Connect with us

BANKA HABERLERİ

Korkut Boratav : IMF uzmanları Türkiye’de

Yayınlanma:

|

IMF uzmanları Türkiye’ye gelmişler; gider ayak Türkiye ekonomisi hakkında dört sayfalık, on altı paragraflık bir not bırakmışlar (Turkey: Staff Concluding Statement of the 2021 Article IV Mission, January 25, 2021).

IMF’nin Ana Sözleşmesi, Madde IV gereği, IMF uzmanları ile üye ülkelerin yetkililer arasında belli aralıklarla yapılan ekonomik görüşmelerden biri söz konusu. Görüşmelerin bilançosu IMF Yürütme Kurulu’nda görüşülür; değerlendirmeler bir basın duyurusu olarak yayımlanır. Bu belgeye ayrıntılı bir Uzmanlar Raporu (Staff Report) da eklenir. 

Bir önceki gelişleri 2019’daydı.  O görüşmeler sonunda sözünü ettiğim iki belge Aralık 2019’da yayımlanmıştı. 

Son gelen uzmanların notu, ileride yayımlanacak Rapor’un içeriğine ışık tutuyor.  Ekonomi yönetiminin değiştiği, Saray’ın IMF-karşıtı söyleminin (şimdilik) son bulduğu dönemde IMF uzmanlarının görüşleri ilgi çekecektir.

Bu on altı paragraflık notu kısaca değerlendirmek istedim. 

Bilinenlerin tekrarı övgü değildir…

Havuz medyası bu minik belgede iktidara övgü aramış; bir şeyler bulabilmiş. Anlaşılan IMF-karşıtlığı itibardan düşmektedir.

Boş gayret… Uzmanların notu, aslında münasip üslupla kaleme alınan ciddi eleştiriler içeriyor. Bazı bilinenlerin tekrarı övgü sayılamaz. 

Nedir “övgü” diye bulunanlar?

Türkiye millî gelirinin 2020-2021 hareketleriyle ilgili IMF öngörülerinin yanlış   çıktığı kabul ediliyor. Önceki öngörülere göre Türkiye millî geliri 2020’de yüzde 5 oranında küçülecek; bir sonraki yıl, aynı tempoda büyüyecekti. 

Uzmanlar, bu yanılgıları (belki de fazlasıyla) düzeltiyor: “Salgına karşı uygulanan önlemler sayesinde Türkiye’nin 2020’de pozitif büyüme sağlayan az sayıda ülke arasında yer alacağı… 2021’de ise GSYH’nın yüzde 6 oranında genişleyeceği öngörülmektedir” (paragraf 3 ve 6). 

Uzmanların notunda bir olumlu tespit daha var. Kasım 2020’deki politika revizyonuyla ilgilidir: “Son dönemde, para politikasını sıkılaştırma ve kredi genişlemesini frenleme doğrultusundaki yönelişler olumludur” (paragraf 5).  Ama, ileride bunların “yetersizliğine” de işaret edilecek; ek beklentiler sıralanacaktır (paragraf 7). 

On yıl öncesine giden, süregelen kırılganlıklar…

IMF uzmanlarına göre Türkiye ekonomisi 2020’ye kırılganlıklar içinde girmiştir: “Son on yılın büyümesini, büyük ölçüde dış kaynakların beslediği kredi ve talep genişlemesi sürüklemiştir. Sonuçta oluşan yüksek dış finansman gereksinimi, azalan rezervler, yüksek enflasyon ve artan dolarlaşma Türkiye’yi benzer yükselen piyasa ülkelerinden ayrıştırmıştır” (paragraf 1). 

Türkiye’deki bozuklukların kaynağını, IMF uzmanlarının on yıl öncesine taşıması ilginç. Sık sık vurguladığım kronolojik bilanço (eksik olarak) kabul ediliyor. Hatırlatayım: 

AKP iktidarı, on yıl önce yabancı sermaye akımları daralmaya başlayınca iç talebi zorlama yöntemlerle pompalamaya başladı. 2020’de de sürdürülen bu önlemleri ve olumsuz sonuçları uzmanlar özetliyor (paragraf 4, 7): “İdari” yöntemlerin yol açtığı güven kaybı, yabancı sermaye çıkışları, cari açıkta artış, döviz fiyatlarını korumayı hedefleyen müdahaleler ve benzer ekonomilerden olumsuz doğrultuda ayrışan Türkiye…  

Bu betimlemede önemli bir eksik var: 2003’te devralınan IMF programının “enflasyon hedeflemesi”, dış kaynak girişlerine “büyük ölçüde” değil, tam teslimiyete dayanıyordu.  Olumsuz koşullarda savunma / uyum araçları, bu modelde engellenmişti. AKP, bu araçları “çapaçul” yöntemlerle işletmeye kalkıştı; beceremedi. Şimdi de IMF uzmanları tarafından eleştiriliyor. 

Salgına karşı kamu maliyesi yetersiz kalmıştır

IMF uzmanları, 2020’de salgına karşı uygulanan izlenen ana politikaların, “indirilen politika faizleri, kamu bankaları ve idari önlemler ile sürüklenen para ve kredi genişlemesine dayandığını” vurguluyor. Bu yöntemler, ekonomiyi canlandırmış; ancak, yukarıda açıklanan kırılganlıkları artırmıştır. 

Uzmanlara göre salgın ortamında Türkiye’deki kamu dengelerinin imkân verdiği hareket alanı (“fiscal space”) yeterince kullanılmamıştır: “Doğrudan malî destekler, esas olarak vergi ertelemeleri ile sınırlı kalmış; istihdam destekleri de eklenirse GSYH’nın sadece yüzde 2,5’ine ulaşabilmiştir” (paragraf  3). 

Bu eleştirel tespitlere, Saray’ı tedirgin edecek öneriler ekleniyor: Kamu-özel ortaklığı düzenlemelerinin bütçe ile bütünleşmesi, denetim altına alınması ve Türkiye Varlık Fonu yönetiminin, çıkar çatışmalarını önleyecek doğrultuda düzeltilmesi (paragraf 13 ve 14)…  

Türkiye’de iktisatçılar öteden beri, IMF uzmanlarının bu eleştiri ve önerilerinin çok daha fazlasını vurguladı. 

Örneğin, salgın ortamında gelir kaybına uğrayan emekçilere 2020’de bütçeden aktarımların millî gelirin yüzde 1’ini aşmadığını Oğuz Oyan, Mustafa Durmuş ve Aziz Konukman açıkladılar. Bu katkı, “benzer” ülkelerin çok gerisindedir. IMF uzmanlarının hesapladığı yüzde 2,5’lik oran büyük ölçüde şirket ve bankalara dönük teşviklerden oluşmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın dahi 2020’de bu desteklerden pay almadığı anlaşılmaktadır. 

Salgın sonrasında IMF, Batı ülkelerinde doğrudan kamu harcamalarını, açıklarını   yükselten uygulamalara tam destek verdi. “Kamu maliyesinde kemer sıkma” ölçütlerinin   ertelenmesini savunan bu politika revizyonunu daha önce gözden geçirmiştim (“Ekim 2020’de  IMF’nin İki Yüzü”, Sol Haber, 23 Ekim 2020). Batı hükümetleri de emekçilerin gelir kayıplarını telafi eden cömert bütçe destekleri uyguladı. 

IMF uzmanları, bir yandan salgına karşı merkezî bütçeden yeterli destek vermediği için Türkiye’yi eleştiriyor.  Öte yandan, “yükselen piyasa ekonomisi” olan ülkemizde bu esnekliğin “geçici olması gerektiğini” de vurgulayarak… Salgın-sonrasında “borç oranında azalmaya dönmek için kamu maliyesinde orta dönemde millî gelirin yüzde 1,5’ine ulaşan bir daralma” uygulanmalıdır (paragraf 12). 

Durgunluk öngörüsü; kalıcı toplumsal bunalım…

Salgın sonrasında umulan “normale dönüş” döneminde IMF uzmanları, Türkiye’nin ağır-aksak büyüyeceğini öngörüyor: “2022 ve sonrası için büyümenin (yaklaşık yüzde 3,5 olan) eğilime yerleşeceği; salgın hafifledikçe istihdamın adım adım yükseleceği öngörülmektedir” (paragraf 6). 

Bu öngörü, son dört yılda ekonomiyi etkileyen durgunlaşmanın süregeleceği; ağır toplumsal bunalımın da   kalıcılaşacağı anlamına geliyor. 

Salgın geriledikçe üretim ve istihdam elbette artacaktır. Ama bu yeterli değildir. 2020’de çalışma yaşındaki nüfus yüzde 1,8 artmıştır. Toplumsal bunalım, yüzde 27’yi aşan (geniş tanımlı) işsizlik oranı aşağı çekilmedikçe son bulmaz. Çalışabilecek yaştaki nüfusun istihdam oranı yüzde 43’ler civarında; faal nüfus oranı yüzde 50’nin altında seyrederken son bulmaz. 

Türkiye ekonomisi için IMF’nin öngördüğü yüzde üç buçuk oranında bir büyüme eğilimi (“potansiyeli”) 2020’deki bu toplumsal bunalım göstergelerini hafifletemez. Kritik büyüme eşiği, bazı meslektaşlarımıza göre yüzde 5’tir. 

Öteye gidelim. Millî gelire yüzde 6 civarında katkı yapan tarım, toplam istihdamın yüzde 18’ini barındırmaktadır. Bu verimsiz insan gücünün önemli bölümleri, özellikle genç kuşakları üretken sektörlerde çalışma beklentisindedir. Bu özlemi, beklentiyi adım adım karşılayan bir büyüme temposu gerçekleşmeli ki, toplumsal bunalımın nesnel kaynağı olan azgelişmişlik aşılabilsin…  

IMF uzmanlarına göre, bu durgun büyüme eğilimine, millî gelirin %3,5’ine ulaşan cari işlem açıkları da refakat edecektir. Kısacası ekonomi, orta vadede kronik dış açıklara da mahkûmdur. İç talep pompalanırsa, cari açık yükselecek; “piyasalar” döviz krizini tetikleyebilecek; büyüme, öngörülen eğilimin (potansiyelin) dahi altına çekilecektir. 

IMF uzmanları, makro-ekonomik politikalarda AKP’nin son yıllarda zedelediği neoliberal reçeteye tam dönüşü savunuyor. IMF, OECD, Dünya Bankası; yani dünya kapitalizminin komuta merkezleri… Hepsi, Türkiye’ye aşağı yukarı aynı “revizyonları” öneriyor.

Karşılığında ne vaat ediliyor? Defalarca açıkladım: Durgunlaşma, toplumsal bunalımın, dış bağımlılığın kalıcılaşması… Neoliberalizmin, emperyalizmin yarattığı bu tür durgunlaşmalara bir de sahte gerekçe icat edilmiştir. Orta gelir tuzağı…

Kökten, devrimci alternatifler, bu nedenle sürekli tartışılmalı; tasarlanmalıdır… 

IMF uzmanları Türkiye’de (sol.org.tr)

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Carry trade devam etse de, Londra’da TL likiditesi arttı, faiz ise geriledi!

Yayınlanma:

|

Yazan:

  • Türk mali piyasalarında sakin seyir gün boyu korunurken, akşam üzeri, USDTRY kurunda son dönemlerin aksine pek de alışık olmadığımız bir hareketliliğe tanıklık ettik. Öncesinde, TCMB’nin net döviz pozisyonunda iyileşme devam etse de, sayıların dili ile, yerel seçimler ardından geçen 36 iş gününde 62,4 milyar dolar rezerv biriktiren (günlük ortalama 1,7 milyar dolar) TCMB’nin 27 Mayıs tarihinde net döviz pozisyonunda yaşanan iyileşmenin son bir ayın en düşüğünde ve sadece 0,7 milyar dolar olması, dün dikkatlerden kaçmadı.
  • Dün günün büyük bir bölümünde sakin ve son dönemlerde olduğu üzere 32,18 seviyelerinde salınan USDTRY kuru, akşam üzeri saatlerde ani bir sıçrama ile 32,30 seviyesine kadar yükseldi. USDTRY kurunda son dönemlerin aksine yaşanan bu hareketin ya da Türk Lirasına yönelik ilginin azalması arkasında Londra piyasalarında kısa vadeli swap oranları gerilemesinin yattığını düşünüyoruz. Reuters verilerine göre, 1 ay vadeli oran (implied yield) %30 seviyesine kadar geriledi. Yabancının döviz satıp TL almaya (carry trade) devam etmesi ile TL likiditesinin arttığı ve getirisinin de gerilediğini görüyoruz.
  • ‘Carry’ kelimesi, taşımak anlamına geldiğinden; finans piyasalarında bir varlığın taşınması, ondan sağlanan getiri demek olduğu için bu işleme de carry trade adı veriliyor. ‘Trade’ ise herhangi bir düşük faize sahip para biriminize borçlanarak bu parayı, yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmanızla beraber elde edilen kazanca deniyor. Bu bağlamda, yabancının döviz satıp TL almaya devam etmesi için TL faizinin cazibesini yitirmemesi gerekiyor. Onun da reçetesi swap penceresi genişletilmesinde yatıyor. Bakan Şimşek konuya geçen hafta değinse de, henüz bu yönde bir adım atılmadı.
  • USDTRY kurunda dün piyasa kapanışına doğru yaşanan yükselişin dışında, Borsa İstanbul’un günü yatay tamamladığını, lokomotif endeks Bankacılık hisselerinin ise günü %1,9 yükselişle tamamladığını gördük. Çok net bir şekilde bankacılık endeksini dışarıda tutarsak, borsa yükseliyor kelimesini kullanmakta bir nebze de olsun tedirginlik yaşıyorum. Sene başına göre bakılırsa, bankacılık endeksi %77 artış kaydederken, ana endeks %42, sınai endeksi ise sadece %27 artış kaydetti. CDS risk primi 260 baz puan seviyesinin diplerine kadar gerileyerek son 4 yılın en düşük seviyelerinde salınmaya devam ederken, 2 yıllık tahvilin bileşik faizi ise %41,47 ile bu yılın en düşük seviyelerinde işlem görmeye devam ediyor.
  • ABD’de dün açıklanan tüketici güven endeksi beklenmedik şekilde yükselerek FED’in faiz indirimlerinin zamanı ve büyüklüğüne ilişkin şüpheleri yeniden canlandırdı. FED üyelerinin de şahince ifadelerinin korunduğunu görüyoruz. Dün konuşan Minneapolis Başkanı Kashkari, acele bir faiz indirimine gerek olmadığını belirtti. Piyasaların kılavuz kargası ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi %4,56 seviyesine yükselerek 3 Mayıs’tan bu yana -son 3 haftanın- zirvesine yükseldi. Güçlü veri ardından piyasalarda ekonominin gücü ve yüksek seyrini koruyan enflasyon kaynaklı baskılara ilişkin şüpheler tekrar canlansa da, vadeli faiz işlemlerine göre, Eylül ayında 25 baz puan büyüklüğünde bir faiz indirimine bu sabah %44 olasılık verildi.
  • Geride bıraktığımız haftayı, öncesinde direnç sonrasında destek seviyesi olan 30 doların üzerinde kapatan gümüş bu sabah 32,30 dolar seviyesine kadar yükselerek güçlü bir görünüm arz ediyor. Gümüşte yukarıda 35 dolar seviyesini hedeflemeye ve uzun pozisyolarımızı korumaya devam ediyoruz. Altının da ons fiyatı 2,360 dolar seviyesine gelirken, ham petrol fiyatları ise OPEC+’ın Pazar günü gerçekleştireceği toplantıda üretim kesintilerinde değişiklik yapmayacağı beklentileriyle üst üste dördüncü işlem gününde de yükselerek 84,50 dolar ile bir ayın zirvesine yükseldi. Direnişin parası bitcoin ise 70 bin dolar seviyesinin etrafında son dönemlerde olduğu üzere yukları gitmekte istekli ama bir türlü istediği itici gücü bulamıyor havalarında salınmaya devam ediyor.
  • Son iki günde bültenimizde bizce çok önemli gördüğümüz demografik koşulların hızla bozulması ve kapitalist sistemin kendi içinde yaşadığı gelgitlere yer vererek yeni dünya düzenine okurarlarımızı ve kendimizi hazırlamaya çalışıyoruz. Portföylerde veya emeklilik planlarında, altın, gümüş ve kripto paralara ölçülü miktarda itibarlı (!) paraların yanında yer verilmesi gerektiğinin altını bir kez daha çizmek istiyoruz.
  • ABD borsaları dün geceyi karmaşık bir seyir izleyerek tamamladı. Dow Jones sanayi endeksi gerilerken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi yükseldi. Bu sabah pasifiğin diğer ucunda da limoni bir hava hâkim. Kore ve Hong Kong borsalarında %1,5 civarında düşüşler görüyoruz. Bugün gözler FED toplantısından 2 hafta önce yayımlanan Beige Book (Bej Kitap) olacaktır. Bej Kitap; var olan, mevcut ekonomi koşullarına ilişkin geniş bir yorumlar özetidir. ABD FED Kurulu tarafından yılda 8 defa yayınlanır. Ekonominin mevcut durumunun bir özeti, iş insanlarının ekonomi üzerine görüşlerini raporlar.
  • TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini, yarın, her hafta olduğu üzere, yön tayin edebilmek adına enine boyuna irdeleyeceğiz. Ne demiştik: ölçemezsen bilemezsin, bilemezsen de yönetemezsin. Öte yandan, yılın ilk çeyreğinin kuvvetli geçtiğine işaret eden pek çok öncü veri ardından Türkiye’de Cuma günü açıklanacak GSYH büyümesine bakacağız (beklenti yıllık büyümenin %5,6 seviyesinde olması yönünde).

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

CHP’li Gürer: ‘Nüfusun yarısının kredi borcu var’

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, batık kredilere ve yurttaşların banka borçlarına dikkat çekti.

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP Grubu tarafından yayınlanan haftalık ekonomi notunda belirtilen batık kredi ve vatandaşların borçlarına ait verileri değerlendirdi.

BATIK KREDİLER ARTTI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bankaların vadesinde tahsil edemediği için icra takibine aldığı batık krediler 1,5 milyar lira daha artarak 17 Mayıs itibariyle 208,3 milyar liraya kadar yükseldiğini söyledi. Gürer, “Varlık yönetim şirketlerinin kontrolünde ise 41 milyar liralık batık tüketici kredisi alacağı bulunuyor. Bankaların tahsil edemediği kredilerin toplamının 208,3 milyar liraya yükselmesi, ekonomideki sorunların yansımasının bir göstergesidir. Bu, borçlarını ödeyemeyen kişi ve işletme sayısının artması ve esnafın, vatandaşın ekonomik anlamda yaşadığı zorluklardandır” dedi.

BİREYSEL KREDİ BORCU ARTIYOR

CHP’li  Ömer Fethi Gürer, tüketicilerin bankalara olan borçları 2024 yılı başından bu yana 383 milyar lira (yüzde 14,1 oranında) arttığının verilere yansıdığını ifade etti. Gürer , “Enflasyon oranının yüksek seyretmesi tüketicilerin günlük harcamalarını karşılayabilmek için borçlanmaya yönelmesine neden olmaktadır. Aynı şekilde, gelir artışının enflasyon karşısında yetersiz kalması da borçlanmayı artırmaktadır. Borcu olmayan vatandaş, esnaf, çiftçi sayısı çok az kaldı. Vatandaş borçlanarak hayatını idame ettirmeye çalışıyor.” şeklinde konuştu.

İCRA TAKİBİNE ALINAN BORÇLAR DA ARTTI

Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edilemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının ise 10-17 Mayıs haftasında 1,5 milyar lira daha artarak 63,7 milyar liraya ulaştığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Vatandaşların yaşadığı ekonomik zorluklar, sosyal sorunlara yol açmaktadır. Özellikle düşük gelirli kesimler, bu tür borç yüklerinden daha fazla etkilenmekte olup bu durum toplumsal anlamda huzursuzluğa yol açmaktadır.” diye konuştu

GÜRER, “ÜLKEMİZİN NEREDEYSE YARISININ KREDİ BORCU VAR”

Bankalar ve finans kuruluşlarına bireysel kredi borcu bulunan vatandaş sayısının son bir yılda 1 milyon 795 bin kişi artarak Mart 2024 sonu itibariyle 40 milyon 331 bin kişiye çıktığını ve aynı dönemde kredi kartı borcu bulunan vatandaş sayısının ise 2 milyon 650 bin kişilik artışla 37 milyon 190 bin kişiye ulaştığını, ayrıca bankalara kredili mevduat borcu bulunanların sayısı da 1 milyon 218 bin kişilik artışla 29 milyon 84 bin kişi olduğunu belirten CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizin neredeyse yarı nüfusu kadar vatandaşın kredi borcu bulunuyor. Bu durumun sürdürülebilirliği söz konusu değil. Vatandaş bankalara borçlanıyor, sonrasında borcunu yüksek faiz oranı ile yapılandırıyor. Daha sonra yükselen borcunu ödeyemiyor ve icralık oluyor. Esnaf ve çiftçinin borçlarının değişken faiz oranları gerekçe gösterilerek artırılması ilerleyen süreçte sorunların artmasına neden olacak. Hiç hesapta olmayan bir borç yükü altına giren çiftçi ve esnaflarımız, mevcut durumda zaten günü kurtarma derdine düşmüşken bir de artan kredi faiz oranları üzerinden borçlarını ödeyememe riski ile karşı karşıya kalmışlardır” dedi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK FENA TOSLADI!

Yayınlanma:

|

Son günlerde AKBANK müşterilerinden hesaplarını boşaltıldığı, kredi kullandırıp başka hesaplara aktarıldığı, bu işlemler yapılırken kendilerine herhangi bir bilgilendirme gelmediği yönünde şikayetler artmış durumda. Çoğu banka müşteri itirazlarında işlemi bloke ederken; 2023 Nisan’ında benimde benzer bir olay karşısında AKÖDE’yi aradığımda “bir şey yapamayacaklarını, mahkeme kararı getirmem gerektiğini” söylemişlerdi.  Bankanın-AKÖDE’nin hesap güvenliğinde gerekli özeni göstermediğinin ve MÜŞTERİNİ TANI ilkesine uymadığını,  ibretlik nitelikte kendi deneyimimi paylaşmak isterim. 30.04.2024 tarihinde CİMER aracılığı ile TCMB ve BDDK’ya aşağıdaki “görüş ve öneri”de bulundum. BDDK’nın cevabını ve AKÖDE’nin BDDK’ya gönderdiği sorular ile hiç ilgisi olmayan, geçiştirilmiş cevabını Sosyal Sorumluluk gereği aynen yayınlıyorum:

CİMER ÜZERİNDEN BDDK’YA İSTEK VE ÖNERİ BAŞVURUM

Banka ve AKÖDE ile yaptığım telefon konuşmaları sonuçsuz kalınca, BDDK’ya konuyu iletme gereği duydum, aşağıdaki başvuruyu yaptım.

BDDK, TCMB GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE,

Sayıları 36’yı bulan “Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri” veren firmalar TCMB lisanlaması ile 6493 sayılı “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” kapsamında kurulmuş. Adalet Bakanlığı, İzmir Bölge, Banka Bilirkişisi olarak özellikle Dolandırıcılık Dosyalarına Bilirkişi Dosyaları hazırlamaktayım. Yaptığım tespitlere göre bu firmaların ilk hesap açılış ve işleyişinde Dolandırıcıların işini kolaylaştırıp Vatandaşın mağduriyetini artırıcı maddi manevi zarar görmesini sağlayan ciddi Dijital Güvenlik açığı mevcuttur. Söz konusu firmalardan AKBANK‘ın iştiraki olan AKÖDE Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş firmasını kamupyunda bilinen adı ile TOSLA ürünündeki açıkları bir makale ile de Kamuoyu ile paylaştım ve önerilerimi de yaptım.

Bu tür hesapalrda 2 ana açık bulunmkatadır.

1- Elektronik Para ve Ödeme Hesapalrının ilk ortaya çıktığı 2015-20 arasında herhangi bir kişinin ismi-TC ve doğum tarihi bilgileri ile hespların açıldığı sadece telefon numarası ve email adresine teyit kodu ile aktifleştirildiği tespit edilmiştir. Özellikle yabancılar adına kayıtlı telefonlar ile dolandırıcılık yapılmış, bu kişilere ulaşamadığı için mahkemeler adına hesap açılan kişileri cezalandırmıştır. Bu firmalar mahkemelere kendiler uydurduğu banka literatüründe ve adliye litaretüründe olayan “BASİT USULDE DOĞRULAMA” diyerek elindeki kimlik bilgilerini bildirmiş fakat bu bilgilerin şüpheye yer vermeyecek şekilde gerçek hesap sahibi olamayabileceği bilgisini paylaşmamış bu durumda olayla hiç alakası olmayan insanlar yargılanıp cezalar almıştır.

2- Diğer taraftan Banka hesaplarına 3. kişilerin ATM Kartı veya Kredi Kartı bağlanamazken; bu hesaplara 3. kişilerin bilgisi ve onayı olmadan TOSLA gibi Elektronik Para ve Ödeme Hizmeti veren hesaplara ATM Kartı veya Kredi Kartı bağlanabilmektedir. Bağlanan kart ile bu hesaplara paralar aktarılabilmektedir ki dolandırıların da yaptıkları budur.

ÖNERİLERİM:

1- AKÖDE – TOSLA yeni hesap açılışlarnda Dijital Kimlik Doğrulama sistemine geçmiştir. NFC, “Yakın Alan İletişimi” doğrulama kontrolünü uygulamaya koymuş; Yabancı uyruklu, eski nüfus cüzdanı olan, kimliğinde fotoğrafı bulunmayan ve NFC destekli cihazı olmayan kişiler Tosla dijital kimlik doğrulamasını gerçekleştiremiyor ve hesap açamıyor fakat eski Dijital Güvenlik olmadan hesaplar halen AKTİF ve kullanımda. Bu hesapların gerçek kimlik doğrulama yapılana kadar PASİF hale getirilmesini öneriyorum.
2- Halen devam eden, bu hesaplara 3. kişilerin bilgi ve onayı olmadan ATM Kartının veya Kredi Kartının bağlanabilmesi yasaklanması gerekir.

Vatandaşın mağduriyetin gidermek için yukarıdaki 2 tedbirin acilen alınması için değerlendirmeye sunarım.
Saygılarımla

EROL TAŞDELEN-532 286 1886

Not: Yukarıda özetlediğim durum ile ilgili makalem www.bankavitrini.com sitemde detaylı yayınlanmış olup link aşağıda gibidir.
https://bankavitrini.com/dijital-dolandici-olarak-suclanabilirsiniz/

AKÖDE’NİN BDDK’YA CEVABI

Sayın Erol Taşdelen,

T.C Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na hitaben ilettiğiniz talebiniz incelendiğinde, şikayetin Bankamız iştiraki Aköde Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. (“Aköde”)’nin “Tosla” markası ile sağladığı, ödeme ve elektronik para hizmetlerinin sunulduğu uygulamada yapılan işlemlere ilişkin kimlik tespiti süreçlerine ilişkin olduğu anlaşılmış, talebiniz AkÖde tarafından incelenmiş ve resmi kurumlara konuya ilişkin açıklayıcı cevap verilmiştir. Şikayet konusu hususlar doğrudan iştirakimiz Aköde ile ilgili olduğundan Aköde’den konuya dair iletilen yanıtlar aşağıda aynen iletilmektedir. Aköde Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlari Hakkında Kanun (“6493 sayılı Kanun”) ve ilgili düzenlemeleri kapsamında TCMB’den almış olduğu faaliyet izinleri çerçevesinde elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. Aköde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6493 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerine uygun şekilde faaliyette bulunmakta olup bilgilerinize sunarız. Saygılarımızla. Akbank T.A.Ş. Sabancı Center 4.Levent, 34330 İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu : İstanbul Sicil Numarası : 90418

(Not: AKÖDE, Benzer cümleler ile mahkemelere de aynı cevabı gönderiyor, ki mahkemelerin asıl öğrenmek istediği siz bu işlemleiri nasıl yapıyorsunuz değil, mahkemeleri “bu işlemi yapan kişi kim, o bilgiler geröekten o kişiye mi ait?” bilgisini talep ediyor. AKÖDE ise, “kimliğini bildirdiği kişinin şüpheye yer vermeyecek şekilde hesap sahibi olduğunu teyit edemiyor, BASİT USULDE DOĞRULAMA(!) diye geçiştiriyor”, sorun da bu zaten! BASİT USULDE DOĞRULAMA derken MÜŞTERİNİ TANI ilkesine uyulmamış; hesap açılışında beyan edilen, teyit edilmemiş kimlik bilgileri demek istiyor. Bugüne kadar Bankacı Bilirkişiler ve Mahkemeler bunu sorgulamadığı için bildirilen isme direkt yargısal işlem yaptı…)

BDDK’NIN EK CEVABI

Başvurunuza ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür. Bilindiği üzere, Bankacılık Kanunu’nun ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca bankacılık hizmetlerinden alınan faiz, ücret ve komisyon belirleme yetkisi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına verilmiştir. Bu nedenle, başvurunuzun TCMB’ye yapılması takdirlerinizdedir. Bilgi edinilmesi rica olunur.

KONUYU BDDK ANLAMAMIŞ, AKÖDE DE ALAKASIZ CEVAPLAMIŞ

Son günlerde AKBANK ile ilgili şikayetler artmış durumda. AKBANK eski müdürlerinden biri ve Adalaet Bakanlığı İzmir Bölge Müdürlüğüne bağlı Bankacı Bilirkişisi olarak ağırlıklı Dolandırıcılık dosyalarına Bilirkişi Raporu hazırlamaktayım. AKBANK ile ilgili Dolandırıcılık davalarında yukarıda bahsettiğim AKÖDE/TOSLA hesaplarındaki Dijital Güvenlik açığını daha önce detaylı yazmama ve CİMER üzerinden yaptığım başvuruda NET OLARAK belirtmeme rağmen AKÖDE’den gelen cevaba bakar mısınız. Sadece,”Aköde Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlari Hakkında Kanun (“6493 sayılı Kanun”) ve ilgili düzenlemeleri kapsamında TCMB’den almış olduğu faaliyet izinleri çerçevesinde elektronik para kuruluşu ve ödeme kuruluşu olarak faaliyet göstermektedir. Aköde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve alt düzenlemeleri ile 6493 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerine uygun şekilde faaliyette bulunmakta olup bilgilerinize sunarız.” diyerek remen GEÇİŞTİRİLMİŞ. Ben ne sormuşum, gelen cevap ne? Ben, “siz nasıl ve hangi yetki ile faaliyet gösteriyorsunuz” diye bir soru yönetmedim ki! Aynı cevabı sürekli mahkemelere de gönderiyorlar. Soru ne, cevap ne? Hiç alakası yok! Resmen dalga geçiyorlar! Bankacılık temel kurallarından: MÜŞTERİNİ TANI ilkesi resmen ihmal edilmiş!

AKÖDE 2018’DE KURULUP 2019’DA TOSLA’NIN SUNUMU YAPILMIŞTI

AKBANK iştiraki olan AKÖDE, TOSLA uygulamasını 2018’de faaliyete geçirmiş, dönemin Genel Müdürü Hakan BİNBAŞGİL ve o dönem AKÖDE Genel Müdürü Sitare SEZGİN tarafından sunumu yapılmıştı.

AKÖDE YÖNETİMİ SORUNA DUYARSIZ, AKSİYON PLANLARI YOK, HATANIN DEVAMINDA BİR SORUN GÖRÜLMÜYOR

Mevcut Genel Müdür Emel Arsever ile yaklaşık bir saat yaptığım görüşmede ayrıntılı bilgi vermeme rağmen; yeni hesapların ne kadar güvenli olduğunu savunsa da eski hesapların aynı güvenlik sınırları içinde olup olmadığı konusunda “onlar da yeni hesaplar gibi güvenli” diyememekte, konuyu “yasal olarak kimlik doğrulama yapmak zorunda değiliz” gibi akla hayale sığmayacak sığlıkta bir cevap ile geçiştirte. Ama AKÖDE Mahkemelere BASİT USULDE DOĞRULAMA diye hesap sahibini bildirdiklerinde, “niçin o hesabın gerçekte o kişiye ait olamayabileceğini not olarak yazmadıkları, hesabın açılışında yeni hesaplar gibi gerçek kişi doğrula yapılmadığını” yazmadıklarını ise cevapsız bırakabilmekte Hukuk Servisini adres gösterecek kaçamak cevap vermektedir. Olay basit aslında empati yaptığınızda sizin adınıza hesap açılıp vatandaş dolandırılmakta, hiç ilginiz olmadığı halde hesap sizin adınıza olduğu için kendinizi yargılanırken bulabilmektesiniz. Çözüm de belli, GÜVENSİZ HESAPLAR gerçek kimlik teyidi alınana kadar PASİF HALE GETİRİLMESİ. Benim önerim de bu şekilde oldu zaten! Bu nasıl uygulanmaz, akıl alır gibi değil! AKÖDE, “komisyon kazanacak” diye sahte hesaplara göz göre göre nasıl izin verilir ve tedbir alınmaz, savunulur? Hiç bir banka geliri, göz göre göre güvenlik açığı nedeni ile bilgisi dışında açılması ve masum insanların yargılanıp dolandırıcılıktan hapis cezası almasını haklı çıkarmaz! İş Etik kurallarına duyarlı ve Vicdani duyguya sahip hiç bir banka yönetimi de bunu bile bile savunma yapamaz, arkasında duramaz! Sizin para hırsınız bir masum insanın bile hapis cezası alması, sabıkalı hale düşmesini haklı hale getiremez! Mahkemelerde süren binlerce dava varken ( o da şikayet edilenler ) yeni olayların olmaması için eski hesaplara Güvenik tedbiri alınmamasının gerekçesi olamaz!

AKBANK iştiraki AKÖDE’nin TOSLA hesaplarında detaylarını daha önce yazdığım yazıda da belirttiğim gibi resmen dolandırıcıların işi kolaylaştırılmış. Güvensiz (beyana tabi) hesaplar hala aktif! AKÖDE Genel Müdürü Emel Hn. ile yaptığım Nisan ayındaki telefon görüşmede bu konuyu “firmamız kimlik tespiti yapmaya zorunlu değildir” diye geçiştirdi. Yeni hesapların ne kadar güvenli olduğunu anlattı. Kısaca, eski ve halen akttif olan hesap sahiplerinin  şüpheye yer vermeyecek şekilde hesap ismi ve TC’ye ait olduğundan emin değiller. O nedenle BASİT USULDE DOĞRULAMA diye bir kavram uydurup mahkemelere de bu şekilde bildiriyorlar. Ben edeceğim komisyon gelirlerine bakarım, hesap başkalarının adına açılmış, vatandaş dolandırılmış umurumuzda değil konumuna banka kendini nasıl düşürür anlamakta zorlanıyorum. Mahkeme de bildirilen isimlerin şüpheye yer vermeyecek şekilde o kişilere ait olduğunu var sayıp yargılayıp hapis cezaları veriyor. Durum bu kadar vahim!

SORUNU DENEYİMLİ BANKACI CEO KAAN GÜR ÇÖZER

Mahkemeye TOSLA’nın güvenlik açığı ile ilgili gerekli bilgilendirme yaptım, bu iş BDDK ile değil Asliye Ceza Mahkemeleri ile çözülecek belli ki, geç çözülecek ama konunun vahametini anlayacak bir Mahkeme Heyeti mutlaka çıkacaktır. Adalete inancım tam. Hoş, “Bankalardaki BDDK murakıpları bu tür hesaplardaki Güvenlik açıklarını nasıl yakalayıp, tespit edip de müdahale etmezler” diye de düşünmüyor değil insan! Alt kadroların sorunun vahametini anlamama/anlamaya çalışmamaları, çözüm üretmemeleri beni şaşırtsa da, Banka Hesap Güvenliği konusunda hassas olan benin tanıdığım yeni CEO Kaan GÜR bu işe el atıp kısa sürece çözer! MÜŞTERİNİ TANI ilkesi sadece Bankaları değil, TCMB’nin izin verdiği Finans Kurumlarını da kapsar.  Bu işi savsaklamak hiç bir bankaya hele Dijital Bankacılığında Dünya 1.liği alan bankaya hiç yakışmaz! DİJİTALİN BANKASI AKBANK sloganı içi boş olmaması gerekir!

Erol TAŞDELEN– Ekonomist, Adalet Bakanlığı İzmir Bölge Bankacı Bilirkişisi (sc:48413)  

*************

EK OKUMA:

HEPİMİZ DİJİTAL DOLANDICI OLARAK SUÇLANIP YARGILANABİLİRİZ

Dijital dönüşüm ve Bankacılıkta Siber Güvenlik?

 

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.