Connect with us

BANKA HABERLERİ

Garanti BBVA Genel Müdürü Baştuğ: Enflasyon hâlâ en büyük zorluk

Yayınlanma:

|

Baştuğ, “Bankacılık Söyleşileri” kapsamında AA’ya yaptığı açıklamada, küresel tarafta, yükselen enflasyonla birlikte bir süre önce merkez bankalarının sıkılaşma döngüsüne girdiğini, sıkılaşan para politikalarının küresel ekonomide yavaşlamaya neden olduğunu, emtia fiyatlarındaki gerileme ve genişlemeci maliye politikalarının aktiviteyi desteklediğini söyledi.

Küresel ekonomik büyüme öngörülerinin 2023 için yüzde 3 olduğunu, 2024’te de benzer bir seviye beklediklerini ifade eden Baştuğ, özellikle son dönemde enflasyon ve beklentilerdeki olumlu seyir nedeniyle piyasaların, ABD Merkezi Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankasının (AMB) gelecek yıl ikinci çeyrek itibarıyla faiz indirimlerine başlayabileceğini fiyatladığını, bu durumun, küresel risk iştahını canlı tuttuğunu ancak oynaklığa da sebep olduğunu anlattı.

Baştuğ, “Öte yandan, resesyon ve finansal istikrara dair jeopolitik belirsizlikler ve Çin ekonomisindeki sert iniş ihtimali karşımıza çıkabilecek riskler olarak görünüyor.” dedi.

“Biz bu geçişi pozitif ve doğru buluyoruz, normalleşme süreci titizlikle yönetiliyor”

Recep Baştuğ, 2023’te Türkiyede yaşanan gelişmeleri değerlendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Genel olarak 2023 yılını iki döneme ayırabiliriz. Mayıs 2023 seçimleri öncesi büyümenin daha çok önceliklendirildiği bir dönem olurken, seçim sonrasında enflasyonla mücadele odağı arttı. Ekonomide para politikası kademeli olarak normalleşmeye başladı. Faizlerin artışı ve seçici kredi politikaları burada enflasyon ve cari açık üzerindeki talep sebepli baskıyı azaltmayı amaçlıyor. Aynı zamanda bu süreç makro-ihtiyati politikalarla da desteklenmeye devam ediyor, bu da öngörülebilirliği artırıyor. Biz bu geçişi pozitif ve doğru buluyoruz, normalleşme süreci tüm taraflarca titizlikle yönetiliyor. Son dönemde atılan adımlarla TL getiri eğrisinde fiyatlamanın doğru zemine geldiğini görüyoruz. Özellikle ülkeye sermaye girişini desteklemek adına bu önemli bir adım.”

Baştuğ, içinde oldukları enflasyon sarmalının sürdürülebilir büyüme üzerindeki en büyük engellerden olduğunu belirterek, öngörülebilirliğin artabilmesinin ancak düşük enflasyonla mümkün olduğunu vurguladı.

Bankacılığın yüksek enflasyondan en çok etkilenen sektörlerin başında geldiğini, karlılık enflasyonun altında kaldığı sürece sektörün sermaye erimesiyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Baştuğ, şu ifadeleri kullandı:

“Piyasa faizlerinin yeniden birbiriyle uyumlu seviyelere geldiğini görüyoruz. Sektör ana bankacılık faaliyet alanlarına daha fazla odaklanabiliyor. Ancak hala sektörün odak alanlarını yasal düzenlemeler belirliyor. Seçici kredi politikaları ile sektörün büyüme alanlarına yön veriliyor. Özellikle KKM’den çıkış kapsamında getirilen hedefler sektörün ana gündemi olmaya devam ediyor. Hedeflere ulaşmak için hızla artan mevduat faizlerine, artan zorunlu karşılık oranları da eşlik edince sektör fonlama maliyetlerini yönetmekte oldukça zorlanıyor. Ekonomi yönetiminin kararlılığı, bu politikalardan yeterli sonuç alınana kadar devam edeceğini gösteriyor. Bu sürecin sonunda ekonomideki belli zorluklar rayına oturdukça artık atılan adımlarda bir miktar sektörü rahatlatıcı konuların da ele alınmasını bekliyoruz. Bu konuda zaten ekonomi yönetimiyle tam bir uyum ve işbirliği içinde çalışıyoruz. Biz de sektör olarak, güçlü sermaye yapımızla bu döngüden de başarılı bir şekilde çıkacağız ve ana faaliyet alanlarımıza odaklanabileceğiz.”

“Son değerlendirmeler, daha olumlu bir yolda olduğumuzu teyit ediyor”

Garanti BBVA Genel Müdürü Baştuğ, 2024ün, bu yılın etkilerini yaşamaya devam ettikleri ancak pek çok göstergede dengelenmeleri gördükleri bir yıl olmasını beklediklerini söyledi.

En büyük zorluğun hala enflasyon olduğunu vurgulayan Baştuğ, son dönemde parasal sıkılaşma ile burada beklentilerin daha gerçekçi bir zemine oturduğunu gördüklerini bildirdi.

Baştuğ, “Ancak, ekonomi yönetiminin vurguladığı gibi, bu bir süreç. Bu sebeple dengelenmeyi görünceye dek yüksek faiz ortamının içinde kalacağız. Yılın ilk yarısında enflasyonun tepe noktasını görüp ardından gerilemesini bekliyoruz. Yıl sonu beklentimiz yüzde 45 seviyelerinde. Bu yıl hem merkezi bütçede hem cari denge tarafında ikiz açık deneyimledik.” diye konuştu.

Talepteki yavaşlama sebebiyle 2024te cari açığın bir miktar dengelenmesini beklediklerini ifade eden Baştuğ, maliye politikasının seyrinin de bundan sonra enflasyonla mücadele için kritik önem kazandığını söyledi.

Seçim dönemi sonrası mali disiplinin sıkılaştırıldığını ancak OVPde de belirtildiği üzere deprem bölgesi yatırımlarının burada önemli bir unsur olduğunu kaydeden Baştuğ, şöyle devam etti:

“Özellikle merkezi bütçe/GSYH oranına baktığımızda dengelenmeyi daha çok 2025te bekliyoruz. Büyümede ise geçtiğimiz yıllara göre daha temkinli bir seyir bekliyoruz. Enflasyonda beklenen düşüş, iç ve dış talebin olumlu katkısı ile 2024 için yüzde 3,5 seviyelerinde sürdürülebilir bir görünüm öngörüyoruz. Piyasa fiyatlamaları ve reyting kuruluşlarının son değerlendirmeleri, daha olumlu bir yolda olduğumuzu teyit ediyor. Türkiyenin 5 yıllık risk primi seviyesi son durumda 300e kadar inmiş durumda. Faizlerin enflasyonla uyumlu olması sonucunda TL varlıklara talebin artacağı bir dönemi bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde göstergelerdeki normalleşmenin sürmesiyle daha öngörülebilir ve istikrarlı bir makro ve yatırım ortamı tesis edilmesi imkanı bulabileceğiz.”

“Sektörün TL kredi-mevduat oranı, uzun yıllar sonra yüzde 100ün oldukça altında”

Recep Baştuğ, 2023 yılında da bankacılık sektörünün rotasını ve ajandasını ekonomik gelişmeler ve makro-ihtiyati önlemlerin belirlediğini, ülke ekonomisindeki kırılganlıklarla mücadelede en kilit rollerden birini bankacılık sektörünün üstlendiğini belirterek, “En başta yüksek enflasyon olmak üzere makro ortamın sektördeki pek çok dinamiği değiştirdiği zorlu bir dönemdi. Sıklıkla değişen yasal düzenlemeler ve bunların bilançolara etkileri gündemimizi belirledi. Özellikle yılın ilk yarısında kredi faizlerindeki sınırlamalar ve hızla artan fonlama maliyetleriyle kredi-mevduat makasında negatif bir görünümle yüzleştik.” şeklinde konuştu.

Pozitif yönlü yavaş bir düzelme trendi içinde olduklarını kaydeden Baştuğ, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ancak hala ciddi bir yolumuz var. Enflasyon, politika faizi ve kredi-mevduat faizleri arasında sağlıklı bir ilişki oluştu. Faizlerde sadeleştik. Finansmana erişim pozitif bir gelişim içerisinde. Bundan sonrasında sektörün ana faaliyet alanına odaklanması ve sürdürülebilir büyümeye desteğini sürdürmesi oldukça kritik. Kredilerdeki yavaşlama trendi ile birlikte artan TL mevduat odağıyla sektörün TL kredi-mevduat oranı uzun yıllar sonra yüzde 100ün oldukça altında seyrediyor.

KKM, yıl boyu sektörün en büyük gündemi olmaya devam etti. Son dönemde KKMden çıkış kapsamında gelen regülasyonlar ile sektör odağını dönüşüm hedeflerine çevirmiş durumda. Ağustos sonu 127 milyar dolar olan KKM hacmi, 94 milyar dolara geriledi. Karlılık tarafında ise sektörün sermaye karlılığı, enflasyonun altında seyretmeye devam etti. Enflasyona endeksli tahvil gelirleri sektörün marjlarını desteklese de çekirdek faiz marjlarında ciddi daralma gördük. Son dönemde artırılan zorunlu karşılık oranlarının bankalara çok yüksek maliyetler getirmesi ise bilanço üzerindeki bir diğer yük ve zorluk oldu. Karlılığın baskılandığı, bankaların ağır yükler taşımak zorunda kaldığı böyle bir yılda sermaye yönetimi açısından da kritik bir dönemden geçiyoruz. Sektörün sermaye yapısının ve sermaye yeterlilik oranlarının hala çok iyi seviyelerde olduğunu düşünüyoruz.”

“Piyasa kendi fiyatlama dengesini artık bulabiliyor”

Garanti BBVA Genel Müdürü Baştuğ, para politikasındaki sıkılaşma ile enflasyon, politika faizi ve kredi-mevduat faizleri arasında sağlıklı bir ilişki oluştuğuna değinerek, piyasanın kendi fiyatlama dengesini artık bulabildiğini, bunun da kredi faizlerinin yükselmesine ve talepte bir düşüşe neden olduğunu söyledi.

Seçici kredi politikaları kapsamında kredilerdeki sınırlamaların halen devam ettiğini, bunların büyüme oranlarına yansıdığını dile getiren Baştuğ, şu açıklamalarda bulundu:

“Bu nedenlerle yılın ilk yarısında gördüğümüz hızlı kredi büyümesi trendi, ikinci yarıda yerini daha durgun ve temkinli bir görünüme bıraktı. Yıllık bazda TL kredi büyümesi, yüzde 57 ile enflasyonun altında kaldı. Kredi büyümesine temel katkı özellikle yılın ilk yarısında kredi kartı alacaklarından geldi. Son verilere göre, burada yıllık büyüme kart dahil yüzde 166 (kart hariç yüzde 43). TL tüzel tarafta yıllık büyüme yüzde 47 seviyesinde ve trende bakınca son aylarda özel bankalarda ivmelenme görüyoruz. Burada seçici kredi büyümesini teşvik eden, yatırıma ve ihracata yönelik kredilerin canlandırılması için önemli bir ajanda olduğunu biliyoruz. Bankacılık sektörü burada üzerine düşeni yapmaya devam edecektir.”

Baştuğ, mevduat faizlerinin, sıkı para politikası ve yasal düzenlemelerin standart mevduata dönüşüm hedefleriyle artış seyrini koruduğunu kaydederek, “Yakın zamanda politika faizinde gelinecek zirve seviyeyle beraber mevduat faizlerinde de zirveyi göreceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.

“(KKM) 33 milyar dolarlık azalmayla sektördeki hacim 94 milyar dolara indi”

Recep Baştuğ, ekonomi politikaları normalleştirilirken, parasal aktarım mekanizmasının daha sağlıklı işleyebilmesi için KKMnin zaman içinde kademeli olarak azaltılmasının hedeflendiğini, bu yönde atılan adımlarla KKMde hızlı bir erimenin başladığını bildirdi.

Baştuğ, “33 milyar dolarlık azalmayla sektördeki hacim 94 milyar dolara indi. TL vadeli mevduat içindeki payı da yüzde 55’ten yüzde 38’e kadar geriledi. KKM ürününü ikiye ayırırsak TL kaynaklı tarafın dönüşümü çok daha hızlı gerçekleşiyor. Burada yüzde 50 olan dönüşüm hedefimizin üstünde bir hızla ilerliyoruz. Buradaki bakiyenin çok büyük bir oranını 2024ün ilk yarısında dönüştürmüş olacağız. Yılın geri kalanında da muhtemelen bu bakiyenin bitmeye çok yaklaştığını göreceğiz.” diye konuştu.

Dövizden dönüşen KKMde ilk zamanlara göre çok daha fazla ivme kazanıldığını aktaran Baştuğ, 2024 yılında bu konunun büyük ihtimalle çözüme kavuşmuş olacağını ümit ettiklerini söyledi.

“2024te 4 temel konunun sektörün gidişatına yön vermesini bekliyoruz

Garanti BBVA Genel Müdürü Baştuğ, 2024’te 4 temel konunun sektörün gidişatına yön vermesini beklediklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2024’te sektör, ekonomi yönetiminin belirleyeceği yasal düzenlemelerin gereksinimlerini yerine getirmeye çalışacak. Burada yine bilançoların gelişimi makro politikalara uyumlu olacak. Beklentimiz, reel anlamda daralan, enflasyonun altında gelişen bir kredi büyümesi. Ekonomi yönetiminin, enflasyon ve cari açığı gözeterek kredilerde seçici büyüme yaklaşımının sürdüreceğini düşünüyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bireysel tarafta daha kısıtlı bir büyüme olurken, tüzel kredilerin özellikle ihracat ve yatırım odağıyla daha hızlı büyüyeceğini düşünüyoruz. Bir diğer kritik konu, fonlama maliyeti yönetimi. Artan zorunlu karşılık oranları ve KKM dönüşüm hedeflerinin getirdiği yükleri de düşündüğümüzde, fonlama maliyetini doğru yönetmek sektörün en önemli gündemlerinden biri olacak.”

Baştuğ, bilanço gücünü korumanın en önemli bileşenlerinden birisinin aktif kalite olduğunu belirterek, “Son yıllarda sektör bu açıdan oldukça iyi bir dönem geçirdi. Önümüzdeki dönemde sıkılaşan para politikasının da etkisiyle sektörün takipteki alacaklarında bir miktar artış göreceğiz. Burada ilk etki, kredi kartı ve bireysel krediler üzerinde görünecek. Ancak sektör ihtiyatlı bir yaklaşımla bu ortama kendini önceden hazırlamıştı. Ayrılan yüksek karşılıklar sayesinde sektörün bilançosu oldukça sağlam ve bu döneme hazır.” şeklinde konuştu.

Gelecek dönemde sektörün sermaye odağını etkin bir şekilde sürdürmesinin çok kritik olduğunu dile getiren Baştuğ, şu ifadeleri kullandı:

“Yüksek enflasyon ortamında sektörün karında nominal olarak artış görsek de aslında sermayeler eriyor. Ülkemizde 2024 ile beraber bankacılık sektörünün enflasyon muhasebesine geçişinin zaruri olduğunu düşünüyoruz. Bankacılığın sermaye karlılığı enflasyonun altında kalmaya devam edecek. Sektör negatif marj ortamından kurtulmaya çalışacak. Faaliyet giderlerinin etkin yönetimi her zamankinden daha önemli hale gelecek. Geçmiş dönemde ölçüsüz dağıtılan maaş promosyon bedellerinin bilançolardaki etkisini görmeye başlayacağız.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan Bank Mellat için faaliyet izni kaldırıldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

İran merkezli Bank Mellat’ın İstanbul Türkiye Merkez Şubesi’nin faaliyet izni, BDDK kararıyla kaldırıldı. Karar, 19 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), İran merkezli Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi hakkında önemli bir karar aldı. BDDK’nın 18 Eylül 2026 tarihli ve 11572 sayılı Kurul Kararı ile bankanın Türkiye’deki faaliyet izni kaldırıldı.

Karar, 19 Eylül 2026 tarihli ve 33375 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyuna duyuruldu.

Dayanak: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71/b maddesi

Resmî Gazete’deki kararda, faaliyet izninin kaldırılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 71. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.

Söz konusu hüküm, bir bankanın faaliyetine devam etmesinin mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ile mali sistemin güven ve istikrarı açısından tehlike oluşturduğunun ortaya çıkması halinde BDDK’ya faaliyet iznini kaldırma yetkisi veriyor.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var:

BDDK’nın yayımladığı Bank Mellat kararında, faaliyet izninin kaldırılmasına yol açan somut tespitler ayrıca açıklanmadı. Kararda yalnızca 18 Eylül tarihli yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiği belirtiliyor.

Bank Mellat Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteriyordu

Bank Mellat’ın Türkiye yapılanması, BDDK’nın banka kuruluşları listesinde “Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesi” olarak yer alıyordu. Bankanın İstanbul merkezinin yanı sıra Ankara ve İzmir şubeleri de bulunuyordu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

ABD’nin yaptırım uyguladığı banka TMSF’ye geçti

Golden Global Yatırım Bankası’nda TMSF dönemi: Yüzde 99,98’lik ortaklık hakkı Fon’a geçti

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD’nin yaptırım kararının ardından BDDK’dan kritik adım… Golden Global Yatırım Bankası’nın yüzde 99,98’lik payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık hakları TMSF tarafından kullanılacak. TMSF, bankanın yönetim kuruluna da atama yaptı.

Türkiye bankacılık sektöründe dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Golden Global Yatırım Bankası A.Ş.’nin yüzde 99,98 oranındaki payına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verildi.

Karar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) 16 Eylül 2026 tarihli ve 11569 sayılı kararıyla alındı. BDDK, işlemin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 18. maddesinin 5. fıkrası kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı.

Üç ortağın yüzde 99,98’lik payı TMSF kontrolünde

BDDK kararında TMSF tarafından kullanılacak ortaklık hakları üç ana hissedarı kapsıyor.

Ortak Pay
Emir Kaya %53,98
Salih Berberoğlu %32,00
Recep Kaba %14,00
Toplam %99,98

Dolayısıyla karar, bankanın neredeyse tamamını temsil eden ortaklık paylarının temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasını öngörüyor.

Burada hukuki açıdan önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kamuoyunda “TMSF bankaya el koydu” şeklinde ifade edilse de BDDK’nın resmi kararındaki teknik ifade, hisselerin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verilmesi şeklinde.

TMSF yönetim kuruluna da atama yaptı

BDDK kararının ardından süreç bir adım daha ilerledi. TMSF, 17 Eylül 2026 tarihli Fon Kurulu kararıyla Golden Global Yatırım Bankası’nın yönetim kuruluna atamalar gerçekleştirdi. Böylece TMSF’nin sadece ortaklık haklarını kullanması değil, bu hakların kullanılması doğrultusunda bankanın yönetim yapısında da fiili bir değişiklik yapılmış oldu.

Bu gelişme, Golden Global açısından yönetim ve ortaklık yapısında önemli bir dönüm noktası niteliğinde.

Sürecin arkasında ABD yaptırımı var

Golden Global’deki gelişmenin hemen öncesinde ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC, 4 Eylül 2026 tarihinde Golden Global Yatırım Bankası ile iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine almıştı.

Yaptırım kapsamına;

  • Golden Global Yatırım Bankası,
  • Golden Global Portföy Yönetimi,
  • Golden Global Varlık Kiralama alındı.

ABD makamları, kuruluşların İran bağlantılı finansal işlemleri kolaylaştırdığını ve Çin-İran arasındaki bazı finansal akışlarda rol oynadığını ileri sürdü.

Reuters’ın aktardığına göre ABD Hazine Bakanlığı, bankanın İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ile bağlantılı finansal işlemlerin kolaylaştırılmasında rol oynadığını iddia etti. Golden Global ise suçlamaları reddederek yaptırım kararına konu edilen kişi ve kuruluşların müşterileri olmadığını ve söz konusu taraflarla doğrudan veya dolaylı işlem ilişkisi bulunmadığını açıkladı.

Golden Global ne demişti?

Banka, 4 Eylül’deki gelişmenin ardından kamuoyuna yaptığı açıklamada OFAC’ın iddialarını kabul etmediğini belirtti. Banka ayrıca yaptırım kararında adı geçen kişi ve kuruluşlarla müşteri ilişkisi bulunmadığını ve bu taraflarla herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini açıkladı.

Dolayısıyla ABD’nin iddiaları ile bankanın savunması birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken hususlar olarak ortaya çıkıyor.

Neden önemli?

Golden Global dosyasını önemli hale getiren temel unsur, ABD’nin finansal yaptırımı ile Türkiye’deki bankacılık otoritesinin aldığı kararın kısa bir zaman aralığında gerçekleşmesi.

Ortaya çıkan kronoloji şöyle:

4 Eylül 2026
ABD Hazine Bakanlığı/OFAC, Golden Global ve iki bağlı kuruluşunu yaptırım listesine aldı.

16 Eylül 2026
BDDK, bankanın üç büyük ortağına ait toplam %99,98 oranındaki paylara ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verdi.

17 Eylül 2026
TMSF, bankanın yönetim kuruluna atamalar yaptı.

Bu nedenle Golden Global dosyası yalnızca bir banka ortaklık değişikliği olarak değil, uluslararası yaptırım riski ile ulusal bankacılık denetiminin kesiştiği bir vaka olarak da dikkat çekiyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankası 3,8 milyar TL’lik takipteki alacağını 627,8 milyon TL’ye sattı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, takipteki krediler portföyünde yer alan 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki alacağını, 627 milyon 850 bin TL bedelle 8 varlık yönetim şirketine devretti. Satışta bankanın tahsilat beklentisi ile alacağın nominal değeri arasındaki fark dikkat çekti.

Türkiye İş Bankası, tahsili gecikmiş alacak portföyündeki bir başka büyük satışı daha gerçekleştirdi. Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre, yapılan ihaleler sonucunda 3 milyar 801 milyon 142 bin 529 TL tutarındaki takipteki alacak portföyü, 627 milyon 850 bin TL satış bedeli karşılığında varlık yönetim şirketlerine devredildi. Satış bedelinin nakden tahsil edildiği bildirildi.

8 varlık yönetim şirketi aldı

Satış kapsamında söz konusu alacaklar;

  • Dünya Varlık Yönetim A.Ş.
  • Novatra Varlık Yönetim A.Ş.
  • Gelecek Varlık Yönetim A.Ş.
  • Emir Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birikim Varlık Yönetim A.Ş.
  • Ortak Varlık Yönetim A.Ş.
  • Sümer Varlık Yönetim A.Ş.
  • Birleşim Varlık Yönetim A.Ş.

olmak üzere toplam 8 varlık yönetim şirketine devredildi.

3,8 milyar TL’lik alacak 627,8 milyon TL’ye satıldı

Satışın en dikkat çekici tarafı, alacağın nominal tutarı ile satış bedeli arasındaki yüksek fark oldu.

3,801 milyar TL nominal alacak → 627,85 milyon TL satış bedeli

Buna göre varlık yönetim şirketlerinin ödediği bedel, nominal alacağın yaklaşık %16,5’i seviyesinde bulunuyor. Başka bir ifadeyle portföy, nominal değer üzerinden yaklaşık %83,5 iskonto ile devredilmiş oldu.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu oran, bankanın alacağı için daha önce bilançoda ayırdığı karşılıklar ve söz konusu portföyün gerçek tahsilat potansiyeli dikkate alınmadan doğrudan “bankanın zararı” şeklinde yorumlanmamalı.

Çünkü takipteki alacak satışlarında nominal alacak tutarı ile bankanın bilançosundaki net taşıma değeri aynı şey değildir.

İş Bankası 2026’da takipteki alacak satışlarını artırıyor

Bu satış, İş Bankası’nın 2026 yılı içerisindeki tahsili gecikmiş alacak satışları açısından da dikkat çekici.

Banka mart ayında 3 milyar 776,2 milyon TL tutarındaki takipteki alacağını 671 milyon TL bedelle beş varlık yönetim şirketine devretmişti.

Haziran ayında ise 3 milyar 936 milyon TL tutarındaki başka bir portföy 727,1 milyon TL bedelle dokuz varlık yönetim şirketine satılmıştı.

Eylül ayındaki son satış da eklendiğinde, yalnızca bu üç işlemde İş Bankası’nın satışa konu ettiği takipteki alacakların nominal büyüklüğü yaklaşık 11,51 milyar TL, toplam satış bedeli ise yaklaşık 2,03 milyar TL seviyesine ulaşıyor.

Bu üç işlemin ortalama satış oranı yaklaşık %17,6 seviyesinde bulunuyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.