Connect with us

GÜNDEM

Boğaziçi Üniversitesi’nde tepkiler büyüyor

Yayınlanma:

|

Melih Bulu, kendisine destek vermeyen 20 öğretim üyesinin olduğunu söyleyince yüzlerce Boğaziçili akademisyen ellerinde kaç kişi olduklarını gösteren sayılı afişler tutarak eylem yaptı. Basın açıklamasında, “Bugün de bu meydanda görüldüğü gibi yüzlerce hoca olarak atanmış rektörün istifasını talep ediyoruz” denildi.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı image-13.png

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri kendilerinin 20 kişi olduğunu ileri süren atanmış AK partili Rektör Melih Bulu’ya sayılarla yanıt verdi. Rektörlük önünde eylem yapan öğretim üyeleri, “Öğrencilerimize, haklı taleplerimize destek verenlere ve hocalarımıza uygulanan bu şiddet ve taciz derhal durdurulmalıdır.” dedi. 

Öğretim üyelerinin yaptığı açıklama şöyle: 

UTANÇ KAYNAGI BİR HAFTA: Bugün 5 Şubat Cuma. Gayrimeşru rektör atamasının üzerinden 5 hafta geçti. Bu süreçte Boğaziçi Üniversitesi hocaları, öğrencileri, mezunları ve emekçileri olarak, çeşitli platformlarda bu atamayı kabul etmediğimizi nedenleriyle ifade ettik. Etmeye devam edeceğiz. Üzülerek ifade etmek isteriz ki, hem Boğaziçi Üniversitesi’nin hem de tüm akademinin tarihine utanç kaynağı olarak geçecek kara bir hafta yaşadık. Öncelikle, 29 Ocak Cuma akşamı yaşananlar sonrasında öğrencilerimiz hedef gösterildi ve ağır tehditlere maruz bırakıldı. 2 öğrencimiz tutuklandı, 2 öğrencimiz kelepçeyle ev hapsi cezası aldı. Bu konuda 1 Şubat Pazartesi günü burada bir açıklamada bulunduk ve öğrencilerimizi, devlet yetkililerini ve basın yayın organlarını sağduyulu olmaya, dışlayıcı söz ve eylemlerden kaçınarak mutedil davranmaya davet ettik. Rumeli Hisarüstü Mahallesindeki ve üniversite giriş kapılarındaki yoğun polis ablukasının kaldırılmasını ve öğrencilerimizin serbest bırakılmasını talep ettik. 

ÖĞRENCİ VE HOCALAR HEDEF GÖSTERİLDİ: Bunların hiçbirisi gerçekleşmediği gibi, 1 Şubat Pazartesi günü çeşitli şehirlerde Boğaziçi Üniversitesi’ne destek vermek isteyen kişilerin anayasayla güvence altına alınmış barışçıl protesto hakları ihlal edildi, yüzlerce kişi gözaltına alındı. Aynı günün akşamı, 50 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi güney kampüs içinde polisin müdahalesiyle gözaltına alındı. Takip eden günlerde öğrenciler ve hocalar tek tek ve açık olarak hedef gösterildi, pek çok kişi ve kurum tarafından haklarında asılsız iddialar ortaya atıldı. Öğrencilerimize, haklı taleplerimize destek verenlere ve hocalarımıza uygulanan bu şiddet ve taciz derhal durdurulmalıdır. 

Bu hafta bültenimizi, süregiden karalama kampanyalarına karşı kamuoyunu bilgilendirmeye ayırıyoruz:

– Güney Kampüs meydanında 29 Ocak’ta açılan sergi, iddiaların aksine herhangi bir kulüp tarafından değil bir öğrenci inisiyatifi olan Sanat Kolektifi tarafından düzenlenmiştir. 
Öğrencilerin pazartesi günü gerçekleştirdikleri protestonun LGBTİ+ Çalışmaları Aday Kulübünün kapatılması sebebiyle düzenlendiği iddiası doğru değildir. LGBTİ+ Kulübünün adaylık statüsünü kaldıran rektörlük kararının imzalanma ve sosyal medyada yayımlanma saatiyle, öğrenci eylemlerinin başlangıç saati arasındaki farka bakıldığında söz konusu iddianın gerçek olmadığı kolaylıkla görülmektedir. Ayrıca bu iptal kararı, Öğrenci Faaliyetleri Koordinasyon Kurulu’nun açıklamasında belirttiği gibi üniversitemizdeki komisyon, kurul, yönetmelik ve teamüllere tamamen aykırıdır.   

– Pazartesi günü güney kampüsteki öğrenci protestosunun niteliği ve amacına dair öne sürülen iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Öğrencilerin Etiler kapıda yapmak istedikleri basın açıklaması güvenlik güçlerince engellenmiş ve öğrencilerin kampüsten ayrılmalarına izin verilmemiştir. Bunun üzerine öğrenciler atanmış rektöre görüşme taleplerini iletmişlerdir. Bu talep kabul edilmeyince kısa bir gerilim yaşanmış olsa da öğrenciler rektörlük önünde barışçıl oturma eylemlerini sürdürmüşlerdir. Bu barışçıl eylem, kampüs tarihinde görülmemiş sertlikte bir polis müdahalesi ile sonlandırılmıştır. 
Atanmış rektör 3 Şubat tarihinde yayımlanan bir mülakatta gerçek dışı iddialar dile getirmiştir. 20 kişilik bir hoca grubunun kendisine verilecek desteği bloke ettiğini, görüştüğü pek çok hoca ve bir önceki rektörün ise arkasında olduğunu öne sürmüştür. Halbuki bizler 5 haftadır yüzlerce hoca olarak haksız rektör atamasını Güney Meydan’da ısrarla protesto ediyoruz. Dahası rektörün görüştüğü hocalarımızın hemen hepsi atanma şeklinin yanlış olduğunu kendisine iletmiş, yine hemen hepsi istifa etmesinin doğru olacağını bizzat yüzüne söylemiştir. Ayrıca, Sayın Mehmed Özkan atanmış rektörü desteklediğine dair iddiaları kamuoyu nezdinde açıkça yalanlamıştır. 

– Bu basın açıklamasını polis ablukasında olan, basının alınmadığı bir kampüsten yaptığımızı yinelemek isteriz. Tüm kamuoyunu bu süreçte bizim ve öğrencilerimizin haklı mücadelemize yönelik karalama kampanyalarına, kurumumuzu ve öğretim üyelerimizi yıpratmaya çalışan söylemlere itibar etmemeye çağırıyoruz. Bugün de bu meydanda görüldüğü gibi yüzlerce hoca olarak atanmış rektörün istifasını talep ediyoruz.

Duvar

Okumaya devam et

GÜNCEL

16 ilde hayali ihracat operasyonu: 40 gözaltı

İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda, “hayali ihracat yöntemiyle kaçakçılık”, “rüşvet” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarına karıştıkları belirlenen, gümrük memuru, gümrük müşaviri ve firma sahiplerinin bulunduğu 40 kişi gözaltına alındı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, “hayali ihracat”, “resmi belgede sahtecilik” ve “rüşvet” suçlarıyla ilgili çalışma başlatarak, şüphelilere yönelik teknik ve fiziki takip yaptı.

Ticaret Bakanlığı müfettiş raporları neticesinde, bu suçlara karışan şüphelilerin kamuyu yaklaşık 73 milyon lira zarara uğrattığı belirlendi.

Ekiplerce, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, farklı gümrük müdürlüklerinde görevli 12 gümrük memuru, 11 gümrük müşaviri ve 29 firma sahibinin yer aldığı 53 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışma başlatıldı.

Bu kapsamda İstanbul merkezli Ankara, Mersin, Edirne, Antalya, Artvin, Gaziantep, Adana, Nevşehir, Malatya, Muğla, Balıkesir, Batman, İzmir ve Manisa’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 40 şüpheli gözaltına alındı.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, “hayali ihracat yöntemiyle kaçakçılık”, “rüşvet” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında kamuyu yüklü miktarda zarara uğrattığı tespit edilen ve aralarında firma sahipleri, gümrük müşavirleri ile gümrük memurlarının da bulunduğu şüphelilere yönelik 16 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında 53 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği hatırlatıldı.

Operasyon kapsamında 40 şüphelinin yakalandığı belirtilen açıklamada, “Firari konumdaki şüphelilere yönelik yakalama çalışmaları devam etmekte olup, kamu zararına neden olan şüphelilerin mal varlıklarına Sulh Ceza Hakimliği kararı doğrultusundan tedbir konulmuştur.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Okumaya devam et

EKONOMİ

GIDADA FAHİŞ FİYAT MI YOKSA TARIM POLİTİKALARININ İFLASI MI?

Fahiş fiyat tartışmaları devam ederken ERDEN ARMAĞAN ER’in bir yıl önce yazdığı halen güncel olan yazıyı hatırlamakta fayda var…

Yayınlanma:

|

Son günlerde özellikle de yaz boyunca tartışılan en önemli husus, gıda ve tarımsal ürün fiyatlarında yaşanan TÜİK’e göre %30, vatandaşa göre ise %50-80 oranında yaşanan “hızlı fiyat artışları” idi. Ticaret Bakanlığı’na bağlı ekiplerin yaş sebze meyve hallerinde gerçekleştirdiği “FAHİŞ FİYAT” denetimleri, hükümetin gıda ve tarım ürünlerinde yaşanan artışlara karşı alabildiği tek önlem olarak dikkat çekti.

Nedir Bu Fahiş Fiyat?

Fahiş; Arapça bir kelime olup, TDK Sözlüğündeki tanımına göre, “aşırı, çok fazla” anlamına gelmektedir. Bu takdirde “fahiş fiyat” aşırı yüksek fiyat ya da çok fazla fiyat olarak tanımlanabilir. Ekonomi literatüründe ise teknik olarak her hangi bir tanımı bulunmamakla beraber, yüksek enflasyon dönemlerinde yaşanan hızlı fiyat artışları olarak değerlendirebiliriz. Kapitalist serbest piyasa ekonomilerinde mal ve hizmet fiyatları, hiçbir müdahale olmadan arz-talep eşitliğine göre belirlenmektedir. Dolayısıyla “fahiş” olarak değerlendirilebilecek hızlı fiyat artışları arzda ya da talepte ortaya çıkan dengesizlikler olması durumunda yaşanabilmektedir. Eğer bir mal ve hizmetin arzında küresel ya da yerel ölçekte tedarik sıkıntısı yaşanıyorsa talep sabit kalsa dahi fiyat yükselir. Ya da, üretim maliyetlerinde yaşanan bir artış da, talep sabitken fiyat artışına yol açabilir. Esasen fiyatların yükselişi bir sonuçtur. Fiyatlar Genel Seviyesi olarak Türkçeye çevirebileceğimiz “Enflasyonun”  hızlı yükselişi, uygulanan para ve maliye politikalarının yanlışlığının bir sonucudur. Dolayısıyla gıdada ya da diğer mal ve hizmet fiyatlarında  “Fahiş Fiyat” manşetleri atılması, yanlış “Ekonomi Politikalarından” dolayı sorumlu olan hükümetlerin, tabiri caizse hızla artan fiyatların müsebbibi olarak “Günah Keçisi” arama çabasından başka bir şey değildir.

Gıda Fiyatlarındaki Hızlı Yükselişin Nedenleri

  1. Gelir Dağılımı Eşitsizliği: Hepimizin bizzat yaşayarak gördüğü gibi, dünyada yer alan Gelişmekte Olan Ülkeler arasında %19,25 (TÜİK: %19,25, ENAG: 8 aylık enflasyon %30,39 ) ile en yüksek enflasyona sahip Türkiye’de, gıda fiyatlarının bu denli tartışılmasının en büyük nedeni hiç kuşkusuz Gelir Dağılımındaki bozulmadır. TÜİK tarafından açıklanan son büyüme rakamlarına baktığımızda ücretlilerin milli gelirden aldığı pay 2019 yılında  %36,7 iken, 2021 yılı 2. Çeyreği itibariyle %32,9’a gerilediğini gözlemliyoruz. Engel Yasası’na göre daha yoksul aileler, zengin ailelere göre gelirinin daha büyük bir kısmını gıda harcamalarına ayırmaktadır. Blanciforti ve Green’in 1988 Yılında ABD’de Hackman Yöntemini kullanılarak yaptıkları araştırma sonuçlarına göre; Yoksulluk Sınırı altında gelir sahibi olanların Gıda Harcamaları payının, toplam harcamalarının %33-48’i kadar olduğu, üstünde gelire sahip bireylerin gıda harcamasının ise toplam harcamalarının %16-31’i kadar olduğu tespit edilmiştir. Görülüyor ki, hem Milli Gelirden aldığı payın gerilemesi, hem de Dünya ortalaması üzerinde yaşadığımız gıda fiyatları artışı, ücretlilerin ülkemizde söz konusu artışlardan daha olumsuz etkilenmesine yol açmıştır.
  2. Hatalı Fiyat Aktarım Mekanizmaları: 2001 Krizi ardından alınan önlemlerle, IMF ve Dünya Bankası’nın dayatmalarıyla, devletin Tarım ve Hayvancılık alanında uyguladığı destekleme alımları ve piyasa düzenleyici rolünden çıkmasının ardından bahis konusu sektörler piyasanın insafına bırakılmıştır. ABD ve AB’de hükümetlerin birincil öncelikli desteklerle koruduğu Tarım ve Hayvancılık ülkemizde kendi haline bırakılmıştır. Hemen her türlü girdisi (gübre, ilaç, mazot, fide, ambalaj ) ithal olan tarım sektöründe bir de destekleme alımlarının bir çok üründe yapılmaması ve fiyatların piyasa mekanizmasına bırakılması, iklim ve doğal afetlerin etkisi ile arz şoklarına açık tarım sektöründe fiyatların üreticide çok düşük ( maliyetlerin dahi altında), tüketicide ise çok yüksek belirlenmesine yol açmıştır. Devletin ne alıcı, ne düzenleyici ne de denetleyici olmadığı sektör tamamen gıda sanayici, tüccar ve zincir marketlerin insafına terkedilmiştir. Örneğin üreticide 3,20 TL olan 1 lt inek sütü, market raflarında 8-9 TL arasında fiyatlanmaktadır. Aynı şekilde tarlada kg fiyatı 50 krş olan domates Pazar ve marketlerde 4-5 TL arasında fiyatlanmaktadır.

Gıda Fiyatları Nasıl Düşer?

Dünyada da yaşanan gıda fiyat artışlarını düşürmek belki mümkün olmayabilir ancak, fiyat yükselişlerinin makul seviyelerde gerçekleşmesi pekala sağlanabilir. Öncelikle yapılması gereken iş devletin piyasayı regüle etmesi, çiftçi ve üreticileri anlamlı desteklerle daha çok üretmeye teşvik edici önlemleri alması olacaktır. Üretim artışı beraberinde kabul edilebilir fiyatları getirecektir. Yılladır ihmal ettiğimiz Tarım Kooperatiflerinin tekrar canlandırılması ve piyasa belirleyici aktif roller üstlenme zamanı gelmiştir. İzmir Tire Süt Kooperatifi örneğinde olduğu gibi yerel yönetimler bu konuda daha çok inisiyatif almalı ve teşvik edilmeli. Boş Tarla ve Meraların Yerel Yönetimler tarafından tarım amaçlı kullanımının önü açılmalı. Trakya, Bursa, Adapazarı ovaları gibi sanayinin tahribine açılan alanlara rağmen elimizde yeterli tarım arazisi mevcut, sorun organize olup atıl alanların tarım ve hayvancılığa kazandırılmasıdır.  Tüketici kısmında ise, ücretlilerin ve yoksul kesimlerin Milli Gelirden aldığı payın artmasını sağlayacak politikaları uygulamaya geçmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, “Fahiş Fiyat” bir algı yönetimi çalışmasıdır. Bu söylemle asıl sorumlu ve suçlu olması gerekenlerin rolü gölgelenmeye çalışılmakta, soyut bir “günah keçisi” yaratılmaya çalışılmaktadır.

Erden Armağan ER – Ekonomist [email protected]

28.09.2021

Okumaya devam et

GÜNDEM

BİM’in patronundan Zincir Marketleri hedef alanlara zehir zemberek sözler

Yayınlanma:

|

Yazan:

Market fiyatlarının gündemden düşmediği bugünlerde Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı ve BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç, 7. Private Label zirvesinde konuştu. Aykaç, geçtiğimiz yıl zincir marketlere ceza yağdırılması, iktidara yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarına ve son günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın zincir marketlere ilişkin söylemlerine, “Perakende işletmelerinin enflasyondan arındırılmış sadece nominal kar rakamlarına bakan olumsuz yorum yapan trollere, maaşlı televizyon yöneticilerine, bizleri terörist ilan edenlere, bizlere vicdansız, hatta kansız diyenlere ve bunları gazetede yayınlayarak ahlaksızca bizi çete ilan edenlere ve tabirimi maruz görün çok daha kötüsünü söylemek istiyorum ama müsaadenizle gazeteci müsveddelerine söyleyeceğimiz sözler var” diyerek yanıt verdi.

‘İş bilmez yöneticilere söyleyeceklerimiz var’

Aykaç’ın açıklamaları şöyle:

“‘Eğer doğruysa’ diyerek ülkenin değerlerine saldıranlara, ilan vermiyoruz diye gazete sayfasını boş bırakanlara, televizyonda salyalarını akıtarak küfredenlere, bilmedikleri konularda biliyormuş gibi yorum yapanlara, peyniri yumurtayı sadece sofrasında görüp peynirle yumurtayla ilgili yorum yapanlara, bu dünyayı size yaşanmaz kılarım diyecek kadar meselelerden bir haber olan, depoyu basıp günlük tüketim kadar bile olmayan yağları halka dağıtırım diyen iş bilmez yöneticilere, mağaza çalışanlarına söyleyin yöneticilerinize bu işin sonu kötü olacak, size burada ekmek yedirtmeyiz’ diyen yerel yöneticilere, ziraatten haberi olmayan İstanbul Ziraat Odası başkanına, FETÖ terör örgütüyle bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var.

‘Müslüman olduklarını iddia edenler…’

Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler. Bu süreçte o bahsedilen zincir marketleri diye altı çizerek söylenen 3 harfliler diye bizleri farklı yere koyan ve koymaya çalışan, Müslüman olduklarını iddia eden bu insanlara söyleyeceklerimiz var. Lütfen aynaya baksınlar, kendilerini göreceklerdir. Bunların hepsinde art niyet vardır, algı yönetimi vardır. Bunlara tüketicimiz hiçbir zaman karşılık vermemiştir.

‘Acaba rakamları biz mi yanlış okuyoruz?’

Rakamları söylüyorum, 2022’nin 8. ayın tüketici fiyat endeksini TÜİK yüzde 80.21 olarak açıkladı. Üretici fiyat endeksi yüzde yüzde 143.75, 9. ay yüzde 83. 45 tüketici, yüzde 151.50 üretici. 10. Ay yüzde 85.51 tüketici fiyatı, yüzde 157.68 üretici fiyatı. Soruyorum buradan acaba bu rakamları biz mi yanlış okuyoruz? Doğrusunu söyleyecek olan var mı? Siz hesap da bilmiyorsunuz.

‘Algı operasyonunuzun vatandaşta karşılığı yok’

Bir de üzerine bu yayınları yaparken diyoruz ki doğrusunu söyleyelim, yayına bizi almıyorsunuz. Gıda perakende sektörünün en yükseğinin ettiği kar yüzde 4. Bu 4’ün tamamını da verseniz enflasyon aşağıya gelmez. İşte söylediğimiz tek söz bu. Bunu bile bile 1’e alıp 3’e satıyorlar diyecek kadar alçalan gazetecilere, oda başkanlarına diyorum ki bu algı operasyonunuzun vatandaşta karşılığı yok.

whatsapp-image-2022-11-30-at-17-51-24.jpeg

‘Bre ahlaksızlar!’

Tüketici Hakları Derneği Başkanı televizyonda açıklama yapıyor. ‘Halktan alıyorlar 100’e satıyorlar 400’e’ diyor. Kendisinin mail adresini buldum ona mail attım ama hala cevap yok. Dedim ki ‘bizi ikiyle üçle uğraştırma öyle büyük marjlı yerler varsa söyle de oralara yatırım yapalım’. Bu gazetecileri himaye edenlere, bizi hedef gösterenlere başaramayacaksınız diyorum, bizim ülkeyi yönetenlerle bir sorunumuz yok. Bir sorunumuzun olmasına da müsaade etmeyeceğiz. Buradan açık söylüyorum. Biz bu ülkenin temel taşlarıyız, bu temel taşları yerinden oynatmaya da bunların güçleri yetmez.
Bize bakarak ya bir tuğla da ben koyayım bu binanın temel taşına demeyen, bir tane dikili ağacı olmayan insanlar sizlere ve bizlere bu yakıştırmayı yapıyorlar. Bre ahlaksızlar, bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuzda cevap vereceğim bilesiniz.”

‘Doğru yönetilemiyor’

Şeker fiyatlarına ilişkin de konuşan Aykaç şu ifadeleri kullandı:

Şeker fiyatları, Türkiye Şeker Fabrikaları sitesinin geçen sene bu zamanlardaki fiyatı, 50 kilogramlık çuval fiyatı 212 liraydı. Bugün 950 lira. Bunun perakendedeki fiyat değişiminden biz sorumlu olamayız. Aşağı yukarı üretimin yarısı Türkiye Şeker Kurumu’ndan, diğer yarısı da özel sektörden geliyor. Ama doğru yönetilemediği için geçen sene bir özel sektör şirketinin sahibinin bana söylediklerini aynen tekrar etmek istiyorum: ‘Bu seneki kadar hiçbir zaman kar etmedik’. Evet işte spekülatör orada. Biz değiliz. Oraya bakmak lazım. Buradan bir kez daha değinmekte fayda görüyorum. Eğer tedbir alınmazsa süt ve et konusunda 2023, bu yıldan daha zorlu geçecektir. Bugünlerde süt hayvanlarının girdi maliyetleri çok yüksek olduğu ve yeterli fiyatı piyasada bulamadığı için inekler kesime gitmiştir. Bu kesilen ineklerin de artık sonlarına gelinmiştir. İneği keserek sadece sütü değil eti de kestik. Et fiyatlarının da artacağın bugünlerde kulağımıza geliyor.”

‘Asıl mesele dışa bağımlılığın azaltılamaması’

Sebze ve meyve fiyatlarına da değinen Aykaç şöyle devam etti:

Türkiye’de 55 milyon tondan fazla sebze ve meyve üretimi gerçekleştiriliyor. Bunun yaklaşık yüzde 30-35 arasındaki kısmı fire olarak ayrılıyor. Geriye kalan 35 ila 37 milyon arası olan tüketilebilir sebzenin yüzde 15’ini perakendeciler satıyor. Geriye kalan yüzde 85’i manavlar, pazarlar, ev dışı kanallar vb.de satılıyor. Soruyorum, bu durumda yüzde 15’lik piyasasını oluşturduğu sebze ve meyveyle enflasyonun sebebi biz olabilir miyiz?. Bu yanlış algıyı hep beraber ortadan kaldırmamız lazım. Domatesi tarladan 0 liraya yani hiç para vermeden alsak bile onun markete gelmesi 7,5 liradır. Çünkü bu marketin bir çalışma maliyeti vardır. Dükkan kirası var, elektrik masrafı var, personel masrafı var, iletişim masrafı var. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda domatesin fiyatı bu noktalara gelecektir. Bizi bunun sorumlusuymuş gibi göstermeye çalışanlar var. Bu yanlış algıdan bu ülkeyi kurtarmak zorundayız. Asıl mesele plansız üretim, girdi maliyetlerinin yüksek olması, birçok konuda dışa bağımlılığın azaltılamaması.

Aykaç enerji maliyetlerine de dikkat çekerek “Enerji açığı konusunda yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimi kolaylaştırılmalıdır. Tüm iş insanlarımıza bu alana yatırım yapmalarını tavsiye ediyorum” dedi.

Rekor ceza BİM’e kesilmişti

Rekabet Kurumu’nun salgın sürecinde, perakende gıda ve temizlik ürünleri ticareti ile iştigal eden zincir marketler ile bunların tedarikçileri konumunda olan üretici ve toptancı seviyesindeki teşebbüslerin fiyatlama davranışlarının incelenmesine yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında geçen yıl zincir marketlere ceza yağmıştı. Soruşturma sonrasında BİM, CarrefourSA, Migros, ŞOK, A 101 ve Savola Gıda’ya toplam 2 milyar 671 milyon lira idari para cezası verilmesine karar verilmişti. Cezaların en yükseğini 958 milyon ile BİM almıştı.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü konuşmasında “Biz vatandaşımıza özellikle mağdur olmayacak şekilde ekonomik desteklerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Burada ciddi bir sorun yaşıyoruz. O da medya. Yatıyorlar, kalkıyorlar, market de market. Yaptıkları başka iş yok. Bu haftaki kabine toplantısında da söyledi. Kontrollerimizi daha da sıklaştıracağız. Fiyat farklılıklarını gidermenin yollarını arayacağız. Birçok birimlerde ekonomide farklılıklar var. Fiyat İstikrar Komitesi ile bunların takibini yapacağız” demişti.

Erdoğan, geçtiğimiz hafta Katar’a yaptığı ziyaretin ardından zincir marketlere yönelik ağır yaptırımlar uygulayacaklarını söylemişti. Erdoğan kabinenin ardından yaptığı açıklamada, zincir marketler meselesine değinerek, sosyal medyada son günlerde söz konusu marketlerle ilgili fiyat kıyaslamalarına yönelik kampanyaların alevlendiğini ve tartışmaları yakından izlediklerini ifade etmişti.

‘Vazifemizdir’

Erdoğan açıklamasında, “Enflasyonun yılbaşından itibaren ciddi bir düşüş sürecine gireceği bir dönemin eşiğindeyiz. Tam da bu kritik günlerde zincir marketlerde satılan kimi ürünlerin fiyatlarının mukayesesi üzerinden yeni bir kampanyanın alevlendirildiğini ne yazık ki görüyoruz. Bu çerçevede ortaya konan ithamlar Ticaret Bakanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Elbette her iddia doğru çıkmamaktadır. Ancak kamuoyunda huzursuzluğa yol açan her rahatsızlığın üzerine gitmek bizim vazifemizdir” demişti.

Ticaret Bakanlığı’nın bu çerçevede hazırlıklar yaptığını söyleyen Erdoğan, “Bu doğrultuda bakanlığımız önümüzdeki günlerde yeni uygulamaları devreye alacaktır. Vatandaşlarımızdan biraz daha sabır ve metanet bekliyoruz” ifadesinde bulunmuştu.

Katar dönüşü de konuşmuştu

Geçtiğimiz hafta Katar’a giden ve dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, artan enflasyonla ilgili zincir marketlerin de sorumlu olduğunu ileri sürerek şunları söylemişti:

Para cezası demek ki bunları ıslah etmiyor. Para cezasının dışında atılacak adımları da ilk kabine toplantımızda inşallah masaya yatırırız ve oradan da bunların üzerine ayrıca gideriz. Değişik öneriler var. Bütün mesele yaptırımın çok daha ağır olması. Bu bunlara ürkütücü gelebilir. Bunu halletmek lazım.

whatsapp-image-2022-11-30-at-17-51-23.jpeg

HAZAL OCAK – halktc.com.tr

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.