldu: Freddie Figgers
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Freddie Figgers’a ilk bilgisayarı 9 yaşındayken alındı. Bu gerçi eski ve bozuk bir bilgisayardı ama onun teknoloji aşkının ve kimsenin tahmin edemeyeceği bir şekilde, bir mucit, bir girişimci ve telekom milyoneri olmasını sağlayan hayat yolculuğunun başlangıcı oldu.
“Koşullarınızın kim olduğunuzu belirlemesine izin vermeyin.”
31 yaşındaki girişimci Freddie Figgers’ın herkese ilk tavsiyesi bu.
8 yaşındayken babası Nathan’a, nerede ve nasıl doğduğunu sorduğunda unutulmaz bir yanıt almıştı.
“Bana ‘Dinle seninle açık konuşacağım Fred. Senin biyolojik annen seni terk etti. Ben ve Betty Mae seni koruyucu ailelere göndermek istemedik ve evlat edindik. Sen benim oğlumsun’ dedi” diye anlatıyor.
Freddie, doğduktan hemen sonra Florida’nın kırsal bir bölgesinde büyük bir çöp konteynerinin yakınına terkedilmiş olarak bulunmuştu.
“Bana bunları anlattığında, ‘Tamam çöpüm ben’ diye düşündüm, istenmediğimi hissettim. Ama babam omuzumdan tutup ‘Dinle beni, bunun hiç bir zaman seni üzmesine izin verme’ dedi.”
Freddie’yi evlat edinen Nathan Figgers, ufak tefek tamirat işleri yapan bir usta, eşi Betty Mae Figgers ise tarım işçisiydi.
1989 yılında yani Freddie’nin dünyaya geldiği yıl 50’li yaşlarındaki Figgers çifti, Kuzey Florida’da 8 bin kadar nüfuslu kırsal bir yerleşim olan Quincy’de yaşıyorlardı.

Figgerslar daha önce bir çok çocuğa koruyucu aile olarak bakmışlardı ama iki günlük Freddie’yi oğulları olarak evlat edinmeye karar verdiler.
Freddie Nathan ve Betty Mae’de ihtiyacı olan bütün sevgiyi bulduğunu ama Quincy’deki çocukların bazen çok zalim olabildiğini anlatıyor.
“Çocuklar benimle alay edip ‘Çöplük bebeği’ , ‘Çöp oğlan’, ‘Seni kimse istemiyor’, ya da ‘Pissin sen’ gibi şeyler söylerlerdi. Bazen okul otobüsünden indiğimde arkadan gelip beni yakalayan çocuklar beni çöp bidonuna atarlar ve gülerlerdi.”
Çocukların sataşmaları öyle bir noktaya geldi ki babası artık onu otobüs durağında bekliyor ve eve kadar onunla birlikte yürüyordu. Ama çocuklar Nathan’a da laf atmaktan geri durmuyorlardı.
Freddie için Nathan ve Betty Mae birer kahraman ve rol modeliydi.
“Babamı bazen hiç tanımadığı insanlara yardım ederken, evsizlere yiyecek götürürken görürdüm. İnanılmaz bir adamdı ve ikisi beni alıp yetiştirmişlerdi, işte ben de böyle biri olmak istiyordum.”

Hafta sonları Freddie ve Nathan çöp konteynerlerini dolaşır ve evlerden atılmış eşyalar arasında işe yarar bir şeyler olup olmadığına bakarlardı. Freddie’nin gözü bilgisayarlardaydı.
“Eski bir deyiş vardır. ‘Birinin çöpü başkasının hazinesidir’ derler. Ben de bilgisayarlara meraklıydım. Hep bir Gateway bilgisayarım olsun istiyordum ama o sırada alacak paramız yoktu.”
Sonunda bir gün, Freddie 9 yaşındayken Goodwill adındaki ikinci el eşya dükkanına gittiler ve orada çalışmayan eski bir Macintosh bilgisayar gördüler.
“Tezgahtarı ikna ettik. ‘Hey Size 24 dolara bırakırım’ dedi. Aldık eve getirdik. Sevinçten çıldıracak gibiydim.”
O sırada Freddie zaten radyolar, çalar saatler ya da video çalarlardan oluşan bir çok elektronik cihazla içli dışlı olmuştu. O andan itibaren bütün ilgisi bozuk Mac bilgisayarına yöneliyor.
“Eve gittiğimizde çalışmadı. Ben de tek tek parçalarına ayırdım. Bakarken kapasitörlerin bozuk olduğunu fark ettim. Lehim tabancam vardı. Babamın radyolu çalar saatinden aldığım parçaları bilgisayarın kapasitörlerinin yerine lehimledim.”
Aşağı yukarı 50 denemeden sonra, bilgisayar sonunda çalışıyor. İşte o an Freddie, hayatı boyunca teknolojiyle uğraşmak istediğine karar veriyor.

“Bilgisayar, çocukların benimle dalga geçmesinin verdiği bütün acıyı almıştı” diyor.
Ne zaman okulda birisi sataşsa içinden “Eve gidince bilgisayarımla oynayacağım” diye düşünerek yatışıyor.
12 yaşına geldiğinde becerileri başkalarının da dikkatini çekmeye başlıyor. Okul sonrası kulübünde, diğer çocuklar bahçede oynarken, Freddie okulun bilgisayar laboratuvarındaki bozuk bilgisayarları onarmaya girişiyor.
“Sabit diski bozuksa değiştiriyordum. Hafızası yetersizse RAM ekliyordum” diyor.
Okul sonrası faaliyetlerin sorumlusu aynı zamanda Quincy’nin belediye başkanıydı ve Freddie’nin bozuk bilgisayarları birer birer hayata döndürdüğünü görünce, anne ve babasını alıp belediye binasına gelmesini istedi.
“Belediye binasına gittiğimizde bana bir arka odadaki bilgisayarları gösterdi. Aman Tanrım, belki 100 tanesi üst üste dizilmişti. Başkan, ‘Bunların tamir edilmesi lazım’ dedi.”
O andan itibaren Freddie okuldan sonraki bütün zamanını, saati 12 dolara, bu bilgisayar yığınını tek tek tamir etmeye harcıyor.
“Parası mühim değildi aslında. Sevdiğim bir şeyi yapma fırsatıydı ve çok zevk alıyordum.”

Bir kaç yıl sonra bir programlama fırsatı çıktı. Quincy kentinin su basıncını ölçen saatleri kontrol edecek bir sisteme ihtiyaç vardı ve şirket bunu yapacak bir bilgisayar programının yazılımı için 600 bin dolar vereceğini açıklamıştı.
Kentin yöneticilerinden biri “Hey Freddie tam bir bilgisayar faresi. Belki bu işi yapabilir” dedi.
“Ben de ‘Efendim fırsat tanırsanız ben aynen bu programı yazabilirim’ dedim. O da bana ihtiyaç duyulan programı kurma fırsatı verdi. 600 bin dolar almadım. Normal ödememi alıp eve döndüm.”
Bu Freddie’nin hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Daha 15 yaşındaydı fakat anne ve babasını üzen bir kararla okulu bırakıp kendi bilgisayar işini kurmaya karar verdi.
“Eğitim, iş bulma, emeklilik döngüsüne inanıyorlardı. Ben bu zinciri kırıp başka bir şey yapmak istedim” diyor.
Bir iki yıl içinde Freddie’nin işi giderek büyür ve başarı kazanırken, babası Nathan hızlı bir Alzheimer sürecine giriyor.
Geceleri aniden uyanıp o gece televizyonda gördüğü bir şeyi aynen tekrarlamaya başlıyor. Bazen sabahları bir kalkıyor ki Nathan ortadan kaybolmuş.
Alzheimer’ın yol açtığı bir şey bu. Bazen tam giyinmeden ama her zaman ayakkabıları ayağında dolaşmaya çıkıyor.
Bu gelişme Freddie’nin ilk icadının da sebebi oluyor.
“Babamın ayakkabılarını aldım. Tabanında bir oyun oluşturup içine 90 megahertz gücünde bir hoparlör, mikrofon ve geniş bir bölgesel ağ kartı yerleştirdim. Bunu bilgisayarıma entegre ettim. Bunlar Apple veya Google harita uygulamalarından önce oldu hep. Bilgisayarım üzerinden de Tomtom’la birleştirdim.
“Babam ortadan kaybolunca bilgisayarımda bir düğmeye basıp, “Hey baba, neredesin?” diye sorabiliyordum. Ayakkabısındaki cihazdan çıkan sesle bunu duyuyor ve ‘Fred, nerede olduğumu bilmiyorum’ diyordu.”
Freddie bu noktada GPS izini sürerek babasının yerini buluyor ve gidip onu alıyordu. Bunu muhtemelen 8 kere falan kullandığını anlatıyor.

Nathan’ın durumu iyice kötüleştiğinde, aileden onun bir bakım evine gitmesini isteyenler oluyor fakat Freddie bunu reddediyor. Onun yerine babasını iş toplantıları da dahil her yere yanında götürmeye başlıyor.
“O beni terk etmedi, ben de onu terk etmeyecektim elbet” diyor.
Müşterilerini ziyarete gittiğinde Nathan’ı arabanın arka koltuğunda havalandırmayı ve radyoyu açık, direksiyonu kilitli otururken bırakıyordu.
“Bir keresinde toplantıdaydım, pencereden bir baktım ki, Tanrım, babam arka pencereyi indirmiş oradan dışarı çıkmıştı. Panikledim o an ve mahcup da oldum ama ‘Hey gitmem lazım benim’ dedim” diye anlatıyor.
Freddie toplantıdan apar topar çıkıyor, babasını yakındaki otoparkta otururken bulup rahatlıyor.
Nathan 2014 yılında 81 yaşında öldüğünde Freddie 24 yaşına gelmişti.
“Açıkçası beni yıktı. Çünkü bütün istediğim babamı mutlu etmekti” diyor.
Freddie pabuca yerleştirilen iz sürme aleti buluşunu 2,2 milyon dolara satmış, parasının gelmesini bekliyordu.
Nathan hep 1993 model bir Ford pikap kamyon ve bir balıkçı teknesi sahibi olmak istemişti, onları alacaktı. Ne yazık ki Freddie’nin bunları almaya gücü yettiğinde çok geç olmuştu.
“Bu gerçekten benim gözümü açan bir şey oldu ve bana paranın bir araçtan başka bir şey olmadığını öğretti. Ben bu dünyayı terk etmeden önce burayı eskisinden daha iyi bir yer haline getirmek için elimden ne geliyorsa yapacağım.
“Babama bakıyorum. Zengin değildi ama çok sayıda insanın hayatını etkiledi ve ben de karşılaştığım herkese karşı adil olmayı ve elimden gelen yardımı yapmayı istiyorum.”

Bu aşamada Freddie bir başka akıllı cihaz icad etti. Bu da yine kişisel deneyiminden ilham aldığı bir şeydi. Annesinin amcasına, daha 8 yaşındayken yaptıkları bir ziyaret buna vesile oldu.
“Gittik, annemle babam kapıyı çalıyor ama o kapıya gelmiyordu. Babam ‘Hey Fred cama tırmanıp içerden kapıyı açabilir misin?’ diye sordu.”
Freddie içeri girip içerden anne ve babasına kapıyı açtı. Her şey normal görünüyordu. Annesinin amcası şöminenin yanındaki iskemlede hareketsiz duruyordu.
“Babam ona doğru yürüdü ve anneme dönüp ‘Betty Mae, amca ölmüş’ dedi”
Akrabaları şeker komasına girmiş ve o yüzden ölmüştü.
“Diyabet hastası birini düşünün. Kan şekerlerini kontrol ettiklerinde bunu bir yere yazmaları kayıt tutmaları gerekiyor. Annemin amcası bunu kaydetse de, yaşadığı kırsal bölgede bunu değerlendirecek kimse yoktu” diyor.
Freddie 22 yaşına geldiğinde bir akıllı glukometre icad etti. Bu alet kişinin kan şekerini anında ölçüyor ve en yakın akrabasına iletiyor, ayrıca elektronik sağlık kayıtlarına da not düşüyordu. Böylece bir doktor gerektiği zaman bunları kontrol edebiliyordu. Alet ayrıca kişinin kan şekeri normalin üzerindeyse uyarı mahiyetinde sarı bir alarm yolluyordu.
Ama Freddie daha büyük bir proje üzerinde de çalışmaya başlamıştı. ABD’deki çoğu kırsal bölgenin 2G ya da 3G ağlarına erişiminin olmadığının ve Quincy’de yaşayanların hala internete bir hattı aramak yoluyla ulaşabildiğinin farkındaydı.
Bu kırsal bölgelerde iletişim imkanlarını geliştirmek istiyordu. 2008 yılında Federal İletişim Komisyonu’na çok sayıdaki başvurularının ilkini yaptı ve kendi telekom şirketini kurmak için ruhsat istedi.
“Onlara büyük telekom şirketlerinin buralara gelip nüfusu 1000’den az bu yerleşimlere altyapı yatırımı yapmayacağını anlatmaya çalışıyordum.”
Bu kolay olmadı. Hatta Freddie’nin söylediğine göre tam 394 kez başvurması ve çok masraf yapması gerekti.
Fakat 2011 yılında Freddie 21 yaşında ABD’nin en genç telekom işletmecisi oldu. Ve NBC televizyonunun haberine göre Figgers Communication, ülkede, siyah bir Amerikalıya ait tek telekomünikasyon şirketi.
Freddie ilk günlerde bütün işleri kendi yaptı. İlk cep telefonu kulesini bizzat kendi dikmekten, fiber optik kabloları döşemeye kadar.

Florida’nın kuzeyi ve güney Georgia’nın kırsal bölgelerine hizmet götürerek başladı ve şirketi istikrarlı bir şekilde büyüdü. 2014 yılına gelindiğinde Freddie Figgers F1 adlı bir akıllı telefon çıkardı. Bu cihaz taşıyan kişi saatte 16 kilometrenin üzerinde bir hızla gittiğinde bunu fark edip “güvenlik ayarı”na geçiyor ve insanların araba sürerken mesaj atmasını engelliyor.
2019 yılında piyasaya çıkan Figgers F3 modeli ise bazı blogcular tarafından tanıtıldığı kadar ileri olmadığı yönünde eleştirildi.
Freddie BBC’ye “Amacımız bir yandan kaliteli ve ileri ürünleri ucuza sunarken diğer yandan dürüst ve şeffaf olmak” diyor.
Freddie’nin 83 yaşındaki annesinde de şu sıralar Alzheimer başlangıcı var. Annesinin onun başarılarıyla çok gururlu olduğunu ve icad ettiği glukometrenin, amcasının hayatını kurtarabilecek önemli bir alet olduğunu bildiğini söylüyor.
2015 yılında savcı Natlie Figgers ile evlenen Freddie’nin şimdi küçük bir kızı var.
İşinin yanı sıra kurduğu vakıf üzerinden eğitim ve sağlık projelerine yatırım yapıyor, dezavantajlı çocuklar ve ailelerine yardım ediyor. Son projeler arasında koruyucu ailelerle kalan çocuklara bisiklet ve koronavirus pandemisi süresince sağlık çalışanlarına koruyucu malzeme temini de var.
Freddie küçük kızına hayatta vereceği en önemli tavsiyenin “hiç bir zaman vazgeçme, dünya ne kadar soğuk ve karanlık görünürse görünsün, vazgeçme” olacağını söylüyor. Ayrıca karşısına çıkan herkesin hayatında olumlu bir iz bırakmayı önemsiyor. Bu düşünce ona babası ve bir numaralı destekçisi Nathan’dan miras.
BBC
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak
Yayınlanma:
14 saat önce|
04/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?
İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.
Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.
Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?
Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?
Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.
Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.
Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü
GÜNCEL
Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.
Madde madde anlatalım:
ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?
1. GPS yerine BeiDou
Bu büyük ölçüde doğru.
BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:
- Çin ordusu
- lojistik şirketleri
- akıllı telefon üreticileri
- Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.
Ama:
- Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
- Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
- GPS
- GLONASS
- Galileo
- BeiDou birlikte çalışıyor.
Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.
2. Boeing yerine COMAC C919
Burada da gerçek eğilim var.
COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.
Ama kritik detay:
- Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
- Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
- Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.
Dolayısıyla:
- Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
- Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.
3. Amerikan çiplerini terk etti
Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.
Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.
Ancak:
- Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
- ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
- Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.
Fakat ABD yaptırımları Çin’i:
- “ithal et” modelinden
- “yerli üret” modeline zorladı.
Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.
4. Windows yerine UOS
UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.
Ama:
- Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
- Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.
Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.
5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları
Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.
United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.
Ama:
- Siemens
- GE Healthcare
- Philips
hâlâ üst segmentte çok güçlü.
Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.
6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi
Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.
BYD bugün:
- batarya
- EV üretimi
- tedarik zinciri
- nadir toprak elementleri
alanlarında dev güç.
Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:
- faizler
- rekabet
- marj düşüşü
- satış yavaşlaması da etkili.
Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.
7. Oracle yerine OceanBase
Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.
Bu alan kritik çünkü:
- veri egemenliği
- yaptırım riski
- SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.
8. CAD ve endüstriyel yazılım
Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.
Ancak:
- Siemens NX
- CATIA
- SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.
Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”
Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.
9. Dolar yerine RMB
Bu en kritik maddelerden biri.
Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.
Özellikle:
- Rusya
- İran
- Körfez
- BRICS hattı
dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Ama gerçek tablo:
- Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
- SWIFT sistemi hâlâ dominant.
- ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.
Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.
10. GMO tohumları terk etti
Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.
Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.
Ama:
- Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
- Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.
Tam bağımsızlık henüz yok.
11. Amerikan sosyal medyasını terk etti
Bu ifade yanıltıcı.
Çin zaten:
- X
- YouTube
gibi platformları uzun süredir engelliyor.
Onun yerine:
- Douyin
- Xiaohongshu
gibi kendi ekosistemini kurdu.
Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.
12. Batı askeri teknolojisini terk etti
Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.
Özellikle:
- hipersonik füze
- drone
- deniz gücü
- elektronik harp alanlarında.
Ancak ABD:
- uçak motorları
- denizaltılar
- küresel üs ağı
- savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.
ASIL MESELE NE?
Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.
Hedef:
- teknoloji sahibi olmak
- finansal altyapıyı kontrol etmek
- enerji zincirini yönetmek
- dolar bağımlılığını azaltmak
- yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.
Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.
BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?
Bu kadar hızlı değil.
Ama dünya:
- tek kutuplu Amerikan sisteminden
- çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.
Yeni mücadele:
- çip
- veri
- ödeme sistemi
- yapay zekâ
- enerji
- tedarik zinciri
- rezerv para üzerinden yaşanıyor.
Yani artık savaş sadece tankla değil:
- işletim sistemiyle,
- veri merkeziyle,
- batarya teknolojisiyle,
- ödeme altyapısıyla yapılıyor.
TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU
Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?
- ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
- Çin merkezli alternatif blok mu?
- Yoksa ikisi arasında denge mi?
Önümüzdeki 10 yılda:
- bankacılık,
- ödeme sistemleri,
- enerji,
- savunma,
- otomotiv,
- çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.
Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?
2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;
- Birleşik Arap Emirliği
- Bahreyn
- Fas
- Sudan
İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.
ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.
Asıl hedefler:
- İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
- İran’a karşı ortak blok oluşturmak
- Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
- Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
- Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
- Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
- Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.
Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?
1. Diplomatik Normalleşme
- Büyükelçilik açılması
- Resmi ilişkiler
- Vize ve uçuş anlaşmaları
- Turizm ve ticaret
2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği
Asıl kritik bölüm burasıdır.
- Ortak hava savunma sistemi
- İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
- İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
- Siber güvenlik paylaşımı
- İstihbarat koordinasyonu
Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.
3. Enerji ve Ticaret Koridorları
Projelerin temelinde şu düşünce var:
Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi
Bu nedenle:
- Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
- liman projeleri,
- demiryolu hatları,
- enerji boru hatları,
- veri merkezleri,
- finans merkezleri
bu planın parçası olarak görülüyor.
İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.
4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi
En tartışmalı boyut budur.
Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”
Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”
Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.
ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?
2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:
- ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
- İran tamamen çökmedi
- Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
- Çin ekonomik olarak çok güçlendi
- Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor
Bu nedenle ABD:
- İsrail’i merkeze koyan,
- Arap sermayesini entegre eden,
- İran’ı çevreleyen,
- Çin’i sınırlayan
yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.
Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?
1. İsrail
En büyük stratejik kazanan.
Kazanımları:
- Bölgesel meşruiyet
- Yeni pazarlar
- Körfez sermayesi
- Güvenlik işbirliği
- İran’a karşı geniş cephe
- Enerji ve lojistik merkez olma şansı
İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.
2. Birleşik Arap Emirliği
Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.
Özellikle:
- teknoloji,
- yapay zekâ,
- savunma sanayi,
- finans,
- siber güvenlik,
- turizm
alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.
Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.
3. Suudi Arabistan
Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.
Sudi Arabistan:
- ABD’den güvenlik garantisi,
- gelişmiş silah sistemleri,
- nükleer teknoloji,
- yatırım avantajları
karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.
Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.
4. Hindistan
Sessiz kazananlardan biri olabilir.
Çünkü:
- Körfez bağlantısı güçlenir
- Avrupa ticaret koridoru açılır
- Çin’e alternatif lojistik rota oluşur
Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar
1. İran
En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.
Çünkü:
- çevrelenme riski artıyor
- Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
- İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor
Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.
2. Filistin Yönetimi ve Hamas
En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.
Çünkü:
- Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
- Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
- ekonomik ve diplomatik baskı artıyor
Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.
3. Türkiye
Türkiye açısından tablo karmaşık.
Olası avantajlar:
- Bölgesel ticaret entegrasyonu
- Enerji projeleri
- Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
- ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı
Riskler:
- İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
- Doğu Akdeniz’de denge kaybı
- Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
- İran ile denge siyasetinin zorlaşması
Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.
Bu plan başarılı olur mu?
En büyük sorun:
- halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
- Gazze savaşlarının yarattığı öfke
- İran faktörü
- mezhep ve jeopolitik rekabetler
Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.
Bu nedenle anlaşmalar:
- ekonomik olarak ilerleyebilir,
- güvenlik alanında derinleşebilir,
- fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.
Özetle
Abraham / İbrahim Anlaşmaları:
- sadece “barış anlaşması” değil,
- Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.
Merkezinde:
- İsrail’in korunması,
- İran’ın dengelenmesi,
- Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
- enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.
Kazananlar:
- İsrail
- Körfez finans merkezleri
- ABD savunma-sanayi sistemi
- Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları
Risk yaşayanlar:
- İran
- Filistin hareketleri
- bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
- halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.023)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (560)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.974)
- GÜNCEL (4.407)
- GÜNDEM (3.550)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.671)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.416)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Euro Bölgesi'nde perakende satışlarda düşüş 04/06/2026
- ING: Orta Doğu’daki durum ve ABD verileri doları destekliyor 04/06/2026
- Güney Kore para birimi 2009'dan beri en düşük seviyesinde 04/06/2026
- TOKİ'den yeni satış kampanyası 04/06/2026
- ICBC'den TCMB tahmini 04/06/2026
- Bakan Bolat: Dış ticaret açığı son 9 ayın en düşük seviyesine indi 04/06/2026
- Brent petrolde son tahminler: Hangi kurum yıl sonu için kaç dolarlık petrol öngördü? 04/06/2026
- TSMC CEO'sundan çip açığı uyarısı 04/06/2026
- Nefes Kredisi'nde yeni dönem başlıyor 04/06/2026
- Hizmet Üretici Fiyat Endeksi Mayıs'ta aylık yüzde 3,23 arttı 04/06/2026
SON YAZILAR
- İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı 04/06/2026
- 2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi 04/06/2026
- Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor 04/06/2026
- Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak 04/06/2026
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
