Connect with us

GÜNDEM

FED’in ‘aşırıya’ kaçtığı endişesi risk iştahını baskılıyor

Yayınlanma:

|

  • Dünyada kuvvetli seyreden enflasyona karşı doktorların koordineli olarak reçetelendirdiği daha çok faiz artışı ve bunun da yarattığı ileriye dönük daha da fazla beklenti, küresel risk iştahı üzerinde son günlerde ciddi mânâda baskı kurmaya başladı. Yatırımcılar, amiral gemi FED’in bugün başlayacak ve yarın sonuçlanacak olağan toplantısında politika faizini en az 75 baz puan artırarak %3,00-3,25 bandına getireceğine kesin gözüyle bakarken, vadeli işlemler, 1 tam puan artırıma ise %19 ihtimal tanıyor. Piyasaların gündeminde bu hafta FED ilk sırada yer alsa da, aralarında Türkiye’nin de olduğu ondan fazla merkez bankasının para politikası toplantısı takip edilecek.
  • Bizim kanaatimiz, FED’in yarın faiz oranını 75 baz puan daha artıracağı yönünde. Vadeli kontratlar ayrıca faizlerin zirveyi %50 ihtimalle de olsa %5,00-%5,25 bandında göreceğini fiyatlıyor. Enflasyonla mücadele kapsamında faizlerin bu kadar hızlı ve yüksek seviyeye çıkarılması, ABD ekonomisi açısından resesyon veya daha da keskin bir ibareyle âdeta buz kesme anlamına da gelebileceğini ilk kez bültenimizde yüksek sesle telaffuz etmek istiyoruz.
  • Daha birkaç ay önce, FED’in yeteri kadar agresif biçimde enflasyonla mücadele etmediğinden şikayetçi olan yatırımcılar, hatta bir adım ileriye giderek 2021 yılında politika hatası yapan FED’in kredibilitesini bile tartışılırken, gelinen noktada hayal bile edilemeyen hızda devam eden faiz artırım sürecinin bu sefer de yarardan çok zarar getirebileceği konuşulmaya başlandı. Özellikle, ABD’de Ağustos ayında enflasyonunun beklentiyi aşması sonrası çılgın bir hız kazanan ileriye dönük faiz artırım beklentileri, atılan bunca adımın ekonomi üzerindeki etkilerinin ölçülmesine de olanak tanımıyor! FED’in bu sefer de çok aşırı davranarak yine hataya düşmesi durumunda (hastanın aşırı doz antibiyotiğe maruz kalması misali) ekonominin gereğinden fazla soğumasına da sebebiyet verebileceğini düşünüyoruz.
  • Mesela, ABD’de tahvil eğrisinin şekli, resesyon kaygılarının her geçen gün daha da arttığını çok açık bir şekilde yansıtıyor. Piyasa ağzı ile konuya yaklaşırsak, kaptan Powell’ın uçağı yumuşak bir şekilde piste indiremeyeceği görüşü her geçen gün ivme kazanıyor. 2 ve 10 yıl vadeli devlet tahvil faizleri arasındaki makas kısa vade lehine 1980 yılından bu yana en yüksek farkla açılırken, 2 yıl vadeli tahvilin getirisi psikolojik %4 seviyesinin kıyısına kadar yükselerek son 15 yılın yeni en yüksek seviyesini test etti. Dipnot olarak 1 yıllık tahvilin %4 seviyesini aştığını not edelim. Küresel tahvil faizlerinin gelmiş olduğu seviye kadar, hisse senetlerinin de 2022 yılında yüzü gülmedi. Takdir edeceğiniz üzere, büyüme olmayan yerde, krediye ulaşım da sorunlu ise, şirketlerin de iyi bir performans göstermesini bekleyemezsiniz. Mesela ABD’nin en büyük 500 şirketinin işlem gördüğü S&P500 endeksi, sene başından bu yana %19 değer kaybına maruz kaldı! Son günlerde ABD’de 30 yıllık mortgage faiz oranının 2008 yılında test ettiği %6 seviyesine yükseldiğini (bakınız grafik) görüyoruz. Elbette, konut sektörüne yönelik kredi faizlerinin gelmiş olduğu seviye, konut satışlarını ve dolayısıyla da ekonomik aktiviteyi baltalayacaktır.
  • Özetlemek gerekirse, alınan her ilacın bünyeye yapacağı etkiyi ölçmek için belli bir zamana ihtiyaç duyduğunu unutmamak gerekiyor. Bunun ekonomi cephesindeki karşılığı ise, parasal aktarım mekanizmasının görevini yerine getirebilmesi. Yani, atılan adımların enflasyona etkisini görebilmek adına geçmesi gereken zaman. Bunun en süratli ekonomiler için bile en az 6 ay olduğunu okuyoruz. Bu süreyi ve etkilerini iyice tartmadan veya görmeden, ya da daha basit bir anlatımla, uygulanan tedavinin bünyede yarattığı etkiyi beklemeden art arda yüksek dozda ilaç vermeye devam etmek (faiz artırmak, bilanço küçültmesine gitmek…) bir noktaya gelip ekonomiyi soğutmak bir yana buz kesmesine yol açabilir.
  • FED kararı kadar, Perşembe günü sonuçlanacak TCMB’nin olağan PPK toplantısı da, geçen ay sürpriz bir şekilde 100 baz puan faiz indirimine gidilmesi ardından merakla takip ediliyor. Son dönemlerde, serbest piyasa prensiplerinden uzaklaşan ve devamlı değişen ekonomi yönetiminin kuralları ile tahvil piyasasında ekonominin mevcut seviyeleri ile uyumsuz fiyatlamalar görüyoruz. Mesela, Hazine dün iki ayrı tahvil ihracı ile 26,7 milyar TL satış yaparken, 5 yıl vadede borçlanma faizi %10,56 ; 6 yıl vadede ise %9,8 oldu. Bu oranlar bankaların fonlama maliyetinin çok ama çok altında! TL tahvil faizlerinin gerilemesi ve Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz talebi, bu yıl enflasyon yerine büyümeyi ön plana alan TCMB’nin Perşembe günü faiz indirimine gitme olasılığı azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
  • ABD’nin Rusya’nın Mir adlı yerel ödeme sistemine dâhil olan Türk bankalarını odağına aldığına yönelik haberlerin ardından İş Bankası ve Denizbank Mir operasyonunu askıya aldığını açıkladı. Financial Times’ta geçen hafta yer alan haberde, ABD ve Avrupa Birliği’nin, 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgali nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlar konusunda Türkiye üzerindeki baskıyı artırmaya hazırlandığı belirtilmişti. İş ve Denizbank ardından gözler Mir sistemine dâhil olan kamu bankalarına çevrildi (Vakıf, Ziraat ve Halk). Mir, Rusya Merkez Bankası tarafından Visa ve Mastercard dışında bir alternatif olarak geliştirilmişti.
  • Hazır bankalardan söz etmişken, dün hisse senedi piyasasında somut bir neden bulamasak da, düşüş isteğinin ivme kazandığını gördük. BIST100 endeksi günü %5,3 ; banka endeksi ise %9,3 civarında düşüşle tamamladı. Rasyonel olmayan yükselişin bu sefer de âdeta rövanşının yaşandığını görüyoruz. Bankacılık endeksinin ise tepeden son iş 4 gününde neredeyse %40 düşmesi ardından USDTRY kuru da 18,30 seviyesini aşarak bu yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
  • Haftanın ilk iş günü, FED toplantısı öncesinde dünya bekle ve gör stratejisi ile nispeten sakin bir şekilde tamamladı. ABD borsaları günlerdir devam eden satışlar ardından dün akşam nefes alırken, yeni gün başlangıcında, Asya borsalarında da havanın nispeten iyimser olduğunu görüyoruz. Çin Merkez Bankası, bu sabah politika faiz setini değiştirmeyerek sabit bırakırken, Japonya’nın çekirdek tüketici enflasyonu Ağustos ayından %2,8’e yükselerek yaklaşık sekiz yılın en süratli yıllık artışını kaydetti. Hammadde fiyatları ve YEN zayıflığından kaynaklanan fiyat baskısının artmasıyla enflasyon Japonya Merkez Bankası’nın %2 olan hedefinin üst üste beşinci ayda da üzerinde yer aldı.
  • Emtia cephesinde ise Brent petrol teknik anlamda büyük bir öneme sahip 92,10 dolar etrafında yön aramaya devam ederken (bizim beklentimiz daha aşağı seviyelerin görüleceği üzerine), altın pandemi döneminden bu yana kritik bir destek görevi üstlenen 1,685 dolar seviyesinin altında işlem görmeye devam ediyor. Kripto para birimleri, artan faiz ortamında yatırımcıların küresel olarak riskli varlıklara sırtlarını dönmesi ile dün üç ayın dip seviyesini test etti. Haftanın ilk işlem gününde Bitcoin 18,250 dolar seviyesine kadar gerilerken, en büyük ikinci kripto para birimi ethereum ise iki ayın dip seviyesi 1,280 dolara gerileyerek son 24 saatte %10’dan fazla düştü. Bitcoin’de teknik mânâda kısa bakış açısıyla 23bin; daha geniş çerçevede ise 28,800 seviyesi geçilmeden anlamlı bir hareket beklemiyoruz.
  • Almanya Merkez Bankası Bundesbank, ülke ekonomisinin hali hazırda daraldığını ve kış aylarında doğalgaz tüketiminin kesilmesi ya da azaltılmasıyla daralmanın daha da hızlanacağını belirtti. Ukrayna’yı işgalinden önce Avrupa Birliği’nin (AB) doğalgaz ihtiyacının %40’ını sağlayan Rusya’nın, Almanya’ya uzanan boru hattını kapamasıyla Avrupa’nın en büyük ekonomisi alternatif arz kaynaklarına ek olarak kullanımını azaltacak yöntemlerin de arayışına girmişti. Bundesbank, şirketler üretimi azaltır veya durdurursa doğalgaz kesintilerinin önlenebileceğini, fakat bu durumda dahi ekonominin daralacağını söyledi. EURUSD paritesi psikolojik 1 seviyesinin etrafında salınmaya devam ederken, riski aşağı yönlü görmeye devam ediyoruz.
  • Mali piyasaları gündeminde, bugün makroekonomik cephede içeride merkezi yönetim borç stoku, dışarıda ise ABD yeni konut satışları ve inşaat ruhsatları takip edilebilir.

>XBANK – Bayram havasından yasa…

Bankacılık endeksinde yaşanan lâkin ekonomik gerçeklerle anlatamadığımı bayram havasının âdeta rövanşı yaşanıyor. Teknik bir bakış açısı ile, tepe ile dip arasında en önemli düzeltme seviyesi (%61,8) 3,100 puan seviyesinde bulunuyor.

1663647298e97dfaa5df4765d4d4054e02ca5bab61_1_1200.jpg

>TRYUSD

TL’nin USD karşısında (grafiğe bir de böyle bakın) yılın en düşük seviyesine gerilediğini görüyoruz. Özellikle son 8 haftadır neredeyse yatay bir çizgi hâlinde devam eden seyir de dikkat çekiyor. Gerek dışsal gerekse de içsel faktörlerden, TRYUSD paritesinde riski aşağı yönlü görmeye devam ediyoruz.

1663647298323e50cbc632567310a05df3ff2b281f_2_1200.jpg

>ABD 30 yıllık mortgage faizi

ABD’de 30 yıllık mortgage faiz oranının 2008 yılında test ettiği %6 seviyesine yeniden yükseldiğini görüyoruz. Elbette, konut sektörüne yönelik kredi faizlerinin gelmiş olduğu seviye, konut satışlarını ve dolayısıyla da ekonomik aktiviteyi baltalayacaktır.

166364729854cda0f5876110ccf4ac43fc915eb720_3_1200.jpg

>XAUUSD

Neredeyse pandemi döneminden bu yana korunan 1,685 usd/ons seviyesindeki önemli destek, Cuma günü aşağı yönlü geçildi. Sadece ve sadece teknik bir yaklaşımla, önemli seviyeye doğru bir geri çekilme ardından yönünün yeniden aşağıya döneceğini öngörüyoruz. Böyle bir durumda, aşağıda 1,600 dolar seviyesinin radar menziline girdiğini düşünüyoruz.

16636472981d324ac2ddfa0922e636c2e5aa587bd3_4_1200.jpg

İKTİSATBANK

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?

CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…

Yayınlanma:

|

Yazan:

CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.

“Mutlak Butlan” Ne Demek?

“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.

Normalde bu kavram daha çok:

  • evlilik işlemleri,
  • şirket genel kurulları,
  • dernek-vakıf kararları,
  • ticari işlemler

için kullanılırdı.

CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.

Süreç Nasıl Başladı? Kronolojik Özet

1. 4-5 Kasım 2023 Kurultayı

CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yapıldı.

Kurultayda:

  • Özgür Özel genel başkan seçildi.
  • Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti.

Ancak kurultayın hemen ardından:

  • bazı delegelerin yönlendirildiği,
  • oy karşılığı menfaat sağlandığı,
  • para dağıtıldığı,
  • siyasi vaatlerde bulunulduğu

iddiaları ortaya atıldı.

2. İl Kongreleri de Tartışmaya Açıldı

Dava sadece genel kurultayla sınırlı kalmadı.

Özellikle:

  • İstanbul İl Kongresi,
  • bazı delegasyon seçimleri,
  • liste süreçleri

mahkemeye taşındı.

Davacılar şunu savundu: “Delege iradesi sakatlanmıştır.”

Yani delegelerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı iddia edildi.

3. Asliye Hukuk Süreci

İlk derece mahkemesinde dava görüldü.

İlk aşamada:

  • bazı talepler reddedildi,
  • bazıları usul yönünden değerlendirildi.

Ancak dosya daha sonra istinafa taşındı.

4. 2025-2026 Döneminde “Mutlak Butlan” Tartışması Büyüdü

2025 boyunca:

  • hukukçular,
  • siyasetçiler,
  • eski yargı mensupları

şu soruyu tartıştı: “Bir siyasi partinin kurultayı mutlak butlanla iptal edilebilir mi?”

Bir görüş: “Siyasi Partiler Kanunu buna izin vermez” dedi.

Diğer görüş: “Siyasi partiler de hukuk tüzel kişisidir; ağır usulsüzlük varsa butlan uygulanabilir” görüşünü savundu.

Mahkeme Neye Karar Verdi?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2026 Mayıs ayında kritik karar verdi.

Kararda:

  • 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu,
  • yani baştan itibaren geçersiz sayıldığı,
  • sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptal edildiği belirtildi.

Mahkeme ayrıca:

  • mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına,
  • kurultay öncesi yönetimin göreve dönmesine hükmetti.

Peki “3 Yıl Sonra Nasıl Görevden Alındılar?”

Asıl kritik nokta bu.

Çünkü mahkeme: “Kurultay en başından itibaren yok hükmündedir” yorumu yaptı.

Bu nedenle hukuk tekniğinde şöyle bir sonuç doğdu:

Eğer işlem “mutlak butlan” ise:

  • süre işlemez,
  • işlem sonradan meşrulaşmaz,
  • aradan zaman geçmesi geçersizliği ortadan kaldırmaz.

Yani mahkeme: “Bu yönetim aslında hukuken hiç doğmamıştı” mantığıyla hareket etti.

İtirazlar Neden Yapılıyor?

Karara yönelik çok ciddi hukuki itirazlar var.

1. “Siyasi Partiler Kanunu’nda Butlan Yok” İtirazı

Muhalif hukukçular diyor ki:

  • Siyasi partiler özel statülüdür.
  • Parti kurultayları Medeni Kanun’daki şirket genel kurulu gibi değerlendirilemez.
  • Siyasi Partiler Kanunu’nda “mutlak butlan” açıkça düzenlenmemiştir.

Bu yüzden kararın “kanuni dayanağının zayıf olduğu” savunuluyor.

2. “İstinaf Mahkemesi Bu Kararı Veremezdi” İtirazı

En büyük tartışmalardan biri de bu.

Eleştirilere göre:

  • istinaf mahkemesi,
  • ilk derece mahkemesi gibi davranarak,
  • yönetim değişikliği doğuran tedbir kararı verdi.

Bazı hukukçular bunun:

  • usule aykırı,
  • yetki aşımı,
  • içtihat çelişkisi olduğunu söylüyor.

3. “Demokrasiye Yargı Müdahalesi” Eleştirisi

Karşı çıkanlar ayrıca:

  • milyonlarca seçmenin iradesinin,
  • mahkeme yoluyla şekillendirildiğini,
  • bunun siyasal alanı daralttığını savunuyor.

Kararı Savunanlar Ne Diyor?

Kararı savunan hukuk çevreleri ise:

  • delegelerin iradesinin fesada uğratıldığını,
  • seçim sürecinin demokratik olmadığını,
  • kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia ediyor.

Onlara göre: “Demokrasi sadece sandık değildir; temiz seçim süreci gerekir.”

Mahkeme de kararında:

  • emredici hukuk kurallarına aykırılık,
  • delege iradesinin sakatlanması,
  • usulsüzlük iddiaları üzerinde durdu.

Son Kararı Kim Verecek?

Şu an hukuki süreç tam anlamıyla bitmiş değil.

Muhtemel aşamalar:

  1. Bölge Adliye Mahkemesi süreci
  2. Yargıtay incelemesi
  3. Gerekirse Anayasa Mahkemesi başvurusu
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci

özellikle:

  • siyasi örgütlenme hakkı,
  • seçme-seçilme hakkı,
  • parti içi demokrasi başlıklarında yeni tartışmalar doğurabilir.

Nihai anlamda iç hukukta son sözü büyük ölçüde Yargıtay söyleyecek gibi görünüyor.

Ancak konu anayasal hak boyutuna taşınırsa: Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürece dahil olabilir.

Bu Karar Neden Tarihi?

Çünkü Türkiye’de ilk kez:

  • bir ana muhalefet partisinin kurultayı,
  • “mutlak butlan” kavramıyla,
  • geriye etkili biçimde yok sayıldı.

Bu nedenle karar:

  • sadece CHP meselesi değil,
  • Türkiye’de siyasi partilerin hukuk statüsü,
  • yargının siyasal alana müdahalesi,
  • parti içi demokrasi,
  • seçim meşruiyeti açısından da emsal niteliği taşıyan tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.