Connect with us

GÜNCEL

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi noktasında kararlıyız

Yayınlanma:

|

Erdoğan, bir otelde, Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), İtalya Dışişleri Bakanlığı ve İtalyan Ticaret Ajansı tarafından düzenlenen Türkiye-İtalya İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye nazik misafirperverliği için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birincisini 2008’de Türkiye’de icra ettikleri hükümetlerarası zirve mekanizmasının aradan geçen sürede ülkeler arasındaki çok boyutlu siyasi ilişkilerin yanı sıra ekonomide de önemli ilerleme kaydedilmesine katkı sağladığını belirtti.

İş insanlarının girişimlerinin bu başarıda büyük rolü olduğunu vurgulayan Erdoğan, gelecek dönemde bu ortaklığın daha ileri seviyelere taşınacağına gönülden inandıklarını söyledi.

Gümrük tarifeleri

Ekonomide daha fazla korumacılığın ve sınırlar içerisine kapanmanın konuşulduğu bir dönemden geçtiklerini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gümrük tarifeleri üzerinden yaşanan karşılıklı restleşmeleri hep beraber takip ediyoruz. Bu dinamik atmosferi, ülkemiz ekonomisi açısından başarıyla yönetmenin, hatta fırsata çevirmenin gayretindeyiz. Koronavirüs salgını başta olmak üzere, geçmişte benzer süreçlerden yara almadan çıktık. Bugün de aynı başarıyı sergileyeceğimize inanıyor, Türk ekonomisine güveniyoruz.

Batı ile doğuyu, kuzey ile güneyi birbirine bağlayan coğrafi konumumuzun gereği olarak bölgemizde ve dünyada etkili iktisadi ve ticari ortaklıklar kurmaya büyük önem atfediyoruz. Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim, Türkiye ekonomisi, bölgemizdeki çatışmalara, savaşlara ve 2023 yılında yaşadığımız asrın felaketi olan depreme rağmen büyümeyi sürdürüyor. Depremin Türk ekonomisine doğrudan maliyeti 104 milyar doları, dolaylı maliyeti 150 milyar doları buluyor. Buna rağmen yaralarımızı süratle sarıyoruz.”

40 milyar dolar ticaret hacmi hedefi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya özelinde baktıklarında, tüm küresel sınamalara rağmen ikili ticaretin Kovid-19 salgınından bu yana sürekli artış eğiliminde olduğunu gördüklerini ifade etti.

2020 yılında 17,3 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin 2024’te neredeyse ikiye katlanarak 32 milyar doları aştığını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

“Bugün Türkiye’deki İtalyan sermayesi dolaylı yollardan gelenlerle birlikte 5 milyar dolara, İtalya’daki Türk sermayesi ise son yıllarda önemli atılım göstererek 1 milyar dolara yaklaştı. Türk firmaları nasıl İtalya’yı Avrupa pazarına açılan bir kapı olarak görüyorsa, biz isteriz ki İtalyan firmaları da Türkiye’yi Asya’ya, Orta Doğu’ya ve Afrika’ya açılan bir kapı olarak değerlendirsinler.

İstanbul’dan sadece birkaç saatlik uçuş mesafesinde 2 milyar nüfusa erişilebiliyor. Türk Hava Yollarımız da İtalya’nın 9 şehrini İstanbul’a bağlıyor. Ticaret, yatırım ve ulaşım imkanlarının barındırdığı bu muazzam potansiyel, bizleri büyük ve iddialı hedefler belirlemeye teşvik ediyor. Bu düşünceyle bugünkü zirvede Sayın Meloni ile yeni ticaret hacmi hedefimizi 40 milyar dolar olarak tespit ettik. İş çevrelerimizin bugünkü görüşmeleri ve kuracakları yeni ortaklıklar kısa sürede yeni ticaret hedefimize ulaşılmasına katkı sağlayacaktır. Tabii karşılıklı yatırımların artırılması da bir diğer öncelikli hedefimiz olmayı sürdürüyor.”

“Daha fazla yatırımcıyı görmek istiyoruz”

Bölgesinde ve dünyada cazibe merkezi haline gelen Türkiye’de mevcut 1500 İtalyan şirketine ilave olarak daha fazla yatırımcıyı görmek istediklerini dile getiren Erdoğan, “Bilhassa Avrupa’da güvenlik ve savunma sektöründeki beklenen genişlemeden payımızı almak için ortak çalışmalarımızı artırmamızın menfaatimize olacağı kanaatindeyiz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeşil enerji, dijital teknolojiler, akıllı şehirler ve uzay gibi alanlarda stratejik ortaklıklar geliştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Saygıdeğer dostlar, hükümetler olarak ticaret ve yatırım ilişkilerimizin daha yüksek seviyelere ulaşması amacıyla firmalarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Ancak sizler de takdir edersiniz ki ekonomik işbirliği, salt hükümetlerin çabasıyla gelişmez. İş dünyamızın bu noktada elini taşın altına koyması lazım. İşbirliğini gerçek anlamda geliştirecek olanlar öncelikle sizlersiniz.

Biz engelleri kaldırdık, kaldırmaya devam ediyoruz. Her zaman teşvik edici olduk, olmayı da sürdüreceğiz. İş çevrelerimizden bizim açtığımız yollarda kararlılıkla ilerlemelerini arzu ediyoruz. Başbakan Sayın Meloni nezdinde iş adamlarımıza yönelik bu teşvik ve ilgiden dolayı İtalyan hükümetine tekrar şükranlarımı sunuyorum. Şunu bilmenizi isterim. Her türlü sorun karşısında gerek benim, gerek Bakan arkadaşlarımın kapısı ardına kadar açık olacaktır. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisimiz de her zaman sizlerin hizmetindedir. Aynı kolaylığı değerli dostum, Meloni’nin de göstereceğinden hiç şüphe duymuyorum.”

“Vize konusunda yaşanan güçlükler”

2025 yılı sona ermeden gerçekleştirilecek Türkiye-İtalya Ekonomi ve Ticaret Ortak Komitesi 3. Dönem Toplantısı’nın önemini vurgulayan Erdoğan, “Ticari ve ekonomik ilişkilerimizin potansiyeline ulaşmasında Avrupa Birliği ile Gümrük Birliğimizin değişen küresel ekonomik koşullara uygun şekilde güncellenmesi ihtiyacını hissediyoruz.” dedi.

Kazan kazan yaklaşımıyla her iki taraf içinde fayda sağlayacak bir güncellemeye İtalyan hükümetinin ve iş çevrelerinin desteğini beklediklerinin altını çizen Erdoğan, “Öte yandan iş dünyamızın vize konusunda yaşadıkları güçlüklerin ekonomik ilişkilerimize ket vurduğunu görüyoruz. İtalyan iş çevrelerinin Avrupa Birliği kurumları nezdinde bu konuyu gündeme getirmelerinin iki tarafın da yararına olacağını düşünüyorum. Sözlerime son verirken bugünkü iş forumunun yeni girişimlere ve güçlü ortaklıklara vesile olacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

İtalya Başbakanı Meloni: İki ülke olarak, Akdeniz-Avrupa bağlamında müttefik ve dostuz

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de yaptığı konuşmada, iş forumuna son derece kalabalık ve nitelikli bir katılım olduğunu belirten Meloni, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile burada olmayı, bu iş forumunun çalışmalarını selamlamayı özellikle istedik. Çünkü ekonomik, ticari ve endüstriyel boyutun, İtalya ile Türkiye arasındaki stratejik ilişkinin temel bir parçası olduğuna inanıyoruz. İki ülke olarak, Akdeniz-Avrupa bağlamında müttefik ve dostuz.” dedi.

Meloni, Türkiye’de yaklaşık 400’den fazla İtalyan şirketinin faaliyet gösterdiğini ve bu şirketlerin yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağladığını, toplamda yaklaşık 18,5 milyar avro ciro ürettiklerini kaydetti.

İtalyan firmalarının, Türkiye’nin altyapı gelişimine önemli katkılarda bulunduğunu ifade eden Meloni, son hükümetlerarası zirvede Türkiye ve İtalya tarafından belirlenen 30 milyar avroluk hedefin 5 yıl öncesinden gerçekleşmesinin kendilerini teşvik ettiğini ve bugün ticaret hacmini orta vadede 40 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Meloni, Türkiye ve İtalya arasında işbirliklerinin kritik hammaddeler, uzay-havacılık, savunma ve ilaç sektörü gibi stratejik alanlarda da büyümeye devam ettiğini belirtti.

Önde gelen Türk firmalarının da İtalya’ya yatırım yapmakla daha fazla ilgilendiğini aktaran Meloni, Bu bağlamda Baykar Teknoloji’nin Piaggio Aerospace’i satın alması ve Leonardo ile insansız hava sistemlerinin geliştirilecek olmasını önemli bulduğunu kaydetti.

Meloni, ayrıca “Beko’nun İtalya’da rekabetçiliğini artırmak ve ‘Made in Italy’ markasının olağanüstü gücünü desteklemek için sunduğu üç yıllık yatırım planını önemli buluyorum. Sanayi Bakanlarımızın bu süreci yakından takip ettiğini ve istihdam düzeyini korumak için dikkatle izlemeye devam edeceklerini biliyorum.” diye konuştu.

Enerji alanında da işbirliklerini güçlendirdiklerini dile getiren Meloni, “Özellikle Karadeniz’deki Sakarya gaz sahası gibi sahaların geliştirilmesine İtalyan şirketleri Saipem ve Tenaris gibi firmalar katkı sağladı. Türkiye’nin üreteceği gaz da İtalya’ya ulaşabilecek. Bu işbirliğini derinleştirerek hem hidrojen hem de yenilenebilir enerji alanlarında gelecekteki fırsatları değerlendireceğiz.” ifadelerini kullandı.

İtalya ve Türkiye’nin birlikte 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacağını vurgulayan Meloni, “Böyle büyük etkinliklerin yatırım çekmek, kalkınma yaratmak ve istihdam oluşturmak açısından büyük fırsatlar sunduğunu çok iyi biliyoruz.” yorumunu yaptı.

Meloni, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ülkelerimiz halihazırda temel sektörlerde sağlam bir ekonomik ve sanayi işbirliği tabanına sahiptir. Amacımız, yapay zeka, kritik malzemeler, enerji geçişi, ileri teknolojiler ve uzay araştırmaları gibi günümüzün ve geleceğin en stratejik alanlarına doğru işbirliğimizi geliştirmektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve heyetine, bu önemli ziyaretleri ve bugün imzaladığımız birçok anlaşma için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bu anlaşmalar, önemli bir ortakla, Akdeniz bölgesinde ve Atlantik İttifakı’nda bir müttefikle işbirliğimizi derinleştirme imkanı sunuyor. Bugünü asla bir varış noktası olarak değil, her zaman olduğu gibi yeni bir başlangıç noktası olarak değerlendiriyorum.”

AA

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.